40 Günde Mızraklı İlmihal (Tamamı)

Kadim Lugat 28 Nis 2026 75 dk okuma
PAYLAŞ

40 parçaya ayırdığımız eseri günler içerisinde kendi planınız doğrultusunda takip edebilir ve yorumlar kısmına kaldığınız yere dair veya önemli gördüğünüz hususlarla ilgili işaretler bırakabilirsiniz. Bu sayede zaman içerisinde bu sayfaya bir şekilde yolu düşen insanlarla birlikte okuma deneyimi sağlayabilir, birbirimizi okumaya ve anlamaya teşvik edebiliriz.

İlmihalin temel maksadı, bir Müslümanın inanç (iman), ibadet, ahlak ve günlük yaşamla ilgili (muâmelât) temel dini bilgileri öğrenerek, dinin gerekliliklerini doğru bir şekilde yerine getirmesini sağlamaktır.

Mızraklı İlmihal: Osmanlı’nın En Çok Okunan Din Kitabı

Müellifi ve yazıldığı tarih hâlâ kesin olarak bilinmiyor. Tek yazma nüshası İstanbul’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde duruyor. Ama bu belirsizliğe rağmen Mızraklı İlmihal, Osmanlı tarihinin en çok okunan, en çok ezberlenen kitaplarından biri oldu.

XVI. yüzyıldan sonra kaleme alındığı tahmin edilen eser; sıbyan mekteplerinde ders kitabı olarak okutuldu, camilerde okundu, köy odalarında ve evlerde kuşaktan kuşağa aktarıldı. “İlmihal” kelimesinin Türkçede ilk kez bu kitapla yerleştiği düşünülüyor. Tam adı Miftâhu’l-cenne yani “Cennetin Anahtarı.”

Kitabın içeriği abdest, gusül, teyemmüm, namaz, oruç, hac, imanın şartları, Allah’ın sıfatları, ahlak ve küfür meselelerini kapsıyor. Hanefî mezhebinin tercih ettiği görüşler sade bir dille ve kısa cümlelerle aktarılmış. Kuralların yanında amellerin faziletleri, günahların dünyevi ve uhrevi sonuçları da anlatılmış.

Bu seride ne yapıyoruz?

Mızraklı İlmihal’in orijinal metnini günümüz okuyucusu için erişilebilir hale getirdik. Metni kendi başlıklarına göre 40 bölüme ayırdık. Namaz, oruç ve abdest gibi uzun bölümleri kendi içinde parçalara böldük. Aşağıda her bölümü açıp okuyabilirsiniz.

Metinde geçen teknik terimler için ayrıca bir İlmihal Sözlüğü hazırladık — 96 kavramı kısa ve uzun açıklamalarıyla bulabilirsiniz.

Metin olduğu gibi korundu. Hiçbir ekleme ya da çıkarma yapılmadı.


1/40 — 1. Namaz (Giriş ve Tekbirler)

Ve dahi namaza dört şey ile girilir: Farz ile, vacip ile, sünnet ile, müstehap ile. Namazda ellerin(i) kulağına kaldırmak sünnet, eli ayasını kıbleye teveccüh ettirmek sünnet, er kişi baş parmağını kulağı yumuşağına değ(d)irmek ve hatun kişi omuzuna beraber kaldırmak müstehap, “Allahu ekber” demek farz, tekbir aldıktan sonra el bağlamak sünnet, sağ elin(i) sol elinin üzerine komak sünnet, er kişi ellerin(i) göbeğinden aşağı komak ve hatun kişi göğsüne komak sünnet, bileğini pekçe kavramak müstahap.

2/40 — 1. Namaz (Kıraat ve Rükû)

Ve dahi namazda imam olsun, muktedi (imama uyan) olsun, yalnız olsun “Sübhaneke” okumak sünnet; eğer imam (ise) yahut yalnız ise “eûzu’ okumak sünnet; “Besmele” okumak sünnet; “Fâtiha-yı şerife” okumak vacip; bir sûre koşmak vacip; üç âyet yahut üç âyet kadar bir uzun âyet okumak farz. Ve dahi rükûda farz da var, vacip de var, müstehap da var: Belini eğdin farz bulundu, üç kere “sübhanellah” diyecek kadar eğlendin vacip bulundu, üç kere “sübhâne rabbiye’l-azîm” dedin sünnet bulundu, beş kere (ve)ya yedi kere dedin müstahap bulundu.

Rükûdan kıyama doğruldukta, kezâlik iki secde arasında doğrulup oturdukta bir kere “sübhanellah” diyecek kadar eğlenmesi İmam-ı Ebu Yusuf’a göre farz, İmameyn kavline göre vacip; -sünnet demesi dahi var, esah olan vâciptir.-

Dahi secdede farz da var, vacip de var, sünnet de var, müstehap da var: Başını secdeye koydun farz bulundu, üç kere “sübhânellah” demek kadar eğlendin vacip bulundu, üç kere “sübhâne rabbiye’l-a’lâ” dedin sünnet bulundu, beş kere ya yedi kere dedin müstehap bulundu.

Ka’de-i ûlâda (ilk oturuşta) oturması vacip, ka’de-i ahîrede (son oturuşta) oturması farz, ikisinde de “et-Tehiyyat” okuması vacip. Farzların ve vaciplerin ve öğlenin ve cumanın evvel sünnetlerinin ve cumanın son sünnetinin yalnız ka’de-i ahîrelerinde ve sâir namazların her ka’desinde “salavât” duasın(ı) okumak sünnet, selâm lafzı vacip, iki yanına bakmak sünnet, pekçe bakmak müstehap.

3/40 — 2. Oruç (Farz, Şartlar ve Bozan Şeyler)

Ve dahi orucun farz olduğuna delil “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı” (Bakara 2/43) âyet-i kelimesidir. Ve orucun farzı üçtür:
1. Niyet etmek,
2. Niyetin evvel ve âhir (son) vaktini bilmek,
3. Şafak yeri ağarmazdan evvelce vaktinden tâ gün batıncaya kadar orucu bozan şeylerden kendini hıfz etmek (korumak).

Ve dahi kişinin üzerine oruc(un) farz olmasının şartı yedidir:
1. Müslüman ola,
2. Baliğ (ergin) ola,
3. Akıllı ola,
4. Sağ ola,
5. Mukîm ola (yolcu olmaya),
6. Hayız olmaya,
7. Nifas (lohusalık) üzere olmaya.

Ve dahi orucu altı şey bozar:
(1) Yemek yemek,
(2) Ve içecek şeylerden bir şey içmek,
(3) Cima (cinsi münasebet),
(4) Hayız,
(5) Ve Nifas,
(6) Ağızı dolusu kusmak.

Bu altı şey orucu an-asıl (esastan) giderir. Ve bir kaç şey dahi vardır ki an-asıl gidermez, üzerinden farz sakıt olur (düşer) amma fazla olan sevabını giderir, çektiği açlık ve susuzluk yanına kalır deyü haberde varit olmuştur. Ol sonraki şeyler kizb (yalan), gıybet, nemime (koğuculuk), yalan yere yemin etmek gibi.

4/40 — 2. Oruç (Yiyebilecekler, Niyet ve Çeşitleri)

Ve dahi yedi nefer kimse orucu şer’an yer:
1. Hasta,
2. Müsafir,
3. Hayız,
4. Nifas üzere olan hatun,
5. Gebe hatun -kudreti yetmezse-,
6. Emzikli hatun -çocuğuna zarar olursa-
7. Şeyh-i fâni (çok yaşlı kimse).

Ve dahi oruçta niyet iki nevidir:
1. Ramazan (orucu), nafile (oruç), nezr-i muayyen (belirli adak orucu). Bu üçünün niyeti birdir. Evvel vakti günün dolunması, âhır (son) vakti gün zevale gelmeksizin yememiş içmemiş olsa niyet eder. Orucu tutarken gün zevale geldikten sonra niyet caiz olmaz.
2. Kaza (orucu), keffaret (orucu), nezr-i mutlak (mutlak adak orucu). Bu üçünün niyeti birdir. Evvel vakti günün dolunması, âhir vakti tan yeri ağarmazdan evvel niyet caizdir; tan yeri ağardıktan sonra üçüne dahi niyet caiz değildir.

Ve dahi oruç tutanlar üç nevidir: Cahiller(in) orucu, âlimler(in) orucu, enbiyaların) orucu. Cahiller orucu; yemezler, içmezler, cima etmezler, gayrı masiyeti (diğer günahları) işlerler. Âlimler orucu; yemezler, içmezler, cima etmezler, gayrı masiyeti de işlemezler. Enbiya orucu; onlar şüpheli olan şeylerden kaçarlar.

5/40 — 2. Oruç (Bayram ve Sırat Köprüsü)

Oruç tutanların bayramı üç nevidir: Cahiller(in) bayramı, âlimlerin) bayramı, enbiya ve evliya(nın) bayramı. Ve cahiller bayramı; akşam oldukta iftar ederler, istediklerini yerler ve içerler, “bizim bayramımız budur” derler. Âlimler bayramı; akşam oldukta iftar ederler, “eğer Âllahu azimü’ş-şan tuttuğumuz oruçtan razı oldu ise bizim bayramımız budur, eğer razı olmadı ise bizim halimiz nice olur?” deyü tefekkür ederler. Amma enbiya ve evliya bayramı rü’yetullahtır (Allah’ı görmektir), onlar Allahu azimü’ş-şan’ın rızasına müştakdırlar.

Ve dahi cümle mü’minlerin bayramı beş nevidir:
1. Oldur ki kaçan bir müminin sol yanındaki melek kötü amel olarak yazmağa bir şey bulamaz ise,
2. Sekerâtu’l-mevtte (ölüm sırasında) müjdeci melekleri gelip “merhaba ya mümin sen Cennetliksin” deyü müjde ederler ise,
3. Kabre vardıkta kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe bulur ise,
4. Arşu’r-Rahman (Allah’ın Arşı) altında enbiya ve evliya ve ulema ve suleha (salih kişiler) ile gölgelenir ise,
5. Kıldan ince ve kılıçtan keskince ve gecenin karanlığından karanlık, bin yıl eniş ve bin yıl yokuş, bin yıl düz olan Sırat Köprüsü üzerinde yedi yerde olan suale cevap verip geçerse. Eğer veremez ise her birinde bin yıl azap olunsa gerektir.

Ol yedi sual:
1. İmandan,
2. Namazdan,
3. Oruçtan,
4. Hacdan,
5. Zekâttan,
6. Kul hakkından,
7. Gusülden ve istincadan ve abdestten.

6/40 — 2. Oruç (Keffaret, Kazalar ve Çeşitli Meseleler)

Ve dahi bir kimse Ramazan-ı şerifte kast ile bir gün oruç yese keffaret ve kaza lazım gelir.

Keffaret; bir kul (köle) azat eder, ona gücü yetmezse Ramazan ve oruç tutmak haram olan günlerden mâda günlerde arasını kesmeden altmış gün oruç tutar, ona da gücü yetmezse altmış fukarayı doyurur, Bir gün kaza; ol günün yerine bir gün oruç tutar.

Altı kimseye keffaret lazım gelmez:
1. Marîz (hasta),
2. Misafir,
3. Emzikli hatun -çocuğuna zarar olup tutmadı ise
4. Şeyh-i fâni (çok yaşlı kimse),
5. Açlıktan yahut susuzluktan helak olmaktan havf eden (korkan) kimse.

Bu altı kimseye keffaret lazım gelmez, özrü gittikten sonra ancak gününe gün olarak kaza lazım gelir. Ve dahi yevm-i şek’te niyet bir kaç nevidir: Bir nevi kerahetle caizdir; yevmi-i şekte Ramazana niyet etmek yahut vâcip-i âhara (başka bir vacip oruca) niyet etmek yahut Ramazan ise Ramazan, değil ise nafileye veya gayrı vacibe niyet etmek. Bunlar kerahetle caizdir. Bir nevi dahi kerahetsiz caizdir; ol mutlak oruca niyet etmiş yahut Şabana yani nafileye deyü niyet etmiş. Bunlar kerahetsiz caizdir. Bir nevi dahi hiç caiz olmaz; ol “Ramazan ise niyet ettim, değil ise niyetsizim” dese hiç caiz değildir.

Ve dahi bir kimse Ramazanda savma (oruca) niyet etmese, geru öğleden (öğleden önce) yese İmam-ı Azam’a göre keffaret lazım değil, İmameyn katında keffaret lazım gelir. Ve eğer öğleden sonra yese bi’l-ittifak (ittifakla) keffaret lazım gelir.

7/40 — 2. Oruç (Sefer, Cünunluk ve Sehven Yeme Meseleleri)

Ve dahi bir kimse iki (ve)ya üç Ramazandan birer gün oruç yese, her birinden ötürü birer keffaret mi eder yoksa üçüne bir keffaret mi eder, ihtilaflıdır. Ehvat (en ihtiyatlı) olan her birinden ötürü birer keffaret eder.

Ve dahi bir adamın Ramazandan borcu olsa, ol adam tutmasa, üzerinden yıl geçse bazı ulemanın beyanına göre ol adam günahkâr olur.

Ve dahi bir kimse keffaret tutar iken Ramazan-ı şerif gelse Ramazandan sonra tekrar tutmak lazımdır, evvelkiler sayılmaz.

Ve dahi bir kimse müddet-i sefere niyet etmeksizin orucun(u) yese, badehu (sonra) sefere niyet etse, gitse hem kaza ve hem keffaret lazım gelir.

Ve dahi bir kimse Ramazanda sefere niyet etse, orucun(u) yese, badehu sefere gitmese kaza lazım olur, keffaret lazım olmaz. Velâkin akşama kadar yemek haramdır, sonra gününe gün olarak kaza tutar.

Ve dahi bir kimse sefere niyet etmeksizin orucun(u) yese, badehu cebren sefere sürseler ihtilaflıdır; esah (en doğru) olan hem kaza ve hem keffaret lazım olur.

