Kanıtlamak, ispat etmek

V1: prove, V2: proved, V3: proved/proven. Okunuşu: /pruːv/. Düzenli/Düzensiz olarak kullanılabilir (3. hali genellikle ‘proven’ olarak tercih edilir). Bir iddiayı veya gerçeği delillerle göstermek demektir. Nuans: ‘Show’ (göstermek) geneldir, ‘prove’ ise tartışılmaz bir kanıt sunmaktır. Sıfat olarak ‘proven’ (ispatlanmış) çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘prove someone wrong’ (birini haksız çıkarmak / yanıldığını ispatlamak), ‘burden of proof’ (ispat yükü – isim haliyle).

V1: A true warrior must prove his courage on the battlefield. (Gerçek bir savaşçı cesaretini savaş meydanında kanıtlamalıdır.) | V2: The scholar proved that the ancient texts were translated incorrectly. (Alim, kadim metinlerin yanlış çevrildiğini ispat etti.) | V3: His loyalty to the kingdom has been proven time and time again. (Onun krallığa olan sadakati defalarca kanıtlanmıştır.)
Ilgili: Düzenli/Düzensiz Fiil verify demonstrate show