Öğretmek

V1: teach, V2: taught, V3: taught. Okunuşu: /tiːtʃ/. Düzensiz bir fiildir (V2/V3 okunuşu: /tɔːt/ – toot). Birine yeni bir bilgi veya beceri aktarmak demektir. Nuans: ‘Learn’ (kendi kendine veya birinden öğrenmek) eyleminin tam zıddıdır. Biri ‘teach’ eder (öğretir), diğeri ‘learn’ eder (öğrenir). Yaygın Kullanım: ‘teach an old dog new tricks’ (yaşlı köpeğe yeni numaralar öğretmek / belli bir yaştan sonra huyu değiştirmek zordur), ‘that will teach you!’ (bu sana ders olsun!).

V1: The old master will teach the young apprentice how to forge a sword. (Yaşlı usta, genç çırağa nasıl kılıç dövüleceğini öğretecek.) | V2: The local guide taught us how to survive the desert storms. (Yerel rehber bize çöl fırtınalarında nasıl hayatta kalacağımızı öğretti.) | V3: He has taught ancient history to many generations. (Pek çok nesle kadim tarihi öğretti.)
Ilgili: Düzensiz Fiil instruct educate train