Kurtarmak, biriktirmek, (bilgisayar) kaydetmek
V1: save, V2: saved, V3: saved. Okunuşu: /seɪv/. Düzenli bir fiildir. Birini tehlikeden kurtarmak, para/su biriktirmek veya dijital veriyi kaydetmek demektir. Nuans: ‘Rescue’ (anlık ve tehlikeli bir durumdan çekip almak) iken, ‘save’ daha genel bir koruma ve muhafaza etme eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘save your breath’ (nefesini boşa tüketme), ‘save face’ (itibarını korumak / rezil olmaktan kurtulmak), ‘save for a rainy day’ (zor günler için para biriktirmek).
❝V1: You must save enough water for the trek across the dunes. (Kum tepelerini aşmak için yeterli su biriktirmelisin/saklamalısın.) | V2: The brave guide saved the caravan from the bandits. (Cesur rehber kervanı haydutlardan kurtardı.) | V3: All the ancient records have been saved in the library. (Tüm kadim kayıtlar kütüphaneye kaydedildi/muhafaza edildi.)
