Olanak tanımak, mümkün kılmak, yetki vermek

V1: enable, V2: enabled, V3: enabled. Okunuşu: /ɪˈneɪ.bəl/. Düzenli bir fiildir. Birinin bir şeyi yapabilmesi için ona araç, güç veya fırsat sağlamak demektir. Nuans: ‘Allow’ (izin vermek) bir yasağı kaldırmaktır; ‘enable’ ise fiziksel/zihinsel bir imkan sunmaktır (örneğin kanatların kuşa uçma imkanı sunması gibi). Yaygın Kullanım: ‘enable someone to do something’ (birinin bir şeyi yapmasını sağlamak/mümkün kılmak).

V1: This detailed map will enable us to find the hidden oasis. (Bu detaylı harita gizli vahayı bulmamıza olanak tanıyacak.) | V2: The clear sky enabled the sailors to navigate by the stars. (Açık gökyüzü, denizcilerin yıldızlarla yön bulmasını mümkün kıldı.) | V3: The new bridge has enabled safe passage over the wild river. (Yeni köprü, vahşi nehrin üzerinden güvenli geçişe olanak sağladı.)
Ilgili: Düzenli Fiil allow permit facilitate