İngilizce Fiiller Sözlüğü
"Oxford 3000" kelime listesinden özenle seçilen ingilizce fiiller sözlüğü. A1'den B2'ye kadar hitap eden kelimeleri kapsayıp, kelimelerin yanında hangi seviyeye tekabül ettikleri belirtilmiştir.
İngilizce Fiiller Sözlüğü
V1: abandon, V2: abandoned, V3: abandoned. Okunuşu: /əˈbændən/. Düzenli bir fiildir. Bir yeri, projeyi veya alışkanlığı kalıcı olarak bırakmak anlamında kullanılır. Nuans: ‘Leave’ (ayrılmak) fiilinden daha kalıcıdır ve genellikle çaresizlik veya sorumluluktan kaçmayı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘abandon ship’ (gemiyi terk etmek), ‘abandon hope’ (umudunu kesmek, vazgeçmek).
V1: absorb, V2: absorbed, V3: absorbed. Okunuşu: /əbˈzɔːrb/. Düzenli bir fiildir. Bir sıvıyı emmek veya bilgiyi anlayıp özümsemek demektir. Yaygın Kullanım: ‘be absorbed in something’ (bir şeye dalıp gitmek / kendini kaptırmak).
V1: accept, V2: accepted, V3: accepted. Okunuşu: /əkˈsept/. Düzenli bir fiildir. Bir teklifi, hediyeyi veya bir gerçeği onaylamak demektir. Nuans: ‘Except’ (hariç) kelimesi ile yazılışı ve okunuşu sıkça karıştırılır, dikkat edilmelidir. Yaygın Kullanım: ‘accept an apology’ (özrü kabul etmek), ‘accept an offer’ (bir teklifi kabul etmek).
V1: access, V2: accessed, V3: accessed. Okunuşu: /ˈækses/. Düzenli bir fiildir. Hem fiziki bir yere girmek hem de dijital/yazılı bir veriye ulaşmak için kullanılır. Nuans: ‘Assess’ (değerlendirmek) fiili ile yazılışı karıştırılır. Fiil olarak kullanıldığında kendisinden sonra ‘to’ edatı ALMAZ. Yaygın Kullanım: ‘gain access to’ (erişim sağlamak).
V1: accommodate, V2: accommodated, V3: accommodated. Okunuşu: /əˈkɒmədeɪt/. Düzenli bir fiildir. Birine kalacak yer temin etmek veya bir ihtiyaca uyum sağlamak demektir. Yaygın Kullanım: ‘accommodate needs’ (ihtiyaçları karşılamak).
V1: accompany, V2: accompanied, V3: accompanied. Okunuşu: /əˈkʌmpəni/. Düzenli bir fiildir. Bir yere giden birine katılmak veya bir şeyin başka bir şeyle birlikte bulunması anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘accompany someone to’ (birine bir yere kadar eşlik etmek).
V1: accomplish, V2: accomplished, V3: accomplished. Okunuşu: /əˈkʌmplɪʃ/. Düzenli bir fiildir. Zor bir görevi veya hedefi başarıyla tamamlamak demektir. Nuans: ‘Achieve’ ile benzerdir ancak accomplish daha çok tamamlanan bir görevi veya işi vurgular. Yaygın Kullanım: ‘mission accomplished’ (görev tamamlandı).
V1: account, V2: accounted, V3: accounted. Okunuşu: /əˈkaʊnt/. Düzenli bir fiildir. Çoğunlukla ‘account for’ öbeğiyle kullanılır ve bir şeyin sebebini açıklamak veya sorumlu olmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘account for something’ (bir şeyin açıklamasını yapmak / hesabını vermek).
V1: accuse, V2: accused, V3: accused. Okunuşu: /əˈkjuːz/. Düzenli bir fiildir. Birini bir hata veya suçla itham etmek demektir. Nuans: ‘Blame’den farkı, accuse daha çok resmi veya doğrudan bir suçlamayı ifade eder. Her zaman ‘of’ edatı ile kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘accuse someone of doing something’ (birini bir şey yapmakla suçlamak).
V1: achieve, V2: achieved, V3: achieved. Okunuşu: /əˈtʃiːv/. Düzenli bir fiildir. Belirli bir hedef veya standart için çaba göstererek sonuca ulaşmak anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘achieve a goal’ (bir hedefe ulaşmak), ‘achieve success’ (başarı elde etmek).
V1: acknowledge, V2: acknowledged, V3: acknowledged. Okunuşu: /əkˈnɒlɪdʒ/. Düzenli bir fiildir. Bir gerçeğin varlığını tanımak veya bir mesajın/paketin alındığını resmen bildirmek demektir. Yaygın Kullanım: ‘acknowledge a mistake’ (bir hatayı kabul etmek), ‘acknowledge receipt’ (alındığını bildirmek/onaylamak).
V1: acquire, V2: acquired, V3: acquired. Okunuşu: /əˈkwaɪər/. Düzenli bir fiildir. Bir beceriyi zamanla öğrenmek veya bir şeyi kalıcı olarak bünyesine katmak demektir. Nuans: ‘Get’ kelimesinin daha resmi ve süreç gerektiren (çaba ile kazanılan) halidir. Yaygın Kullanım: ‘acquire a language’ (dil edinmek), ‘acquired taste’ (zamanla alışılan/sevilen tat).
V1: act, V2: acted, V3: acted. Okunuşu: /ækt/. Düzenli bir fiildir. Harekete geçmek, belirli bir tavır sergilemek veya bir oyunda rol almak anlamlarına gelir. Yaygın Kullanım: ‘act up’ (garip çalışmak veya yaramazlık yapmak), ‘catch in the act’ (suçüstü yakalamak).
V1: adapt, V2: adapted, V3: adapted. Okunuşu: /əˈdæpt/. Düzenli bir fiildir. Yeni bir duruma veya çevreye alışmak, değişime ayak uydurmak demektir. Nuans: ‘Adopt’ (benimsemek, evlat edinmek) ile sıkça karıştırılır. Genellikle arkasından ‘to’ edatı alır. Yaygın Kullanım: ‘adapt to a new environment’ (yeni bir ortama uyum sağlamak).
V1: add, V2: added, V3: added. Okunuşu: /æd/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi başka bir şeye katmak veya sayıları toplamak anlamında kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘add up’ (mantıklı gelmek / toplamını bulmak).
V1: address, V2: addressed, V3: addressed. Okunuşu: /əˈdres/. Düzenli bir fiildir. İsim hali olan adres dışında; birine sözlü olarak yönelmek veya zor bir sorunu çözmek için ele almak anlamlarında kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘address an issue’ (bir sorunu ele almak/çözmeye odaklanmak).
V1: adjust, V2: adjusted, V3: adjusted. Okunuşu: /əˈdʒʌst/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi daha iyi çalışması için ufak dokunuşlarla ayarlamak veya yeni bir duruma ayak uydurmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘adjust to something’ (bir şeye alışmak/uyum sağlamak).
V1: admire, V2: admired, V3: admired. Okunuşu: /ədˈmaɪər/. Düzenli bir fiildir. Birinin yeteneğine, görünüşüne veya karakterine saygı ve büyük bir beğeni duymak anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘admire from afar’ (uzaktan hayranlık duymak).
V1: admit, V2: admitted, V3: admitted. Okunuşu: /ədˈmɪt/. Düzenli bir fiildir. Zor da olsa bir gerçeği kabullenmek, suçu üstlenmek veya birini bir yere (örneğin hastaneye) kabul etmek demektir. Kendisinden sonra gelen fiil genellikle ‘-ing’ takısı alır. Yaygın Kullanım: ‘admit defeat’ (yenilgiyi kabul etmek).
V1: adopt, V2: adopted, V3: adopted. Okunuşu: /əˈdɒpt/. Düzenli bir fiildir. Bir çocuğu yasal olarak ailesine katmak veya yeni bir fikri, yöntemi kabullenip uygulamaya başlamak demektir. Nuans: ‘Adapt’ (uyum sağlamak) ile çok sık karıştırılır. Adopt, bir şeyi olduğu gibi alıp kabullenmektir. Yaygın Kullanım: ‘adopt an approach’ (bir yaklaşım benimsemek).
V1: advance, V2: advanced, V3: advanced. Okunuşu: /ədˈvɑːns/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak ileri gitmek veya bilim, teknoloji, kariyer gibi konularda gelişme göstermek demektir. Nuans: ‘Go forward’ fiziksel bir adımdır, ‘advance’ ise daha çok yapısal veya soyut ilerlemeler için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘advance in one’s career’ (kariyerinde ilerlemek).
V1: advertise, V2: advertised, V3: advertised. Düzenli bir fiildir. Bir ürünü, hizmeti veya web sitesini tanıtmak amacıyla kitlelere duyurmak demektir.
V1: advise, V2: advised, V3: advised. Okunuşu: /ədˈvaɪz/. Düzenli bir fiildir. Birine ne yapması gerektiği konusunda yol göstermek demektir. Nuans: İsim hali olan ‘advice’ (tavsiye) kelimesi /s/ sesiyle biterken, fiil hali olan ‘advise’ kelimesi /z/ sesiyle telaffuz edilir. Yaygın Kullanım: ‘advise against’ (yapmamasını tavsiye etmek).
V1: affect, V2: affected, V3: affected. Okunuşu: /əˈfekt/. Düzenli bir fiildir. Bir kişinin veya durumun üzerinde değişiklik yaratmak demektir. Nuans: İngilizce öğrenenlerin en çok karıştırdığı kelimelerdendir. ‘Effect’ (etki) bir isimdir, ‘Affect’ (etkilemek) ise bir fiildir. Yaygın Kullanım: ‘deeply affected’ (derinden etkilenmiş).
V1: afford, V2: afforded, V3: afforded. Okunuşu: /əˈfɔːd/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi satın almak veya bir şeyi yapmak için yeterli paraya ya da zamana sahip olmak demektir. Nuans: Neredeyse her zaman ‘can’, ‘could’ veya ‘be able to’ gibi yardımcı fiillerle birlikte kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘can’t afford to lose’ (kaybetmeyi göze alamamak).
V1: age, V2: aged, V3: aged. Düzenli bir fiildir. Hem bir insanın yaş alması hem de şarap, peynir veya tarihi bir yapının yıllanması/eskimesi anlamlarında kullanılır.
V1: agree, V2: agreed, V3: agreed. Okunuşu: /əˈɡriː/. Düzenli bir fiildir. Bir düşünceye katılmak veya biriyle uzlaşmak demektir. Nuans: Türkçe düşünerek ‘I am agree’ demek çok yaygın bir hatadır; fiil olduğu için doğrudan ‘I agree’ denmelidir. Yaygın Kullanım: ‘agree to disagree’ (anlaşmazlıkta uzlaşmak / konuyu kapatmak).
V1: aid, V2: aided, V3: aided. Düzenli bir fiildir. Resmi bir yardım, fon sağlama veya bir süreci kolaylaştırma durumlarında ‘help’ fiilinden daha resmi bir alternatif olarak kullanılır.
V1: aim, V2: aimed, V3: aimed. Okunuşu: /eɪm/. Düzenli bir fiildir. Belirli bir amaca ulaşmaya çalışmak veya bir silahı/kamerayı bir noktaya doğrultmak demektir. Nuans: İsim olarak da (hedef/amaç) kullanılır. Fiil olarak genelde ‘aim at’ veya ‘aim to’ edatlarıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘aim high’ (yüksekleri hedeflemek).
V1: alarm, V2: alarmed, V3: alarmed. Düzenli bir fiildir. Birini tehlikeye karşı uyarmak veya korkutmak demektir. Genellikle pasif yapıda ‘be alarmed’ (telaşlanmak) şeklinde karşımıza çıkar.
V1: allow, V2: allowed, V3: allowed. Okunuşu: /əˈlaʊ/. Düzenli bir fiildir. Birinin bir şeyi yapmasına olanak tanımak demektir. Nuans: ‘Let’ fiiline göre daha resmidir ve genellikle ‘allow someone to do something’ kalıbıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘allow me’ (bana müsaade edin / ben yapayım).
V1: alter, V2: altered, V3: altered. Okunuşu: /ˈɔːltər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin karakterini, boyutunu veya yapısını değiştirmek demektir. Nuans: ‘Change’ kelimesine göre daha çok kısmi, ufak bir değişiklik veya uyarlama” anlamı taşır (örneğin bir kıyafeti terzide daraltmak). Yaygın Kullanım: ‘alter the course of history’ (tarihin seyrini değiştirmek).”
V1: amaze, V2: amazed, V3: amazed. Okunuşu: /əˈmeɪz/. Düzenli bir fiildir. Birinde büyük bir şaşkınlık ve beğeni uyandırmak demektir. Nuans: ‘Surprise’ kelimesinden çok daha güçlü, genellikle pozitif ve büyüleyici bir şaşkınlık barındırır. Yaygın Kullanım: ‘never ceases to amaze me’ (beni şaşırtmaktan/büyülemekten hiç geri kalmaz).
V1: amount, V2: amounted, V3: amounted. Okunuşu: /əˈmaʊnt/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘miktar’ demektir. Fiil olarak ise genellikle ‘to’ ile kullanılır (amount to) ve bir toplamı oluşturmak veya bir şeyle eşdeğer olmak anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘amount to nothing’ (hiçbir işe yaramamak / çabaların boşa çıkması).
V1: amuse, V2: amused, V3: amused. Okunuşu: /əˈmjuːz/. Düzenli bir fiildir. Birinin dikkatini eğlenceli bir şekilde çekmek, onu gülümsetmek demektir. Nuans: ‘Entertain’ daha çok bir gösteri veya performans ile eğlendirmektir, ‘amuse’ ise ufak bir espriyle veya durumla hafifçe tebessüm ettirmektir. Yaygın Kullanım: ‘keep someone amused’ (birini oyalamak/eğlendirmek).
V1: analyze, V2: analyzed, V3: analyzed. Okunuşu: /ˈænəlaɪz/. Düzenli bir fiildir. (İngiliz İngilizcesinde ‘analyse’ şeklinde de yazılır). Karmaşık bir konuyu anlamak için onu parçalarına ayırarak derinlemesine incelemek demektir. Yaygın Kullanım: ‘analyze the situation’ (durumu değerlendirmek).
V1: announce, V2: announced, V3: announced. Okunuşu: /əˈnaʊns/. Düzenli bir fiildir. Resmi veya önemli bir bilgiyi geniş kitlelere bildirmek demektir. Nuans: ‘Tell’ (söylemek) kişiseldir, ‘announce’ ise topluma veya bir gruba yönelik resmi bir duyurudur. Yaygın Kullanım: ‘formally announce’ (resmen duyurmak).
V1: annoy, V2: annoyed, V3: annoyed. Okunuşu: /əˈnɔɪ/. Düzenli bir fiildir. Birinin sabrını taşırmak veya ufak şeylerle onu sinirlendirmek demektir. Nuans: ‘Angry’ (sinirli) olmaktan ziyade, sürekli tekrar eden can sıkıcı durumlara (örneğin sinek vızıltısı veya sivri dilli bir şaka) karşı duyulan rahatsızlıktır. Yaygın Kullanım: ‘annoy the hell out of someone’ (birini deli etmek / çok sinirlendirmek).
V1: answer, V2: answered, V3: answered. Okunuşu: /ˈɑːnsər/ (İngiliz), /ˈænsər/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Sorulara, mektuplara, kapıya veya telefona yanıt verirken kullanılır. Nuans: Kapı çaldığında ‘open the door’ yerine ‘answer the door’ (kapıya bakmak/cevap vermek) kullanımı çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘answer for something’ (bir şeyin hesabını vermek).
V1: anticipate, V2: anticipated, V3: anticipated. Okunuşu: /ænˈtɪsɪpeɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin olacağını önceden tahmin edip ona göre hazırlık yapmak demektir. Nuans: ‘Expect’ kelimesinden farkı; anticipate, sadece beklemeyi değil, olacakları sezerek proaktif bir şekilde önlem almayı veya heyecan duymayı da içerir. Yaygın Kullanım: ‘highly anticipated’ (büyük bir merakla/heyecanla beklenen).
V1: apologize, V2: apologized, V3: apologized. Okunuşu: /əˈpɒlədʒaɪz/. Düzenli bir fiildir. (İngiliz İngilizcesinde ‘apologise’ olarak yazılabilir). Yapılan bir hatadan dolayı üzüntü bildirmek demektir. Nuans: İsim hali ‘apology’dir. Birinden özür dilerken ‘apologize someone’ denmez, araya mutlaka edat girer: ‘apologize TO someone’. Yaygın Kullanım: ‘sincerely apologize’ (içtenlikle özür dilemek).
V1: appeal, V2: appealed, V3: appealed. Okunuşu: /əˈpiːl/. Düzenli bir fiildir. Hukukta bir karara itiraz etmek (temyiz) anlamına gelir. Ancak günlük dilde bir şeyin göze veya akla hoş/çekici gelmesi (‘appeal to someone’) anlamı en yaygınıdır. Yaygın Kullanım: ‘lose its appeal’ (cazibesini yitirmek).
V1: appear, V2: appeared, V3: appeared. Okunuşu: /əˈpɪər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin fiziksel olarak bir anda göz önüne gelmesi veya bir durumun dışarıdan belirli bir şekilde algılanması demektir. Nuans: ‘Disappear’ (gözden kaybolmak) kelimesinin zıddıdır. Yaygın Kullanım: ‘appear out of nowhere’ (birdenbire / yoktan ortaya çıkmak).
V1: apply, V2: applied, V3: applied. Okunuşu: /əˈplaɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir işe/vizeye başvurmak veya bir kuralı, kremi, boyayı bir yüzeye sürmek/uygulamak demektir. Nuans: Başvurmak anlamındayken daima ‘for’ edatı alır (apply for). Yaygın Kullanım: ‘apply for a job’ (işe başvurmak), ‘apply pressure’ (baskı uygulamak).
V1: appoint, V2: appointed, V3: appointed. Okunuşu: /əˈpɔɪnt/. Düzenli bir fiildir. Birini resmi olarak bir pozisyona getirmek veya bir toplantı için zaman belirlemek demektir. Nuans: ‘Disappoint’ (hayal kırıklığına uğratmak) ile kökdaştır ancak anlamı tamamen farklıdır. Yaygın Kullanım: ‘newly appointed’ (yeni atanan).
V1: appreciate, V2: appreciated, V3: appreciated. Okunuşu: /əˈpriːʃieɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeye minnettar olmak veya bir şeyin maddi/manevi değerinin artması demektir. Nuans: Sadece ‘Thank you’ demekten daha derin, içten bir minnettarlık belirtir. Yaygın Kullanım: ‘much appreciated’ (çok makbule geçti / çok takdir edildi), ‘appreciate the little things’ (küçük şeylerin değerini bilmek).
V1: approach, V2: approached, V3: approached. Okunuşu: /əˈprəʊtʃ/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak bir yere yaklaşmak veya bir soruna belirli bir açıyla yaklaşmak (çözüm yolu aramak) demektir. Nuans: İsim hali de ‘yaklaşım’ anlamındadır. Kendisinden sonra ‘to’ edatı ALMAZ (approach the city). Yaygın Kullanım: ‘approach with caution’ (dikkatle yaklaşmak).
V1: approve, V2: approved, V3: approved. Okunuşu: /əˈpruːv/. Düzenli bir fiildir. Resmi bir belgeyi onaylamanın yanı sıra, bir davranışı ahlaken doğru bulmak demektir. Nuans: ‘Approve OF’ kalıbı, birinin yaptığı bir şeyi desteklemek/uygun bulmak anlamında çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘nod of approval’ (onaylayan baş sallaması – isim haliyle).
V1: argue, V2: argued, V3: argued. Okunuşu: /ˈɑːɡjuː/. Düzenli bir fiildir. Birisiyle kavga edercesine sözlü tartışmak veya akademik bir tezi savunmak/iddia etmek demektir. Nuans: ‘Discuss’ (fikir alışverişi yapmak) fiilinden daha serttir; ortada bir anlaşmazlık vardır. Yaygın Kullanım: ‘argue about something’ (bir şey hakkında tartışmak).
V1: arise, V2: arose, V3: arisen. Okunuşu: /əˈraɪz/. Düzensiz bir fiildir. Genellikle sorunlar, fırsatlar veya soyut durumlar için kullanılır. Nuans: ‘Rise’ (yükselmek) fiili ile karıştırılmamalıdır; arise, bir şeyin meydana gelmesi” veya “doğması” demektir. Yaygın Kullanım: ‘if the need arises’ (eğer gerek doğarsa/gerekirse).”
V1: arrange, V2: arranged, V3: arranged. Okunuşu: /əˈreɪndʒ/. Düzenli bir fiildir. Eşyaları sıraya koymak veya bir toplantı/etkinlik planlamak, hazırlık yapmak demektir. Nuans: ‘Organize’ ile eş anlamlıdır ancak arrange, detayların zaman ve mekan olarak ayarlanmasına odaklanır. Yaygın Kullanım: ‘arrange a meeting’ (toplantı ayarlamak).
V1: arrest, V2: arrested, V3: arrested. Okunuşu: /əˈrest/. Düzenli bir fiildir. Genellikle güvenlik güçleri tarafından birinin özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Nuans: Tıp dilinde kalbin durması (‘cardiac arrest’) veya bir hastalığın ilerlemesinin durdurulması anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘under arrest’ (gözaltında/tutuklu).
V1: arrive, V2: arrived, V3: arrived. Okunuşu: /əˈraɪv/. Düzenli bir fiildir. Bir yolculuğun hedefine ulaşması demektir. Nuans: Ülke veya şehir gibi büyük yerlere varırken ‘arrive IN’, bina veya istasyon gibi daha küçük yerlere varırken ‘arrive AT’ kullanılır. Asla ‘arrive TO’ denmez. Yaygın Kullanım: ‘arrive safely’ (sağ salim varmak).
V1: ask, V2: asked, V3: asked. Okunuşu: /ɑːsk/ (İngiliz), /æsk/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Soru sormak temel anlamıdır. Nuans: Arkasından ‘for’ edatı geldiğinde (ask for) ‘bir şey istemek, rica etmek’ anlamı taşır. Yaygın Kullanım: ‘ask a favor’ (bir iyilik istemek), ‘don’t ask me’ (bana sorma/ben bilmem).
V1: assemble, V2: assembled, V3: assembled. Okunuşu: /əˈsembl/. Düzenli bir fiildir. İnsanların bir meydanda toplanması veya mobilya/makine gibi parçaları birleştirip bütün oluşturmak demektir. Nuans: ‘Gather’ fiilinden daha resmi ve yapısal bir toplanmayı/birleştirmeyi ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘assemble a team’ (bir ekip kurmak).
V1: assess, V2: assessed, V3: assessed. Okunuşu: /əˈses/. Düzenli bir fiildir. Bir durumun önemini, kalitesini, tehlikesini veya bir malın maddi değerini ölçüp tartmak demektir. Nuans: ‘Access’ (erişmek) ile yazılışı çok benzerdir, karıştırılmamalıdır. Yaygın Kullanım: ‘assess the situation’ (durum değerlendirmesi yapmak).
V1: assign, V2: assigned, V3: assigned. Okunuşu: /əˈsaɪn/. Düzenli bir fiildir. Birine belirli bir işi, sorumluluğu veya odayı/yeri vermek demektir. Nuans: Okul hayatındaki ‘assignment’ (ödev) kelimesinin köküdür. Yaygın Kullanım: ‘assign a task’ (görev vermek/atamak).
V1: assist, V2: assisted, V3: assisted. Okunuşu: /əˈsɪst/. Düzenli bir fiildir. Birine işinde veya zor bir anında yardımcı olmak demektir. Nuans: ‘Help’ kelimesinin daha resmi, profesyonel ve kurumsal halidir. Yaygın Kullanım: ‘assist someone in doing something’ (birine bir şey yapmasında yardım etmek).
V1: associate, V2: associated, V3: associated. Düzenli bir fiildir. İnsanların zihninde iki farklı şeyi birbirine bağlamak veya biriyle/bir grupla iş yapmak anlamlarında kullanılır.
V1: assume, V2: assumed, V3: assumed. Okunuşu: /əˈsjuːm/ (İngiliz), /əˈsuːm/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Kesin bir kanıt olmadan bir şeyin doğru olduğuna inanmak demektir. Nuans: Günlük dilde ‘assume responsibility’ (sorumluluk üstlenmek) anlamı da oldukça yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘let’s assume’ (diyelim ki / farz edelim ki).
V1: assure, V2: assured, V3: assured. Okunuşu: /əˈʃʊər/. Düzenli bir fiildir. Birini bir konu hakkında rahatlatmak ve güvence vermek demektir. Nuans: ‘Ensure’ (emin olmak/sağlama almak) fiiliyle sıkça karıştırılır; ‘assure’ doğrudan bir kişiye söylenen sözlü bir güvencedir. Yaygın Kullanım: ‘rest assured’ (içiniz rahat olsun / müsterih olun).
V1: attach, V2: attached, V3: attached. Okunuşu: /əˈtætʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi başka bir şeye tutturmak veya duygusal olarak bağlanmak demektir. Nuans: Zıddı ‘detach’ (ayırmak) fiilidir. E-postalarda ‘dosya eki’ (attachment) anlamı buradan gelir. Yaygın Kullanım: ‘no strings attached’ (hiçbir koşul yok / karşılıksız) veya ‘be attached to’ (duygusal olarak bağlı olmak).
V1: attack, V2: attacked, V3: attacked. Okunuşu: /əˈtæk/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel bir şiddet eylemi veya sözlü olarak sert bir eleştiri yöneltmek demektir. İsim olarak da kullanılır (saldırı). Yaygın Kullanım: ‘under attack’ (saldırı altında) veya ‘heart attack’ (kalp krizi).
V1: attempt, V2: attempted, V3: attempted. Okunuşu: /əˈtempt/. Düzenli bir fiildir. Zor veya başarısız olma ihtimali olan bir işi yapmaya çalışmak demektir. Nuans: ‘Try’ (denemek) fiiline göre daha resmi ve ciddidir. Kendisinden sonra fiil gelirse ‘to’ alır (attempt to do). Yaygın Kullanım: ‘attempt to escape’ (kaçmaya yeltenmek/teşebbüs etmek).
V1: attend, V2: attended, V3: attended. Okunuşu: /əˈtend/. Düzenli bir fiildir. Bir toplantıda, derste, okulda veya etkinlikte resmi olarak bulunmak demektir. Nuans: ‘Join’ fiilinden farklıdır; bir kulübe ‘join’ (üye) olursunuz ama bir toplantıya ‘attend’ edersiniz. Kendisinden sonra ‘to’ veya ‘in’ ALMAZ. Yaygın Kullanım: ‘attend a meeting’ (toplantıya katılmak).
V1: attract, V2: attracted, V3: attracted. Okunuşu: /əˈtrækt/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak (mıknatıs gibi) veya güzellik, ilgi anlamında kendine çekmek demektir. İsim hali ‘attraction’ (cazibe merkezi) turizmde çok kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘attract attention’ (dikkat çekmek).
V1: avoid, V2: avoided, V3: avoided. Okunuşu: /əˈvɔɪd/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyden uzak durmak veya kötü bir durumun olmasını engellemek demektir. Nuans: Kendisinden sonra bir fiil gelirse kesinlikle ‘-ing’ takısı alır (avoid going). Yaygın Kullanım: ‘avoid like the plague’ (vebadan kaçar gibi kaçmak / bucak bucak kaçmak).
V1: awake, V2: awoke, V3: awoken. Okunuşu: /əˈweɪk/. Düzensiz bir fiildir. Uykudan kalkmak demektir. Nuans: ‘Wake up’ günlük dilde daha yaygındır; ‘awake’ ise edebi metinlerde veya sıfat (uyanık) olarak sıkça karşımıza çıkar. Yaygın Kullanım: ‘wide awake’ (tamamen uyanık / cin gibi) veya ‘rude awakening’ (acı gerçekle yüzleşme/kötü sürpriz).
V1: award, V2: awarded, V3: awarded. Okunuşu: /əˈwɔːd/. Düzenli bir fiildir. Bir başarı karşılığında madalya, para veya unvan vermek demektir. Nuans: ‘Reward’ (ödül) iyi bir davranışın karşılığıdır; ‘award’ ise resmi bir kurum veya jüri tarafından takdim edilen ödüller için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘award a prize’ (ödül vermek / layık görmek).
V1: bake, V2: baked, V3: baked. Okunuşu: /beɪk/. Düzenli bir fiildir. Kuru ısıyla, özellikle fırın kullanarak ekmek, kek gibi yiyecekleri pişirmek demektir. Nuans: Suda veya yağda pişirmek için ‘cook’ veya ‘fry’ kullanılır, ‘bake’ sadece fırınlama eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘freshly baked’ (fırından yeni çıkmış / taze pişmiş).
V1: balance, V2: balanced, V3: balanced. Okunuşu: /ˈbæləns/. Düzenli bir fiildir. İki veya daha fazla şey arasında eşitlik sağlamak, düşmeden durmak demektir. İsim haliyle de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘strike a balance’ (dengeyi kurmak/tutturmak) veya ‘lose one’s balance’ (dengesini kaybetmek).
V1: ban, V2: banned, V3: banned. Okunuşu: /bæn/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘n’ çift yazılır). Bir şeyin yapılmasını, kullanılmasını veya birinin bir yere girmesini resmi makamlarca engellemek demektir. Nuans: ‘Forbid’ fiiline göre çok daha resmi ve hukuki bir eylemdir. Yaygın Kullanım: ‘lift the ban’ (yasağı kaldırmak).
V1: base, V2: based, V3: based. Okunuşu: /beɪs/. Düzenli bir fiildir. Bir fikrin, hikayenin veya kurumun temellerini bir yere/bir şeye kurmak demektir. Nuans: Çoğunlukla ‘be based on’ (bir şeye dayanmak/uyarlanmak) şeklinde pasif (edilgen) yapıda kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘based on a true story’ (gerçek bir hikayeye dayanır).
V1: am/is/are, V2: was/were, V3: been. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin temel taşıdır. Durum ve yer bildirir. Bir yerde bulunup dönmüş olmayı belirtirken ‘have been to’ kalıbı kullanılır.
V1: bear, V2: bore, V3: borne/born. Okunuşu: /beər/. Düzensiz bir fiildir. İsim olan ‘ayı’ kelimesiyle aynı yazılır. Fiil olarak zor bir duruma sabretmek, bir yükü taşımak veya ağacın meyve vermesi anlamlarındadır. Nuans: Doğmak anlamındaki ‘be born’ (I was born) yapısı bu fiilin 3. halinden gelir. Yaygın Kullanım: ‘bear in mind’ (aklında bulunsun / unutma), ‘can’t bear’ (katlanamamak).
V1: beat, V2: beat, V3: beaten. Okunuşu: /biːt/. Düzensiz bir fiildir. Bir yarışmada rakibi yenmek, ritmik olarak vurmak (örneğin kalp atışı veya davul) anlamlarındadır. Nuans: ‘Win’ fiilinden çok önemli bir farkı vardır; bir yarışı veya madalyayı ‘win’ (kazanırsınız), ama rakibi ‘beat’ (yenersiniz). Yaygın Kullanım: ‘beat the clock’ (zamana karşı yarışmak/kazanmak), ‘heart is beating’ (kalp atıyor).
V1: become, V2: became, V3: become. Okunuşu: /bɪˈkʌm/. Düzensiz bir fiildir. Bir durumdan diğerine geçişi ifade eder. Nuans: ‘Be’ (olmak) mevcut durumu, ‘become’ ise süreci ve değişimi anlatır. Yaygın Kullanım: ‘What has become of him?’ (Ona ne oldu / Ne hallere düştü?).
V1: beg, V2: begged, V3: begged. Düzenli bir fiildir. Çaresizce bir şey istemek veya sokakta dilenmek demektir. Yazarken ‘-ed’ takısı alırken ‘g’ harfi çift yazılır.
V1: begin, V2: began, V3: begun. Okunuşu: /bɪˈɡɪn/. Düzensiz bir fiildir. Bir sürecin veya eylemin ilk adımını atmak demektir. Nuans: ‘Start’ kelimesi daha günlük ve anidir (motoru başlatmak vs.), ‘begin’ ise süreçler, hikayeler ve daha resmi durumlar için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘To begin with’ (Öncelikle / Her şeyden önce).
V1: behave, V2: behaved, V3: behaved. Okunuşu: /bɪˈheɪv/. Düzenli bir fiildir. Birinin tavır sergilemesi veya kurallara uygun hareket etmesi demektir. Nuans: ‘Act’ eyleme geçmeyi vurgularken, ‘behave’ ahlaki ve sosyal kurallara uygunluğu vurgular. Yaygın Kullanım: ‘Behave yourself!’ (Uslu dur! / Edebini takın!).
V1: believe, V2: believed, V3: believed. Okunuşu: /bɪˈliːv/. Düzenli bir fiildir. Bir gerçeği kabul etmek veya birine güvenmek demektir. Nuans: Bir dinin, fikrin veya kişinin potansiyeline/varlığına inanırken daima ‘in’ edatı alır (believe in). Yaygın Kullanım: ‘Seeing is believing’ (Gözüyle görmeden inanmaz insan / Görmek inanmaktır).
V1: belong, V2: belonged, V3: belonged. Okunuşu: /bɪˈlɒŋ/. Düzenli bir fiildir. Sahiplik veya bir gruba/yere dahil olma bildirir. Nuans: Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Daima ‘to’ edatıyla kullanılır (belong to). Yaygın Kullanım: ‘a sense of belonging’ (ait olma hissi).
V1: bend, V2: bent, V3: bent. Okunuşu: /bend/. Düzensiz bir fiildir. Bir şeyi kırmadan şeklini değiştirmek, kıvırmak veya vücudunu eğmek demektir. Yaygın Kullanım: ‘bend the rules’ (kuralları esnetmek), ‘bend over backwards’ (bir iş için iki büklüm olmak / elinden geleni ardına koymamak).
V1: benefit, V2: benefited, V3: benefited. Okunuşu: /ˈbenɪfɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyden avantaj veya iyilik elde etmek demektir. Nuans: Genellikle ‘from’ edatıyla kullanılır (benefit from). İsim hali de ‘fayda/yarar’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘give someone the benefit of the doubt’ (birine şans tanımak / şüphenin avantajını ona vermek).
V1: bet, V2: bet, V3: bet. Okunuşu: /bet/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Kumar anlamı dışında günlük dilde kesinlik bildirmek için çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘You bet!’ (Tabii ki! / Kesinlikle!), ‘I bet…’ (Bahse girerim ki… / Adım gibi eminim).
V1: bill, V2: billed, V3: billed. Düzenli bir fiildir. Verilen bir hizmet veya satılan bir ürün için müşteriden resmi olarak para talep etmek demektir.
V1: bind, V2: bound, V3: bound. Okunuşu: /baɪnd/. Düzensiz bir fiildir. İple bağlamak, kitap ciltlemek veya insanları bir yeminle/sözleşmeyle birbirine bağlamak demektir. Nuans: ‘Tie’ (düğümlemek) fizikselken, ‘bind’ sadakat, yasa veya kader gibi soyut bağları da kapsar. Yaygın Kullanım: ‘bind someone to a promise’ (birini verdiği söze bağlamak/mecbur bırakmak).
V1: bite, V2: bit, V3: bitten. Okunuşu: /baɪt/. Düzensiz bir fiildir. Dişleri kullanarak koparmak demektir. Nuans: İngilizcede yılan veya böcek sokması için de ‘bite’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘bite the dust’ (tozu dumana katmak / yenilip yere serilmek), ‘bite off more than you can chew’ (boyundan büyük işe kalkışmak).
