A
Sevgiliden bir parça sevgi alıp bana verenler,
Buna karşılık canımı alıp sevgiliye verdiler.
Buna karşılık canımı alıp sevgiliye verdiler.
Agardı berf île yir yir çemende cism-i nihâl
Niteki penbe-i dâg ile sîne-i abdâl
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
Meger ki hokka-i çarhuñ zamâne harrâtı
Döker tırâşesini kûh u deste berf-misâl
Zemîne dâmen-i ebr ile saçdı sîmi felek
Bu hâleti göricek mâ’ il oldı tâze nihâl
Bu fasl içinde şu kim sabrı kaldı ser-mâye
Olur nihâl-i çemen gibi gark-ı mâl u menâl
Cihânı berf ile yah tutdı kış kıyâmetdür
Aceb mi yir yüzine çıksa hep defâ’ in-i mâl
Pür oldı şâhları üzre yahdan âyineler
Garîb sûrete girdi bu fasl içinde gazâl
Meger ki ‘ âlem-i ‘ ulvîde nev-bahâr oldı
Döker şükûfe-i bâdâmı sahn-ı bâga şimâl
Sevâhil-i çemene çıkdı genc-i bâd-âverd
Yöneldi husrev-i nev-rûza devlet ü ikbal
Döşendi berf ser-â-pây sahn-ı sahrâya
Agardı rûy-ı zemîn sanki tahta-i remmâl
Nişân-ı pây-ı vuhûş u tuyûr sahrâda
Çizildi rîk-i sefîd üzre gûyiyâ eşkâl
Beyâz düşdi hele şekl-i tâli’ -i eyyâm
Misâl-i çihre-i baht-ı edîb-i ferruh-fâl
Ser-i efâzıl-ı âfâk müftî-i ‘ âlem
Sipihr-i fazl u kemâl âfitâb-ı câh u celâl
İmâm-ı saff-ı efâzıl emîr-i hayl-i kirâm
Emîn-i dîn ü düvel hvâce-i huceste-hısâl
Ebû Hanîfe-i sânî Ebu’ s-su’ ûd ol kim
Fezâ’ il içre efâzıl olupdur aña ‘ ıyâl
O kim yazılmış ezel tâk-ı bârgâhında
Melâz u melce’ -i erbâb-ı fazl u ehl-i kemâl
Şu deñlü şân-ı şerîfinde var anuñ ‘ azamet
Ki kendüsin yitürür meclisine gelse celâl
Durûb-ı tîg-i havâdisden özge bulmadılar
Şolar ki kendülerin aña tutdılar emsâl
Nücûm içinde Süreyyâ terâzû ile yürür
Ki sâdır olmaya eyyâm-ı devletinde vebâl
Kemîne-bende-i dîrînenem hudâvendâ
Bu bende cânibini lutfuñ itmesün ihmâl
Ma’ ârif ehline kapundañ irişür ma’ rûf
Fezâ’ il ehline tapuñdan irişür efzâl
Kerîm özüñle mükerrem cihânda lutf u kerem
Şerîf aduñla müşerref kabâle-i ikbâl
Arûs-ı dehre senâñı benem kılâde kılan
Güher edâ-yı girân-mâye rişte ince hayâl
Selâset-i kelimâtum safâ-yı eş’ ârum
Akar su gibi kılupdur kulûbı hep meyyâl
Terâne eylese bülbül çemende güftârum
Gelüp öñinde zemîn-bûs iderdi âb-ı zülâl
Velîkin âyine-i tab’ -ı safvet-âyînüñ
Bu rûzgârda var sûretinde gerd-i melâl
Fezâ-yı fakr u felâketde savlecân-ı kazâ
Getürdi gûy-sıfat döne döne başuma hâl
Hemîşe nergis-i ikbâl u baht hvâb-âlûd
Hemîşe turra-i tâli’ müşevveşü’ l-ahvâl
Nigîn-i baht u sivâr-ı sa’ âdet elde degül
Ayakda kodı zamâne niteki zer halhâl
Hezâr-bâr belâ pûtesinde kâl oldum
Henûz âteş-i mihnetde yok halâsa mecâl
Du’ â-yı devletine kıl ‘ azîmet ey Bâkî
Murâd neydügi ma’ lûm zâhir oldı me’ âl
Hemîşe tâ kıla keff-i direm-feşân-ı sabâ
Şitâda dâmen-i kühsâr u deşti mâl-â-mâl
Eyâdi-i keremüñ berr ü bahre şâmil ola
Niteki eyleye her cânibe şümûl-i şimâl
Cihân musahhar-ı fermân ola murâdâtuñ
Müyesser eyleye dâ’ im Müyessirü’ l-a’ mâl
Niteki penbe-i dâg ile sîne-i abdâl
Zemîne bâd-ı hevâdan çok akçe düşdi yine
Pür itdi dâmen-i sahrâyı toldı ceyb-i cibâl
Meger ki hokka-i çarhuñ zamâne harrâtı
Döker tırâşesini kûh u deste berf-misâl
Zemîne dâmen-i ebr ile saçdı sîmi felek
Bu hâleti göricek mâ’ il oldı tâze nihâl
Bu fasl içinde şu kim sabrı kaldı ser-mâye
Olur nihâl-i çemen gibi gark-ı mâl u menâl
Cihânı berf ile yah tutdı kış kıyâmetdür
Aceb mi yir yüzine çıksa hep defâ’ in-i mâl
Pür oldı şâhları üzre yahdan âyineler
Garîb sûrete girdi bu fasl içinde gazâl
Meger ki ‘ âlem-i ‘ ulvîde nev-bahâr oldı
Döker şükûfe-i bâdâmı sahn-ı bâga şimâl
Sevâhil-i çemene çıkdı genc-i bâd-âverd
Yöneldi husrev-i nev-rûza devlet ü ikbal
Döşendi berf ser-â-pây sahn-ı sahrâya
Agardı rûy-ı zemîn sanki tahta-i remmâl
Nişân-ı pây-ı vuhûş u tuyûr sahrâda
Çizildi rîk-i sefîd üzre gûyiyâ eşkâl
Beyâz düşdi hele şekl-i tâli’ -i eyyâm
Misâl-i çihre-i baht-ı edîb-i ferruh-fâl
Ser-i efâzıl-ı âfâk müftî-i ‘ âlem
Sipihr-i fazl u kemâl âfitâb-ı câh u celâl
İmâm-ı saff-ı efâzıl emîr-i hayl-i kirâm
Emîn-i dîn ü düvel hvâce-i huceste-hısâl
Ebû Hanîfe-i sânî Ebu’ s-su’ ûd ol kim
Fezâ’ il içre efâzıl olupdur aña ‘ ıyâl
O kim yazılmış ezel tâk-ı bârgâhında
Melâz u melce’ -i erbâb-ı fazl u ehl-i kemâl
Şu deñlü şân-ı şerîfinde var anuñ ‘ azamet
Ki kendüsin yitürür meclisine gelse celâl
Durûb-ı tîg-i havâdisden özge bulmadılar
Şolar ki kendülerin aña tutdılar emsâl
Nücûm içinde Süreyyâ terâzû ile yürür
Ki sâdır olmaya eyyâm-ı devletinde vebâl
Kemîne-bende-i dîrînenem hudâvendâ
Bu bende cânibini lutfuñ itmesün ihmâl
Ma’ ârif ehline kapundañ irişür ma’ rûf
Fezâ’ il ehline tapuñdan irişür efzâl
Kerîm özüñle mükerrem cihânda lutf u kerem
Şerîf aduñla müşerref kabâle-i ikbâl
Arûs-ı dehre senâñı benem kılâde kılan
Güher edâ-yı girân-mâye rişte ince hayâl
Selâset-i kelimâtum safâ-yı eş’ ârum
Akar su gibi kılupdur kulûbı hep meyyâl
Terâne eylese bülbül çemende güftârum
Gelüp öñinde zemîn-bûs iderdi âb-ı zülâl
Velîkin âyine-i tab’ -ı safvet-âyînüñ
Bu rûzgârda var sûretinde gerd-i melâl
Fezâ-yı fakr u felâketde savlecân-ı kazâ
Getürdi gûy-sıfat döne döne başuma hâl
Hemîşe nergis-i ikbâl u baht hvâb-âlûd
Hemîşe turra-i tâli’ müşevveşü’ l-ahvâl
Nigîn-i baht u sivâr-ı sa’ âdet elde degül
Ayakda kodı zamâne niteki zer halhâl
Hezâr-bâr belâ pûtesinde kâl oldum
Henûz âteş-i mihnetde yok halâsa mecâl
Du’ â-yı devletine kıl ‘ azîmet ey Bâkî
Murâd neydügi ma’ lûm zâhir oldı me’ âl
Hemîşe tâ kıla keff-i direm-feşân-ı sabâ
Şitâda dâmen-i kühsâr u deşti mâl-â-mâl
Eyâdi-i keremüñ berr ü bahre şâmil ola
Niteki eyleye her cânibe şümûl-i şimâl
Cihân musahhar-ı fermân ola murâdâtuñ
Müyesser eyleye dâ’ im Müyessirü’ l-a’ mâl
Can verme sakın aşka aşk afeti candır
Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır
Sakın isteme sevdayı gam aşkta her an
Kim istedi sevdayı gamlı aşk ziyandır
Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanında bir zehirli yılandır
Yahşi görünür yüzleri güzellerin emma
Yahşi nazar ettikte sevdaları yamandır
Aşk içre azap olduğu bilirem kim
Her kimseki aşıktır işi ahü figandır
Yadetme güzel gözlülerin merdümi çeşmin
Merdüm deyip aldanma kim içtikleri kandır
Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanmaki şair sözü elbette yalandır.
Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır
Sakın isteme sevdayı gam aşkta her an
Kim istedi sevdayı gamlı aşk ziyandır
Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanında bir zehirli yılandır
Yahşi görünür yüzleri güzellerin emma
Yahşi nazar ettikte sevdaları yamandır
Aşk içre azap olduğu bilirem kim
Her kimseki aşıktır işi ahü figandır
Yadetme güzel gözlülerin merdümi çeşmin
Merdüm deyip aldanma kim içtikleri kandır
Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanmaki şair sözü elbette yalandır.
B
Gazel
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre
Yeridür sîne-i sûzânuma külhan deseler
Anca kim yandı ohun sîne-i sûzan içre
Cânı ten içre ne sahlardum eger bilse idüm
Ki degül gizlü gam-ı lâ'l-i lebün cân içre
Ala gör ohlarını dîdelerümden ey dil
Hayfdur olmaya nâ-geh ite müjgân içre
Çâk gönlüm yarasında yaraşur peykânun
Akd-i şebnem hoş olur gonca-i handân içre
Kaddüne serv demiş goncalarun ta'nından
Duramaz bâd-ı sabâ hîç gülistân içre
Ey Fuzûlî kime sûz-ı dilümi şerh edeyüm
Yoh menüm kimi yanan âteş-i hicrân içre
Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre
Yeridür sîne-i sûzânuma külhan deseler
Anca kim yandı ohun sîne-i sûzan içre
Cânı ten içre ne sahlardum eger bilse idüm
Ki degül gizlü gam-ı lâ'l-i lebün cân içre
Ala gör ohlarını dîdelerümden ey dil
Hayfdur olmaya nâ-geh ite müjgân içre
Çâk gönlüm yarasında yaraşur peykânun
Akd-i şebnem hoş olur gonca-i handân içre
Kaddüne serv demiş goncalarun ta'nından
Duramaz bâd-ı sabâ hîç gülistân içre
Ey Fuzûlî kime sûz-ı dilümi şerh edeyüm
Yoh menüm kimi yanan âteş-i hicrân içre
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Benüm tek hîç kim zâr ü perîşân olmasun yâ Râb
Esîr-i derd-i ışk u dâg-ı hicrân olmasun yâ Râb
Dem-â-dem cevrlerdür çekdüğüm bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasun yâ Râb
Görüp endîşe-i katlümde ol mâhı budur derdüm
Ki bu endîşeden ol meh peşîmân olmasun yâ Râb
Çıharmak itseler tenden çeküp peykânın ol servün
Çıhan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Râb
Cefâ vü cevr ile mu’tâdem anlarsuz n’olur hâlüm
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Râb
Dimen kim adli yoh yâ zulmi çoh her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Râb
Fuzûlî buldı genc-i âfiyet meyhâne küncinde
Mübârek mülkdür ol mülk vîrân olmasun yâ Râb
Esîr-i derd-i ışk u dâg-ı hicrân olmasun yâ Râb
Dem-â-dem cevrlerdür çekdüğüm bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasun yâ Râb
Görüp endîşe-i katlümde ol mâhı budur derdüm
Ki bu endîşeden ol meh peşîmân olmasun yâ Râb
Çıharmak itseler tenden çeküp peykânın ol servün
Çıhan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Râb
Cefâ vü cevr ile mu’tâdem anlarsuz n’olur hâlüm
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Râb
Dimen kim adli yoh yâ zulmi çoh her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Râb
Fuzûlî buldı genc-i âfiyet meyhâne küncinde
Mübârek mülkdür ol mülk vîrân olmasun yâ Râb
Döğülmeye söğülmeye koğulmaya billâh
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam
Eylesen tûtîye tâlim-i edâ-yı kelîmât
Sözü insan olur ammâ özü insan olmaz
Ey dil ki hecre doymayıp istersin ol mehi
Şükr et bu hâle yoksa gelir yüz belâ sana
Cevr odı yaktı beni yanımda durma ey gönül
Bir tutuşmuş âteşem kurb-ı civârımdan sakın
Edemem terk Fuzûlî ser-i kûyın yârin
Vatanımdır vatanımdır vatanımdır vatanım
Ey Fuzûlî câna yetmişem gönülden şükr kim
Bağladım bir dil-bere kurtardım ancan cânımı
Cân u dil kaydını çekmekten özüm kurtardım
Cânı cânâneye ettim dili dildâra fedâ
Ah eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir
Dostum âlem seninçün ger olur düşmen bana
Gam değil zîrâ yetersin dost ancak sen bana
Esîr-i gurbetiz biz senden özge âşinâmız yok
Ayağın kesme başınçin bizim mihnet-serâlardan
Kıldı zülfün tek perişan hâlimi hâlin senin
Bir gün ey bî-derd sormazsın nedir hâlin senin
Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
Cân u ten oldukça menden derd ü gam eksik değil
Çıksa can hâk olsa ten ne can gerek ne ten bana
Avâreler felekzedeler mübtelâlarız
Alemde bir muhabbete kalmış gedâlarız
Hâlî etmiştir mahabbet beni benden dostlar
Ayb kılman âlemde görseniz bî-pervâ beni
Demen kim adli yok yâ zulmü çok her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasın yâ Rab
Tutuştu gam oduna şâd gördüğün gönlüm
Mukayyed oldu ol âzâd gördüğün gönlüm
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam
Eylesen tûtîye tâlim-i edâ-yı kelîmât
Sözü insan olur ammâ özü insan olmaz
Ey dil ki hecre doymayıp istersin ol mehi
Şükr et bu hâle yoksa gelir yüz belâ sana
Cevr odı yaktı beni yanımda durma ey gönül
Bir tutuşmuş âteşem kurb-ı civârımdan sakın
Edemem terk Fuzûlî ser-i kûyın yârin
Vatanımdır vatanımdır vatanımdır vatanım
Ey Fuzûlî câna yetmişem gönülden şükr kim
Bağladım bir dil-bere kurtardım ancan cânımı
Cân u dil kaydını çekmekten özüm kurtardım
Cânı cânâneye ettim dili dildâra fedâ
Ah eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir
Dostum âlem seninçün ger olur düşmen bana
Gam değil zîrâ yetersin dost ancak sen bana
Esîr-i gurbetiz biz senden özge âşinâmız yok
Ayağın kesme başınçin bizim mihnet-serâlardan
Kıldı zülfün tek perişan hâlimi hâlin senin
Bir gün ey bî-derd sormazsın nedir hâlin senin
Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
Cân u ten oldukça menden derd ü gam eksik değil
Çıksa can hâk olsa ten ne can gerek ne ten bana
Avâreler felekzedeler mübtelâlarız
Alemde bir muhabbete kalmış gedâlarız
Hâlî etmiştir mahabbet beni benden dostlar
Ayb kılman âlemde görseniz bî-pervâ beni
Demen kim adli yok yâ zulmü çok her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasın yâ Rab
Tutuştu gam oduna şâd gördüğün gönlüm
Mukayyed oldu ol âzâd gördüğün gönlüm
Bir güzel meth edeyim bari alem yanmasın
Pervaneler gibi herdem can-u alem yanmasın
Hüsnüne mağrurlanırsın Yusuf-u Kenan'mısın
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Ebruların şemine yanmaktadır pervaneler
Al yanağın gamzesine dizilmiş durdaneler
Zülcelalın hikmetinden ne doğurur anneler
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Gözlerin inkara benzer ebrular keman olur
Her kaçan yüzüne baksam katlime ferman olur
Yüzünü görse bir kafir şüphesiz iman bulur
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Ey Fuzuli yeter eyledin bunca cefa
Serimi yoluna koydum gelmedin sen insafa
Güzellerin padişahı ya Muhammet Mustafa
Mah yüzüne bir nikap çek ben yandım el yanmasın
Pervaneler gibi herdem can-u alem yanmasın
Hüsnüne mağrurlanırsın Yusuf-u Kenan'mısın
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Ebruların şemine yanmaktadır pervaneler
Al yanağın gamzesine dizilmiş durdaneler
Zülcelalın hikmetinden ne doğurur anneler
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Gözlerin inkara benzer ebrular keman olur
Her kaçan yüzüne baksam katlime ferman olur
Yüzünü görse bir kafir şüphesiz iman bulur
Mah yüzüne bir nikap tut ben yandım el yanmasın
Ey Fuzuli yeter eyledin bunca cefa
Serimi yoluna koydum gelmedin sen insafa
Güzellerin padişahı ya Muhammet Mustafa
Mah yüzüne bir nikap çek ben yandım el yanmasın
Biz cihan sarayını gerçekte viran bilmişiz;
Esenlik hazinesini bu virane içinde gizli bilmişiz.
Gerçi suretperest, taklit ile kendini alim bilir;
Gerçekler aleminde biz onu cahil bilmişiz.
Habersizler, şarabi, rahatlık içkisi sanırlar;
Biz zamanın bilgesiyiz; onu dökmüş; kan bilmişiz.
Anladık ki, alem mülkü kimseye vefa eylemez;
O zamandan beridir; onu Süleyman mülkü bilmişiz.
Ey Fuzuli! Ayrı sanmışın mescidi meyhaneden;
Meğer ne hata imiş ki, biz seni hep irfan ehli bilmişiz!
Esenlik hazinesini bu virane içinde gizli bilmişiz.
Gerçi suretperest, taklit ile kendini alim bilir;
Gerçekler aleminde biz onu cahil bilmişiz.
Habersizler, şarabi, rahatlık içkisi sanırlar;
Biz zamanın bilgesiyiz; onu dökmüş; kan bilmişiz.
Anladık ki, alem mülkü kimseye vefa eylemez;
O zamandan beridir; onu Süleyman mülkü bilmişiz.