Ve dahi bir kimse Ramazanda yirmi altı gün yahut eksik yahut ziyade; el-hâsıl bütün Ramazan olmaksızın mecnun (akıl hastası) olsa badehu ifakat bulsa (ayılsa, iyileşse) ol günleri kaza eder. Eğer Ramazanın evvelinden âhirine kadar hiç ifakat bulmayıp cünunu (akıl hastalığı) müstemir (devamlı) olur ise ol Ramazanın orucu sakıt olur (düşer).

Ve dahi bir kimse sehven (unutarak) yese yahut sehven cima etse savmı (orucu) fasıt olmaz. Eğer savmı fasıt olur zan edip yese kaza lazım olur, keffaret lazım olmaz. Eğer savmı(nın) bozulmadığını bilip yese hem kaza ve hem keffaret lazım olur.

8/40 — 2. Oruç (Çeşitli Durumlar, Orucun Nevileri ve Faideleri)

Ve dahi bir kimse deriyi yutsa yahut bir kimse boyalı ipliği çiğnese, boyasını yutsa yahut bir âher (başka) kimsenin tükrüğünü yutsa yahut kendi tükrüğünü taşra (dışarıya) çıkarıp yutsa yahut dişinin arasında olan taamı (yemek parçasını) yutsa, nohuttan ziyade olduğu takdirde bu suretlerin cümlesinde kaza lazım olur, sûret-i ahîrede ihtilaflıdır, esah olan bozar.

Ve dahi bir kimse avuç miktarı tuz yese, savmı bozar lakin yalnız kâza lazım olur, amma azacık yese orucu fasit olur. Bir kimse hizmeti işlemek ile bunalsa, ikindiden sonra savmı yese hem kaza ve hem keffaret lazım olur; amma bir avret (kadın) ya cariye bunalsa, yese ancak kaza lazım olur -eğer hizmet işlemese erkeği yahut mevlâsı döğecek ise-.

Ve dahi bir kimse susam tanesini yalnız çiğnese savmı fasit olmaz, amma yutsa-çiğnesin çiğnemesin-her halde savmı fasit olur, kaza lazım olur.

Ve dahi oruç on beş nevidir: Üçü farz, üçü vacip, beşi haram, dördü sünnet. Farz olan; Ramazan, kaza, keffaret, bu üçü farzdır. Vacip olan; nezr-i muayyen, nezr-i mutlak (adak oruçları) ve nafileyi geri çevirmek (başlanıp bozulan nafile bir orucu kaza etmek), bu üçü vacip. Haram olan; Ramazan bayramında bir gün, kurban bayramında dört gün, yılda beş gün oruç tutmak haram. Sünnet olan; eyyâm-ı beyiz, ve savm-ı Davud (gün aşın oruç) ve düşenbe (pazartesi) ve perşembe ve yevm-i aşura ve yevm-i arefe emsali eyyâm-ı mübarekede oruç tutmak sünnet.

Ve dahi oruç tutmanın on bir faidesi vardır:
1. Cehennem’e kalkan olur,
2. Sâir ibadeti kabul olur,
3. Bedeninin zikri olur,
4. Kibri kırar,
5. Ucbu (kendini beğenmişliği) kırar,
6. Huşûu ziyade eder,
7. Sevabı, mizanı (tartıyı) doldurur,
8. Allah Taâlâ ol kulundan razı olur,
9. İman ile vefat ederse Cennet’e erken dahil olur,
10. Kalbi nurlanır,
11. Aklı nurlanır.

9/40 — 3. Gusül

Ve dahi guslün farzı üçtür:
1. Bir kere ağzına su vermek,
2. Bir kere burnuna su vermek,
3. Bir kere cemî-i bedenini (bütün vücudunu) yıkamak.

Gusül dahi onbeş nevidir: Beşi farz, beşi vacip, dördü sünnet, biri müstehap. Farz olan: Hatunun hayızdan ve nifastan kesildikte, dahi (erkeğin) sünnet yeri avretin fercine (tenasül uzvuna) dahil oldukta, ve şehvetle meni geldikte, ve ihtilâm olup döşeğinde (ve)ya donunda meni buldukta; bu beş yerde gusül etmek farzdır. Vacip olan: Meyyiti (ölüyü) gasl etmek, dahi bir sabi (çocuk) bulûğa ermiş gusül etmek, ve eriyle avretin arasında meni bulunmuş, hangisinin olduğu bilinmese, ikisi de gusül etmek, ve bir adamın üzerine meni bulaşmış ne zamandandır bilmese gusül etmek, ve bir hatun dünyaya sabi getirmiş kan gelmedi ise gusül etmek -eğer kan gelmiş ise gusül farzdır- Sünnet olan: Cuma gün(ü) ve bayram günleri, ve ihram vakti -hangi niyete olursa-, ve Arafat vakti gusül eylemek. Müstehap olan: Bir kâfir imana gelmiş; küfür halinde cünüp ise gusül farz, değilse müstehaptır.

Dahi guslün haramı üçtür:
1. Erler erlere ve avretler avretlere gusül vaktinde göbeği altından dizi altına gelince olan mahalli birbirlerine göstermek,
2. Âlâ kavlin (bir görüşe göre) Müslüman hatunları kâfir avretlerine gusül ederken görünmek -sâir vakitlerde de hüküm böyledir-,
3. Suyu israf etmek.

10/40 — 3. Gusül (Sünnetler)

Ve dahi guslün sünnetleri on dörttür:
1. Su ile istinca etmek,
2. Ellerin(i) bileğine kadar yıkamak,
3. Bedeninde necaset-i hakikiye (gerçek pislik) var ise gidermek,
4. Mazmaza ve istinşakta (ağza ve burna su vermede) mübalağa ederek (guslün) evvelinde adeta abdest almak,
5. Gusül abdestine niyet etmek,
6. Her azasını, suyu dokunurken oğuşturmak,
7. Evvel sağına sonra soluna sonra başına üçer kere su dökmek,
8. Eli ve ayağı(nın) parmaklarını hilallemek,
9. Ardını, önünü kıbleye döndürmemek,
10. Gusül ederken dünya kelâmı söylememek,
11. Mazmaza ve istinşakı üçer kere etmek,
12. Her azada sağdan başlamak,
13. Gusül ettiği yerde bevl etmemek (işememek),
14. Gusül ettiği yerde namaz kılmamak.

Bundan mâda guslün dahi nice sünnetleri Halebî’de ve gayride zikr olunmuştur.

11/40 — 4. Teyemmüm (Farz ve Şartları)

Ve dahi teyemmümün farzı üçtür:
1. Niyet etmek -bu şarttır—,
2. Ellerin(i) pak toprağa vurup yüzüne kaplayu mesh etmek,
3. Ellerin(i) bir dahi toprağa vurup evvel sağ koluna sonra sol koluna bura bura mesh etmek. Bunlar (ikisi) rükündür.

Ve dahi teyemmümün farz olduğuna delil:
“Temiz toprağa teyemmüm ediniz” (Maide 5/6).

Ve dahi teyemmüm altı şeyden caiz değildir -meğer üstlerinde toz ola-: Demirden, bakırdan, tunçtan, kalaydan, alfandan, gümüşten. Bu altı şeyden mâda her şeyden caizdir, lakin yer (toprak) cinsi olmak şartındadır. Suyu aramak ve arayıp bul(a)mamak ve bir âdile (güvenilir kişiye) sormak ve ol âdil dahi salih olmak şartındadır.

Ve dahi teyemmümün şartı beştir:
1. Niyet etmek,
2. Mesh etmek,
3. Teyemmüm ettiği şey yer cinsinden olmak -yer cinsinden olmazsa üzerinde toz olmak lazımdır-,
4. Yer cinsi yahut toz pak olmak,
5. Suyun istimaline hakikaten yahut hükmen kudreti olmamak.

Ve dahi sünneti yedidir:
1. Besmele okumak,
2. Ellerin(i) pak toprağa vurmak,
3. Ellerini vurdukta bir kere Öte beri(ye) çekmek,
4. Parmakların(ı) açmak,
5. Elini silkmek,
6. Evvela yüzüne mesh etmek,
7. Kolların(ı) bura bura mesh etmek.

Ve su aramanın şartı dörttür:
1. Mamurluk ola,
2. Su haber verdilerse,
3. Zann-ı galibi (kesin bilgiye yakın zannı) var ise,
4. Korkuluk değil ise su aramak şartındandır.

12/40 — 4. Teyemmüm (Çeşitli Meseleler)

Dahi bir kimse suyu bulsa amma suyun olduğu mahal bir milden ziyade ise, eğer (namaz) vakti geçecek ise ol zaman teyemmüm caizdir; eğer bir milden eksik ise ve vakit geçmeyecek ise ol zaman teyemmüm etmek caiz değildir.

Dahi bir kimse suyu arasa, bul(a)masa, teyemmüm etse, namazı kıldıktan sonra su görse, namazı iade eder mi etmez mi? ihtilaflıdır, esah olan etmez.

Ve dahi bir kimse ıslansa amma abdest almağa su bulmasa, teyemmüm edecek yer dahi bulmasa, bir parça çamur kurutup ondan teyemmün eder.

Ve beş kişi teyemmün etse içinden birisi suyu görse beşinin de teyemmümü bozulur. Dahi bir kimse bir bardak su getirse, “içinizden biriniz abdest alın” dese beşinin de teyemmümü fasit olur. Amma “beşiniz de abdest alın” dese, halbuki o su bir adama kifayet etse beşinin de teyemmümü sahih olur.

Dahi bir kimse cünüp olsa, bir yerde su bul(a)masa, illa camide bulsa, teyemmüm eder, ondan suyu almağa girer. Eğer camiye girip su bulamazsa namaz için başka teyemmüm lazımdır. Bir kimse cami içinde oturur iken ihtilâm olsa teyemmüm eder ondan çıkar.

Dahi bir kimsenin elleri kesik olsa teyemmüm eder, lâkin ol kimsenin istinca edecek kimsesi var ise istinca sakıt olmaz (düşmez), eğer yok ise sakıt olur. Ve eğer elleri ve ayakları kesik olsa İmameyn’e göre namazı dahi sakıt olur, İmam-ı Ebu Yusuf a göre kılar.

Ve dahi cuma namazında teyemmüm caiz değildir, yani abdest alsa, geç kalıp cuma fevt olur deyü acele teyemmüm eylese caiz değildir—bedeli olduğundan ötürü-. Hurma suyu ile abdest almak caizdir.

Bir kimse yolda ihtilâm olsa, teyemmüm eder namazı kılar. Öğleye dek gider, ikindinin vakti gelip öğlenin vakti çıkacak, ol zaman teyemmün eder, öğleyi kılar. İkindiden sonra su bulsa sabah namazı ile öğle namazını iade eder mi etmez mi? ulema ihtilaf ettiler; bir kavilde çevirir, bir kavilde çevirmez. Bir adamın merkebinde su olsa, merkebi gaip etse, teyemmüm eder, namaz kılarken himar (merkep) çağırsa (bağırsa) adbesti bozulur.

Dahi bir adam binekli olsa, ayakdaşları onu beklemese, atının üzerinde iken teyemmüm eder, îmâ ile namazı kılar. Amma korkuluk yok imiş lâkin hava ziyadesiyle soğuk; eğer gusül eylese donacak, teyemmüm ile namazı kılar. Lakin yola giden adam heybesinde kiremit (ve)ya bir tuğla taşımak lazımdır, zira teyemmüm edecek olsa ortalık yaş ise ol zaman tuğla ile teyemmüm eder, namazı kılar.

Dahi bir kimse bayram namazına dursa, abdesti bozulsa; eğer tekrar abdest alsa, bayram namazına yetişemez ise yahut ziyade izdiham olmak havfı (korkusu) olsa teyemmüm eder, namaza durur İmam-ı Azam’a göre, İmameyn kavline göre abdest alır.

13/40 — 5. İstinca ve İstibra ve İstinka

Ve dahi istinca ve istibra ve istinka: İstinca, (dışarı çıktıktan sonra) su ile mahall-i mahûdu (makatı) yıkamak; istibra, sadekârlıktan sonra mesanenin yaşlığı gidinceye kadar gerek gezinerek ve gerek âher (başka) veçhile eğlenmeğe; istinka, pak olduğuna kalbi mutmain olmağa derler.

İstinca dahi altı nevidir: Biri farz, biri vacip, biri sünnet, biri müstehap, biri mendup, biri bid’at. Farz olan: Esvabında (elbisesinde) ve bedeninde ve namaz kılacak mekânında bir dirhemden ziyade necaset (pislik) olsa su ile gidermek farzdır. Kezâlik gusül ederken de istinca farzdır. Vacip olan: Esvabında ve namaz kılacak mekânında dirhem miktarı necesat olsa gidermek vaciptir. Sünnet olan: Dirhemin yarısı kadar olsa gidermek sünnettir. Müstehap olan: Cüzî necaset olsa gidermek müstehaptır. Mendup olan: Bir kimsenin makatı yaş iken yellense yıkamak menduptur. Bid’at olan: Bir kimse kuru iken yellense yıkaması bid’attir.

İstincanın sünnetleri: Taş ile (ve)ya toprak ile silinmek, —bundan sonra su ile yıkanmak da sünnettir-. Eğer taş ve toprak ile necaset gitmeyip dirhemden ziyade kalırsa yahut dirhemden ziyade makatın etrafına bulaşmış ise su ile yıkamak farz olur. Ve pak bez ile silmek; eğer bez yok ise eliyle kurutmaktır.

Dahi İstincanın müstehabı birdir: Taşı tek tutmak yani ya üç ya beş ya yedi olmaktır.

14/40 — 6. Abdest (Farzlar ve Çeşitleri)

Ve dahi abdestin farzı dörttür:
1. Yüzünü yumak (yıkamak),
2. Kollarını dirsekleriyle bile (beraber) yumak,
3. Başının dört bölükte bir bölüğüne mesh etmek,
4. Ayaklarını topuklarıyla bile yumak.

Abdestin farz olduğuna delil; “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü, dirsekleriyle beraber ellerinizi yıkayın, başınızı mesh edin ve ayaklarınızı topuklarıyla beraber yıkayın” (Maide 5/6) âyet-i kerimesidir.

