Dinlemek, kulak vermek
V1: listen, V2: listened, V3: listened. Okunuşu: /ˈlɪs.ən/. Düzenli bir fiildir. Sesi algılamak için bilinçli olarak dikkat kesilmek demektir. Nuans: İçindeki ‘t’ harfi KESİNLİKLE okunmaz (lisın diye okunur). ‘Hear’ (istemsizce duymak) iken ‘listen’ (dikkatle dinlemek) eylemidir. Ne dinlendiği belirtiliyorsa DAİMA ‘to’ edatı alır (listen TO music). Yaygın Kullanım: ‘listen closely’ (dikkatlice dinlemek/kulak kabartmak), ‘listen to reason’ (mantığın sesini dinlemek).
❝V1: If you listen carefully, you can hear the river flowing. (Eğer dikkatlice dinlersen, nehrin aktığını duyabilirsin.) | V2: The young apprentice listened to his master's advice. (Genç çırak ustasının tavsiyesini dinledi/kulak verdi.) | V3: I have never listened to such beautiful lute music before. (Daha önce hiç bu kadar güzel bir lavta müziği dinlememiştim.)