Ey Fuzuli! Ayrı sanmışın mescidi meyhaneden;
Meğer ne hata imiş ki, biz seni hep irfan ehli bilmişiz!
C
Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever
Her kimün âlemde mıkdârıncadur tab'ınde meyl
Men leb-i cânânumu Hızr Ab-ı Hayvânın sever
Başa dem düştükçe taksîr eylemez eyler meded
Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciger kanın sever
Müşg-i Çîn âvâre olmuşdur vatandan men kimi
Hansı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever
Şu ki ser-gerdân gezer başında vardur ki hevâ
Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever
Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına
Kim ki bir ser-mest sâkî lâ'l-i handânın sever
N'olacakdur terk-i ışk etme Fuzûlî vehm edüb
Gâyeti derler ola bir bende sultânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever
Her kimün âlemde mıkdârıncadur tab'ınde meyl
Men leb-i cânânumu Hızr Ab-ı Hayvânın sever
Başa dem düştükçe taksîr eylemez eyler meded
Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciger kanın sever
Müşg-i Çîn âvâre olmuşdur vatandan men kimi
Hansı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever
Şu ki ser-gerdân gezer başında vardur ki hevâ
Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever
Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına
Kim ki bir ser-mest sâkî lâ'l-i handânın sever
N'olacakdur terk-i ışk etme Fuzûlî vehm edüb
Gâyeti derler ola bir bende sultânın sever
D
Gazel
Dehenin derdüme dermân dediler cânânum
Bildiler derdümi yohdur dediler dermânun
Olsa mahbûblarun ışkı cehennem sebebi
Hûr u gılmânı kalur kendüsine Rıdvân'un
Geçdi meyhâneden il mest-i mey-i ışkun olup
Ne meleksen ki harâb etdün evin şeytânun
Urmazam sıhhat içün merhem ohun yarasına
İsterem çıhmaya zevk-i elem-i peykânun
Ne bilür ohumayan Mushaf-ı hüsnün şerhin
Yere gökden ne içün indügini Kur'ân'un
Yerden ey dil göge kovmuşdu sirişküm melegi
Anda hem koymayacakdur oları efgânum
Ey Fuzûlî oluben garka-i girdâb-ı cünûn
Gör ne kahrın çekerem döne döne devrânun
Dehenin derdüme dermân dediler cânânum
Bildiler derdümi yohdur dediler dermânun
Olsa mahbûblarun ışkı cehennem sebebi
Hûr u gılmânı kalur kendüsine Rıdvân'un
Geçdi meyhâneden il mest-i mey-i ışkun olup
Ne meleksen ki harâb etdün evin şeytânun
Urmazam sıhhat içün merhem ohun yarasına
İsterem çıhmaya zevk-i elem-i peykânun
Ne bilür ohumayan Mushaf-ı hüsnün şerhin
Yere gökden ne içün indügini Kur'ân'un
Yerden ey dil göge kovmuşdu sirişküm melegi
Anda hem koymayacakdur oları efgânum
Ey Fuzûlî oluben garka-i girdâb-ı cünûn
Gör ne kahrın çekerem döne döne devrânun
Gazel
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn
Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ
Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn
Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend
Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn
Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr
Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş-ı füsûn
Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ
Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn
Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât
Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet vâj-gûn
Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân
Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn
Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn
Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn
Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf
Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn
Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl
Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn
Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ
Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn
Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend
Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn
Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr
Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş-ı füsûn
Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ
Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn
Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât
Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet vâj-gûn
Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân
Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn
Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn
Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn
Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf
Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn
Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl
Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn
Dôstum âlem senünçün ger olur düşmen bana
Gam degül zîrâ yetersin dôst ancak sen bana
Işka saldum ben beni pend almayup bir dôstdan
Hîç düşmen eylemez anı ki itdüm ben bana
Cân ü ten oldukça benden derd ü dâğ eksük degül
Çıhsa cân hâk olsa ten ni cân gerek ni ten bana
Vasl kadrin bilmedüm fürkat belâsın çekmedin
Zulmet-i hecr itdi çoh târîk işi rûşen bana
Dûd ü ahkerdür bana serv ile gül ey bâğbân
N’eylerem ben gülşeni gülşen sana külhan bana
Gamze tîgin çekdi ol mâh olma gâfil ey gönül
Kim mukarrerdür bu gün ölmek sana şîven bana
Ey Fuzûlî çıhsa can çıhman tarîk-i ışkdan
Reh-güzâr-ı ehl-i ışk üzre kılun medfen bana
Gam degül zîrâ yetersin dôst ancak sen bana
Işka saldum ben beni pend almayup bir dôstdan
Hîç düşmen eylemez anı ki itdüm ben bana
Cân ü ten oldukça benden derd ü dâğ eksük degül
Çıhsa cân hâk olsa ten ni cân gerek ni ten bana
Vasl kadrin bilmedüm fürkat belâsın çekmedin
Zulmet-i hecr itdi çoh târîk işi rûşen bana
Dûd ü ahkerdür bana serv ile gül ey bâğbân
N’eylerem ben gülşeni gülşen sana külhan bana
Gamze tîgin çekdi ol mâh olma gâfil ey gönül
Kim mukarrerdür bu gün ölmek sana şîven bana
Ey Fuzûlî çıhsa can çıhman tarîk-i ışkdan
Reh-güzâr-ı ehl-i ışk üzre kılun medfen bana
E
Aşiyan-i mürg-i dil zülf-i perişanındadır
Kanda olsam ey peri gönlüm senin yanındadır
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır
Çekme damen naz edip üftadelerden vehm kıl
Göklere açılmasın eller ki damanındadır
Bes ki hicranındadır hasiyyet-i kat'-i hayat
Ol hayat ehline hayranem ki hicranındadır
Ey Fuzuli şem'-veş mutlak açılmaz yanmadan
Tablar kim sünbül rişte-i canındadır
Kanda olsam ey peri gönlüm senin yanındadır
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır
Çekme damen naz edip üftadelerden vehm kıl
Göklere açılmasın eller ki damanındadır
Bes ki hicranındadır hasiyyet-i kat'-i hayat
Ol hayat ehline hayranem ki hicranındadır
Ey Fuzuli şem'-veş mutlak açılmaz yanmadan
Tablar kim sünbül rişte-i canındadır
Ey beni çılgın eden: benden bu kaçış hali nedir?
Niye sormazsınki, bu çılgın gönlümün ahvali nedir?
Eğer bana halk içinde ilgi göstermezsen mazursun:
Ama tenhada da yüz vermezsin, bu korku nedir?
Halimi bilmediğin için bana açmıyorsan, anlarım;
Ya halimi bilip de kasten bilmezden gelmek nedir?
Bülbülün gayreti gül arzusu yolundadır derler;
Ama gulu gördüğünde meyletmez, peki bu dava nedir?
O peri yüzlü, ben rüsvaya hiç etmez iltifat...
Ey Fuzuli! Bilmem ki, ben rüsvanın sucu nedir?
Niye sormazsınki, bu çılgın gönlümün ahvali nedir?
Eğer bana halk içinde ilgi göstermezsen mazursun:
Ama tenhada da yüz vermezsin, bu korku nedir?
Halimi bilmediğin için bana açmıyorsan, anlarım;
Ya halimi bilip de kasten bilmezden gelmek nedir?
Bülbülün gayreti gül arzusu yolundadır derler;
Ama gulu gördüğünde meyletmez, peki bu dava nedir?
O peri yüzlü, ben rüsvaya hiç etmez iltifat...
Ey Fuzuli! Bilmem ki, ben rüsvanın sucu nedir?
Ey giyip gülgûn demâdem azm-i cevlân eyleyen
Her taraf cevlân edip döndükçe yüz kan eyleyen
Ey beni mahrum edip bezm-i visâlinden müdâm
Gayri, hân-ı iltifatı üzre mihmân eyleyen!
Ey demadem reşk tiğiyle benim kanım döküp
Mey içip ağyâr ile seyr-i gülistân eyleyen.
Bunca kim efgaanımı ey mâh, işittin giceler
Dimedin bir gice; ''Kimdir bunca efgaan eyleyen.''
Aşk derdiyle olur aşık mizâcı müstakîm
Düşmenimdir dostlar, bu derde derman eyleyen.
Derd-i hicrân, natüvan etmiş Fuzûlî hasteyi,
Yok mudur Yâ Rabb devâ-yı derd-i hicrân eyleyen!
Her taraf cevlân edip döndükçe yüz kan eyleyen
Ey beni mahrum edip bezm-i visâlinden müdâm
Gayri, hân-ı iltifatı üzre mihmân eyleyen!
Ey demadem reşk tiğiyle benim kanım döküp
Mey içip ağyâr ile seyr-i gülistân eyleyen.
Bunca kim efgaanımı ey mâh, işittin giceler
Dimedin bir gice; ''Kimdir bunca efgaan eyleyen.''
Aşk derdiyle olur aşık mizâcı müstakîm
Düşmenimdir dostlar, bu derde derman eyleyen.
Derd-i hicrân, natüvan etmiş Fuzûlî hasteyi,
Yok mudur Yâ Rabb devâ-yı derd-i hicrân eyleyen!
Ey melek-sîmâ ki senden özge hayrandur sana
Hak bilür insan dimez her kim ki insandur sana
Virmeyen cânın sana bulmaz hayât-ı câvidân
Zinde-i câvîd ana dirler ki kurbandur sana
Âlemi pervâne-i şem’-i cemâlün kıldı ışk
Cân-ı âlemsin fidâ her lahza bin candur sana
Âşıka şevkunla cân virmek inen müşkil degül
Çün Mesîh-i vaktsin can virmek âsandur sana
Çıhma yârum giceler âğyâr ta’nından sakın
Sen meh-i evc-i melâhatsin bu noksandur sana
Pâdişahum zulm idüp âşık seni zâlim dimiş
Hûb olanlardan yaman gelmez bu bühtandur sana
Ey Fuzûlî hûb-rûlardan tegâfüldür yaman
Ger cefâ hem gelse anlardan bir ihsandur sana
Hak bilür insan dimez her kim ki insandur sana
Virmeyen cânın sana bulmaz hayât-ı câvidân
Zinde-i câvîd ana dirler ki kurbandur sana
Âlemi pervâne-i şem’-i cemâlün kıldı ışk
Cân-ı âlemsin fidâ her lahza bin candur sana
Âşıka şevkunla cân virmek inen müşkil degül
Çün Mesîh-i vaktsin can virmek âsandur sana
Çıhma yârum giceler âğyâr ta’nından sakın
Sen meh-i evc-i melâhatsin bu noksandur sana
Pâdişahum zulm idüp âşık seni zâlim dimiş
Hûb olanlardan yaman gelmez bu bühtandur sana
Ey Fuzûlî hûb-rûlardan tegâfüldür yaman
Ger cefâ hem gelse anlardan bir ihsandur sana
Gazel
Ey musavvir yâr timsâline sûret vermedün
Zülf ü ruh çekdün velî tâb u terâvet vermedün
Işk sevdâsından ey nâsih meni men' eyledün
Yoh imiş aklın mana yahşi nasîhat vermedün
Dün ki fursat düşdü hâk-i dergehünden kâm alam
N'oldu ey göz yaşı göz açmağa fursat vermedün
Göz yumup âlemde isterdüm açam ruhsâruna
Cânum aldun göz yumup açınca möhlet vermedün
Bu mıdur rahmün ki hâlün eyler iken kasd-i cân
Çıhdı hattun kim anı men'e de ruhsât vermedün
Verme hüsn ehline yâ Rab kudret-i resm-i cefâ
Çün vefâ çekmekde ışk ehline tâkat vermedün
Ey Fuzûlî öldün efgân etmedün rahmet sana
Rahm kıldun halka efgânunla zahmet vermedün
Ey musavvir yâr timsâline sûret vermedün
Zülf ü ruh çekdün velî tâb u terâvet vermedün
Işk sevdâsından ey nâsih meni men' eyledün
Yoh imiş aklın mana yahşi nasîhat vermedün
Dün ki fursat düşdü hâk-i dergehünden kâm alam
N'oldu ey göz yaşı göz açmağa fursat vermedün
Göz yumup âlemde isterdüm açam ruhsâruna
Cânum aldun göz yumup açınca möhlet vermedün
Bu mıdur rahmün ki hâlün eyler iken kasd-i cân
Çıhdı hattun kim anı men'e de ruhsât vermedün
Verme hüsn ehline yâ Rab kudret-i resm-i cefâ
Çün vefâ çekmekde ışk ehline tâkat vermedün
Ey Fuzûlî öldün efgân etmedün rahmet sana
Rahm kıldun halka efgânunla zahmet vermedün
Gazel
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Bu mazmûn ile hat ol safha-i ruhsâre yazmışlar
Havâs-ı hâk-i pâyun şerhini tahkîk edîp merdüm
Gubâr îlen beyâz-ı dîde-i hûnbûre yazmışlar
Girip büthâneye kılsan tekellüm cân bulur şeksiz
Musavvirler ne sûret kim der ü dîvâne yazmışlar
Muharrirler yazanda her kime âlemde bir rûzî
Bana her gün dil-i sad-pâreden bir pâre yazmışlar
Yazanda Vâmık u Ferhâd u Mecnûn vasfın ehl-i derd
Fuzûlî adını gördüm ser-i tumâre yazmışlar
Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Bu mazmûn ile hat ol safha-i ruhsâre yazmışlar
Havâs-ı hâk-i pâyun şerhini tahkîk edîp merdüm
Gubâr îlen beyâz-ı dîde-i hûnbûre yazmışlar
Girip büthâneye kılsan tekellüm cân bulur şeksiz
Musavvirler ne sûret kim der ü dîvâne yazmışlar
Muharrirler yazanda her kime âlemde bir rûzî
Bana her gün dil-i sad-pâreden bir pâre yazmışlar
Yazanda Vâmık u Ferhâd u Mecnûn vasfın ehl-i derd
Fuzûlî adını gördüm ser-i tumâre yazmışlar
F
Felek, bağrımı kan etmeden, gönlüm açılıp serpilmedi;
Beni böyle ağlatıp inletmeden sevindirmedi.
Kılmadan zulm ile yüz parça su yaralı göğsümü,
Bu bahçede, gül gibi, bir anlık bile güldürmedi.
Şükür ki, felek muradımı verdi de; ümitsiz kılıp,
Bu aşk ve sevgi isinde beni pişman eylemedi.
Dert yokmuş kimsede; yoksa, ask feyzi tabibi
Kimde dert gördü de, o derde derman eylemedi? ..
İnsanoğlu sabırsızdır; yoksa zaman
Hangi isi yavaş yavaş kolaya döndürmedi? ..
Gözyaslarımın seli yeryüzünü kapladı, ama mutluyum;
Çünkü o sel, sabrımın binasını viran eylemedi...
Aşk alış verisinde, dosta kavuşma kazancını elde ettim;
Ey Fuzuli! Canana canini veren, asla ziyan eylemedi...
Beni böyle ağlatıp inletmeden sevindirmedi.
Kılmadan zulm ile yüz parça su yaralı göğsümü,
Bu bahçede, gül gibi, bir anlık bile güldürmedi.
Şükür ki, felek muradımı verdi de; ümitsiz kılıp,
Bu aşk ve sevgi isinde beni pişman eylemedi.
Dert yokmuş kimsede; yoksa, ask feyzi tabibi
Kimde dert gördü de, o derde derman eylemedi? ..
İnsanoğlu sabırsızdır; yoksa zaman
Hangi isi yavaş yavaş kolaya döndürmedi? ..
Gözyaslarımın seli yeryüzünü kapladı, ama mutluyum;
Çünkü o sel, sabrımın binasını viran eylemedi...
Aşk alış verisinde, dosta kavuşma kazancını elde ettim;
Ey Fuzuli! Canana canini veren, asla ziyan eylemedi...
G
Gayr ile her dem nedür seyr-i gülistân etdüğün
Bezm edüp halvet kılup yüz lutf u ihsân etdüğün
Ahd bünyadın mürüvvetdür mi vîrân etdüğün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Lahza lahza müddeî pendin dür-i gûş eyledün
Kana kana gayr câm-ı şevkini nûş eyledün
Vara vara ahd ü peymânı ferâmûş eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Gayre salup mihrüni bizden savutdun âkıbet
Terk-i mihr etdün tarîk-i zulm dutdun âkıbet
Ahdler peymânlar etmişdün unuttun âkıbet
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Cürmümüz n’oldı ki bizden eyledün bîzârlığ
Biz gamun çekdük sen etdün özgeye gam-hârlığ
Sizde âdet bu mıdur beyle olur mı yârlığ
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdügün
Çerh tek bed-mihrliğ resmini bünyâd eyledün
Yahşi adun var iken döndün yaman ad eyledün
Döne döne bizi gam-nâk özgeni şâd eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gönlümüz min-ba‘d zülfünçün perîşân olmasun
Bağrumuz la‘lün hevâsiyle dahi kan olmasun
Bî-vefâsen çeşmümüz yâdunla giryân olmasun
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Va‘de-i vasl ile aldun sabrumuz ârâmumuz
Olmadı her gün visâlünden müyesser kâmumuz
Geçdi hecr ile Fuzûlîden beter eyyâmumuz
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Bezm edüp halvet kılup yüz lutf u ihsân etdüğün
Ahd bünyadın mürüvvetdür mi vîrân etdüğün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Lahza lahza müddeî pendin dür-i gûş eyledün
Kana kana gayr câm-ı şevkini nûş eyledün
Vara vara ahd ü peymânı ferâmûş eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Gayre salup mihrüni bizden savutdun âkıbet
Terk-i mihr etdün tarîk-i zulm dutdun âkıbet
Ahdler peymânlar etmişdün unuttun âkıbet
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Cürmümüz n’oldı ki bizden eyledün bîzârlığ
Biz gamun çekdük sen etdün özgeye gam-hârlığ
Sizde âdet bu mıdur beyle olur mı yârlığ
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdügün
Çerh tek bed-mihrliğ resmini bünyâd eyledün
Yahşi adun var iken döndün yaman ad eyledün
Döne döne bizi gam-nâk özgeni şâd eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gönlümüz min-ba‘d zülfünçün perîşân olmasun
Bağrumuz la‘lün hevâsiyle dahi kan olmasun
Bî-vefâsen çeşmümüz yâdunla giryân olmasun
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Va‘de-i vasl ile aldun sabrumuz ârâmumuz
Olmadı her gün visâlünden müyesser kâmumuz
Geçdi hecr ile Fuzûlîden beter eyyâmumuz
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir;
Ben kimim, sâki olan kimdir, mey ü sahbâ nedir?
Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa canân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir.
Vasldan çün âşıkı müstağni eyler bir visâl
Âşıka mâ’şuktan her dem bu istiğnâ nedir?
Hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil.
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir.
Âh ü feryadın Fuzûlî incidipdir âlemi
Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedir
Ben kimim, sâki olan kimdir, mey ü sahbâ nedir?
Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa canân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir.
Vasldan çün âşıkı müstağni eyler bir visâl
Âşıka mâ’şuktan her dem bu istiğnâ nedir?
Hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil.
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir.