Ve dahi abdest dört nevidir: Biri farz, biri vacip, biri sünnet, biri mendup. Farz olan: Dörttür; Mushaf-ı şerife yapışmak için ve beş vakit namaz kılmak için ve cenaze namazı kılmak için ve tilavet secdesi etmek için abdest almak. Vacip olan: Tavaf-ı ziyaret etmek için abdest almak. Sünnet olan: Ezberden Kur’an okumak için ve mezaristanı ziyaret etmek için ve gusülden evvel abdest almak. Mendup olan: Uykuya yattıkta ve uykudan kalktıkta, dahi yalan ve gıybet söyledikte, dahi çalgı dinledikte, bu şeylere tevbe ve istiğfar edip abdest almak mendup, dahi ulema meclisine giderken abdest ile gitmek mendup, abdest üzerine abdest almak mendup -eğer arada abdestsiz caiz olmayan bir amel işledi ise-, ve eğer işlemedi ise mekruhtur.

Ve dahi sular dörttür: Mâ-i mutlak (mutlak, tabii su), mâ-i mukayyet (mukayyet, başka bir maddeden elde edilen su), mâ-i meşkük (şüpheli su), mâ-i müstamel (kullanılmış su).

Mâ-i mutlak yağmur suyu ve deniz suyu ve akar pınar suyu ve kuyu suyu. Bu sular murdarı pak eder, ne yapsan olur.

Mâ-i mukayyet kavun ve karpuz ve asma ve çiçek suyu ve bunlara benzer. Bunlar murdarı pak eder amma abdest ve gusül olmaz.

Mâ-i meşkûk hımarın (eşeğin) ve anası hımar olan katırın içtiği suya derler. Bu sudan hem abdest ve hem gusül olur, herhangisini evvel eder ise muhayyerdir.

(Mâ-i) müsta’mel gusül ve istinca ve abdestten akan (su) -eğer ol suyun içinde necaset-i hakikiye yok ise-. Amma mâ-i müsta’mel yere düşen midir yoksa bedenden ayrılan mıdır bunda ihtilaf vardır. Esah olan bedenden ayrılandır ve onda dahi üç kavil vardır: İmam-ı Azam’a göre necaset-i galizadır (ağır pisliktir), İmam-ı Ebu Yusuf a göre necaset-i hafifedir (hafif pisliktir), İmam-ı Muhammed’e göre paktır, esah olan budur.

15/40 — 6. Abdest (Vücub Şartları ve Sünnetler)

Dahi abdestin vücubun şartı dokuzdur:
1. Müslüman ola,
2. Baliğ (ergin) ola,
3. Akıllı ola,
4. Abdestsiz ola,
5. Abdest suyu pak ola,
6. Abdest almağa kudreti ola,
7. Hayız olmaya,
8. Nifas üzere olmaya,
9. Her namazın vakti olan -bu dokuzuncu sahib-i özre göredir-.

Ve dahi abdestin yirmi beş kadar sünnetleri beyan olunur:
1. “Eûzü” okumak,
2. Besmele okumak,
3. Ellerin(i) yıkamak,
4. Parmakların(aralarını) hilallemek,
5. Ağzına su vermek,
6. Yüzüne su vermek,
7. Niyet etmek,
8. Kıbleye dönmek,
9. Sakalını hilallemek -eğer sık ise-,
10. Sakalına mesh etmek,
11. Sağ yanından başlamak,
12. Sol elinin serçe parmağı ile sağ ayağı, serçe parmağının altından yukarıya doğru hilallemek,
13. Başına kaplayı (başın bütününü) mesh etmek,
14. Başından artan su ile kulaklarına ve boynuna mesh etmek,
15. Tertip üzere almak (sırayı gözetmek),
16. Arasını kesmeyip birbirine ulaştırmak,
17. Başına mesh verdiği vakit önünden bed’ etmek (başlamak),
18. Misvak tutunmak,
19. Gözünün kenarına ve kaşına suyu ulaştırmak,
20. Abdest üzerine abdest almak,
21. Abdest azalarını üç kere yumak,
22. Yüksecik yere durmak,
23. Abdest aldıktan sonra ibriği doldurmak,
24. Abdest alırken dünya kelâmı söylememek,
25. Daim bu niyet üzere olmak.

Ve dahi abdestin müstehabları vardır:
1. Niyeti dil ile söylemek,
2. Kulağından artan su ile boynuna mesh etmek,
3. Mümkün olursa abdestten artan suyu ayak üzerine durup kıbleye karşı içmek,
4. Mümkün ise abdestten sonra şalvarına biraz su serpmek,
5. Pak peşkir (havlu) ile silinmek.

16/40 — 6. Abdest (Mekruhlar ve Abdesti Bozan Şeyler)

Ve dahi abdestin mekruhları on sekizdir:
1. Suyu yüzüne pek vurmak,
2. Abdest aldığı suyu üfürmek,
3. Üçten eksik yıkamak,
4. Üçten ziyade yıkamak,
5. Abdest aldığı suya tükürmek,
6. Suyun içine sümkürmek,
7. Gargara etmek,
8. Arkasını kıbleye dönmek,
9. Gözünü yummak,
10. Gözünü pek açmak,
11. Soldan başlamak,
12. Sağ eliyle sümkürmek,
13. Sol eliyle ağzına su vermek,
14. Sol eliyle burnuna su vermek,
15. Ayağını yere vurmak,
16. Güneşte ısınmış su ile abdest almak,
17. Mâ-i müsta’melden (kullanılmış sudan) sakınmamak,
18. Dünya kelâmı söylemek.

Ve dahi abdesti bozan şeylerden bu makamda yirmi dört kadar beyan olunur:
1. Ardından (arkasından) çıkan,
2. Önünden çıkan,
3. Kurt ve ufak taş ve şâir önden ve arkadan çıksa,
4. Hukne (şırınga) ettirmek,
5. Hatunlar fercine (tenasül uzvuna) mualece (ilaç) akıtmış olsa, verasından (arkasından) gelirse,
6. Bir adam kulağına mualece akıtmış olsa ağızından ve burnundan gelirse,
7. Bir adam zekerine (tenasül uzvuna) pamuk tıkamış yarısı ıslanıp düşmüş olsa,
8. Zekerine tıkadığı pamuk bütün ıslansa -düşse de düşmese de-,
9. Ağızı dolusu kusmak,
10. Gözünün birisinde özür olup abdest aldıktan sonra ahar (diğer) gözünden yeni özür zuhur edip özürlü gözünden gelmek üzere olan bahs (parça) özürsüz gözünden dahi gelmek,
11. Burnunun deliğinden özür gelir olup abdest aldıktan sonra ahar deliğinden gözdeki tafsilat üzere gelmek,
12. Tükürmüş, tükrüğünden kan görmüş -eğer kan ziyade olursa-,
13. Bir şey kendi(ni) ısırmış, mahallini yoklar, eğer kan bulursa,
14. Bir yerinde yine yaş kan görmüş,
15. Çıplak hayvan üzerinde dalgın uyuyup yokuş aşağı inse,
16. Abdest aldı mı almadı mı deyü şek (şüphe) etmiş ve zann-ı galibi abdestsizliğe olursa,
17. Erler, avretini çıplak iken koçuşsa (kucaklasa),
18. Abdest azalarından bir yerini unutmuş, hangisi olduğun(u) bilmez ise,
19. Bir yerinde kabarcık var imiş, sıkıp cerahat ve kan ve sarı su taşra (dışarı) çıksa,
20. Bir yerinde yarası var imiş, orta yerine su veya kan birikmiş, sağ yerine bulaşmış ise,
21. Bir yere dayanmış uyumuş, eğer o yerden ayrılsa düşecekleyin ise,
22. Rükû ve sücûdu olan namazlarda kendi ve yanındaki işitecek kadar gülmek,
23. Sara tutsa yahut bayılsa,
24. Burnundan kan gelmiş, gusülde yuması lazım olan yere inerse.

17/40 — 6. Abdest (Abdest Duaları)

Abdest duası budur:

بِسْمِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى دِينِ الْإِسْلَامِ وَعَلَى تَوْفِيقِ الْإِيمَانِ وَعَلَى هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِى جَعَلَ الْمَاءَ طَهُورًا وَجَعَلَ الْإِسْلَامَ نُورًا

(Azamet Sahibi Allah’ın adıyla. İslam dini üzere yarattığı, imana muvaffak kıldığı için Allah’a hamd olsun. Suyu temiz yaratan ve İslam’ı nur kılan Allah’a hamd olsun.)

Ağzına su verdikte bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ اسْقِنِى مِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ كَأْسًا لَا أَظْمَأُ بَعْدَهُ أَبَدًا
(Allah’ım! Peygamberinin Havuzu’ndan bana öyle bir kadeh su ikram et ki ondan sonra ebedi olarak bir daha susamayayım.)

Burnuna su verdikte bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ أَرِحْنِى رَائِحَةَ الْجَنَّةِ وَارْزُقْنِى مِنْ نَعِيمِهَا وَلَا تُرِحْنِى رَائِحَةَ النَّارِ
(Allahım! Bana Cennet kokusu koklat ve onun nimetlerinden beni rızıklandır, Cehennem kokusunu ise koklatma.)

Yüzünü yudukta bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِى بِنُورِكَ يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهُ أَوْلِيَائِكَ وَلَا تُسَوِّدْ وَجْهِى بِذُنُوبِى يَوْمَ تَسْوَدُّ وُجُوهُ أَعْدَائِكَ
(Allahım! Dostlarının yüzlerinin nurlandığı günde benim de yüzümü nurunla nurlandır; düşmanlarının yüzlerinin kara çıkacağı günde günahlarımla benim yüzümü de kara çıkarma.)

Sağ kolunu yudukta bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ أَعْطِنِى كِتَابِى بِيَمِينِى وَحَاسِبْنِى حِسَابًا يَسِيرًا
(Allahım! Amel defterimi sağ tarafımdan ver ve benim hesabımı kolaylaştır.)

Sol kolunu yudukta bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ لَا تُعْطِنِى كِتَابِى بِشِمَالِى وَلَا مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِى وَلَا تُحَاسِبْنِى حِسَابًا شَدِيدًا
(Allahım! Amel defterimi solumdan ve arkamdan verme ve beni zorlu hesaba çekme.)

Başını mesh ettikte bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ حَرِّمْ شَعْرِى وَبَشَرِى عَلَى النَّارِ وَأَظِلَّنِى تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِكَ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّكَ
(Allahım! Saçımı ve yüzümü ateşten koru ve Senin gölgenden başka gölgenin olmadığı günde Arşının gölgesinde beni de gölgelendir.)

Kulağına mesh verdikte bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنِى مِنَ الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ
(Allahım! Beni sözü dinleyen ve onun güzeline uyanlardan eyle)

Boynuna mesh verdikte bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ أَعْتِقْ رَقَبَتِى مِنَ النَّارِ وَاحْفَظْنِى مِنَ السَّلَاسِلِ وَالْأَغْلَالِ
(Allahım! Boynumu Cehennem’den azad et ve beni zincir ve bukağılardan koru.)

Sağ ayağını yıkadıkta bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمَىَّ عَلَى الصِّرَاطِ يَوْمَ تَزِلُّ الْأَقْدَامُ
(Allahım! Ayakların kayacağı günde Sırat üzerinde iki ayağımı sabit kıl.)

Sol ayağını yıkadıkta bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ لِى سَعْيًا مَشْكُورًا وَذَنْبًا مَغْفُورًا وَعَمَلًا مَقْبُولًا وَتِجَارَةً لَنْ تَبُورَ
(Allahım! Bana şükredilen çalışma, affedilen günah, kabul edilmiş amel ve tükenmeyen kazanç nasip eyle.)

Abdest tekmil olduktan sonra bunu okuya:
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنِى مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنِى مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ وَاجْعَلْنِى مِنْ عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ وَاجْعَلْنِى مِنَ الَّذِينَ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
(Allahım! Beni çok tevbe edenlerden, temizliğe çok dikkat edenlerden, salih kullarından ve kendileri için korku ve hüzünün olmadığı kimselerden eyle.)

Badehu (ardından) semaya nazar ederek bunu okuya:
سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ
(Allah’ım, Sen’i bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Şahadet ederim ki Sen’den başka ilah yoktur. Sen’in şerikin de (ortağın) yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Sen’in kulun ve rasulündür.)

Bundan sonra dahi bir ya iki ya üç defa evvelinde besmele ile “İnna enzelnâ…” (Kadr) sûresini tecvid ve tertîl ile okuya.

18/40 — 7. Namazların Şartları (Dış Şartlar)

Ve dahi namazın farzı on ikidir. Yedisi taşrasında (dışında), beşi içinde:

Taşrasında olan:
Hadesten taharet,
Necasetten taharet,
Setr-i avret,
İstikbal-i kıble,
Vakit,
Niyet,
İftitah tekbiri.

İçinde olan:
Kıyam,
Kıraat,
Rükû,
Sücûd,
Ka’de-i ahîrede teşehhüt miktarı oturmak.

Dahi hadesten taharet (manevî temizlik); abdesti yok ise abdest almağa, cünüp ise gusül etmeğe, abdest ve gusül iktiza ettikte su bulunmazsa teyemmüm etmeğe derler.

Hadesten taharet üç şey ile tamam olur:
1. İstincasına dikkat etmekle,
2. İstibrasına dikkat etmekle,
3. Abdest azalarını yıkamada ve başına meshte farz olan yerlerde (kuru) bir yer bırakmamak ile.

Necasetten taharet (maddî temizlik) üç şey ile tamam olur:
1. Namaz kılarken giydiği esvabını necasetten pak etmekle,
2. Namaz kılarken bedenini pak etmekle,
3. Namaz kıldığı mekânı pak etmekle.

Setr-i avret (örtünme) üç şey ile tamam olur:
1. Erkekler göbeği altından dizi altına varıncaya dek olan azalarını örtmek ile,
2. Hürre (cariye olmayan) hatunlar yüz ve el ve ayaktan mâda cümle bedenlerini örtmek ve göstermemek ile,
3. Azatsız cariyeler arka ve göbekten diz altına varınca örtmekle.

İstikbal-i kıble (kıbleye dönmek) üç şey ile tamam olur:
1. Kıbleye durmakla,
2. Namazın tekmiline kadar göğsünü kıbleden ayırmamakla,
3. Allahu azimü’ş-şan’ın divan-ı mânevisinde zelil olmak ile.

