Karşıdan karşıya geçmek, çapraz yapmak

V1: cross, V2: crossed, V3: crossed. Okunuşu: /krɒs/. Düzenli bir fiildir. Bir yolun, nehrin veya sınırın bir tarafından diğer tarafına geçmek demektir. Nuans: İsim hali ‘haç’ veya ‘çarpı işareti’, sıfat hali ise ‘sinirli’ demektir. Yaygın Kullanım: ‘cross your fingers’ (şans dilemek / parmaklarını çapraz yapmak), ‘cross my heart’ (yemin ederim / kalbimi çapraz çizerim).

V1: Be careful when you cross the river on horseback. (Nehri at sırtında geçerken dikkatli ol.) | V2: The caravan safely crossed the desert in twenty days. (Kervan çölü yirmi günde güvenle geçti.) | V3: We have never crossed the borders of this kingdom before. (Daha önce bu krallığın sınırlarını hiç geçmedik.)
Ilgili: Düzenli Fiil traverse pass over