Ticaret yapmak, takas etmek, alıp satmak

V1: trade, V2: traded, V3: traded. Okunuşu: /treɪd/. Düzenli bir fiildir. Mal ve hizmetleri para veya başka mallar karşılığında değiştirmek demektir. İsim olarak ‘ticaret/zanaat’ anlamına gelir. Nuans: Eskiden paranın olmadığı zamanlardaki mal takası için de ‘trade’ veya ‘barter’ kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘tricks of the trade’ (mesleğin incelikleri/püf noktaları), ‘jack of all trades’ (her işten anlayan / on parmağında on marifet olan kişi).

V1: Merchants travel thousands of miles to trade rare spices and silk. (Tüccarlar nadir baharatlar ve ipek ticareti yapmak için binlerce mil seyahat ederler.) | V2: The nomad traded three of his finest horses for the golden amulet. (Göçebe, en iyi atlarından üçünü altın tılsımla takas etti.) | V3: These ancient coins have not been traded in this market for a century. (Bu kadim sikkeler bu pazarda bir asırdır alınıp satılmadı/ticareti yapılmadı.)
Ilgili: Düzenli Fiil exchange deal barter