İlmihal Sözlüğü
Mızraklı ilmihal içerisinden derlenen temel kelimeler ilmihal içerisinden örneklerle desteklenerek istifadenize sunulmuştur. Hata görmeniz durumunda iletişim sayfamız üzerinden bildirmeniz rica olunur.
İlmihal Sözlüğü
Namazın dış şartlarından biri olan manevî temizliktir. Farzı dörttür: yüzü yıkamak, kolları dirseklerle yıkamak, başın dörtte birine mesh etmek ve ayakları topuklarla yıkamak. Kur’an-ı Kerim’deki ‘Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi yıkayın’ (Maide 5/6) ayeti abdestin farz oluşuna delildir.
İman ile karşılaştırıldığında amelin dini anlamı, iman esaslarını kalpte benimsemenin ötesinde bu inancın davranışlara yansımasıdır. Amelin kabul olmasının dört şartı vardır: ilim, niyet, ihlas ve sabır.
Canları almakla görevli melektir. Allah’ın emriyle inananlara kolaylıkla, inkârcılara ise zorla canlarını alır.
Dini sorumlulukların başladığı ergenlik yaşına ulaşmış kişidir. İbadetlerin farz olmasının temel şartlarından biridir. Erkekte ihtilam, kızda hayız veya belirli bir yaşa ulaşma ile gerçekleşir.
Meleklerin sürekli tavaf ettiği, Kâbe’nin gökteki karşılığı olarak kabul edilen kutsal mekândır. Her melek ömründe yalnızca bir kez tavaf etme hakkına sahiptir.
Dini temeli bulunmaksızın ibadete eklenmiş yeni uygulamalardır. İstinca türleri sayılırken ‘bid’at olan: bir kimse kuru iken yellense yıkamasıdır’ denilerek küçük bid’atlere de dikkat çekilmiştir.
Dört büyük melekten biridir. Vahyi peygamberlere ulaştırmakla görevlidir. Kur’an ve diğer kutsal kitapları peygamberlere indirmiştir.
İnkârcılar ve büyük günahkârlar için hazırlandığına inanılan azap yurdudur. Müminlerin günahları kadar yanıp sonunda çıkacağı, kâfirlerin ise ebedî kalacağı bildirilmiştir.
Sekiz katı olan ebedî mükâfat yurdudur: Dâr-ı celâl, Dâr-ı karar, Dâr-ı selâm, Cennetü’l-huld, Cennetü’l-me’vâ, Cennetü adn, Cennetü’l-firdevs ve Cennetü naîm. Her birinin malzemesi farklı olarak tarif edilmiştir.
Şehirde ikamet eden, sağlıklı, hür ve erkek Müslümanlara farz olan özel namazdır. Hutbe okunmasını, imamın yetkili olmasını, öğle vaktinde kılınmasını ve genel izni şart koşar.
İslam’da en geniş itikadî ekolü oluşturan topluluktur. On alametle tanımlanır: cemaate bağlılık, meşru imama uyma, kaderine rıza, sahabeye saygı ve daha fazlası.
Hicri takvime göre her ayın dolunay günleri olan 13, 14 ve 15. günleridir. Bu günlerde oruç tutmak sünnettir.
Her namaz vaktinin girdiğini halka duyurmak için yüksek sesle okunan özel sözlerdir. Sünnet-i şerife üzere ezan-ı Muhammedi okumak namazın sünnetleri arasında sayılmıştır.
Allahu azimüşşan’ın ‘şüphesiz delil’ ile emrettiği, yapılması zorunlu olan ibadet veya davranışlardır. Terk edilmesi büyük günah sayılır, inkâr edilmesi ise küfre girer. Namaz, oruç, zekât ve hac bu kategoridedir. Farz-ı dâim (sürekli farz), farz-ı muvakkat (vakitli farz) ve farz-ı ale’l-kifaye (toplumun bir kısmının yapmasıyla diğerlerinden düşen farz) olmak üzere üç çeşidi vardır.