V1: blame, V2: blamed, V3: blamed. Okunuşu: /bleɪm/. Düzenli bir fiildir. Kötü bir olayın sebebi olarak birini görmek. Nuans: ‘Accuse’ hukuki ve resmi bir ithamken, ‘blame’ günlük hayattaki sitem veya sorumlu tutmadır. ‘Blame someone FOR something’ yapısıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘shift the blame’ (suçu başkasına atmak), ‘have only oneself to blame’ (sadece kendini suçlamak/kendi düşen ağlamaz).
V1: bleed, V2: bled, V3: bled. Okunuşu: /bliːd/. Düzensiz bir fiildir. İsim hali olan ‘blood’ (kan) kelimesinin eylem halidir. Bir yaradan kan akması demektir. Yaygın Kullanım: ‘my heart bleeds for you’ (içim kan ağlıyor / sana çok üzülüyorum), ‘bleed someone dry’ (birinin kanını emmek / maddi olarak sömürmek).
V1: blend, V2: blended, V3: blended. Okunuşu: /blend/. Düzenli bir fiildir. Birden fazla şeyi uyumlu bir şekilde bir araya getirmek veya bir ortama uyum sağlayıp kamufle olmak demektir. Nuans: ‘Mix’ genellikle fiziksel bir karıştırmayken, ‘blend’ daha sanatsal ve kusursuz bir kaynaşmadır (örn: kahve harmanı, renklerin geçişi). Yaygın Kullanım: ‘blend in’ (ortama ayak uydurmak / dikkat çekmemek).
V1: block, V2: blocked, V3: blocked. Düzenli bir fiildir. Birinin fiziksel olarak yolunu kesmek, internette bir kullanıcıyı engellemek veya bir akışı durdurmak demektir.
V1: blow, V2: blew, V3: blown. Okunuşu: /bləʊ/. Düzensiz bir fiildir. Rüzgarın esmesi veya ağızla hava üflemek demektir. Nuans: Bir şeyi patlatmak (blow up) veya bir fırsatı kaçırmak/mahvetmek anlamlarında da çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘blow one’s mind’ (aklını başından almak / çok şaşırtmak), ‘blow a chance’ (bir fırsatı tepmek).
V1: board, V2: boarded, V3: boarded. Düzenli bir fiildir. Uçak, gemi veya tren gibi toplu taşıma araçlarına resmi olarak giriş yapmak/binmek anlamında kullanılır.
V1: boil, V2: boiled, V3: boiled. Okunuşu: /bɔɪl/. Düzenli bir fiildir. Bir sıvının ısıtılarak fokurdaması veya yiyecekleri suda haşlamak demektir. Nuans: Fırında pişirmek ‘bake’, yağda kızartmak ‘fry’, suda haşlamak ise ‘boil’dir. Yaygın Kullanım: ‘make someone’s blood boil’ (birinin kanını beynine sıçratmak / çok sinirlendirmek).
V1: bomb, V2: bombed, V3: bombed. Düzenli bir fiildir. Askeri bir eylem olarak tahrip edici patlayıcılar kullanmak demektir. Okunurken sondaki ‘b’ harfi sessizdir (bom).
V1: book, V2: booked, V3: booked. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘book’ (kitap) kelimesinin fiil halidir. Otel, uçuş veya restoran için önceden yer ayarlamak demektir.
V1: borrow, V2: borrowed, V3: borrowed. Okunuşu: /ˈbɒr.əʊ/. Düzenli bir fiildir. Geri vermek üzere geçici olarak bir şey almak demektir. Nuans: ‘Lend’ ödünç vermek, ‘borrow’ ödünç almaktır. Daima ‘from’ edatıyla kullanılır (borrow something FROM someone). Yaygın Kullanım: ‘living on borrowed time’ (ödünç zamanla yaşamak / eceli gecikmek / son demlerini yaşamak).
V1: bother, V2: bothered, V3: bothered. Okunuşu: /ˈbɒð.ər/. Düzenli bir fiildir. Birine sıkıntı vermek veya bir iş için kendi kendine zahmete girmek demektir. Nuans: ‘Annoy’ daha çok sinir bozmaktır, ‘bother’ ise işinden alıkoymak veya dert etmektir. Yaygın Kullanım: ‘don’t bother’ (hiç zahmet etme), ‘hot and bothered’ (hararetli ve telaşlı).
V1: bounce, V2: bounced, V3: bounced. Okunuşu: /baʊns/. Düzenli bir fiildir. Bir nesnenin (özellikle topun) bir yüzeye çarpıp geri sıçraması demektir. Nuans: Mecazen bir fikri başkasına danışmak (‘bounce ideas off someone’) veya karşılıksız çekin dönmesi (‘bounced check’) anlamlarında kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘bounce back’ (kötü bir durumdan sonra hızla toparlanmak/eski haline dönmek).
V1: bow, V2: bowed, V3: bowed. Okunuşu: /baʊ/. Düzenli bir fiildir. Saygı göstermek için belden veya başla öne doğru eğilmek demektir. Nuans: İsim hali olan yay (‘bow’) kelimesi /bəʊ/ olarak okunurken, eğilmek fiili /baʊ/ (bav gibi) okunur. Yaygın Kullanım: ‘bow down to someone’ (birinin önünde eğilmek / boyun eğmek).
V1: brand, V2: branded, V3: branded. Düzenli bir fiildir. Ticari olarak bir ürüne veya siteye imaj yaratmak ya da mecazi olarak birini kötü bir sıfatla damgalamak anlamındadır.
V1: break, V2: broke, V3: broken. Okunuşu: /breɪk/. Düzensiz bir fiildir. Fiziksel olarak parçalamak, makinelerin arızalanması veya bir kuralı ihlal etmek demektir. Nuans: İsim olarak ‘mola’ demektir (take a break). Yaygın Kullanım: ‘break the ice’ (buzları eritmek / ortamı yumuşatmak), ‘break a leg’ (şeytanın bacağını kır / iyi şanslar).
V1: breathe, V2: breathed, V3: breathed. Okunuşu: /briːð/. Düzenli bir fiildir. Akciğerlere hava çekip vermek demektir. Nuans: İsim hali olan ‘breath’ (nefes) kelimesinde sonda ‘e’ yoktur ve /breθ/ okunur. Fiil halinde ‘e’ vardır ve uzun okunur. Yaygın Kullanım: ‘breathe down someone’s neck’ (birinin ensesinde boza pişirmek / sürekli gözetlemek), ‘breathe a sigh of relief’ (rahat bir nefes almak).
V1: bring, V2: brought, V3: brought. Okunuşu: /brɪŋ/. Düzensiz bir fiildir (V2 ve V3 okunuşu: /brɔːt/ – brot). Bir şeyi bulunulan yere taşımak demektir. Nuans: ‘Take’ (götürmek) fiilinin tam zıddıdır. Biri sana doğru geliyorsa ‘bring’, senden uzağa gidiyorsa ‘take’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘bring to light’ (gün yüzüne çıkarmak / aydınlatmak), ‘bring to the table’ (masaya bir şey sunmak / katkı sağlamak).
V1: broadcast, V2: broadcast, V3: broadcast. Düzensiz bir fiildir (üç hali de aynıdır). Televizyon, radyo veya internet üzerinden geniş kitlelere ses/görüntü iletmek demektir.
V1: brush, V2: brushed, V3: brushed. Okunuşu: /brʌʃ/. Düzenli bir fiildir. Saçı, dişleri veya bir yüzeyi fırça ile temizlemek/düzeltmek demektir. Yanından sıyırıp geçmek anlamı da vardır. Nuans: İsim hali de (fırça) aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘brush up on something’ (bir bilgiyi veya beceriyi tazelemek / pasını atmak), ‘brush aside’ (göz ardı etmek / umursamamak).
V1: build, V2: built, V3: built. Okunuşu: /bɪld/. Düzensiz bir fiildir. Fiziksel bir yapı oluşturmak veya soyut olarak güven, hayat, iş kurmak demektir. Nuans: ‘Construct’ kelimesi daha çok mühendislik ve büyük projeler için kullanılırken, ‘build’ hem fiziksel hem mecazi çok geniş bir anlama sahiptir. Yaygın Kullanım: ‘Rome wasn’t built in a day’ (Roma bir günde inşa edilmedi / büyük işler zaman ve sabır gerektirir).
V1: burn, V2: burned/burnt, V3: burned/burnt. Okunuşu: /bɜːn/. Hem düzenli hem düzensiz olarak kullanılabilir (İngiliz İngilizcesinde ‘burnt’ daha yaygındır). Ateşle yok olmak, ısı yaymak veya yakmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘burn bridges’ (köprüleri atmak / gemileri yakmak / geri dönüş yolunu kapatmak), ‘burn the midnight oil’ (gece geç saatlere kadar çalışmak).
V1: burst, V2: burst, V3: burst. Okunuşu: /bɜːst/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. İçerideki basınçtan dolayı bir şeyin aniden parçalanması demektir. Nuans: ‘Explode’ (bomba patlaması) gibi yıkıcı değildir; balonun patlaması, borunun yarılması veya aniden bir duyguya kapılmak (gülme/ağlama krizi) anlamlarındadır. Yaygın Kullanım: ‘burst into tears’ (gözyaşlarına boğulmak / aniden ağlamaya başlamak).
V1: bury, V2: buried, V3: buried. Okunuşu: /ˈber.i/ (Beri gibi). Düzenli bir fiildir. Birini/bir şeyi toprağın altına yerleştirmek veya duyguları/sırları saklamak demektir. Nuans: Yazılışı yanıltıcıdır; telaffuzunda ‘u’ harfi ‘e’ gibi (çilek anlamına gelen berry gibi) okunur. Yaygın Kullanım: ‘bury the hatchet’ (baltaları gömmek / düşmanlığı bitirip barışmak), ‘bury one’s head in the sand’ (başını kuma gömmek / gerçekleri görmezden gelmek).
V1: buy, V2: bought, V3: bought. Okunuşu: /baɪ/. Düzensiz bir fiildir (V2 ve V3 okunuşu: /bɔːt/ – bot). Para karşılığı bir şey edinmek demektir. Nuans: Günlük konuşma dilinde birinin anlattığı yalanı veya mazereti yutmak/inanmak” anlamında çok sık kullanılır (‘I don’t buy that’ – Buna inanmıyorum/bana sökmez). Yaygın Kullanım: ‘buy some time’ (zaman kazanmak).”
V1: calculate, V2: calculated, V3: calculated. Okunuşu: /ˈkæl.kjə.leɪt/. Düzenli bir fiildir. Matematiksel işlemlerle bir sonuca varmak demektir. Nuans: ‘Compute’ (işlem yapmak) kelimesine göre günlük dilde çok daha yaygındır. Beklentileri veya riskleri mantıkla ölçmek anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘calculated risk’ (hesaplanmış/göze alınmış risk).
V1: call, V2: called, V3: called. Okunuşu: /kɔːl/. Düzenli bir fiildir. Telefonla aramak, uzaktaki birine bağırmak veya bir şeye isim vermek demektir. Nuans: ‘What is this called?’ (Buna ne denir / Adı nedir?) kalıbı İngilizcenin en temel yapı taşlarındandır. Yaygın Kullanım: ‘call it a day’ (bugünlük bu kadar yeter / paydos etmek), ‘close call’ (kıl payı kurtuluş).
V1: calm, V2: calmed, V3: calmed. Okunuşu: /kɑːm/. Düzenli bir fiildir. Telaş veya öfkeyi dindirmek demektir. Nuans: Telaffuzunda ‘l’ harfi kesinlikle okunmaz. Genellikle ‘down’ edatıyla birleşerek (calm down) kullanılır. İsim ve sıfat (sakin) hali de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘calm before the storm’ (fırtına öncesi sessizlik).
V1: camp, V2: camped, V3: camped. Okunuşu: /kæmp/. Düzenli bir fiildir. Açık havada veya vahşi doğada geçici olarak konaklamak demektir. Yaygın Kullanım: ‘pitch a tent’ (çadır kurmak – camp ile ilişkili eylem), ‘make camp’ (kamp alanı oluşturmak/yerleşmek).
V1: campaign, V2: campaigned, V3: campaigned. Düzenli bir fiildir. Siyasi, ticari veya sosyal bir amaç için organize bir şekilde çalışmak demektir.
V1: cancel, V2: cancelled, V3: cancelled. Okunuşu: /ˈkæn.səl/. Düzenli bir fiildir. Önceden planlanmış bir etkinliğin veya kararın yapılmayacağını duyurmak demektir. Nuans: ‘Delay’ veya ‘postpone’ (ertelemek) ile karıştırılmamalıdır; cancel eylemi tamamen iptal eder. Yaygın Kullanım: ‘cancel out’ (etkisini yok etmek / birbirini götürmek).
V1: capture, V2: captured, V3: captured. Düzenli bir fiildir. Askeri olarak bir yeri/kişiyi esir almak veya bir fotoğraf/video ile anı yakalamak anlamında çok kullanılır.
V1: care, V2: cared, V3: cared. Okunuşu: /keər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeye değer vermek veya sevgi beslemek demektir. Nuans: ‘Care about’ bir konuyu önemsemek iken, ‘care for’ bir hastaya/çocuğa bakmak veya birinden hoşlanmak anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘take care of yourself’ (kendine iyi bak), ‘I couldn’t care less’ (hiç umurumda bile değil).
V1: carry, V2: carried, V3: carried. Okunuşu: /ˈkær.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir yükü kucakta, sırtta veya ellerde bir yere götürmek demektir. Nuans: ‘Bring’ (getirmek) fiili ile karıştırılır; ‘carry’ hareketin kendisine (taşıma eylemine) odaklanırken, ‘bring’ varış noktasına odaklanır. Yaygın Kullanım: ‘carry on’ (devam etmek), ‘carry out’ (bir planı/görevi yerine getirmek).
V1: cast, V2: cast, V3: cast. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Gölge düşürmek (‘cast a shadow’), oy kullanmak (‘cast a vote’) veya dizide oyuncu seçmek anlamlarına gelir.
V1: catch, V2: caught, V3: caught. Okunuşu: /kætʃ/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /kɔːt/ – kot). Fırlatılan bir şeyi havada tutmak, trene/otobüse yetişmek veya bir hastalığa (soğuk algınlığı vb.) yakalanmak anlamlarındadır. Yaygın Kullanım: ‘catch someone’s eye’ (birinin dikkatini/gözünü çekmek), ‘catch someone red-handed’ (suçüstü yakalamak).
V1: cause, V2: caused, V3: caused. Okunuşu: /kɔːz/. Düzenli bir fiildir. Bir olayın meydana gelmesini tetiklemek demektir. Nuans: İsim hali ‘sebep/dava’ demektir. Fiil olarak genellikle olumsuz durumlar (hasara sebep olmak, soruna yol açmak) için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘lost cause’ (umutsuz vaka / kaybedilmiş dava), ’cause trouble’ (sorun çıkarmak).
V1: celebrate, V2: celebrated, V3: celebrated. Okunuşu: /ˈsel.ə.breɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir bayramı, zaferi veya özel bir günü şenlikle anmak demektir. Nuans: ‘Congratulate’ (tebrik etmek) ile sıkça karıştırılır. Bir kişiyi tebrik edersiniz (congratulate you), ancak bir olayı kutlarsınız (celebrate a birthday). Yaygın Kullanım: ‘call for a celebration’ (kutlamayı gerektirmek / kutlanacak bir durum olmak).
V1: challenge, V2: challenged, V3: challenged. Okunuşu: /ˈtʃæl.ɪndʒ/. Düzenli bir fiildir. Birini bir yarışmaya davet etmek veya bir kuralın doğruluğunu sorgulamak/itiraz etmek demektir. Nuans: İsim hali de ‘zorluk/meydan okuma’ olarak çok yaygındır. Yetenekleri sınayan zorlu durumları ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘rise to the challenge’ (zorlukların üstesinden gelmek / elini taşın altına koymak).
V1: change, V2: changed, V3: changed. Okunuşu: /tʃeɪndʒ/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin farklı bir hale gelmesi veya bir şeyi yenisiyle değiştirmek (kıyafet vb.) demektir. Nuans: İsim olarak para üstü veya bozuk para anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘change one’s mind’ (fikrini değiştirmek), ‘for a change’ (değişiklik olsun diye).
V1: charge, V2: charged, V3: charged. Okunuşu: /tʃɑːdʒ/. Düzenli bir fiildir. İngilizcenin en çok anlam barındıran fiillerinden biridir. Bir hizmet için para istemek, bir elektronik cihazı şarj etmek, hukukta birini suçlamak veya savaşta düşmanın üzerine atılmak/saldırmak anlamları vardır. Yaygın Kullanım: ‘in charge of’ (sorumlu olmak / yetkili olmak), ‘free of charge’ (ücretsiz).
V1: chase, V2: chased, V3: chased. Okunuşu: /tʃeɪs/. Düzenli bir fiildir. Kaçan birini yakalamak için hızlıca takip etmek veya bir hayalin/hedefin peşinden koşmak demektir. Nuans: ‘Follow’ (takip etmek) sakince arkadan gitmek iken, ‘chase’ hızlı, agresif ve yakalama amacı güden bir eylemdir. Yaygın Kullanım: ‘cut to the chase’ (sadede gelmek / lafı uzatmamak), ‘chase rainbows’ (gerçekleşmeyecek hayaller peşinde koşmak).
V1: chat, V2: chatted, V3: chatted. Okunuşu: /tʃæt/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘t’ harfi çift yazılır). Arkadaşlar arasında samimi ve rahat bir şekilde konuşmak demektir. Nuans: ‘Talk’ ve ‘Speak’ fiillerinden çok daha gayriresmi, keyifli ve hedefsiz bir iletişimi ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘chit-chat’ (havadan sudan konuşma / laflama).
V1: cheat, V2: cheated, V3: cheated. Okunuşu: /tʃiːt/. Düzenli bir fiildir. Bir oyunda kuralları çiğnemek, sınavlarda kopya çekmek veya bir ilişkide ihanet etmek demektir. Nuans: ‘Deceive’ (kandırmak) daha geneldir, ‘cheat’ ise genellikle haksız bir avantaj elde etmek için yapılır. Yaygın Kullanım: ‘cheat death’ (ölümden dönmek / Azrail’i atlatmak).
V1: check, V2: checked, V3: checked. Okunuşu: /tʃek/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin doğru, güvenli veya yerinde olup olmadığını incelemek demektir. Nuans: Türkçede ‘kontrol etmek’ dediğimizde genellikle ‘check’ kastederiz. İngilizcedeki ‘control’ kelimesi daha çok ‘yönetmek, hakim olmak’ (arabayı kontrol etmek gibi) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘check in’ (giriş yapmak/kaydolmak), ‘check it out’ (şuna bir bak / incele).
V1: cheer, V2: cheered, V3: cheered. Okunuşu: /tʃɪər/. Düzenli bir fiildir. Birini desteklemek için bağırmak veya birinin moralini düzeltmek demektir. Nuans: Bardak tokuştururken söylenen ‘Cheers!’ (Şerefe/Sağlığına) kelimesinin köküdür. Genellikle ‘up’ ile kullanılır (cheer up). Yaygın Kullanım: ‘cheer someone up’ (birinin moralini düzeltmek/neşelendirmek).
V1: choose, V2: chose, V3: chosen. Okunuşu: /tʃuːz/. Düzensiz bir fiildir (V2 okunuşu: /tʃəʊz/, V3 okunuşu: /ˈtʃəʊzn/). Seçenekler arasından birine karar vermek demektir. Nuans: ‘Pick’ kelimesi daha gündelik ve fiziksel (raflardan birini almak) bir seçimi ifade ederken, ‘choose’ irade ve karar gerektiren daha ciddi seçimlerdir. Yaygın Kullanım: ‘beggars can’t be choosers’ (dilenciler seçici olamaz / bulan bunar).
V1: chop, V2: chopped, V3: chopped. Okunuşu: /tʃɒp/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘p’ çift yazılır). Balta veya bıçak gibi keskin bir aletle sert darbeler vurarak parçalara ayırmak demektir. Nuans: ‘Cut’ genel bir kesme eylemiyken, ‘chop’ vurarak ve parçalayarak kesmektir (odun kırmak veya soğanı küp küp doğramak gibi). Yaygın Kullanım: ‘chop chop!’ (acele et! / çabuk ol!).
V1: claim, V2: claimed, V3: claimed. Okunuşu: /kleɪm/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin doğru olduğunu savunmak veya kendine ait olan bir hakkı/malı geri istemek demektir. Nuans: Havalimanlarındaki ‘Baggage Claim’ (Bagaj Teslim/Talep) tabelası bu kelimeden gelir. Bir felaketin can alması (‘the storm claimed 50 lives’) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘claim to fame’ (birinin ünlenme sebebi / şöhret kaynağı).
V1: clean, V2: cleaned, V3: cleaned. Okunuşu: /kliːn/. Düzenli bir fiildir. Kir, toz veya lekeleri gidermek demektir. Nuans: Hem fiil (temizlemek) hem de sıfat (temiz) olarak kullanılır. ‘Wash’ (suyla yıkamak) fiilinden daha geniş bir kavramdır; bir yeri toparlamak anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘clean slate’ (temiz sayfa / yeni bir başlangıç).
V1: clear, V2: cleared, V3: cleared. Okunuşu: /klɪər/. Düzenli bir fiildir. Bir alanı engellerden arındırmak, sisin/dumanın dağılması veya bir konuyu açıklığa kavuşturmak demektir. Nuans: Yemekten sonra ‘clean the table’ (masayı silerek temizlemek) denirken, ‘clear the table’ (masadaki tabakları toplayıp boşaltmak) denir. Yaygın Kullanım: ‘clear the air’ (havayı yumuşatmak / yanlış anlaşılmayı gidermek), ‘loud and clear’ (açık ve net).
V1: click, V2: clicked, V3: clicked. Düzenli bir fiildir. Bilgisayar faresine basmak anlamındadır. Aynı zamanda iki kişinin ilk görüşte çok iyi anlaşmasını ifade ederken ‘we clicked instantly’ (hemen anlaştık) şeklinde kullanılır.
V1: climb, V2: climbed, V3: climbed. Okunuşu: /klaɪm/. Düzenli bir fiildir. Bir dağa, ağaca veya merdivene çıkarak yükselmek demektir. Nuans: Kelimenin sonundaki ‘b’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (klaym diye okunur). Sadece fiziksel tırmanış değil, fiyatların veya kariyerin yükselmesi anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘climb the ladder’ (merdivenleri tırmanmak / kariyer yapmak).
V1: close, V2: closed, V3: closed. Okunuşu: /kləʊz/. Düzenli bir fiildir. Bir kapıyı, kutuyu veya gözleri açık halden kapalı hale getirmek demektir. Nuans: Sıfat olan ‘yakın’ (close) kelimesi /s/ sesiyle biterken, fiil olan ‘kapatmak’ (close) /z/ sesiyle biter. ‘Shut’ kelimesiyle eş anlamlıdır ancak ‘close’ daha naziktir. Yaygın Kullanım: ‘close a deal’ (anlaşmayı bağlamak/kapatmak), ‘behind closed doors’ (kapalı kapılar ardında / gizlice).
V1: collapse, V2: collapsed, V3: collapsed. Okunuşu: /kəˈlæps/. Düzenli bir fiildir. Bir binanın aniden yıkılması, bir insanın yorgunluktan/hastalıktan yere yığılması veya bir imparatorluğun yıkılması demektir. Nuans: ‘Fall’ (düşmek) genel bir kelimedir; ‘collapse’ ise içten dışa doğru tamamen bir sistem çöküşünü veya yapısal yıkımı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘on the verge of collapse’ (çöküşün eşiğinde).
V1: collect, V2: collected, V3: collected. Okunuşu: /kəˈlekt/. Düzenli bir fiildir. Eşyaları, bilgileri veya vergileri bir araya getirmek demektir. Nuans: ‘Gather’ (bir araya gelmek/toplanmak) genellikle insanların veya doğadaki şeylerin toplanmasıdır; ‘collect’ ise hobi olarak pul biriktirmek veya vergi tahsil etmek gibi daha planlı bir eylemdir. Yaygın Kullanım: ‘collect one’s thoughts’ (düşüncelerini toparlamak), ‘collect dust’ (toz toplamak / kullanılmadan bir kenarda durmak).
V1: combine, V2: combined, V3: combined. Okunuşu: /kəmˈbaɪn/. Düzenli bir fiildir. İki veya daha fazla şeyi tek bir bütün, güç veya yapı haline getirmek demektir. Nuans: ‘Mix’ (karıştırmak) fizikseldir; ‘combine’ ise özellikleri veya güçleri mantıklı bir şekilde bir araya getirmektir. Yaygın Kullanım: ‘combine forces’ (güçleri birleştirmek).
V1: come, V2: came, V3: come. Okunuşu: /kʌm/. Düzensiz bir fiildir (V2 okunuşu: /keɪm/). Konuşanın veya dinleyenin bulunduğu yere doğru hareket etmek demektir. Nuans: ‘Go’ (gitmek) uzaklaşmayı, ‘come’ (gelmek) ise yakınlaşmayı belirtir. İngilizcede ‘Sana doğru geliyorum’ derken ‘I am going to you’ denmez, ‘I am coming to you’ denir. Yaygın Kullanım: ‘come to terms with’ (gerçekleri kabullenmek / barışmak), ‘come across’ (tesadüfen karşılaşmak).
V1: comfort, V2: comforted, V3: comforted. Okunuşu: /ˈkʌm.fət/. Düzenli bir fiildir. Üzgün veya acı çeken birine manevi destek vermek, onu sakinleştirmek demektir. Nuans: İsim hali de ‘konfor, rahatlık, teselli’ anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘too close for comfort’ (tehlikeli derecede yakın / rahatsız edici boyutta), ‘find comfort in’ (bir şeyde teselli bulmak).
V1: command, V2: commanded, V3: commanded. Okunuşu: /kəˈmɑːnd/. Düzenli bir fiildir. Birine otoriteyle bir şey yapmasını söylemek veya bir orduyu yönetmek demektir. Nuans: ‘Order’ kelimesine göre çok daha resmi ve otoriter bir havaya sahiptir. Yaygın Kullanım: ‘command respect’ (saygı uyandırmak / saygı duyulmayı gerektirmek).
V1: comment, V2: commented, V3: commented. Okunuşu: /ˈkɒm.ent/. Düzenli bir fiildir. Bir konu hakkında fikir veya görüş bildirmek demektir. Nuans: Genellikle ‘on’ edatıyla kullanılır (comment on something). İsim hali de ‘yorum’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘no comment’ (yorum yok).
V1: commit, V2: committed, V3: committed. Okunuşu: /kəˈmɪt/. Düzenli bir fiildir (‘t’ çift yazılır). Bir suç veya hata işlemek anlamına geldiği gibi, kendini bir göreve/kişiye adamak anlamı da çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘commit a crime’ (suç işlemek), ‘commit to memory’ (hafızaya kazımak / ezberlemek).
V1: communicate, V2: communicated, V3: communicated. Düzenli bir fiildir. Bilgi veya duygu alışverişi yapmak demektir. Birisiyle iletişim kurarken genellikle ‘with’ edatı kullanılır.
V1: compare, V2: compared, V3: compared. Okunuşu: /kəmˈpeər/. Düzenli bir fiildir. İki veya daha fazla şeyin benzerlik ve farklılıklarını incelemek demektir. Nuans: ‘Compare with/to’ yapısıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘beyond compare’ (kıyaslanamaz / eşsiz), ‘compare apples and oranges’ (elmalarla armutları kıyaslamak / alakasız şeyleri karşılaştırmak).
V1: compete, V2: competed, V3: competed. Okunuşu: /kəmˈpiːt/. Düzenli bir fiildir. Bir ödülü, zaferi veya pozisyonu kazanmak için başkalarıyla mücadele etmek demektir. Nuans: İsim hali ‘competition’ (yarışma/rekabet) çok sık kullanılır. Daima ‘against’ veya ‘with’ alır. Yaygın Kullanım: ‘compete against the clock’ (zamana karşı yarışmak).
V1: complain, V2: complained, V3: complained. Okunuşu: /kəmˈpleɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir durumdan duyulan memnuniyetsizliği dile getirmek demektir. Nuans: Genellikle ‘about’ edatıyla kullanılır (complain about). Yaygın Kullanım: ‘nothing to complain about’ (şikayet edecek bir şey yok / her şey yolunda).
V1: complete, V2: completed, V3: completed. Okunuşu: /kəmˈpliːt/. Düzenli bir fiildir. Eksik olan bir şeyi bütünlemek veya bir görevi sonlandırmak demektir. Nuans: ‘Finish’ ile eş anlamlıdır ancak ‘complete’ tüm eksiklerin giderilip kusursuz bir bütüne ulaşmayı vurgular. Sıfat olarak da ‘tam/eksiksiz’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘complete a mission’ (bir görevi tamamlamak).
V1: concentrate, V2: concentrated, V3: concentrated. Okunuşu: /ˈkɒn.sən.treɪt/. Düzenli bir fiildir. Dikkati tek bir noktaya veya işe vermek demektir. Nuans: ‘Focus’ fiiliyle eş anlamlıdır. Daima ‘on’ edatıyla kullanılır (concentrate on). Yaygın Kullanım: ‘hard to concentrate’ (odaklanması zor).
V1: concern, V2: concerned, V3: concerned. Okunuşu: /kənˈsɜːn/. Düzenli bir fiildir. Bir konunun birini alakadar etmesi veya birinde kaygı uyandırması demektir. Nuans: ‘Worry’ (endişelenmek) kendi kendine kaygılanmaktır, ‘concern’ ise bir şeyin seni endişelendirmesidir. Yaygın Kullanım: ‘as far as I’m concerned’ (bana kalırsa / benim fikrimce), ‘it doesn’t concern you’ (bu seni ilgilendirmez).
V1: conclude, V2: concluded, V3: concluded. Okunuşu: /kənˈkluːd/. Düzenli bir fiildir. Bir tartışmayı, toplantıyı veya yazıyı resmi olarak bitirmek veya eldeki kanıtlara bakarak bir sonuca ulaşmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘jump to conclusions’ (isim haliyle: acele karar vermek / peşin hükümlü olmak), ‘conclude an agreement’ (bir anlaşmayı sonuçlandırmak/imzalamak).
V1: confirm, V2: confirmed, V3: confirmed. Okunuşu: /kənˈfɜːm/. Düzenli bir fiildir. Bir bilginin, randevunun veya şüphenin doğru ve kesin olduğunu bildirmek demektir. Nuans: ‘Approve’ (izin vererek onaylamak) iken ‘confirm’ (gerçekliğini teyit etmek) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘confirm a booking/reservation’ (rezervasyonu onaylamak).
V1: confuse, V2: confused, V3: confused. Okunuşu: /kənˈfjuːz/. Düzenli bir fiildir. Birinin düşüncelerini bulandırmak veya iki şeyi birbirine karıştırmak (ayırt edememek) demektir. Nuans: Pasif yapıda ‘be confused’ (kafası karışmak) çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘confuse someone with someone else’ (birini başka biriyle karıştırmak/benzetmek).
V1: connect, V2: connected, V3: connected. Okunuşu: /kəˈnekt/. Düzenli bir fiildir. İki veya daha fazla nesneyi, şehri veya insanı bir araya getirmek/bağlamak demektir. Nuans: ‘Link’ ile eş anlamlıdır ancak ‘connect’ teknolojik ve soyut bağlarda daha yaygındır (bağlantı kurmak). Yaygın Kullanım: ‘connect the dots’ (noktaları birleştirmek / parçaları birleştirip büyük resmi görmek).
V1: consider, V2: considered, V3: considered. Okunuşu: /kənˈsɪd.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir karar vermeden önce bir konuyu dikkatlice düşünmek veya birini bir şey olarak görmek/kabul etmek demektir. Nuans: Kendisinden sonra fiil gelirse ‘-ing’ alır (consider going). Yaygın Kullanım: ‘all things considered’ (her şey hesaba katıldığında / her şeye rağmen), ‘take into consideration’ (dikkate/göz önüne almak).
V1: consist, V2: consisted, V3: consisted. Okunuşu: /kənˈsɪst/. Düzenli bir fiildir. Bir bütünün hangi parçalardan oluştuğunu belirtir. Nuans: Kesinlikle pasif (edilgen) yapılamaz (is consisted denmez) ve DAİMA ‘of’ edatıyla kullanılır (consist of). Yaygın Kullanım: ‘consist largely of’ (büyük ölçüde -den oluşmak).
V1: contain, V2: contained, V3: contained. Okunuşu: /kənˈteɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir kutunun, odanın veya yazının içinde bir şeyler bulundurması demektir. Ayrıca öfke veya hastalık gibi şeyleri kontrol altına almak/zapt etmek anlamı da vardır. Nuans: ‘Include’ (listeye/gruba dahil etmek) iken, ‘contain’ fiziksel olarak veya içerik olarak içinde barındırmaktır. Yaygın Kullanım: ‘contain oneself’ (kendine hakim olmak).
V1: continue, V2: continued, V3: continued. Okunuşu: /kənˈtɪn.juː/. Düzenli bir fiildir. Başlamış bir eylemin kesintisiz ilerlemesi veya bir moladan sonra kaldığı yerden sürmesi demektir. Nuans: ‘Keep doing’ daha gündelikken, ‘continue’ daha standart ve resmidir. Kendisinden sonra ‘to do’ veya ‘doing’ alabilir. Yaygın Kullanım: ‘to be continued’ (devam edecek – hikayelerde).
V1: contribute, V2: contributed, V3: contributed. Okunuşu: /kənˈtrɪb.juːt/. Düzenli bir fiildir. Bir amaca ulaşmak için para, zaman veya fikir vermek demektir. Nuans: Genellikle ‘to’ veya ‘towards’ edatıyla kullanılır (contribute to something). Yaygın Kullanım: ‘contribute significantly’ (önemli ölçüde katkı sağlamak).
V1: control, V2: controlled, V3: controlled. Okunuşu: /kənˈtrəʊl/. Düzenli bir fiildir (‘l’ çift yazılır). Gücü elinde tutmak, bir makineyi yönlendirmek veya duygularına hakim olmak demektir. Nuans: Türkçede ‘kontrol etmek’ (denetlemek/doğrulamak) demek istediğimizde İngilizcede ‘check’ kullanmalıyız. İngilizcedeki ‘control’ güç ve yönetim belirtir (arabayı kontrol etmek, öfkeyi kontrol etmek). Yaygın Kullanım: ‘out of control’ (kontrolden çıkmış), ‘under control’ (kontrol altında).
V1: convince, V2: convinced, V3: convinced. Okunuşu: /kənˈvɪns/. Düzenli bir fiildir. Birini bir gerçeğe veya bir eylemi yapmaya sözle inandırmak demektir. Nuans: ‘Persuade’ (ikna etmek) genellikle eyleme geçirmeye odaklıyken, ‘convince’ zihnen inandırmaya odaklıdır. Yaygın Kullanım: ‘convince someone of something’ (birini bir şeye inandırmak).
V1: cook, V2: cooked, V3: cooked. Okunuşu: /kʊk/. Düzenli bir fiildir. Yiyecekleri ısı kullanarak hazırlamak demektir. Nuans: Fırında pişirmek ‘bake’, suda kaynatmak ‘boil’, yağda kızartmak ‘fry’ kelimeleriyle ifade edilirken, ‘cook’ tüm bunların genel adıdır. Yaygın Kullanım: ‘cook the books’ (hesaplarda sahtekarlık yapmak), ‘what’s cooking?’ (neler oluyor / ne var ne yok?).
V1: copy, V2: copied, V3: copied. Okunuşu: /ˈkɒp.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Bir belgenin aynısını çıkarmak veya birinin davranışlarını birebir taklit etmek demektir. Nuans: İsim hali de ‘kopya, nüsha’ anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘copycat’ (taklitçi / başkasının fikrini veya tarzını kopyalayan kişi).
