Acele etmek, koşturmak, hücum etmek

V1: rush, V2: rushed, V3: rushed. Okunuşu: /rʌʃ/. Düzenli bir fiildir. Çok hızlı hareket etmek veya bir şeyi aceleye getirmek demektir. Nuans: ‘Hurry’ (zaman darlığıyla acele etmek) iken ‘rush’ (daha telaşlı ve bazen kontrolsüzce koşturmak/hücum etmek) anlamındadır. Yaygın Kullanım: ‘rush hour’ (trafiğin en yoğun olduğu saat / zirve saat), ‘don’t rush me!’ (beni sıkıştırma / acele ettirme).

V1: Do not rush your work; quality takes time. (İşini aceleye getirme; kalite zaman alır.) | V2: The villagers rushed to the gates when they heard the horn. (Borazan sesini duyduklarında köylüler kapılara koştular/hücum ettiler.) | V3: The decision has been rushed due to the approaching storm. (Yaklaşan fırtına nedeniyle karar aceleye getirildi.)
Ilgili: Düzenli Fiil hurry hasten dash