Âh ü feryadın Fuzûlî incidipdir âlemi
Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedir
Gerçi ey dil yâr içün yüz verdi yüz mihnet sana
Zerrece kat'-ı mahabbet etmedün rahmet sana
Işk ehlin âteş-i hicrâna eylersen kebâb
Döne döne imtihân etdün budur âdet sana
Saklama nakd-i gam-ı ışkını ey cân zâhir et
Kim verem habs-i bedenden çıkmağa ruhsat sana
Çâre-i bihbûdumu sordum mu'âlicden dedi
Derd derd-i ışk ise mümkin degül sıhhat sana
Dutaram yarın kıyâmetde habîbüm dâmenün
Mest isen gaflet şarâbından bu gün möhlet sana
İncidür nâlem seni veh n'ola ger bir tîğ ile
Çeşm-i cellâdun ede ihsân mana minnet sana
Sende dün gördüm Fuzûlî meyl-i mihrâb-ı namâz
Terk-i ışk etmek mi istersen nedür niyyet sana
Zerrece kat'-ı mahabbet etmedün rahmet sana
Işk ehlin âteş-i hicrâna eylersen kebâb
Döne döne imtihân etdün budur âdet sana
Saklama nakd-i gam-ı ışkını ey cân zâhir et
Kim verem habs-i bedenden çıkmağa ruhsat sana
Çâre-i bihbûdumu sordum mu'âlicden dedi
Derd derd-i ışk ise mümkin degül sıhhat sana
Dutaram yarın kıyâmetde habîbüm dâmenün
Mest isen gaflet şarâbından bu gün möhlet sana
İncidür nâlem seni veh n'ola ger bir tîğ ile
Çeşm-i cellâdun ede ihsân mana minnet sana
Sende dün gördüm Fuzûlî meyl-i mihrâb-ı namâz
Terk-i ışk etmek mi istersen nedür niyyet sana
Gönül hayalle avunup, vuslata meyletmez;
Gönül dışında bir yar olduğunu aşık hayal etmez.
Hakikat ehli, kendini güzellik ve cemale kaptırmamalı;
Gerçek aşk asla bir kusur kabul etmez...
Kamil aşk isteyen, sekil güzelliğinden sakınır;
Çünkü sekle bağlanmak, aşığı olgunluk sahibi etmez.
Şekilcilik, aşk ehlinin cehaletine delildir;
Halbuki, akilli olan, bir gün ayrılınacak olanla birleşmez.
Dost, gönülde yerleşse, gözde niçin dolaşsın?
Muhabbet, sabit olsa, öz mekanından göçüp gitmez...
Gönül levhası masiva lekesinden daima beri olmalı;
Tevhit ehli olan, idrak sayfasına zülüften ve benden nakış çekmez...
Mana ehli, sekil için iradesini kaybetmez asla;
Hakikat cevherini mecaz cahilliğine çiğnetmez...
Gönül ehli olan, suret ehlinin hilesine bağlanmaz;
Fuzuli ise bağlanmıştır; demek ki hali idrak etmez...
Gönül dışında bir yar olduğunu aşık hayal etmez.
Hakikat ehli, kendini güzellik ve cemale kaptırmamalı;
Gerçek aşk asla bir kusur kabul etmez...
Kamil aşk isteyen, sekil güzelliğinden sakınır;
Çünkü sekle bağlanmak, aşığı olgunluk sahibi etmez.
Şekilcilik, aşk ehlinin cehaletine delildir;
Halbuki, akilli olan, bir gün ayrılınacak olanla birleşmez.
Dost, gönülde yerleşse, gözde niçin dolaşsın?
Muhabbet, sabit olsa, öz mekanından göçüp gitmez...
Gönül levhası masiva lekesinden daima beri olmalı;
Tevhit ehli olan, idrak sayfasına zülüften ve benden nakış çekmez...
Mana ehli, sekil için iradesini kaybetmez asla;
Hakikat cevherini mecaz cahilliğine çiğnetmez...
Gönül ehli olan, suret ehlinin hilesine bağlanmaz;
Fuzuli ise bağlanmıştır; demek ki hali idrak etmez...
Gönülde bin gamum vardur ki pinhân eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki il ta’nından efgân eylemek olmaz
Ne müşkil derd olursa bulınur âlemde dermânı
Ne müşkil derd imiş ışkun ki dermân eylemek olmaz
Fenâ mülkine çoh azm itme ey dil çekme zahmet kim
Bu tedbîr ile def’-i derd-i hicrân eylemek olmaz
Sahın gönlüm yıharsın pendden dem urma ey nâsih
Hevâ-yı nefs ile bir mülki vîrân eylemek olmaz
Dehânun üzre la’lün istemiş dil def’i müşkildür
Görinmez hîç cürmi yoh yire kan eylemek olmaz
Du’âlar eylerem benden yana bir dem güzâr itmez
Ne çâre sihr ile servi hırâmân eylemek olmaz
Fuzûlî âlem-i kayd içresin dem urma ışkundan
Kemâl-i cehl ile da’vâ-yı irfân eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki il ta’nından efgân eylemek olmaz
Ne müşkil derd olursa bulınur âlemde dermânı
Ne müşkil derd imiş ışkun ki dermân eylemek olmaz
Fenâ mülkine çoh azm itme ey dil çekme zahmet kim
Bu tedbîr ile def’-i derd-i hicrân eylemek olmaz
Sahın gönlüm yıharsın pendden dem urma ey nâsih
Hevâ-yı nefs ile bir mülki vîrân eylemek olmaz
Dehânun üzre la’lün istemiş dil def’i müşkildür
Görinmez hîç cürmi yoh yire kan eylemek olmaz
Du’âlar eylerem benden yana bir dem güzâr itmez
Ne çâre sihr ile servi hırâmân eylemek olmaz
Fuzûlî âlem-i kayd içresin dem urma ışkundan
Kemâl-i cehl ile da’vâ-yı irfân eylemek olmaz
H
Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var
Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var
Hansı gülzar içre bir gül açılur hüsnün kimi
Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var
Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver
Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var
Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur esir
Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var
Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den
Hansı şem’ün şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var
Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn
Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var
Hansı gülşen bülbüin derler Fuzuli sen kimi
Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var
Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var
Hansı gülzar içre bir gül açılur hüsnün kimi
Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var
Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver
Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var
Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur esir
Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var
Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den
Hansı şem’ün şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var
Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn
Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var
Hansı gülşen bülbüin derler Fuzuli sen kimi
Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cisminde hevâdan gayrı
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâhlikadan gayrı
Yetti bi-kesliğim ol gayete kim çevremde
Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı
Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyı
Komadı hiç imâret bu binadan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı
Bez-mi aşk içre FUZULİ nice âh eylemeyem
Ne temettu' bulunur neyde sadâdan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cisminde hevâdan gayrı
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâhlikadan gayrı
Yetti bi-kesliğim ol gayete kim çevremde
Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı
Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyı
Komadı hiç imâret bu binadan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı
Bez-mi aşk içre FUZULİ nice âh eylemeyem
Ne temettu' bulunur neyde sadâdan gayrı
Hüsnün oldukca füzûn ışk ehli artuk zâr olur
Hüsn her mikdâr olursa ışk ol mikdâr olur
Cennet içün men' eden âşıkları dildârdan
Bilmemiş kim cenneti âşıklarun dîdâr olur
Işk derdinden olur âşık mizâcı müstakîm
Âşıkun derdine dermân etseler bîmâr olur
Zâhid-i bî-hod ne bilsün zevkini ışk ehlinün
Bir aceb meydür mahabbet kim içen hüşyâr olur
Işk sevdasına sarf eyler Fuzûlî ömrünü
Bilmezem bu hâb-ı gafletden kaçan bîdâr olur
Hüsn her mikdâr olursa ışk ol mikdâr olur
Cennet içün men' eden âşıkları dildârdan
Bilmemiş kim cenneti âşıklarun dîdâr olur
Işk derdinden olur âşık mizâcı müstakîm
Âşıkun derdine dermân etseler bîmâr olur
Zâhid-i bî-hod ne bilsün zevkini ışk ehlinün
Bir aceb meydür mahabbet kim içen hüşyâr olur
Işk sevdasına sarf eyler Fuzûlî ömrünü
Bilmezem bu hâb-ı gafletden kaçan bîdâr olur
K
Kerem kıl, kesme sâkıy, iltifatın bînevâlardan
Elinden geldiği hayrı, diriğ etme gedâlardan
Esîr-i gurbetiz biz, senden özge âşinâmız yok
Ayağın kesme başın çün, bizim mihnetserâlardan
Sabâ! Kûyunda dildârın nedir üftâdeler hâli?
Bizim yerden gelirsen bir haber ver âşinalardan
Deme zâhid ki: 'Terk et simber bütler temâşâsın! '
Beni kim kurtarır Tanrı sataştırmış belâlardan!
Vücûdum ney gibi sûrah sûrah olsa ah etmem
Muhabbeten dem urdum, incinmek olmaz cefalardan
Fuzûli! Nâzenînler görsen izhâr-ı niyaz eyle
Terrâhhum umsa ayıp olmaz, gedâlar padişahlardan...
Elinden geldiği hayrı, diriğ etme gedâlardan
Esîr-i gurbetiz biz, senden özge âşinâmız yok
Ayağın kesme başın çün, bizim mihnetserâlardan
Sabâ! Kûyunda dildârın nedir üftâdeler hâli?
Bizim yerden gelirsen bir haber ver âşinalardan
Deme zâhid ki: 'Terk et simber bütler temâşâsın! '
Beni kim kurtarır Tanrı sataştırmış belâlardan!
Vücûdum ney gibi sûrah sûrah olsa ah etmem
Muhabbeten dem urdum, incinmek olmaz cefalardan
Fuzûli! Nâzenînler görsen izhâr-ı niyaz eyle
Terrâhhum umsa ayıp olmaz, gedâlar padişahlardan...
L
Bu Hazret-i İzzetden izhâr-ı hamd ile istimdâd-ı husûl-i metâlibdür ve Âsâr-ı şükr ile istid’â-yı setr-i Meâyibdür
Elhamdü li-vâhib’il-mekârim
Ve’ş-şükrü li-sahibi’l-merâhim
Veh’ve’l-ezeliyyü fi’l-bidâye
Veh’ve’l-ebediyyü fi’n-nihâye
Kad şâa bi-sun‘ihi beyâneh
Mâ a’zamu fi’l-bakâi şâneh
Sübhânallah zihî hudâvend
Bî-şibh u şerîk u misl u mânend
Meşşâta-i nev arûs-i âlem
Gevher-keş-i silk-i nesl-i Âdem
Sarrâf-ı cevâhir-i hakâyık
Keşşâf-ı gavâmız-ı dekâyık
Peydâ-kon-i her nihan ki bâşed
Pinhân-kon-i her iyan ki bâşed
Mi‘mâr-ı binâ-yı âferîniş
Sîr-âb-kon-i riyâz-ı bîniş
Yâ Rab mededî ki derd-mendem
Aşüfte vü zâr ü müst-mendem
Ez feyz-i huner haber ne-dârem
Cuz bî-hunerî huner ne-dârem
Şugl-i acebî girifteem pîş
Pîş u pes-i û tamâm teşvîş
Sengîst be-râhem uftâde
Bahrîst merâ hirâs dâde
Tevfîk-i toem eger ne-bâşed
V’er lutf-ı to râhber ne-bâşed
Muşkil ki der in girîve-i teng
La‘lî beder ârem ez dil-i seng
Muşkil ki mûrad ruh numâyed
Zin bahr durî be-destem âred
An kon ki dilem furûğ- gîred
Levham rakam-ı safâ pezîred
Âyîne-i hâtıram şeved pâk
Rûşen gerded çerâğ-ı idrâk
Kufl-i der-i ârzû bitâbem
Her çîz taleb konem biyâbem
Bahşed be-riyâz-ı devletem âb
Ebr-i kerem-i Rasûl u ashâb
Bu şükûfe-i gül-zâr-ı tevhîddür ve Nev bâve-i bûstân-ı temcîddür
Ey mûnis-i ehl-i zevk yâdun
Ebvâb-ı emel kilîdi adun
Ey genc-i atâ tılısmı ismün
Sen genc-i nihân cihaân tılısmun
Ey cûd-ı vücûdı kevne vâhib
Zâtı kimi i‘tirâfı vâcib
Ey silsile-i vücûda nâzım
Rezzâk-ı erâzil ü eâzım
Ey perde-keş-i rümûz-ı mübhem
Müstahfız-ı intizâm-ı âlem
Ey mûnis-i hâtır-ı perîşân
Bî-cân olana mahabbetün cân
Ey nakş-tırâz-ı safha-i hâk
Sâhib-rakam-ı hutût-ı eflâk
Ey muhtesib-i cihât-ı erkân
Kân-ı güher-i vücûb ü imkân
Ey mebde-i feyz-i âferîniş
Senden rûşen çerâğ-ı bîniş
Ey perde-i mâsivâ nikâbun
Senden özge senün hicâbun
Ey sırr-ı vücûdun emr-i ma‘lûm
Mevcûd hemîn sen özge ma‘dûm
Ey yeddi gül ü tokuz gülistân
Feyz-i keremünle sebz ü handân
Ey varı yoh eyleyen yohı var
Yoh varlığunda zann ü inkâr
Ey şâhid-i gayb perde-dârı
Fikrün güli ma‘rifet bahârı
Ey âleme feyz-i cûd senden
Halka şeref-i vücûd senden
Ey cümle cihân sana rızâ-cû
Senden hâlî senünle memlû
Ey şem‘-i ezel fetîle-sûzı
Bezm-i ebed encümen-fürûzı
Ey şirk ü şerîkden münezzeh
Sırr-ı ezel ü ebedden âgeh
Ey bâr-ı Hudâ-yı âlem-ârây
Tahsîn işüne hemîn ola rây
Ahsent zihî hakîm-i kâmil
Ne şükr ola sun‘una mukâbil
Fıtrat rakamın çeken zamanda
Hakkâ ki bu emr-i kün fe kânda
Hükm etdün kim ne ola ahvâl
Ne vaz‘ ile çizgine meh ü sâl
Devrân ne zamanda ola âhir
Her devrinde ne ola zâhir
Nişe ola ferd-i nesl-i Âdem
Her ferdi anun ne ede her dem
Eşyâya çoh etmezem tehayyür
Senden yanadur hemîn tefekkür
Eşyâ aceb olmaz olsa zâhir
Kim var senün kimi muzâhir
Ammâ çü sana kadîmdür zât
İdrâk sana yeter mi heyhât
İdrâkümüze kemâl-i hayret
Tevhîdüne besdürür delâlet
Endîşe-i zât kılmak olmaz
Bilmek bu yeter ki bilmek olmaz
Ol dem ki urup binâ-yı muhkem
Çekdün rakam-ı nizâm-ı âlem
Hakkâ ki hoş intizâm verdün
Ârâyişini tamâm verdün
Etdün gereğin ger az ger çoh
Bir nesne gereklü yoh ki ol yoh
Bir nev’ ile eyledün müheyyâ
Kim geldi kusûrdan müberrâ
Eşyâda egerçi râz çohdur
Ol kim ola râzun anda yohdur
Eşyâ nişe senden olsun âgâh
El kudretu ve’l-bekâu li’llâh
Bu münâcât deryâsından bir cevherdür ve Tazarru‘ ma‘deninden bir gevherdür
Yâ Rab kerem et ki hâr ü zârem
Dergâha besî ümîd-vârem
Toprağ idüm eyledün bir insân
Müstevcib-i akl ü kâbil-i cân
Ger cân ise hâk-i dergehündür
V’er akl ise sâlik-i rehündür
Men gülşen-i cân içinde hârem
Âyîne-i akla bir gubârem
Nem var ki lâf edem özümden
Mahv eyle meni menüm gözümden
Ol gün ki yoh idi mende kudret
Kıldun mana gaybetümde şefkat
Cân verdün ü sâhib-i dil etdün
İdrâk-i umûra kâbil etdün
Ger safha-ı sûrete misâlüm
Çekmezdi kazâ n’olurdı hâlüm
Hâlâ ki havâlegâh-ı cûdem
Makbûl-ı saâdet-i vücûdem
Yüz şükr ki yoh sana hilâfum
İnsâfum var ü i‘tirâfum
Eyle değülem ki bu arada
Sedd ola sülûküm i‘tikâda
Her lahza akîdem ola zâil
Tevhîdüne isteyem delâil
Râh-i talebünde bî-karârem
Ammâ talebümde şermsârem
Doğrı yola getmedüm ne hâsıl
Bir menzile yetmedüm ne hâsıl
Bu arsada her eser ki gördüm
Sensen dedüm ol eser yöğürdüm
Çün verdi hayâl ana ham ü pîç
Men münfail oldum ol eser hîç
Men akldan isterem delâlet
Aklum mana gösterür dalâlet
Tahkîk yolında akl n’etsün
A‘mâ vü garîb handa getsün
Tevfîk edersen meger refîkum
Tâ sehl ola şiddet-i tarîkum
Gör hırsumı isteğünce ver kâm
Senden ikbâl ü menden ikdâm
İlmünde ıyandur i‘tikâdum
Sensen senden hemîn murâdum
Dünyâ nedür ü taallukâtı
Endîşe-i mevtdür hayâtı
Ammâ demezem yamandur ol hem
Ser-menzil-i imtihandur ol hem
Bi’llâh ki bu dil-firîb menzil
Eyle mana verdi râhat-i dil
Kim eski makâmumı unutdum
Sandum vatanum makâm dutdum
Müşkil gelür imdi terkin etmek
Bir özge makâma dahi getmek
Men beyle kılurdum i‘tibârı
Kim munda olur gönül karârı
Mundan özge makâm olmaz
Zevki bu yerün tamâm olmaz
Ammâ çü senündürür bu güftâr