V1: correct, V2: corrected, V3: corrected. Okunuşu: /kəˈrekt/. Düzenli bir fiildir. Bir hatayı veya yanlışı doğrulamak/düzeltmek demektir. Nuans: Sıfat hali ‘doğru, hatasız’ demektir. ‘Right’ ile eş anlamlı bir sıfattır ancak ‘correct’ daha resmi bir kesinlik bildirir. Yaygın Kullanım: ‘stand corrected’ (hatasını kabul etmek / yanıldığını itiraf etmek).
V1: cost, V2: cost, V3: cost. Okunuşu: /kɒst/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynı yazılır ve okunur. Bir şeyin maddi fiyatını veya bir fedakarlığın bedelini ifade eder. Nuans: Sadece para değil, hayat veya zaman kaybı için de (‘it cost him his life’ – hayatına mal oldu) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘cost an arm and a leg’ (çok pahalıya patlamak / ateş pahası olmak), ‘at all costs’ (ne pahasına olursa olsun).
V1: count, V2: counted, V3: counted. Okunuşu: /kaʊnt/. Düzenli bir fiildir. Sayıları sırayla söylemek, bir miktarı hesaplamak veya birini önemli görmek demektir. Nuans: ‘Count on someone’ (birine güvenmek/bel bağlamak) en yaygın kullanım kalıplarından biridir. Yaygın Kullanım: ‘count your blessings’ (haline şükretmek / elindekilerin kıymetini bilmek), ‘every second counts’ (her saniyenin önemi var).
V1: cover, V2: covered, V3: covered. Okunuşu: /ˈkʌv.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin üstünü kapatmak, bir mesafeyi katetmek veya bir konuyu ele almak demektir. Nuans: ‘Discover’ (keşfetmek) fiili bu kelimeden türemiştir (örtüyü kaldırmak). Yaygın Kullanım: ‘cover your tracks’ (izlerini kaybettirmek/silmek), ‘don’t judge a book by its cover’ (bir kitabı kapağına göre yargılama / dış görünüşe aldanma).
V1: crash, V2: crashed, V3: crashed. Okunuşu: /kræʃ/. Düzenli bir fiildir. Gürültülü ve hasar verici bir çarpışma yaşamak demektir. Finansal piyasaların veya bilgisayar sistemlerinin aniden çökmesi için de kullanılır. Nuans: ‘Hit’ (vurmak) veya ‘bump’ (hafif çarpma) kelimelerinden çok daha şiddetlidir. Yaygın Kullanım: ‘crash a party’ veya ‘gatecrash’ (davetsiz misafir olarak bir yere/partiye katılmak).
V1: create, V2: created, V3: created. Okunuşu: /kriˈeɪt/. Düzenli bir fiildir. Daha önce var olmayan bir şeyi tasarlamak veya üretmek demektir. Nuans: ‘Make’ (yapmak) genellikle fiziksel inşadır; ‘create’ ise yoktan var etme, sanatsal veya soyut (iş imkanı yaratmak gibi) üretimdir. Yaygın Kullanım: ‘create a scene’ (rezalet çıkarmak / ulu orta olay çıkarmak).
V1: cross, V2: crossed, V3: crossed. Okunuşu: /krɒs/. Düzenli bir fiildir. Bir yolun, nehrin veya sınırın bir tarafından diğer tarafına geçmek demektir. Nuans: İsim hali ‘haç’ veya ‘çarpı işareti’, sıfat hali ise ‘sinirli’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘cross your fingers’ (şans dilemek / parmaklarını çapraz yapmak), ‘cross my heart’ (yemin ederim / kalbimi çapraz çizerim).
V1: cry, V2: cried, V3: cried. Okunuşu: /kraɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Gözyaşı dökmek veya yardım/acı için yüksek sesle feryat etmek demektir. Nuans: ‘Weep’ (sessizce, içli içli ağlamak) demektir; ‘cry’ ise hem gözyaşı dökmek hem de yüksek sesle bağırmaktır (cry out). Yaygın Kullanım: ‘cry over spilled milk’ (dökülen süte ağlamak / son pişmanlık fayda etmez), ‘a far cry from’ (-den çok farklı / alakası yok).
V1: cure, V2: cured, V3: cured. Okunuşu: /kjʊər/. Düzenli bir fiildir. Bir hastalığı tamamen ortadan kaldırmak veya bir soruna kesin çözüm bulmak demektir. Nuans: ‘Heal’ (yaranın kapanması / zamanla iyileşmek) iken, ‘cure’ tıbbi müdahale, şifa veya ilaçla hastalığı tamamen yok etmektir. Yaygın Kullanım: ‘prevention is better than cure’ (korunmak tedaviden iyidir).
V1: cut, V2: cut, V3: cut. Okunuşu: /kʌt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Bıçak veya kılıçla parçalara ayırmak veya mecazi olarak fiyatı/bütçeyi kısmak demektir. Nuans: İsim hali de (kesik/yara) aynı yazılır. Yaygın Kullanım: ‘cut to the chase’ (sadede gelmek / lafı uzatmamak), ‘cut corners’ (işin kolayına kaçmak / masraftan kısmak).
V1: damage, V2: damaged, V3: damaged. Okunuşu: /ˈdæm.ɪdʒ/. Düzenli bir fiildir. Bir nesnenin değerini, işlevini veya görünümünü bozacak şekilde zarar vermek demektir. Nuans: ‘Harm’ (zarar vermek) kelimesi daha çok canlılar ve sağlık için kullanılırken, ‘damage’ binalar, eşyalar veya soyut kavramlar (itibar gibi) için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘what’s the damage?’ (argo: hesap ne kadar? / zararımız ne?), ‘collateral damage’ (yan hasar).
V1: dance, V2: danced, V3: danced. Okunuşu: /dɑːns/ (İngiliz), /dæns/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Müziğin ritmine uygun olarak bedeni hareket ettirmek demektir. Nuans: İsim hali de ‘dans’ anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘it takes two to tango’ (bu işler karşılıklıdır / tek taraflı olmaz), ‘dance to someone’s tune’ (birinin kavalını çalmak / birinin suyuna gitmek).
V1: dare, V2: dared, V3: dared. Okunuşu: /deər/. Düzenli bir fiildir. Korkutucu veya zor bir şeyi yapmaya cesaret bulmak demektir. Nuans: İngilizcede hem normal bir fiil hem de ‘can/must’ gibi bir yardımcı fiil (modal) olarak kullanılabilen nadir kelimelerdendir (How dare you! – Ne cüretle!). Yaygın Kullanım: ‘truth or dare’ (doğruluk mu cesaret mi), ‘don’t you dare!’ (sakın ha! / aklından bile geçirme).
V1: date, V2: dated, V3: dated. Düzenli bir fiildir. Bir yapının/metnin geçmişe dayandığını belirtmek için ‘date back to’ kalıbı kullanılır. Günlük dilde ise iki kişinin romantik olarak görüşmesi demektir.
V1: deal, V2: dealt, V3: dealt. Okunuşu: /diːl/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /delt/ – delt). Kart dağıtmak veya ticaret yapmak demektir ancak ‘deal with’ (biriyle/bir şeyle başa çıkmak, sorunu halletmek) kalıbı günlük dilde en çok kullanılan anlamıdır. Yaygın Kullanım: ‘a big deal’ (önemli bir mesele / büyütülecek bir şey), ‘deal with it’ (bununla başa çık / kabullen artık).
V1: debate, V2: debated, V3: debated. Düzenli bir fiildir. Bir konuyu (özellikle siyasi veya akademik) farklı yönleriyle resmi bir ortamda veya kendi içinde mantık süzgecinden geçirerek tartışmak demektir.
V1: decide, V2: decided, V3: decided. Okunuşu: /dɪˈsaɪd/. Düzenli bir fiildir. Düşündükten sonra seçenekler arasından bir sonuca varmak demektir. Nuans: ‘Choose’ (seçmek) ile benzerdir ancak ‘decide’ bir yargıya veya kesin bir plana varmayı ifade eder. Kendisinden sonra fiil gelirse ‘to’ alır (decide to go). Yaygın Kullanım: ‘decide against something’ (bir şeyi yapmamaya karar vermek), ‘make up your mind’ (kararını ver – eş anlamlı deyim).
V1: declare, V2: declared, V3: declared. Okunuşu: /dɪˈkleər/. Düzenli bir fiildir. Resmi, kesin ve açık bir şekilde bir durumu bildirmek demektir. Gümrüklerde yanındaki malları bildirmek (beyan etmek) için de kullanılır. Nuans: ‘Announce’ (duyurmak) genel bir eylemken, ‘declare’ çok daha resmi ve yasal bir ağırlığa sahiptir (örneğin savaş ilan etmek). Yaygın Kullanım: ‘declare war’ (savaş ilan etmek), ‘I declare!’ (eski dilde: Vay canına! / Yok artık!).
V1: decline, V2: declined, V3: declined. Okunuşu: /dɪˈklaɪn/. Düzenli bir fiildir. Kibar bir şekilde bir teklifi geri çevirmek veya miktar/kalite olarak azalmak, gerilemek demektir. Nuans: ‘Refuse’ ve ‘Reject’ kelimeleri sert bir reddedişi ifade ederken, ‘decline’ çok daha nazik, resmi ve kibar bir reddediştir (örneğin daveti geri çevirmek). Yaygın Kullanım: ‘in decline’ (düşüşte / gerileme döneminde).
V1: decorate, V2: decorated, V3: decorated. Okunuşu: /ˈdek.ə.reɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir yeri daha güzel görünmesi için eşyalar, boyalar veya çiçeklerle donatmak demektir. Askerlere kahramanlıklarından dolayı madalya takmak anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘decorated soldier’ (nişanlı/madalyalı asker).
V1: decrease, V2: decreased, V3: decreased. Okunuşu: /dɪˈkriːs/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin sayısının, boyutunun veya gücünün küçülmesi demektir. Nuans: ‘Increase’ (artmak) kelimesinin tam zıddıdır. ‘Reduce’ fiili ile eş anlamlıdır. İsim hali (azalış) olarak kullanıldığında vurgu ilk hecededir (Dİ-kriis). Yaygın Kullanım: ‘on the decrease’ (azalışta / düşüş trendinde).
V1: defeat, V2: defeated, V3: defeated. Okunuşu: /dɪˈfiːt/. Düzenli bir fiildir. Bir savaşta, oyunda veya tartışmada rakibine üstün gelmek demektir. İsim hali ‘yenilgi’ anlamındadır. Nuans: ‘Beat’ (yenmek) kelimesinden daha resmidir ve genellikle savaş, seçim veya büyük yarışmalar için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘admit defeat’ (yenilgiyi kabul etmek), ‘tasting defeat’ (mağlubiyeti tatmak).
V1: defend, V2: defended, V3: defended. Okunuşu: /dɪˈfend/. Düzenli bir fiildir. Bir kişiyi, yeri veya fikri saldırılara ve eleştirilere karşı korumak demektir. Hukukta bir sanığı savunmak anlamındadır. Nuans: ‘Protect’ (korumak) genel bir güvenlik önlemiyken, ‘defend’ doğrudan gelen bir saldırıya veya tehlikeye karşı kalkan olmaktır. Yaygın Kullanım: ‘defend to the death’ (ölümüne savunmak), ‘self-defense’ (nefsi müdafaa / öz savunma).
V1: define, V2: defined, V3: defined. Okunuşu: /dɪˈfaɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir kelimenin anlamını tam olarak açıklamak veya bir sınırın/kuralların çerçevesini net bir şekilde çizmek demektir. Yaygın Kullanım: ‘defining moment’ (dönüm noktası / her şeyi belirleyen an).
V1: delay, V2: delayed, V3: delayed. Okunuşu: /dɪˈleɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir işin planlanan zamandan daha sonra yapılmasına sebep olmak demektir. İsim olarak da ‘gecikme’ anlamına gelir. Nuans: ‘Postpone’ genellikle bilinçli bir erteleme kararıyken, ‘delay’ hava durumu, kaza vb. nedenlerle elinizde olmayan bir gecikmeyi ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘without further delay’ (daha fazla gecikmeden / lafı uzatmadan).
V1: deliver, V2: delivered, V3: delivered. Okunuşu: /dɪˈlɪv.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir mektubu veya paketi alıcısına ulaştırmak temel anlamıdır. Ancak bir konuşma yapmak (deliver a speech), bir vaadi yerine getirmek veya bir bebeğin doğumunu gerçekleştirmek anlamlarında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘deliver the goods’ (beklentileri karşılamak / sözünü tutmak / isteneni vermek).
V1: demand, V2: demanded, V3: demanded. Okunuşu: /dɪˈmɑːnd/ (İngiliz), /dɪˈmænd/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Bir şeyi otoriteyle, hakkı olduğunu düşünerek veya kesin bir dille istemek demektir. Nuans: ‘Request’ ve ‘Ask’ nazikçe rica etmektir, ‘demand’ ise reddedilmeyi kabul etmeyen, sert bir istektir. Yaygın Kullanım: ‘on demand’ (istek üzerine / talep edildiğinde), ‘supply and demand’ (arz ve talep dengesi).
V1: demonstrate, V2: demonstrated, V3: demonstrated. Okunuşu: /ˈdem.ən.streɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin nasıl çalıştığını uygulamalı olarak göstermek, bir tezi kanıtlamak veya protesto için toplanmak demektir. Nuans: ‘Show’ kelimesinden daha akademik ve ispat gerektiren bir kelimedir. Yaygın Kullanım: ‘demonstrate a technique’ (bir tekniği uygulamalı olarak göstermek).
V1: deny, V2: denied, V3: denied. Okunuşu: /dɪˈnaɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir suçlamayı veya gerçeği kabul etmemek, yalanlamak demektir. Nuans: ‘Refuse’ (bir teklifi/isteği reddetmek) iken, ‘deny’ (bir gerçeği/suçlamayı reddetmek/inkar etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘deny all charges’ (tüm suçlamaları inkar etmek), ‘there is no denying that’ (… olduğu inkar edilemez).
V1: depend, V2: depended, V3: depended. Okunuşu: /dɪˈpend/. Düzenli bir fiildir. Birine bel bağlamak veya bir durumun sonucunun başka bir şarta bağlı olması demektir. Nuans: DAİMA ‘on’ veya ‘upon’ edatıyla kullanılır (depend on). Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘it depends’ (duruma göre değişir / belli olmaz), ‘you can depend on me’ (bana güvenebilirsin).
V1: describe, V2: described, V3: described. Okunuşu: /dɪˈskraɪb/. Düzenli bir fiildir. Bir kişinin görünüşünü, bir yeri veya olayı kelimelerle detaylıca anlatmak demektir. Nuans: ‘Explain’ (nedenini/mantığını açıklamak) iken ‘describe’ (nasıl göründüğünü/olduğunu betimlemek) demektir. Yaygın Kullanım: ‘beyond description’ (tarif edilemez / kelimelerle anlatılamaz güzellikte/kötülükte).
V1: deserve, V2: deserved, V3: deserved. Okunuşu: /dɪˈzɜːv/. Düzenli bir fiildir. Sergilenen bir davranış veya harcanan emek sonucunda bir ödülü (veya cezayı) hak etmek demektir. Nuans: Sürekli zamanlarla (-ing) kullanılmaz (I am deserving denmez, I deserve denir). Yaygın Kullanım: ‘you deserve it’ (bunu hak ettin / sana müstehak), ‘well deserved’ (sonuna kadar hak edilmiş).
V1: design, V2: designed, V3: designed. Okunuşu: /dɪˈzaɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir binanın, makinenin veya eserin planını çizmek, onu yaratmadan önce kurgulamak demektir. Nuans: Okunuşunda ‘g’ harfi yutulur (dizayn diye okunur). İsim hali de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘designed for’ (amacıyla/için tasarlandı), ‘by design’ (kasten / bilerek tasarlanmış).
V1: desire, V2: desired, V3: desired. Düzenli bir fiildir. ‘Want’ fiilinin çok daha güçlü, resmi veya yoğun halidir. İçtenlikle bir şeyi istemek demektir.
V1: destroy, V2: destroyed, V3: destroyed. Okunuşu: /dɪˈstrɔɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir yapıyı, nesneyi veya umudu tamamen onarılamaz hale getirmek demektir. Nuans: ‘Damage’ (hasar vermek) onarılabilir bir durumken, ‘destroy’ (yok etmek) geri dönülmez bir yıkımdır. Yaygın Kullanım: ‘destroy evidence’ (delilleri yok etmek), ‘soul-destroying’ (ruh emici / insanı tüketen çok sıkıcı iş).
V1: detect, V2: detected, V3: detected. Düzenli bir fiildir. Özellikle gizli olan, görülmesi zor olan bir hatayı, hastalığı veya durumu teknoloji/dikkat yardımıyla bulup ortaya çıkarmak demektir.
V1: determine, V2: determined, V3: determined. Okunuşu: /dɪˈtɜː.mɪn/. Düzenli bir fiildir. Kesin bir gerçeği araştırarak bulmak, bir şeyin sonucunu yönlendirmek veya azimle bir şeye karar vermek demektir. Nuans: Telaffuzunda sonu ‘mayn’ diye değil, ‘min’ diye okunur. Sıfat hali olan ‘determined’ (kararlı/azimli) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘determine the cause’ (sebebini saptamak).
V1: develop, V2: developed, V3: developed. Okunuşu: /dɪˈvel.əp/. Düzenli bir fiildir. Bir beceriyi, projeyi, şehri veya hastalığı zamanla büyütmek, ilerletmek veya inşa etmek demektir. Nuans: Fotoğrafçılıkta ‘filmi banyo etmek/tab etmek’ anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘developing country’ (gelişmekte olan ülke), ‘develop a habit’ (bir alışkanlık edinmek/geliştirmek).
V1: die, V2: died, V3: died. Okunuşu: /daɪ/. Düzenli bir fiildir. Yaşamın sona ermesi demektir. Nuans: Vücudun bir parçasının uyuşması veya motorun durması anlamında da kullanılır. Kendisinden sonra gelen edat ölüm sebebini belirler (die of hunger – açlıktan ölmek). Yaygın Kullanım: ‘die hard’ (zor ölmek / kolay kolay vazgeçmemek), ‘die to do something’ (bir şeyi yapmak için can atmak / ölüp bitmek).
V1: dig, V2: dug, V3: dug. Okunuşu: /dɪɡ/. Düzensiz bir fiildir. Toprağı kürekle veya ellerle kazmak demektir. Mecazen bir konunun derinliklerine inmek anlamında da kullanılır. Nuans: Argo İngilizcede ‘beğenmek/anlamak’ (I dig your style – tarzını tuttum) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘dig deep’ (derinlere inmek / iyice araştırmak / elini taşın altına koymak), ‘dig one’s own grave’ (kendi kuyusunu kazmak).
V1: direct, V2: directed, V3: directed. Okunuşu: /dɪˈrekt/ veya /daɪˈrekt/. Düzenli bir fiildir. Birine yol tarif etmek, bir filmi/ekibi yönetmek veya bir mektubu/nesneyi bir hedefe yollamak demektir. Nuans: Hem fiil hem de sıfat (doğrudan/direkt) olarak kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘direct attention to’ (dikkatleri bir yöne çekmek), ‘direct traffic’ (trafiği yönetmek).
V1: disagree, V2: disagreed, V3: disagreed. Düzenli bir fiildir. Biriyle anlaşmazlığa düşmek demektir. ‘Agree’ fiili gibi bu da ‘with’ edatıyla kullanılır (disagree with someone).
V1: disappear, V2: disappeared, V3: disappeared. Okunuşu: /ˌdɪs.əˈpɪər/. Düzenli bir fiildir. Aniden görünmez olmak veya tamamen yok olmak demektir. Nuans: ‘Appear’ (belirmek/görünmek) fiilinin tam zıddıdır. Daima etken (aktif) çatıda kullanılır, pasif yapılmaz. Yaygın Kullanım: ‘disappear into thin air’ (sırra kadem basmak / yer yarıldı da içine girdi sanki).
V1: disappoint, V2: disappointed, V3: disappointed. Okunuşu: /ˌdɪs.əˈpɔɪnt/. Düzenli bir fiildir. Birinin umutlarını veya beklentilerini boşa çıkarmak demektir. Nuans: ‘Appoint’ (atamak) kelimesiyle yazılış benzerliği dışında hiçbir ilgisi yoktur. Genellikle sıfat halleri (‘disappointed’ veya ‘disappointing’) cümle içinde daha çok kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘bitterly disappointed’ (acı bir şekilde / derinden hayal kırıklığına uğramış).
V1: discover, V2: discovered, V3: discovered. Okunuşu: /dɪˈskʌv.ər/. Düzenli bir fiildir. Zaten doğada var olan ancak daha önce bilinmeyen bir yeri, bilgiyi veya gerçeği bulup ortaya çıkarmak demektir. Nuans: ‘Invent’ (icat etmek) sıfırdan yeni bir şey (makine vb.) yaratmak iken, ‘discover’ var olanı (kıta, gezegen, maden) bulmaktır. Yaygın Kullanım: ‘make a discovery’ (keşif yapmak).
V1: discuss, V2: discussed, V3: discussed. Okunuşu: /dɪˈskʌs/. Düzenli bir fiildir. Bir konu hakkında fikir alışverişi yapmak demektir. Nuans: ‘Argue’ (kavga ederek/zıtlaşarak tartışmak) kelimesinden farklı olarak uygarca fikir beyan etmektir. Türkçedeki ‘hakkında tartışmak’ yapısına aldanıp ‘discuss about’ DENMEZ. Doğrudan nesne alır (discuss the matter). Yaygın Kullanım: ‘discuss at length’ (uzun uzadıya tartışmak).
V1: dislike, V2: disliked, V3: disliked. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi sevmeme durumunu belirtir. ‘Don’t like’ kalıbının daha resmi ve tek kelimelik alternatifidir.
V1: dismiss, V2: dismissed, V3: dismissed. Düzenli bir fiildir. Bir fikri ciddiye almayıp reddetmek veya bir çalışanın işine son vermek/kovmak anlamlarında kullanılır.
V1: display, V2: displayed, V3: displayed. Düzenli bir fiildir. Ekranda bir metni/görseli göstermek veya müzede tarihi bir eseri sergilemek demektir.
V1: distribute, V2: distributed, V3: distributed. Düzenli bir fiildir. Malları bayilere dağıtmak, broşür dağıtmak veya yazılımı kullanıcılara sunmak anlamlarında kullanılır.
V1: divide, V2: divided, V3: divided. Okunuşu: /dɪˈvaɪd/. Düzenli bir fiildir. Bir bütünü parçalara ayırmak veya matematiksel olarak bölme işlemi yapmak demektir. Nuans: Genellikle bir şeyi bölümlere ayırırken ‘into’ edatıyla kullanılır (divide into three parts). Yaygın Kullanım: ‘divide and conquer’ (böl ve yönet / böl ve fethet).
V1: do/does, V2: did, V3: done. Okunuşu: /duː/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en temel fiillerinden ve yardımcı fiillerindendir. Nuans: ‘Make’ sıfırdan bir şey üretmektir (make a cake), ‘do’ ise var olan bir işi veya eylemi yerine getirmektir (do a favor – iyilik yapmak, do homework – ödev yapmak). Yaygın Kullanım: ‘do your best’ (elinden gelenin en iyisini yapmak), ‘easier said than done’ (söylemesi kolay, yapması zor).
V1: document, V2: documented, V3: documented. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘document’ (belge) kelimesinin eylem halidir. Olayları yazılı veya görsel olarak kayıt altına almak demektir.
V1: dominate, V2: dominated, V3: dominated. Düzenli bir fiildir. Bir piyasada, tartışmada veya spor müsabakasında kontrolü ele almak, üstünlük sağlamak demektir.
V1: donate, V2: donated, V3: donated. Düzenli bir fiildir. Bir hayır kurumuna veya projeye para, eşya ya da kan (‘donate blood’) vermek demektir.
V1: double, V2: doubled, V3: doubled. Düzenli bir fiildir. Bir miktarın veya sayının kendisi kadar artarak iki katına çıkması demektir.
V1: doubt, V2: doubted, V3: doubted. Okunuşu: /daʊt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin doğruluğundan veya birinin dürüstlüğünden emin olmamak demektir. Nuans: Kelimenin içindeki ‘b’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (daut diye okunur). ‘Suspect’ (öyle olduğunu düşünmek/şüphelenmek) iken, ‘doubt’ (öyle olmamasından şüphe etmek/inanmamak) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘without a doubt’ (şüphesiz), ‘benefit of the doubt’ (şüphe payı bırakmak / iyimser yaklaşıp güvenmeyi seçmek).
V1: download, V2: downloaded, V3: downloaded. Düzenli bir fiildir. İnternetten veya bir sunucudan bilgisayara/telefona dosya kopyalamak demektir.
V1: draft, V2: drafted, V3: drafted. Düzenli bir fiildir. Bir yasanın, mektubun veya yazının ilk (henüz bitmemiş) halini kağıda veya bilgisayara dökmek demektir.
V1: drag, V2: dragged, V3: dragged. Okunuşu: /dræɡ/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘g’ çift yazılır). Ağır bir şeyi veya direnen birini yerde sürüyerek çekmek demektir. Nuans: Bilgisayarlardaki ‘sürükle-bırak’ (drag and drop) işlemi buradan gelir. Yaygın Kullanım: ‘drag one’s feet’ (ayak sürüdüğü / işi bilerek ağırdan almak), ‘drag on’ (bir işin gereksiz yere uzaması / sürüp gitmesi).
V1: draw, V2: drew, V3: drawn. Okunuşu: /drɔː/. Düzensiz bir fiildir (V2 okunuşu: /druː/ – dru). Kalem veya kömürle resim çizmek temel anlamıdır. Ancak kılıç/silah çekmek, kuyudan su çekmek, perdeyi çekmek veya birinin dikkatini çekmek anlamlarında da çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘draw the line’ (sınır çizmek / dur demek), ‘draw a blank’ (hiçbir şey hatırlayamamak / hafızanın durması).
V1: dream, V2: dreamed/dreamt, V3: dreamed/dreamt. Okunuşu: /driːm/. Hem düzenli hem düzensiz olarak kullanılabilir. Hem uyurken görülen rüya hem de gelecekle ilgili kurulan hayaller için kullanılır. Nuans: Genellikle ‘of’ veya ‘about’ edatıyla kullanılır (dream of flying). Yaygın Kullanım: ‘a dream come true’ (gerçeğe dönüşen hayal), ‘in your dreams!’ (rüyanda görürsün! / avucunu yalarsın!).
V1: dress, V2: dressed, V3: dressed. Okunuşu: /dres/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘kadın elbisesi’ demekken, fiil olarak herkes için ‘giyinmek’ demektir. Nuans: Pasif yapıda ‘be dressed in’ (bir kıyafet giyinmiş olmak / üzerinde olmak) kalıbı çok sık kullanılır. Tıpta ‘yaraya pansuman yapmak’ (dress a wound) anlamı vardır. Yaygın Kullanım: ‘dressed to kill’ (öldürücü/çok şık giyinmiş), ‘dress up’ (özel bir gün için şıklanmak).
V1: drink, V2: drank, V3: drunk. Okunuşu: /drɪŋk/. Düzensiz bir fiildir. Su, çay veya alkol gibi bir sıvıyı tüketmek demektir. Nuans: V3 hali (drunk) aynı zamanda günlük hayatta ‘sarhoş’ anlamına gelen bir sıfattır. Yaygın Kullanım: ‘drink to that’ (buna kadeh kaldırılır / kesinlikle katılıyorum).
V1: drive, V2: drove, V3: driven. Okunuşu: /draɪv/. Düzensiz bir fiildir. Motorlu bir aracı (veya at arabasını) kullanmak/yönlendirmek temel anlamıdır. Nuans: Hayvanlara binmek için ‘ride’ kullanılır (ride a horse). Psikolojik olarak birini bir şeye mecbur bırakmak veya delirtmek anlamı da çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘drive a hard bargain’ (sıkı pazarlık yapmak), ‘drive someone up the wall’ (birini çıldırtmak / deli etmek).
V1: drop, V2: dropped, V3: dropped. Okunuşu: /drɒp/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘p’ çift yazılır). Kazara elinden bir şeyi düşürmek veya sıcaklık/fiyat gibi bir değerin aniden azalması/düşmesi demektir. Nuans: İsim hali ‘damla’ demektir. Kasıtlı olarak bırakmak veya birini arabayla bir yere bırakmak (drop someone off) anlamlarında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘drop by’ (geçerken uğramak), ‘drop a hint’ (ipucu vermek / çaktırmak).
V1: dry, V2: dried, V3: dried. Okunuşu: /draɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Islaklığın veya nemin havayla/ısıyla gitmesi veya bunu kasten yapmak demektir. Nuans: Sıfat hali (kuru) ile aynı yazılır. Yaygın Kullanım: ‘dry up’ (kuruyup yok olmak / söyleyecek sözü kalmamak), ‘left high and dry’ (yüzüstü bırakılmış / çaresiz bir şekilde terkedilmiş).
V1: earn, V2: earned, V3: earned. Okunuşu: /ɜːn/. Düzenli bir fiildir. Emek vererek para, saygı veya itibar elde etmek demektir. Nuans: ‘Win’ fiili şansla (piyango) veya yarışla (maç) kazanmaktır. ‘Earn’ ise alın teriyle ve hak ederek kazanmaktır. Yaygın Kullanım: ‘earn a living’ (hayatını kazanmak / geçimini sağlamak), ‘well-earned rest’ (sonuna kadar hak edilmiş dinlenme).
V1: eat, V2: ate, V3: eaten. Okunuşu: /iːt/. Düzensiz bir fiildir (V2 okunuşu: /eɪt/ veya /et/). Katı bir gıdayı çiğneyip yutmak demektir. Nuans: Çorba içmek için İngilizcede ‘drink soup’ yerine genellikle ‘eat soup’ (çorba yemek) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘eat your words’ (tükürdüğünü yalamak / sözünü geri almak), ‘eat like a horse’ (kurt gibi aç olmak / çok yemek yemek).
V1: edit, V2: edited, V3: edited. Düzenli bir fiildir. Bir metni, kod dizisini, videoyu veya görseli yayına hazırlamak amacıyla değiştirmek ve düzeltmek demektir.
V1: educate, V2: educated, V3: educated. Okunuşu: /ˈedʒ.u.keɪt/. Düzenli bir fiildir. Birine okulda veya hayatta resmi bir eğitim vermek, zihinsel ve ahlaki olarak geliştirmek demektir. Nuans: ‘Teach’ (öğretmek) spesifik bir beceri veya ders içindir (İngilizce öğretmek gibi). ‘Educate’ ise daha geniş kapsamlı, vizyon katan bir yetiştirme sürecidir. Yaygın Kullanım: ‘an educated guess’ (bilinçli tahmin / mantıklı bir tahmin yürütme).
V1: elect, V2: elected, V3: elected. Okunuşu: /iˈlekt/. Düzenli bir fiildir. Bir gruba lider veya temsilci belirlemek için oy kullanmak demektir. Nuans: ‘Choose’ genel bir seçme eylemidir (kıyafet seçmek gibi). ‘Elect’ ise siyasi veya resmi bir oylama ile yapılan seçimdir. Yaygın Kullanım: ‘president-elect’ (seçilmiş ancak henüz göreve başlamamış başkan).
V1: eliminate, V2: eliminated, V3: eliminated. Okunuşu: /iˈlɪm.ɪ.neɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir sorunu, rakibi veya istenmeyen bir şeyi tamamen sistemden/ortamdan çıkarmak demektir. Nuans: ‘Remove’ (kaldırmak) fiziksel bir eylemken, ‘eliminate’ kalıcı olarak kökünü kazımak veya listeden silmektir. Yaygın Kullanım: ‘process of elimination’ (eleme yöntemi / ihtimalleri teker teker eleyerek sonuca ulaşma).
V1: email, V2: emailed, V3: emailed. Düzenli bir fiildir. İsim halinin (e-posta) doğrudan fiil olarak kullanılmasıdır.
V1: emerge, V2: emerged, V3: emerged. Okunuşu: /ɪˈmɜːdʒ/. Düzenli bir fiildir. Saklı, karanlık veya zor bir durumun içinden çıkarak görünür hale gelmek demektir. Nuans: ‘Appear’ (aniden görünmek) iken, ’emerge’ bir sürecin, suyun altının veya karanlığın içinden yavaşça süzülüp çıkmaktır. Yaygın Kullanım: ’emerge victorious’ (zaferle ayrılmak / savaştan galip çıkmak), ’emerge from the shadows’ (gölgelerin içinden çıkmak).
V1: emphasize, V2: emphasized, V3: emphasized. Okunuşu: /ˈem.fə.saɪz/. Düzenli bir fiildir. (İngiliz İngilizcesinde ’emphasise’ olarak yazılabilir). Bir konunun, kelimenin veya kuralın özellikle çok önemli olduğunu hissettirmek demektir. Nuans: ‘Highlight’ (fosforlu kalemle çizer gibi öne çıkarmak) ile çok yakındır ancak ’emphasize’ daha çok sözlü vurgularda kullanılır. Yaygın Kullanım: ’emphasize a point’ (bir noktaya özellikle dikkat çekmek).
V1: employ, V2: employed, V3: employed. Okunuşu: /ɪmˈplɔɪ/. Düzenli bir fiildir. Maaş karşılığı birine iş vermek temel anlamıdır. Ancak edebi ve resmi dilde ‘bir stratejiyi veya aracı kullanmak’ anlamı da çok yaygındır. Nuans: ‘Hire’ (işe almak) daha günlük bir kelimedir. ‘Employ’ ise daha kurumsaldır. Yaygın Kullanım: ‘self-employed’ (kendi işinde çalışan / serbest meslek sahibi).
V1: empty, V2: emptied, V3: emptied. Düzenli bir fiildir (‘y’ harfi düşer, ‘-ied’ gelir). İçi dolu olan bir şeyi boşaltmak demektir.
V1: enable, V2: enabled, V3: enabled. Okunuşu: /ɪˈneɪ.bəl/. Düzenli bir fiildir. Birinin bir şeyi yapabilmesi için ona araç, güç veya fırsat sağlamak demektir. Nuans: ‘Allow’ (izin vermek) bir yasağı kaldırmaktır; ‘enable’ ise fiziksel/zihinsel bir imkan sunmaktır (örneğin kanatların kuşa uçma imkanı sunması gibi). Yaygın Kullanım: ‘enable someone to do something’ (birinin bir şeyi yapmasını sağlamak/mümkün kılmak).
V1: encounter, V2: encountered, V3: encountered. Okunuşu: /ɪnˈkaʊn.tər/. Düzenli bir fiildir. Bir zorlukla yüzleşmek veya biriyle/bir şeyle aniden ve tesadüfen karşılaşmak demektir. Nuans: ‘Meet’ (buluşmak/tanışmak) genellikle planlıdır. ‘Encounter’ ise ormanda bir ayıyla karşılaşmak veya yolculukta bir pürüz çıkması gibi beklenmedik temaslardır. Yaygın Kullanım: ‘a close encounter’ (yakın temas / tehlikeli yakınlaşma).
V1: encourage, V2: encouraged, V3: encouraged. Okunuşu: /ɪnˈkʌr.ɪdʒ/. Düzenli bir fiildir. Birine bir şeyi yapması için moral vermek, özgüven aşılamak veya bir davranışın yayılmasını desteklemek demektir. Nuans: ‘Discourage’ (hevesini kırmak) fiilinin tam zıddıdır. Daima ‘encourage someone to do something’ kalıbıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘words of encouragement’ (cesaret verici sözler).
