Bağırmak, haykırmak
V1: shout, V2: shouted, V3: shouted. Okunuşu: /ʃaʊt/. Düzenli bir fiildir. Sesini uzaklara duyurmak veya öfkeyle yüksek sesle konuşmak demektir. Nuans: ‘Yell’ (öfke/acı ile çığlık atmak) iken ‘shout’ (seslenmek için veya kutlamada bağırmak) anlamındadır. Birine kızarak bağırırken DAİMA ‘at’ edatıyla kullanılır (shout at him). Yaygın Kullanım: ‘shout from the rooftops’ (herkese ilan etmek / cümle aleme duyurmak).
❝V1: The guide must shout to be heard over the roaring waterfall. (Rehberin gürleyen şelalenin sesini bastırmak/duyulmak için bağırması gerekir.) | V2: The angry merchant shouted at the clumsy apprentice. (Öfkeli tüccar sakar çırağa bağırdı.) | V3: They have shouted for joy upon seeing the rescue ship. (Kurtarma gemisini gördüklerinde sevinçle bağırdılar.)
