Süpürmek, (rüzgar vb.) silip süpürmek

V1: sweep, V2: swept, V3: swept. Okunuşu: /swiːp/. Düzensiz bir fiildir. Bir fırça/süpürge ile yeri temizlemek temel anlamıdır. Mecazen bir fırtınanın, selin veya hastalığın bir bölgeyi hızla geçip her şeyi silip süpürmesi demektir. Yaygın Kullanım: ‘sweep under the rug’ (hasıraltı etmek / sorunları gizlemek), ‘sweep someone off their feet’ (birinin aklını başından almak / ayaklarını yerden kesmek).

V1: The strong desert wind will soon sweep the sand over our tracks. (Güçlü çöl rüzgarı yakında izlerimizin üzerine kumu süpürecek/örtecektir.) | V2: The loyal servant swept the courtyard before the grand feast began. (Sadık hizmetçi büyük ziyafet başlamadan önce avluyu süpürdü.) | V3: A deadly plague has swept through the entire eastern continent. (Ölümcül bir veba tüm doğu kıtasını silip süpürdü/kasıp kavurdu.)
Ilgili: Düzensiz Fiil brush clean rush across