V1: end, V2: ended, V3: ended. Okunuşu: /end/. Düzenli bir fiildir. Bir sürecin, yolculuğun veya hikayenin tamamen son bulması demektir. Nuans: ‘Finish’ (bir görevi/işi tamamlamak) iken, ‘end’ mutlak bir duruş noktasıdır (yolun sonu, filmin bitişi gibi). Yaygın Kullanım: ‘end up’ (sonunda kendini … bir durumda/yerde bulmak), ‘dead end’ (çıkmaz sokak).
V1: engage, V2: engaged, V3: engaged. Okunuşu: /ɪnˈɡeɪdʒ/. Düzenli bir fiildir. Bir işe veya sohbete dahil olmak, orduların çatışmaya girmesi veya evlilik yolunda sözlenmek/nişanlanmak demektir. Nuans: Genellikle ‘in’ veya ‘with’ edatıyla kullanılır (engage in conversation). Yaygın Kullanım: ‘rules of engagement’ (çatışma/müdahale kuralları), ‘get engaged’ (nişanlanmak).
V1: enhance, V2: enhanced, V3: enhanced. Okunuşu: /ɪnˈhɑːns/. Düzenli bir fiildir. Zaten iyi veya var olan bir şeyin kalitesini, gücünü veya güzelliğini daha da yukarı çekmek demektir. Nuans: ‘Improve’ (kötü bir şeyi düzeltmek/geliştirmek) iken, ‘enhance’ (zaten var olanı cilalamak/iyileştirmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘enhance the flavor’ (yemeğin lezzetini artırmak/katlamak).
V1: enjoy, V2: enjoyed, V3: enjoyed. Okunuşu: /ɪnˈdʒɔɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir aktiviteden veya durumdan mutluluk duymak demektir. Nuans: Kendisinden sonra KESİNLİKLE fiillerin ‘-ing’ hali gelir (enjoy reading). Asla ‘to’ almaz. Yaygın Kullanım: ‘enjoy yourself’ (iyi eğlenceler / keyfine bak).
V1: ensure, V2: ensured, V3: ensured. Okunuşu: /ɪnˈʃʊər/. Düzenli bir fiildir. Bir işin sorunsuz gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almak veya bir durumu kesinleştirmek demektir. Nuans: ‘Assure’ (bir insana söz vermek/rahatlatmak) iken, ‘ensure’ (bir işi/durumu sağlama almak) demektir. Yaygın Kullanım: ‘ensure safety’ (güvenliği sağlamak).
V1: enter, V2: entered, V3: entered. Okunuşu: /ˈen.tər/. Düzenli bir fiildir. Bir odaya, binaya veya yeni bir döneme giriş yapmak demektir. Bir yarışmaya katılmak anlamı da vardır. Nuans: İngilizcede fiziksel bir yere girerken KESİNLİKLE ‘into’ veya ‘to’ edatı kullanılmaz (enter the room). Ancak soyut bir anlaşmaya girerken ‘enter into an agreement’ kullanılabilir. Yaygın Kullanım: ‘enter one’s mind’ (aklına gelmek).
V1: entertain, V2: entertained, V3: entertained. Okunuşu: /ˌen.təˈteɪn/. Düzenli bir fiildir. İnsanların hoşça vakit geçirmesini sağlamak veya evde misafir ağırlamak demektir. Ayrıca bir fikri ‘aklında tartmak/düşünmek’ (entertain an idea) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘highly entertaining’ (son derece eğlendirici/keyifli).
V1: equal, V2: equaled, V3: equaled. Düzenli bir fiildir. İki şeyin miktar, boyut veya değer olarak aynı olması demektir.
V1: escape, V2: escaped, V3: escaped. Okunuşu: /ɪˈskeɪp/. Düzenli bir fiildir. Tehlikeli bir durumdan, hapishaneden veya sıkıcı bir hayattan kurtulup kaçmak demektir. Nuans: ‘Run away’ (koşarak uzaklaşmak) iken, ‘escape’ kapana kısıldığı veya tutulduğu yerden bir yolunu bulup sıyrılmaktır. Yaygın Kullanım: ‘narrow escape’ (kıl payı kurtuluş), ‘escape one’s notice’ (gözünden kaçmak / fark etmemek).
V1: establish, V2: established, V3: established. Okunuşu: /ɪˈstæb.lɪʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir şehri, kurumu veya düzeni kalıcı olacak şekilde kurmak demektir. Aynı zamanda bir gerçeği kanıtlayıp kabul ettirmek anlamı da vardır. Nuans: ‘Set up’ daha günlük bir kurmak” iken, ‘establish’ çok daha resmi, köklü ve kalıcıdır. Yaygın Kullanım: ‘established fact’ (kanıtlanmış/yerleşmiş gerçek), ‘establish a relationship’ (ilişki/bağ kurmak).”
V1: estimate, V2: estimated, V3: estimated. Okunuşu: /ˈes.tɪ.meɪt/. Düzenli bir fiildir. Eldeki verilere veya tecrübeye dayanarak bir mesafeyi, maliyeti veya zamanı yaklaşık olarak hesaplamak demektir. Nuans: ‘Guess’ (bilgi olmadan sallamak/tahmin etmek) iken, ‘estimate’ mantığa, hesaba ve veriye dayalı bilinçli bir tahmindir. Yaygın Kullanım: ‘rough estimate’ (kaba taslak tahmin).
V1: evaluate, V2: evaluated, V3: evaluated. Okunuşu: /ɪˈvæl.ju.eɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir durumun, projenin veya kişinin değerini, önemini ve kalitesini dikkatlice inceleyerek karar vermek demektir. Nuans: ‘Assess’ (durum değerlendirmesi) ile eş anlamlıdır ancak ‘evaluate’ daha çok performans ve kalite ölçümünde kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘evaluate the situation’ (durumu değerlendirmek).
V1: examine, V2: examined, V3: examined. Okunuşu: /ɪɡˈzæm.ɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi çok yakından, detaylıca kontrol etmek veya bir doktorun hastayı muayene etmesi demektir. Okuldaki ‘sınav’ (exam) kelimesinin köküdür. Yaygın Kullanım: ‘examine closely’ (yakından/dikkatlice incelemek).
V1: exchange, V2: exchanged, V3: exchanged. Düzenli bir fiildir. Fikir alışverişinde bulunmak, para bozdurmak veya iki şeyi birbiriyle değiştirmek anlamlarındadır.
V1: exclude, V2: excluded, V3: excluded. Düzenli bir fiildir. ‘Include’ (dahil etmek) fiilinin tam zıddıdır. Birini bir gruptan veya bir veriyi hesaptan çıkarmak demektir.
V1: excuse, V2: excused, V3: excused. Düzenli bir fiildir. Küçük bir kabahati affetmek veya birinin gitmesine izin vermek demektir. İsim hali ‘mazeret’ anlamındadır.
V1: exercise, V2: exercised, V3: exercised. Düzenli bir fiildir. Spor yapmak anlamına geldiği gibi, bir hakkı veya yetkiyi ‘kullanmak’ anlamında da çok sık karşılaşılan resmi bir kullanıma sahiptir.
V1: exhibit, V2: exhibited, V3: exhibited. Düzenli bir fiildir. Müzelerde tarihi eserleri sergilemek veya belirli bir davranışı/özelliği açıkça ortaya koymak demektir.
V1: exist, V2: existed, V3: existed. Okunuşu: /ɪɡˈzɪst/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin gerçekte doğada veya dünyada bulunması demektir. Nuans: ‘Live’ (yaşamak – nefes almak) iken, ‘exist’ daha felsefi bir varoluşu veya zor şartlarda zar zor hayatta kalmayı da ifade edebilir. Yaygın Kullanım: ‘cease to exist’ (varlığı sona ermek / yok olmak), ‘co-exist’ (birlikte barış içinde yaşamak).
V1: exit, V2: exited, V3: exited. Düzenli bir fiildir. Bir binadan veya dijital bir programdan çıkış yapmak demektir. Arkasından ‘from’ edatı almadan doğrudan kullanılabilir.
V1: expand, V2: expanded, V3: expanded. Okunuşu: /ɪkˈspænd/. Düzenli bir fiildir. Hacim olarak büyümek, bir krallığın sınırlarını genişletmesi veya ticaretin/işin büyümesi demektir. Nuans: ‘Extend’ (uzunlamasına veya süre olarak uzatmak) iken, ‘expand’ her yöne doğru (balonun şişmesi gibi) hacimce veya güççe büyümektir. Yaygın Kullanım: ‘expand one’s horizons’ (ufkunu genişletmek).
V1: expect, V2: expected, V3: expected. Okunuşu: /ɪkˈspekt/. Düzenli bir fiildir. Bir olayın gerçekleşeceğini önceden düşünmek veya birinden bir şey ummak demektir. Nuans: ‘Wait’ (otobüs veya zaman beklemek) fizikseldir. ‘Expect’ ise zihinsel bir beklentidir. Yaygın Kullanım: ‘expect a baby’ (bebek beklemek / hamile olmak), ‘as expected’ (beklenildiği gibi).
V1: experience, V2: experienced, V3: experienced. Okunuşu: /ɪkˈspɪə.ri.əns/. Düzenli bir fiildir. Bir olayı bizzat yaşamak, bir duyguyu hissetmek demektir. İsim hali (tecrübe) ile aynıdır. Nuans: Sürekli zamanlarla (I am experiencing) kullanılabilir. Yaygın Kullanım: ‘experience difficulties’ (zorluklar yaşamak).
V1: experiment, V2: experimented, V3: experimented. Düzenli bir fiildir. Yeni bir fikri, SEO taktiğini veya bilimsel bir yöntemi test etmek demektir. ‘With’ edatıyla kullanılır (experiment with).
V1: explain, V2: explained, V3: explained. Okunuşu: /ɪkˈspleɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir konunun nedenini veya nasıl çalıştığını anlaşılır bir şekilde anlatmak demektir. Nuans: Türkçede ‘bana açıkla’ deriz ama İngilizcede ‘explain me’ DENMEZ. Daima ‘explain to me’ (bana doğru açıkla) denmelidir. Yaygın Kullanım: ‘explain oneself’ (kendini ifade etmek / davranışının sebebini açıklamak).
V1: explode, V2: exploded, V3: exploded. Düzenli bir fiildir. Bir bombanın patlaması anlamına geldiği gibi, mecazi olarak bir şeyin öfkeyle patlaması veya internette bir içeriğin aniden viral olması (‘explode in popularity’) anlamında da kullanılır.
V1: explore, V2: explored, V3: explored. Okunuşu: /ɪkˈsplɔːr/. Düzenli bir fiildir. Bilinmeyen bir coğrafyayı dolaşarak öğrenmek veya yeni bir fikri derinlemesine incelemek demektir. Nuans: ‘Discover’ (bir kerede bulmak) iken, ‘explore’ (vakit harcayarak, dolaşarak incelemek ve keşfetmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘explore new possibilities’ (yeni ihtimalleri araştırmak).
V1: export, V2: exported, V3: exported. Düzenli bir fiildir. Ticari olarak mal satmanın yanı sıra, dijital dünyada bir dosyayı (örneğin bir CSV listesini) dışa aktarmak/kaydetmek demektir.
V1: expose, V2: exposed, V3: exposed. Düzenli bir fiildir. Saklı bir gerçeği gün yüzüne çıkarmak veya birini yeni bir kültüre, dile ya da tehlikeye maruz bırakmak (‘expose to’) demektir.
V1: express, V2: expressed, V3: expressed. Okunuşu: /ɪkˈspres/. Düzenli bir fiildir. Duyguları veya düşünceleri kelimelerle, mimiklerle veya sanatla dışa vurmak demektir. Nuans: Sıfat olarak ‘hızlı’ (express train) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘express oneself’ (kendini ifade etmek), ‘words cannot express’ (kelimeler kifayetsiz kalır / kelimelerle anlatılamaz).
V1: extend, V2: extended, V3: extended. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin fiziksel uzunluğunu (örneğin surları) artırmak veya bir süreyi (vize, teslim tarihi) uzatmak demektir.
V1: extract, V2: extracted, V3: extracted. Düzenli bir fiildir. Diş çekmek, maden çıkarmak veya uzun bir metinden sadece belirli bilgileri/kelimeleri süzüp çıkarmak anlamlarında kullanılır.
V1: face, V2: faced, V3: faced. Okunuşu: /feɪs/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘yüz/surat’ demektir. Fiil olarak ise bir zorlukla, tehlikeyle veya gerçekle korkusuzca yüzleşmek, o yöne dönmek anlamındadır. Nuans: Yön bildiren ‘turn’ fiilinden daha ciddi ve kaçınılmaz bir karşılaşmayı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘face the music’ (yaptıklarının bedelini ödemek / sonuçlarına katlanmak), ‘face to face’ (yüz yüze).
V1: fail, V2: failed, V3: failed. Okunuşu: /feɪl/. Düzenli bir fiildir. Bir görevi yerine getirememek veya bir makinenin çalışmayı durdurması demektir. Nuans: ‘Pass’ (geçmek/başarmak) kelimesinin tam zıddıdır. Kendisinden sonra bir eylem gelirse ‘to’ alır (fail to understand – anlamamak). Yaygın Kullanım: ‘without fail’ (aksatmadan / mutlaka / şaşmaz bir şekilde).
V1: fall, V2: fell, V3: fallen. Okunuşu: /fɔːl/. Düzensiz bir fiildir. Yukarıdan aşağıya inmek, yere yığılmak veya (yaprakların) dökülmesi demektir. Nuans: Amerikan İngilizcesinde ‘sonbahar’ anlamına da gelir. ‘Drop’ (bir şeyi elden kasten/kazara düşürmek) iken, ‘fall’ (kendiliğinden düşmek) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘fall in love’ (aşık olmak), ‘fall apart’ (dağılmak / parçalara ayrılmak).
V1: fear, V2: feared, V3: feared. Okunuşu: /fɪər/. Düzenli bir fiildir. Bir tehlikeden veya kötü bir ihtimalden dolayı dehşete kapılmak demektir. Nuans: Günlük dilde ‘be afraid of’ kalıbı daha çok kullanılır; ‘fear’ fiili ise daha edebi, resmi ve derin bir korkuyu ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘never fear!’ (korkma! / endişelenme!), ‘for fear of’ (… korkusuyla / … olmasın diye).
V1: feed, V2: fed, V3: fed. Okunuşu: /fiːd/. Düzensiz bir fiildir. Birine yiyecek vermek veya bir hayvanın karnını doyurmak demektir. Nuans: ‘Eat’ (kendi kendine yemek yemek) iken, ‘feed’ (başkasını doyurmak/yedirmek) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘fed up with’ (bir şeyden bıkmak / usanmak / yaka silkmek).
V1: feel, V2: felt, V3: felt. Okunuşu: /fiːl/. Düzensiz bir fiildir. Hem duygusal olarak (mutlu hissetmek) hem de fiziksel olarak (soğuğu hissetmek veya kumaşa dokunmak) kullanılır. Nuans: Şimdiki zamanla (-ing) kullanıldığında genellikle fiziksel dokunmayı veya anlık durumu ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘feel under the weather’ (keyifsiz/hafif hasta hissetmek), ‘I know how you feel’ (seni anlıyorum / ne hissettiğini biliyorum).
V1: fight, V2: fought, V3: fought. Okunuşu: /faɪt/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /fɔːt/ – fot). Silahla veya yumrukla fiziksel bir kavgaya girmek ya da bir hastalık/zorluk karşısında çaba göstermek demektir. Nuans: İsim hali de ‘kavga/dövüş’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘fight an uphill battle’ (zorlu/yokuş yukarı bir mücadele vermek), ‘fight fire with fire’ (dinsizin hakkından imansızla gelmek / ateşe ateşle karşılık vermek).
V1: figure, V2: figured, V3: figured. Düzenli bir fiildir. Günlük konuşmada ve yazılım dünyasında neredeyse her zaman ‘out’ ile birlikte kullanılır (‘figure out’: bir sorunun çözümünü bulmak, ne olduğunu anlamak).
V1: fill, V2: filled, V3: filled. Okunuşu: /fɪl/. Düzenli bir fiildir. Boş bir kabı sıvı/katı bir maddeyle tam dolu hale getirmek veya bir mekanı insanlarla doldurmak demektir. Nuans: ‘Empty’ (boşaltmak) fiilinin tam zıddıdır. Resmi belgelerde ‘fill in/out’ (form doldurmak) şeklinde çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘fill someone’s shoes’ (birinin yerini/boşluğunu doldurmak), ‘fill me in’ (bana detayları anlat / beni bilgilendir).
V1: film, V2: filmed, V3: filmed. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘film’ kelimesinin eylem halidir. Video kaydı almak demektir.
V1: find, V2: found, V3: found. Okunuşu: /faɪnd/. Düzensiz bir fiildir. Kayıp olan bir şeyi arayıp ortaya çıkarmak veya tesadüfen karşılaşmak demektir. Nuans: ‘Look for’ (aramak – sürecin kendisi) iken, ‘find’ (bulmak – sürecin başarıyla sonuçlanması) anlamına gelir. Ayrıca ‘I find him clever’ (Onu zeki buluyorum/düşünüyorum) gibi bir fikri belirtmek için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘find one’s feet’ (ortama alışmak / ayak uydurmak), ‘find out’ (gerçeği öğrenmek / açığa çıkarmak).
V1: finish, V2: finished, V3: finished. Okunuşu: /ˈfɪn.ɪʃ/. Düzenli bir fiildir. Başlamış bir işi, yemeği veya okulu sonlandırmak demektir. Nuans: ‘Complete’ eksik parçaları tamamlayıp mükemmelleştirmek iken, ‘finish’ daha çok eylemin zaman olarak sona ermesini (yemeğin bitmesi gibi) ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘finish line’ (bitiş çizgisi), ‘from start to finish’ (baştan sona).
V1: fire, V2: fired, V3: fired. Düzenli bir fiildir. Silah veya top ateşlemek anlamına gelirken, iş dünyasında bir çalışanın işine son vermek/kovmak anlamında çok yaygındır.
V1: fit, V2: fitted/fit, V3: fitted/fit. Okunuşu: /fɪt/. Hem düzenli hem düzensiz kullanılabilir. Bir eşyanın veya kıyafetin doğru boyutta olması, bir yere sığması demektir. Nuans: ‘Suit’ (tarz/renk olarak yakışmak) iken, ‘fit’ (beden/ölçü olarak tam oturmak) anlamındadır (It fits me, but doesn’t suit me – Bedeni uyuyor ama tarzı bana yakışmıyor). Yaygın Kullanım: ‘fit as a fiddle’ (turp gibi / çok sağlıklı), ‘fit in’ (bir gruba/ortama uyum sağlamak).
V1: fix, V2: fixed, V3: fixed. Okunuşu: /fɪks/. Düzenli bir fiildir. Bozulmuş bir şeyi onarmak, duvara bir şey sabitlemek veya bir toplantı tarihi/saati belirlemek demektir. Nuans: ‘Repair’ daha çok ustalık gerektiren mekanik bir tamirken, ‘fix’ günlük hayattaki her türlü sorunu çözmek veya ayarlamak için (örneğin ‘fix a date’ – tarih belirlemek) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘quick fix’ (geçici/hızlı çözüm), ‘fix someone a drink/meal’ (birine içecek/yemek hazırlamak).
V1: flash, V2: flashed, V3: flashed. Düzenli bir fiildir. Bir ışığın hızla yanıp sönmesi veya ekranda bir mesajın aniden belirip kaybolması demektir.
V1: fly, V2: flew, V3: flown. Okunuşu: /flaɪ/. Düzensiz bir fiildir (V2 okunuşu: /fluː/, V3 okunuşu: /fləʊn/). Kuşların veya hava araçlarının havada süzülmesi demektir. Nuans: İsim hali ‘sinek’ anlamına gelir. ‘Uçakla seyahat etmek’ veya ‘zamanın çok hızlı geçmesi’ mecazlarında çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘time flies’ (zaman uçup gidiyor), ‘fly off the handle’ (küplere binmek / aniden öfkelenmek).
V1: focus, V2: focused, V3: focused. Düzenli bir fiildir (İngiliz İngilizcesinde ‘focussed’ yazılabilir). Dikkati tek bir noktaya veya işe vermek demektir. Daima ‘on’ edatıyla kullanılır (focus on).
V1: fold, V2: folded, V3: folded. Okunuşu: /fəʊld/. Düzenli bir fiildir. Kağıt, kumaş veya çadır gibi şeyleri bükerek küçültmek demektir. Nuans: ‘Unfold’ zıddıdır (açmak/sergilemek). Beden dilinde kolları kavuşturmak için (fold one’s arms) kalıbı yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘fold like a house of cards’ (iskambil kağıttan ev gibi yıkılmak / çabucak pes etmek).
V1: follow, V2: followed, V3: followed. Okunuşu: /ˈfɒl.əʊ/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak birinin arkasından gitmek, kurallara uymak veya birinin anlattıklarını (mantığını) anlamak demektir. Nuans: ‘Chase’ (hızlıca kovalamak) iken, ‘follow’ sakin bir şekilde izden gitmektir. Yaygın Kullanım: ‘follow in someone’s footsteps’ (birinin izinden gitmek / onun yolunu tutmak), ‘as follows’ (aşağıdaki gibi / şu şekilde).
V1: force, V2: forced, V3: forced. Okunuşu: /fɔːs/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘güç/kuvvet’ demektir. Fiil olarak ise birini istemediği bir şeyi yapmaya mecbur bırakmak veya kilitli bir kapıyı zorlayarak açmak (force open) anlamındadır. Nuans: ‘Make’ (yaptırmak) kelimesinden farklı olarak ‘force’ şiddet, tehdit veya çaresizlik barındırır. Yaygın Kullanım: ‘force of habit’ (alışkanlık icabı / el alışkanlığı), ‘force someone’s hand’ (birini mecbur bırakmak).
V1: forecast, V2: forecast/forecasted, V3: forecast/forecasted. Yarı düzenli bir fiildir. Çoğunlukla hava durumu, trafik veya borsa gibi gelecekteki olayları veriler ışığında tahmin etmek için kullanılır.
V1: forget, V2: forgot, V3: forgotten. Okunuşu: /fəˈɡet/. Düzensiz bir fiildir. Bir bilgiyi hatırlayamamak demektir. Nuans: Türkçede ‘Anahtarlarımı evde unuttum’ deriz ancak İngilizcede yer belirtiliyorsa ‘forget’ KULLANILMAZ. ‘I forgot my keys’ (Anahtarlarımı unuttum) diyebilirsin ama ‘I forgot my keys at home’ denmez; bunun yerine ‘leave’ fiili kullanılır: ‘I left my keys at home’. Yaygın Kullanım: ‘forget it!’ (unut gitsin / boşver), ‘forgive and forget’ (affetmek ve unutmak).
V1: forgive, V2: forgave, V3: forgiven. Okunuşu: /fəˈɡɪv/. Düzensiz bir fiildir. Yapılan bir hataya, haksızlığa veya borca karşı öfkeyi bırakıp hoşgörü göstermek demektir. Nuans: ‘Apologize’ (özür dilemek) eylemini yapan kişiye karşılık olarak ‘forgive’ (affetmek) eylemi yapılır. Yaygın Kullanım: ‘forgive me for asking’ (sorduğum için bağışlayın / kusuruma bakmayın).
V1: form, V2: formed, V3: formed. Okunuşu: /fɔːm/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘şekil’ veya ‘belge/form’ demektir. Fiil olarak ise parçaların bir araya gelerek bir bütün, grup veya fikir oluşturmasıdır. Yaygın Kullanım: ‘form an opinion’ (bir fikir edinmek), ‘form a line’ (sıraya girmek/kuyruk oluşturmak).
V1: found, V2: founded, V3: founded. Düzenli bir fiildir. DİKKAT: Bu kelime ‘find’ (bulmak) fiilinin ikinci hali olan ‘found’ (buldu) ile yazılış olarak aynıdır ama anlamı tamamen farklıdır. Yeni bir kurum, şirket veya şehir kurmak demektir.
V1: freeze, V2: froze, V3: frozen. Okunuşu: /friːz/. Düzensiz bir fiildir. Soğuktan buz tutmak temel anlamıdır. Ancak şaşkınlıktan veya korkudan ‘donakalmak’ anlamı çok daha sık kullanılır. Güvenlik güçlerinin ‘Kımıldama!’ ihtarı Freeze!” şeklindedir. Yaygın Kullanım: ‘freeze someone out’ (birini dışlamak / soğuk davranmak), ‘freeze to death’ (donarak ölmek).”
V1: frighten, V2: frightened, V3: frightened. Okunuşu: /ˈfraɪ.tən/. Düzenli bir fiildir. Birine ani bir korku vermek demektir. Nuans: ‘Fear’ (korkmak) iken, ‘frighten’ (korkutmak) anlamındadır. Günlük dilde pasif yapısı olan ‘be frightened of’ (…den korkmuş olmak/korkmak) ‘afraid of’ yerine çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘frighten the life out of someone’ (aklını başından almak / ödünü patlatmak).
V1: fry, V2: fried, V3: fried. Okunuşu: /fraɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Yiyecekleri bol yağda yüksek ısıyla pişirmek demektir. Nuans: Suda pişirmek (boil), fırında pişirmek (bake) ve genel anlamda pişirmek (cook) kelimelerinden ayrılır. Yaygın Kullanım: ‘have bigger fish to fry’ (uğraşacak daha önemli işleri/dertleri olmak), ‘out of the frying pan into the fire’ (yağmurdan kaçarken doluya tutulmak).
V1: gain, V2: gained, V3: gained. Okunuşu: /ɡeɪn/. Düzenli bir fiildir. Zamanla ve yavaş yavaş bir avantaj, tecrübe, kilo veya hız elde etmek demektir. Nuans: ‘Win’ (bir yarışta kazanmak) ve ‘Earn’ (emekle/maaşla kazanmak) fiillerinden farklıdır. Bilgi veya tecrübe ‘gain’ edilir. Yaygın Kullanım: ‘no pain, no gain’ (zahmetsiz rahmet olmaz / acı yoksa kazanç da yok), ‘gain momentum’ (ivme kazanmak / hızlanmak).
V1: gather, V2: gathered, V3: gathered. Okunuşu: /ˈɡæð.ər/. Düzenli bir fiildir. İnsanların bir alanda toplanması veya ormandan meyve/odun gibi şeylerin bir araya getirilmesi demektir. Nuans: ‘Collect’ (hobi olarak veya planlı biriktirmek) iken, ‘gather’ daha doğaçlama ve fiziksel bir yığma/toplanma eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘gather one’s thoughts’ (düşüncelerini toparlamak), ‘gather pace’ (hız kazanmak).
V1: generate, V2: generated, V3: generated. Okunuşu: /ˈdʒen.ə.reɪt/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel bir eşyadan ziyade; enerji, elektrik, gelir, fikir veya tartışma üretmek/yaratmak anlamında kullanılır. Nuans: ‘Produce’ kelimesi daha çok tarım veya fabrika üretiminde kullanılırken, ‘generate’ soyut veya enerjik üretimler içindir. Yaygın Kullanım: ‘generate income’ (gelir elde etmek/üretmek), ‘generate interest’ (ilgi uyandırmak).
V1: get, V2: got, V3: gotten/got. Okunuşu: /ɡet/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en joker (çok amaçlı) fiilidir. Nuans: ‘Become’ yerine (get angry – sinirlenmek), ‘arrive’ yerine (get there – oraya varmak), ‘buy/receive’ yerine (get a gift – hediye almak) kullanılır. Yanına gelen edatlarla yüzlerce farklı anlama (phrasal verb) bürünür. Yaygın Kullanım: ‘get the picture’ (durumu anlamak/kavramak), ‘get cold feet’ (son anda vazgeçmek/korkmak).
V1: give, V2: gave, V3: given. Okunuşu: /ɡɪv/. Düzensiz bir fiildir. Bir nesneyi, bilgiyi veya izni başkasına devretmek/sunmak demektir. Nuans: ‘Take’ (almak) fiilinin tam zıddıdır. Yanına edat aldığında anlamı tamamen değişebilir. Yaygın Kullanım: ‘give up’ (pes etmek / vazgeçmek), ‘give someone a hand’ (birine yardım eli uzatmak), ‘give it a try’ (bir denemek / şans vermek).
V1: glance, V2: glanced, V3: glanced. Düzenli bir fiildir. Bir şeye hızlıca, kısa bir an için bakmak demektir. Her zaman ‘at’ edatıyla kullanılır (glance at).
V1: go, V2: went, V3: gone. Okunuşu: /ɡəʊ/. Düzensiz bir fiildir. Konuşanın bulunduğu yerden başka bir yere doğru hareket etmek demektir. Nuans: ‘Come’ (gelmek) ile zıttır. İngilizcede ‘Been’ ve ‘Gone’ farkı çok kritiktir: ‘He has gone to Rome’ (Roma’ya gitti ve hala orada dönmedi), ‘He has been to Rome’ (Roma’da bulundu/gitti geldi). Yaygın Kullanım: ‘go with the flow’ (akışına bırakmak), ‘go the extra mile’ (elinden gelenin fazlasını yapmak).
V1: govern, V2: governed, V3: governed. Okunuşu: /ˈɡʌv.ən/. Düzenli bir fiildir. Bir ülkeyi, şehri veya kurumu yasalar çerçevesinde idare etmek demektir. Nuans: ‘Rule’ (hükmetmek) daha çok krallar veya diktatörler için kullanılırken, ‘govern’ daha resmi, kurumsal ve hükümet (government) kelimesinin kökü olan bir idare biçimidir. Yaygın Kullanım: ‘governing body’ (yönetim kurulu / yönetici organ).
V1: grab, V2: grabbed, V3: grabbed. Okunuşu: /ɡræb/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘b’ çift yazılır). Bir şeyi aniden, kaba bir güçle veya aceleyle çekip almak demektir. Nuans: ‘Catch’ (havada yakalamak/yetişmek) iken, ‘grab’ aniden kapmak veya günlük dilde aceleyle bir şeyler yemek/içmek (grab a coffee/bite) için çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘grab someone’s attention’ (birinin dikkatini çekmek), ‘up for grabs’ (kapış kapış giden / alınmaya hazır).
V1: grant, V2: granted, V3: granted. Okunuşu: /ɡrɑːnt/ (İngiliz), /ɡrænt/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Birine resmi olarak bir hak, izin veya dilek bahşetmek demektir. Nuans: ‘Give’ kelimesinden çok daha resmi ve üst makamdan alt makama doğru yapılan bir eylemdir. Yaygın Kullanım: ‘take for granted’ (çantada keklik sanmak / kıymetini bilmemek), ‘grant a wish’ (dileği kabul etmek/gerçekleştirmek).
V1: greet, V2: greeted, V3: greeted. Okunuşu: /ɡriːt/. Düzenli bir fiildir. Birisiyle karşılaşıldığında ona sözlü veya fiziksel olarak (eğilerek, el sıkarak) merhaba demek demektir. Nuans: ‘Welcome’ daha çok ev sahibi olarak birini içeri buyur etmektir; ‘greet’ ise yolda karşılaşıldığında bile yapılan selamlama eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘greet with open arms’ (kollarını açarak karşılamak), ‘season’s greetings’ (bayram/yeni yıl tebrikleri).
V1: grow, V2: grew, V3: grown. Okunuşu: /ɡrəʊ/. Düzensiz bir fiildir. Boyut veya miktar olarak artmak, bitki yetiştirmek veya zamanla bir duruma dönüşmek demektir. Nuans: Çocukların büyümesi için KESİNLİKLE ‘grow up’ kullanılır. Bir bitki yetiştirmek veya saç uzatmak için sadece ‘grow’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘grow on someone’ (zamanla birini/bir şeyi sevmeye başlamak), ‘growing pains’ (büyüme sancıları / ilk zorluklar).
V1: guarantee, V2: guaranteed, V3: guaranteed. Okunuşu: /ˌɡær.ənˈtiː/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin kesinlikle gerçekleşeceğine dair söz vermek veya bozuk malı değiştirmeyi taahhüt etmek demektir. Nuans: ‘Assure’ (sözlü olarak içini rahatlatmak) iken, ‘guarantee’ daha resmi, bazen yazılı bir teminattır. Yaygın Kullanım: ‘money-back guarantee’ (para iade garantisi), ‘no guarantees’ (hiçbir şeyin garantisi yok).
V1: guard, V2: guarded, V3: guarded. Okunuşu: /ɡɑːd/. Düzenli bir fiildir. Bir yeri, nesneyi veya kişiyi tehlikelere karşı aktif olarak kollamak demektir. İsim hali (muhafız/bekçi) de aynıdır. Nuans: ‘Protect’ (genel olarak korumak) iken, ‘guard’ aktif olarak bir tehlikeye karşı gözünü dört açıp beklemektir. Yaygın Kullanım: ‘catch someone off guard’ (birini gafil avlamak / hazırlıksız yakalamak), ‘let your guard down’ (gardını düşürmek / tedbiri elden bırakmak).
V1: guess, V2: guessed, V3: guessed. Okunuşu: /ɡes/. Düzenli bir fiildir. Kesin bir bilgi olmadan bir sonuca varmaya çalışmak demektir. Nuans: ‘Estimate’ (matematiksel/mantıksal hesaplama yapmak) iken, ‘guess’ tamamen bir hisse veya eksik bilgiye dayanarak tahminde bulunmaktır. Yaygın Kullanım: ‘guess what!’ (bil bakalım ne oldu!), ‘anybody’s guess’ (kimse bilemez / tam bir muamma), ‘wild guess’ (tamamen sallama/rastgele tahmin).
V1: guide, V2: guided, V3: guided. Okunuşu: /ɡaɪd/. Düzenli bir fiildir. Birine bilmediği bir yerde fiziksel olarak yön göstermek veya hayatında kararlar alırken akıl hocalığı yapmak demektir. İsim hali (rehber) çok yaygındır. Nuans: ‘Direct’ (parmakla veya sözle yön göstermek) iken, ‘guide’ o kişiyle birlikte yürüyerek veya eşlik ederek yol göstermektir. Yaygın Kullanım: ‘guiding light’ (yol gösteren ışık / rehber kişi/ilke).
V1: hand, V2: handed, V3: handed. Düzenli bir fiildir. İsim hali olan ‘el’ kelimesinin eylem halidir. Birine elle bir şey uzatmak veya bir görevi resmi olarak teslim etmek (‘hand in’) demektir.
V1: handle, V2: handled, V3: handled. Okunuşu: /ˈhæn.dəl/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘kulp/sap’ demektir. Fiil olarak ise zor bir durumu veya stresi yönetmek, bir nesneyi fiziksel olarak tutmak demektir. Nuans: ‘Deal with’ ile eş anlamlıdır ancak ‘handle’ kontrolün tamamen elinize geçtiğini ve sorunu çözebileceğinizi vurgular (I can handle it – Ben hallederim). Yaygın Kullanım: ‘handle with care’ (dikkatli taşıyınız/kullanınız), ‘fly off the handle’ (küplere binmek / aniden sinirlenmek).
V1: hang, V2: hung, V3: hung. Düzensiz bir fiildir. Bir tabloyu veya kıyafeti duvara asmak anlamına gelir. Dijital dünyada ise bilgisayarın veya programın kilitlenip tepki vermemesi (‘the system hung’) demektir.
V1: happen, V2: happened, V3: happened. Okunuşu: /ˈhæp.ən/. Düzenli bir fiildir. Bir olayın veya kazanın gerçekleşmesi demektir. Nuans: İngilizcenin en önemli kurallarından biri: Bu fiil KESİNLİKLE pasif (edilgen) yapılamaz (It was happened DENMEZ, It happened denir). Yaygın Kullanım: ‘as it happens’ (tesadüf bu ki / şans eseri), ‘accidents happen’ (kaza geliyorum demez / olur böyle şeyler).
