Kilidini açmak, (sırrı/potansiyeli) çözmek
V1: unlock, V2: unlocked, V3: unlocked. Okunuşu: /ʌnˈlɒk/. Düzenli bir fiildir. Anahtarla kapalı bir kapıyı/sandığı açmak demektir. Mecazen bir gizemi çözmek veya birinin potansiyelini ortaya çıkarmak anlamında çok sık kullanılır. Nuans: Zıddı ‘lock’ (kilitlemek) fiilidir. Açılan şey bir kapıysa ‘open’ da denir ama ‘unlock’ özel olarak bir mekanizmanın (anahtar/şifre) kullanılmasını vurgular. Yaygın Kullanım: ‘unlock the mystery’ (gizemi çözmek), ‘unlock one’s potential’ (potansiyelini açığa çıkarmak).
❝V1: Only the silver key can unlock the heavy doors of the royal treasury. (Kraliyet hazinesinin ağır kapılarının kilidini sadece gümüş anahtar açabilir.) | V2: The clever scholar unlocked the secret meaning of the ancient text. (Zeki alim kadim metnin gizli anlamını çözdü/açığa çıkardı.) | V3: The magical chest has never been unlocked by anyone in history. (Büyülü sandığın kilidi tarihte hiç kimse tarafından açılamamıştır.)
