İkna etmek, kandırmak
V1: persuade, V2: persuaded, V3: persuaded. Okunuşu: /pəˈsweɪd/. Düzenli bir fiildir. Birinin aklına girerek ona istediğin bir şeyi yaptırmak veya inandırmak demektir. Nuans: ‘Convince’ ile eş anlamlıdır; ancak ‘convince’ daha çok zihnen inandırmak iken, ‘persuade’ eyleme döktürmek (ikna edip yaptırmak) anlamı taşır. Yaygın Kullanım: ‘easily persuaded’ (kolay ikna olan / çabuk yelkenleri suya indiren).
❝V1: Words alone cannot persuade a stubborn mule. (Sadece kelimeler inatçı bir katırı ikna edemez.) | V2: The clever merchant persuaded the guard to open the gate. (Zeki tüccar muhafızı kapıyı açması için ikna etti.) | V3: He has finally been persuaded to join the expedition. (Sonunda keşif gezisine katılmaya ikna edildi.)