V1: hate, V2: hated, V3: hated. Okunuşu: /heɪt/. Düzenli bir fiildir. Birinden veya bir şeyden çok güçlü bir şekilde hoşlanmamak demektir. Nuans: ‘Dislike’ (sevmemek/hoşlanmamak) kelimesinin çok daha şiddetli halidir. Genellikle kendisinden sonra fiilin ‘-ing’ hali gelir (hate waiting). Yaygın Kullanım: ‘pet hate / pet peeve’ (en çok sinir olunan/nefret edilen küçük şey), ‘love-hate relationship’ (aşk-nefret ilişkisi).
V1: have/has, V2: had, V3: had. Okunuşu: /hæv/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin ‘be’ ve ‘do’ ile birlikte en önemli üç temel direğinden biridir. Nuans: Sahip olmak anlamındayken şimdiki zamanla (I am having a car) KULLANILMAZ. Ancak ‘have a shower’ (duş almak), ‘have breakfast’ (kahvaltı yapmak) gibi eylemlerde şimdiki zamanla kullanılabilir. Yaygın Kullanım: ‘have a word with someone’ (biriyle iki kelam etmek / özel konuşmak), ‘have a heart’ (insaf et / vicdanlı ol).
V1: head, V2: headed, V3: headed. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘baş/kafa’ kelimesinin fiil halidir. Bir yöne doğru gitmek (‘head to’) veya bir ekibi yönetmek/liderlik etmek anlamlarında kullanılır.
V1: heal, V2: healed, V3: healed. Okunuşu: /hiːl/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel bir yaranın kapanması veya ruhsal bir acının geçmesi demektir. Nuans: ‘Cure’ (tıbbi müdahale veya ilaçla hastalığı tamamen yok etmek) iken, ‘heal’ (kesiklerin, kırıkların veya kırık kalplerin zamanla doğal yolla düzelmesi) anlamındadır. İsim hali ‘healer’ (şifacı) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘time heals all wounds’ (zaman her şeyin ilacıdır / zamanla bütün yaralar kapanır).
V1: hear, V2: heard, V3: heard. Okunuşu: /hɪər/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /hɜːd/ – hööd). Seslerin kulak tarafından algılanması veya bir haberi öğrenmek demektir. Nuans: ‘Listen’ (bilinçli olarak dikkat kesilip dinlemek) iken, ‘hear’ (istemsizce kulağa gelen sesleri algılamaktır). Genellikle şimdiki zamanla (I am hearing) KULLANILMAZ, yerine ‘I can hear’ denir. Yaygın Kullanım: ‘hear me out’ (beni bir sonuna kadar dinle), ‘hear a pin drop’ (iğne atsan sesi duyulur / çok sessiz).
V1: heat, V2: heated, V3: heated. Okunuşu: /hiːt/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘ısı/sıcaklık’ demektir. Fiil olarak ise bir şeyin sıcaklığını artırmak veya ocağın altını açmak demektir. Nuans: ‘Warm up’ (hafifçe ılıtmak veya spor öncesi ısınmak) iken, ‘heat’ (ciddi derecede ısı vermek veya kaynatmak) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘in the heat of the moment’ (o anın siniriyle/heyecanıyla / öfkeyle), ‘heated argument’ (hararetli/sert tartışma).
V1: help, V2: helped, V3: helped. Okunuşu: /help/. Düzenli bir fiildir. Birine destek olmak veya işini kolaylaştırmak demektir. Nuans: ‘Assist’ kelimesi daha resmi ve profesyoneldir. ‘Help’ ise daha samimi ve acil durumlar için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘I can’t help it’ (Elimde değil / Kendime engel olamıyorum), ‘help yourself’ (kendin al / buyur ye/iç).
V1: hide, V2: hid, V3: hidden. Okunuşu: /haɪd/. Düzensiz bir fiildir. Bir şeyi veya kendini başkalarının göremeyeceği bir yere koymak demektir. Nuans: ‘Conceal’ (gizlemek/örtbas etmek) daha resmi bir kelimedir. ‘Hide’ fiziksel olarak saklanmaktır. Yaygın Kullanım: ‘hide and seek’ (saklambaç oyunu), ‘hide one’s true colors’ (gerçek yüzünü/niyetini saklamak).
V1: highlight, V2: highlighted, V3: highlighted. Okunuşu: /ˈhaɪ.laɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir metnin önemli yerlerini (fosforlu kalemle) çizmek veya bir konunun önemine dikkat çekmek demektir. Nuans: ‘Emphasize’ (sözlü vurgu) iken ‘highlight’ görsel veya dikkat çekici bir şekilde öne çıkarmaktır. İsim hali de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘highlight of the day/trip’ (günün/gezinin en güzel ve akılda kalıcı anı).
V1: hire, V2: hired, V3: hired. Okunuşu: /haɪər/. Düzenli bir fiildir. Ücret karşılığında birini çalıştırmak veya (İngiliz İngilizcesinde) kısa süreliğine bir araç/eşya kiralamak demektir. Nuans: ‘Rent’ genellikle ev veya uzun süreli araba kiralamaktır. ‘Employ’ kurumsal işe alımdır; ‘hire’ ise daha çok rehber, usta veya günlük işçi tutmak için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘hire a guide’ (rehber tutmak).
V1: hit, V2: hit, V3: hit. Okunuşu: /hɪt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Hızla ve sert bir şekilde hedefi vurmak veya bir yere çarpmak demektir. Nuans: ‘Beat’ (art arda ritmik vurmak veya dövmek) iken, ‘hit’ genellikle tek ve sert bir darbedir. Yaygın Kullanım: ‘hit the road’ (yola koyulmak / yola çıkmak), ‘hit the nail on the head’ (tam üstüne basmak / taşı gediğine koymak), ‘hit the sack’ (kafayı vurup yatmak).
V1: hold, V2: held, V3: held. Okunuşu: /həʊld/. Düzensiz bir fiildir. Bir nesneyi düşürmeden elleriyle kavramak, bir rekoru elinde bulundurmak veya bir festival/toplantı organize etmek demektir. Nuans: ‘Keep’ (saklamak/muhafaza etmek) iken ‘hold’ fiziksel bir tutuşu veya sahipliği belirtir. Telefon görüşmelerinde ‘hold on’ (beklemede kalın) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘hold your horses’ (sabırlı ol / acele etme / yavaşla), ‘hold one’s breath’ (nefesini tutmak).
V1: hope, V2: hoped, V3: hoped. Okunuşu: /həʊp/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak da (umut) kullanılır. İyi bir şeyin gerçekleşmesini arzu etmek demektir. Nuans: ‘Wish’ (keşke olsa dediğimiz, gerçekleşmesi zor dilekler) için kullanılırken; ‘hope’ (gerçekleşme ihtimali olan, mantıklı beklentiler) için kullanılır (I hope it doesn’t rain – Umarım yağmur yağmaz). Yaygın Kullanım: ‘get one’s hopes up’ (ümitlenmek / umutlanmak), ‘hope for the best’ (en iyisini umut etmek).
V1: host, V2: hosted, V3: hosted. Düzenli bir fiildir. Eve gelen misafirleri ağırlamak, bir etkinliğe ev sahipliği yapmak veya bir web sitesinin dosyalarını bir sunucuda barındırmak demektir.
V1: hunt, V2: hunted, V3: hunted. Okunuşu: /hʌnt/. Düzenli bir fiildir. Yiyecek veya spor için vahşi hayvanları takip edip yakalamak demektir. Mecazen kayıp bir şeyi veya suçluyu fellik fellik aramak anlamındadır. Nuans: İsim hali de ‘av’ anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘hunt down’ (köşe bucak arayıp bulmak / yakalamak), ‘treasure hunt’ (hazine avı).
V1: hurry, V2: hurried, V3: hurried. Okunuşu: /ˈhʌr.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir yere yetişmek veya bir işi normalden çok daha hızlı yapmak için koşturmak demektir. Nuans: ‘Rush’ kelimesiyle eş anlamlıdır. İsim olarak kullanıldığında ‘in a hurry’ (aceleyle/telaş içinde) kalıbı çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘hurry up!’ (acele et! / çabuk ol!), ‘no hurry’ (acelemiz yok).
V1: hurt, V2: hurt, V3: hurt. Okunuşu: /hɜːt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Bedensel bir ağrı hissetmek veya birinin duygularını/bedenini incitmek demektir. Nuans: ‘Injure’ (bir kazada ciddi fiziksel yara almak) iken, ‘hurt’ hem fiziksel ufak acılar (My leg hurts – Bacağım acıyor) hem de ruhsal kırgınlıklar (You hurt my feelings – Duygularımı incittin) için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘wouldn’t hurt a fly’ (karıncayı/sineği bile incitmez), ‘it doesn’t hurt to ask’ (sormaktan zarar gelmez).
V1: identify, V2: identified, V3: identified. Okunuşu: /aɪˈden.tɪ.faɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir kişinin, nesnenin veya hastalığın ne veya kim olduğunu kesin olarak belirlemek demektir. Nuans: ‘Recognize’ (yüzünü veya sesini önceden bilip tanımak) iken, ‘identify’ (özelliklerine bakarak ne olduğunu bilimsel/resmi olarak saptamak) anlamındadır. Kimlik kartına İngilizcede ‘ID’ (Identification) denmesi buradan gelir. Yaygın Kullanım: ‘identify with someone’ (kendini birinin yerine koymak / onunla özdeşleşmek).
V1: ignore, V2: ignored, V3: ignored. Okunuşu: /ɪɡˈnɔːr/. Düzenli bir fiildir. Bir kuralı, uyarıyı veya kişiyi bilerek dikkate almamak demektir. Nuans: ‘Neglect’ (sorumluluğu ihmal etmek) iken, ‘ignore’ (orada olduğunu bilip kasten ilgilenmemek/yok saymak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘blissfully ignore’ (mutlu bir cehaletle/umursamazlıkla görmezden gelmek).
V1: imagine, V2: imagined, V3: imagined. Okunuşu: /ɪˈmædʒ.ɪn/. Düzenli bir fiildir. Zihinde bir resim oluşturmak veya bir şeyin doğru olabileceğini varsaymak demektir. Nuans: ‘Dream’ (uykuda da görülen rüya/hayal) iken, ‘imagine’ (tamamen bilinçli bir zihin/kurgu eylemi) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘just imagine!’ (bir hayal etsene! / düşünsene!), ‘leave nothing to the imagination’ (hayal gücüne yer bırakmamak / her şeyi açıkça göstermek).
V1: import, V2: imported, V3: imported. Düzenli bir fiildir. Dijital dünyada bir dosyayı (örneğin CSV dosyasını) sisteme yüklemek/içe aktarmak anlamına gelirken, ticarette dışarıdan mal almak demektir.
V1: impress, V2: impressed, V3: impressed. Düzenli bir fiildir. Birinin üzerinde güçlü ve olumlu bir etki bırakmak demektir. Genellikle ‘be impressed by’ (bir şeyden etkilenmek) şeklinde pasif kullanılır.
V1: improve, V2: improved, V3: improved. Okunuşu: /ɪmˈpruːv/. Düzenli bir fiildir. Bir beceriyi, durumu veya sağlığı önceki halinden daha üst bir seviyeye taşımak demektir. Nuans: ‘Enhance’ (zaten iyi olan bir şeyin değerini katlamak) iken, ‘improve’ (eksik veya orta halli bir şeyi düzeltip geliştirmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘room for improvement’ (gelişime açık yön / daha iyi olabilir), ‘greatly improved’ (büyük ölçüde gelişmiş/iyileşmiş).
V1: include, V2: included, V3: included. Okunuşu: /ɪnˈkluːd/. Düzenli bir fiildir. Bir bütüne bir parçayı eklemek veya fiyata/gruba dahil olmak demektir. Nuans: ‘Contain’ (fiziksel olarak içinde barındırmak/kapsamak) iken, ‘include’ listeye veya bir gruba dahil etmektir. Yaygın Kullanım: ‘not including’ (hariç / dahil değil), ‘all-inclusive’ (her şey dahil).
V1: increase, V2: increased, V3: increased. Okunuşu: /ɪnˈkriːs/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin miktarının, sayısının veya değerinin büyümesi demektir. Nuans: ‘Decrease’ (azalmak) fiilinin tam zıddıdır. İsim hali (artış) olarak kullanıldığında vurgu ilk hecededir (İN-kriis). Yaygın Kullanım: ‘on the increase’ (artışta / yükseliş trendinde).
V1: indicate, V2: indicated, V3: indicated. Okunuşu: /ˈɪn.dɪ.keɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir gerçeği kanıtlarla sunmak, parmakla veya haritayla bir yeri göstermek demektir. Nuans: ‘Show’ kelimesinin daha resmi, akademik ve kanıta dayalı halidir. Yaygın Kullanım: ‘all indications are that’ (tüm işaretler/belirtiler gösteriyor ki…).
V1: inform, V2: informed, V3: informed. Okunuşu: /ɪnˈfɔːm/. Düzenli bir fiildir. Birine resmi olarak bir bilgiyi iletmek veya onu bir durumdan haberdar etmek demektir. Nuans: ‘Tell’ (söylemek) kelimesinden daha resmidir ve genellikle ‘inform someone OF/ABOUT something’ yapısıyla kullanılır. İsim hali ‘information’ (bilgi) kelimesidir. Yaygın Kullanım: ‘keep someone informed’ (birini gelişmelerden haberdar etmek).
V1: insist, V2: insisted, V3: insisted. Okunuşu: /ɪnˈsɪst/. Düzenli bir fiildir. Kendi fikrinden dönmemek, bir şeyin yapılmasını kesin bir dille talep etmek demektir. Nuans: Daima ‘on’ edatıyla kullanılır ve ardından gelen eylem ‘-ing’ alır (insist on doing). Yaygın Kullanım: ‘if you insist’ (madem bu kadar ısrar ediyorsun / eh madem öyle).
V1: install, V2: installed, V3: installed. Düzenli bir fiildir. Bir yazılımı bilgisayara yüklemek veya fiziksel bir cihazı (klima, sunucu vb.) yerine monte etmek/kurmak demektir.
V1: intend, V2: intended, V3: intended. Okunuşu: /ɪnˈtend/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi gelecekte yapmayı kafasına koymak veya bir sözü belirli bir amaçla söylemek demektir. Nuans: ‘Plan’ veya ‘aim’ fiilleriyle eş anlamlıdır. Kendisinden sonra eylem gelirse ‘to’ alır (intend to go). Yaygın Kullanım: ‘fully intend to’ (kesinlikle niyetli olmak), ‘no offense intended’ (kimseyi kırmak istemedim / lafım meclisten dışarı).
V1: interact, V2: interacted, V3: interacted. Düzenli bir fiildir. Dijital dünyada kullanıcıların bir sistemle veya birbiriyle iletişime geçmesi, tepki vermesi demektir. Daima ‘with’ alır.
V1: interrupt, V2: interrupted, V3: interrupted. Düzenli bir fiildir. Devam eden bir eylemi veya konuşmayı geçici olarak durdurmak demektir.
V1: introduce, V2: introduced, V3: introduced. Okunuşu: /ˌɪn.trəˈdjuːs/ (İngiliz). Düzenli bir fiildir. İki kişiyi birbirine tanıştırmak veya yeni bir icadı/yasayı ilk kez ortaya çıkarmak demektir. Nuans: Kendini tanıtırken ‘Let me introduce myself’ (Kendimi tanıtayım) kalıbı kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘needs no introduction’ (tanıtmaya gerek yok / zaten herkesçe bilinen biri/bir şey).
V1: invent, V2: invented, V3: invented. Okunuşu: /ɪnˈvent/. Düzenli bir fiildir. Daha önce hiç var olmayan yeni bir alet, makine veya yöntem yaratmak demektir. Bahane veya yalan uydurmak anlamı da vardır. Nuans: ‘Discover’ (doğada zaten var olanı keşfetmek – kıta bulmak gibi) iken, ‘invent’ (yoktan var edip üretmek – telefon icat etmek gibi) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘reinvent the wheel’ (tekerleği yeniden icat etmek / bilinen bir şeyi baştan bulmaya çalışıp boşa zaman harcamak).
V1: invest, V2: invested, V3: invested. Düzenli bir fiildir. Bir projeye para yatırmak veya dil öğrenmek gibi bir gelişime zaman/emek harcamak demektir. Genellikle ‘in’ edatıyla kullanılır (invest in).
V1: invite, V2: invited, V3: invited. Okunuşu: /ɪnˈvaɪt/. Düzenli bir fiildir. Birini kibarca bir yemeğe, partiye veya evine çağırmak demektir. Nuans: İsim hali ‘invitation’ (davetiye) şeklindedir. İstemeden bir tehlikeye/soruna yol açmak (invite trouble) anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘an open invitation’ (açık davet / ne zaman istersen gel).
V1: involve, V2: involved, V3: involved. Okunuşu: /ɪnˈvɒlv/. Düzenli bir fiildir. Bir işin doğası gereği bazı riskleri/çabaları içermesi veya bir kişiyi bir olaya/suça karıştırmak demektir. Nuans: ‘Include’ (listeye eklemek) kadar basit değildir; ‘involve’ kelimesinde eyleme dahil olma, emek verme veya bulaşma anlamı vardır. Yaygın Kullanım: ‘get involved’ (olaya karışmak / dahil olmak / elini taşın altına koymak).
V1: join, V2: joined, V3: joined. Okunuşu: /dʒɔɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir gruba, kulübe veya birinin yanına fiziksel olarak gidip dahil olmak demektir. İki yolu/parçayı birbirine eklemek anlamı da vardır. Nuans: ‘Attend’ (bir toplantıya/derse dinleyici olarak iştirak etmek) iken, ‘join’ (üyelikle veya aktif olarak bir gruba/kişiye dahil olmak) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘join forces’ (güçlerini birleştirmek), ‘join the club’ (aramıza hoş geldin / al benden de o kadar – ironik).
V1: judge, V2: judged, V3: judged. Okunuşu: /dʒʌdʒ/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘hakim/yargıç’ demektir. Fiil olarak ise birinin karakterini eleştirmek, mahkemede karar vermek veya bir durumun sonucunu tahmin edip değerlendirmek demektir. Yaygın Kullanım: ‘don’t judge a book by its cover’ (bir kitabı kapağına göre yargılama / dış görünüşe aldanma).
V1: jump, V2: jumped, V3: jumped. Okunuşu: /dʒʌmp/. Düzenli bir fiildir. Ayakları yerden kesecek şekilde sıçramak demektir. Mecazen bir konudan diğerine aniden atlamak veya fiyatların aniden fırlaması için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘jump to conclusions’ (peşin hüküm vermek / bilip bilmeden acele karar vermek), ‘jump for joy’ (sevinçten havalara uçmak / zıplamak).
V1: justify, V2: justified, V3: justified. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir kararın veya masrafın neden gerekli olduğunu mantıklı bir şekilde savunmak demektir. (Ayrıca metin editörlerinde yazıyı iki yana yaslamak anlamına gelir).
V1: keep, V2: kept, V3: kept. Okunuşu: /kiːp/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en temel direklerinden biridir. Bir eşyayı korumak, bir sırrı tutmak veya bir eylemi sürekli yapmaya devam etmek (keep going, keep writing) anlamlarındadır. Nuans: ‘Hold’ (elde fiziksel tutmak) iken, ‘keep’ (kendine saklamak veya sürdürmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘keep a secret’ (sır tutmak), ‘keep an eye on’ (göz kulak olmak), ‘keep your word’ (sözünü tutmak).
V1: kick, V2: kicked, V3: kicked. Düzenli bir fiildir. Ayağıyla vurmak anlamına gelir. Dijital topluluklarda ve oyunlarda kural bozan birini sistemden ‘atmak/kovmak’ anlamında yaygın bir jargondur.
V1: kill, V2: killed, V3: killed. Düzenli bir fiildir. Canlı bir şeyi öldürmek anlamının dışında, bilgisayarda donan bir işlemi veya programı zorla sonlandırmak (‘kill a process’) için kullanılır.
V1: knock, V2: knocked, V3: knocked. Düzenli bir fiildir. Baştaki ‘k’ harfi kesinlikle okunmaz (nok). Kapıya vurmak (‘knock on the door’) veya bir şeyi çarpıp devirmek (‘knock over’) anlamlarındadır.
V1: know, V2: knew, V3: known. Okunuşu: /nəʊ/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcede en sık kullanılan eylemlerden biridir. Bir gerçeğin farkında olmak veya bir insanı tanımak demektir. Nuans: Kelimenin başındaki ‘k’ harfi kesinlikle okunmaz (No kelimesiyle aynı okunur). Kural olarak şimdiki zaman (-ing) ile kullanılmaz (I am knowing denmez). Yaygın Kullanım: ‘know inside out’ (içini dışını / avucunun içi gibi bilmek), ‘know-it-all’ (çok bilmiş / ukala).
V1: label, V2: labeled, V3: labeled. Düzenli bir fiildir. Bir şeye bilgi içeren bir etiket yapıştırmak veya birini belirli bir özellikle sınıflandırmak/damgalamak demektir.
V1: lack, V2: lacked, V3: lacked. Okunuşu: /læk/. Düzenli bir fiildir. Bir şeye yeterince veya hiç sahip olmamak demektir. Nuans: İsim olarak kullanıldığında ‘lack of’ (bir şeyin eksikliği) denir, ancak FİİL olarak kullanıldığında kendisinden sonra ASLA edat (of vb.) almaz (I lack courage). Yaygın Kullanım: ‘for lack of a better word’ (daha iyi bir kelime bulamadığımdan / tabiri caizse).
V1: land, V2: landed, V3: landed. Okunuşu: /lænd/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘kara/toprak’ demektir. Fiil olarak kuşların, uçakların veya gemilerin karaya/yere inmesi demektir. Mecazen iyi bir iş veya fırsat kapmak/yakalamak anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘land on your feet’ (dört ayak üstüne düşmek / zor bir durumdan yara almadan kurtulmak), ‘land a job’ (iyi bir iş kapmak).
V1: last, V2: lasted, V3: lasted. Okunuşu: /lɑːst/ (İngiliz), /læst/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Sıfat olarak ‘son/geçen’ demektir. Fiil olarak ise bir olayın belirli bir süre devam etmesi veya bir eşyanın dayanıklı kalması demektir. Yaygın Kullanım: ‘last but not least’ (sonuncu ama bir o kadar da önemli), ‘built to last’ (uzun ömürlü/dayanıklı yapılmış).
V1: laugh, V2: laughed, V3: laughed. Okunuşu: /lɑːf/. Düzenli bir fiildir. Mutluluktan veya komik bir durumdan dolayı sesli gülmek demektir. Nuans: ‘Smile’ (sessizce tebessüm etmek) iken, ‘laugh’ sesli kahkahadır. Birine veya bir şeye gülerken DAİMA ‘at’ edatıyla kullanılır (laugh at). Yaygın Kullanım: ‘he who laughs last, laughs best’ (son gülen iyi güler), ‘laugh out loud (LOL)’ (sesli/kahkahayla gülmek).
V1: launch, V2: launched, V3: launched. Düzenli bir fiildir. Bir roketi fırlatmak, yeni bir web sitesini yayına almak veya yeni bir ürünü piyasaya sunmak demektir.
V1: lay, V2: laid, V3: laid. Okunuşu: /leɪ/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en çok karıştırılan kelimelerinden biridir. Nuans: ‘Lie’ (kendi kendine uzanmak/yatmak) iken, ‘lay’ (bir nesneyi dikkatlice bir yere koymak/sermek) anlamındadır. Ayrıca tavukların yumurtlaması için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘lay the table’ (sofrayı kurmak/hazırlamak), ‘lay down one’s life’ (hayatını feda etmek / canını vermek), ‘lay hands on’ (ellerine geçirmek / dokunmak).
V1: lead, V2: led, V3: led. Okunuşu: /liːd/. Düzensiz bir fiildir. Bir gruba liderlik etmek veya bir yolun/izlerin belirli bir yöne gitmesi demektir. Nuans: İsim hali ‘lider’ (leader) buradan gelir. ‘Lead to’ kalıbı (bir şeye sebep olmak / yol açmak) çok yaygındır. Telaffuzunda metal olan ‘kurşun’ (lead) /led/ diye okunurken, bu fiil /liːd/ (liid) diye okunur. Yaygın Kullanım: ‘all roads lead to Rome’ (bütün yollar Roma’ya çıkar), ‘lead the way’ (önden gitmek / yol göstermek).
V1: learn, V2: learned/learnt, V3: learned/learnt. Okunuşu: /lɜːn/. Hem düzenli hem düzensiz kullanılabilir (İngiliz İngilizcesinde ‘learnt’ yaygındır). Bilgi, beceri veya tecrübe edinmek demektir. Nuans: ‘Teach’ (birine öğretmek) fiilinin zıddıdır (biri ‘teach’ eder, diğeri ‘learn’ eder). Yaygın Kullanım: ‘learn by heart’ (ezberlemek / kalbine kazıyarak öğrenmek), ‘live and learn’ (yaşayarak öğrenmek / insan hayatta neler görüyor).
V1: leave, V2: left, V3: left. Okunuşu: /liːv/. Düzensiz bir fiildir. Bir yerden gitmek veya bir eşyayı bir yerde unutmak/bırakmak demektir. Nuans: ‘Forget’ (hafızada unutmak) iken, eşyaları fiziksel olarak unutmak için ‘leave’ (I left my keys – Anahtarlarımı unuttum/bıraktım) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘leave me alone’ (beni yalnız bırak / rahat bırak), ‘take it or leave it’ (işine gelirse / ya al ya bırak).
V1: lend, V2: lent, V3: lent. Okunuşu: /lend/. Düzensiz bir fiildir. Geri almak şartıyla birine bir eşya veya para vermek demektir. Nuans: Türkçede ikisi de ‘ödünç’ diye çevrildiği için çok karıştırılır. ‘Borrow’ (ödünç ALMAK) iken, ‘lend’ (ödünç VERMEK) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘lend a hand’ (yardım eli uzatmak / bir el atmak), ‘lend an ear’ (kulak vermek / dinlemek).
V1: let, V2: let, V3: let. Okunuşu: /let/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Birinin bir şeyi yapmasına müsaade etmek demektir. Nuans: ‘Allow’ fiilinden çok daha gündelik ve yaygındır. ‘Let’ fiilinden sonra gelen ikinci fiil ASLA ‘to’ almaz (Let him go – Onun gitmesine izin ver / Bırak gitsin). Yaygın Kullanım: ‘let it go’ (boşver / unut gitsin), ‘let someone down’ (birini hayal kırıklığına uğratmak / yarı yolda bırakmak), ‘let’s (let us)’ (hadi yapalım).
V1: lie, V2: lay (uzanmak) / lied (yalan), V3: lain (uzanmak) / lied (yalan). Okunuşu: /laɪ/. Hem düzenli hem düzensiz harika bir tuzak” kelimedir. Birine yalan söylemek (lie, lied, lied) anlamında düzenliyken
V1: lift, V2: lifted, V3: lifted. Okunuşu: /lɪft/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak ağır bir şeyi yukarı kaldırmak, sisin/dumanın kalkması veya resmi bir yasağın kaldırılması demektir. İngiliz İngilizcesinde ‘asansör’ anlamında isim olarak çok kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘lift a finger’ (parmağını bile kıpırdatmak), ‘lift someone’s spirits’ (birinin moralini düzeltmek / keyfini yerine getirmek).
V1: light, V2: lit/lighted, V3: lit/lighted. Okunuşu: /laɪt/. Hem düzenli hem düzensiz kullanılabilir (genellikle ‘lit’ tercih edilir). İsim (ışık) ve sıfat (hafif) anlamları çok yaygındır. Fiil olarak ateşi, feneri veya mumları yakmak/aydınlatmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘light up’ (aydınlanmak / yüzünün parlaması), ‘bring to light’ (gün yüzüne çıkarmak / aydınlatmak).
V1: like, V2: liked, V3: liked. Okunuşu: /laɪk/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyden keyif almak demektir. Nuans: Edat olarak kullanıldığında ‘gibi’ (like a bird – kuş gibi) anlamına gelir ki bu İngilizcenin en temel benzetme edatıdır. Fiil olarak ‘would like’ (isterdim) kalıbı, ‘want’ kelimesinin çok daha kibar halidir. Yaygın Kullanım: ‘like father, like son’ (babasına bak oğlunu al / armut dibine düşer), ‘how do you like it?’ (nasıl buldun? / hoşuna gitti mi?).
V1: limit, V2: limited, V3: limited. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin miktarını veya boyutunu belirli bir sınırda tutmak demektir.
V1: link, V2: linked, V3: linked. Düzenli bir fiildir. İki nesneyi birbirine bağlamak veya dijital olarak iki sayfayı birbirine URL ile bağlamak demektir.
V1: list, V2: listed, V3: listed. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘liste’ kelimesinin eylem halidir. Öğeleri alt alta yazmak veya dizmek demektir.
V1: listen, V2: listened, V3: listened. Okunuşu: /ˈlɪs.ən/. Düzenli bir fiildir. Sesi algılamak için bilinçli olarak dikkat kesilmek demektir. Nuans: İçindeki ‘t’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (lisın diye okunur). ‘Hear’ (istemsizce duymak) iken ‘listen’ (dikkatle dinlemek) eylemidir. Ne dinlendiği belirtiliyorsa DAİMA ‘to’ edatı alır (listen TO music). Yaygın Kullanım: ‘listen closely’ (dikkatlice dinlemek/kulak kabartmak), ‘listen to reason’ (mantığın sesini dinlemek).
V1: live, V2: lived, V3: lived. Okunuşu: /lɪv/. Düzenli bir fiildir. Bir yerde ikamet etmek veya nefes alıp hayatta olmak demektir. Nuans: Sıfat olarak kullanıldığında (canlı yayın – live broadcast) telaffuzu /laɪv/ (layv) şeklindedir. Fiil olarak ise /lɪv/ (liv) okunur. Yaygın Kullanım: ‘live life to the fullest’ (hayatı dolu dolu yaşamak), ‘live and let live’ (yaşa ve yaşat / kimseye karışma).
V1: load, V2: loaded, V3: loaded. Düzenli bir fiildir. Bir gemiye/kamyona eşya yüklemek veya dijital dünyada bir web sayfasının veya görselin sunucudan ekrana yüklenmesi demektir.
V1: locate, V2: located, V3: located. Düzenli bir fiildir. Haritada bir yeri bulmak veya bir kurumu belirli bir yere yerleştirmek demektir. Genellikle ‘be located’ (konumlanmıştır/bulunur) şeklinde kullanılır.
V1: lock, V2: locked, V3: locked. Düzenli bir fiildir. Kapıyı anahtarla kapatmak veya bilgisayar ekranını kilitlemek demektir.
V1: log, V2: logged, V3: logged. Düzenli bir fiildir (‘g’ çift yazılır). Sistemde kayıt tutmak veya internette bir hesaba ‘log in/log on’ (giriş yapmak) anlamında çok yaygındır.
V1: look, V2: looked, V3: looked. Okunuşu: /lʊk/. Düzenli bir fiildir. Gözleri bir yöne çevirip bakmak veya dışarıdan bir şekilde görünmek (You look tired – Yorgun görünüyorsun) demektir. Nuans: İngilizcenin edatlarla (phrasal verbs) en çok kullanılan fiillerindendir. ‘Look at’ (bakmak), ‘look for’ (aramak), ‘look after’ (göz kulak olmak/bakmak), ‘look forward to’ (dört gözle beklemek). Yaygın Kullanım: ‘look down on someone’ (birini küçümsemek/tepeden bakmak).
V1: lose, V2: lost, V3: lost. Okunuşu: /luːz/. Düzensiz bir fiildir. Bir eşyayı, yolu, maçı veya umudu kaybetmek demektir. Nuans: İngilizcede yazılışı çok benzeyen ‘loose’ (/luːs/ – gevşek) sıfatıyla sürekli karıştırılır; lose /z/ sesiyle biter. Yaygın Kullanım: ‘lose one’s mind’ (aklını kaçırmak/çıldırmak), ‘lose track of time’ (zamanın nasıl geçtiğini anlamamak / zaman algısını kaybetmek), ‘nothing to lose’ (kaybedecek bir şey yok).
V1: love, V2: loved, V3: loved. Okunuşu: /lʌv/. Düzenli bir fiildir. Birine, bir yemeğe veya bir yere karşı derin ve güçlü bir sevgi/bağlılık hissetmek demektir. Nuans: ‘Like’ (hoşlanmak) fiilinin çok daha güçlü ve yoğun halidir. Duygu bildirdiği için kural olarak şimdiki zamanla (I am loving) kullanılmaz (bazı reklam sloganları hariç). Yaygın Kullanım: ‘fall in love’ (aşık olmak), ‘labor of love’ (para için değil, sevildiği için yapılan zor iş / gönül işi).
V1: maintain, V2: maintained, V3: maintained. Okunuşu: /meɪnˈteɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir durumu aynı seviyede korumak, bir binanın/makinenin bakımını yapmak veya bir fikri ısrarla savunmak demektir. Nuans: ‘Keep’ (tutmak/saklamak) daha günlük bir kelimedir; ‘maintain’ efor, masraf ve düzenlilik gerektiren resmi bir sürdürme eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘maintain law and order’ (dirlik ve düzeni sağlamak), ‘maintain one’s innocence’ (masumiyetinde ısrar etmek).
V1: make, V2: made, V3: made. Okunuşu: /meɪk/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin temel direklerindendir. Nuans: ‘Do’ (var olan bir işi yerine getirmek – do homework) iken, ‘make’ (sıfırdan bir şey üretmek, inşa etmek – make a cake/make a plan) anlamındadır. Ayrıca ‘make someone cry’ (birini ağlatmak) gibi ettirgen yapısı çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘make up your mind’ (kararını ver), ‘make a living’ (geçimini sağlamak), ‘make sense’ (mantıklı gelmek / anlam ifade etmek).
V1: manage, V2: managed, V3: managed. Okunuşu: /ˈmæn.ɪdʒ/. Düzenli bir fiildir. Bir işletmeyi yönetmek temel anlamıdır. Ancak günlük dilde ‘manage to do something’ (zor da olsa bir şeyi başarmak/üstesinden gelmek) kalıbıyla çok sık kullanılır. Nuans: ‘Control’ (gücü elinde tutmak) iken, ‘manage’ (organize etmek, çekip çevirmek) demektir. Yaygın Kullanım: ‘manage expectations’ (beklentileri yönetmek/dengede tutmak).
V1: mark, V2: marked, V3: marked. Okunuşu: /mɑːk/. Düzenli bir fiildir. Bir yüzeye işaret koymak, bir sınav kağıdını puanlamak veya özel bir günü kutlamak/anmak demektir. İsim hali (işaret/iz) de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘mark my words’ (bu sözümü yaz kenara / demedi deme), ‘leave a mark’ (silinmez bir iz bırakmak / etkilemek).
V1: marry, V2: married, V3: married. Okunuşu: /ˈmær.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). İki kişinin hayatını birleştirmesi demektir. Nuans: Türkçedeki ‘biriyle evlenmek’ kullanımına aldanıp İngilizcede ‘marry with someone’ KESİNLİKLE DENMEZ. Doğrudan ‘marry someone’ (biri evlenmek) denir. Yaygın Kullanım: ‘marry into money’ (zengin bir aileye gelin/damat gitmek).
V1: match, V2: matched, V3: matched. Okunuşu: /mætʃ/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘kibrit’ ve ‘maç’ demektir. Fiil olarak renklerin/desenlerin birbirine uyması veya birinin gücüne/yeteneklerine denk olmak demektir. Nuans: ‘Fit’ (bedenin/ölçünün uyması) iken, ‘suit’ (tarzın yakışması), ‘match’ ise (kravat ile gömleğin renginin uyması gibi kombinasyon) demektir. Yaygın Kullanım: ‘meet one’s match’ (kendine denk bir rakip bulmak / sert kayaya çarpmak), ‘a match made in heaven’ (gökte kıyılmış nikah / kusursuz uyum).