Kim dünyeden özge âhiret var
Oldur ki makâm-ı câvidândur
Kâm-ı dil ü râhat-ı revândur
Güftâruna i‘tikâd kıldum
Ol yahşırağ olduğını bildüm
Bildüm ki budur senün murâdun
Kim ehl-i kemâl ola ibâdun
Munda yete rütbe-i kemâle
Anda yete devlet-i visâle
Farz oldı bu azmi cezm kılmak
Mi‘râc-ı kemâle azm kılmak
Bu râhdan etmek olmaz ikrâh
Hoş râhdürür sana geden râh
Evvelde çü lutfun oldı ma‘lûm
Âhir günde hem etme mahrûm
Çün yâd-ı visâl edüp revânum
Azm-i reh-i kurbün ede cânum
Ol lahza hem etme şefkatün kem
Tevfîki refîkum eyle bir dem
Çün akl ile dil emânetündür
Mende eser-i inâyetündür
Munları menümle zâr kılma
Bir niçe azîzi hâr kılma
Tâ kim bu makâmı terk edende
Senden yana azm edüp gedende
Menden âzürde getmesünler
Dergâha şikâyet etmesünler
Şûm olmasun anlara visâlüm
Olmasun olardan infiâlüm
Bu kasîde Hazret-i Bârî Şânındadur
Âferîn ey sâni‘-i ten-perver-i cân-âferîn
Hâliku’l-eşyâ İlâhu’l-halk Rabbu’l-âlemîn
Mübdi’-i âsâr-ı kudret akd-peyvend-i vücûd
Zâbit-i erkân-ı fıtrat nakş-bend-i mâ’ ü tîn
Ey semûm-ı satvetün te’sîri nîrân-ı cahîm
V’ey sehâb-ı rahmetün sîr-âbı Firdevs-i berîn
Elhamdü li-vâhib’il-mekârim
Ve’ş-şükrü li-sahibi’l-merâhim
Veh’ve’l-ezeliyyü fi’l-bidâye
Veh’ve’l-ebediyyü fi’n-nihâye
Kad şâa bi-sun‘ihi beyâneh
Mâ a’zamu fi’l-bakâi şâneh
Sübhânallah zihî hudâvend
Bî-şibh u şerîk u misl u mânend
Meşşâta-i nev arûs-i âlem
Gevher-keş-i silk-i nesl-i Âdem
Sarrâf-ı cevâhir-i hakâyık
Keşşâf-ı gavâmız-ı dekâyık
Peydâ-kon-i her nihan ki bâşed
Pinhân-kon-i her iyan ki bâşed
Mi‘mâr-ı binâ-yı âferîniş
Sîr-âb-kon-i riyâz-ı bîniş
Yâ Rab mededî ki derd-mendem
Aşüfte vü zâr ü müst-mendem
Ez feyz-i huner haber ne-dârem
Cuz bî-hunerî huner ne-dârem
Şugl-i acebî girifteem pîş
Pîş u pes-i û tamâm teşvîş
Sengîst be-râhem uftâde
Bahrîst merâ hirâs dâde
Tevfîk-i toem eger ne-bâşed
V’er lutf-ı to râhber ne-bâşed
Muşkil ki der in girîve-i teng
La‘lî beder ârem ez dil-i seng
Muşkil ki mûrad ruh numâyed
Zin bahr durî be-destem âred
An kon ki dilem furûğ- gîred
Levham rakam-ı safâ pezîred
Âyîne-i hâtıram şeved pâk
Rûşen gerded çerâğ-ı idrâk
Kufl-i der-i ârzû bitâbem
Her çîz taleb konem biyâbem
Bahşed be-riyâz-ı devletem âb
Ebr-i kerem-i Rasûl u ashâb
Bu şükûfe-i gül-zâr-ı tevhîddür ve Nev bâve-i bûstân-ı temcîddür
Ey mûnis-i ehl-i zevk yâdun
Ebvâb-ı emel kilîdi adun
Ey genc-i atâ tılısmı ismün
Sen genc-i nihân cihaân tılısmun
Ey cûd-ı vücûdı kevne vâhib
Zâtı kimi i‘tirâfı vâcib
Ey silsile-i vücûda nâzım
Rezzâk-ı erâzil ü eâzım
Ey perde-keş-i rümûz-ı mübhem
Müstahfız-ı intizâm-ı âlem
Ey mûnis-i hâtır-ı perîşân
Bî-cân olana mahabbetün cân
Ey nakş-tırâz-ı safha-i hâk
Sâhib-rakam-ı hutût-ı eflâk
Ey muhtesib-i cihât-ı erkân
Kân-ı güher-i vücûb ü imkân
Ey mebde-i feyz-i âferîniş
Senden rûşen çerâğ-ı bîniş
Ey perde-i mâsivâ nikâbun
Senden özge senün hicâbun
Ey sırr-ı vücûdun emr-i ma‘lûm
Mevcûd hemîn sen özge ma‘dûm
Ey yeddi gül ü tokuz gülistân
Feyz-i keremünle sebz ü handân
Ey varı yoh eyleyen yohı var
Yoh varlığunda zann ü inkâr
Ey şâhid-i gayb perde-dârı
Fikrün güli ma‘rifet bahârı
Ey âleme feyz-i cûd senden
Halka şeref-i vücûd senden
Ey cümle cihân sana rızâ-cû
Senden hâlî senünle memlû
Ey şem‘-i ezel fetîle-sûzı
Bezm-i ebed encümen-fürûzı
Ey şirk ü şerîkden münezzeh
Sırr-ı ezel ü ebedden âgeh
Ey bâr-ı Hudâ-yı âlem-ârây
Tahsîn işüne hemîn ola rây
Ahsent zihî hakîm-i kâmil
Ne şükr ola sun‘una mukâbil
Fıtrat rakamın çeken zamanda
Hakkâ ki bu emr-i kün fe kânda
Hükm etdün kim ne ola ahvâl
Ne vaz‘ ile çizgine meh ü sâl
Devrân ne zamanda ola âhir
Her devrinde ne ola zâhir
Nişe ola ferd-i nesl-i Âdem
Her ferdi anun ne ede her dem
Eşyâya çoh etmezem tehayyür
Senden yanadur hemîn tefekkür
Eşyâ aceb olmaz olsa zâhir
Kim var senün kimi muzâhir
Ammâ çü sana kadîmdür zât
İdrâk sana yeter mi heyhât
İdrâkümüze kemâl-i hayret
Tevhîdüne besdürür delâlet
Endîşe-i zât kılmak olmaz
Bilmek bu yeter ki bilmek olmaz
Ol dem ki urup binâ-yı muhkem
Çekdün rakam-ı nizâm-ı âlem
Hakkâ ki hoş intizâm verdün
Ârâyişini tamâm verdün
Etdün gereğin ger az ger çoh
Bir nesne gereklü yoh ki ol yoh
Bir nev’ ile eyledün müheyyâ
Kim geldi kusûrdan müberrâ
Eşyâda egerçi râz çohdur
Ol kim ola râzun anda yohdur
Eşyâ nişe senden olsun âgâh
El kudretu ve’l-bekâu li’llâh
Bu münâcât deryâsından bir cevherdür ve Tazarru‘ ma‘deninden bir gevherdür
Yâ Rab kerem et ki hâr ü zârem
Dergâha besî ümîd-vârem
Toprağ idüm eyledün bir insân
Müstevcib-i akl ü kâbil-i cân
Ger cân ise hâk-i dergehündür
V’er akl ise sâlik-i rehündür
Men gülşen-i cân içinde hârem
Âyîne-i akla bir gubârem
Nem var ki lâf edem özümden
Mahv eyle meni menüm gözümden
Ol gün ki yoh idi mende kudret
Kıldun mana gaybetümde şefkat
Cân verdün ü sâhib-i dil etdün
İdrâk-i umûra kâbil etdün
Ger safha-ı sûrete misâlüm
Çekmezdi kazâ n’olurdı hâlüm
Hâlâ ki havâlegâh-ı cûdem
Makbûl-ı saâdet-i vücûdem
Yüz şükr ki yoh sana hilâfum
İnsâfum var ü i‘tirâfum
Eyle değülem ki bu arada
Sedd ola sülûküm i‘tikâda
Her lahza akîdem ola zâil
Tevhîdüne isteyem delâil
Râh-i talebünde bî-karârem
Ammâ talebümde şermsârem
Doğrı yola getmedüm ne hâsıl
Bir menzile yetmedüm ne hâsıl
Bu arsada her eser ki gördüm
Sensen dedüm ol eser yöğürdüm
Çün verdi hayâl ana ham ü pîç
Men münfail oldum ol eser hîç
Men akldan isterem delâlet
Aklum mana gösterür dalâlet
Tahkîk yolında akl n’etsün
A‘mâ vü garîb handa getsün
Tevfîk edersen meger refîkum
Tâ sehl ola şiddet-i tarîkum
Gör hırsumı isteğünce ver kâm
Senden ikbâl ü menden ikdâm
İlmünde ıyandur i‘tikâdum
Sensen senden hemîn murâdum
Dünyâ nedür ü taallukâtı
Endîşe-i mevtdür hayâtı
Ammâ demezem yamandur ol hem
Ser-menzil-i imtihandur ol hem
Bi’llâh ki bu dil-firîb menzil
Eyle mana verdi râhat-i dil
Kim eski makâmumı unutdum
Sandum vatanum makâm dutdum
Müşkil gelür imdi terkin etmek
Bir özge makâma dahi getmek
Men beyle kılurdum i‘tibârı
Kim munda olur gönül karârı
Mundan özge makâm olmaz
Zevki bu yerün tamâm olmaz
Ammâ çü senündürür bu güftâr
Kim dünyeden özge âhiret var
Oldur ki makâm-ı câvidândur
Kâm-ı dil ü râhat-ı revândur
Güftâruna i‘tikâd kıldum
Ol yahşırağ olduğını bildüm
Bildüm ki budur senün murâdun
Kim ehl-i kemâl ola ibâdun
Munda yete rütbe-i kemâle
Anda yete devlet-i visâle
Farz oldı bu azmi cezm kılmak
Mi‘râc-ı kemâle azm kılmak
Bu râhdan etmek olmaz ikrâh
Hoş râhdürür sana geden râh
Evvelde çü lutfun oldı ma‘lûm
Âhir günde hem etme mahrûm
Çün yâd-ı visâl edüp revânum
Azm-i reh-i kurbün ede cânum
Ol lahza hem etme şefkatün kem
Tevfîki refîkum eyle bir dem
Çün akl ile dil emânetündür
Mende eser-i inâyetündür
Munları menümle zâr kılma
Bir niçe azîzi hâr kılma
Tâ kim bu makâmı terk edende
Senden yana azm edüp gedende
Menden âzürde getmesünler
Dergâha şikâyet etmesünler
Şûm olmasun anlara visâlüm
Olmasun olardan infiâlüm
Bu kasîde Hazret-i Bârî Şânındadur
Âferîn ey sâni‘-i ten-perver-i cân-âferîn
Hâliku’l-eşyâ İlâhu’l-halk Rabbu’l-âlemîn
Mübdi’-i âsâr-ı kudret akd-peyvend-i vücûd
Zâbit-i erkân-ı fıtrat nakş-bend-i mâ’ ü tîn
Ey semûm-ı satvetün te’sîri nîrân-ı cahîm
V’ey sehâb-ı rahmetün sîr-âbı Firdevs-i berîn
Derd-i ezelî devâ bulur mı
Mihr-i ebedî fenâ bulur mı
Men şem‘-i serâçe-i firâkem
Sûz-ı ciğer ile hoş-mezâkem
Menden dileyen bu sûzı zâil
Bî-dâduma olmış ola mâil
Şem‘ün ki hayâtı oldı âteş
Hâli anun âteş iledür hoş
Oddan dileyen anun necâtın
Fânî dilemiş ola hayâtın
Düşmenliğe dûstlığ kılup ad
Tedbîr-i necâtum eylemen yâd
Men garka-i bahr-ı şevk-i yârem
Berhem-zede-i gam-ı nigârem
Ancak sebeb-i karârum oldur
Ârâm-ı dil-i figârum oldur
Anunla edün bu derde merhem
Urman dahi andan özgeden dem
Dersüz mana var dil-rübâlar
Leylî kimi çoh perî-likâlar
Bi’llâh demenüz bu harfi zinhâr
Âlemde bir andan özge kim var
Bülbül gül içün kılanda nâle
Derdine devâ olur mı lâle
Husrev değülem ki mana dilber
Şîrîn ola gâh gâh Şekker
Men yek-cihetem tarîkatümde
Tagyîr işi yoh cibilletümde
Özrini beyân edüp hem ol dem
Takrîre getürdi bir gazel hem
Bu gazel Mecnûn dilindendir
Aşk derdi ey mûalic kâbil-i derman değül
Cevherinden eylemek cismi cüdâ âsân değül
Devr cevrinden şikâyet edene âşık demen
Aşk mesti vâkıf-ı keyfiyyet-i devrân değül
Şehrden sahrâya bir fark olduğın her kim bilür
Bilmiş ol kim aşk sahrâsında ser-gerdân değül
Her kim idrâk eyler öz keyfiyyet-i hâlin henüz
Dûst ruhsârına ayn-ı şevk ile hayrân değül
Cânı cânân ittihâdı fâriğ eyler cismden
Cismden âgâh olan cân vâsıl-ı cânân değül
Der imiş düşmen ki hem-demdür Fuzûlî yâr ile
Her sözi bühtân ise hakkâ bu söz bühtân değül
Bu Mecnûn atasınun Leylîye hâstârlığıdır ve Leylî atasının Mecnûndan bîzârlığıdur
Sâkî getür ol şarâb-ı nâbı
Kim yetdi nisâba gam hisâbı
Gam düşmen-i cân-ı mübtelâdur
Def‘ eyeleye gör ki bir belâdur
Söz cevherine olan hırîdâr
Bu nev‘ ile germ kıldı bâzâr
Kim âciz olup gam içre ol pîr
Mecnûnına kıldı fikr-i zencir
Bildi ger olmaz olsa Leylî
Mümkin değül olmağı tesellî
Kıldı talebin özine lâzım
Cem‘ etdi eâlî vü eâzım
Ümmîd ile bağladı umup kâm
Ol ka‘be-i ârzûya ihrâm
Çün Leylî atası bildi hâli
Üydürdi ekâbir ü ehâlî
Karşularına olup revâne
Kıldı olarunla azm-i hâne
Ehlen sehlen deyüp demâdem
Min kez dedi ola hayr makdem
Çün şem‘-sıfat olar oturdı
Bu serv kimi ayağa durdı
Ortaya bırahdı dürlü hânlar
Tâ kâm-ı dil ala mihmânlar
Olmışdı dolup kebâb ile hân
Cedy ü hamel ile âsman-sân
Ammâ aceb er kıla hıred-mend
Ol hânları âsmâna mânend
Her kim garazın bulurdı hândan
Bu mümkin olur mı âsmandan
Hânlar götürildüğünde ol pîr
Takrîb ile derdin etdi takrîr
K’ey kadr ile kıble-i kabâil
Senden kamunun murâdı hâsıl
Asl ü nesebüm sana ıyândur
Hükmüm niçe min eve revândur
Meşhûr-ı kabâilem sahâda
Ma‘rûf-ı tavâifem atâda
Hem var maahbbetümde te’sîr
Hem var adâvetümde teşvîr
Ser-defter-i ehl-i rûzgârem
Her niçe desem yüz anca varem
Nahl-i emelüm semer verüpdür
Îzed mana bir güher verüpdür
Hâla dilerem bu turfe lû’lû
Bir la‘l ile ola hem-terâzû
Tâ lû’lû olanda la‘le vâsıl
Terkîb kılam müferrih-i dil
Çoh kânlara tîşe-veş yüz urdum
Çoh la‘l hakîkatini sordum
Her kânda eğerçi la‘l çohdur
Bir la‘l ki lâyık ola yohdur
Bir la‘lün eşitmişem senün var
Kim lû’lüme oldurur sezâ-vâr
Lutf eyle inâyet et kerem kıl
Ol la‘l ile dürri muhterem kıl
Kılsun güli serv sâye-perver
Olsun güle serv sâye-güster
Fehm et sözümi tegâfül etme
Hayr işdür bu teallül etme
Ger hâsıl olur bu kâm senden
Her ne diler isen iste menden
Anca kılayum sana revân genc
Kim yer yüzin eyleye nihân genc
Anca güher eyleyem revâne
Kim bulmayasen ana hizâne
Ol serv-i semen-berün atası
Ol genc-i nihânun ejdehâsı
Lutf ile dedi ki ey hıred-mend
Men kimi esîr-i dâm-ı ferzend
Sen hoş geldün safâ getürdün
Topraklardan bizi götürdün
Müşkilce hitâbdur hitâbun
Bilmen nişe vereyüm cevâbun
Kurbün bilürem mana şerefdür
Ammâ halefün aceb halefdür
Mecnûn deyü ta‘n eder halâyık
Mecnûna menüm kızum ne lâyık
Leylî demenem ki nâzenîndür
Bir tîre kenîz-i kem-terîndür
Olmaz mı kenîz cins-i merdüm
Yohdur mı kenîze hem terahhum
Dîv ile perî olur mı hem-dem
Olmaz sözi açma ebsem ebsem
Dîvâneye zâyi‘ eyleme renc
Vîrâne gerek nedür ana genc
Tedbîr ile dönderüp mizâcın
Sevdâsınun eylesen ilâcın
Leylî anun olsun eyledüm ahd
Var imdi sen et ilâcına cehd
Bu Mecnûnun atasınun hırmânıdur ve Gayr bâbdan tedbîr-i dermânıdur
Ol sâhib-i neng ü nâm ü nâmûs
Döndi eve geldi hâr ü me’yûs
Mecnûna dedi ki ey belâ-keş
Hâcet biter olmagıl müşevveş
Akl ile açılur ol muammâ
Leylîni sana verürler ammâ
Şartı bu ki olasen hıred-mend
Erbâb-ı hıredden alasen pend
Ref‘ ola alâmet-i cünûnun
Akl ola hemîşe reh-nümûnun
Mecnûn dedi ey edîb-i kâmil
Dîvâne-i aşk olur mı âkil
Ger mende bu ihtiyâr olaydı
Tedbîrüme i‘tibâr olaydı
Evvelden edeb şiâr ederdüm
Temkînümi üstüvâr ederdüm
Olmazdı bu hâle ihtiyâcum
Kim ola azâb ile ilâcum
Mende bu ilâca yoh müdârâ
Min kez gamum etdüm âşikârâ
Yohdur revişümde inkılâbum
Evvelki cevâbdur cevâbum
Sen ehl-i hıredsen eyle tedbîr
Tedbîrün ede meğer ki te’sîr
Leylîni dahi men etmeyem yâd
Men âkil-i vakt olam sen âzâd
Ol pîr-i şikeste-hâl ü hayrân
Tedbîr-i ilâc edüp firâvân
Her handa eşitdi bir tabîbi
Gül-zârınun oldı andelîbi
İzhâr edüp ana ihtiyâcın
Bîmârınun istedi ilâcın
Bîmârına min tabîb-i hâzık
Bir şerbet içürmedi muvâfık
Her yerde ki bildi bir nazar-gâh
Varup ana oldı hâk-i dergâh
Çoh el götürüp duâlar etdi
Çoh nezr verüp atâlar etdi
Re’yiyle melûlin etmeğe şâd
Min pîrden almadı bir irşâd
Çoh sihr olunup yazıldı ta‘vîz
Çoh mekrlere dutuldı ümmîz
Edilmedi hiç biriyle çâre
Ne çâre kazâ-yı Kirdgâra
Bir gün dediler ana ki ey pîr
Âlemde sana bu kaldı tedbîr
Kim Ka’beye iltesen esîrün
Ola ki Hak ola dest-gîrün
Tavf-ı Harem olsa ana hâsıl
Ser-geşteliğ andan ola zâil
Ursa Hacer-i mübâreke baş
Yumşana eğer ola kara daş
Bu Mecnûn-ı bî-çârenün Ka‘beye yüz urduğıdur ve Münâcât ile sevdâsın arturduğıdur
Ol pîr bu hayr işe kılup cehd
Mecnûna müretteb etdi bir mehd
Aldı anı azm-i râh kıldı
Azm-i harem-i İlâh kıldı
Çün Ka‘beye erdi ol nîkû-hûy
Mecnûna dedi ki ey belâ-cûy
Dut Ka‘beye rûy tâat eyle
Temkîn ü edeb riâyet eyle
Ta‘zîm şerâitin edâ kıl
İhlâs-ı dürüst edüp duâ kıl
Ola ki kabûl ola niyâzun
Hak şefkati ola çâre-sâzun
Bu yerde kabûl olur duâlar
Bu buk‘ada bahş olur atâlar
Kıl tevbe ki ahsen-i ameldür
Cehd eyle necâta kim meheldür
Mihr-i ebedî fenâ bulur mı
Men şem‘-i serâçe-i firâkem
Sûz-ı ciğer ile hoş-mezâkem
Menden dileyen bu sûzı zâil
Bî-dâduma olmış ola mâil
Şem‘ün ki hayâtı oldı âteş
Hâli anun âteş iledür hoş
Oddan dileyen anun necâtın
Fânî dilemiş ola hayâtın
Düşmenliğe dûstlığ kılup ad
Tedbîr-i necâtum eylemen yâd
Men garka-i bahr-ı şevk-i yârem
Berhem-zede-i gam-ı nigârem
