Basmak, sıkıştırmak, ütülemek
V1: press, V2: pressed, V3: pressed. Okunuşu: /pres/. Düzenli bir fiildir. Bir düğmeye basmak, bir şeyi kuvvetle sıkıştırmak (zeytin sıkmak gibi) veya mecazen birine baskı yapmak demektir. İsim olarak ‘basın/medya’ anlamına da gelir. Yaygın Kullanım: ‘press charges’ (şikayetçi olmak / dava açmak), ‘hard-pressed’ (zor durumda/sıkışmış), ‘press the issue’ (konunun üzerine gitmek / zorlamak).
❝V1: You must press the hidden stone to open the secret door. (Gizli kapıyı açmak için saklı taşa basmalısın.) | V2: The locals pressed the fresh olives to make rich oil. (Yerliler zengin yağ elde etmek için taze zeytinleri sıktılar/ezdiler.) | V3: The old flowers have been pressed between the pages of the book. (Eski çiçekler kitabın sayfaları arasına sıkıştırıldı/preslendi.)