Vakit üç şey ile tamam olur:
1. Her namazın evvel vaktini bilmek ile,
2. Her namazın âhir vaktini bilmek ile,
3. Namazı vakt-i mekruha (mekruh vakte) vardurmamak ile.

Niyet üç şey ile tamam olur:
1. Kıldığı namaz farz mıdır, vacip midir, sünnet midir, müstehap mıdır bilmek ile,
2. Dünya umurunu (işlerini) kalbinden çıkarmakla,
3. Allahu azimü’ş-şan’ı görmüş gibi bilip ibadet etmekle.

İftitah tekbiri (başlama tekbiri) üç şey ile tamam olur:
1. Ellerini kulağına kaldırmak,
2. Tekbiri tazim üzere etmekle,
3. Kalbinden hazır olmak ile.

19/40 — 7. Namazların Şartları (İç Şartlar ve Kemali)

Kıyam (ayakta durma) üç şey ile tamam olur:
1. Kıyama durmakla,
2. Secde yerine bakmak ile,
3. Kıyamda iken iki tarafına sallanmamak ile.

Kıraat (Kur’an okuma) üç şey ile tamam olur:
1. Cehr (açıktan ve sesli) okunur ise sadasını çıkarmak, gizli okunur ise sağır olmayan kimse kendi işitecek kadar hurufatı (harfleri) tashih ederek okumak ile,
2. Kur’an-ı Kerim’in mânasını tefekkür etmekle,
3. Tecvit üzere okumak ile.

Rükû üç şey ile tamam olur:
1. Rükûya kemaliyle varmak ile,
2. Bel ile başı beraber olmak,
3. Tumanînet (itminan) üzere durmak ile.

Secde üç şey ile tamam olur:
1. Secdeye sünnet üzere varmak ile,
2. Burnu ile alnı beraber olmak ile,
3. Tumanînet üzere olmak.

Ka’de-i ahire (son oturuş) üç şey ile tamam olur:
1. Erkekler sağ ayağını dikip sol ayağı üzerine oturmak ile ve hatunlar makatını yere koyup ayaklarını sağ tarafından çıkarmak ile,
2. “Tahiyyat’ı tazim üzere okumak,
3. Ka’de-i ahîrede salavat ve dua okumak ile.

Ve dahi namazın kemali mertebe kabul olmasının şartı: Huşu ve takva ve malâyaniyi terk ve terk-i kesel ve ibdâd. Huşu, Allahu azimuş-şan’dan havf etmeğe; malâyaniyi terk demek, dünyasına ve ahıretine yaramayan sohbeti terk etmeğe; terk-i kesel, namazın efâlini edada üşenmekliği terk etmeğe; ibdad, ezan-ı Muhammedi okunduğu vakit her işi terk edip cemaata müdavemet etmeğe derler. Namazın içinde riayeti ehem olan altı şey bunlardır: İhlas, tefekkür, havf, reca, rü’yet-i taksir, mücahede. İhlas, amelinde hulûs etmeğe; tefekkür, namaz içinde olan meseleleri düşünmeğe; havf, Allahu azimü’ş-şan’dan korkmağa; reca, Allahu azimü’ş-şan’ın rahmetini ummağa; rü’yet-i taksir, kendini taksirat üzere bilmeğe; mücahede, nefis ile ve şeytan ile cenk etmeğe derler.

Ezan-ı Muhammedi okundukta İsrafil aleyhis’s-selâm Sûr’a üfüre(yor) deyü ve abdeste kalkarken kabrimden kalkıyorum deyü, camiye giderken mahşer yerine gidiyorum deyü, müezzin ikamet edip cemaat saf saf olurken bu insan(lar) mahşer yerinde yüz yirmi saf olup seksen safı bizim peygamberimizin ve kırk safı sâir peygamberlerin ümmetleri olsa gerektir deyü, imama uyduktan sonra imam Fatihayı şerifeyi okurken sağımda Cennet, solumda Cehennem, ensemde Azrail, karşımda Beytullah, Önümde kabir, ayağım altında Sırat, acaba benim sualim asan (kolay) olur mu, ettiğim ibadet âhirette başıma taç ve yanıma yoldaş ve kabrimde çerağ olur mu, yoksa kabul olmayıp eski bez gibi yüzüme vurulur mu deyü tefekkür etmek gerek.

20/40 — 7. Namazların Vacipleri ve Sünnetleri

Ve namazın vacipleri yirmi bir kadar beyan olunmuştur:
1. İmamın arkasında “Sübhaneke”den gayrı bir şey okumamak,
2. İmam ve yalnız kılan, farzların iki rekâtında ve sair namazların her rekâtında birer kere Fatiha-yı şerife okumak,
3. Dört ve üç rekâtlı farzların iki evvelki rekâtlarında ve sâir namazların her rekâtında zamm-ı sûre etmek,
4. Üç ve dört rekâtlı farzlarda Fatiha-yı şerifeyi iki evvelki rekâtlarda tahsis etmek,
5. Bir farzdan bir farza intikal etmek,
6. Fatiha’yı (zamm-ı) sûreden evel okumak,
7. Ka’de-i ûlâ (ilk oturuş) da oturmak,
8. Ka’de-i ûlâda Tahiyyat okumak,
9. Ka’de-i ahîre (son oturuş) de Tahiyyat okumak,
10. Selâm lafzı ile namazdan çıkmak,
11. Salat-ı vitir (vitir namazı) de Kunut duasını okumak,
12. Bayram namazını kılarken zait (ilave) olan tekbiri almak,
13. İhfa (gizli) ile okunacak yerde ihfa ile okumak,
14. Cehr (açıktan, sesli) ile okunacak yerde cehr ile okumak,
15. Tadil-i erkân üzere kılmak,
16. Kendi namazda okursa yahut imamından işitirse tilavet secdesin(i) etmek,
17. İktiza etmiş ise secde-i sehv etmek,
18. Dört rekât olan farzlarda ka’de-i ûlâda Tahiyyat okuduktan sonra eğlenmeyip kalkmak,
19. Her halde imama tâbi olmak,
20. Özrü yok iken farzları cemaatle kılmak —bir kavle göre-,
21. Kurban bayramının arefesinin sabah namazından dördüncü günün ikindi namazına kadar farzların akabinde tekbir almak.

Ve dahi namazın otuz dört kadar sünnetleri beyan olunur:
1. Misvak tutunmak,
2. İftitah tekbirinde ve vitrin Kunut tekbirinde ellerin(i) kulaklarına ve avretler omuz beraberine kaldırmak,
3. İftitah ve Kunut tekbirlerinde avuçlarını kıbleye teveccüh ettirmek,
4. Kıyamda ellerin(i) bağlamak,
5. Sağ elini sol eli üzerine komak,
6. Erler göbeğinden aşağı ve avretler göğsü beraberine bağlamak,
7. Her namazın evvelki rekâtında imam olsun, cemaat olsun, yalnız olsun “Sübhâneke” okumak,
8. İmam ve yalnız kılan her evvelki rekâtında “Sübhâneke”den sonra “eûzü” okumak,
9. Kezâlik imam ve yalnız kılan cümle rekâtlarda Fatiha-yı şerifin evvelinde “besmele”-i şerife okumak,
10. İmam “ve le’d-dâllîn” dedikte imam ve cemaat ve yalnız kılan kendisi Fatiha-yı şerifeyi bitirdikte yabcacık (yavaşça) “âmin” demek,
11. Kıyamdan rükûya iner iken tekbir almak,
12. Rükûda ellerin(i) dizlerinin üzerine koyup parmakların(ı) açmak,
13. Rükûda üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-azîm” demek,
14. Rükûda beli ile başı beraber tutmak,
15. İmam ve yalnız kılan rükûdan kalkarken “semiallâhu limen hamideh” demek,
16. Cemaat ile ve yalnız kılan rükûdan kalktıktan sonra “rabbenâ leke’l-hamd” demek,
17. Kıyamdan secdeye inerken”Alluhu ekber” demek,
18. Secdede üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” demek,
19. Evvelki secdeden kalkar iken “Allahü ekber” demek,
20. İkinci secdeye iner iken “Allahü ekber” demek,
21. Secdede el parmakların(ı) bitiştirmek,
22. Erler secdede dizi üzerine secde edip oyluklarını karnından ayırmak ve hatunlar oyluklarını karnına yapıştırmak,
23. İkinci secdeden kalkar iken “Allahü ekber” demek,
24. Sağ ayağını dikip sol ayağının üzerine oturmak —erkeklere göre—,
25. Ka’de-i ahîrede “salavât” duasın(ı) okumak,
26. Sağ yanına ve soluna selâm verirken baş(ı) çevirmek,
27. Tahiyyatta ellerin(i) dizlerinin ucuna beraber tutup parmakların(ı) kendi haline bırakmak,
28. Secdede elleri ve ayak parmaklarını kıbleye çevirmek,
29. Secdeye vardıkta ellerini kulaklarına beraber tutmak,
30. Yedi aza üzerine secde kılmak (alın-burun, iki el, iki diz, iki ayak),
31. Dört rekât olan farzların son rekâtlarında yalnız Fâtiha-yı şerife okumak,
32. Sünnet-i şerife üzere ezan-ı muhammedî okumak,
33. Cemaatla olsun, yalnız olsun farzlarda ikamet (kamet) etmek,
34. İmam olan adam namazdan sonra yüzünü cemaata döndürmek.

21/40 — 7. Namaz (Müstehaplar, Âdaplar ve Mekruhlar)

Ve dahi namazın on sekiz kadar müstehapları beyan olunur:
1. Müezzin ikamette “hayye ale’s-salah” dediği zaman cemaat eğlenmeyip kalkmak,
2. İftitah (başlama) ve Vitrin Kunut tekbirlerinde erkekler başparmağını kulağının yumuşağına dokundurmak,
3. Kıyamda ellerini bağladıkta bileğini pekçe tutmak,
4. Kıyamda secde yerine bakmak,
5. Rükûda ve secdede beş (ve)ya yedi kere teşbih etmek,
6. Rükûda ayak üzerine nazar etmek (bakmak),
7. Rükûda ayakların(ı) kavuşturmak,
8. Kıyama kalkar iken (ayakları) açmak,
9. Yüzünden evvel elini yere koymak,
10. Secdede yüzünün iki yanına nazar etmek,
11. Selâm verirken omuz başına nazar etmek,
12. İmamın solunda olan kimse selâm verirken imama ve Hafaza meleklerine ve cemaata niyet etmek,
13. İmamın sağında olan kimse Hafaza meleklerine ve cemaata niyet etmek,
14. Sağında ve solunda kimse yoğise ancak Hafaza meleklerine niyet etmek,
15. Namaz içinde terini silmek,
16. Öksürüğü terk etmek,
17. Esnemeği terk etmek,
18. Tahiyyata oturdukta oylukları üzerine bakmak.

Ve dahi namazın âdapları:
1. Yalnız kılmış yahut imam ile kılmış selâmın akîbinde “Allâhumme ente’s-selâmu ve minke’s-selâmü tebarekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm” demek,
2. Âyete’l-kürsî okumak,
3. 33 kere “Sübhanellah” demek,
4. 33 kere “Elhamdülillah” demek,
5. 33 kere “Allahu ekber” demek,
6. Bir kere “Lâ ilahe illallâhu vahdehu la şerike leh lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdu ve huve âlâ külli şey’in kadîr” demek,
7. Ellerini kıble-i dua (dua kıblesi) olan Arş’a kaldırıp hulûs üzere dua etmek,
8. Cemaatle ise duayı beklemek,
9. Dua esnasında “âmîn” demek,
10. Duanın hitamında (sonunda) elini yüzüne çalmak.

Ve dahi namazın mekruhları:
1. Boynunu eğip iki yanına bakmak,
2. Üzerinde bir şey ile oynamak,
3. Özürsüz secde yerini süpürmek,
4. Erler ellerini göğsüne beraber tutmak,
5. Parmaklarını çıtlatmak,
6. Özürsüz bağdaş kurup oturmak,
7. Secdede bir ayağını kaldırmak,
8. Ekâbirden birinin yanına varamayacağı esvap (elbise) ile namaz kılmak,
9. Adam yüzüne karşı kılmak,
10. Ateşe karşı kılmak,
11. Bedeninde ve libasında suret (canlı resmi) olma,
12. Esnemek,
13. Ellerin(i) kıbleden çevirmek,
14. Kelb (köpek) gibi inciklerin(i) dikip oturmak,
15. Gözlerini yummak,
16. Başı kabak (açık) kılmak,
17. Ellerin(i) kıbleden çevirmek,
18. Cemaatle kılarken önünde boş saf var iken geriki safta kılmak,
19. Hâil (engel) yoğiken kabre karşı kılmak,
20. Necasete karşı kılmak,
21. Er ile avret (erkek ile kadın) yanyana namaza durmuş, başka başka kılmak,
22. Ayak yolu haceti (tuvalete gitme ihtiyacı) var iken kılmak,
23. Secdeye iner iken özürsüz ellerin(i) evvel komak,
24. Bir rükünde iki kere bir yerin(i) kaşımak. Eğer bir rükünde elini kaldırarak üç kere kaşırsa namaz fasit olur,
25. İmamdan evvel rükûya varmak,
26. İmamdan evvel rükûdan kalkmak,
27. İmamdan evvel secdeye varmak,
28. İmamdan evvel secdeden kalkmak,
29. Bir şeye dayanıp kalkmak,
30. Secdeden kalkarken ellerinden evvel dizlerin(i) kaldırmak,
31. Yüzünde ve gözünde toz var imiş, süpürmek,
32. İkinci rekâtta, evvelki rekâtta okuduğu sûreden bir sûre atlamak,
33. Evvelki ve ikinci rekâtlarda yahut bir rekâtta bir sûreyi iki kere okumak,
34. Aşağıdan yukarı yani meselâ evvelki rekâtta “Tebbet” sûresini ve ikinci rekâtta “İzâ câe” sûresini okumak,
35. İkinci rekâtta evvel okuduğu sûreden üç âyet miktarı yahut ziyade okumak,
36. Özürsüz bir yere dayanıp kalkmak,
37. Sinek koğmak,
38. Omuzların(ı) açıp namaz kılmak,
39. Sahrada ise sütreyi terk etmek,
40. Adam geçecek yere durmak,
41. El parmakları ile rükûda ve secdede tesbihleri saymak,
42-50. [Çeşitli mekruhlar devam eder]