Ancak sebeb-i karârum oldur
Ârâm-ı dil-i figârum oldur
Anunla edün bu derde merhem
Urman dahi andan özgeden dem
Dersüz mana var dil-rübâlar
Leylî kimi çoh perî-likâlar
Bi’llâh demenüz bu harfi zinhâr
Âlemde bir andan özge kim var
Bülbül gül içün kılanda nâle
Derdine devâ olur mı lâle
Husrev değülem ki mana dilber
Şîrîn ola gâh gâh Şekker
Men yek-cihetem tarîkatümde
Tagyîr işi yoh cibilletümde
Özrini beyân edüp hem ol dem
Takrîre getürdi bir gazel hem
Bu gazel Mecnûn dilindendir
Aşk derdi ey mûalic kâbil-i derman değül
Cevherinden eylemek cismi cüdâ âsân değül
Devr cevrinden şikâyet edene âşık demen
Aşk mesti vâkıf-ı keyfiyyet-i devrân değül
Şehrden sahrâya bir fark olduğın her kim bilür
Bilmiş ol kim aşk sahrâsında ser-gerdân değül
Her kim idrâk eyler öz keyfiyyet-i hâlin henüz
Dûst ruhsârına ayn-ı şevk ile hayrân değül
Cânı cânân ittihâdı fâriğ eyler cismden
Cismden âgâh olan cân vâsıl-ı cânân değül
Der imiş düşmen ki hem-demdür Fuzûlî yâr ile
Her sözi bühtân ise hakkâ bu söz bühtân değül
Bu Mecnûn atasınun Leylîye hâstârlığıdır ve Leylî atasının Mecnûndan bîzârlığıdur
Sâkî getür ol şarâb-ı nâbı
Kim yetdi nisâba gam hisâbı
Gam düşmen-i cân-ı mübtelâdur
Def‘ eyeleye gör ki bir belâdur
Söz cevherine olan hırîdâr
Bu nev‘ ile germ kıldı bâzâr
Kim âciz olup gam içre ol pîr
Mecnûnına kıldı fikr-i zencir
Bildi ger olmaz olsa Leylî
Mümkin değül olmağı tesellî
Kıldı talebin özine lâzım
Cem‘ etdi eâlî vü eâzım
Ümmîd ile bağladı umup kâm
Ol ka‘be-i ârzûya ihrâm
Çün Leylî atası bildi hâli
Üydürdi ekâbir ü ehâlî
Karşularına olup revâne
Kıldı olarunla azm-i hâne
Ehlen sehlen deyüp demâdem
Min kez dedi ola hayr makdem
Çün şem‘-sıfat olar oturdı
Bu serv kimi ayağa durdı
Ortaya bırahdı dürlü hânlar
Tâ kâm-ı dil ala mihmânlar
Olmışdı dolup kebâb ile hân
Cedy ü hamel ile âsman-sân
Ammâ aceb er kıla hıred-mend
Ol hânları âsmâna mânend
Her kim garazın bulurdı hândan
Bu mümkin olur mı âsmandan
Hânlar götürildüğünde ol pîr
Takrîb ile derdin etdi takrîr
K’ey kadr ile kıble-i kabâil
Senden kamunun murâdı hâsıl
Asl ü nesebüm sana ıyândur
Hükmüm niçe min eve revândur
Meşhûr-ı kabâilem sahâda
Ma‘rûf-ı tavâifem atâda
Hem var maahbbetümde te’sîr
Hem var adâvetümde teşvîr
Ser-defter-i ehl-i rûzgârem
Her niçe desem yüz anca varem
Nahl-i emelüm semer verüpdür
Îzed mana bir güher verüpdür
Hâla dilerem bu turfe lû’lû
Bir la‘l ile ola hem-terâzû
Tâ lû’lû olanda la‘le vâsıl
Terkîb kılam müferrih-i dil
Çoh kânlara tîşe-veş yüz urdum
Çoh la‘l hakîkatini sordum
Her kânda eğerçi la‘l çohdur
Bir la‘l ki lâyık ola yohdur
Bir la‘lün eşitmişem senün var
Kim lû’lüme oldurur sezâ-vâr
Lutf eyle inâyet et kerem kıl
Ol la‘l ile dürri muhterem kıl
Kılsun güli serv sâye-perver
Olsun güle serv sâye-güster
Fehm et sözümi tegâfül etme
Hayr işdür bu teallül etme
Ger hâsıl olur bu kâm senden
Her ne diler isen iste menden
Anca kılayum sana revân genc
Kim yer yüzin eyleye nihân genc
Anca güher eyleyem revâne
Kim bulmayasen ana hizâne
Ol serv-i semen-berün atası
Ol genc-i nihânun ejdehâsı
Lutf ile dedi ki ey hıred-mend
Men kimi esîr-i dâm-ı ferzend
Sen hoş geldün safâ getürdün
Topraklardan bizi götürdün
Müşkilce hitâbdur hitâbun
Bilmen nişe vereyüm cevâbun
Kurbün bilürem mana şerefdür
Ammâ halefün aceb halefdür
Mecnûn deyü ta‘n eder halâyık
Mecnûna menüm kızum ne lâyık
Leylî demenem ki nâzenîndür
Bir tîre kenîz-i kem-terîndür
Olmaz mı kenîz cins-i merdüm
Yohdur mı kenîze hem terahhum
Dîv ile perî olur mı hem-dem
Olmaz sözi açma ebsem ebsem
Dîvâneye zâyi‘ eyleme renc
Vîrâne gerek nedür ana genc
Tedbîr ile dönderüp mizâcın
Sevdâsınun eylesen ilâcın
Leylî anun olsun eyledüm ahd
Var imdi sen et ilâcına cehd
Bu Mecnûnun atasınun hırmânıdur ve Gayr bâbdan tedbîr-i dermânıdur
Ol sâhib-i neng ü nâm ü nâmûs
Döndi eve geldi hâr ü me’yûs
Mecnûna dedi ki ey belâ-keş
Hâcet biter olmagıl müşevveş
Akl ile açılur ol muammâ
Leylîni sana verürler ammâ
Şartı bu ki olasen hıred-mend
Erbâb-ı hıredden alasen pend
Ref‘ ola alâmet-i cünûnun
Akl ola hemîşe reh-nümûnun
Mecnûn dedi ey edîb-i kâmil
Dîvâne-i aşk olur mı âkil
Ger mende bu ihtiyâr olaydı
Tedbîrüme i‘tibâr olaydı
Evvelden edeb şiâr ederdüm
Temkînümi üstüvâr ederdüm
Olmazdı bu hâle ihtiyâcum
Kim ola azâb ile ilâcum
Mende bu ilâca yoh müdârâ
Min kez gamum etdüm âşikârâ
Yohdur revişümde inkılâbum
Evvelki cevâbdur cevâbum
Sen ehl-i hıredsen eyle tedbîr
Tedbîrün ede meğer ki te’sîr
Leylîni dahi men etmeyem yâd
Men âkil-i vakt olam sen âzâd
Ol pîr-i şikeste-hâl ü hayrân
Tedbîr-i ilâc edüp firâvân
Her handa eşitdi bir tabîbi
Gül-zârınun oldı andelîbi
İzhâr edüp ana ihtiyâcın
Bîmârınun istedi ilâcın
Bîmârına min tabîb-i hâzık
Bir şerbet içürmedi muvâfık
Her yerde ki bildi bir nazar-gâh
Varup ana oldı hâk-i dergâh
Çoh el götürüp duâlar etdi
Çoh nezr verüp atâlar etdi
Re’yiyle melûlin etmeğe şâd
Min pîrden almadı bir irşâd
Çoh sihr olunup yazıldı ta‘vîz
Çoh mekrlere dutuldı ümmîz
Edilmedi hiç biriyle çâre
Ne çâre kazâ-yı Kirdgâra
Bir gün dediler ana ki ey pîr
Âlemde sana bu kaldı tedbîr
Kim Ka’beye iltesen esîrün
Ola ki Hak ola dest-gîrün
Tavf-ı Harem olsa ana hâsıl
Ser-geşteliğ andan ola zâil
Ursa Hacer-i mübâreke baş
Yumşana eğer ola kara daş
Bu Mecnûn-ı bî-çârenün Ka‘beye yüz urduğıdur ve Münâcât ile sevdâsın arturduğıdur
Ol pîr bu hayr işe kılup cehd
Mecnûna müretteb etdi bir mehd
Aldı anı azm-i râh kıldı
Azm-i harem-i İlâh kıldı
Çün Ka‘beye erdi ol nîkû-hûy
Mecnûna dedi ki ey belâ-cûy
Dut Ka‘beye rûy tâat eyle
Temkîn ü edeb riâyet eyle
Ta‘zîm şerâitin edâ kıl
İhlâs-ı dürüst edüp duâ kıl
Ola ki kabûl ola niyâzun
Hak şefkati ola çâre-sâzun
Bu yerde kabûl olur duâlar
Bu buk‘ada bahş olur atâlar
Kıl tevbe ki ahsen-i ameldür
Cehd eyle necâta kim meheldür
Kudretün gül-zârına bir sebze Sidrü’l-müntehâ
Hikmetün şem‘ine bir pervâne Cibrîl-i emîn
Sun‘un eyvânında bir kandîldür nüh âsmân
San‘atun dîbâcesinden bir varak rûy-i zemîn
Dergeh-i ta‘zîm ü tekrîmünden âlem kâm-cûy
Hırmen-i ihsân ü eltâfundan âdem hûşe-çîn
Arsa-i idrâk-i fevz-i re’fetün dârül-emân
Rişte-i ümmîd-i feyz-i rahmetün hablü’l-metîn
Hâkdan her zerre te’yîdünle bir cism-i latîf
Âbdan her katra tevfîkünle bir dürr-i semîn
Ol amîmü’l-feyz mün’imsen ki feyz-i şâmilün
Rızk taksîminde kılmaz imtiyâz-ı küfr ü dîn
Vâdî-i derkündedür ser-geşte fehm-i tünd-seyr
Mülk-i tevhîdündedür mahsûr akl-ı dûr-bîn
İlm-i irfânunda her kim bir yakîn bulmuş velî
Hîç şek yohdur kim ol idrâki hasr etmez yakîn
İktizâ-yı hikmetün izhâr-ı kudret kılmağa
İhtilâf-ı tab‘ ile ezdâdı etmiş hem-nişîn
Hâdisât-ı ihtilâf-ı devrden görmez halel
Kime kim ma‘mûre-i hıfzun olur hısn-ı hasîn
Hîç kim cürm ile dergâhundan olmaz nâ-ümîd
Senden ister kâm eger rüsvâ vü ger halvet-nişîn
Sensen izhâr eyleyen ma‘şûka âşık şevkini
Âşıkı sensen kılan ma‘şûk şevkiyle hazîn
Neş’e-i aşkunladur Mecnûn sürûdı sûznâk
Pertev-i hüsnünledür Leylî cemâli nâzenîn
Pâdişâhâ iktizâ-yı hikmetün tenbîh edüp
Gerçi havrâ ravza-i tâ‘âta konmışdır rehîn
Tâ‘atun eyler Fuzûlî tâkat oldukça velî
Hırs ile ne ravza-i Rıdvan diler ne hûr-i ‘în
Hûr-i ‘în ü ravza-i Rıdvan havâyîlikdürür
Nefsden geçmişdür ol senden rızâ ister hemîn
Bu vâcibü’l-vücûd isbâtına bürhân-ı kâtı‘dur ve Bekâ-i sâir-i mevcûdâta delîl-i mâni‘dür.
Etmek gerek ehl-i feyz ü bîniş
Tahkîk-i vücûd-ı âferîniş
Bilmek gerek anı kim cevâhir
Ne genc-i nihândan oldı zâhir
Ne dâiredür bu devr-i eflâk
Ne zâbıtadur bu merkez-i hâk
Cisme arazı kim etdi kâim
Nâra neden oldı nûr lâzım
Her hilkate gerçi bir sebep var
Âyâ sebebi kim etdi izhâr
Ger kâf ile nûndan oldı âlem
Âyâ neden oldı kâf ü nûn hem
Bî-hûde değül bu kâr-hâne
Bî-fâide gerdiş-i zemâne
Hâşâ ki bu turfe nakş-ı garrâ
Nakkâşından ola müberrâ
Hâşâ ki bu bârgâh-ı âli
Bir dem eyesinden ola hâlî
Fikr eyle vü gör nedür bu üslûb
Ne sâni‘edür bu sun‘ mensûb
Her zerre-i zâhirün zuhûrı
Bir özgeye bağludur zarûrî
Ger gâyete eylesen teemmül
Zâhir olur anda mazhar-ı kül
Versen özüne fenâ-yı mutlak
İsbât olur ol fenâ ile Hak
Ger var ise ma‘rifet mezâkı
Fânî sana bes delîl-i bâkî
Hakkâ ki hemîn vücûd birdür
Bir zâta vücûd münhasırdur
Aksidür anun vücûd-i ağyâr
Ma‘nîde yoh i‘tibâr ile var
Var olanı halk yoh sanurlar
Yoh varlığına aldanurlar
Yohdur bu vücûdun i‘tibârı
Hak âyînedür cihân gubârı
Ey akl edeb riâyet eyle
Bu bilmek ile kifâyet eyle
Tahkîk-i sıfâta kâni‘ olgıl
Endîşe-i zâta mâni‘ olgıl
Ol perdeye kimse râh bulmaz
Tahkîk bil anı bilmek olmaz
Ger yetse idi bu sırra idrâk
Demezdi Resûl mâ arefnâk
Halk oldı bu bahr-ı hayrete gark
Tâ halkdan ola Hâlika fark
Her rişte ki Hak ıyân edüpdür
Ser-riştesini nihân edüpdür
Bir kimse eğer olaydı âgâh
Kim halkı nişe yaradur Allâh
Mümkin ki irâdetiyle ol hem
Halk edebileydi özge âlem
Vermez çü kemâl-i hikmet-i Hak
Tahkîk-i rümûza râh-ı mutlak
Fâş oldı ki sırr-ı Hak nihândur
Âlemde nişânı bî-nişândur
Bu izhâr-ı i‘tirâf-ı cehâletdür ve İkrâr-ı isrâf-ı ma‘siyetdür
Ey hikmete bahmayan nazarsuz
Ahvâl-i zemâneden habersüz
Ta‘n etme ki çerh bî-vefâdur
Dâim işi cevr ile cefâdur
Şerh eyle mana ki çerh n’etdi
Andan ne cefâ zuhûra yetdi
Nen var idi kim elünden aldı
Ne mertebeden aşağa saldı
Devrâna getürdi mihr ü mâhı
Anc’etdi sipîdi vü siyâhı
Geh âteşe zecr-i âb verdi
Geh bâda gam-ı türâb verdi
Şem‘-i emelün münevver etdi
Her ne diledün müyesser etdi
Kıldı seni hîçden bir âdem
Esbâb-ı tena‘‘umun ferâhem
Çerhun hod işi senünle böyle
Sen n’eyledün anun ile söyle
Her dem anı bî-vefâ ohursen
Dönsün deyü min duâ ohursen
Çün ol sana kıldı mihr-bânlığ
Yahşılığa eyleme yamanlığ
Ey rûh ki câm-ı cehl edüp nûş
Hubb-i vatan eyledün ferâmûş
Kim saldı seni bu teng râha
Handan düşdün bu dâm-gâha
Sen terk kılup adem diyârın
Buldukda vücûd-ı i‘tibârın
Kılmışdı senünle hikmetullâh
Ecnâs-ı havâs u aklı hem-râh
Tâ âleme geldüğün zamanda
Bâzâr-ı tereddüd-i cihânda
Sermâyeleründen edesen sûd
Ol sûd nedür rızâ-yı ma’bûd
Hâlâ ki hasâret oldı vâki‘
Sermâyelerün tamâm zâyi‘
Hayrân ü mükedder ü tehî-dest
Ahvâli harâb ü rütbesi pest
Dönsen yine geldüğün makâma
Kâbil mi düşersen ihtirâma
Elbetde zelil ü hâr olursen
Bu fi‘l ile şerm-sâr olursen
Ey nefs-perest ü cism-perver
Olma gam-ı hırs ile mükedder
Cehd ile azâb-ı gûr yığma
Sa‘y eyle metâ-ı mûr yığma
Alma ele sâgar-ı mey-i nâb
Kim garka eder seni bu gird-âb
Olma nigerân-ı sebze-i beng
K’âyîne-i dînüne salur jeng
Def kimi gögüsde lehv koyma
Ney kimi hevâ-yı nefse uyma
Dâmân-ı tarîk-i şer‘ dutgıl
Her ne ki hilâf-ı şer‘ unutgıl
Tahkîk-i vesîle-i vusûl et
Taklîd-i şerîat-i Resûl et
Bu ser-defter-i enbiyânın evsâfından bir varakdur ve Server-i asfiyânun gül-zâr-ı eltâfından bir tabakdur
Ey pâdişeh-i serîr-i levlâk
Maksûd-ı vücûd-ı hâk ü eflâk
Olmış eflâk hâk-i râhun
Çekmiş eflâke hâk câhun
Ey râkım-ı nüsha-i meânî
Ma’mûre-i ilm-i dîne bânî
Şâhenşeh-i mesned-i risâlet
Ressâm-ı kavâid-i adâlet
Ey arş-nevâz ü ferş-perver
Defterdâr-ı hisâb-ı mahşer
Ser-defter-i enbiyâ-yı mürsel
Anlara hem âhir ü hem evvel
Ey vâzı‘-ı ıstılâh-ı îmân
Hakdan sebeb-i nüzûl-i Fürkân
Sensen sultân ü gayr haylün
Senden özge senün tufeylün
Ey halvet-i kudse şem‘-i mahfil
Cibrîl teredüdine menzil
Hak emri senünle halka cârî
Kavlünle ol emrün i‘tibârı
Ey kıble-nümâ-yı ehl-i tâat
Gencîne-i gevher-i şefâat
Tâc-ı ser-i arş hâk-i pâyun
Şem‘-i şeb-i Kadr nûr-ı râyun
Ey vâsıta-i nizâm-ı âlem
Dîvân-ı Haka vezîr-i a‘zam
İrfân-ı sıfât u zâta ârif
Keyfiyyet-i kâinâta vâkıf
Ey zâtun içün beşer vücûdı
Âdemde sana melek sücûdı
Yâsin sadef-i dür-i sıfâtun
Tâhâ gül-i bûstân-ı zâtun
Ey mekteb-i dânişe muallim
Mahrûse-i hükm-i şer‘e hâkim
Dergâhuna enbiyâ rücûı
Ta‘zîmüne âsman rükûı
Tahsin sana ey huceste-fercâm
Kim vaz‘ kılup tarîk-ı İslâm
Keyfiyyet-i hâli rûşen etdün
Hayr ü şer işin muayyen etdün
Ahvâl-i evâmir ü nevâhî
Ma‘lûm etdün bize ke-mâhî
Sen bildürdün ki kimdür Allâh
Sensüz kim olurdı andan âgâh
Güm-râhları tarîka saldun
Üftâdelerün elini aldun
Fâş oldı nasîhatün cihâna
Sen koymadun ortada behâne
Ammâ bize yohdur ol saâdet
Kim hıfz-ı tarîkun ola âdet
İhmâl ederüz itâatünde
Taksîr edâ-yı hidmetünde
Her niçe ki hâr ü şerm-sâruz
Bu cürm ile hem ümîd-vâruz
Kim feyz-i avâtıf-ı amîmün
Şad eyleye gönlin ehl-i bîmün
Hikmetün şem‘ine bir pervâne Cibrîl-i emîn
Sun‘un eyvânında bir kandîldür nüh âsmân
San‘atun dîbâcesinden bir varak rûy-i zemîn
Dergeh-i ta‘zîm ü tekrîmünden âlem kâm-cûy
Hırmen-i ihsân ü eltâfundan âdem hûşe-çîn
Arsa-i idrâk-i fevz-i re’fetün dârül-emân
Rişte-i ümmîd-i feyz-i rahmetün hablü’l-metîn
Hâkdan her zerre te’yîdünle bir cism-i latîf
Âbdan her katra tevfîkünle bir dürr-i semîn
Ol amîmü’l-feyz mün’imsen ki feyz-i şâmilün
Rızk taksîminde kılmaz imtiyâz-ı küfr ü dîn
Vâdî-i derkündedür ser-geşte fehm-i tünd-seyr
Mülk-i tevhîdündedür mahsûr akl-ı dûr-bîn
İlm-i irfânunda her kim bir yakîn bulmuş velî
Hîç şek yohdur kim ol idrâki hasr etmez yakîn
İktizâ-yı hikmetün izhâr-ı kudret kılmağa
İhtilâf-ı tab‘ ile ezdâdı etmiş hem-nişîn
Hâdisât-ı ihtilâf-ı devrden görmez halel
Kime kim ma‘mûre-i hıfzun olur hısn-ı hasîn
Hîç kim cürm ile dergâhundan olmaz nâ-ümîd
Senden ister kâm eger rüsvâ vü ger halvet-nişîn
Sensen izhâr eyleyen ma‘şûka âşık şevkini
Âşıkı sensen kılan ma‘şûk şevkiyle hazîn
Neş’e-i aşkunladur Mecnûn sürûdı sûznâk
Pertev-i hüsnünledür Leylî cemâli nâzenîn
Pâdişâhâ iktizâ-yı hikmetün tenbîh edüp
Gerçi havrâ ravza-i tâ‘âta konmışdır rehîn
Tâ‘atun eyler Fuzûlî tâkat oldukça velî
Hırs ile ne ravza-i Rıdvan diler ne hûr-i ‘în
Hûr-i ‘în ü ravza-i Rıdvan havâyîlikdürür
Nefsden geçmişdür ol senden rızâ ister hemîn
Bu vâcibü’l-vücûd isbâtına bürhân-ı kâtı‘dur ve Bekâ-i sâir-i mevcûdâta delîl-i mâni‘dür.
