Yapmak, üretmek, (birini bir şeye) zorlamak
V1: make, V2: made, V3: made. Okunuşu: /meɪk/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin temel direklerindendir. Nuans: ‘Do’ (var olan bir işi yerine getirmek – do homework) iken, ‘make’ (sıfırdan bir şey üretmek, inşa etmek – make a cake/make a plan) anlamındadır. Ayrıca ‘make someone cry’ (birini ağlatmak) gibi ettirgen yapısı çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘make up your mind’ (kararını ver), ‘make a living’ (geçimini sağlamak), ‘make sense’ (mantıklı gelmek / anlam ifade etmek).
❝V1: The blacksmith makes the sharpest swords in the kingdom. (Demirci krallıktaki en keskin kılıçları yapar/üretir.) | V2: The travelers made a warm fire to survive the cold night. (Gezginler soğuk gecede hayatta kalmak için sıcak bir ateş yaktılar/yaptılar.) | V3: A great discovery has been made by the scholar. (Alim tarafından büyük bir keşif yapıldı.)