V1: matter, V2: mattered, V3: mattered. Okunuşu: /ˈmæt.ər/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘madde/mesele’ demektir. Fiil olarak bir şeyin önem teşkil etmesi demektir. Nuans: Genellikle olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır (It doesn’t matter – Önemli değil/Fark etmez). Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘as a matter of fact’ (aslına bakarsan / doğrusu), ‘mind over matter’ (zihnin maddeye/bedene üstünlüğü).
V1: mean, V2: meant, V3: meant. Okunuşu: /miːn/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /ment/ – ment). Bir kelimenin ne anlama geldiğini veya birinin sözüyle ne kastettiğini ifade eder. Nuans: Sıfat olarak kullanıldığında ‘acımasız, kaba, cimri’ (He is a mean person) anlamlarına gelir. Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘I see what you mean’ (ne demek istediğini anlıyorum), ‘mean well’ (iyi niyetli olmak), ‘meant to be’ (kaderde varmış / alın yazısı).
V1: measure, V2: measured, V3: measured. Okunuşu: /ˈmeʒ.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin uzunluğunu, ağırlığını veya miktarını bulmak demektir. Mecazen birinin başarısını veya gücünü ölçmek için de kullanılır. İsim hali ‘ölçü’ veya ‘önlem’ (take measures – önlem almak) demektir. Yaygın Kullanım: ‘measure up to’ (beklentileri karşılamak / yeterince iyi olmak), ‘beyond measure’ (ölçülemeyecek kadar / haddinden fazla).
V1: meet, V2: met, V3: met. Okunuşu: /miːt/. Düzensiz bir fiildir. İki kişinin ilk kez karşılaşması (tanışması) veya planlı bir şekilde bir araya gelmesi demektir. Nuans: İş İngilizcesinde ‘meet the deadline’ (teslim tarihine yetişmek) veya ‘meet the requirements’ (gereksinimleri karşılamak) anlamlarında çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘make ends meet’ (iki yakasını bir araya getirmek / zar zor geçinmek), ‘meet someone halfway’ (birisiyle ortada buluşmak / uzlaşmak).
V1: melt, V2: melted, V3: melted. Okunuşu: /melt/. Düzenli bir fiildir. Isı yardımıyla katı bir maddenin (buz, metal vb.) sıvıya dönüşmesi demektir. Nuans: ‘Dissolve’ (suda çözünmek – şeker gibi) iken, ‘melt’ ısıyla olan erimedir. Mecazen birinin şefkatle yumuşaması için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘melt someone’s heart’ (birinin kalbini eritmek / yumuşatmak), ‘melting pot’ (farklı kültürlerin kaynaştığı yer / erime potası).
V1: mention, V2: mentioned, V3: mentioned. Okunuşu: /ˈmen.ʃən/. Düzenli bir fiildir. Birinden veya bir konudan kısaca, detaylara girmeden söz etmek demektir. Nuans: Türkçedeki ‘hakkında bahsetmek’ kullanımına aldanıp ‘mention about’ KESİNLİKLE DENMEZ. Doğrudan nesne alır (mention it, mention him). Yaygın Kullanım: ‘don’t mention it’ (lafı bile olmaz / rica ederim), ‘not to mention’ (kaldı ki / …söylemeye bile gerek yok).
V1: mind, V2: minded, V3: minded. Okunuşu: /maɪnd/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘zihin/akıl’ demektir. Fiil olarak bir şeyden rahatsız olmak veya bir şeye dikkat/özen göstermek demektir. Nuans: İngilizcede rica cümlelerinin bel kemiğidir (‘Do you mind if I sit here?’ – Buraya oturmamın sakıncası var mı?). ‘Care’ ile eş anlamlıdır ama daha naziktir. Yaygın Kullanım: ‘never mind’ (boşver / unut gitsin / önemli değil), ‘bear in mind’ (aklında bulunsun), ‘mind your step’ (bastığın yere dikkat et).
V1: miss, V2: missed, V3: missed. Okunuşu: /mɪs/. Düzenli bir fiildir. Sevilen birinin yokluğundan üzüntü duymak (özlemek), bir vasıtaya/fırsata yetişememek (kaçırmak) veya hedefe vuramamak (ıskalamak) anlamlarına gelir. Nuans: ‘Lose’ (kaybetmek – eşyayı bulamamak) iken, ‘miss’ (fırsatı veya otobüsü kaçırmak) anlamındadır (I lost the bus DENMEZ, I missed the bus denir). Yaygın Kullanım: ‘miss the boat’ (fırsatı kaçırmak / atı alan Üsküdar’ı geçti), ‘hit or miss’ (ya tutarsa / şansa kalmış).
V1: mix, V2: mixed, V3: mixed. Okunuşu: /mɪks/. Düzenli bir fiildir. İki veya daha fazla maddeyi bir araya getirip tek bir parça haline getirmek demektir. Nuans: ‘Blend’ (çok pürüzsüz ve uyumlu bir karışım/harman) iken, ‘mix’ genel bir karıştırma eylemidir. İnsanların sosyalleşmesi (mix with people) için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘mix up’ (kafası karışmak / iki şeyi birbirine karıştırmak), ‘a mixed blessing’ (hem iyi hem kötü yönü olan şey / gülü seven dikenine katlanır durumu).
V1: move, V2: moved, V3: moved. Okunuşu: /muːv/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak yer değiştirmek veya ev taşımak (move out/in) temel anlamıdır. Mecazen birinin kalbine dokunmak, onu duygusal olarak ağlatacak kadar etkilemek anlamı da çok yaygındır (I was deeply moved – Derinden etkilendim). Yaygın Kullanım: ‘move mountains’ (dağları yerinden oynatmak / imkansızı başarmak), ‘make a move’ (hamle yapmak / harekete geçmek / ilk adımı atmak).
V1: multiply, V2: multiplied, V3: multiplied. Okunuşu: /ˈmʌl.tɪ.plaɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Matematikteki çarpma işlemini ifade eder. Günlük dilde ise bir şeyin sayısının hızla artması, katlanarak çoğalması demektir. Yaygın Kullanım: ‘multiply like rabbits’ (tavşan gibi çoğalmak / çok hızlı üremek).
V1: murder, V2: murdered, V3: murdered. Okunuşu: /ˈmɜː.dər/. Düzenli bir fiildir. Bir insanı kasıtlı ve planlı bir şekilde, yasa dışı yollarla öldürmek demektir. Nuans: ‘Kill’ genel bir öldürme (hastalık, kaza veya savaş) eylemiyken, ‘murder’ kasten işlenen bir suçtur. Yaygın Kullanım: ‘get away with murder’ (cinayet işleyip cezasız kalmak / mecazen: yaptığı yanına kar kalmak).
V1: name, V2: named, V3: named. Okunuşu: /neɪm/. Düzenli bir fiildir. İsim hali (ad) çok daha yaygındır ancak fiil olarak birine veya bir şeye isim vermek, listelemek anlamında kullanılır. Nuans: ‘Name after’ (birine başka birinin/bir şeyin adını vermek) İngilizcede çok yaygın bir kalıptır. Yaygın Kullanım: ‘make a name for oneself’ (adından söz ettirmek / ün yapmak), ‘you name it!’ (ne ararsan var / aklına ne gelirse).
V1: need, V2: needed, V3: needed. Okunuşu: /niːd/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin eksikliğini hissetmek veya zorunluluk bildirmek demektir. Nuans: İngilizcede bazen ‘must’ gibi bir yardımcı fiil (modal) olarak da kullanılır (You needn’t worry – Endişelenmene gerek yok). Yaygın Kullanım: ‘a friend in need is a friend indeed’ (dost kara günde belli olur / ihtiyaç anındaki dost gerçek dosttur), ‘in desperate need’ (umutsuz/şiddetli bir ihtiyaç içinde).
V1: note, V2: noted, V3: noted. Okunuşu: /nəʊt/. Düzenli bir fiildir. Bir yere yazmak temel anlamıdır ancak mecazen bir şeyi aklına kazımak veya önemsemek demektir. Nuans: ‘Notice’ (gözle fark etmek) iken, ‘note’ (bilinçli bir şekilde, zihne veya kağıda kaydederek fark etmek) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘take note of’ (dikkate almak / aklının bir köşesine yazmak), ‘please note that…’ (lütfen unutmayın ki/dikkate alın ki…).
V1: notice, V2: noticed, V3: noticed. Okunuşu: /ˈnəʊ.tɪs/. Düzenli bir fiildir. Birini veya bir şeyi tesadüfen görüp dikkatini vermek demektir. Nuans: ‘Realize’ (bir gerçeği zihnen/mantıken idrak etmek) iken, ‘notice’ (gözle veya duyuyla fiziksel olarak fark etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘escape one’s notice’ (gözünden kaçmak / fark etmemek), ‘at short notice’ (kısa sürede / son anda / aniden).
V1: obey, V2: obeyed, V3: obeyed. Okunuşu: /əˈbeɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir emri yerine getirmek veya yasalara boyun eğmek demektir. Nuans: Zıddı ‘disobey’ (itaatsizlik etmek) kelimesidir. İnsanın doğa kanunlarına veya hayvanların içgüdülerine uyması için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘obey the rules’ (kurallara uymak), ‘blindly obey’ (körü körüne itaat etmek).
V1: object, V2: objected, V3: objected. Okunuşu: /əbˈdʒekt/. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘nesne’ (object) kelimesi /ˈɒb.dʒɪkt/ diye okunurken, fiil olan ‘itiraz etmek’ kelimesi /əbˈdʒekt/ (ıbjekt) şeklinde okunur! Nuans: Mahkemelerdeki meşhur ‘Objection!’ (İtirazım var!) kelimesinin köküdür. Fiil olarak DAİMA ‘to’ edatıyla kullanılır (object to something). Yaygın Kullanım: ‘object strongly’ (şiddetle karşı çıkmak).
V1: observe, V2: observed, V3: observed. Okunuşu: /əbˈzɜːv/. Düzenli bir fiildir. Bir olayı bilimsel veya çok dikkatli bir şekilde izlemek demektir. Ayrıca dini bir bayramı kutlamak veya bir kurala saygı gösterip uymak (observe the law) anlamı da çok yaygındır. Nuans: ‘Watch’ (sadece izlemek) iken ‘observe’ (izleyip analiz etmek) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘keenly observed’ (keskin bir şekilde / çok iyi gözlemlenmiş).
V1: obtain, V2: obtained, V3: obtained. Okunuşu: /əbˈteɪn/. Düzenli bir fiildir. Çaba, yetenek veya resmi bir süreç sonunda bir şeyi ele geçirmek demektir. Nuans: ‘Get’ kelimesinin çok daha resmi, ciddi ve çaba gerektiren (hukuki izin, vize, altın vb.) halidir. Yaygın Kullanım: ‘obtain permission’ (izin koparmak/almak), ‘obtain information’ (bilgi edinmek/sağlamak).
V1: occur, V2: occurred, V3: occurred. Okunuşu: /əˈkɜːr/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘r’ çift yazılır). Bir olayın vuku bulması demektir. Nuans: ‘Happen’ (rastgele, tesadüfi olmak) iken ‘occur’ daha resmi ve planlı olaylar için kullanılır. Ayrıca ‘It occurred to me’ (Aklıma geldi/Fark ettim) kalıbı İngilizcede çok ama çok yaygındır! Yaygın Kullanım: ‘it never occurred to me’ (hiç aklıma gelmemişti), ‘accidents occur’ (kazalar olur/meydana gelir).
V1: offer, V2: offered, V3: offered. Okunuşu: /ˈɒf.ər/. Düzenli bir fiildir. Birine yiyecek, yardım, iş veya bir anlaşma sunmak demektir. Nuans: ‘Suggest’ (bir fikir/tavsiye önermek) iken ‘offer’ (somut bir şey veya eylem sunmak, örneğin çay teklif etmek) demektir. İsim hali (teklif) de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘offer a helping hand’ (yardım eli uzatmak), ‘take someone up on an offer’ (birinin teklifini kabul etmek).
V1: open, V2: opened, V3: opened. Okunuşu: /ˈəʊ.pən/. Düzenli bir fiildir. Kapalı bir nesneyi/mekanı ulaşılabilir hale getirmek veya yeni bir dönemi başlatmak demektir. Nuans: Hem fiil (açmak) hem de sıfat (açık) olarak aynı şekilde yazılır. Yaygın Kullanım: ‘open up’ (içini dökmek / sırlarını paylaşmak / açılmak), ‘open secret’ (herkesin bildiği sır / sağır sultanın bile duyduğu).
V1: operate, V2: operated, V3: operated. Okunuşu: /ˈɒp.ər.eɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir makineyi kullanmak, bir işyerini idare etmek veya tıpta birini ameliyat etmek demektir. Nuans: ‘Work’ (kendi kendine çalışmak) iken ‘operate’ (birinin bir sistemi/makineyi yöneterek çalıştırması) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘smooth operator’ (işini pürüzsüz halleden kişi / kurnaz / iş bitirici), ‘operate smoothly’ (tıkır tıkır çalışmak).
V1: order, V2: ordered, V3: ordered. Okunuşu: /ˈɔː.dər/. Düzenli bir fiildir. Bir restoranda yemek istemek (sipariş) veya otorite kullanarak birine bir şey yaptırmak (emir) demektir. Nuans: İsim olarak ‘düzen/sıra’ demektir. ‘In order to’ (yapmak amacıyla) İngilizcenin en temel bağlaçlarındandır. Yaygın Kullanım: ‘out of order’ (bozuk / kullanım dışı), ‘law and order’ (yasa ve düzen / asayiş).
V1: organize, V2: organized, V3: organized. Okunuşu: /ˈɔː.ɡən.aɪz/. Düzenli bir fiildir. Bir etkinliği planlamak veya dağınık şeyleri sistemli bir şekilde yapılandırmak demektir. Nuans: ‘Arrange’ (zaman/mekan ayarlamak) iken ‘organize’ (yapısal ve kapsamlı bir şekilde kurmak/düzenlemek) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘highly organized’ (son derece düzenli/tertipli / planlı).
V1: overcome, V2: overcame, V3: overcome. Düzensiz bir fiildir. Zorlukları, korkuları veya düşmanları yenip başarmak demektir. Ancak pasif yapıda ‘bir duygunun esiri olmak / çok duygulanmak’ anlamı taşır. Nuans: ‘Come’ fiili gibi çekimlenir. Yaygın Kullanım: ‘overcome obstacles’ (engelleri aşmak), ‘overcome with emotion’ (duygularına yenik düşmek / gözyaşlarına boğulmak).
V1: owe, V2: owed, V3: owed. Okunuşu: /əʊ/. Düzenli bir fiildir. Birine para borcu olmak veya bir başarıyı birinin yardımına borçlu olmak (minnet) demektir. Nuans: İngilizcenin en kafa karıştıran kelimelerinden olan ‘own’ (sahip olmak) ile yazılışı çok benzerdir, dikkat edilmelidir. Yaygın Kullanım: ‘I owe you one’ (Sana bir borcum olsun / Sana minnettarım), ‘owe it all to…’ (her şeyi …’ya borçlu olmak).
V1: own, V2: owned, V3: owned. Okunuşu: /əʊn/. Düzenli bir fiildir. Yasal olarak bir şeyin sahibi olmak demektir. Nuans: ‘Have’ kelimesinin çok daha güçlü, resmi ve aidiyet bildiren halidir (O ev benim demek için I own that house). ‘Own up to’ (hatasını itiraf edip kabullenmek) harika bir İngilizce kalıbıdır. Yaygın Kullanım: ‘on your own’ (kendi başına / tek tabanca), ‘own flesh and blood’ (kendi canından kanından).
V1: pack, V2: packed, V3: packed. Okunuşu: /pæk/. Düzenli bir fiildir. Yolculuk öncesi eşyaları bir araya getirip çantaya yerleştirmek demektir. Nuans: Zıddı ‘unpack’ (çantayı boşaltmak/açmak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘pack light’ (hafif eşyayla / az yükle seyahat etmek), ‘send someone packing’ (birini kovmak / kapı dışarı etmek).
V1: paint, V2: painted, V3: painted. Okunuşu: /peɪnt/. Düzenli bir fiildir. Bir yüzeye renk vermek veya fırçayla tablo yapmak demektir. Nuans: İsim hali de ‘boya’ demektir. ‘Draw’ (kalemle/karakalem çizmek) iken ‘paint’ (fırçayla/boyayla resmetmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘paint the town red’ (doyasıya eğlenmek / dağıtmak), ‘paint a gloomy picture’ (karamsar bir tablo çizmek / durumu kötü göstermek).
V1: park, V2: parked, V3: parked. Okunuşu: /pɑːk/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘park/bahçe’ demektir. Fiil olarak bir aracı (veya at arabasını) geçici bir süreliğine bir yere bırakmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘a walk in the park’ (çok kolay iş / çocuk oyuncağı – isim haliyle).
V1: participate, V2: participated, V3: participated. Düzenli bir fiildir. Bir etkinliğe, tartışmaya veya projeye dahil olmak demektir. Genellikle ‘in’ edatıyla kullanılır (participate in).
V1: pass, V2: passed, V3: passed. Okunuşu: /pɑːs/ (İngiliz), /pæs/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Yolda birini sollamak, bir nesneyi elden ele uzatmak (pass the salt) veya bir testten geçmek demektir. Nuans: İngilizcenin en kilit kalıplarından olan ‘pass away’ (vefat etmek) buradan gelir. Yaygın Kullanım: ‘pass the time’ (vakit geçirmek), ‘pass out’ (bayılmak / kendinden geçmek).
V1: pay, V2: paid, V3: paid. Okunuşu: /peɪ/. Düzensiz bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-id’ alır). Satın alınan bir şey veya bir hizmet karşılığında para/altın vermek demektir. Nuans: İngilizcenin en önemli kalıplarından biri olan ‘pay attention’ (dikkatini vermek / pür dikkat dinlemek) fiilinde ‘give’ DEĞİL, ‘pay’ kullanılır! Yaygın Kullanım: ‘pay the price’ (bedelini ödemek), ‘pay a visit’ (ziyaret etmek).
V1: perform, V2: performed, V3: performed. Okunuşu: /pəˈfɔːm/. Düzenli bir fiildir. Bir görevi kusursuzca yerine getirmek veya sahnede bir gösteri (dans/müzik) sunmak demektir. Nuans: İsim hali ‘performance’ (performans/gösteri) çok yaygındır. ‘Do’ fiilinden çok daha resmi ve törenseldir. Yaygın Kullanım: ‘perform a miracle’ (mucize yaratmak/gerçekleştirmek), ‘perform well’ (iyi iş çıkarmak).
V1: persuade, V2: persuaded, V3: persuaded. Okunuşu: /pəˈsweɪd/. Düzenli bir fiildir. Birinin aklına girerek ona istediğin bir şeyi yaptırmak veya inandırmak demektir. Nuans: ‘Convince’ ile eş anlamlıdır; ancak ‘convince’ daha çok zihnen inandırmak iken, ‘persuade’ eyleme döktürmek (ikna edip yaptırmak) anlamı taşır. Yaygın Kullanım: ‘easily persuaded’ (kolay ikna olan / çabuk yelkenleri suya indiren).
V1: pick, V2: picked, V3: picked. Düzenli bir fiildir. Listeden bir şey seçmek veya yerden/ağaçtan bir şey toplamak demektir. ‘Pick up’ (arabayla birini almak veya bir dili farkında olmadan öğrenmek) çok sık kullanılan bir kalıptır.
V1: place, V2: placed, V3: placed. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘yer/mekan’ kelimesinin fiil halidir. Bir nesneyi özenle bir yere koymak veya ‘sipariş vermek’ (place an order) anlamlarında kullanılır.
V1: plan, V2: planned, V3: planned. Okunuşu: /plæn/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘n’ çift yazılır). Bir şeyi yapmadan önce detaylıca düşünmek ve adımlarını belirlemek demektir. İsim hali de ‘plan’dır. Nuans: Kendisinden sonra fiil gelirse DAİMA ‘to’ alır (plan to go). Yaygın Kullanım: ‘plan ahead’ (önceden planlamak / tedbirli olmak), ‘goes according to plan’ (her şey planlandığı gibi gidiyor).
V1: play, V2: played, V3: played. Okunuşu: /pleɪ/. Düzenli bir fiildir. Oyun oynamak, bir enstrüman icra etmek (play the lute – lavta çalmak) veya bir tiyatroda/oyunda rol yapmak demektir. Nuans: Teybi/videoyu başlatmak (oynatmak) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘play with fire’ (ateşle oynamak / tehlikeli işlere kalkışmak), ‘play by the rules’ (kurallara göre oynamak / dürüst olmak).
V1: point, V2: pointed, V3: pointed. Okunuşu: /pɔɪnt/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘nokta/puan’ demektir. Fiil olarak ise parmakla veya bir aletle bir yönü/hedefi işaret etmek demektir. Nuans: Birine parmak doğrulturken DAİMA ‘at’ (point at), bir yeri tarif ederken ‘to’ (point to) edatı alır. Yaygın Kullanım: ‘point of no return’ (dönüşü olmayan nokta), ‘point out’ (dikkati çekmek / vurgulamak).
V1: pour, V2: poured, V3: poured. Okunuşu: /pɔːr/. Düzenli bir fiildir. Bir sıvıyı (su, çay, şarap) bir kaba doldurmak veya dökmek demektir. Mecazen şiddetli yağmur (it is pouring) için kullanılır. Nuans: ‘Spill’ (kazara dökmek) iken, ‘pour’ (kendi isteğiyle/bilinçli olarak bardağa vb. dökmek/doldurmak) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘it never rains but it pours’ (geldi mi üst üste gelir / aksilikler peş peşe olur), ‘pour one’s heart out’ (içini dökmek).
V1: practice, V2: practiced, V3: practiced. Düzenli bir fiildir. Bir beceriyi geliştirmek için tekrar yapmak demektir. Kendisinden sonra gelen fiil her zaman ‘-ing’ alır (practice speaking).
V1: pray, V2: prayed, V3: prayed. Düzenli bir fiildir. Allah’a yakarmak veya çok içten bir şeyi dilemek demektir.
V1: prefer, V2: preferred, V3: preferred. Okunuşu: /prɪˈfɜːr/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘r’ çift yazılır). Bir şeyi başka bir şeye daha çok sevmek veya yeğlemek demektir. Nuans: İngilizcenin altın kurallarından biridir: ‘Prefer’ kelimesinden sonra ‘than’ KULLANILMAZ. Bir şeyi diğerine tercih ederken araya ‘to’ konur (I prefer tea TO coffee). Yaygın Kullanım: ‘much prefer’ (kesinlikle daha çok tercih etmek).
V1: prepare, V2: prepared, V3: prepared. Okunuşu: /prɪˈpeər/. Düzenli bir fiildir. Yaklaşan bir olay, yolculuk veya görev için önceden plan yapıp hazır hale gelmek/getirmek demektir. Nuans: Kendisinden sonra ‘for’ edatı alır (prepare for the journey). İsim hali ‘preparation’ (hazırlık) kelimesidir. Yaygın Kullanım: ‘prepare for the worst, hope for the best’ (en kötüsüne hazırlıklı ol, en iyisini umut et).
V1: press, V2: pressed, V3: pressed. Okunuşu: /pres/. Düzenli bir fiildir. Bir düğmeye basmak, bir şeyi kuvvetle sıkıştırmak (zeytin sıkmak gibi) veya mecazen birine baskı yapmak demektir. İsim olarak ‘basın/medya’ anlamına da gelir. Yaygın Kullanım: ‘press charges’ (şikayetçi olmak / dava açmak), ‘hard-pressed’ (zor durumda/sıkışmış), ‘press the issue’ (konunun üzerine gitmek / zorlamak).
V1: pretend, V2: pretended, V3: pretended. Düzenli bir fiildir. Gerçekte olmayan bir durumu öyleymiş gibi göstermek demektir.
V1: prevent, V2: prevented, V3: prevented. Okunuşu: /prɪˈvent/. Düzenli bir fiildir. Kötü bir şeyin olmasını veya birinin bir şey yapmasını durdurmak demektir. Nuans: ‘Avoid’ (kötü bir şeyden kendi başına kaçınmak/uzak durmak) iken, ‘prevent’ (aktif olarak o şeyin olmasını engellemek) anlamındadır. Çok yaygın olarak ‘prevent someone FROM doing something’ kalıbıyla kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘prevention is better than cure’ (önlem almak tedaviden iyidir).
V1: print, V2: printed, V3: printed. Düzenli bir fiildir. Bilgisayardaki bir belgeyi kağıda yazdırmak veya matbaada kitap/dergi basmak demektir.
V1: produce, V2: produced, V3: produced. Düzenli bir fiildir. Fabrikada bir mal üretmek, tarlada mahsul yetiştirmek veya dijital içerik/sonuç ortaya çıkarmak demektir.
V1: promise, V2: promised, V3: promised. Okunuşu: /ˈprɒm.ɪs/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi kesinlikle yapacağını veya yapmayacağını taahhüt etmek demektir. İsim hali de (söz/vaat) aynıdır. Nuans: ‘Swear’ (yemin etmek) kelimesine göre daha gündelik ama güven bildiren bir sözdür. Yaygın Kullanım: ‘keep a promise’ (sözünü tutmak), ‘break a promise’ (sözünden dönmek), ’empty promises’ (boş vaatler).
V1: promote, V2: promoted, V3: promoted. Düzenli bir fiildir. Bir ürünü/siteyi reklamla tanıtmak, iş yerinde rütbe atlatmak veya bir fikrin yayılmasını desteklemek demektir.
V1: protect, V2: protected, V3: protected. Okunuşu: /prəˈtekt/. Düzenli bir fiildir. Birini veya bir şeyi tehlikeye, hasara veya hastalığa karşı güvende tutmak demektir. Nuans: Daima ‘from’ veya ‘against’ edatlarıyla kullanılır (protect from the sun – güneşten korumak). ‘Defend’ (saldırı anında savunmak) iken, ‘protect’ (önlem alarak muhafaza etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘protect and serve’ (korumak ve hizmet etmek – polis sloganı).
V1: prove, V2: proved, V3: proved/proven. Okunuşu: /pruːv/. Düzenli/Düzensiz olarak kullanılabilir (3. hali genellikle ‘proven’ olarak tercih edilir). Bir iddiayı veya gerçeği delillerle göstermek demektir. Nuans: ‘Show’ (göstermek) geneldir, ‘prove’ ise tartışılmaz bir kanıt sunmaktır. Sıfat olarak ‘proven’ (ispatlanmış) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘prove someone wrong’ (birini haksız çıkarmak / yanıldığını ispatlamak), ‘burden of proof’ (ispat yükü – isim haliyle).
V1: provide, V2: provided, V3: provided. Düzenli bir fiildir. İhtiyaç duyulan bir şeyi birine vermek veya bir sistemi hizmete sunmak demektir. ‘Provide something for someone’ veya ‘Provide someone with something’ yapısı kullanılır.
V1: publish, V2: published, V3: published. Düzenli bir fiildir. Bir kitabı, makaleyi veya web sitesini internette ya da basılı olarak herkesin erişimine açmak demektir.
V1: pull, V2: pulled, V3: pulled. Okunuşu: /pʊl/. Düzenli bir fiildir. Bir nesneyi kendine doğru güç uygulayarak hareket ettirmek demektir. Kapıların üzerindeki meşhur ‘Çekiniz’ (Pull) yazısıdır. Nuans: ‘Push’ (itmek) eyleminin tam zıddıdır. Edatlarla harika deyimler oluşturur. Yaygın Kullanım: ‘pull someone’s leg’ (birini işletmek / kafa bulmak), ‘pull strings’ (torpil yapmak / adam kayırmak), ‘pull yourself together’ (kendine gel / toparlan).
V1: push, V2: pushed, V3: pushed. Okunuşu: /pʊʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir nesneyi kendinden uzağa doğru güç uygulayarak hareket ettirmek veya bir insanı sınırlarına kadar zorlamak demektir. Kapıların üzerindeki meşhur ‘İtiniz’ (Push) yazısıdır. Nuans: Zıddı ‘Pull’ (çekmek) kelimesidir. Yaygın Kullanım: ‘push your luck’ (şansını zorlamak), ‘push the boundaries’ (sınırları aşmak/zorlamak).
V1: put, V2: put, V3: put. Okunuşu: /pʊt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır! Bir eşyayı bir yere bırakmak/koymak demektir. Nuans: İngilizcenin en kilit Phrasal Verb” (edatlı fiil) üretecidir. Yanına gelen kelimelerle yüzlerce farklı anlama bürünür. Yaygın Kullanım: ‘put up with’ (katlanmak / sineye çekmek), ‘put out a fire’ (ateşi söndürmek), ‘put on clothes’ (kıyafet giymek), ‘put off’ (ertelemek).”
V1: qualify, V2: qualified, V3: qualified. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Bir yarışmaya katılma hakkı elde etmek veya bir iş/görev için gerekli eğitim ve vasıflara sahip olmak demektir.
V1: question, V2: questioned, V3: questioned. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘soru’ kelimesinin eylem halidir. Bir konunun doğruluğundan şüphe edip onu irdelemek demektir.
V1: quit, V2: quit, V3: quit. Okunuşu: /kwɪt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır. Kötü bir alışkanlığı bırakmak, işten istifa etmek veya bir oyundan/programdan çıkmak demektir. Nuans: ‘Stop’ (kısa süreli veya genel durmak) iken, ‘quit’ (tamamen vazgeçip kalıcı olarak sonlandırmak) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘call it quits’ (bu işi burada bitirmek / paydos etmek), ‘quit cold turkey’ (kötü bir alışkanlığı aniden/bıçak gibi kesmek).
V1: rain, V2: rained, V3: rained. Okunuşu: /reɪn/. Düzenli bir fiildir. İsim hali de ‘yağmur’ demektir. Fiil olarak ‘It is raining’ şeklinde ‘it’ öznesiyle kullanılır. Nuans: İngilizcenin en meşhur deyimlerini barındırır. Yaygın Kullanım: ‘it’s raining cats and dogs’ (bardaktan boşanırcasına yağmak), ‘save for a rainy day’ (ak akçe kara gün içindir / zor günler için kenara para koymak), ‘come rain or shine’ (yağmur çamur demeden / ne olursa olsun).
V1: raise, V2: raised, V3: raised. Okunuşu: /reɪz/. Düzenli bir fiildir. Nuans: ‘Rise’ (güneşin kendi kendine yükselmesi) iken ‘raise’ (bir nesneyi, sesi veya fiyatı dışarıdan bir güçle kaldırmak/artırmak) eylemidir. Ayrıca hayvan/çocuk yetiştirmek anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘raise a question’ (bir soru/sorun ortaya atmak), ‘raise the bar’ (çıtayı yükseltmek), ‘raise an eyebrow’ (şaşırmak / kaş kaldırmak).
V1: reach, V2: reached, V3: reached. Okunuşu: /riːtʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir yere/hedefe varmak veya bir eşyaya elini uzatmak demektir. Nuans: ‘Arrive’ kelimesi ‘at/in’ edatları alırken, ‘reach’ ASLA edat almaz (reach the city). Yaygın Kullanım: ‘out of reach’ (ulaşılamaz / boyunu aşan), ‘reach a conclusion’ (bir sonuca/karara varmak).
V1: read, V2: read, V3: read. Okunuşu: /riːd/. Düzensiz bir fiildir. YAZILIŞI üç halinde de aynıdır ancak V2 ve V3 halleri ‘red’ (kırmızı) kelimesi gibi okunur! Nuans: Bir metni anlamak, sesli okumak veya birinin niyetini anlamak demektir. Yaygın Kullanım: ‘read between the lines’ (satır aralarını okumak / gizli anlamı çıkarmak), ‘read someone’s mind’ (birinin aklını okumak / niyetini bilmek).
V1: realize, V2: realized, V3: realized. Okunuşu: /ˈrɪə.laɪz/. Düzenli bir fiildir. (İngiliz İngilizcesinde ‘realise’ olarak yazılır). Bir durumu zihnen kavramak, gerçeği anlamak demektir. Nuans: ‘Notice’ (gözle/fiziksel olarak tesadüfen fark etmek) iken ‘realize’ (kafaya dank etmek / idrak etmek) eylemidir. Ayrıca bir hayali gerçekleştirmek (realize a dream) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘suddenly realize’ (aniden idrak etmek / aydınlanmak).
V1: receive, V2: received, V3: received. Okunuşu: /rɪˈsiːv/. Düzenli bir fiildir. Bir mektubu, ödülü veya darbeyi almak demektir. Nuans: ‘Get’ kelimesinin çok daha resmi ve kurumsal halidir. Misafir ağırlamak (receive guests) anlamında da kullanılır. Otellerdeki ‘Resepsiyon’ (Reception) kelimesinin köküdür. Yaygın Kullanım: ‘on the receiving end’ (kötü bir durumun hedefi/mağduru olmak – örn: öfkenin hedefi olmak), ‘well-received’ (iyi karşılanan / olumlu tepki alan).
V1: recognize, V2: recognized, V3: recognized. Okunuşu: /ˈrek.əɡ.naɪz/. Düzenli bir fiildir. Birini/bir şeyi daha önceden bildiği için görünce hatırlamak veya bir başarıyı resmi olarak kabul etmek demektir. Nuans: ‘Know’ (zaten bilmek/tanışıyor olmak durumu) iken ‘recognize’ (yüzünü/sesini anlık olarak çıkarabilmek) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘beyond recognition’ (tanınmaz halde / çok değişmiş), ‘officially recognized’ (resmen tanınmış/kabul edilmiş).
V1: recommend, V2: recommended, V3: recommended. Okunuşu: /ˌrek.əˈmend/. Düzenli bir fiildir. Birine bir yeri, yemeği veya kitabı iyi/kaliteli olduğu için önermek demektir. Nuans: ‘Advise’ (bir soruna/tehlikeye karşı öğüt vermek) iken, ‘recommend’ (beğenilen bir şeyi başkasına keyif için sunmak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘highly recommended’ (şiddetle tavsiye edilir / kesinlikle denenmeli).
V1: record, V2: recorded, V3: recorded. Düzenli bir fiildir. Ses/video kaydetmek veya verileri resmi olarak veri tabanına/deftere yazmak demektir. Fiil hali okunduğunda vurgu ikinci hecededir (ri-KORD).
V1: recover, V2: recovered, V3: recovered. Okunuşu: /rɪˈkʌv.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir hastalıktan/şoktan sonra eski sağlığına kavuşmak veya çalınan/kaybolan bir eşyayı bulup geri almak demektir. Nuans: ‘Heal’ (yaranın/kesiğin kapanması) iken ‘recover’ (vücudun veya durumun genel olarak toparlanması) anlamına gelir. Hastalıktan kurtulmak anlamında DAİMA ‘from’ edatıyla kullanılır (recover from flu). Yaygın Kullanım: ‘make a full recovery’ (tamamen iyileşmek / eski sağlığına kavuşmak).
V1: reduce, V2: reduced, V3: reduced. Okunuşu: /rɪˈdjuːs/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin miktarını, boyutunu, tehlikesini veya fiyatını kasten küçültmek demektir. Nuans: ‘Decrease’ (kendi kendine azalmak veya azaltmak) iken ‘reduce’ genellikle dışarıdan bir müdahaleyle (kasten kısmak/düşürmek) anlamında daha yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘reduce to tears’ (ağlatacak duruma getirmek), ‘reduced price’ (indirimli fiyat), ‘reduce stress’ (stresi azaltmak).
V1: refer, V2: referred, V3: referred. Düzenli bir fiildir (‘r’ harfi çift yazılır). ‘Refer to’ kalıbı ile kullanılır; birinden bahsetmek, bir kaynağa başvurmak veya bir hastayı/müşteriyi başka bir yere yönlendirmek demektir.