Etmek gerek ehl-i feyz ü bîniş
Tahkîk-i vücûd-ı âferîniş
Bilmek gerek anı kim cevâhir
Ne genc-i nihândan oldı zâhir
Ne dâiredür bu devr-i eflâk
Ne zâbıtadur bu merkez-i hâk
Cisme arazı kim etdi kâim
Nâra neden oldı nûr lâzım
Her hilkate gerçi bir sebep var
Âyâ sebebi kim etdi izhâr
Ger kâf ile nûndan oldı âlem
Âyâ neden oldı kâf ü nûn hem
Bî-hûde değül bu kâr-hâne
Bî-fâide gerdiş-i zemâne
Hâşâ ki bu turfe nakş-ı garrâ
Nakkâşından ola müberrâ
Hâşâ ki bu bârgâh-ı âli
Bir dem eyesinden ola hâlî
Fikr eyle vü gör nedür bu üslûb
Ne sâni‘edür bu sun‘ mensûb
Her zerre-i zâhirün zuhûrı
Bir özgeye bağludur zarûrî
Ger gâyete eylesen teemmül
Zâhir olur anda mazhar-ı kül
Versen özüne fenâ-yı mutlak
İsbât olur ol fenâ ile Hak
Ger var ise ma‘rifet mezâkı
Fânî sana bes delîl-i bâkî
Hakkâ ki hemîn vücûd birdür
Bir zâta vücûd münhasırdur
Aksidür anun vücûd-i ağyâr
Ma‘nîde yoh i‘tibâr ile var
Var olanı halk yoh sanurlar
Yoh varlığına aldanurlar
Yohdur bu vücûdun i‘tibârı
Hak âyînedür cihân gubârı
Ey akl edeb riâyet eyle
Bu bilmek ile kifâyet eyle
Tahkîk-i sıfâta kâni‘ olgıl
Endîşe-i zâta mâni‘ olgıl
Ol perdeye kimse râh bulmaz
Tahkîk bil anı bilmek olmaz
Ger yetse idi bu sırra idrâk
Demezdi Resûl mâ arefnâk
Halk oldı bu bahr-ı hayrete gark
Tâ halkdan ola Hâlika fark
Her rişte ki Hak ıyân edüpdür
Ser-riştesini nihân edüpdür
Bir kimse eğer olaydı âgâh
Kim halkı nişe yaradur Allâh
Mümkin ki irâdetiyle ol hem
Halk edebileydi özge âlem
Vermez çü kemâl-i hikmet-i Hak
Tahkîk-i rümûza râh-ı mutlak
Fâş oldı ki sırr-ı Hak nihândur
Âlemde nişânı bî-nişândur
Bu izhâr-ı i‘tirâf-ı cehâletdür ve İkrâr-ı isrâf-ı ma‘siyetdür
Ey hikmete bahmayan nazarsuz
Ahvâl-i zemâneden habersüz
Ta‘n etme ki çerh bî-vefâdur
Dâim işi cevr ile cefâdur
Şerh eyle mana ki çerh n’etdi
Andan ne cefâ zuhûra yetdi
Nen var idi kim elünden aldı
Ne mertebeden aşağa saldı
Devrâna getürdi mihr ü mâhı
Anc’etdi sipîdi vü siyâhı
Geh âteşe zecr-i âb verdi
Geh bâda gam-ı türâb verdi
Şem‘-i emelün münevver etdi
Her ne diledün müyesser etdi
Kıldı seni hîçden bir âdem
Esbâb-ı tena‘‘umun ferâhem
Çerhun hod işi senünle böyle
Sen n’eyledün anun ile söyle
Her dem anı bî-vefâ ohursen
Dönsün deyü min duâ ohursen
Çün ol sana kıldı mihr-bânlığ
Yahşılığa eyleme yamanlığ
Ey rûh ki câm-ı cehl edüp nûş
Hubb-i vatan eyledün ferâmûş
Kim saldı seni bu teng râha
Handan düşdün bu dâm-gâha
Sen terk kılup adem diyârın
Buldukda vücûd-ı i‘tibârın
Kılmışdı senünle hikmetullâh
Ecnâs-ı havâs u aklı hem-râh
Tâ âleme geldüğün zamanda
Bâzâr-ı tereddüd-i cihânda
Sermâyeleründen edesen sûd
Ol sûd nedür rızâ-yı ma’bûd
Hâlâ ki hasâret oldı vâki‘
Sermâyelerün tamâm zâyi‘
Hayrân ü mükedder ü tehî-dest
Ahvâli harâb ü rütbesi pest
Dönsen yine geldüğün makâma
Kâbil mi düşersen ihtirâma
Elbetde zelil ü hâr olursen
Bu fi‘l ile şerm-sâr olursen
Ey nefs-perest ü cism-perver
Olma gam-ı hırs ile mükedder
Cehd ile azâb-ı gûr yığma
Sa‘y eyle metâ-ı mûr yığma
Alma ele sâgar-ı mey-i nâb
Kim garka eder seni bu gird-âb
Olma nigerân-ı sebze-i beng
K’âyîne-i dînüne salur jeng
Def kimi gögüsde lehv koyma
Ney kimi hevâ-yı nefse uyma
Dâmân-ı tarîk-i şer‘ dutgıl
Her ne ki hilâf-ı şer‘ unutgıl
Tahkîk-i vesîle-i vusûl et
Taklîd-i şerîat-i Resûl et
Bu ser-defter-i enbiyânın evsâfından bir varakdur ve Server-i asfiyânun gül-zâr-ı eltâfından bir tabakdur
Ey pâdişeh-i serîr-i levlâk
Maksûd-ı vücûd-ı hâk ü eflâk
Olmış eflâk hâk-i râhun
Çekmiş eflâke hâk câhun
Ey râkım-ı nüsha-i meânî
Ma’mûre-i ilm-i dîne bânî
Şâhenşeh-i mesned-i risâlet
Ressâm-ı kavâid-i adâlet
Ey arş-nevâz ü ferş-perver
Defterdâr-ı hisâb-ı mahşer
Ser-defter-i enbiyâ-yı mürsel
Anlara hem âhir ü hem evvel
Ey vâzı‘-ı ıstılâh-ı îmân
Hakdan sebeb-i nüzûl-i Fürkân
Sensen sultân ü gayr haylün
Senden özge senün tufeylün
Ey halvet-i kudse şem‘-i mahfil
Cibrîl teredüdine menzil
Hak emri senünle halka cârî
Kavlünle ol emrün i‘tibârı
Ey kıble-nümâ-yı ehl-i tâat
Gencîne-i gevher-i şefâat
Tâc-ı ser-i arş hâk-i pâyun
Şem‘-i şeb-i Kadr nûr-ı râyun
Ey vâsıta-i nizâm-ı âlem
Dîvân-ı Haka vezîr-i a‘zam
İrfân-ı sıfât u zâta ârif
Keyfiyyet-i kâinâta vâkıf
Ey zâtun içün beşer vücûdı
Âdemde sana melek sücûdı
Yâsin sadef-i dür-i sıfâtun
Tâhâ gül-i bûstân-ı zâtun
Ey mekteb-i dânişe muallim
Mahrûse-i hükm-i şer‘e hâkim
Dergâhuna enbiyâ rücûı
Ta‘zîmüne âsman rükûı
Tahsin sana ey huceste-fercâm
Kim vaz‘ kılup tarîk-ı İslâm
Keyfiyyet-i hâli rûşen etdün
Hayr ü şer işin muayyen etdün
Ahvâl-i evâmir ü nevâhî
Ma‘lûm etdün bize ke-mâhî
Sen bildürdün ki kimdür Allâh
Sensüz kim olurdı andan âgâh
Güm-râhları tarîka saldun
Üftâdelerün elini aldun
Fâş oldı nasîhatün cihâna
Sen koymadun ortada behâne
Ammâ bize yohdur ol saâdet
Kim hıfz-ı tarîkun ola âdet
İhmâl ederüz itâatünde
Taksîr edâ-yı hidmetünde
Her niçe ki hâr ü şerm-sâruz
Bu cürm ile hem ümîd-vâruz
Kim feyz-i avâtıf-ı amîmün
Şad eyleye gönlin ehl-i bîmün
Mecnûn bulup ol makâmdan zevk
Saldı anı çerhe neş’e-i şevk
Sûz ile çeküp ciğerden âvâz
Arz etdi binâ-yı Kâ‘beye râz
K’ey sakfı bülend ü kadri âlî
Mihrâb-ı eâzım ü eâlî
Ey kıble-i ehl-i izz ü ikbâl
Ruhsâr-ı zemîne anberîn hâl
Ey mağz-ı vefâya kisvetün pûst
Hem-reng-i pelâs-ı hâne-i dûst
Ey gül-bün-i gonca-i ibâdet
Sandûk-ı cevâhir-i saâdet
Ey dâim olan menümle hem-derd
Ammâ ne menüm kimi cihân-gerd
Göğsine uran Hacer kimi daş
Zemzem kimi gözden ahıdan yaş
Peyveste siyeh kılan libâsın
Gönlinde nihân dutan hevâsın
Bi’llâh kimesen bu yerde âşık
Söyle ki enîsünem muvâfık
Olmış sana aşk feyzi hâsıl
Kılmış seni kıble-i kabâil
Yâ Rab bû harem-serâ hakiyçün
Bu ma‘bed-i pür-safâ hakiyçün
Kıl mende binâ-yı aşkı dâim
Mânend-i esâs-ı Kâ‘be kâim
Sal gönlüme derd-i aşkdan gam
Her lahza vü her zamân ü her dem
Aşk içre müdâm şevküm artur
Şevk ile hemîşe zevküm artur
Her handa ki âlem içre gam var
Kıl gönlümi ol gama giriftâr
Endîşe-i akldan cüdâ kıl
Aşk ile hemîşe âşinâ kıl
Artur mana zevk ü şevk-ı Leylî
Dâim mana anda kıl tecellî
Çohdur benî Âdem içre bî-dâd
Et gönlümi vahşet ile mu‘tâd
Bir mülkde ver mana karârı
Kim yetmeye âdemî gubârı
Ol zâir-i Kâ‘be-i inâbet
İsterdi duâ kılup icâbet
Tuğyân-ı belâdan etmeyüp fikr
Bu şi‘r idi her dem etdüği zikr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ meni
Az eyleme inâyetüni ehl-i derdden
Ya‘ni ki çoh belâlara kıl mübtelâ meni
Oldukça men götürme belâdan irâdetüm
Men isterem belânı çü ister belâ meni
Temkînümi belâ-yı mahabbetde kılma süst
Tâ dûst ta‘n edüp demeye bî-vefâ meni
Getdükçe hüsnin eyle ziyâde nigârumun
Geldükçe derdine beter et mübtelâ meni
Men handan ü mülâzemet-i i‘tibâr ü câh
Kıl kâbil-i saâdet-i fakr ü fenâ meni
Eyle zaîf eyle tenüm fürkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ meni
Nahvet kılup nasîb Fuzûlî kimi mana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni
Bu Mecnûnun Kâ‘beden mürâcaatidür ve Vuhûş ile musâhabetidür
Bir bir eşidüp sözin atası
Bildi ki kabûl olur duâsı
Efzûn olur gam ü melâmet
Mümkin değül oğlına selâmet
Çoh kıldı figân ü nâle vü zâr
Oğlından ümîd kesdi nâ-çâr
Ol pîr kalup orada hayrân
Mecnûn dutuben reh-i beyâbân
Tenhâ sefer ihtiyâr kıldı
Azm-i ser-i kûy-i yâr kıldı
Gündüz gözi yaşı hâdî-i râh
Gece yolı şem‘i şu‘le-i âh
Gerd-i reh-i yârı yâd ederdi
Geh otura geh dura gederdi
Bu Mecnûnun derdini dağa şerh etdüğidür ve Andan nevmîd getdügidür
Bir dağa erişdi yolda nâgâh
Kaddine libâs-ı vehm kûtâh
Tiğinde ukâb-ı çerh kanı
Mazmûn kemerinde la‘l kânı
Mün‘im sıfatı libâsı fâhir
Ceyb ü bagali dolu cevâhir
Deryâ kıluben ana tazarru‘
Eylerdi zahîresin tevakku‘
Sahrâ edüben ana tevellâ
Eylerdi maîşetin temennâ
Ol çeşmeler eyleyüp revâne
Olmışdı olara ata ane
Ta‘zîm ile kılmış anı Hak yâd
Kur’anda ki el ci‘bâle evtâd
Mecnûn ana eyleyüp temâşâ
Bir odlu sürûd kıldı inşâ
Oldukda sürûd ile nevâ-sâz
Andan hem eşitdi aks-i âvâz
Sandı ki öziyle hem-nefesdür
Dedi mana bu refik besdür
Yüz şükr ki yâr-ı gâr buldum
Gezdüm bu cihânı yâr buldum
Aşk odın ana hem etdi rûşen
K’ey gûşe-nişîn-i pâk-dâmen
Sûz-ı ciğerümden oldun âgâh
Ahsen ahsent bâreka’llah
Bir âşık-ı mübtelâ imişsen
Derd ehline âşinâ imişsen
Sensen mana hem-dem-i muvâfık
Dâğ ile olur hemîşe âşık
Bî-dâd ile göğsüne urup daş
Derd ile gözünden ahıdup yaş
N’oldı sana beyle mest olupsen
Gam dâmına pây-best olupsen
Kan ile dolupdurur kenârun
Ne gülden ola bu lâle-zârın
Bağrun görürem olupdurur su
Ne serv-kadün hevâsıdur bu
Gel ağlayalum bu mâcerâya
Bir dem koşalum sadâ sadâya
Çün bir dem anunla ağladı zâr
Derd-i dil-i zârın etdi izhâr
Azm eyledi hâk-i kûy-ı yâra
Leylînün evi olan diyâra
Bu Mecnûnun gazâl ile mülâkâtıdur ve Aşk bâbında onunla olan hâlâtıdur
Gördi ki bir avcı dâm kurmış
Dâmına gazâller yüz urmış
Ol dâma cefâ-yı çerh-i gaddâr
Bir âhunı eylemiş giriftâr
Bir âhu esîr-i dâmı olmış
Kan yaşı kara gözine dolmış
Boynı kurulu ayağı bağlu
Şehlâ gözi nemlü cânı dağlu
Ahvâline rahm kıldı Mecnûn
Bandı ana tökdi eşk-i gül-gûn
Gönline katı gelüp bu bî-dâd
Yumşak yumşak dedi ki sayyâd
Rahm eyle bu müşg-bû gazâle
Rahm etmez mi kişi bu hâle
Sayyâd bu nâ-tüvâna kıyma
Kıl cânına rahm câna kıyma
Sayyâd sakın cefâ yamandur
Bilmezsen mi ki kana kandur
Sayyâd mana bağışla kanın
Yandurma cefâ odına cânın
Sayyâd dedi budur maâşum
Açman ayağın gederse başum
Katlinde bu saydun etsem ihmâl
Etfâl ü ıyâlüme n’olur hâl
Mecnûn ana verdi cümle rahtın
Pâk eyledi berkden dırahtın
Ol turfe gazâlün açdı bendin
Şâd eyledi cân-ı derd-mendin
Yüz urdı yüzine kıldı efgân
Göz sürdi gözine oldı giryân
K’ey bâdiye-gerd ü bâd-nâverd
Nâzük bedeniyle nâz-perverd
Sen zînet-i her gil-i zemînsen
Gül kimi lâtif ü nâzenînsen
Ey sebze-i cûy-bâr-ı vahşet
Ra‘nâ semen-i bahâr-ı vahşet
Tenhâ koyma men-i zebûnı
Olgıl mana deşt reh-nümûnı
Gez bir niçe gün menümle hem-râh
İnsan deyüp etme menden ikrâh
Yaşum kimi getme çeşm-i terden
Kesme ayağun bu reh-güzerden
Ser-çeşme-i çeşmüm eyle menzil
Ser-menzilümüzden olma gâfil
Olsun bebeğüm karâr-gâhun
Eşk ü müje hâb ile giyâhun
Ey çeşm-i nigâr yâdigârı
Sehl eyle mana gam-ı nigârı
Kıldukda hayâl-i çeşm-i Leylî
Sen ver men-i hasteye tesellî
Çün ol beşeriyyetin unutdı
Âhû hem anunla üns dutdı
Anun sebebiyle hem çoh âhû
Sahrâda onunla dutdılar hû
Bu Mecnûn-ı derd-mendün kebûter ile şerh-i hâlidür ve Andan iltimâs-ı mâ-fi’l-bâlidür
Bir menzile yetdi zâr ü muztar
Bir dâmda gördi bir kebûter
Her revzen-i dâmı bir der-i gam
Min gam müteveccih ana her dem
Mecnûn ana bahdı yandı cânı
Yaşı kimi cûşa geldi kanı
Sayyâdına eyledi tazarru‘
Kurtarmağın eyledi tevakku‘
Seyyâd dedi ki men fakîrem
Fakra bu hamâme tek esîrem
Hâşâ ki bu mürg-i tîz-reftâr
Âzâd ola men kalam giriftâr
Ger var ise kıymetin edâ kıl
Andan munı dâmdan rehâ kıl
Evvel meni eyle gussadan şâd
Andan munı dâm-ı gamdan âzâd
Var idi kolunda bir dür-i ter
Şeffâf çü dîde-i kebûter
Verdi anı aldı ol esîri
Üftâdenün oldı dest-gîri
Sürdi kademine çeşm-i pür-hûn
Anca ki ayağın etdi gül-gûn
Her dem ana arz-ı râz ederdi
Min nağme-i şevk sâz ederdi
K’ey tîz-per ü bülend-pervâz
Erbâb-ı vefâya mahrem-i râz
Bu reng-i libâs-ı nîl-fâmun
Endûh ü melâmet-i müdâmum
Saldı anı çerhe neş’e-i şevk
Sûz ile çeküp ciğerden âvâz
Arz etdi binâ-yı Kâ‘beye râz
K’ey sakfı bülend ü kadri âlî
Mihrâb-ı eâzım ü eâlî
Ey kıble-i ehl-i izz ü ikbâl
Ruhsâr-ı zemîne anberîn hâl
Ey mağz-ı vefâya kisvetün pûst
Hem-reng-i pelâs-ı hâne-i dûst
