İşaret etmek, göstermek
V1: point, V2: pointed, V3: pointed. Okunuşu: /pɔɪnt/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘nokta/puan’ demektir. Fiil olarak ise parmakla veya bir aletle bir yönü/hedefi işaret etmek demektir. Nuans: Birine parmak doğrulturken DAİMA ‘at’ (point at), bir yeri tarif ederken ‘to’ (point to) edatı alır. Yaygın Kullanım: ‘point of no return’ (dönüşü olmayan nokta), ‘point out’ (dikkati çekmek / vurgulamak).
❝V1: It is rude to point your finger at someone. (Birine parmağınla işaret etmek kabalıktır.) | V2: The old guide pointed to the distant mountains in the north. (Yaşlı rehber kuzeydeki uzak dağları işaret etti/gösterdi.) | V3: All the clues have pointed to the hidden treasure. (Tüm ipuçları gizli hazineyi işaret etti/gösterdi.)