22/40 — 7. Namaz (Namazı Bozanlar)

Ve dahi 55 kadar namazı bozanlar beyan olunur:
1. Dünya kelâmı söylemek,
2. Kendisi işitecek kadar gülmek (başkası işitecek kadar gülmek namazla birlikte abdesti de bozar),
3. Amel-i kesîr işlemek,
4. Özürsüz farzın birini terk etmek,
5. İhtiyarsız farzın birini terk etmek,
6. Dünya hususu için ağlamak,
7. Özürsüz boğazını ayıtlamak,
8. Sakız çiğnemek,
9. Bir rükünde üç kere bir yerini kaşımak yahut elini kaldırarak birbirine vurmak,
10. Musafaha etmek (tokalaşmak),
11. Kendi işitecek kadar iftitah (başlama) tekbirini almamak,
12. Kendi işitecek kadar okumamak,
13. İçeride namaz kılarken dışarıdan birisi çağırdıkta “la havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm” yahut “sübhânellah” demek,
14. Kasıt ile selâm almak,
15. Ağızında şeker olup lezzet verip suyu boğazına kaçmak,
16. Dışarda namaz kılarken ağızını havaya açıp dolu ve yağmur boğazına kaçmak,
17. Hayvanın yularını üç kere tartmak,
18. Üç kere elini kaldırarak yahut üç kere burarak kehle (bit) ve pire emsali hayvan öldürmek,
19. Bir rükünde üç kıl koparmak,
20. Üç harf olarak oof demek,
21. Bir ayağıyla davan yani at üstünde şer’a mutabık olarak namaz kılarken bir rükünde özengiyi üç kere tepmek,
22. İki ayağıyla bir kere davan yani evvelki suret gibi özengiyi tepmek,
23. İmamdan ileri durmak,
24. Özürsüz bir saf kadar yürümek,
25. Saçını ve sakalını taramak,
26. Er ile avret beraber imama uyup ve imam dahi avrete niyet etmiş iken yanyana kılmak,
27. Kendi imamından gayrıya feth etmek,
28. Bir avret boş yerde imama uyarak durup sonradan cemaat gelip saf doldukta erlerin safı avrete yetişse avretin sağında ve solunda ve arkasında olan üç ademin namazı fasit olur,
29. Çocuğunu kucaklamak,
30. Bir şey yemek yahut bir şey içmek,
31. Dişinin arasında kalan nohut kadar ziyade şey yutmak,
32. İki eliyle yakasın(ı) kavuşturmak, başında olan kisvesini eliyle çıkarmak yahut çıkarıp giymek,
33. Bir musibet işitmekle “innâ lillâhi ve inna ileyhi râciûn” demek,
34. Bir sürür işitmekle “elhamdülillah” demek,
35. Bir adam namaz içinde aksırıp “elhamdülillah” demek -bir rivayette-,
36. Namaz kılarken yanında aksırana “yerhamükellâh” demek,
37. Aksıran adam namazda iken “yehdîkümullâh” demek,
38. Er avretini namazda öpmek,
39. Namazda duada altun ve gümüş ve sâir dünya metâma müteallik bir şey istemek,
40. Göğsünü kıbleden özürsüz çevirmek,
41. Secdede iken ayağın(ı) yerden kaldırmak,
42. Okuduğu Kur’an’ı yanlış okumak -mânası bozulacak kadar olur(sa)-,
43. Avret çocuğunu emzirmek,
44. Namaz içinde ayakların(ı) sürümek,
45. Hayvana üç kamçı vurmak,
46. Kapalı kapıyı açmak,
47. Üç harf yazı yazmak,
48. Kaftanını giymek,
49. Dizliğini giymek,
50. Hayvan üzerinde özürle farz namaz kılarsa hayvanın yönünü kıbleden çıkarmak,
51. Hayvanın üzerinde yük yapmak,
52. Kalbinden mürted olmak (dinden çıkmak),
53. Cünüp olmak yahut avretler hayız görmek,
54. İmam abdestim bozuldu zanniyle yerine âhari (başkası) geçmek,
55. Mâna teğayyür olunarak (bozularak) bir harfin yerine ahar (başka) harf okumak.

Ve dahi namazı bozmayanlar; önünde boş saf varise, bir ya iki adımda varırsa veya âmin dese -eğer bir ahar (başka) kimseye cevap değil ise-, kaşıyla gözüyle bir kimsenin selâmını alsa, birisi gelip kaç rekât kıldınız dese, parmaklarıyla işaret etse, bu suretlerin cümlesinde namazı bozulmaz. Bir yere bevl olunmuş (işenmiş), kuruyup pak olsa orada namaz kılınır, amma teyemmüm olmaz.

23/40 — 7. Namaz (Cemaat Fazileti ve Namazın Önemi)

Salat’da lügat mânası da var ıstılah mânası da var. Lügat mânası Allahu azimü’ş-şan’dan rahmet ve meleklerden istiğfar ve müminlerden dua etmeye derler. Istılah mânası efâl-i malume ve erkân-ı mahsusaya derler ki Türkçe namaz denilen ibadete salat ıtlâkı bu mânayadır.

Ve dahi bir gün Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti Ali kerremellâhu vechehu ve radıyallâhu anhu hazretlerine saadetle “Ya Ali namazın farzına, vacibine, sünnetine, müstahabına riayet etmek gereksin” dedikte ensardan bir zat buyurdu ki “Ya Resûlellah, Hazreti Ali bunların cümlesini bilir, bize bu namazın farzına, vacibine, sünnetine, müstahabına riayet etmenin faziletini beyan eyle, biz dahi ona göre amel edelim”. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki, “Ey benim ümmet ve ashabım, namaz Allahu azımü’ş-şan’ın hoşnut olduğudur, feriştehlerin (meleklerin) sevdiğidir, peygamberlerinin sünnetidir, marifetin nurudur, amalin efdalidir (amellerin en faziletlisidir), bedenin kuvvetidir, rızkın berekâtıdır, canın nurudur, duanın kabulüdür, Melekü’l-mevt (Ölüm meleği: Azrail) arasında şefaatçidir, kabirde çerağdır, Münker ve Nekir hazeratında cevaptır, yevm-i kıyamette (kıyamet gününde) üzerine sayeban (gölgelik), Tamu (Cehennem) ile kendi arasında perdedir, Sırat’ı yıldırım gibi geçiricidir, Uçmak’ta (Cennette) başına tacdır, Cennet’in miftahı (anahtarı)dır. Bir kimse cemaat ile iki rekât namaz kusa, başlı başına yirmi yedi rekât namaz kılsa yine cemaat ile kılınan ikinin sevabı ondan ziyadedir”. Bir rivayette “başlı başına bin rekât namaz kılsa yine cemaat ile kılınan ikinin sevabı ziyadedir”.

Cemaat ile kılmanın sevabı çoktur, lakin birkaçını beyan etmişler:
1. Müminler bir araya geldikte birbirlerine muhabbet hasıl olur,
2. Cahiller âlimlerden namazın mesailini öğrenirler,
3. Bazının namazı kabul olur ve bazının olmaz, kabul olanların hürmetine olmayanların namazı dahi kabul olur.

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ayıttı (dedi): “Ey benim ümmetim ve ashabım. Sizin için iki tarik (yol) koydum; (biri) Kur’an-ı azimü’ş-şan, biri sünnetimdir. Bunlardan gayrı yol tutan ümmetim değildir”.

Ve dahi namazı vakti ile kılmanın fazileti çoktur amma bir kaçını beyan etmişler:
1. Yüzünün nuru olur,
2. Ömrünün berekâtı olur,
3. Duası kabul olur,
4. İnsanın hayırlısı olur,
5. Cümle müminler ona muhabbet eder.

24/40 — 7. Namaz (Namazı Terk Etmenin Zararları ve İftitah Tekbirinin Fazileti)

Ve dahi namazın vaktini geçirip kılmanın on beş zararı vardır; beşi dünyada, üçü vefat ederken, üçü kabirde, dördü meydan-ı Arasat’ta.

Dünyada olan beş zarar:
1. Yüzünde nur olmaz,
2. Ömründe berekât olmaz,
3. Duası kabul olmaz,
4. Bir mümin karındaşı dua emanet eylemiş olsa o da kabul olmaz,
5. Sair ettiği ibadetlerin sevabı eline girmez.

Sekerât-ı mevtte (ölüm sırasında) olan üç zarar:
1. Aç,
2. Susuz,
3. Hor ölür. Ne kadar taam etse (yese) doymaz, ne kadar su içse kanmaz.

Kabirde olan üç zarar:
1. Kabri sıkar, kemikleri birbirine geçer,
2. Kabri ateş dolar,
3. Onun üzerine bir ejderha musallat olur, onun adına akra’ derler. Onun elinde bir kamçı ola, ateşten bir günlük uzunluğu ola, onunla bir kere vurur, yerin dibine geçer, yine çıkar, bir dahi vurur böylece kıyamete kadar ol kimseye azap etse gerektir.

Meydan-ı Arasat’ta olan dört zarar:
1. Hesabı şedid olur,
2. Allahu azimü’ş-şan’ın gadabına müstahak olur,
3. Cehennem’e dahil olur,
4. Alnına üç satir yazı yazılır; evvelki satır “bu kimse Allah’ın gadabına müstahaktır”, ikinci satır “Allah Taâlâ’nın hakkını zayi edicidir”, üçüncü satır “sen Allahu azümü’ş-şan’ın hakını zayi ettin ise bugünkü günde Allah’ın rahmetinden baîdsin (uzaksın)”.

Ve dahi “namaz dinin direğidir”, bir adam namaz kılar, dinin direğini diker, üzerine sayeban kurar, altında selamet bulur. Bir adam dört vakit namazı bile bile terk eylese, sonra kaza etmese üç mezhebe göre katli lazım gelir. Bizim mezhebimize göre katli lazım gelmez ama ekber-i kebâirden bir büyük günah işlemiş olur ve habs-i medid (uzun ve devamlı hapis) lazım gelir. Bir adam bir vakit namazı bile bile terk eylese sonra kaza etse bir hafta miktarı yani ahırette seksen yıl yansa gerektir.

Ve dahi imama uyanlar dört nevidir: Müdrik, muktedi, mesbûk, lâhık. Müdrik: İftitah tekbirini (namaza başlama tekbirini) imam ile beraber alana; muktedî: İftitah tekbirini imam ile beraber almayıp sonra alana; ve mesbûk: İmam rekâtların birini ya ikisini kıldıktan sonra uyana; ve lâhık: İftitah tekbirinde beraber uymuş ama sonra hades vaki olup (abdesti bozulup) tekrar abdest alıp, gelip, imama uyar yine mukaddem uyduğu gibi bila kıraat rükû ve sücud tesbihlerin(i) eder, namazı kılar ona derler (ki) imamın ardındaki gibidir.

Ve dahi bir adam gelip imamı rükûda bulsa, rükûya yetişeyim deyü acele edip tekbiri iner iken alsa, imama uymuş olmaz. Ve dahi namazın beş yerde tadil-i erkânını terk etse İmam Ebu Yusuf a göre namazı fasit olur. Amma İmameyn’e göre fasit olmaz, lakin vacibi terkten cebren li’n-noksan iade lazım olur.

(Tadil-i erkânın) terkinin yirmi altı kadar zararı vardır; fakirliğe sebep olur, ahıret uleması ona buğz eder, adaletten düşer, namaz kıldığı mekân yevm-i Kıyamet’te aleyhine şehadet eder [ve diğer zararlar].

Ve dahi imamın arkasına durana yüz sevap ve sağında durana yetmiş beş sevap ve solunda durana elli sevap verilir. Evvelki safta durana yirmi beş sevap, ikinci saftan tâ geri safa varıncaya kadar durana on sevap verilir. Bu sevapların bir tanesi bin vukıyye, o vukıyyenin her bir tanesi bin dirhem ve o dirhemin her bir tanesi Uhut dağından ağır gelse gerektir.

Ve dahi bir adam iftitah tekbirini imam ile beraber alsa, güz günlerinde ağaçların yaprağı rüzgâr estikçe ne şekil dökülürse ol adamın günahları da öyle dökülse gerektir.

Pes Resûlüllah hazretleri “Ey benim ümmet ve ashabım, yedi kat yerler ve yedi kat gökler kâğıt olsa ve deryalar mürekkep olsa ve bütün ağaçlar kalem olsa ve cümle melâikeler kâtip olsalar, kıyamete kadar yazsalar yine imam ile alınan iftitah tekbirinin sevabını yazamazlar” deyi buyurmuş.

25/40 — 8. Yoksulluğun Sebepleri

Ve dahi hadiste şöyle gelmiştir:

Peygamberimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm buyurmuş ki: “İnsana yoksulluk yirmi dört şeyden hâsıl olur:
1. Ayakta bevl etmek (işemek),
2. Cünüp iken taam etmek (yemek),
3. Ekmek ufağın(ı) hor tutup basmak,
4. Soğan ve sarımsak kabuğun(u) ateşe yakmak,
5. Âlimlerin önünce yürümek,
6. Atasına ve anasına adıyla çağırmak,
7. Rast geldiği ağaç ve süpürge çöpüyle dişin(i) kurcalamak,
8. Elin(i) balçıkla yumak,
9. Eşik üzerine oturmak,
10. Bevl ettiği (işediği) yerde abdest almak,
11. Çanağı ve çömleği yumadan (yıkamadan) taam (yemek) koymak,
12. Esvabını (elbisesini) üstünde dikmek,
13. Yüzünü eteği ile silmek,
14. Aç iken soğan yemek,
15. Evinde örümcek komak,
16. Sabah namazın(ı) kılıp mescitten ivelik çıkmak,
17. Erken pazara varıp ve pazardan geç çıkmak,
18. Yoksul kimseden ekmek satın almak,
19. Anaya ve ataya yavuz (kötü) duâ etmek (yani bedduâ etmek),
20. Çıplak yatmak,
21. Kapkacağı örtüsüz komak,
22. Çerağı üfürmek,
23. Her şeyi “bismillah” demeden işlemek,
24. Şalvarını ayakta giymek.”

