Endişelenmek, kaygılanmak
V1: worry, V2: worried, V3: worried. Okunuşu: /ˈwʌr.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Gelecek veya kötü bir ihtimal hakkında kafasında olumsuz düşünceler kurup huzursuz olmak demektir. Nuans: Bir şey hakkında endişelenirken DAİMA ‘about’ edatı alır (worry about the future). Sıfatlaşmış hali (worried) çok sık kullanılır (I am worried). Yaygın Kullanım: ‘not to worry’ (endişelenecek bir şey yok), ‘worry sick’ (endişeden hasta olmak / içini yemek), ‘don’t worry about it’ (bunu dert etme).
❝V1: Do not worry about the storm; our stone castle is very strong. (Fırtına hakkında endişelenme; taş kalemiz çok güçlüdür.) | V2: The mother worried when her son did not return before sunset. (Oğlu gün batımından önce dönmeyince anne endişelendi.) | V3: We have worried about your safety since you left the village. (Köyden ayrıldığından beri güvenliğin için endişe ettik/kaygılandık.)
