Kızartmak

V1: fry, V2: fried, V3: fried. Okunuşu: /fraɪ/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Yiyecekleri bol yağda yüksek ısıyla pişirmek demektir. Nuans: Suda pişirmek (boil), fırında pişirmek (bake) ve genel anlamda pişirmek (cook) kelimelerinden ayrılır. Yaygın Kullanım: ‘have bigger fish to fry’ (uğraşacak daha önemli işleri/dertleri olmak), ‘out of the frying pan into the fire’ (yağmurdan kaçarken doluya tutulmak).

V1: We usually fry the fish we catch from the river. (Nehirden tuttuğumuz balığı genellikle kızartırız.) | V2: The innkeeper fried some eggs for the early guests. (Hancı erkenci misafirler için biraz yumurta kızarttı.) | V3: The potatoes have been fried until they are golden brown. (Patatesler altın rengi olana kadar kızartıldı.)
Ilgili: Düzenli Fiil cook in oil