Yüzleşmek, karşı karşıya kalmak
V1: face, V2: faced, V3: faced. Okunuşu: /feɪs/. Düzenli bir fiildir. İsim olarak ‘yüz/surat’ demektir. Fiil olarak ise bir zorlukla, tehlikeyle veya gerçekle korkusuzca yüzleşmek, o yöne dönmek anlamındadır. Nuans: Yön bildiren ‘turn’ fiilinden daha ciddi ve kaçınılmaz bir karşılaşmayı ifade eder. Yaygın Kullanım: ‘face the music’ (yaptıklarının bedelini ödemek / sonuçlarına katlanmak), ‘face to face’ (yüz yüze).
❝V1: A true traveler must face the dangers of the desert with courage. (Gerçek bir gezgin, çölün tehlikeleriyle cesaretle yüzleşmelidir.) | V2: The brave knight faced the dragon without stepping back. (Cesur şövalye geri adım atmadan ejderhayla karşı karşıya geldi.) | V3: They have faced many storms during their sea voyage. (Deniz yolculukları sırasında birçok fırtınayla yüzleştiler.)
