Zıplamak, sekmek
V1: bounce, V2: bounced, V3: bounced. Okunuşu: /baʊns/. Düzenli bir fiildir. Bir nesnenin (özellikle topun) bir yüzeye çarpıp geri sıçraması demektir. Nuans: Mecazen bir fikri başkasına danışmak (‘bounce ideas off someone’) veya karşılıksız çekin dönmesi (‘bounced check’) anlamlarında kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘bounce back’ (kötü bir durumdan sonra hızla toparlanmak/eski haline dönmek).
❝V1: The wooden carriage bounces a lot on this rocky road. (Ahşap araba bu kayalık yolda çok sekiyor/zıplıyor.) | V2: The gold coin fell and bounced on the stone floor. (Altın sikke düştü ve taş zeminde sekti.) | V3: The children have bounced the ball over the high wall. (Çocuklar topu yüksek duvarın üzerinden aşırdı/sektirdi.)
