Tutmak, elinde bulundurmak, düzenlemek (toplantı)
V1: hold, V2: held, V3: held. Okunuşu: /həʊld/. Düzensiz bir fiildir. Bir nesneyi düşürmeden elleriyle kavramak, bir rekoru elinde bulundurmak veya bir festival/toplantı organize etmek demektir. Nuans: ‘Keep’ (saklamak/muhafaza etmek) iken ‘hold’ fiziksel bir tutuşu veya sahipliği belirtir. Telefon görüşmelerinde ‘hold on’ (beklemede kalın) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘hold your horses’ (sabırlı ol / acele etme / yavaşla), ‘hold one’s breath’ (nefesini tutmak).
❝V1: Please hold my lantern while I unroll the ancient map. (Ben kadim haritayı açarken lütfen fenerimi tut.) | V2: The king held a grand feast for the victorious knights. (Kral, muzaffer şövalyeler için büyük bir ziyafet düzenledi.) | V3: He has held the title of master artisan for decades. (Usta zanaatkar unvanını on yıllardır elinde tutuyor.)
