Kaynamak, kaynatmak
V1: boil, V2: boiled, V3: boiled. Okunuşu: /bɔɪl/. Düzenli bir fiildir. Bir sıvının ısıtılarak fokurdaması veya yiyecekleri suda haşlamak demektir. Nuans: Fırında pişirmek ‘bake’, yağda kızartmak ‘fry’, suda haşlamak ise ‘boil’dir. Yaygın Kullanım: ‘make someone’s blood boil’ (birinin kanını beynine sıçratmak / çok sinirlendirmek).
❝V1: Please boil the water before making tea. (Çay yapmadan önce lütfen suyu kaynat.) | V2: The innkeeper boiled some potatoes for the tired travelers. (Hancı yorgun gezginler için biraz patates haşladı.) | V3: The soup has boiled for an hour. (Çorba bir saattir kaynıyor.)
