Park etmek
V1: park, V2: parked, V3: parked. Okunuşu: /pɑːk/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘park/bahçe’ demektir. Fiil olarak bir aracı (veya at arabasını) geçici bir süreliğine bir yere bırakmak demektir. Yaygın Kullanım: ‘a walk in the park’ (çok kolay iş / çocuk oyuncağı – isim haliyle).
❝V1: You cannot park your carriage in front of the royal gates. (Arabanızı kraliyet kapılarının önüne park edemezsiniz.) | V2: The merchant parked his heavy wagon near the inn. (Tüccar ağır vagonunu hanın yakınına park etti.) | V3: No horses have been parked in this narrow street. (Bu dar sokağa hiç at park edilmedi/bırakılmadı.)