Kur’an-ı Kerim’in ilk suresidir. İmam ve yalnız kılan her rekâtta bir kez Fatiha okumak vaciptir. Fatiha’yı zamm-ı sureden önce okumak da vaciptir.
İbadetler, aile hukuku, miras, ticaret ve ceza gibi alanlardaki İslam hukuku kurallarını inceleyen ilim dalıdır. Dört büyük mezhep (Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli) fıkıh yorumunda farklı görüşler geliştirmiştir.
Cünüplük, hayız ve nifas gibi manevî kirlilikleri gideren tam beden temizliğidir. Farzı üçtür: ağza su vermek, burna su vermek ve bütün vücudu yıkamak. Cünüplük, hayız ve nifas halinde gusül farz olur.
Gücü yeten Müslüman’ın ömründe bir kez Mekke’ye giderek ihram giymesi, Arafat’ta vakfe yapması ve Kâbe’yi tavaf etmesinden oluşan ibadettir. Rüknü üçtür: ihrama niyet, Arafat vakfesi ve tavaf-ı ziyaret.
Namaz kılabilmek için gerekli olan manevî temizliktir. Abdesti olmayan için abdest almak, cünüp olan için gusül etmek, su bulunmayan durumda teyemmüm etmek yoluyla sağlanır.
İslam hukukunda zimmî statüsündeki gayrimüslimlerden alınan vergidir. Müslüman olmak bu vergiden muaf tutulmanın yollarından biridir.
Allahu azimüşşan’ın kullarına ‘işlemeyin’ dediği şeylerdir. Haram li-aynihi (bizzat kendisi haram olan: adam öldürmek, zina, şarap içmek gibi) ve haram li-gayrihi (elde ediliş ya da kullanım biçimi nedeniyle haram olan: çalınmış meyve gibi) olmak üzere ikiye ayrılır.
En az üç, en fazla on gün süren aylık kanamadır. Hayız halindeki kadına namaz ve oruç farz değildir, bunların kazası da gerekmez (oruç dışında). Hayızlı kadının eşiyle cinsel ilişki kurması haramdır. Hayız biten kadının gusül etmesi farzdır.
Namazın kemaliyle kabul olmasının şartlarından biridir. Allah’tan korkmayı, dünya düşüncelerini kalpten çıkarmayı ve ibadette tam bir içsel derin saygıyı ifade eder.
Cuma namazının geçerlilik şartlarından biridir. Cuma namazından önce hatip tarafından okunur. Hutbe okunurken konuşmak, Kur’an okumak ve selâm vermek mekruhtur.
Her namazın en son rekâtının sonunda yapılan oturuştur. Bu oturuşta oturmak farzdır; tahiyyat ve salavat okumak vaciptir. Selâm bu oturuştan sonra verilir.
Dört rekâtlı namazlarda ikinci rekâtın sonunda yapılan oturuştur. Bu oturuşta tahiyyat okumak vaciptir. Daha fazla oturulmadan kalkılması gerekir.
Vakti geçirilen namaz ya da oruç gibi ibadetlerin daha sonra eksiksiz yerine getirilmesidir. Kasıtlı terk ile kaçırılan ibadetlerde hem kaza hem keffaret gerekebilir.
Ramazan orucunu kasıtlı olarak bozmak gibi ağır dinî ihlallerin ardından yerine getirilmesi gereken telafi ibadetidir. Sırasıyla: köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmak şeklinde uygulanır.
İslam’ın beş şartından ilkidir. ‘Eşhedü ellâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh’ sözlerinden oluşur. Ömürde bir kere getirmek farzdır. Sekiz farklı ismi vardır.
Namaz kılarken dönülmesi gereken Mekke’deki Kâbe yönüdür. İstikbal-i kıble namazın dış şartlarından biridir. ‘Öyle ise yüzünü Mescid-i haram tarafına çevir’ (Bakara 2/144) ayetiyle farz kılınmıştır.
