Acele etmek, telaşlanmak

V1: hurry, V2: hurried, V3: hurried. Okunuşu: /ˈhʌr.i/. Düzenli bir fiildir (‘y’ düşer, ‘-ied’ gelir). Bir yere yetişmek veya bir işi normalden çok daha hızlı yapmak için koşturmak demektir. Nuans: ‘Rush’ kelimesiyle eş anlamlıdır. İsim olarak kullanıldığında ‘in a hurry’ (aceleyle/telaş içinde) kalıbı çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘hurry up!’ (acele et! / çabuk ol!), ‘no hurry’ (acelemiz yok).

V1: We must hurry if we want to reach the inn before dark. (Hava kararmadan hana ulaşmak istiyorsak acele etmeliyiz.) | V2: He hurried through the crowded market to find his friends. (Arkadaşlarını bulmak için kalabalık pazarda aceleyle ilerledi.) | V3: The preparations for the festival have been hurried. (Festival hazırlıkları aceleye getirildi.)
Ilgili: Düzenli Fiil rush speed up hasten