Bunlar cümle yoksulluk getirir, müminler hazer etmek (sakınmak) lazımdır.

Dahi bir adam sabah namazına erken uyanayım derse, yatacak vakit “înna a’taynâke” sûresin(i) okusa sonra “ya Rabbi beni sabah namazına vaktiyle uyandır” dese bi-iznillâhi tâalâ ol adam sabah namazına vaktiyle uyanır.

26/40 — 9. 54 Farz

Ve dahi elli dört farzları beyan edelim:
1. Allah Teâlâ’yı bir bilip zikr etmek,
2. Helalinden yemek ve içmek,
3. Abdest almak,
4. Beş vakit namaz kılmak,
5. Cünüplükten gusül etmek,
6. Kişinin rızkına Allah Teâlâ(nın) kefil olduğunu hak bilmek,
7. Helalden pak libas (elbise) giymek,
8. Hakk’a tevekkül etmek,
9. Kanaat etmek,
10. Nimetlerin mukabilinde Rabbi Teâlâ’ya şükr etmek,
11. Cenab-ı Bâri’den gelen kazaya razı olmak,
12. Belalara sabr etmek,
13. Günahlarından tevbe etmek,
14. İhlas üzere ibadet etmek,
15. Şeytanı düşman bilmek,
16. Kur’an-ı azimü’ş-şan’ı hüccet (delil) tutmak,
17. Ölümü hak bilmek,
18. Allahu azimü’ş-şan’ın sevdiğini sevip sevmediğinden kaçmak,
19. Babaya ve anaya iyilik etmek,
20. Emr-i maruf eyleyip emr-i münkeri nehy etmek,
21. Akrabayı ziyaret etmek,
22. Emanete hıyanet etmemek,
23. Daima Allah Teâlâ’dan havf edip (korkup) ferahı terk etmek,
24. Allahu azimü’ş-şan’a ve Resulüne itaat etmek,
25. Günahtan kaçıp ibadet(l)e meşgul olmak,
26. Padişaha mutî (itaatkâr) olmak,
27. Âleme ibret nazarıyla nazar etmek,
28. Tefekkür etmek,
29. Dilini fuhuş kelâmdan hıfz etmek (korumak),
30. Kalbini pak etmek,
31. Hiç bir kimseyi maskaralığa almamak,
32. Harama bakmamak,
33. Her halde mümin sözüne sadık olmak,
34. Kulağını münkirat dinlemekten men etmek,
35. İlim talep etmek,
36. Kilesini ve terazisini (ölçü ve tartısını) hak üzere tutmak,
37. Allahu azimü’ş-şan’ın azabından emin olmayıp daima korkmak,
38. Fukaraya sadaka vermek, yardım etmek,
39. Allahu azimü’ş-şan’ın rahmetinden ümidin(i) kesmemek,
40. Nefis hevasına tâbi olmamak,
41. Fî sebilillâh (Allah yolunda, Allah için) taam yedirmek,
42. Kifayet miktarı rızık talep etmek,
43. Malının zekâtın(ı) vermek,
44. Hayız ve nifas halinde ehline yakın olmamak,
45. Cemî-i masiyetten (bütün günahlardan) kalbini pak etmek,
46. Tekebbürlüğü (büyüklenmeyi) terk etmek,
47. Baliğ (ergin) olmadık yetimin malını hıfz etmek (korumak),
48. Taze gulama (oğlana) yakın olmamak,
49. Beş vakit namazı hıfz etmek,
50. Zulm ile kimsenin malını yememek,
51. Allahu azimü’ş-şan’a şirk koşmamak,
52. Zinadan kaçmak,
53. Şarap içmemek,
54. Yok yere kasem (yemin) etmemek.

27/40 — 10. İslâm’ın Binası ve Zekât

Ve dahi İslâmın binası beştir yani İslâm beş şey üzerine bina kılınmıştır:
1. Kelime-i şehadet getirmek,
2. Beş vakit namaz kılmak,
3. Ramazan-ı şerif orucun(u) tutmak,
4. Eğer farz ise yılda bir kere zekât vermek,
5. Kudreti var ise ömründe bir kere hacca gitmek.

Ve dahi zekâtın farz olmasına delil “Namazı kılınız, zekâtı veriniz.” (Bakara 2/43) âyet-i kerimesidir.

Ve dahi on iki kimseye zekât vermek caiz değildir:
1. Mecnuna,
2. Meyyit (ölü) kefenine,
3. Borcuna tuta,
4. Kâfire,
5. Ağniyaya (zenginlere),
6. Usûlüne ve furûuna,
7. Zevcesine (eşine),
8. Kölesine,
9. Mükâtebesine,
10. Müdebberesine,
11. Avret erine (kadının kocasına) vermek ihtilaflıdır, esah olan vermez.

Ve dahi bir kimseyi yabancı zan etmiş evladı (çıkmış) veya Müslüman zan etmiş kâfir çıkmış olsa bu mezkûr olan kimselere zekât vermiş olsa esah olan iade etmez.

Zekâtı yedi kimseye vermek caizdir:
1. Istılah-ı şeriat üzere olan miskine,
2. Fukaraya,
3. Borçluya,
4. Zekât devşirmeye memur olana -ücreti mikdarı-,
5. Vilayetinde malı var, burada fakir olana,
6. Seferden münkatı olana,
7. Hacdan münkatı olana.

Ve dahi zekâtın farz olmasının şartı altıdır:
1. Müslüman ola,
2. Baliğ ola,
3. Akıllı ola,
4. Hür ola,
5. Nisaba mâlik ola,
6. Üzerinden (bir) yıl geçe.

Ve dahi kurbanın şartı üçtür:
1. Müslüman ola,
2. Mukim ola (yolcu olmaya),
3. Gani (zengin) ola.

(Kurbanın) rüknü koyun ve deve ve sığır olmak. Bir deve veya bir sığır yedi kurban yerine geçer; yedi kişi kurban etmek caizdir. Bir ahar (başka) kişi ben de zam olayım dese cümlesinin kurbanı fasit olur.

Ve dahi haccın rüknü üçtür:
1. Niyet-i ihram yani hacca niyet etmek,
2. Arafat’ta vakfeye durmak,
3. Tavaf-ı ziyaret etmek.

Arafat’ta vakfeye durmanın evvel vakti Zilhiccenin dokuzuncu günü zeval vaktinden ertesi sabah oluncaya dekdir.

Ve dahi tavaf yedi nevidir:
1. Tavaf-ı ziyaret,
2. Tavaf-ı umre -bunlar farzdır-,
3. Tavaf-ı kudüm -sünnettir-,
4. Tavaf-ı veda,
5. Tavaf-ı nezr -vaciptir-,
6. Tavaf-ı nafile,
7. Tavaf-ı tatavvu -müstehaptır-.

Ve dahi hac için ihrama niyet etmek farzdır, ihram bezi tutunmak sünnettir, cemîi dikilmiş esvaptan âri olmak vaciptir.

Ve hac(cın) farz olmasının şartı yedidir:
1. Müslüman ola,
2. Baliğ ola,
3. Akıllı ola,
4. Sağ ola,
5. Köle olmaya,
6. Havâic-i asliyesinden (temel ihtiyaçlarından) ziyade şey ola,
7. Yola emin ola.

28/40 — 11. Cenaze Namazı

Ve dahi cenaze namazı ve defin etmek ve yıkamak ve kefen, cümlesi farz-ı kifayedir.

Ve dahi kefen üç nevidir: Kefen-i farz ve kefen-i sünnet ve kefen-i kifaye. Kefen-i sünnet erlere üç ve avretlere beştir. Kefen-i kifaye erlere iki, avretlere üçtür. Kefen-i farz erlere bir, avretlere birdir. Kefen bulunmayıp harir (ipek) bulunsa erlere bir kat, avretlere iki kat kifayet eder.

Ve dahi cenaze namazında imamete evlâ olan evvelâ padişahtır, ondan sonra kadî-i belde (belde kadısı), ondan sonra cumaya mezun olan hatip, ondan sonra imam-ı hay -imam-ı hay deyü meyyitin (ölünün) hayatında hüsnüzan ettiği âlim kimsedir-, ondan sonra meyyitin velisidir. Velisi gelmeyince zikr olanlardan mâda bir ahar (başka) kimse kıl(dır)mış olsa velisi muhayyerdir, dilerse çevirir (yeniden kıldırır) dilerse çevirmez.

Ve dahi bir adamın yarısı ortasından biçilmiş olup yalnız yarısı bulunsa onun namazı kılınmaz. Bir adamın başı yok gövdesi var, onun namazı kılınmaz. Bir meyyit bulsalar her yeri parça parça olmuş, her parçası bir yerde olsa onun namazı kılınmaz, ol parçaları bir yere getirseler namazı kılınır.

Bir cenazeyi yıkasalar, “bir yeri kuru kaldı” deseler, eğer başı bağlanmadı ise onu yıkarlar ama kabre vardıktan sonra, “bunun abdest azalarından bir yeri kuru kaldı” deseler ol yeri yıkarlar, namazın(ı) kılarlar. Kabre koyup üzerini örttükten sonra haber verseler ol vakit çıkarmazlar.

Ve dahi bir cenazeye teyemmüm ettirseler götürürken su bulunsa muhayyerdir. Bir beldede çok adamlar fevt olsa hepsinin birden namazını kılmak caizdir -şer’a tatbik olunarak-, lakin evlâ olan birer (birer) kılmak gerektir.

Ve dahi cenaze namazına “Allah Teâlâ’nın rızası için namaza, meyyit için duaya, uydum şu hazır olan imama” deyü niyyet ede.

Ve dahi bir adamı hırsızlık ederken tutsalar re’y-i hâkim ve vali ile öldürseler yahut bir adam padişaha âsi olup öldürseler yahut bir adam kendi anasını yahut babasını öldürse bunların namazları kılınmaz.

Ve dahi bir adam kendi kendini öldürse onun namazı kılınmaz, -İmam Ebu Yusuf indinde kılınır-.

29/40 — 12. Ehl-i Sünnet’in On Alâmeti

Ve dahi “Ehl-i Sünnet” olanların on alameti vardır:
1. Cemaata müdavemet eder,
2. Fâsık (günahkâr) demeyip imama uyar,
3. Edik üzerine meshi caiz görür,
4. Ashaba ve Resûlüllah’a ar verir söz söylemez,
5. Padişaha kılıç çekmez,
6. Dinde bi-gayr-ı hakkın mücadele etmez,
7. Dinde şek (şüphe) etmez,
8. Hayrı, şerri Allah Teâlâ’dan bilir,
9. Ehl-i kıbleyi tekfir etmez (namaz kılana kâfir demez),
10. Dört ashabı diğer ashab üzerine tercih eder.

İşte ol on alamet bunlardır. Ondan sonra dört ashab’ın içinde Ebu Bekiri’s-Sıddîk cümlesinden uludur ve ondan sonra Hazreti Ömer uludur, ondan sonra Hazreti Osman uludur, ondan sonra Hz. Ali uludur. Ebu Bekir radıyallâhu anhu iki yıl üç ay ve yirmi gün hilafet etti. Ömeru’l-Faruk radıyallâhu anhu on sene altı ay dört gün hilafet etti. Osman-ı Zi’n-Nureyn radıyallâhu anhu on bir sene on bir ay ve on sekiz gün hilafet etti. Hazreti Ali radıyallâhu anhu dört sene on ay ve bir gün hilafet etti. Ve oğlu Hasan radıyallâhu anhu altı ay hilafet etti. Cümlesi otuz yıldır.

Ve dahi keramet-i evliya (velilerin kerameti) haktır. Cümle velilerin efdali (en faziletlisi) Hazreti Ebu Bekiri’s-Sıddîk’tir… Hazreti Ömer radıyallâhu anhu… Hazreti Osman-ı Zi’n-Nûreyn radıyallâhu anhu… Hazreti Ali kerremellâhu vechehu ve radıyallâhu anhu, hilafeti icma-i ümmet ile sabittir, Resûlüllah’ın damadıdır, tarikat ilminde mahirdir.

30/40 — 13. Ahkâm-ı Şer’iyye

Ve dahi ahkâm-ı şer’iyye (şer’î hükümler) sekizdir: Farz, vacip, sünnet, müstehap, mubah, haram, mekruh, müfsit. Farz oldur ki onu Allahu azimü’ş-şan buyurmuş ola, buyurduğu “şüphesiz delil” ile belli olmuş ola; iman, Kur’an, abdest almak, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, cünüplükten gusül etmek gibi.

Farz dahi üç nevidir: Farz-ı dâim, farz-ı muvakkat, farz-ı ale’l-kifaye. Farz-ı dâim “Amentü billahi ilâ ahırihi” bilip ve inanıp daim ittikat etmeye derler. Farz-ı muvakkat amelin vakti geldikte işlediğimiz farz olan amellere derler. Farz ale’l-kifaye onu elli adamdan yahut yüz adamdan birisi işlese sairlerinden sakıt olur; selâm almak ve selâm vermek gibi, cenaze namazı kılmak ve cenazeyi gasl etmek (yıkamak) gibi.

Ve dahi bir farz içinde beş farz vardır: Bu farzın ilmi farz, ameli farz, miktarı farz, itikadı farz, ihlası farz, inkârı küfürdür.

Vacip oldur ki onu Allahu azimü’ş-şan buyurmuş ola, buyurduğu “şüpheli delil” ile belli olmuş ola. Vacip olduğuna inanmayan kâfir olmaz lakin işlemeyen Cehennem azabına layık olur.

Ve dahi sünnet; onu Resûlüllah sallallâhu aheyhi ve sellem hazretleri bir kere (ve)ya iki kere terk etmiş ola. Terk edene azap olmaz lakin itaba ve şefaattan mahrum olmağa layık olur.

Sünnet dahi üç nevidir: Sünnet-i müekkede, sünnet-i gayrı müekkede, sünnet-i ale’l-kifaye.

