İtmek, zorlamak
V1: push, V2: pushed, V3: pushed. Okunuşu: /pʊʃ/. Düzenli bir fiildir. Bir nesneyi kendinden uzağa doğru güç uygulayarak hareket ettirmek veya bir insanı sınırlarına kadar zorlamak demektir. Kapıların üzerindeki meşhur ‘İtiniz’ (Push) yazısıdır. Nuans: Zıddı ‘Pull’ (çekmek) kelimesidir. Yaygın Kullanım: ‘push your luck’ (şansını zorlamak), ‘push the boundaries’ (sınırları aşmak/zorlamak).
❝V1: If the carriage gets stuck, we will have to push it. (Eğer araba sıkışırsa, onu itmek zorunda kalacağız.) | V2: He pushed the heavy wooden door, but it was locked. (Ağır ahşap kapıyı itti ama kilitliydi.) | V3: The limits of his endurance have been pushed to the edge. (Onun dayanıklılık sınırları son noktaya kadar zorlandı/itildi.)
