Korkutmak, ürkütmek

V1: frighten, V2: frightened, V3: frightened. Okunuşu: /ˈfraɪ.tən/. Düzenli bir fiildir. Birine ani bir korku vermek demektir. Nuans: ‘Fear’ (korkmak) iken, ‘frighten’ (korkutmak) anlamındadır. Günlük dilde pasif yapısı olan ‘be frightened of’ (…den korkmuş olmak/korkmak) ‘afraid of’ yerine çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘frighten the life out of someone’ (aklını başından almak / ödünü patlatmak).

V1: Sudden loud noises frighten the horses in the caravan. (Ani yüksek sesler kervandaki atları ürkütür.) | V2: The old tale frightened the children around the fire. (Eski masal ateşin etrafındaki çocukları korkuttu.) | V3: I have never been so frightened in my entire life. (Tüm hayatım boyunca hiç bu kadar korkutulmamıştım/korkmamıştım.)
Ilgili: Düzenli Fiil scare terrify alarm