Vurmak, çarpmak, (fikir) aklına gelmek, grev yapmak
V1: strike, V2: struck, V3: struck. Okunuşu: /straɪk/. Düzensiz bir fiildir. Birine/bir şeye şiddetle çarpmak (yıldırımın çarpması gibi), demir dövmek veya aniden bir fikirle aydınlanmak demektir. İşçilerin iş bırakması (grev) anlamına da gelir. Nuans: ‘Hit’ (genel vurma eylemi) iken ‘strike’ (daha destansı, ani veya yıkıcı bir çarpma) eylemidir. Yaygın Kullanım: ‘strike a balance’ (dengeyi bulmak/kurmak), ‘strike gold’ (altın bulmak / turnayı gözünden vurmak).
❝V1: A true blacksmith knows exactly where to strike the hot iron. (Gerçek bir demirci sıcak demire tam olarak nereye vuracağını bilir.) | V2: Lightning struck the old watchtower during the terrible storm. (Korkunç fırtına sırasında eski gözetleme kulesine yıldırım çarptı.) | V3: A brilliant escape plan has suddenly struck the captive knight. (Esir şövalyenin aklına aniden parlak bir kaçış planı geldi/çarptı.)
