Geçmek, uzatmak, (sınavı) başarmak
V1: pass, V2: passed, V3: passed. Okunuşu: /pɑːs/ (İngiliz), /pæs/ (Amerikan). Düzenli bir fiildir. Yolda birini sollamak, bir nesneyi elden ele uzatmak (pass the salt) veya bir testten geçmek demektir. Nuans: İngilizcenin en kilit kalıplarından olan ‘pass away’ (vefat etmek) buradan gelir. Yaygın Kullanım: ‘pass the time’ (vakit geçirmek), ‘pass out’ (bayılmak / kendinden geçmek).
❝V1: You must pass through the dark forest to reach the mountain. (Dağa ulaşmak için karanlık ormanın içinden geçmelisin.) | V2: The swift rider passed the slow caravan easily. (Hızlı binici yavaş kervanı kolayca geçti/solladı.) | V3: Three days have passed since he left the village. (Köyden ayrıldığından beri üç gün geçti.)
