Ölçmek, değer biçmek
V1: measure, V2: measured, V3: measured. Okunuşu: /ˈmeʒ.ər/. Düzenli bir fiildir. Bir şeyin uzunluğunu, ağırlığını veya miktarını bulmak demektir. Mecazen birinin başarısını veya gücünü ölçmek için de kullanılır. İsim hali ‘ölçü’ veya ‘önlem’ (take measures – önlem almak) demektir. Yaygın Kullanım: ‘measure up to’ (beklentileri karşılamak / yeterince iyi olmak), ‘beyond measure’ (ölçülemeyecek kadar / haddinden fazla).
❝V1: The tailor must measure the silk carefully before cutting it. (Terzi ipeği kesmeden önce dikkatlice ölçmelidir.) | V2: The builders measured the distance between the grand pillars. (İnşaatçılar ulu sütunlar arasındaki mesafeyi ölçtüler.) | V3: The ancient walls have been measured for the new iron gates. (Yeni demir kapılar için kadim duvarlar ölçüldü.)