Ve dahi müstehap; onu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem ömründe bir kere yahut iki kere işlemiş ola. İşlemeyene azap da ve itab da olmaz, şefaattan mahrum kalmak da olmaz lakin işleyene sevap çoktur demişler.

Müstehap dahi üç nevidir: Müstehap, âdap, mendup. Bu üçünün de sevabı birdir lakin bazılar(ı) bazından ziyadedir demiş.

Ve dahi mubah oldur ki onun ne işlemesinde sevap var ve ne terkinde azap var.

Ve dahi haram olur ki onu Allahu azimü’ş-şan hazretleri nehy etmiş ola yani kullarına işleme(yi)n demiş ola.

Haram dahi iki nevidir: Biri haram lî-aynihi ve biri haram li-gayrihi. Evvelki adam öldürmek ve zina ve livata etmek ve hamr (şarap) içmek ve hınzır (domuz) eti yemek gibi.

Ve dahi mekruh, kişinin işlediği amelin sevabını gideren şeye derler. Mekruh dahi iki nevidir: Biri kerahet-i tahrimiye ve biri kerahet-i tenzihiye.

Ve dahi müfsit, kişinin işlediği amelleri temelinden giderene derler; imanı ve nikâhı ve haccı ve zakâtı ve bey’i ve şirayı (alım ve satımı) bozan gibi.

31/40 — 14. Sıfat-ı İmân (Allah’ın Sıfatları)

Ve dahi sıfat-ı iman altıdır:

“Âmentü billahi”: Ben Allahu azimü’ş-şan’ın varlığına ve birliğine inandım, iman getirdim. Allahu azimü’ş-şan vardır ve birdir, şeriki (ortağı) ve nazîri (benzeri) yoktur, mekândan münezzehtir, kemal sıfatlarıyla muttasıftır ve noksan sıfatlardan beridir.

Ve dahi Allahu azimü’ş-şan hakkında bizlere bilmesi vacip olan sıfat-ı nefsiyye birdir: Vücud (var olmak).

Ve dahi Allahu azimü’ş-şan hakkında bize bilmesi vacip olan sıfât-ı zatiyye beştir:
Kıdem: Allahu azimü’ş-şan’ın varlığının evveli olmamak,
Beka: Allahu azimü’ş-şan’ın varlığının ahiri (sonu) olmamak.
Kıyam bi-nefsihi: Allahu azimü’ş-şan’ın zatında ve sıfatında ve ef’âlinde kimseye muhtaç olmaması.
Muhalefettin li’l-havâdis: Allahu azimü’ş-şan’ın zatında ve sıfatında kimseye benzememesi.
Vahdaniyyet: Allahu azimü’ş-şan’ın zatında ve sıfatında ve ef’âlinde şeriki (ortağı) ve nazîri (benzeri) yoktur.

Ve dahi Allahu azimü’ş-şan’ın hakkında bizlere bilmesi vacip olan sıfât-ı subûtiyye sekizdir:
Hayat, ilim, sem’, basar, irade, kudret, kelâm, tekvin.

Bu sıfatların mânaları:
Hayat: Allahu azimü’ş-şan’ın diri olması.
İlim: Allahu azimü’ş-şan’ın bilmesi.
Sem’: Allahu azimü’ş-şan’ın işitmesi.
Basar: Allahu azimü’ş-şan’ın görmesi.
İrade: Allahu azimü’ş-şan’ın dilemesi.
Kudret: Allahu azimü’ş-şan’ın gücünün yetmesi.
Kelâm: Allahu azimü’ş-şan’ın söylemesi.
Tekvin: Allahu azimü’ş-şan haliktır, her şeyi yaratan O’dur, O’ndan gayrı yaratıcı yoktur.

Ve dahi Allahu azimü’ş-şan’ın hakkında bize bilmesi vacip olan sıfât-ı maneviye sekizdir:
Hayy, alîm, semî, basîr, mürîd, kadîr, mütekellim, mükevvin.

Allah Taâlâ hakkında muhal olan sıfatlar bunların zıddıdır.

“Ve melâiketihi”: Dahi ben Allahu azimü’ş-şan’ın meleklerine inandım, iman getirdim. Allahu azimü’ş-şan’ın melekleri vardır, onlar nurdan halk olunmuştur. Yemezler ve içmezler, onlarda erkeklik ve dişilik olmaz. Cümlesinin efdali Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail âleyhimü’s-selâmdır.

“Ve kütübihi”: Dahi ben Allahu azimü’ş-şan’ın kitaplarına inandım, iman getirdim. Allahu azimü’ş-şan’ın kitapları vardır, cümlesi yüz dört kitaptır.

Tevrat Hazreti Musa aleyhi’s-selâma, Zebur Hazreti Davud aleyhi’s-selâma, İncil Hazreti İsa aleyhi’s-selâma, Kur’an bizim peygamberimiz Muhammed aleyhi’s-selâma nazil olmuştur.

“Ve rusulihi”: Dahi ben Allahu azimü’ş-şan’ın peygamberine inandım. Peygamberler hakkında bilmesi vacip olan sıfatlar beştir: Sıdk, emanet, tebliğ, ismet, fetanet.

“Ve’l-yevmi’l-âhıri”: Dahi ben kıyamet gününe inandım ve iman getirdim. “Ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi taâlâ”: Dahi hayır ve şer, olup ve olacakların cümlesinin Allahu azimü’ş-şan’ın takdiriyle olduğuna inandım.

32/40 — 15. İmanın Bakî Kalmasının Şartları ve İmansız Gitmenin Sebepleri

Ve dahi imanın bizde baki kalıp çıkmamasının şartı ve sebebi altıdır:
1. Biz gaibe iman getirdik; bizim imanımız gaibedir, zahire değildir.
2. Yerde ve gökte, insanda ve cinde ve meleklerde ve peygamberlerde gaibi bilir yoktur; ancak gaibi Allahu azimü’ş-şan bilir.
3. Haramı haram bilip itikat etmek,
4. Helali helal bilip itikat etmek,
5. Allahu azimü’ş-şan’ın azabından emin olmayıp daima korkmak,
6. Her ne kadar günahkâr ise Allahu azimü’ş-şan’ın rahmetinden ümidin(i) kesmemek.

Bu altı şeyden birisi bir adamda bulunmasa beşi bulunsa yahut birisi bulunsa beşi bulunmasa ol adamın islâmı sahih değildir.

Ve dahi imansız gitmenin sebepleri kırk kadar beyan olunmuştur:
1. Yaramaz itikat,
2. Zayıf iman,
3. Dokuz azasını doğru yoldan çıkarmak,
4. Günahına musir olmak,
5. Nimet-i islâmdan şükrünü kesmek,
6. İmansız gitmeden korkmamak,
7. Nahak (haksız) yere zulm etmek,
8. Sünnet üzere okunan ezan-ı Muhammedîyi dinlememek,
9. Anaya ve babaya asî olmak,
10. Çok çok yemin etmek,
11. Namazda beş yerde ta’dil-i erkânı terk etmek,
12. Namazı kolay sanıp alçak iş gibi tutmak,
13. Hamr (şarap) içmek,
14. Mümin karındaşına eziyet etmek,
15. Yalan yere evliyalık satmak,
16. Günahını unutmak,
17. Kendisini beğenmek,
18. İlim ve amelim çok demek,
19. Münafıklık etmek,
20. Haset etmek,
21-40. [Diğer sebepler: Üstadının sözünü tutmamak, yalana musir olmak, ulemadan kaçmak, erkekler harir giymek, gıybete musir olmak, komşusuna eziyet etmek, riba yemek, sihirbazlık etmek, zinaya musir olmak, livata etmek, hatununu haramdan sakınmamak, münkeri men etmemek ve diğerleri.]

33/40 — 16. İmân ve İslâm; 17. Şer’î Deliller ve Mezhep

Ve dahi iman ve islâm ikisi birdir: Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri(nin) Allahu azimü’ş-şan’dan getirdiği şeyleri dil ile ikrar ve kalp ile tasdik etmektir; buna iman ve islâm derler.

İman dahi üç kısımdır:
İman-ı taklidi; farzı, vacibi, sünneti, müstehapları bilmez, anasından babasından gördüğü gibi yatar kalkar, onun imanından korkulur.
İman-ı istidlali; farzı, vacibi, sünneti, müstehabı hem bilir hem amel eder ve hem bildirir, üstaddan varmış öğrenmiş, onun imanı kuvvetlidir.
İman-ı hakikî; cümle âlem bir yere gelse Rabbisini inkâr etseler ol etmez, asla kalbine şek ve şüphe gelmez.

Yalnız iman ile Cennet’e girilir, yalnız amel ile Cennet’e girilmez; iman amelsiz makbuldür amma amel imansız kabul değildir.

Ve dahi iman sekiz nevidir: İman-ı metbû, iman-ı ma’sûm, iman-ı makbul, iman-ı mevkuf, iman-ı merdut, iman-ı taklit, iman-ı istidlali, iman-ı hakikî.

Ve dahi iman ve islâm ve ihsan neye derler?:
İman: Altı şeye inanmağa derler,
İslâm: Allahu azimü’ş-şan’ın emrini tutmaya ve nehyinden ictinab etmeye derler,
İhsan: Allahu azimü’ş-şan’ı görür gibi ibadet etmeye derler.

Ve dahi edille-i şer’iyye (şer’î deliller) dörttür: Kitap, sünnet, icma-i ümmet, kıyas-ı müctehid.

Ve dahi mezhep deyü yola derler. Bizim iki yolumuz vardır; biri itikad yolu ve biri amel yolu. İtikad yolunda kulağuzumuz Ebu Mansur Matüridî, amel yolunda kulağuzumuz İmam-ı Azam Ebu Hanife.

Amelde mezhep dörttür: İmam-ı Azam, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Mâlik, İmam-ı Ahmed b. Hanbel. Bu dört mezhepten her hangisine olursa taklit etmek caizdir. Lakin biz İmam-ı Azam mezhebindeniz.

34/40 — 18. Dört Cevher; 19. Peygamberimizin 20 Vasfı

Ve dahi Allahu azimü’ş-şan hazretleri beni âdeme (ademoğluna) dört cevher vermiştir:
1. Akıl,
2. İman,
3. Haya,
4. Amel-i sâlih.

Bu dördü dört şeyi giderir:
Akıl; gadabı,
İman; hasedi,
Haya; ucbu (kendini beğenmişliği),
Amel-i sâlih; gıybeti.

Ve dahi amelin kabul olmasının şartı ve sebebi dörttür:
1. İlim,
2. Niyet,
3. Hulûs,
4. Sabır.

Ve dahi bizim peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine mahsus yirmi kadar sıfatlar vardır, beyan olunur:
1. İnsanla cine gönderilmiş hak peygamberdir,
2. Şeriatının hükmü kıyamete değin bakidir,
3. Şeriatı evvel geçen peygamberlerin bazı hükmünü nesh etmiştir,
4. Hâtemu’l-enbiyadır,
5. Şefaati ehl-i kebâire ve ehl-i sağâire âmdır,
6. Validesinden sünnetli doğmuştur,
7. Tebevvül ve tağavvut ettikte yer yutup misk gibi kokar idi,
8. Mübarek gölgesi asla yere düşmedi,
9. Önünden gördüğü gibi ardından dahi görür idi,
10. Mübarek ayağı kuma bassa iz olmaz, taşa bassa iz olur idi,
11. Mübarek cesedine müezziyat olan (eziyet veren) hayvanattan bir şey konmaz idi,
12. Asla ihtilam olmadı,
13. Her nereye gitmek murad eyleseler O’nun nur-ı pâki kendinden evvel varır idi,
14. Her kimin yanına dursa mübarek boyu dört parmak yüksek gösterir idi,
15. O’nun üzerinden bir beyaz bulut eksik olmadı,
16. Salât-ı evvâbîn ve kuşluk ve teheccüd namazları O’na vacip idi, bize sünnet oldu,
17. Teyemmüm ile namaz kılmak ancak O’nun şeriatıncadır,
18. Uyusa, uyansa abdesti bozulmaz idi,
19. Doğduğu gibi secdeye vardı,
20. O’nun vücud-ı pâkı dünyaya geldikten sonra şeyatîn göklere çıkamaz oldu.

Ve dahi silsile-i Resûlüllah sallallâhu taâlâ aleyhi ve sellem, Hazreti İbrahim aleyhi’s-selâmın oğlu Hazreti İsmail aleyhi’s-selâma müntehidir. Muhammedeni’l-Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri araptan Beni Haşimden Kureyş kabilesindendir, Mekke-i mükerreme’de doğmuştur, Medine-i münevvere’ye hicret etmiştir, kırk yaşında nübüvvet gelmiştir, altmış üç yaşında dâr-ı fenadan dâr-ı bekaya intikal etmiştir.

35/40 — 20. Tafsil-i İmân; 21. Misvak; 22. Yemekten Önce ve Sonra El Yıkamak

Ve dahi tafsil-i iman on ikidir:
Rabbim Allahu azimü’ş-şan’dır… Nebim (peygamberim) Hazreti Muhammed aleyhi’s-selâm… Dinim din-i islâm… Kitabım Kur’an-ı azimü’ş-şan… Kıblem Kâbe-i şerif… İtikadda mezhebim ehl-i sünnet ve’l-cemaat… Zürriyetim Hazreti Âdem zürriyetindenim… Milletim millet-i İslâm… Ümmet-i Muhammed’denim… Müminin hakka…

Elhamdülillâhi ale’t-tevfîk ve estağfirullâhe min külli taksir.

Ve dahi misvak tutunmanın on beş faidesi vardır:
1. Sekerât-ı mevtinde (ölüm anında) şehadet kelimesini getirmeğe sebep olur,
2. Dişlerin etini pekiştirir,
3. Balgamı giderir,
4. Safrayı keser,
5. Ağız ağrısını giderir,
6. Ağız kokusun(u) giderir,
7. Başın damarların(ı) pekiştirir,
8. Allahu azimü’ş-şan ondan razı olur,
9. Şeytan gamlanır,
10. Gözleri nurlanır,
11. Hayrı ve hasenatı çok olur,
12. Sünnet ile amel etmiş olur,
13. Ağzı pak olur,
14. Fasihu’l-lisan (doğru ve açık konuşan) olur,
15. İki rekât misvak ile kılınan namazın sevabı misvaksız yetmiş rekât kılınan namazın sevabından çok olur.