Namazın beş iç farzından biridir. Her rekâtta Fatiha okumak vaciptir; Fatiha’ya ek olarak bir sure ya da üç ayet eklemek de vaciptir. Cehrî namazlarda sesli, sırrî namazlarda en azından kendi işitecek kadar okunur.
Namazın beş iç farzından biridir. Namaz kılacak kişinin ayağa kalkarak durmasıdır. Kıyamda secde yerine bakılması ve iki yana sallanılmaması gerekir.
Şer’î delillerin dördüncüsüdür. Müctehid alimlerin hakkında nass bulunmayan yeni bir meseleyi, ortak illet (sebep) nedeniyle hükmü bilinen bir meseleye benzetmesiyle ulaşılan hükümdür.
Üç çeşidi vardır: Küfr-i inadı (bile bile inat ederek inkâr; Firavun ve Ebu Cehil gibi), küfr-i cehlî (bilgisizlikten kaynaklanan inkâr) ve küfr-i hükmî (tazim edilmesi gereken şeyi tahkir etmek ya da tam tersi).
Yatsı namazından sonra kılınan vitir namazının üçüncü rekâtında okunması vacip olan özel duadır. Okunmadığında secde-i sehv gerekir.
İmamla birlikte namaza başlamış; ancak abdesti bozulup yeniden alarak dönen kişidir. Döndüğünde kıraat yapmaksızın rükû ve secde tesbihlerini eder, sanki imamın arkasındaymış gibi namazını tamamlar.
Kişinin işlediği amelin sevabını gideren şeydir. İki çeşidi vardır: Kerahet-i tahrimiye (vacibin terkidir, harama yakındır) ve kerahet-i tenzihiye (sünnetin terkidir, helale yakındır). Kerahet-i tahrimiye işleyen günahkâr olur; namazda ise namazı iade etmek vacip olur.
Müstehap ile eş anlamlı kullanılmakla birlikte bazı alimlere göre aralarında derece farkı vardır. Uykuya yatarken abdest almak, hata yaptıktan sonra abdest alıp tevbe etmek gibi davranışlar menduptur.
İmam bir ya da daha fazla rekât kıldıktan sonra namaza dahil olan kişidir. İmamla birlikte kalan kısmı kılar, imam selâm verdikten sonra kaçırdığı rekâtları tamamlar.
Abdest alırken başa ve kulaklara yaş elle dokunmayı ifade eder. Ayrıca Ehl-i Sünnet inancına göre abdestli olarak giyilen deri mest veya çorap üzerine, tekrar abdest alırken yıkamak yerine yaş elle sıvazlamak da caizdir.
Hz. Peygamber’in bir gece Allah katına götürüldüğü kutsal yolculuktur. Bu yolculukta beş vakit namaz farz kılınmış, Cennet, Cehennem ve Beyt-i Mamur seyredilmiştir.
Genellikle Arak ağacından elde edilen ve dişleri fırça gibi temizlemek için kullanılan doğal araçtır. Namazdan önce ve abdest alırken kullanmak sünnettir. Misvakla kılınan iki rekât namazın sevabı misvaksız yetmiş rekâttan üstün tutulmuştur.
Ahirette insanların dünyada yaptıkları iyilik ve kötülüklerin tartılacağı ilahi ölçüdür. Oruç tutmanın faideleri arasında ‘sevabı mizanı doldurur’ ifadesi geçmektedir.
Ne yapılmasında sevap ne de terk edilmesinde azap olan eylemlerdir. Yürümek, oturmak, ev almak, helalinden yemek-içmek gibi günlük davranışlar bu kategoridedir.
İftitah tekbirini imam ile beraber alarak namazın tamamında imama uyan kişidir. Cemaatle namaz kılmanın tam anlamıyla gerçekleştiği durumdur.
Kişinin işlediği amelleri temelinden gideren şeydir. Namazı, orucu, haccı, nikâhı, alışverişi bozan unsurlar bu kategoriye girer. Müfsit gerçekleştiğinde yapılan ibadet veya akit geçersiz sayılır.
