Cesaret etmek, cüret etmek, meydan okumak
V1: dare, V2: dared, V3: dared. Okunuşu: /deər/. Düzenli bir fiildir. Korkutucu veya zor bir şeyi yapmaya cesaret bulmak demektir. Nuans: İngilizcede hem normal bir fiil hem de ‘can/must’ gibi bir yardımcı fiil (modal) olarak kullanılabilen nadir kelimelerdendir (How dare you! – Ne cüretle!). Yaygın Kullanım: ‘truth or dare’ (doğruluk mu cesaret mi), ‘don’t you dare!’ (sakın ha! / aklından bile geçirme).
❝V1: Few travelers dare to cross the desert alone. (Çok az gezgin çölü tek başına geçmeye cesaret eder.) | V2: The young warrior dared to challenge the champion. (Genç savaşçı şampiyona meydan okumaya cüret etti.) | V3: No one has ever dared to open the forbidden door. (Hiç kimse yasak kapıyı açmaya şimdiye kadar cesaret edemedi.)
