Taşımak
V1: carry, V2: carried, V3: carried. Okunuşu: /ˈkær.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir yükü kucakta, sırtta veya ellerde bir yere götürmek demektir. Nuans: ‘Bring’ (getirmek) fiili ile karıştırılır; ‘carry’ hareketin kendisine (taşıma eylemine) odaklanırken, ‘bring’ varış noktasına odaklanır. Yaygın Kullanım: ‘carry on’ (devam etmek), ‘carry out’ (bir planı/görevi yerine getirmek).
❝V1: Camels can carry heavy loads across the desert. (Develer çöl boyunca ağır yükler taşıyabilirler.) | V2: He carried the wooden chest to the inn. (Ahşap sandığı hana taşıdı.) | V3: The important message has been carried by a falcon. (Önemli mesaj bir şahin tarafından taşındı.)