Yolcu sayılmayan, ikamet ettiği yerde kalan kişidir. Namazları tam kılar, oruç tutmak zorundadır. Kurban kesmenin şartlarından biri de mukim olmaktır.
Öldükten sonra kabirde iman, namaz, oruç, hac, zekât, kul hakkı ve temizlik konularında sorgu yapan iki melektir.
Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellemin ömründe bir ya da iki kez yaptığı eylemlerdir. Terk edene ne azap ne de itap (kınama) vardır; şefaatten mahrum kalma da söz konusu değildir. Ancak yapana çok sevap verilir.
Namaz kılabilmek için gerekli olan maddî temizliktir. Namaz kılarken giyilen elbisenin, bedenin ve namaz kılınan mekânın pislikten pak edilmesini kapsar.
Doğumun ardından gelen kanama halidir. En fazla kırk gün sürer; alt sınırı yoktur, ne zaman kesilirse o zaman gusül edip namaza başlanır. Nifas halindeki kadın için de hayızdaki hükümler geçerlidir.
Dinen zengin sayılmanın alt sınırıdır. Altın için 20 miskal (96 gr.), gümüş için 200 dirhem (640 gr.) olarak belirlenmiştir. Bu miktara sahip olup üzerinden bir yıl geçen Müslümanın zekât vermesi farz olur.
Namazın dış şartlarından biridir. Kılınan namazın farz mı, vacip mi, sünnet mi olduğunu bilmek, dünya işlerini kalbinden çıkarmak ve Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmekle tamamlanır. Niyet dil ile söylenmesi müstehap olmakla birlikte kalple yapılması yeterlidir.
Namazın beş iç farzından biridir. Belini eğmek farzdır; ‘Sübhânellah’ diyecek kadar eğlenmek vaciptir; üç kere ‘Sübhâne Rabbiye’l-azîm’ demek sünnettir.
Devamlı kan gelmesi veya yaranın akması gibi abdesti bozan durumlardan birinin sürekli olması özür halini doğurur. Sahib-i özre her vakit için abdest alıp o vakit içinde namazını kılması gibi özel kolaylaştırıcı hükümler uygulanır.
Kazaya kalmış namazı olmayan ya da en fazla beş vakit namazı kazaya kalmış olan kişidir. Bu kişi namazları sırasıyla kılmak zorundadır; sıra gözetilmeden kılınan namaz sahih olmaz.
Namazın beş iç farzından biridir. Başı secdeye koymak farzdır; üç ‘Sübhânellah’ diyecek kadar eğlenmek vaciptir; üç kere ‘Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ’ demek sünnettir. Yedi aza üzerine (alın-burun, iki el, iki diz, iki ayak) secde kılmak sünnettir.
Namaz kılarken unutma veya yanılma yoluyla bir farz geciktirilir, bir vacip geciktirilir ya da terk edilirse namazın sonunda bir tarafa selâm verilip fazladan iki secde yapılır. Bu secdeler namazı tamamlar.
Normal araçlarla en az 18 saatlik yolculuğa çıkmış, gideceği yer ikamet yeri olmayan ve 15 günden az kalacak olan kişidir. Sefer halindeyken oruç tutmama, namazları kısaltma ve Cuma namazı yükümlülüğünden muaf tutulma gibi kolaylıklardan yararlanır.
Namazın dış şartlarından biridir. Erkekler için göbekten dize kadar olan bölge, hür kadınlar için yüz, el ve ayak dışındaki tüm beden, cariyeler için arka ve göbekten diz altına kadar olan bölge örtülmelidir.
Ahirette herkesin geçmesi gereken, kıldan ince ve kılıçtan keskin olduğu bildirilen köprüdür. Namazın faziletiyle ilgili bölümde Sırat’ı yıldırım gibi geçmek namaza bağlanmaktadır.