Ey gül-bün-i gonca-i ibâdet
Sandûk-ı cevâhir-i saâdet
Ey dâim olan menümle hem-derd
Ammâ ne menüm kimi cihân-gerd
Göğsine uran Hacer kimi daş
Zemzem kimi gözden ahıdan yaş
Peyveste siyeh kılan libâsın
Gönlinde nihân dutan hevâsın
Bi’llâh kimesen bu yerde âşık
Söyle ki enîsünem muvâfık
Olmış sana aşk feyzi hâsıl
Kılmış seni kıble-i kabâil
Yâ Rab bû harem-serâ hakiyçün
Bu ma‘bed-i pür-safâ hakiyçün
Kıl mende binâ-yı aşkı dâim
Mânend-i esâs-ı Kâ‘be kâim
Sal gönlüme derd-i aşkdan gam
Her lahza vü her zamân ü her dem
Aşk içre müdâm şevküm artur
Şevk ile hemîşe zevküm artur
Her handa ki âlem içre gam var
Kıl gönlümi ol gama giriftâr
Endîşe-i akldan cüdâ kıl
Aşk ile hemîşe âşinâ kıl
Artur mana zevk ü şevk-ı Leylî
Dâim mana anda kıl tecellî
Çohdur benî Âdem içre bî-dâd
Et gönlümi vahşet ile mu‘tâd
Bir mülkde ver mana karârı
Kim yetmeye âdemî gubârı
Ol zâir-i Kâ‘be-i inâbet
İsterdi duâ kılup icâbet
Tuğyân-ı belâdan etmeyüp fikr
Bu şi‘r idi her dem etdüği zikr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ meni
Az eyleme inâyetüni ehl-i derdden
Ya‘ni ki çoh belâlara kıl mübtelâ meni
Oldukça men götürme belâdan irâdetüm
Men isterem belânı çü ister belâ meni
Temkînümi belâ-yı mahabbetde kılma süst
Tâ dûst ta‘n edüp demeye bî-vefâ meni
Getdükçe hüsnin eyle ziyâde nigârumun
Geldükçe derdine beter et mübtelâ meni
Men handan ü mülâzemet-i i‘tibâr ü câh
Kıl kâbil-i saâdet-i fakr ü fenâ meni
Eyle zaîf eyle tenüm fürkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ meni
Nahvet kılup nasîb Fuzûlî kimi mana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni
Bu Mecnûnun Kâ‘beden mürâcaatidür ve Vuhûş ile musâhabetidür
Bir bir eşidüp sözin atası
Bildi ki kabûl olur duâsı
Efzûn olur gam ü melâmet
Mümkin değül oğlına selâmet
Çoh kıldı figân ü nâle vü zâr
Oğlından ümîd kesdi nâ-çâr
Ol pîr kalup orada hayrân
Mecnûn dutuben reh-i beyâbân
Tenhâ sefer ihtiyâr kıldı
Azm-i ser-i kûy-i yâr kıldı
Gündüz gözi yaşı hâdî-i râh
Gece yolı şem‘i şu‘le-i âh
Gerd-i reh-i yârı yâd ederdi
Geh otura geh dura gederdi
Bu Mecnûnun derdini dağa şerh etdüğidür ve Andan nevmîd getdügidür
Bir dağa erişdi yolda nâgâh
Kaddine libâs-ı vehm kûtâh
Tiğinde ukâb-ı çerh kanı
Mazmûn kemerinde la‘l kânı
Mün‘im sıfatı libâsı fâhir
Ceyb ü bagali dolu cevâhir
Deryâ kıluben ana tazarru‘
Eylerdi zahîresin tevakku‘
Sahrâ edüben ana tevellâ
Eylerdi maîşetin temennâ
Ol çeşmeler eyleyüp revâne
Olmışdı olara ata ane
Ta‘zîm ile kılmış anı Hak yâd
Kur’anda ki el ci‘bâle evtâd
Mecnûn ana eyleyüp temâşâ
Bir odlu sürûd kıldı inşâ
Oldukda sürûd ile nevâ-sâz
Andan hem eşitdi aks-i âvâz
Sandı ki öziyle hem-nefesdür
Dedi mana bu refik besdür
Yüz şükr ki yâr-ı gâr buldum
Gezdüm bu cihânı yâr buldum
Aşk odın ana hem etdi rûşen
K’ey gûşe-nişîn-i pâk-dâmen
Sûz-ı ciğerümden oldun âgâh
Ahsen ahsent bâreka’llah
Bir âşık-ı mübtelâ imişsen
Derd ehline âşinâ imişsen
Sensen mana hem-dem-i muvâfık
Dâğ ile olur hemîşe âşık
Bî-dâd ile göğsüne urup daş
Derd ile gözünden ahıdup yaş
N’oldı sana beyle mest olupsen
Gam dâmına pây-best olupsen
Kan ile dolupdurur kenârun
Ne gülden ola bu lâle-zârın
Bağrun görürem olupdurur su
Ne serv-kadün hevâsıdur bu
Gel ağlayalum bu mâcerâya
Bir dem koşalum sadâ sadâya
Çün bir dem anunla ağladı zâr
Derd-i dil-i zârın etdi izhâr
Azm eyledi hâk-i kûy-ı yâra
Leylînün evi olan diyâra
Bu Mecnûnun gazâl ile mülâkâtıdur ve Aşk bâbında onunla olan hâlâtıdur
Gördi ki bir avcı dâm kurmış
Dâmına gazâller yüz urmış
Ol dâma cefâ-yı çerh-i gaddâr
Bir âhunı eylemiş giriftâr
Bir âhu esîr-i dâmı olmış
Kan yaşı kara gözine dolmış
Boynı kurulu ayağı bağlu
Şehlâ gözi nemlü cânı dağlu
Ahvâline rahm kıldı Mecnûn
Bandı ana tökdi eşk-i gül-gûn
Gönline katı gelüp bu bî-dâd
Yumşak yumşak dedi ki sayyâd
Rahm eyle bu müşg-bû gazâle
Rahm etmez mi kişi bu hâle
Sayyâd bu nâ-tüvâna kıyma
Kıl cânına rahm câna kıyma
Sayyâd sakın cefâ yamandur
Bilmezsen mi ki kana kandur
Sayyâd mana bağışla kanın
Yandurma cefâ odına cânın
Sayyâd dedi budur maâşum
Açman ayağın gederse başum
Katlinde bu saydun etsem ihmâl
Etfâl ü ıyâlüme n’olur hâl
Mecnûn ana verdi cümle rahtın
Pâk eyledi berkden dırahtın
Ol turfe gazâlün açdı bendin
Şâd eyledi cân-ı derd-mendin
Yüz urdı yüzine kıldı efgân
Göz sürdi gözine oldı giryân
K’ey bâdiye-gerd ü bâd-nâverd
Nâzük bedeniyle nâz-perverd
Sen zînet-i her gil-i zemînsen
Gül kimi lâtif ü nâzenînsen
Ey sebze-i cûy-bâr-ı vahşet
Ra‘nâ semen-i bahâr-ı vahşet
Tenhâ koyma men-i zebûnı
Olgıl mana deşt reh-nümûnı
Gez bir niçe gün menümle hem-râh
İnsan deyüp etme menden ikrâh
Yaşum kimi getme çeşm-i terden
Kesme ayağun bu reh-güzerden
Ser-çeşme-i çeşmüm eyle menzil
Ser-menzilümüzden olma gâfil
Olsun bebeğüm karâr-gâhun
Eşk ü müje hâb ile giyâhun
Ey çeşm-i nigâr yâdigârı
Sehl eyle mana gam-ı nigârı
Kıldukda hayâl-i çeşm-i Leylî
Sen ver men-i hasteye tesellî
Çün ol beşeriyyetin unutdı
Âhû hem anunla üns dutdı
Anun sebebiyle hem çoh âhû
Sahrâda onunla dutdılar hû
Bu Mecnûn-ı derd-mendün kebûter ile şerh-i hâlidür ve Andan iltimâs-ı mâ-fi’l-bâlidür
Bir menzile yetdi zâr ü muztar
Bir dâmda gördi bir kebûter
Her revzen-i dâmı bir der-i gam
Min gam müteveccih ana her dem
Mecnûn ana bahdı yandı cânı
Yaşı kimi cûşa geldi kanı
Sayyâdına eyledi tazarru‘
Kurtarmağın eyledi tevakku‘
Seyyâd dedi ki men fakîrem
Fakra bu hamâme tek esîrem
Hâşâ ki bu mürg-i tîz-reftâr
Âzâd ola men kalam giriftâr
Ger var ise kıymetin edâ kıl
Andan munı dâmdan rehâ kıl
Evvel meni eyle gussadan şâd
Andan munı dâm-ı gamdan âzâd
Var idi kolunda bir dür-i ter
Şeffâf çü dîde-i kebûter
Verdi anı aldı ol esîri
Üftâdenün oldı dest-gîri
Sürdi kademine çeşm-i pür-hûn
Anca ki ayağın etdi gül-gûn
Her dem ana arz-ı râz ederdi
Min nağme-i şevk sâz ederdi
K’ey tîz-per ü bülend-pervâz
Erbâb-ı vefâya mahrem-i râz
Bu reng-i libâs-ı nîl-fâmun
Endûh ü melâmet-i müdâmum
İzhâr kılup nişâne-i gam
Kim kıldı seni esîr-i mâtem
Ger âşık isen sen ey cihân-gerd
Kaçma ki menem senünle hem-derd
Bir lahza menümle hem-nişîn ol
Gencîne-i râzuma emîn ol
Başum tüğin âşiyâne kılgıl
Göz yaşumı âb ü dâne kılgıl
Sen kâsıd imişsen ey hamâme
Menden hem ilet nigâra nâme
Gör hecr-i ruhında ıztırâbum
Peygâmum ilet getür cevâbum
Bi’llâh ser-i kûyına gedende
Her çizginüben tavâf edende
Yâd eyle meni sevâbuma gir
Bir tavf sevâbını mana ver
Kon hâk-i derine iste dâne
Kıl özüne dâneni behâne
Oldukça mecâlün etme nâmûs
Menden yetür ol yere zemîn-bûs
Anca dedi ana hem gam-ı dil
Kim kıldı anı hem ünse mâil
Başında olup şeb âşiyânı
Gündüz ol olurdı pâsbânı
Zâtında görüp nişâne-i hayr
Hem vahş mutîi oldı hem tayr
Râm oldı behâyim ol figâra
Bir fevc yığıldı vara vara
Ol zâr idi mülk-i derd şâhı
Hayl-i ded ü dâm anun sipâhı
Olmışdı beşerden eyle bîzâr
Kim öz aksin sanurdı ağyâr
Dartup göğe dûd-ı şu‘le-i âh
Öz sâyesin istemezdi hem-râh
Bu Leylî ahvâlinden bir haberdür ve Ma‘şûk-ı âşık-pîşe etvârından bir eserdür
Sâkî müteellim-i humârem
Müştâk-ı şarâb-ı hoş-güvârem
Üftâdeliğüm gör etme ihmâl
Rahm et bir ayağ ile elüm al
İzhâr kılup safâ-yı meşreb
Bu bezmi çün eyledün müretteb
Bezm ehline nevbet ile ver câm
Hem hâs riâyet eyle hem âm
Mecnûna hemîn şarâb dutma
Leylîni ki asldur unutma
Dihkân-ı fasîh-i Fârisî-zâd
Bu gülşene beyle tikdi şimşâd
Kim ol çemen-i vefâ bahârı
Dâğ-ı gam-ı aşk lâle-zârı
Ya‘nî reviş-i vefâda muhkem
Leylî sadef-i cevâhir-i gam
Girmişdi hisâra genc mânend
Urmışdı ayağa pendden bend
Ne bir ferahı ne bir neşâtı
Ne kimse ile bir ihtilâtı
Bîzâr atadan ü anadan
Bîgâne cemî‘-i âşinâdan
Yanına olurdı hûblar cem‘
Pervâne-sıfat havâlî-i şem‘
Şâd olmağa hâtır-ı hazîni
Eğlenmeğe tab‘-ı nâzenîni
Min turrfece turfece fesâne
Şîrîn söz ile çeküp beyâna
Eylerler idi zaman zaman yâd
Takrîb ile lahza lahza bünyâd
Ol terk kılup neşât ü râhat
Bir uzvını eyleyüp cerâhat
Eylerdi behâne ile nâle
Düşmezdi olar düşen hayâle
Kızlar kaşa verse vesmeden reng
Cân gözgüsine salurdı ol jeng
Kızlar yüze koysa nîlden hâl
Ol nîle çekerdi raht fi’l-hâl
Kızlarda hayâl-i nakş-ı dîbâ
Ol nakş-ı hayâl ile şikîbâ
Kızlarun eli hınâda gül-gûn
Anun eli eşki ile pür-hûn
Ne iğnede ne ipekde meyli
Müjgâna tökerdi eşk seyli
Kızlar kılup ârzû-yı zîver
Ger rişteye çekselerdi gevher
Ol dahi çekerdi eyleyüp reşk
Târ-ı bedenine gevher-i eşk
Mecnûndan idi cünûnı efzûn
Leylî deyene der idi Mecnûn
Dünler ki gedüp yanından ol cem‘
Bir gûşede ol kalurdı vü şem‘
Şem‘e gam-ı dil beyân ederdi
Sûz-ı ciğerin ıyân ederdi
Bu Leylînün çerâğ ile macerâsıdur ve Andan câre-sâzî-i dil temannâsıdur
K’ey didesi nemlü bağrı dağlu
Başı karalu ayağı bağlu
Gel olalım hem-nefes men ü sen
Râz-ı dil-i zârun eyle rûşen
Ne derd seni nizâr edüpdür
Âlüfte vü zerd ü zâr edüpdür
Başdan ayağa nedür bu yanmak
Dûd-ı dile dem-be-dem boyanmak
Ne cinsdür aslun ey belâ-keş
Kim âb-ı hayâtun oldı âteş
Şerh-i dil-i germ ü çeşm-i ter ver
Ser-rişte-i râzdan haber var
Her lahza düşersen ıztırâba
Hem âteşe garkasen hem âba
Ne sihr kılursen ey seher-hîz
Kim âteşün âbdan olur tîz
Men sûhteden hem olma gâfil
Mende dahi var bir gam-ı dil
Men hem sana benzerem vefâda
Belkim niçe mertebe ziyâde
Sen gece hemîn yanarsen ey zâr
Men gece vü gündüzem giriftâr
Sende eser-i hevâ ziyândur
Nisbet mana râhat-ı revândur
Hûdur sana sırrunı töküp yaş
Meclisler içinde eylemek fâş
Gönlün çü değül vefâda kâim
Gönlündekidür dilünde dâim
Men sâbit-i arsa-i belâyem
Ney kimi hizâne-i hevâyem
Olman olur olmaz ile dem-sâz
Başum kesilürse söylemen râz
Derdüm sana söyleyem gam-ı dil
Sende dahi tâb yoh ne hâsıl
Döymez ciğerün bu şerh-i râza
Âhum getürür seni güdâza
Bir yâra bu derdi eyledüm fâş
Olmadı mana bu yolda yoldaş
Sabr eylemedi bu derd ü dâğa
Katlanmadı düşdi daşa dağa
Yanunda senün hem urmayam dem
Tâ kaçmayasen ırağa sen hem
Şem‘ün çü görürdi yoh zebânı
Dem urmağa yoh yanında cânı
Bu Leylînün pervâneye keşf-i râzıdur ve Anunla fi’l-cümle izhâr-ı niyâzıdur
Pervâneye şerh ederdi râzın
Arz eyler idi olan niyâzın
K’ey tâir-i âşiyâne-i aşk
Ser-geşte-i âb ü dâne-i aşk
Sensen reh-i aşk içinde sâdık
Âşık ammâ tamâm âşık
Bir görmeğe yârı cân verürsen
Bir zevkle iki cihân verürsen
Hem-râzdur taleb-i fenâda hâlün
Gûyâ ki fenâdürür visâlün
Her çend ki şöhre-i cihânsen
Aşk içre ser-âmed-i zamansen
Müşkil ki menüm kimi olup zâr
Mence ola sende şevk–i dîdâr
Sen seyrdesen hemîşe ser-mest
Men dâm-ı belâ vü derde pâ-best
Dünler sana dûst-ı hem-nişîndür
Hicrân mana muttasıl karîndür
Bir şu‘leye sen nisâr edüp cân
Düşvâr gamun kılursen âsân
Men cân ile isterem çekem gam
Min cân dilerem gamında her dem
Mence sana yoh gam-ı nihânî
Ger var desen hanı nişânı
Hanı nem-i çeşm-i eşk-rîzün
Hanı dem-i serd-i germ-hîzün
Hanı sitem-i belâya dözmek
Aşka düşüben cefâya dözmek
Pervânede hem görürdi noksân
Bulmazdı anunla derde dermân
Nâ-çâr kılup tahammül ü sabr
Ol kesre dilerdi gaybden cebr
Yarum geceler ki çeşme-i hâb
Gözler çemenin kılurdı sîr-âb
Zulmâta düşerdi nûr-ı bîniş
Ârâm bulurdı âferîniş
Uyhuya gederdi yâr u ağyâr
Derd ehli hemîn kalurdı bîdâr
Sahrâya çıhardı evden ol mâh
Kâmınca kılurdı nâle vü âh
Feryâdın edüp bülend-pâye
Râz-ı dilini açardı aya
Bu Leylî’nün mâh ile münâzara kılduğıdur ve Hurşîd kimi şevk odına yakılduğıdur
K’ey gâh kadüm kimi hamîde
Gâhî pür olan misâl-i dîde
Geh zâhir olan mana gamum tek
Geh gâib enîs ü hem-demüm tek
Şâhiddür ana bu inkilâbun