V1: reflect, V2: reflected, V3: reflected. Düzenli bir fiildir. Aynanın ışığı yansıtması anlamına geldiği gibi, bir şeyin bir durumu açıkça göstermesi veya geçmiş hakkında derin düşüncelere dalmak (‘reflect on’) demektir.
V1: refuse, V2: refused, V3: refused. Okunuşu: /rɪˈfjuːz/. Düzenli bir fiildir. İstenen bir şeyi yapmamak veya sunulan bir teklifi kesin olarak kabul etmemek demektir. Nuans: ‘Deny’ (bir gerçeği/suçu inkar etmek) iken ‘refuse’ (bir teklifi/eylemi geri çevirmek) eylemidir. ‘Decline’ ise refuse’un çok daha kibar ve resmi halidir. Kendisinden sonra fiil gelirse ‘to’ alır (refuse to go). Yaygın Kullanım: ‘an offer you can’t refuse’ (reddedemeyeceğin bir teklif – ünlü film repliği).
V1: register, V2: registered, V3: registered. Düzenli bir fiildir. Bir kursa, web sitesine veya foruma resmi olarak üye olmak/kayıt olmak demektir.
V1: regret, V2: regretted, V3: regretted. Okunuşu: /rɪˈɡret/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘t’ çift yazılır). Yapılan bir hatadan dolayı üzülmek demektir. Nuans: Kendisinden sonra ‘-ing’ alırsa ‘geçmişte yaptığına pişman olmak’ (I regret telling him – söylediğime pişmanım), ‘to’ alırsa ‘şu an söylemekten/yapmaktan üzüntü duymak’ (I regret to tell you that… – üzülerek bildiririm ki…) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘my only regret’ (tek pişmanlığım), ‘regret nothing’ (hiçbir şeyden pişman olmamak).
V1: reject, V2: rejected, V3: rejected. Düzenli bir fiildir. Bir fikri, adayı veya projeyi yetersiz bulup geri çevirmek demektir. ‘Refuse’ fiiline göre daha resmi ve kesin bir anlam taşır.
V1: relax, V2: relaxed, V3: relaxed. Düzenli bir fiildir. Stresten uzaklaşmak ve gevşemek demektir.
V1: release, V2: released, V3: released. Düzenli bir fiildir. Bir mahkumu salıvermek anlamına geldiği gibi, dijital dünyada yeni bir yazılım güncellemesini, filmi veya podcast bölümünü yayımlamak/kullanıma sunmak demektir.
V1: rely, V2: relied, V3: relied. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir şeyin çalışacağına veya birinin yardım edeceğine güvenmek demektir. Her zaman ‘on’ edatıyla kullanılır (rely on).
V1: remain, V2: remained, V3: remained. Okunuşu: /rɪˈmeɪn/. Düzenli bir fiildir. Bir kişinin/şeyin bulunduğu yerde kalması veya mevcut durumunu (sessiz kalmak, sakin kalmak vb.) korumaya devam etmesi demektir. Nuans: ‘Stay’ (günlük dilde fiziksel kalmak) iken ‘remain’ (daha resmi, kalıcı ve soyut durumları korumak) anlamındadır. İsim hali ‘remains’ (harabeler/kalıntılar) arkeolojide çok kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘it remains to be seen’ (bekleyip göreceğiz / orası daha belli değil), ‘remain calm’ (sakinliğini korumak).
V1: remember, V2: remembered, V3: remembered. Okunuşu: /rɪˈmem.bər/. Düzenli bir fiildir. Geçmişteki bir şeyi zihinde tutmak veya gelecekteki bir görevi yapmayı akıl etmek demektir. Nuans: ‘Remind’ (başkasının sana hatırlatması) iken ‘remember’ (kendi kendine hatırlamak) eylemidir. Kendisinden sonra ‘-ing’ gelirse ‘geçmişi anımsamak’ (I remember seeing him – onu gördüğümü hatırlıyorum), ‘to’ gelirse ‘gelecekteki bir işi unutmamak’ (remember to lock the door – kapıyı kilitlemeyi unutma) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘remember me to…’ (…ya benden selam söyle).
V1: remind, V2: reminded, V3: reminded. Okunuşu: /rɪˈmaɪnd/. Düzenli bir fiildir. Birine unutmaması gereken bir şeyi uyarmak veya geçmişteki bir hatırayı akla getirmek demektir. Nuans: ‘Remind someone TO do something’ (birine bir görev yapmasını hatırlatmak) ve ‘Remind someone OF something’ (birinin yüzünün/kokusunun geçmişi anımsatması) kalıpları harikadır. Yaygın Kullanım: ‘ring a bell’ (tanıdık gelmek / anımsatmak), ‘remind me of my youth’ (bana gençliğimi anımsatıyorsun).
V1: remove, V2: removed, V3: removed. Okunuşu: /rɪˈmuːv/. Düzenli bir fiildir. Bir eşyayı bulunduğu yerden almak, kıyafeti çıkarmak veya bir engeli/lekeyi yok etmek demektir. Nuans: ‘Take off’ (kıyafet çıkarmak vb.) daha gündelik iken, ‘remove’ çok daha resmi ve kalıcı bir uzaklaştırmadır. Tıpta organ almak veya yazılımda dosya silmek için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘remove from office’ (görevden almak/uzaklaştırmak), ‘one step removed’ (bir adım uzakta / dolaylı olarak ilgili).
V1: rent, V2: rented, V3: rented. Okunuşu: /rent/. Düzenli bir fiildir. Bir ev, dükkan veya eşyayı belirli bir ücret karşılığında geçici olarak kullanmak veya kullandırmak demektir. Nuans: ‘Hire’ daha çok kısa süreli (birkaç saatlik rehber/bisiklet) işler için kullanılırken, ‘rent’ daha çok ev, arazi veya uzun süreli araç kiralama (rent a car) içindir. Yaygın Kullanım: ‘rent-free’ (kira ödemeden / mecazen: zihnine bedava yerleşmek), ‘for rent’ (kiralık).
V1: repair, V2: repaired, V3: repaired. Okunuşu: /rɪˈpeər/. Düzenli bir fiildir. Bozulmuş, kırılmış veya hasar görmüş bir şeyi tekrar çalışır hale getirmek demektir. Nuans: ‘Fix’ günlük dildeki her türlü ufak tefek sorunu halletmek iken, ‘repair’ daha çok teknik, mekanik veya yapısal bir ustalığı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘beyond repair’ (tamir edilemez halde / hurda), ‘repair the damage’ (hasarı onarmak / gönül almak).
V1: repeat, V2: repeated, V3: repeated. Okunuşu: /rɪˈpiːt/. Düzenli bir fiildir. Bir sözü veya eylemi bir kez daha yapmak/söylemek demektir. Nuans: ‘History repeats itself’ (tarih tekerrürden ibarettir) en meşhur deyimlerindendir. Yaygın Kullanım: ‘repeat after me’ (benden sonra tekrarla), ‘on repeat’ (sürekli tekrarda / üst üste).
V1: replace, V2: replaced, V3: replaced. Okunuşu: /rɪˈpleɪs/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi oradan alıp yerine benzerini veya yenisini koymak demektir. Nuans: ‘Change’ (bir şeyin tamamen farklılaşması) iken, ‘replace’ (eksilen veya bozulan bir parçanın yerine tam muadilini koymak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘irreplaceable’ (yeri doldurulamaz / eşsiz).
V1: reply, V2: replied, V3: replied. Okunuşu: /rɪˈplaɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Bir soruya veya mesaja sözlü ya da yazılı karşılık vermek demektir. Nuans: ‘Answer’ kelimesinden daha resmi bir tona sahiptir. Daima ‘to’ edatıyla kullanılır (reply TO a letter). Yaygın Kullanım: ‘reply in kind’ (aynıyla karşılık vermek / mukabele etmek).
V1: report, V2: reported, V3: reported. Düzenli bir fiildir. Bir sorunu resmi makamlara bildirmek, yazılımla ilgili bir hatayı sisteme sunmak (‘report a bug’) veya sosyal medyada bir hesabı şikayet etmek demektir.
V1: represent, V2: represented, V3: represented. Düzenli bir fiildir. Bir kişi veya grup adına hareket etmek veya bir simgenin/kelimenin bir anlamı karşılaması/temsil etmesi demektir.
V1: request, V2: requested, V3: requested. Okunuşu: /rɪˈkwest/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi kibarca ve resmi bir dille istemek demektir. Nuans: ‘Ask’ (sormak/istemek) günlük dildir; ‘demand’ (şiddetle istemek/dayatmak) otoriterdir; ‘request’ ise aradaki o nazik ve resmi köprüdür. Yaygın Kullanım: ‘upon request’ (istek üzerine / talep edildiğinde).
V1: require, V2: required, V3: required. Düzenli bir fiildir. Bir işin yapılabilmesi için bir kuralın, belgenin veya çabanın zorunlu olması/gerekmesi demektir.
V1: rescue, V2: rescued, V3: rescued. Okunuşu: /ˈres.kjuː/. Düzenli bir fiildir. Birini tehlikeli, zor veya kısıtlı bir durumdan çekip çıkarmak demektir. Nuans: ‘Save’ (biriktirmek veya genel korumak) iken, ‘rescue’ anlık ve tehlikeli bir durumdan kahramanca çekip almaktır. Yaygın Kullanım: ‘rescue mission’ (kurtarma operasyonu), ‘come to the rescue’ (imdada yetişmek).
V1: research, V2: researched, V3: researched. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘araştırma’ kelimesinin fiil halidir. Bilgi bulmak için bir konuyu derinlemesine incelemek demektir.
V1: resolve, V2: resolved, V3: resolved. Düzenli bir fiildir. Bir anlaşmazlığı, problemi veya yazılım hatasını (bug) kalıcı olarak sonuca ulaştırmak/çözmek demektir. ‘Solve’ kelimesinden daha resmidir.
V1: respect, V2: respected, V3: respected. Okunuşu: /rɪˈspekt/. Düzenli bir fiildir. Birinin yeteneğine, yaşına veya makamına değer vermek; ya da kurallara/farklılıklara uymak demektir. Yaygın Kullanım: ‘earn respect’ (saygı kazanmak), ‘mutual respect’ (karşılıklı saygı), ‘in this respect’ (bu bakımdan / bu açıdan).
V1: respond, V2: responded, V3: responded. Okunuşu: /rɪˈspɒnd/. Düzenli bir fiildir. Bir soruya yanıt vermenin ötesinde, bir duruma veya tedaviye karşı ‘reaksiyon’ göstermek demektir. Nuans: ‘Reply’ sadece sözlü/yazılı yanıttır; ‘respond’ ise bir eyleme karşı verilen tepkiyi (örneğin yangına müdahale etmek) de kapsar. Yaygın Kullanım: ‘respond to treatment’ (tedaviye yanıt vermek / iyileşmek).
V1: rest, V2: rested, V3: rested. Okunuşu: /rest/. Düzenli bir fiildir. Yorgunluğu atmak için durmak veya bir şeyi bir yere dayamak demektir. Nuans: İsim hali ‘geri kalan’ (the rest of…) anlamında da çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘rest in peace (R.I.P.)’ (huzur içinde yatsın), ‘give it a rest!’ (kes artık! / yeter bu kadar konuşma/iş!).
V1: restore, V2: restored, V3: restored. Düzenli bir fiildir. Tarihi bir binayı aslına uygun restore etmek veya bilgisayarda silinen/bozulan bir veriyi yedekten geri yüklemek demektir.
V1: result, V2: resulted, V3: resulted. Düzenli bir fiildir. Bir olayın belirli bir sonuca yol açmasıdır. ‘Result in’ (ile sonuçlanmak) ve ‘result from’ (-den kaynaklanmak) kalıplarıyla kullanılır.
V1: return, V2: returned, V3: returned. Okunuşu: /rɪˈtɜːn/. Düzenli bir fiildir. Gidilen yerden geri gelmek veya alınan bir şeyi sahibine geri götürmek demektir. Nuans: ‘Come back’ (geri gelmek) ve ‘Give back’ (geri vermek) fiillerinin daha resmi tek kelimelik karşılığıdır. Yaygın Kullanım: ‘return a favor’ (iyiliğin altında kalmamak / karşılık vermek), ‘point of no return’ (dönüşü olmayan nokta).
V1: reveal, V2: revealed, V3: revealed. Okunuşu: /rɪˈviːl/. Düzenli bir fiildir. Gizli bir şeyi görünür hale getirmek veya bir sırrı açıklamak demektir. Nuans: ‘Show’ (herhangi bir şeyi göstermek) iken, ‘reveal’ saklı veya bilinmeyen bir gerçeği (perdeyi kaldırarak) ortaya çıkarmaktır. Yaygın Kullanım: ‘reveal a secret’ (sır açıklamak).
V1: review, V2: reviewed, V3: reviewed. Düzenli bir fiildir. Bir filmi/kitabı eleştirmek, çalışılan bir dersi tekrar etmek veya yazılan bir kodu yayına almadan önce hatalara karşı son kez gözden geçirmek demektir.
V1: ride, V2: rode, V3: ridden. Okunuşu: /raɪd/. Düzensiz bir fiildir (V2: /rəʊd/, V3: /ˈrɪd.ən/). Bir hayvanın sırtında veya açık bir aracın üzerinde seyahat etmek demektir. Nuans: İçine girilen kapalı araçlar (araba, kamyon) için ‘drive’ kullanılır; üstüne binilenler (at, bisiklet, motosiklet) için ‘ride’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘ride shotgun’ (ön koltukta oturmak), ‘take someone for a ride’ (birini kandırmak / dolandırmak).
V1: ring, V2: rang, V3: rung. Düzensiz bir fiildir. İsim hali olan ‘yüzük’ten farklı olarak eylem halinde telefonun veya kapı zilinin çalması, ses çıkarması demektir.
V1: rise, V2: rose, V3: risen. Okunuşu: /raɪz/. Düzensiz bir fiildir (V2: /rəʊz/, V3: /ˈrɪz.ən/). Bir şeyin kendi kendine yukarı çıkması veya miktarın artması demektir. Nuans: ‘Raise’ (birini/bir şeyi dışarıdan kaldırmak) iken, ‘rise’ (kendi başına yükselmek; güneşin doğması gibi) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘rise and shine’ (uyanma vakti! / günaydın!), ‘rise to the occasion’ (beklentileri karşılamak / zorluğun üstesinden gelmek).
V1: risk, V2: risked, V3: risked. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi kaybetme ihtimalini göze almak demektir. Kendisinden sonra eylem gelirse daima ‘-ing’ alır (risk doing).
V1: rule, V2: ruled, V3: ruled. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘kural’ kelimesinin eylem halidir. Bir kralın/imparatorluğun bir bölgeyi yönetmesi demektir. Ayrıca hakemin/mahkemenin karar vermesi anlamı da vardır.
V1: run, V2: ran, V3: run. Okunuşu: /rʌn/. Düzensiz bir fiildir. Hızlıca hareket etmek temel anlamıdır ancak bir işi yönetmek (run a business) veya bir makinenin çalışması için de kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘run out of’ (bir şeyin bitmesi/tükenmesi – örn: suyun bitmesi), ‘run a risk’ (risk almak), ‘in the long run’ (uzun vadede).
V1: rush, V2: rushed, V3: rushed. Okunuşu: /rʌʃ/. Düzenli bir fiildir. Çok hızlı hareket etmek veya bir şeyi aceleye getirmek demektir. Nuans: ‘Hurry’ (zaman darlığıyla acele etmek) iken ‘rush’ (daha telaşlı ve bazen kontrolsüzce koşturmak/hücum etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘rush hour’ (trafiğin en yoğun olduğu saat / zirve saat), ‘don’t rush me!’ (beni sıkıştırma / acele ettirme).
V1: sail, V2: sailed, V3: sailed. Düzenli bir fiildir. Bir tekne veya gemiyle su üzerinde ilerlemek demektir.
V1: satisfy, V2: satisfied, V3: satisfied. Okunuşu: /ˈsæt.ɪs.faɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Birinin beklentilerini karşılamak, açlığını gidermek veya bir kuralın şartlarını yerine getirmek demektir. Nuans: ‘Satisfy a hunger’ (açlığı gidermek) veya ‘satisfy a requirement’ (şartı sağlamak) kalıpları çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘customer satisfaction’ (müşteri memnuniyeti), ‘far from satisfying’ (tatmin edici olmaktan çok uzak).
V1: save, V2: saved, V3: saved. Okunuşu: /seɪv/. Düzenli bir fiildir. Birini tehlikeden kurtarmak, para/su biriktirmek veya dijital veriyi kaydetmek demektir. Nuans: ‘Rescue’ (anlık ve tehlikeli bir durumdan çekip almak) iken, ‘save’ daha genel bir koruma ve muhafaza etme eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘save your breath’ (nefesini boşa tüketme), ‘save face’ (itibarını korumak / rezil olmaktan kurtulmak), ‘save for a rainy day’ (zor günler için para biriktirmek).
V1: say/says, V2: said, V3: said. Okunuşu: /seɪ/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /sed/ – sed). Kelimeleri ağızdan çıkarmak veya bir yazının bir şey ifade etmesi demektir. Nuans: En büyük kural; ‘say’ fiilinden sonra kime söylendiği geliyorsa ‘to’ eklenmelidir (say TO me). ‘Tell’ (anlatmak/bilgi vermek) fiilinde ise ‘to’ kullanılmaz (tell me). Yaygın Kullanım: ‘easier said than done’ (söylemesi kolay yapması zor), ‘needless to say’ (söylemeye bile gerek yok ki…).
V1: scan, V2: scanned, V3: scanned. Düzenli bir fiildir (‘n’ çift yazılır). Bir metne hızlıca göz gezdirmek, bir belgeyi dijital ortama aktarmak veya bir bilgisayarı virüslere karşı taramak demektir.
V1: scare, V2: scared, V3: scared. Düzenli bir fiildir. Birini korkutmak veya ürkütmek demektir. ‘Scare away’ (korkutup kaçırmak) yaygın bir kalıptır.
V1: schedule, V2: scheduled, V3: scheduled. Düzenli bir fiildir. Bir etkinliğin, toplantının veya yazılım güncellemesinin zamanını belirlemek demektir.
V1: score, V2: scored, V3: scored. Düzenli bir fiildir. Bir oyunda sayı yapmak veya bir sınavdan belirli bir puan almak demektir.
V1: scream, V2: screamed, V3: screamed. Düzenli bir fiildir. Korku, acı veya heyecanla yüksek sesle bağırmak demektir.
V1: search, V2: searched, V3: searched. Okunuşu: /sɜːtʃ/. Düzenli bir fiildir. Kayıp bir şeyi, bir bilgiyi veya bir kişiyi bulmak için her yeri dikkatle incelemek demektir. Nuans: ‘Look for’ (aramak) geneldir; ‘search’ (didik didik aramak, üst araması yapmak veya derin araştırma yapmak) anlamındadır. Daima ‘search FOR something’ şeklinde kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘search high and low’ (her yeri fellik fellik aramak), ‘soul-searching’ (kendini sorgulama / vicdan muhasebesi).
V1: secure, V2: secured, V3: secured. Düzenli bir fiildir. Bir yeri koruma altına almak veya bir anlaşmayı/geleceği garantiye almak demektir.
V1: see, V2: saw, V3: seen. Okunuşu: /siː/. Düzensiz bir fiildir (V2: /sɔː/, V3: /siːn/). Gözle algılamak temel anlamıdır. Ancak ‘I see’ (Anlıyorum/Fark ediyorum) anlamında da çok sık kullanılır. Nuans: ‘Look at’ (bakmak) ve ‘Watch’ (izlemek) bilinçli eylemlerken, ‘see’ (görme yetisiyle istemsiz algılamak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘see eye to eye’ (aynı fikirde olmak / uyuşmak), ‘wait and see’ (bekle ve gör), ‘see red’ (küplere binmek / çok sinirlenmek).
V1: seek, V2: sought, V3: sought. Okunuşu: /siːk/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /sɔːt/ – soot). Soyut şeyleri (yardım, tavsiye, gerçeği, huzuru) aramak demektir. Nuans: ‘Search’ fiziksel eşyaları aramak iken, ‘seek’ daha edebi ve soyut arayışlar için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘seek help’ (yardım istemek), ‘hide and seek’ (saklambaç), ‘seek asylum’ (sığınma talep etmek).
V1: seem, V2: seemed, V3: seemed. Okunuşu: /siːm/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin dışarıdan bıraktığı izlenimi anlatır. Nuans: ‘Look’ (fiziksel görünüş) iken ‘seem’ (durumsal/mantıksal izlenim) demektir. Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘it seems to me’ (bana öyle geliyor ki…), ‘seemingly’ (görünüşe bakılırsa).
V1: select, V2: selected, V3: selected. Düzenli bir fiildir. ‘Choose’ kelimesinin daha resmi karşılığıdır. Dijital dünyada bir dosyayı veya metni işaretleyip seçmek anlamında çok kullanılır.
V1: sell, V2: sold, V3: sold. Okunuşu: /sel/. Düzensiz bir fiildir. Para veya başka bir şey karşılığında bir malı devretmek demektir. Nuans: ‘Buy’ (satın almak) fiilinin zıddıdır. Yaygın Kullanım: ‘sell like hot cakes’ (peynir ekmek gibi satmak / kapış kapış gitmek), ‘sell someone out’ (birini satmak / ihanet etmek).
V1: send, V2: sent, V3: sent. Okunuşu: /send/. Düzensiz bir fiildir. Bir nesneyi, mesajı veya kişiyi bir yere ulaştırmak üzere yola çıkarmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘send for’ (çağırtmak / getirtmek), ‘send shivers down one’s spine’ (tüylerini diken diken etmek / dehşete düşürmek).
V1: separate, V2: separated, V3: separated. Okunuşu: /ˈsep.ər.eɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir bütünü parçalara bölmek veya insanların yollarının ayrılması demektir. Nuans: Sıfat hali (ayrı/bağımsız) ile aynı yazılır ancak telaffuzu farklıdır (sıfat: /ˈsep.rət/). Yaygın Kullanım: ‘separate the wheat from the chaff’ (iyiyi kötüden ayırmak / sapla samanı ayırmak).
V1: serve, V2: served, V3: served. Okunuşu: /sɜːv/. Düzenli bir fiildir. Birine hizmet etmek, sofrada yemek sunmak veya bir amacın gerçekleşmesine yardımcı olmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘serve someone right’ (müstehak olmak / hak etmek), ‘first come, first served’ (ilk gelen önce alır).
V1: set, V2: set, V3: set. Okunuşu: /set/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır! İngilizcenin en çok anlama gelen fiillerinden biridir. Nuans: Masayı kurmak (set the table), alarm kurmak, hedef belirlemek (set a goal) veya güneşin batması (the sun sets) için kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘set sail’ (denize açılmak / yelken açmak), ‘set on fire’ (ateşe vermek), ‘set an example’ (örnek teşkil etmek).
V1: settle, V2: settled, V3: settled. Okunuşu: /ˈset.əl/. Düzenli bir fiildir. Bir yere kalıcı olarak taşınmak, bir borcu ödemek veya bir tartışmayı tatlıya bağlamak demektir. Yaygın Kullanım: ‘settle down’ (yuva kurmak / durulmak), ‘settle for’ (yetinmek / razı olmak), ‘settle a score’ (hesaplaşmak / intikam almak).
V1: shake, V2: shook, V3: shaken. Okunuşu: /ʃeɪk/. Düzensiz bir fiildir (V2: /ʃʊk/, V3: /ˈʃeɪ.kən/). Bir şeyi hızla ileri geri hareket ettirmek demektir. Nuans: ‘Shake hands’ (el sıkışmak) İngilizcede en yaygın selamlaşma/anlaşma kalıplarındandır. Yaygın Kullanım: ‘shaken, not stirred’ (James Bond repliği), ‘shake like a leaf’ (yaprak gibi titremek – korkudan).
V1: shape, V2: shaped, V3: shaped. Düzenli bir fiildir. İsim olan ‘şekil’ kelimesinin eylem halidir. Bir şeye fiziksel form vermek veya birinin karakterini/geleceğini etkilemek demektir.
V1: share, V2: shared, V3: shared. Okunuşu: /ʃeər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyi başkalarıyla ortaklaşa kullanmak veya bir bilgiyi/duyguyu anlatmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘share a secret’ (sır paylaşmak), ‘fair share’ (adil pay / üzerine düşen pay).
V1: shift, V2: shifted, V3: shifted. Okunuşu: /ʃɪft/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin pozisyonunu veya odağını hafifçe değiştirmek demektir. İsim olarak ‘vites’ veya ‘çalışma vardiyası’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘shift the blame’ (suçu başkasına atmak), ‘a paradigm shift’ (bakış açısı/zihniyet değişikliği).
V1: shoot, V2: shot, V3: shot. Okunuşu: /ʃuːt/. Düzensiz bir fiildir. Silah veya ok fırlatmak temel anlamıdır. Günlük dilde ‘film/fotoğraf çekmek’ veya ‘hızla gitmek’ anlamları da çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘shoot the messenger’ (elçiye zeval olmaz – deyimin zıddı: elçiyi vurmak), ‘shoot for the stars’ (imkansızı hedeflemek).
V1: shout, V2: shouted, V3: shouted. Okunuşu: /ʃaʊt/. Düzenli bir fiildir. Sesini uzaklara duyurmak veya öfkeyle yüksek sesle konuşmak demektir. Nuans: ‘Yell’ (öfke/acı ile çığlık atmak) iken ‘shout’ (seslenmek için veya kutlamada bağırmak) anlamındadır. Birine kızarak bağırırken DAİMA ‘at’ edatıyla kullanılır (shout at him). Yaygın Kullanım: ‘shout from the rooftops’ (herkese ilan etmek / cümle aleme duyurmak).
V1: show, V2: showed, V3: shown. Okunuşu: /ʃəʊ/. Düzensiz bir fiildir. Birine bir nesneyi/yolu işaret etmek veya hislerini dışa vurmak demektir. Nuans: İsim hali (gösteri/şov) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘show off’ (hava atmak / gösteriş yapmak), ‘show up’ (çıkagelmek / boy göstermek), ‘show someone the ropes’ (birine işin inceliklerini öğretmek).
V1: shut, V2: shut, V3: shut. Okunuşu: /ʃʌt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır! Bir kapıyı, gözleri veya dükkanı dışarıya kapamak demektir. Nuans: ‘Close’ (kapatmak) ile eş anlamlıdır ancak ‘shut’ daha sert, kesin ve bazen kaba (shut up – kapa çeneni) bir kapanışı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘open and shut case’ (apaçık/kolayca çözülecek dava/mesele), ‘shut down’ (kepenk indirmek / temelli kapatmak).
V1: sign, V2: signed, V3: signed. Düzenli bir fiildir. Resmi bir belgeye imza atmak demektir.
V1: sing, V2: sang, V3: sung. Okunuşu: /sɪŋ/. Düzensiz bir fiildir. Müzikal bir melodiyle ses çıkarmak veya kuşların ötmesi demektir. Yaygın Kullanım: ‘sing a different tune’ (başka telden çalmak / fikrini/söylemini değiştirmek), ‘sing someone’s praises’ (birini göklere çıkarmak / öve öve bitirememek).
V1: sink, V2: sank, V3: sunk. Düzensiz bir fiildir. Suyun dibine çökmek veya bir seviyenin altına düşmek demektir.
V1: sit, V2: sat, V3: sat. Okunuşu: /sɪt/. Düzensiz bir fiildir. Ayakta durmaktan oturur pozisyona geçmek veya bir sandalyede/yerde bulunmak demektir. Nuans: ‘Seat’ (isim: koltuk, fiil: yerleştirmek) iken ‘sit’ (kendiliğinden oturmak) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘sit tight’ (kıpırdamadan beklemek / beklemede kalmak), ‘sit on the fence’ (tarafsız kalmak / kararsız olmak / çitin üstünde oturmak).
V1: ski, V2: skied, V3: skied. Düzenli bir fiildir. Kar üzerinde kayak takımlarıyla kaymak demektir.
V1: sleep, V2: slept, V3: slept. Okunuşu: /sliːp/. Düzensiz bir fiildir. Dinlenmek için gözleri kapatıp bilinçsiz bir hale geçmek demektir. Nuans: ‘Fall asleep’ (uykuya dalmak) başlangıcı belirtirken, ‘sleep’ sürecin kendisidir. Yaygın Kullanım: ‘sleep on it’ (bu konuyu bir gece düşünüp öyle karar vermek / yastığa başını koyup düşünmek), ‘sleep like a log’ (kütük gibi uyumak / deliksiz uyumak).
V1: slide, V2: slid, V3: slid. Okunuşu: /slaɪd/. Düzensiz bir fiildir. Sürtünme olmadan pürüzsüz bir yüzeyde (buz, kar vb.) hareket etmek veya bir şeyi yavaşça itmek demektir. İsim haliyle parklardaki ‘kaydırak’ anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘let it slide’ (bu seferlik görmezden gelmek / affetmek / üstüne gitmemek).
V1: smell, V2: smelled/smelt, V3: smelled/smelt. Okunuşu: /smel/. Hem düzenli hem düzensiz kullanılabilir. Burnun bir kokuyu algılaması (koklamak) veya bir nesnenin koku yayması (kokmak) demektir. Nuans: Kötü koku anlamına gelmek zorunda değildir (It smells good – Güzel kokuyor). Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘smell a rat’ (bir bit yeniği sezmek / şüphelenmek), ‘stop and smell the roses’ (durup anın tadını çıkarmak / hayatı ıskalamamak).
V1: smile, V2: smiled, V3: smiled. Okunuşu: /smaɪl/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak da (gülümseme) kullanılır. Dudakların kenarlarını yukarı kaldırarak sessizce mutluluk belirtmek demektir. Nuans: ‘Laugh’ (sesli/kahkahayla gülmek) iken ‘smile’ (tebessüm etmek) demektir. Birine gülümserken DAİMA ‘at’ alır (smile at someone). Yaygın Kullanım: ‘all smiles’ (ağzı kulaklarında / çok mutlu).
V1: smoke, V2: smoked, V3: smoked. Düzenli bir fiildir. Tütün ürünleri kullanmak veya duman çıkarmak demektir.
V1: solve, V2: solved, V3: solved. Düzenli bir fiildir. Bir problemi, bir matematik sorusunu veya koddaki bir hatayı (bug) çözmek anlamında kullanılır.
V1: speak, V2: spoke, V3: spoken. Okunuşu: /spiːk/. Düzensiz bir fiildir. Bir dili konuşabilmek, bir topluluğa hitap etmek veya sesli kelimeler üretmek demektir. Nuans: ‘Talk’ (günlük karşılıklı sohbet) iken, ‘speak’ (daha resmi, önemli veya tek taraflı hitap) anlamındadır (Can I speak to the manager?). Diller için daima ‘speak’ (speak English) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘speak your mind’ (aklındakini açıkça söylemek / lafını esirgememek), ‘so to speak’ (tabiri caizse), ‘actions speak louder than words’ (ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz).
V1: spell, V2: spelled/spelt, V3: spelled/spelt. Hem düzenli hem düzensizdir. Bir kelimenin harflerini tek tek söylemek veya yazmak demektir.
V1: spend, V2: spent, V3: spent. Okunuşu: /spend/. Düzensiz bir fiildir. Altın/para harcamak veya bir yerde zamanını kullanmak/geçirmek demektir. Nuans: ‘Waste’ (boşa harcamak/israf etmek) iken ‘spend’ olağan harcama ve zamandır. Vakit geçirmek anlamı Türkçeye ‘pass time’ diye yanlış çevrilir; doğrusu ‘spend time’dır. Yaygın Kullanım: ‘spend a fortune’ (bir servet harcamak).
V1: spill, V2: spilled/spilt, V3: spilled/spilt. Okunuşu: /spɪl/. Düzenli/Düzensiz kullanılabilir. Sıvıların, kumun veya tozun kabından kazara veya istemeden etrafa saçılması demektir. Nuans: ‘Pour’ (isteyerek çay/su doldurmak/dökmek) iken ‘spill’ (kazara çarparak veya taşırarak dökmek) anlamına gelir. Yaygın Kullanım: ‘spill the beans’ (baklayı ağzından çıkarmak / sırrı ifşa etmek), ‘cry over spilled milk’ (dökülen süte ağlamak / son pişmanlık fayda etmez).
V1: split, V2: split, V3: split. Okunuşu: /splɪt/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır! Odun yarmak, bir grubu/yolu ikiye bölmek veya hesabı (restoranda) ortaklaşa ödemek demektir. Nuans: ‘Divide’ (matematiksel veya daha yavaş/planlı bölmek) iken ‘split’ (baltayla odun yarmak veya hızla ikiye ayrılmak gibi ani ve keskin bir bölünmedir). Yaygın Kullanım: ‘split hairs’ (kılı kırk yarmak / ince eleyip sık dokumak), ‘split second’ (saniyenin onda biri / anlık karar), ‘split the bill’ (hesabı bölüşmek).
V1: spread, V2: spread, V3: spread. Okunuşu: /spred/. Düzensiz bir fiildir. Üç hali de aynıdır! Hastalığın, haberin veya ateşin geniş alanlara dağılması; ya da tereyağının ekmeğe sürülmesi demektir. Nuans: ‘Expand’ (hacimce genişlemek) iken ‘spread’ (yüzeye doğru dağılmak/sürülmek) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘spread like wildfire’ (orman yangını gibi hızla yayılmak), ‘spread one’s wings’ (kanatlarını açmak / konfor alanından çıkıp yeni şeyler denemek).
V1: stand, V2: stood, V3: stood. Okunuşu: /stænd/. Düzensiz bir fiildir. Oturur pozisyondan ayağa kalkmak veya ayakta beklemek temel anlamıdır. İngilizcede en yaygın mecazi anlamı ‘katlanmak / tahammül etmek’tir (I can’t stand him – Ona katlanamıyorum). Nuans: İsim hali ‘stator/duruş’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘stand your ground’ (geri adım atmamak / direnmek), ‘stand out’ (göze çarpmak / sıyrılmak), ‘stand a chance’ (şansı olmak).
V1: start, V2: started, V3: started. Okunuşu: /stɑːt/. Düzenli bir fiildir. Bir işin veya eylemin ilk adımını atmak demektir. Nuans: ‘Begin’ ile eş anlamlıdır ancak ‘begin’ daha edebi/resmidir. Mekanik araçları (araba/motor) çalıştırmak için KESİNLİKLE ‘begin’ kullanılmaz, ‘start the car’ denir. Yaygın Kullanım: ‘start from scratch’ (sıfırdan/baştan başlamak), ‘for a start’ (başlangıç olarak / ilk etapta).
V1: state, V2: stated, V3: stated. Düzenli bir fiildir. Bir düşünceyi veya gerçeği resmi ve net bir şekilde söylemek demektir. ‘Statement’ (ifade/beyan) kelimesinin fiil halidir.
V1: stay, V2: stayed, V3: stayed. Okunuşu: /steɪ/. Düzenli bir fiildir. Bir yeri terk etmemek, bir handa/otelde geçici konaklamak veya bir duygu durumunda (stay calm – sakin kalmak) kalmaya devam etmek demektir. Nuans: ‘Live’ (kalıcı yaşamak) iken ‘stay’ (geçici misafirlik/konaklama) demektir. Yaygın Kullanım: ‘stay put’ (yerinden kıpırdamamak / olduğun yerde kalmak), ‘stay out of trouble’ (beladan uzak durmak), ‘stay the night’ (geceyi geçirmek).
