Almak, götürmek, (zaman/vakit) almak
V1: take, V2: took, V3: taken. Okunuşu: /teɪk/. Düzensiz bir fiildir. İngilizcenin en kilit eylemlerindendir. Nuans: ‘Bring’ (bulunduğun yere getirmek) iken, ‘take’ (buradan alıp başka bir yere götürmek) eylemidir. Ayrıca ‘It takes two hours’ (İki saat sürer/alır) gibi zaman ifadelerinde çok sık kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘take it easy’ (sakin ol / ağırdan al), ‘take for granted’ (çantada keklik sanmak / kıymetini bilmemek), ‘take off’ (kıyafet çıkarmak / uçağın havalanması).
❝V1: You must take this ancient map with you on your journey. (Yolculuğunda bu kadim haritayı yanına almalısın/götürmelisin.) | V2: The brave knight took his sword and walked into the dark cave. (Cesur şövalye kılıcını aldı ve karanlık mağaraya yürüdü.) | V3: All the gold coins have been taken by the bandits. (Tüm altın sikkeler haydutlar tarafından alındı/götürüldü.)