‘Sübhânekellâhümme…’ diye başlayan ve her namazın ilk rekâtında, imam, cemaat ya da yalnız kılan herkesin okuması sünnet olan duadır.
Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellemin bir veya iki kere terk etmiş olduğu uygulamalardır. Terk edene azap olmaz; ancak şefaatten mahrum kalmaya layık olur. Sünnet-i müekkede (güçlü sünnet), sünnet-i gayrı müekkede ve sünnet-i ale’l-kifaye olmak üzere üçe ayrılır.
Namazı belirli tertip ve düzene uygun olarak kılmak; rükû, secde ve kıyam gibi beden hareketlerinin tam yapılması, aralarındaki duruşların eksiksiz yerine getirilmesidir. Namazda beş yerde tadil-i erkân terk edilirse İmam-ı Ebu Yusuf’a göre namaz fasit olur.
‘et-Tehiyyatü lillâhi…’ diye başlayan ve namazın her oturuşunda okunması vacip olan duadır. Ka’de-i ûlâ ve ka’de-i ahîrenin her ikisinde de okunur.
Allah’ın emir ve yasaklarına tam olarak uymak, haramlardan ve şüpheli şeylerden titizlikle sakınmak demektir. Namazın kemaliyle kabul olmasının şartlarından sayılmıştır.
Hac ve umrenin temel uygulamalarından biri olan Kâbe’nin etrafında yedi tur dönmektir. Yedi çeşidi vardır: tavaf-ı ziyaret ve tavaf-ı umre farzdır; tavaf-ı kudüm sünnettir; tavaf-ı veda ve tavaf-ı nezr vaciptir; tavaf-ı nafile ve tatavvu müstehaptır.
İşlenen günahtan pişman olup bir daha yapmamaya karar vererek Allah’a dönmektir. Tevbe-i nasûh (samimi, içten tevbe) deyimi de kullanılır. Tevbe etmeksizin günahlarda ısrar etmek imansız gitmene sebep sayılmıştır.
Allah’ı birlemek demektir. İslam inancının temelidir. Vahdaniyyet sıfatıyla da ifade edilir: Allah’ın zatında, sıfatlarında ve eylemlerinde ortağı ve benzeri yoktur.
Su bulunamadığında ya da kullanılamadığında abdest veya gusle geçici olarak geçen şerî temizlik yöntemidir. ‘Temiz toprağa teyemmüm ediniz’ (Maide 5/6) ayetiyle farz kılınmıştır. Elleri toprağa vurup yüze ve kollara mesh etmekten oluşur.
Kur’an-ı Kerim’deki belirli secde ayetleri okunduğunda veya duyulduğunda yapılması vacip olan secdedir. Namaz içinde veya dışında uygulanır.
Allahu azimüşşan’ın ‘şüpheli delil’ ile emrettiği yükümlülüktür. Vacip olduğuna inanmayan kâfir olmaz; ancak terk eden Cehennem azabına layık olur. Vitir namazında Kunut duası okumak, kurban kesmek ve fitre vermek vacibe örnek gösterilebilir.
Haccın rükünlerinden biridir. Zilhicce’nin dokuzuncu günü öğleden sonra Arafat’ta durulmasıdır. Bu vakfe yapılmadan hac tamamlanmış sayılmaz.
Şaban’ın son günü ile Ramazan’ın ilk günü arasında hilâlin görülüp görülmediğinin kesin bilinmediği gündür. Bu günde oruç niyet etmenin çeşitli hükümleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Namazın belirli rekâtlarında Fatiha’dan sonra en az üç ayet ya da bir uzun ayet okumak farzdır. Dört ve üç rekâtlı farzların ilk iki rekâtı ile diğer namazların her rekâtında zamm-ı sure yapmak vaciptir.
İslam’ın beş şartından biridir. Nisab miktarı mala sahip olan, akıllı, baliğ, hür ve Müslüman kişinin üzerinden bir yıl geçince malının belirlenen oranını fakir ve muhtaçlara vermesi farzdır.