V1: steal, V2: stole, V3: stolen. Okunuşu: /stiːl/. Düzensiz bir fiildir. Başkasına ait olan bir malı ondan gizlice almak/götürmek demektir. Nuans: İngilizcenin altın kurallarından biridir! ‘Rob’ (bir kişiyi, bankayı veya evi soymak) eylemidir (Rob the bank). ‘Steal’ ise (nesneyi, parayı veya arabayı çalmak) eylemidir (Steal the money). Yaygın Kullanım: ‘steal the show’ (rol çalmak / ilgiyi üzerinde toplamak), ‘steal a glance’ (çaktırmadan bakmak / göz ucuyla bakmak).
V1: step, V2: stepped, V3: stepped. Okunuşu: /step/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘p’ çift yazılır). Ayakla yere basmak veya yürürken adım atmak demektir. İsim hali de ‘adım/basamak’ anlamındadır. Nuans: Bir şeyin üstüne kazara basmak için ‘step on’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘step up’ (öne çıkmak / sorumluluk almak / vites büyütmek), ‘watch your step’ (bastığın yere dikkat et / ayağını denk al).
V1: stick, V2: stuck, V3: stuck. Okunuşu: /stɪk/. Düzensiz bir fiildir. İsim olarak ‘çubuk/sopa’ demektir. Fiil olarak ise zamk gibi yapışmak, çamura saplanıp kalmak (sıkışmak) veya bir plana/söze sadık kalmak demektir. Nuans: ‘Stick to the plan’ (plana sadık kalmak/bozmamak) çok yaygın bir İngilizce kuralıdır. Yaygın Kullanım: ‘stick out’ (göze çarpmak / çıkıntı olmak), ‘stick one’s neck out’ (elini taşın altına koymak / riske girmek).
V1: stop, V2: stopped, V3: stopped. Okunuşu: /stɒp/. Düzenli bir fiildir (-ed alırken ‘p’ çift yazılır). Hareket halindeyken durmak veya bir alışkanlığı/işi tamamen bırakmak demektir. Nuans: Hayati bir dilbilgisi kuralı: ‘Stop to smoke’ (Sigara İÇMEK İÇİN mola verip durmak) demektir. ‘Stop smoking’ (Sigarayı TAMAMEN BIRAKMAK) demektir. (Yani kendinden sonra ‘-ing’ gelirse ‘bırakmak/vazgeçmek’ anlamına gelir). Yaygın Kullanım: ‘put a stop to’ (bir şeye dur demek / son vermek).
V1: stretch, V2: stretched, V3: stretched. Okunuşu: /stretʃ/. Düzenli bir fiildir. Kolları/bacakları açıp esnetmek, bir kumaşı çekiştirip uzatmak veya bir arazinin/yolun kilometrelerce uzanıp gitmesi demektir. Yaygın Kullanım: ‘stretch the truth’ (gerçeği çarpıtmak / abartmak), ‘a bit of a stretch’ (biraz abartı / zorlama bir yorum).
V1: strike, V2: struck, V3: struck. Okunuşu: /straɪk/. Düzensiz bir fiildir. Birine/bir şeye şiddetle çarpmak (yıldırımın çarpması gibi), demir dövmek veya aniden bir fikirle aydınlanmak demektir. İşçilerin iş bırakması (grev) anlamına da gelir. Nuans: ‘Hit’ (genel vurma eylemi) iken ‘strike’ (daha destansı, ani veya yıkıcı bir çarpma) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘strike a balance’ (dengeyi bulmak/kurmak), ‘strike gold’ (altın bulmak / turnayı gözünden vurmak).
V1: study, V2: studied, V3: studied. Okunuşu: /ˈstʌd.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Yeni bir bilgi öğrenmek için okulda/evde ders çalışmak veya bir konuyu bilimsel olarak derinlemesine incelemek demektir. Nuans: ‘Work’ (para kazanmak veya fiziksel emek harcamak) iken ‘study’ (zihinsel bir faaliyet/öğrenim sürecidir). İsim hali ‘çalışma odası’ veya ‘bilimsel araştırma’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘study hard’ (sıkı çalışmak).
V1: succeed, V2: succeeded, V3: succeeded. Okunuşu: /səkˈsiːd/. Düzenli bir fiildir. Bir hedefi başarıyla tamamlamak veya bir kralın/liderin ölümünden sonra onun yerine geçmek demektir. Nuans: İngilizcenin altın kuralı: Başarmak anlamında kullanıldığında DAİMA ‘in’ edatı alır (succeed in doing something). Asla ‘succeed to do’ DENMEZ. Yaygın Kullanım: ‘if at first you don’t succeed, try again’ (ilkinde başaramazsan, tekrar dene).
V1: suffer, V2: suffered, V3: suffered. Okunuşu: /ˈsʌf.ər/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel bir ağrı çekmek, ruhsal bir çöküntü yaşamak veya kötü bir duruma maruz kalmak demektir. Nuans: Bir hastalıktan muzdarip olmak anlamında DAİMA ‘from’ edatı alır (suffer from fever). Ancak ‘büyük bir kayıp yaşamak’ anlamında edat almaz (suffer a loss). Yaygın Kullanım: ‘suffer the consequences’ (sonuçlarına katlanmak/çekmek), ‘suffer in silence’ (sessizce/içine atarak acı çekmek).
V1: suggest, V2: suggested, V3: suggested. Okunuşu: /səˈdʒest/. Düzenli bir fiildir. Birine ne yapması gerektiği konusunda bir fikir sunmak demektir. Nuans: İngilizcenin en büyük tuzaklarından biridir! ‘Bana öner’ derken ‘suggest me’ KESİNLİKLE DENMEZ. Doğrusu ‘suggest TO me’ (bana doğru öner) şeklindedir. Ayrıca kendisinden sonra eylem gelirse daima ‘-ing’ alır (suggest going). Yaygın Kullanım: ‘suggest otherwise’ (aksini iddia etmek/göstermek).
V1: supply, V2: supplied, V3: supplied. Okunuşu: /səˈplaɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Eksik olan bir ihtiyacı (yiyecek, su, silah, elektrik) devamlı olarak karşılamak/sağlamak demektir. Nuans: ‘Provide’ ile eş anlamlıdır ancak ‘supply’ daha çok tüccarların mal vermesi, ordunun ikmali veya elektrik/su şebekesi gibi ticari/fiziksel ihtiyaçlar için kullanılır. İsim hali ‘erzak/kaynak’ (supplies) demektir. Yaygın Kullanım: ‘supply and demand’ (arz ve talep).
V1: support, V2: supported, V3: supported. Okunuşu: /səˈpɔːt/. Düzenli bir fiildir. Bir fikrin arkasında durmak, bir ailenin maddi geçimini sağlamak veya bir direğin çatının ağırlığını taşıması/desteklemesi demektir. Nuans: Türkçedeki ‘maddi-manevi destek’ kavramlarının hepsini tek başına karşılar. Spor takımı tutmak (support a team) anlamı da vardır. Yaygın Kullanım: ‘moral support’ (manevi destek), ‘show your support’ (desteğini göstermek).
V1: suppose, V2: supposed, V3: supposed. Okunuşu: /səˈpəʊz/. Düzenli bir fiildir. Kesin bilgi olmadan bir şeyin doğru olduğuna inanmak veya öyle farz etmek demektir. Nuans: Pasif yapısı olan ‘be supposed to’ (bir şey yapması beklenmek / yapması gerekmek) kalıbı günlük dilde inanılmaz yaygındır (You are supposed to be here – Burada olman gerekiyordu). Yaygın Kullanım: ‘I suppose so’ (Sanırım öyle / Galiba), ‘supposing that…’ (diyelim ki… / farz edelim ki…).
V1: surprise, V2: surprised, V3: surprised. Okunuşu: /səˈpraɪz/. Düzenli bir fiildir. İsim haliyle aynı yazılır. Beklenmedik bir eylemle birini hayrete düşürmek demektir. Nuans: Genellikle duyguları ifade ederken pasif ve sıfatlaşmış hali (I am surprised – Şaşırdım) kullanılır. Bir şeye şaşırdığımızda ‘at’ veya ‘by’ edatlarını alır (surprised at the news). Yaygın Kullanım: ‘take someone by surprise’ (birini hazırlıksız/gafil avlamak).
V1: surround, V2: surrounded, V3: surrounded. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin etrafını sarmak demektir.
V1: survive, V2: survived, V3: survived. Okunuşu: /səˈvaɪv/. Düzenli bir fiildir. Ölümcül bir kazadan, fırtınadan veya zor bir dönemden sağ salim çıkmak demektir. Nuans: Türkçede ‘fırtına-DAN sağ çıktı’ dediğimiz için İngilizcede yanlışlıkla ‘survive from the storm’ denir. Bu KESİNLİKLE YANLIŞTIR. Survive kelimesi edat almaz, direkt nesneyi alır (Survive the storm). Yaygın Kullanım: ‘survival of the fittest’ (güçlü olanın hayatta kalması), ‘barely survive’ (zar zor / kıl payı kurtulmak).
V1: suspect, V2: suspected, V3: suspected. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin yanlış veya birinin suçlu olduğundan şüphe duymak demektir.
V1: swear, V2: swore, V3: sworn. Okunuşu: /sweər/. Düzensiz bir fiildir. Onuru veya inancı üzerine kesin bir söz vermek demektir. Kötü ve kaba kelimeler kullanmak (küfretmek) anlamı da çok yaygındır. Nuans: ‘Promise’ (söz vermek) günlük ve sıradan bir vaat iken, ‘swear’ (yemin etmek) çok daha resmi, hukuki veya destansıdır. Yaygın Kullanım: ‘swear an oath’ (yemin/ant içmek), ‘swear blind’ (körü körüne / kesin bir dille yemin etmek), ‘swear at someone’ (birine küfretmek).
V1: sweep, V2: swept, V3: swept. Okunuşu: /swiːp/. Düzensiz bir fiildir. Bir fırça/süpürge ile yeri temizlemek temel anlamıdır. Mecazen bir fırtınanın, selin veya hastalığın bir bölgeyi hızla geçip her şeyi silip süpürmesi demektir. Yaygın Kullanım: ‘sweep under the rug’ (hasıraltı etmek / sorunları gizlemek), ‘sweep someone off their feet’ (birinin aklını başından almak / ayaklarını yerden kesmek).
V1: swim, V2: swam, V3: swum. Okunuşu: /swɪm/. Düzensiz bir fiildir. Suda kollarını ve bacaklarını kullanarak ilerlemek demektir. Mecazen başı dönmek (my head is swimming) anlamında da kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘swim against the tide’ (akıntıya karşı kürek çekmek / çoğunluğa karşı çıkmak), ‘sink or swim’ (ya batarsın ya çıkarsın / kendi başının çaresine bakmak).
V1: switch, V2: switched, V3: switched. Okunuşu: /swɪtʃ/. Düzenli bir fiildir. İki şeyin yerini/rolünü birbiriyle değiştirmek (switch places) veya elektrikli bir cihazın düğmesini açıp kapatmak (switch on/off) demektir. Nuans: ‘Change’ (eskiyi bırakıp tamamen yenisine geçmek) iken, ‘switch’ (A’dan B’ye hızlıca geçiş yapmak veya takas etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘switch gears’ (vites değiştirmek / aniden konuyu veya taktiği değiştirmek).
V1: take, V2: took, V3: taken. Okunuşu: /teɪk/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en kilit eylemlerindendir. Nuans: ‘Bring’ (bulunduğun yere getirmek) iken, ‘take’ (buradan alıp başka bir yere götürmek) eylemidir. Ayrıca ‘It takes two hours’ (İki saat sürer/alır) gibi zaman ifadelerinde çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘take it easy’ (sakin ol / ağırdan al), ‘take for granted’ (çantada keklik sanmak / kıymetini bilmemek), ‘take off’ (kıyafet çıkarmak / uçağın havalanması).
V1: talk, V2: talked, V3: talked. Okunuşu: /tɔːk/. Düzenli bir fiildir. Biriyle karşılıklı kelimeler sarf etmek demektir. Nuans: ‘Speak’ (daha resmi hitaplar veya dil bilmek – speak English) iken, ‘talk’ (günlük ve karşılıklı sohbet) anlamındadır. İçindeki ‘l’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (took diye okunur). Yaygın Kullanım: ‘small talk’ (havadan sudan sohbet), ‘talk the talk, walk the walk’ (sadece laf üretme, icraat da yap / sözünün eri ol).
V1: taste, V2: tasted, V3: tasted. Okunuşu: /teɪst/. Düzenli bir fiildir. Yiyeceğin lezzetini almak veya yiyeceğin kendisinin bir tada sahip olması demektir. Nuans: ‘It tastes good’ (Tadı güzel) derken durum fiili (state verb) olduğu için şimdiki zaman (-ing) ALMAZ. Ancak ‘I am tasting the soup’ (Şu an çorbayı tadıyorum) derken eylem bildirdiği için (-ing) alabilir. Yaygın Kullanım: ‘a taste of your own medicine’ (kendi ilacından tatmak / başkasına yaptığın kötülüğü kendin yaşamak).
V1: teach, V2: taught, V3: taught. Okunuşu: /tiːtʃ/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /tɔːt/ – toot). Birine yeni bir bilgi veya beceri aktarmak demektir. Nuans: ‘Learn’ (kendi kendine veya birinden öğrenmek) eyleminin tam zıddıdır. Biri ‘teach’ eder (öğretir), diğeri ‘learn’ eder (öğrenir). Yaygın Kullanım: ‘teach an old dog new tricks’ (yaşlı köpeğe yeni numaralar öğretmek / belli bir yaştan sonra huyu değiştirmek zordur), ‘that will teach you!’ (bu sana ders olsun!).
V1: tear, V2: tore, V3: torn. Okunuşu: /teər/. Düzensiz bir fiildir. Bir kağıdı veya kumaşı ikiye ayırmak/yırtmak demektir. Nuans: İngilizcenin en büyük telaffuz tuzaklarından biridir! İsim olarak (gözyaşı) kullanıldığında /tɪər/ (tiir) okunur. Ancak FİİL olarak (yırtmak) kullanıldığında /teər/ (teer) diye okunur. Yaygın Kullanım: ‘tear apart’ (paramparça etmek / ikiye ayırmak), ‘wear and tear’ (kullanıma bağlı yıpranma/eskime).
V1: tell, V2: told, V3: told. Okunuşu: /tel/. Düzensiz bir fiildir. Birine bir bilgi aktarmak veya hikaye anlatmak demektir. Nuans: ‘Say’ kelimesinden en büyük farkı: ‘Tell’ fiilinden sonra KESİNLİKLE ‘to’ edatı KULLANILMAZ (tell me, tell him). Ayrıca yalan/doğru söylemek için daima ‘tell’ kullanılır (tell a lie, tell the truth). Yaygın Kullanım: ‘tell time’ (saati okumak/bilmek), ‘tell me about it!’ (bana ondan bahset / bir de bana sor! – dert yanma kalıbı).
V1: test, V2: tested, V3: tested. Okunuşu: /test/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin kalitesini, birinin bilgisini veya cesaretini ölçmek için zorlu bir durum yaratmak demektir. İsim hali de (sınav/test) aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘put to the test’ (sınamak / teste tabi tutmak), ‘test the waters’ (suyun nabzını yoklamak / bir işe girmeden önce durumu tartmak).
V1: thank, V2: thanked, V3: thanked. Okunuşu: /θæŋk/. Düzenli bir fiildir. Yapılan bir iyiliğe sözlü olarak minnet belirtmek demektir. Nuans: Türkçede ‘Çok şükür’ derken İngilizcede yapılan en büyük hata ‘Thanks God’ demektir. Doğrusu ‘Thank God’ (Tanrı’ya teşekkürler/Şükürler olsun) şeklindedir (s takısı ASLA almaz). Yaygın Kullanım: ‘thank your lucky stars’ (yatıp kalkıp dua et / şanslı günündeymişsin).
V1: think, V2: thought, V3: thought. Okunuşu: /θɪŋk/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /θɔːt/ – thot). Zihinsel olarak bir konuyu tartmak veya bir fikre sahip olmak demektir. Nuans: Fikir belirtirken (I think he is right – Bence o haklı) şimdiki zaman (-ing) ALMAZ. Ancak bir eylem olarak derin derin düşünürken (I am thinking about my future – Geleceğim hakkında düşünüyorum) (-ing) alır. Yaygın Kullanım: ‘think twice’ (iki kere düşünmek / acele etmemek), ‘think outside the box’ (kalıpların dışında / yaratıcı düşünmek).
V1: throw, V2: threw, V3: thrown. Okunuşu: /θrəʊ/. Düzensiz bir fiildir (V2: /θruː/, V3: /θrəʊn/). Bir nesneyi kol gücüyle havada uzağa göndermek demektir. Nuans: Çöpe atmak için ‘throw away’ çok sık kullanılır. Parti vermek için İngilizcede ‘give a party’ yerine genellikle ‘throw a party’ kalıbı tercih edilir. Yaygın Kullanım: ‘throw in the towel’ (havlu atmak / pes etmek), ‘throw someone under the bus’ (birini otobüsün altına atmak / başkasını yakarak kendini kurtarmak/satmak).
V1: tidy, V2: tidied, V3: tidied. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer). Genellikle ‘tidy up’ şeklinde kullanılır.
V1: tie, V2: tied, V3: tied. Düzenli bir fiildir. Düğümlemek veya iki şeyi birbirine tutturmak demektir.
V1: touch, V2: touched, V3: touched. Okunuşu: /tʌtʃ/. Düzenli bir fiildir. Fiziksel olarak bir şeye el/ten değdirmek demektir. Mecazen birinin kalbine dokunmak (etkilemek) anlamı çok yaygındır (I was deeply touched – Derinden etkilendim). Nuans: İsim hali de aynıdır. Yaygın Kullanım: ‘keep in touch’ (iletişimde kalmak / irtibatı koparmamak), ‘touch wood / knock on wood’ (tahtaya vur – nazar değmesin), ‘out of touch’ (dünyadan/gerçeklerden kopuk).
V1: trade, V2: traded, V3: traded. Okunuşu: /treɪd/. Düzenli bir fiildir. Mal ve hizmetleri para veya başka mallar karşılığında değiştirmek demektir. İsim olarak ‘ticaret/zanaat’ anlamına gelir. Nuans: Eskiden paranın olmadığı zamanlardaki mal takası için de ‘trade’ veya ‘barter’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘tricks of the trade’ (mesleğin incelikleri/püf noktaları), ‘jack of all trades’ (her işten anlayan / on parmağında on marifet olan kişi).
V1: train, V2: trained, V3: trained. Okunuşu: /treɪn/. Düzenli bir fiildir. İsim haliyle ‘tren’ demektir. Fiil olarak ise belli bir yeteneği kazanmak için bedensel veya zihinsel pratik yapmak demektir. Nuans: ‘Educate’ (okulda veya hayatta vizyon aşılayarak eğitmek) iken, ‘train’ (özel bir beceri, meslek veya kas gelişimi için idman yapmak/eğitmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘train of thought’ (düşünce silsilesi / akıl yürütme zinciri).
V1: translate, V2: translated, V3: translated. Okunuşu: /trænzˈleɪt/. Düzenli bir fiildir. Bir dilde yazılmış veya söylenen bir şeyi başka bir dile aktarmak demektir. Mecazen bir fikri eyleme dökmek (translate an idea into action) için de kullanılır. Nuans: Hangi dile çevrildiği belirtilirken DAİMA ‘into’ edatı kullanılır (Translate into English). Yaygın Kullanım: ‘lost in translation’ (çeviride kaybolan / başka dile aktarılırken asıl anlamını/büyüsünü yitiren söz).
V1: travel, V2: traveled/travelled, V3: traveled/travelled. Okunuşu: /ˈtræv.əl/. Düzenli bir fiildir (İngiliz İngilizcesinde ‘l’ çift yazılır). Bir yerden uzak bir yere (özellikle farklı ülkelere/şehirlere) gitmek demektir. Nuans: ‘Journey’ ve ‘Trip’ kelimeleri isimdir (yolculuk), ‘Travel’ ise esas olarak bir fiildir (seyahat etmek). Yaygın Kullanım: ‘travel light’ (hafif eşyayla/az bagajla seyahat etmek), ‘time travel’ (zaman yolculuğu).
V1: treat, V2: treated, V3: treated. Okunuşu: /triːt/. Düzenli bir fiildir. Birine karşı belirli bir tavır sergilemek, hastaya tıbbi müdahale uygulamak veya birini yemeğe/içkiye götürüp hesabı ödemek demektir. Nuans: İsim hali ‘sürpriz/ödül’ demektir (Cadılar Bayramındaki Trick or Treat kalıbı buradan gelir). Yaygın Kullanım: ‘treat someone like a child’ (birine çocuk muamelesi yapmak), ‘my treat’ (hesap benden / ben ısmarlıyorum).
V1: trust, V2: trusted, V3: trusted. Okunuşu: /trʌst/. Düzenli bir fiildir. Birinin veya bir şeyin dürüstlüğüne, gücüne veya yeteneğine koşulsuz inanmak demektir. Nuans: ‘Believe’ (söylenen bir söze inanmak) iken ‘trust’ (kişiliğe, karaktere veya sadakata güvenmek) eylemidir. Ayrıca isim olarak ‘güven’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘trust your gut’ (içgüdülerine güvenmek), ‘a breach of trust’ (güveni boşa çıkarma / ihanet).
V1: try, V2: tried, V3: tried. Okunuşu: /traɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ alır). Bir şeyi başarmak için efor sarf etmek veya bir yemeği/yöntemi test etmek demektir. Nuans: Hayati kural: ‘Try to do’ (zor bir şeyi başarmak için çabalamak) iken ‘Try doing’ (bir yöntemi test etmek maksadıyla denemek) anlamındadır (I tried to sleep – Uyumaya çalıştım / I tried drinking milk – Süt içmeyi denedim). Yaygın Kullanım: ‘give it a try’ (bir denemek / şans vermek), ‘try one’s luck’ (şansını denemek).
V1: turn, V2: turned, V3: turned. Okunuşu: /tɜːn/. Düzenli bir fiildir. Bir yön değiştirmek, kendi etrafında dönmek veya bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi (turn into) demektir. Nuans: İngilizcenin en çok ‘Phrasal Verb’ (edatlı fiil) üreten kelimelerinden biridir. Işıkları açıp kapatmak (turn on/off), sesi kısmak (turn down), geri dönmek (turn back). Yaygın Kullanım: ‘turn a blind eye’ (görmezden gelmek / göz yummak), ‘turn the page’ (yeni bir sayfa açmak), ‘turn out’ (sonunda … olduğu ortaya çıkmak).
V1: understand, V2: understood, V3: understood. Okunuşu: /ˌʌn.dəˈstænd/. Düzensiz bir fiildir. Bir dilin, konunun veya kişinin ne demek istediğini zihnen idrak etmek demektir. Nuans: Bu bir ‘durum’ fiilidir, bu yüzden şimdiki zamanla (-ing) KULLANILMAZ (I am understanding denmez, I understand denir). Yaygın Kullanım: ‘make oneself understood’ (kendini ifade edebilmek / derdini anlatabilmek), ‘given to understand’ (bana söylendiğine/anladığıma göre).
V1: unite, V2: united, V3: united. Okunuşu: /juːˈnaɪt/. Düzenli bir fiildir. Farklı grupların, krallıkların veya insanların ortak bir amaç için tek vücut olması demektir. Nuans: ‘Join’ (var olan bir gruba dahil olmak) iken ‘unite’ (birkaç parçanın bir araya gelip yepyeni ve güçlü bir bütün – United Nations gibi – oluşturması) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘united we stand, divided we fall’ (birlikten kuvvet doğar / birleşirsek ayakta kalırız, bölünürsek düşeriz).
V1: unlock, V2: unlocked, V3: unlocked. Okunuşu: /ʌnˈlɒk/. Düzenli bir fiildir. Anahtarla kapalı bir kapıyı/sandığı açmak demektir. Mecazen bir gizemi çözmek veya birinin potansiyelini ortaya çıkarmak anlamında çok sık kullanılır. Nuans: Zıddı ‘lock’ (kilitlemek) fiilidir. Açılan şey bir kapıysa ‘open’ da denir ama ‘unlock’ özel olarak bir mekanizmanın (anahtar/şifre) kullanılmasını vurgular. Yaygın Kullanım: ‘unlock the mystery’ (gizemi çözmek), ‘unlock one’s potential’ (potansiyelini açığa çıkarmak).
V1: use, V2: used, V3: used. Okunuşu: /juːz/. Düzenli bir fiildir. Bir aleti, yöntemi veya zamanı bir amaç uğruna tüketmek/değerlendirmek demektir. Nuans: İsim olarak ‘kullanım/fayda’ (/juːs/ okunur) demektir. ‘Used to’ kalıbı (geçmişte yapardım ama artık yapmıyorum) İngilizcenin en temel geçmiş zaman yapılarındandır. Yaygın Kullanım: ‘it’s no use’ (faydası yok / boşuna), ‘make use of’ (değerlendirmek / faydalanmak), ‘use your head’ (saksıyı çalıştır / aklını kullan).
V1: value, V2: valued, V3: valued. Okunuşu: /ˈvæl.juː/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘değer/kıymet’ demektir. Fiil olarak birine veya bir şeye çok kıymet vermek, değerini bilmek veya maddi bir eşyaya fiyat biçmek demektir. Nuans: ‘Appreciate’ (takdir etmek/şükran duymak) ile eş anlamlıdır ancak ‘value’ daha çok bir şeyin ne kadar kıymetli olduğunu vurgular. Yaygın Kullanım: ‘face value’ (görünürdeki değer / ilk bakıştaki anlam), ‘highly valued’ (çok değer verilen).
V1: vanish, V2: vanished, V3: vanished. Okunuşu: /ˈvæn.ɪʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir kişinin, nesnenin veya umudun aniden, açıklanamaz bir şekilde ortadan yok olması demektir. Nuans: ‘Disappear’ (kaybolmak/görünmez olmak) kelimesinin çok daha edebi, gizemli ve ani olan halidir. Yaygın Kullanım: ‘vanish into thin air’ (yer yarıldı da içine girdi / sırra kadem bastı), ‘vanish without a trace’ (iz bırakmadan kaybolmak).
V1: visit, V2: visited, V3: visited. Okunuşu: /ˈvɪz.ɪt/. Düzenli bir fiildir. İsim hali de ‘ziyaret’ demektir. Birini görmek veya bir yeri gezip görmek için oraya gitmek demektir. Nuans: Türkçede ‘oraya ziyaret’ veya ‘ona ziyaret’ denmesine rağmen, İngilizcede KESİNLİKLE ‘to’ edatı ALMAZ (visit the city / visit my friend). Yaygın Kullanım: ‘pay a visit’ (ziyarette bulunmak – fiilin isim halini alarak kalıplaşmış şekli).
V1: vote, V2: voted, V3: voted. Düzenli bir fiildir. Seçimlerde veya bir karar anında tercihini belirtmek demektir.
V1: wait, V2: waited, V3: waited. Okunuşu: /weɪt/. Düzenli bir fiildir. Zamanın geçmesini bir yerde kalarak geçirmek demektir. Nuans: ‘Expect’ (zihnen/mantıken bir şeyin olmasını beklemek) iken, ‘wait’ (fiziksel olarak zaman harcayarak beklemek) demektir. Birini beklerken DAİMA ‘for’ edatı alır (wait for me). Yaygın Kullanım: ‘wait and see’ (bekle ve gör), ‘worth the wait’ (beklediğine değecek), ‘wait up!’ (bekle, beni de bekle!).
V1: walk, V2: walked, V3: walked. Okunuşu: /wɔːk/. Düzenli bir fiildir. Ayakları kullanarak normal bir hızda ilerlemek demektir. Nuans: Kelimenin içindeki ‘l’ harfi KESİNLİKLE okunmaz. ‘Run’ (koşmak) eyleminin yavaş halidir. Evcil hayvanı (köpeği) gezdirmek anlamında da (walk the dog) kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘a walk in the park’ (çok kolay iş / çocuk oyuncağı), ‘walk the talk’ (söylediğini yapmak / sözünün eri olmak), ‘walk away’ (uzaklaşmak / bir durumu terk etmek).
V1: want, V2: wanted, V3: wanted. Okunuşu: /wɒnt/. Düzenli bir fiildir. Bir şeye sahip olmayı veya bir şeyi yapmayı dilemek demektir. Nuans: ‘Would like’ fiilinin daha günlük, sıradan halidir. Bu bir durum (state) fiilidir ve şimdiki zamanla (-ing) ASLA KULLANILMAZ (I am wanting denmez, I want denir). ‘Want someone to do something’ (birinin bir şey yapmasını istemek) en temel kalıplarındandır. Yaygın Kullanım: ‘wanted’ (aranıyor – ödül avcılarının posterlerindeki meşhur kelime), ‘want for nothing’ (hiçbir şeye eksiği/ihtiyacı olmamak).
V1: warn, V2: warned, V3: warned. Okunuşu: /wɔːn/. Düzenli bir fiildir. Birine yaklaşan bir tehlikeyi veya kötü bir durumu önceden haber vermek demektir. Nuans: Birini bir tehlikeye karşı uyarırken genellikle ‘about’ veya ‘against’ edatları kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘you have been warned’ (uyarılmadın deme / günah benden gitti), ‘warn off’ (korkutup uzaklaştırmak).
V1: wash, V2: washed, V3: washed. Okunuşu: /wɒʃ/. Düzenli bir fiildir. Su ve sabun kullanarak elleri, yüzü veya bir nesneyi temizlemek demektir. Nuans: Bulaşıkları yıkamak için İngiliz İngilizcesinde ‘wash up’, Amerikan İngilizcesinde ‘wash the dishes’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘wash one’s hands of’ (bir işten elini eteğini çekmek / sorumluluğu reddetmek), ‘brainwash’ (beyin yıkamak), ‘wash up’ (sahile/kıyıya vurmak).
V1: watch, V2: watched, V3: watched. Okunuşu: /wɒtʃ/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘kol saati’ demektir. Fiil olarak ise hareket eden bir şeyi (maç, film, kalabalık, kuşlar) dikkatle gözlemlemek veya bir tehlikeye karşı uyanık olmak demektir. Nuans: ‘See’ (istemsizce görmek), ‘Look’ (bilinçli olarak sabit bir şeye bakmak), ‘Watch’ (hareket eden bir süreci/olayı izlemek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘watch out!’ (dikkat et!), ‘watch your back’ (kendi arkana/güvenliğine dikkat et), ‘watch your mouth’ (ağzından çıkana dikkat et / sözlerine dikkat et).
V1: wear, V2: wore, V3: worn. Okunuşu: /weər/. Düzensiz bir fiildir. Vücuda kıyafet, takı veya parfüm sürmek demektir. Ayrıca zamanla bir şeyin aşınıp eskimesi anlamı da vardır. Nuans: İngilizcenin altın kuralıdır: ‘Put on’ (giyinme EYLEMİNİN kendisidir, kıyafeti üzerine geçirmektir). ‘Wear’ ise (kıyafetin/takının DURUM OLARAK şu an senin üzerinde olmasıdır). Yaygın Kullanım: ‘wear and tear’ (kullanıma bağlı eskime/yıpranma), ‘wear off’ (etkisinin geçmesi – ilaç vb.), ‘wear your heart on your sleeve’ (duygularını belli etmek / içini dışına vurmak).
V1: welcome, V2: welcomed, V3: welcomed. Düzenli bir fiildir. Birini sıcak bir şekilde kabul etmek demektir.
V1: win, V2: won, V3: won. Okunuşu: /wɪn/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu ‘wʌn’ yani ‘one’ (1) rakamıyla aynıdır!). Bir yarışı, savaşı, tartışmayı veya piyangoyu kazanmak demektir. Nuans: ‘Earn’ (alın teriyle ve çalışarak maaş/saygı kazanmak) iken ‘win’ (bir mücadele veya şans sonucu galip gelmek) demektir. Yaygın Kullanım: ‘win-win situation’ (kazan-kazan durumu / her iki tarafın da karlı çıktığı anlaşma), ‘you win some, you lose some’ (bazen kazanırsın bazen kaybedersin / sağlık olsun).
V1: wish, V2: wished, V3: wished. Okunuşu: /wɪʃ/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘dilek’ demektir. Fiil olarak genellikle imkansız veya gerçekleşmesi zor şeyleri dilemek, hayıflanmak (‘keşke’ demek) için kullanılır. Nuans: ‘Hope’ (gerçekleşme ihtimali olan mantıklı beklentiler – I hope it doesn’t rain: Umarım yağmaz) iken ‘wish’ (daha fantastik veya pişmanlık dolu dileklerdir – I wish I could fly: Keşke uçabilsem). Yaygın Kullanım: ‘wishful thinking’ (boş hayal / hüsnükuruntu), ‘be careful what you wish for’ (ne dilediğine dikkat et / başına gelebilir), ‘wish someone well’ (birine iyilikler/şans dilemek).
V1: wonder, V2: wondered, V3: wondered. Okunuşu: /ˈwʌn.dər/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘harika/mucize’ (Seven Wonders – Yedi Harika) demektir. Fiil olarak bir şeyi bilmek isteyip üzerinde düşünmek, meraklanmak demektir. Nuans: İngilizcenin en çok karıştırılan iki kelimesi: ‘Wander’ (amaçsızca gezinmek/dolaşmak – vander okunur) ile ‘Wonder’ (merak etmek – vandır okunur) arasındaki farktır! Yaygın Kullanım: ‘no wonder’ (hiç şaşırmadım / şaşmamalı), ‘I was wondering if…’ (acaba … mı diye merak ediyordum / kibarca bir şey rica etme kalıbı).
V1: work, V2: worked, V3: worked. Okunuşu: /wɜːk/. Düzenli bir fiildir. Çaba sarf ederek bir iş yapmak, para kazanmak veya bir makinenin/planın başarılı olması (it works! – İşe yarıyor!) demektir. Nuans: ‘Job’ (sayılabilen isimdir, meslek/iş anlamına gelir – a good job). ‘Work’ ise hem fiildir (çalışmak) hem de sayılamayan isimdir (fiziksel/zihinsel efor – I have work to do). Yaygın Kullanım: ‘work like a charm’ (tıkır tıkır işlemek / harika işe yaramak), ‘work out’ (antrenman yapmak veya sorunu çözmek), ‘all in a day’s work’ (benim için sıradan/gündelik bir iş).
V1: worry, V2: worried, V3: worried. Okunuşu: /ˈwʌr.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Gelecek veya kötü bir ihtimal hakkında kafasında olumsuz düşünceler kurup huzursuz olmak demektir. Nuans: Bir şey hakkında endişelenirken DAİMA ‘about’ edatı alır (worry about the future). Sıfatlaşmış hali (worried) çok sık kullanılır (I am worried). Yaygın Kullanım: ‘not to worry’ (endişelenecek bir şey yok), ‘worry sick’ (endişeden hasta olmak / içini yemek), ‘don’t worry about it’ (bunu dert etme).
V1: write, V2: wrote, V3: written. Okunuşu: /raɪt/. Düzensiz bir fiildir. Başındaki ‘w’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (right kelimesiyle aynı okunur). Kalemle kağıda harfler çizmek, mektup/kitap kaleme almak demektir. Nuans: ‘Write down’ (not etmek / yazıya dökmek) günlük dilde çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘nothing to write home about’ (öyle ahım şahım bir şey değil / sıradan), ‘written in the stars’ (kaderde yazılı / alın yazısı).
V1: yell, V2: yelled, V3: yelled. Okunuşu: /jel/. Düzenli bir fiildir. Acıdan, öfkeden veya heyecandan ötürü çok yüksek sesle bağırmak demektir. Nuans: ‘Shout’ (sesini duyurmak veya birine yüksek sesle kızmak) iken, ‘yell’ çok daha duygusal, kontrolsüz ve gürültülü bir feryat/çığlıktır. Yaygın Kullanım: ‘yell bloody murder’ (avazı çıktığı kadar bağırmak / feryat figan etmek), ‘yell at someone’ (birine bağırıp çağırmak).