Ve dahi taam (yemek) yemezden evvel el yıkamanın on kadar faidesi vardır. [On faide: Arşu’r-Rahman altında melek nida eder; Kur’an âyetleri mukabelesince nafile namaz sevabı; bedenindeki kılların adedince sevap; Sıddîklar sevabına nail olmak; melâike istiğfar eder; bir lokma mukabilinde kul azad etmiş kadar sevap; her halde günahtan beri olmak; gece vefat ederse şehit olmak; gündüz vefat ederse şehit olmak.]

Ve dahi taam yedikten sonra el yıkamanın altı faidesi vardır: [Günahların af olması; damarların sayısınca sevap; kılların sayısınca sevap; rahmet deryasına gark olmak; akan damlalar sayısınca sevap; vefatta şehit olmak.]

36/40 — 23. Yemeğin Farz, Sünnet, Mekruh ve Haramı; 24. Sıcak Yemek ve Az Yemenin Faideleri

Ve dahi taam yemenin farzı altıdır:
1. Aç olmayacak kadar yemek,
2. Ol taamı yedikte ağzına lezzet gelmesini Allahu azimü’ş-şan’dan bilmek,
3. Yediği zaman doymayı ve içtiği zaman kanmayı Allahu azimü’ş-şan’dan bilmek,
4. Helalinden yemek,
5. Ol taamın kuvveti geçinceye dek Allah Taâlâ’ya kulluk etmek,
6. Kanaat etmek.

Ve dahi yemenin sünnetleri: Pabucun(u) çıkarıp yemek, diz çöküp yemek, sofrayı aşağı kurmak, sirke yemek, âhirinde (sonunda) hamd etmek, taama başlarken besmele demek, taam evvelinde tuz yemek, arpa ekmeği yemek, ekmeği eliyle paralamak, üç parmağıyla yemek, önünden yemek kabın(ın) kenarından yemek, ekmek ufağını devşirmek, kabı parmağıyla sıyırmak, üç kere parmakların(ı) yalamak, dişini kurcalamak, lokmayı küçük almak, çokça çiğnemek.

Ve dahi taam yemenin mekruhları: Sol eliyle yemek, taamı koklamak, pişmiş eti bıçak ile kesmek, besmeleyi terk etmek.

Ve dahi taam yemenin haramı: Karnı doyduktan sonra yemek, israf etmek, haram li-gayrihinin evvelinde besmele demek, davetsiz yere gitmek, izinsiz gayrın ekmeğini almak ve izinsiz gayrın bağına girmek ve meyvesin(i) koparmak, bedenine maraz (hastalık) olacak şeyi yemek, altın ve gümüş tabaktan yemek, riya ile hazırlanmış taamdan yemek, nezr ettiği taamı yemektir.

Ve dahi ısıcak taam yemenin dokuz zararı vardır:
1. Kulağı sağır olmağa sebep olur,
2. Benzi sarı olur,
3. Gözlerinin feri olmaz,
4. Dişleri sararır,
5. Ağzının lezzeti olmaz,
6. Karnı doymaz,
7. Fehmi (anlayışı) az olur,
8. Aklı az olur,
9. Bedenine maraz ârız olur.

Ve dahi taam az yemenin on faidesi vardır:
1. Bedeni kavi olur,
2. Kalbi nurlu olur,
3. Hıfzı (ezber gücü) kavi olur,
4. Geçinmesi asan (kolay) olur,
5. Amelinde lezzet bulur,
6. Allahu azimü’ş-şan’ı çok çok zikr etmiş olur,
7. Ahıreti tefekkür eder,
8. İbadetinde lezzeti ziyade olur,
9. Her şeyde isabet ve irşadı çok olur,
10. (Ahırette) hesabı asan olur.

37/40 — 25–28. İlim, Şehadet, Güzel Ahlâk ve Büyük Günahlar

Ve dahi ilim mi efdaldır, amel mi efdaldir? Beş sebep ile ilim efdaldır, zira metbûdur, amel ona tâbidir, ilim lazımdır amel melzûmdur, ilim yalnız nef verir amel ilimsiz nef vermez, ilim enbiya makamıdır.

Ömründe bir kere şehadet getirmek farzdır. Ve kelime-i şehadet getirmenin dört şartı vardır:
1. Dil ile getirirken kalbi hazır olmak,
2. Mânasını bilmek,
3. Hulûs-i kalp ile getirmek,
4. Tazim ile getirmek.

Ve dahi şehadet getirmenin yüz otuz kadar faidesi vardır. [Dünyada, ölürken, kabirde, Arasat’ta, Cehennemde ve Cennette beşer faide.]

Ve dahi kişinin seksen yedi güzel huyları vardır: İman, itikat, ehl-i sünnet, ihlas, ihsan, tevazu, zikr-i minnet, nasihat, tasfiye, gayret, gıpta, seha (cömertlik), îsâr, mürüvvet, fütüvvet (mertlik), hikmet, şükür, rıza, sabır, havf, reca, buğz-ı fîllâh, hubb-i fillâh, tevekkül, humûl, istivayı zem ve medh, mücahede, sa’y, kasd, amel, zikr-i mevt, tefviz, teslim, talebu’l-ilm, selamet-i sadr, şecaat, hilm, rıfk, inabet, vefa-yı ahd, incâz-ı va’d, husn-i hulk, zühd, kanaat, rüşd, sa’y-ı fi’l-hayrat, rikkat, şevk, haya, isabet fî emrillâh, üns-i billâh, şevk ilâ likâillâh, vakar, zekâvet, istikamet, edep, feraset, tevekkül, sıdk, murabata, müşarata, murakabe, muhasebe, mu’atebe, kezım-ı gayz, hubb-ı tûli’l-hayat li’l-ibadet, tevbe, huşu, yakîn, ubudiyet, mükâfat.

Ve dahi günah-ı kebâirin (büyük günahların) nevi çoktur, bu mahalde yetmiş ikisi beyan olunmuştur:
1. Adam öldürmek,
2. Zina etmek,
3. Livata etmek,
4. Şarap içmek,
5. Hırsızlık etmek,
6. Keyif verecek şey yemek,
7. Elin malını cebren almak,
8-72. [Diğer büyük günahlar: Yalan yere şahitlik, Ramazan orucunu özürsüz yemek, riba yemek, çok çok yemin etmek, valideynine âsi olmak, sıla-yı rahmi terk etmek, yetim malı yemek, namazı vaktinden sonra kılmak, münkeri men etmemek, Kur’an’ı unutmak, haset etmek, şirk koşmak, vb.]

38/40 — 29. Küfür Bahsi

Ve dahi küfür üçtür: Küfr-i inadı, küfr-i cehlî, küfr-i hükmî.

Küfr-i inadı: Ebu Cehil ve Firavun ve Nemrud ve Şaddad (in bildikleri halde inat ederek yaptıkları) küfür gibi.

Ve küfr-i cehlî: Avam-ı kâfirlere, bu dinin hak olduğunu bilir ve ezan-ı Muhammedi okunur iken işitirler de “gel müslüman ol” desen “biz atamızdan ve babamızdan böyle gideriz” derler.

Küfr-i hükmî deyü tazim olunacak yerde tahkir, tahkir olunacak yerde tazim eder ise buna küfr-i hükmî derler.

Küfrün yedi zararı vardır:
1. Dini ve nikâhı gider,
2. Boğazladığı yenmez,
3. Helali (hanımı) ile ettiği cima zina olur,
4. Ol adamı öldürmek vacip olur,
5. Cennet ondan ırak olur,
6. Nar-ı Cehîm (Cehennem ateşi) ona yakın olur,
7. Ol halde ölürse namazı kılınmaz.

[Çeşitli küfür meseleleri: Küfür sözlere rıza; haramı helal veya helali haram saymak; Kur’an’ı laf olarak kullanmak; “Allah göktedir” demek; namaz kılmak ağır iştir demek; “benim ilim meclisinde ne işim var” demek; şeriat hükmünü hafife almak; günahı bir şeyden saymamak; Allah’a ortak koşmak gibi çeşitli meseleler ve bunların hükümleri beyan edilmiştir.]

39/40 — 30. Hayız ve Nifas; 31. Mü’minin Hayırlısı

Ve dahi mesele-i hayzın (hayız meselesinin) ekalli (en azı) üç gündür, ekseri (en çoğu) on gündür. Nifasın (lohusalığın) ekalline had yoktur; ne vakit kesilir ise gusül edip namaz kılana kılmak gerek ve oruç tutmak gerek. Ekseri kırk gündür. Eğer kan üç günden eksik de kesilse hayız sanıp namazın(ı) kılmadı ise kaza ede, gusül lazım değildir. Ve eğer üç (gün) tamam oldukta kesilse gusül edip vakit namazın(ı) kıla. On gün tamam oldukta kesilse de ve kesilmese de gusül edip namazın(ı) kıla. Nifasın kırk günü tamam olunca kıla.

Hayzın on günü içinde (ve)ya nifasın kırk günü içinde bir iki gün kan gelmese, kesildi sanıp, gusül edip oruç tutsa, sonra geri müddet içinde kan gelse ol orucu kaza etmek gerektir.

Eğer âdetinden evvel kesilse lakin üç günden sonra olsa gusül edip namazın(ı) kıla, lakin eri ile cima etmeye. Eğer on gün tamam oldukta kesilmeyip aksa, âdetinden ilerisi hayız olmaz lakin ol günlerin namazların(ı) kaza ede.

Ramazanda sabah yeri ağardıktan sonra hayız ve nifas kesilse ol günü yemeye ve içmeye, imsak ede lakin oruç olmaz, kazası lazımdır. Ve eğer irte (tan) yeri ağardıktan sonra kan gelse ol günü yiye ve içe. Eğer ikindiden sonra görürse de ve bilcümle bir avret kan görse namazdan ve oruçtan vaz gele.

Eğer düşük düşerse parmağı ya saçı ya ağızı ya burnu belli olsa bütün oğlan doğurmuş gibi olur. Eğer hiç bir yeri belli değilse nifas olmaz lakin üç gün (ve)ya dahi ziyade akarsa hayız olur.

Ve dahi mü’minin mü’minde yedi hakkı vardır:
1. Davetine varmak,
2. İyadesine varmak (ziyaret edip hal hatır sormak),
3. Cenazesine varmak,
4. Nasihat etmek,
5. Selâm vermek,
6. Bir zâlimin elinden bir mazlumu kurtarmak,
7. Aksırdıkta “yerhamükellâh” demek.

Ve dahi mü’minin hayırlısı beş haslet(i) bulunandır:
1. Taata ikbal edici ola,
2. İlm-i nâfi’a sa’y edici ola,
3. Nâs (insanlar) onun şerrinden emin ola,
4. Elin malına tama’ etmeye,
5. Mevt (ölüm) için hazır ola.

Ve dahi Cennet dört kimseye müştaktır:
1. Dili zikr edici ola,
2. Hafız-ı kelâmullah ola,
3. İt’âm-ı taam edici (yemek yediren) ola,
4. Şehr-i ramazanda sâim (ramazan ayında oruçlu) ola.

40/40 — 32–33. Evlilik ve Karı-Koca; Ölüm

Ve dahi evlenmekte çok faide vardır. Nitekim Peygamberimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm buyurur: “Nikâh edin ve çok evladınız olsun. Zira ben kıyamette ümmetimin çokluğuyla sair ümeme (ümmetlere) iftihar ederim.”

Ve dahi bir kimse evlendiği zaman sual edip dinine kavi olanı ala, aslı yaramaz olanı almaya. Nitekim Peygamberimiz aleyhi’s-selâm buyurdu ki: “Bir kimse malından (ve hüsnünden) ötürü bir hatun alsa onun malından ve hüsnünden mahrum kalır. Ve bir kimse dininden ötürü bir hatun alsa Hak Taâlâ onun malını ve hüsnünü ziyade eyler.”

Ve dahi demişler ki avret erinden dört mertebe aşağı olmak gerektir: Biri başı ve biri boyu ve biri malı ve biri hısımı ve akrabası.

Ve dahi gerdek gecesi taam etmek sünnet-i Resuldür. Ve dahi iki rekât namaz kılıp dua eyleye ki sünnet-i Resûl’dür.

Resûl-i Ekrem buyurur: “Ya Fatıma eğer Allah Taâlâ bir ehadin bir ehade (birinin başka birine) secde etmesini emir buyursa idi ben de avretin erine secde etmesini buyurur idim”.

Ve dahi ölüm hali beyan olunur: Ey biçareler, siz ölümden kaçarsınız… Ey biçareler, ne kaçarsınız, ölüm size va’d olunmuştur, ileri geri gitmez. Hallâk-ı âlem, size eceliniz geldikte göz açıp yumunca kadar vade vermez, mukadderden ne ziyade ve ne de eksik olur.

Hak Taâlâ buyurur: “Ecelleri gelince ne bir saat gecikebilir ne de öne alabilirler” (A’raf 7/34).

Mümin için ölüm: Vadesi tamam oldukta eğer mümin ise emr olunur, Azrail aleyhi’s-selâm canını alır, üç yüz altmış melek ol canı Azrail aleyhi’s-selâmın elinden alıp cümle yaranı ve dostları suretine girip Uçmak hullelerin(i) giydirip canını Cennet sarayına ileteler, yine derhal meyyitin yanına getireler.

Masumların ölümü, hatunların ölümü, mazlumların ve sabırlıların ölümü, şehitlerin ölümü ve kâfirlerin ölümü de bu bab içinde beyan olunmuştur. Kaçan bu kişiler ölüm yastığına başın(ı) koyalar, gökler kapısı açılır, yere ol kadar melâike iner ki hesabın(ı) Mevlâ bilir. Nitekim Hak Taâlâ buyurur: “O senden, sen de O’ndan razı olarak Rabbine dön. Kullarımın arasına gir, Cennetime gir” (Fecr 89/28-30).

Yorum Yaz