Güneşin gökyüzünün tam ortasında bulunduğu, dik duran bir cismin gölgesinin sıfır olduğu andır. Güneşin batıya doğru geçmeye başlamasıyla öğle namazının vakti girer.
İslam idaresinde yaşayan ve devletle zimmet (güvence) anlaşması yapan Müslüman olmayan kişidir. Haraç ödemek karşılığında can ve mal güvencesine sahip olur.
Şer’î delillerin dördüncüsüdür. Belli bir asrın İslam âlimlerinin dinî bir mesele üzerinde fikir birliği etmesidir. İcma, Kitap ve Sünnet’ten sonra en güçlü delil kabul edilir.
Namazın dış şartlarından biri ve başlangıç noktasıdır. ‘Allahu ekber’ diyerek elleri kaldırmakla yapılır. Bu tekbirden önce kişi namaz dışındadır; bu tekbirden sonra namaza girmiş sayılır.
Herhangi bir dünyevi çıkar, gösteriş veya övgü gözetmeksizin ameli yalnızca Allah rızası için yapmaktır. Amelin kabul olmasının dört şartından biridir.
Hac veya umre niyetiyle dikiş olmayan beyaz örtülere bürünmek ve belirli yasaklara uymak suretiyle girilen özel durumudur. İhrama niyet etmek farzdır; ihram bezi tutunmak sünnettir.
Farz namazlara hemen başlanmadan önce cemaat ya da yalnız kılan tarafından okunan ve ezana benzeyen kısa sözlerdir. Cemaatla veya yalnız kılınan farz namazlarda ikamet etmek sünnettir.
Adı Numan bin Sabit olan büyük İslam fakihidir. Hanefi mezhebinin kurucusudur. Tam adı Ebu Hanife’dir; ‘İmam-ı Azam’ (en büyük imam) lakabıyla anılır. Birçok meselede farklı görüşleri olan İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed onun öğrencileridir.
Hanefi fıkhında İmam-ı Azam’ın iki büyük talebesi olan İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’i birlikte ifade eden terimdir. Bir meselede bu ikisinin görüşü İmam-ı Azam’ın görüşünden farklılaştığında ‘İmameyn’in görüşüne göre’ ifadesi kullanılır.
Hz. Peygamber’in Allah’tan getirdiği şeyleri dil ile ikrar ve kalp ile tasdik etmektir. Altı esas üzerine kuruludur: Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe ve kadere iman. Üç çeşidi vardır: taklidî, istidlalî ve hakikî iman.
Küçük tuvaletten sonra mesanenin yaşlığı gidinceye kadar yürüyerek veya başka bir yöntemle beklemeye denir. Abdest alındıktan sonra idrar sızıntısının önüne geçmek için uygulanır.
Dışarı çıktıktan sonra makatı su ile yıkamaktır. Altı nevi vardır: farz, vacip, sünnet, müstehap, mendup ve bid’at. Elbisede veya bedende bir dirhemden fazla necaset olduğunda su ile gidermek farzdır.
Kıyamet gününde Hz. Peygamber’in büyük ve küçük günah sahipleri için Allah’a aracı olmasıdır. Sünneti terk edenlerin şefaatten mahrum kalmaya layık olduğu bildirilmiştir.
İki anlamda kullanılır: birincisi kelime-i şehadeti ikrar etmek, ikincisi Allah yolunda şehit olmak. Taamdan önce ve sonra el yıkamanın faideleri arasında ‘şehit olarak vefat etmek’ de sayılmıştır.
Yaşlılık ya da hastalık nedeniyle oruç tutmaya gücü yetmeyen kişidir. Oruç tutması farz değildir; her gün için fidye vermesi gerekir.
Allah’ın zatına, sıfatlarına veya eylemlerine başka varlıkları ortak tutmaktır. İslam’da en büyük günahtır ve imanı yok eder. Kelime-i şehadet getirmenin faidesini ortadan kaldıran dört şeyden biridir.