Kim âşıkısen bir âftâbun
Hicrânı ilen nizâr olupsen
Ser-geşte-i rûzgâr olupsen
Ey mihnet-i aşkdan haberdâr
Gör Tanrı içün ne mihnetüm var
Kıl şu‘le-i âhuma nezâre
Ger var ise rahmun eyle çâre
Seyr eyle fezâ-yı her diyârı
Gez cümle-i deşt ü kûhsârı
Gör handadur ol menüm penâhum
Şâhum mâhum ümîd-gâhum
Hâl-i dilüm ana arza eyle
Bi’llâh nişe gördün ise söyle
Tâ vakt-i seher bu idi hâli
Teşvîşden olmaz idi hâlî
Mürg-i seherî çekende âvâz
Eylerdi bir özge nevha âğâz
K’ey vây tükendi mâye-i ömr
Hurşîde erişdi sâye-i ömr
Demdür der-i fursat ola mesdûd
Müşkil görine beyân-ı maksûd
Kim kıldı seni esîr-i mâtem
Ger âşık isen sen ey cihân-gerd
Kaçma ki menem senünle hem-derd
Bir lahza menümle hem-nişîn ol
Gencîne-i râzuma emîn ol
Başum tüğin âşiyâne kılgıl
Göz yaşumı âb ü dâne kılgıl
Sen kâsıd imişsen ey hamâme
Menden hem ilet nigâra nâme
Gör hecr-i ruhında ıztırâbum
Peygâmum ilet getür cevâbum
Bi’llâh ser-i kûyına gedende
Her çizginüben tavâf edende
Yâd eyle meni sevâbuma gir
Bir tavf sevâbını mana ver
Kon hâk-i derine iste dâne
Kıl özüne dâneni behâne
Oldukça mecâlün etme nâmûs
Menden yetür ol yere zemîn-bûs
Anca dedi ana hem gam-ı dil
Kim kıldı anı hem ünse mâil
Başında olup şeb âşiyânı
Gündüz ol olurdı pâsbânı
Zâtında görüp nişâne-i hayr
Hem vahş mutîi oldı hem tayr
Râm oldı behâyim ol figâra
Bir fevc yığıldı vara vara
Ol zâr idi mülk-i derd şâhı
Hayl-i ded ü dâm anun sipâhı
Olmışdı beşerden eyle bîzâr
Kim öz aksin sanurdı ağyâr
Dartup göğe dûd-ı şu‘le-i âh
Öz sâyesin istemezdi hem-râh
Bu Leylî ahvâlinden bir haberdür ve Ma‘şûk-ı âşık-pîşe etvârından bir eserdür
Sâkî müteellim-i humârem
Müştâk-ı şarâb-ı hoş-güvârem
Üftâdeliğüm gör etme ihmâl
Rahm et bir ayağ ile elüm al
İzhâr kılup safâ-yı meşreb
Bu bezmi çün eyledün müretteb
Bezm ehline nevbet ile ver câm
Hem hâs riâyet eyle hem âm
Mecnûna hemîn şarâb dutma
Leylîni ki asldur unutma
Dihkân-ı fasîh-i Fârisî-zâd
Bu gülşene beyle tikdi şimşâd
Kim ol çemen-i vefâ bahârı
Dâğ-ı gam-ı aşk lâle-zârı
Ya‘nî reviş-i vefâda muhkem
Leylî sadef-i cevâhir-i gam
Girmişdi hisâra genc mânend
Urmışdı ayağa pendden bend
Ne bir ferahı ne bir neşâtı
Ne kimse ile bir ihtilâtı
Bîzâr atadan ü anadan
Bîgâne cemî‘-i âşinâdan
Yanına olurdı hûblar cem‘
Pervâne-sıfat havâlî-i şem‘
Şâd olmağa hâtır-ı hazîni
Eğlenmeğe tab‘-ı nâzenîni
Min turrfece turfece fesâne
Şîrîn söz ile çeküp beyâna
Eylerler idi zaman zaman yâd
Takrîb ile lahza lahza bünyâd
Ol terk kılup neşât ü râhat
Bir uzvını eyleyüp cerâhat
Eylerdi behâne ile nâle
Düşmezdi olar düşen hayâle
Kızlar kaşa verse vesmeden reng
Cân gözgüsine salurdı ol jeng
Kızlar yüze koysa nîlden hâl
Ol nîle çekerdi raht fi’l-hâl
Kızlarda hayâl-i nakş-ı dîbâ
Ol nakş-ı hayâl ile şikîbâ
Kızlarun eli hınâda gül-gûn
Anun eli eşki ile pür-hûn
Ne iğnede ne ipekde meyli
Müjgâna tökerdi eşk seyli
Kızlar kılup ârzû-yı zîver
Ger rişteye çekselerdi gevher
Ol dahi çekerdi eyleyüp reşk
Târ-ı bedenine gevher-i eşk
Mecnûndan idi cünûnı efzûn
Leylî deyene der idi Mecnûn
Dünler ki gedüp yanından ol cem‘
Bir gûşede ol kalurdı vü şem‘
Şem‘e gam-ı dil beyân ederdi
Sûz-ı ciğerin ıyân ederdi
Bu Leylînün çerâğ ile macerâsıdur ve Andan câre-sâzî-i dil temannâsıdur
K’ey didesi nemlü bağrı dağlu
Başı karalu ayağı bağlu
Gel olalım hem-nefes men ü sen
Râz-ı dil-i zârun eyle rûşen
Ne derd seni nizâr edüpdür
Âlüfte vü zerd ü zâr edüpdür
Başdan ayağa nedür bu yanmak
Dûd-ı dile dem-be-dem boyanmak
Ne cinsdür aslun ey belâ-keş
Kim âb-ı hayâtun oldı âteş
Şerh-i dil-i germ ü çeşm-i ter ver
Ser-rişte-i râzdan haber var
Her lahza düşersen ıztırâba
Hem âteşe garkasen hem âba
Ne sihr kılursen ey seher-hîz
Kim âteşün âbdan olur tîz
Men sûhteden hem olma gâfil
Mende dahi var bir gam-ı dil
Men hem sana benzerem vefâda
Belkim niçe mertebe ziyâde
Sen gece hemîn yanarsen ey zâr
Men gece vü gündüzem giriftâr
Sende eser-i hevâ ziyândur
Nisbet mana râhat-ı revândur
Hûdur sana sırrunı töküp yaş
Meclisler içinde eylemek fâş
Gönlün çü değül vefâda kâim
Gönlündekidür dilünde dâim
Men sâbit-i arsa-i belâyem
Ney kimi hizâne-i hevâyem
Olman olur olmaz ile dem-sâz
Başum kesilürse söylemen râz
Derdüm sana söyleyem gam-ı dil
Sende dahi tâb yoh ne hâsıl
Döymez ciğerün bu şerh-i râza
Âhum getürür seni güdâza
Bir yâra bu derdi eyledüm fâş
Olmadı mana bu yolda yoldaş
Sabr eylemedi bu derd ü dâğa
Katlanmadı düşdi daşa dağa
Yanunda senün hem urmayam dem
Tâ kaçmayasen ırağa sen hem
Şem‘ün çü görürdi yoh zebânı
Dem urmağa yoh yanında cânı
Bu Leylînün pervâneye keşf-i râzıdur ve Anunla fi’l-cümle izhâr-ı niyâzıdur
Pervâneye şerh ederdi râzın
Arz eyler idi olan niyâzın
K’ey tâir-i âşiyâne-i aşk
Ser-geşte-i âb ü dâne-i aşk
Sensen reh-i aşk içinde sâdık
Âşık ammâ tamâm âşık
Bir görmeğe yârı cân verürsen
Bir zevkle iki cihân verürsen
Hem-râzdur taleb-i fenâda hâlün
Gûyâ ki fenâdürür visâlün
Her çend ki şöhre-i cihânsen
Aşk içre ser-âmed-i zamansen
Müşkil ki menüm kimi olup zâr
Mence ola sende şevk–i dîdâr
Sen seyrdesen hemîşe ser-mest
Men dâm-ı belâ vü derde pâ-best
Dünler sana dûst-ı hem-nişîndür
Hicrân mana muttasıl karîndür
Bir şu‘leye sen nisâr edüp cân
Düşvâr gamun kılursen âsân
Men cân ile isterem çekem gam
Min cân dilerem gamında her dem
Mence sana yoh gam-ı nihânî
Ger var desen hanı nişânı
Hanı nem-i çeşm-i eşk-rîzün
Hanı dem-i serd-i germ-hîzün
Hanı sitem-i belâya dözmek
Aşka düşüben cefâya dözmek
Pervânede hem görürdi noksân
Bulmazdı anunla derde dermân
Nâ-çâr kılup tahammül ü sabr
Ol kesre dilerdi gaybden cebr
Yarum geceler ki çeşme-i hâb
Gözler çemenin kılurdı sîr-âb
Zulmâta düşerdi nûr-ı bîniş
Ârâm bulurdı âferîniş
Uyhuya gederdi yâr u ağyâr
Derd ehli hemîn kalurdı bîdâr
Sahrâya çıhardı evden ol mâh
Kâmınca kılurdı nâle vü âh
Feryâdın edüp bülend-pâye
Râz-ı dilini açardı aya
Bu Leylî’nün mâh ile münâzara kılduğıdur ve Hurşîd kimi şevk odına yakılduğıdur
K’ey gâh kadüm kimi hamîde
Gâhî pür olan misâl-i dîde
Geh zâhir olan mana gamum tek
Geh gâib enîs ü hem-demüm tek
Şâhiddür ana bu inkilâbun
Kim âşıkısen bir âftâbun
Hicrânı ilen nizâr olupsen
Ser-geşte-i rûzgâr olupsen
Ey mihnet-i aşkdan haberdâr
Gör Tanrı içün ne mihnetüm var
Kıl şu‘le-i âhuma nezâre
Ger var ise rahmun eyle çâre
Seyr eyle fezâ-yı her diyârı
Gez cümle-i deşt ü kûhsârı
Gör handadur ol menüm penâhum
Şâhum mâhum ümîd-gâhum
Hâl-i dilüm ana arza eyle
Bi’llâh nişe gördün ise söyle
Tâ vakt-i seher bu idi hâli
Teşvîşden olmaz idi hâlî
Mürg-i seherî çekende âvâz
Eylerdi bir özge nevha âğâz
K’ey vây tükendi mâye-i ömr
Hurşîde erişdi sâye-i ömr
Demdür der-i fursat ola mesdûd
Müşkil görine beyân-ı maksûd
Demdür uyana yuhudan ağyâr
Şerh-i gam ü derdüm ola düşvâr
Men ahter-i burc-i iştiyâkem
Men şem‘-i serâçe-i firâkem
Gündüz habsüm gece necâtum
Gündüz mevtüm gece hayâtum
Bu Leylînün sabâya peyâm-ı ahvâlidür ve Bu ümmîd ile def-i melâlidür
Olmış dünüme günüm mutâbık
Gün görmez imiş belâlu âşık
Eylerdi sabâya derdin izhâr
K’ey bâd-ı sabâ dur imdi zinhâr
El gâfil iken bu mâcerâdan
Sultâna senâ yetür gedâdan
Gör mûnis ü gam-güsârı kimdür
Bizden ki usandı yârı kimdür
Gönli kimün iledür tesellî
Yâdına gelür mi hîç Leylî
Arz eyle ki ey güzel şehenşâh
Hakdur sana bendeden bu ikrâh
Evvel ki men-i figârı gördün
Bir tâze vü ter bahârı gördün
Hâlâ ki esîr-i dâm-ı derdem
Mânend-i hazân zâif ü zerdem
Meyl eylemesen men-i nizâra
Döndiyse irâdetün ne çâre
Men berg-i hazânem olmışam hâr
Sen tâze bahâresen taleb-kâr
Her niçe ki hâr ü hâk-sârem
Hem şefkatüne ümîd-vârem
Terk etme avâtıf-ı amîmi
Yâd eyle meveddet-i kadîmi
Şeb-tâ-seher ol büt-i semen-ber
Bîdâr kalup misâl-i ahter
Eylerdi bu sûziş ile şîven
Ol dem ki olurdı rûz rûşen
Nağme kimi perde-dâr olurdı
Bir perde içinde zâr olurdı
Dâim geçürürdi ol ciger-sûz
Evkâtı bu resm ile şeb ü rûz
Peyveste çekerdi ol gül-endâm
Endîşe-i subh u mihnet-i şâm
Bu Leylînün eyyâm-ı bahârda seyr-i gül-zâr etdüğidür ve Gül-zârda murâdına yetdüğidür
Bir gün ki bahâr-ı âlem-ârây
Zevk ehline oldı râhat-efzây
Âyîne-i devrden gedüp jeng
Devr etdi zemîni âsmân-reng
Feyz-i şeb-i kimyâ-eserden
Te’sîr-i şemâme-i seherden
Açıldı ham-ı benefşeden tâb
Şeb-nem güle saçdı lû’lû-i nâb
Gül-zâra havâ abîr tökdi
Sahrâya gubâr-ı müşg çökdi
Yağdurdı sehâb jâle daşın
Ol daş ile yardı gonca başın
Zahmine urup şükûfe merhem
Panbuh yeniler ana demâdem
Sebze güle verdi mâli bâcın
Yer sebzeye mülkinün harâcın
Hoş reng ile yığdılar tecemmül
Fîrûze vü la‘li sebze vü gül
Derk eyledi gonca remz ü îmâ
Gül adına açdı yüz muammâ
Mazmûn-ı rubâî-i anâsır
Feyz olduğı oldı halka zâhir
Sûsen varakı uçup semâya
Her sebzeye kim salurdı sâye
Ol sebzeye uğrayup ahan cû
Pûlâde eğer verürdi bir su
Pûlâd deminde cân bulurdı
Şemşîr-sıfat zebân bulurdı
Ârâyiş-i sebzeden zemâne
Benzetdi zemîni âsmâna
Hurşîd-i çerâğ-ı çeşm-i âlem
Gökden yer düşdiğinde her dem
Tahkîk edüben çıhup gümândan
Bilmezdî zemîni âsmandan
Gül-zârlar oldı işret-âbâd
Her yerde olındı bezm bünyâd
Her gûşede her kim aldı bir kâm
Her buk‘ada her kim içdi bir câm
Leylînün anası gördi mutlak
Yoh Leylî-i nâ-tüvânda revnak
Meyl-i gül ü seyr-i sebze kılmaz
Min gonca açıldı ol açılmaz
Sarf etdi şükûfe tek diremler
Cem‘ eyledi nâzenîn sanemler
Sahrâya çıhardı ol nigârı
Kıldı güle arz nevbahârı
Tâ gussa vü gamdan ola âzâd
Bir dem güle oynaya ola şâd
Ol bir niçe bikr-i pâk-dâmân
Hem-râh olup oldılar hırâmân
Yüzden götürüp edeb nikâbın
Ref‘ eylediler hayâ hicâbın
Her kim ne bilürse lu‘b ü ya lehv
İzhâra getürdi etmeyüp sehv
Gâh eyleyüben sürûdlar sâz
Bülbüllere oldılar hem-âvâz
Geh gösterüp oynamakda hâlet
Şimşâda yetürdiler hacâlet
Lîkin heves eylemezdi Leylî
olmazdı bu lu’b ü lehve meyli
Arturmış idi bahâr derdin
Gül zevki ruh-i nigâr derdin
İsterdi ferâgat ile bir dem
Tenhâ duta bir bucakda mâtem
Ayrılmayup ol perî-likâlar
Artardı belâsına belâlar
Çün eyledi kesret anı dil-teng
Nîreng ile verdi anlara reng
K’ey servler eylemen ikâmet
Tâ evde çekilmeye nedâmet
Durman kılalum taraf taraf geşt
Seyr eyleyelüm havâlî-i deşt
Sancup bele nâzenîn etekler
Cem‘ eyleyeyüm güzel çiçekler
Çoh dermeğe her kim olsa kâdir
Oldur bu sanemler içre mâhir
Bir yanaya getdi her perî-veş
Dağıldı şerer dutuşdı âteş
Tenhâ kalup etdi nâle-i zâr
Kıldı gözin ebr-veş güher-bâr
Bu Leylînün ebr ile izhâr-ı niyâzıdır ve Aşk bâbında keşf-i râzıdur
Ebr ile tekellüm etdi âğâz
K’ey âhum ile hemîşe hem-râz
Ger başun ile göğe yetersen
Sanma men-i zârdan betersen
Arz eyleme ra‘d ü berk u bârân
Bahs etme menümle rûz-ı hicrân
Feryâd kılup dem-i seher-gâh
Eflâke çekende şu‘le-i âh
Seylâb-ı sirişk edende cârî
Gel gör men-i zâr ü bî-karârı
Ey ebr her eksilende suyun
Deryâlara tökme âb-ı rûyun
Al suyı bu çeşm-i hûn-feşândan
Deryâlara hem bağışla andan
Ey ebr demî mana vefâ kıl
Düşdi sana hâcetüm revâ kıl
Var ol yüzi gül nigâra menden
Zâr ağla vü söyle yâra menden
K’ey turfe nigâr-ı nâzenînüm
V’ey ârzu-yı dil-i hazînüm
Gel gör ki gamunda niçe zârem
Sensüz niçe zâr ü bî-karârem
Gel gör ki nedür gamunda hâlüm
Reng-i ruh-i zerd ü eşk-i âlüm
Cân bâr-ı beden götürmez oldı
Göz reng-i vücûd görmez oldı
Cânum cânı gözüm çerâğı
Rahm eyle ki geldi rahm çağı
Men bilmez idüm belâ imiş aşk
Bir derdlü mâcerâ imiş aşk
Derdün ki belâ yolında merdem
Aşk içre sana şerîk-i derdem
Saldun men-i hasteni bu hâle
Derde meni eyledün havâle
Her derd ki var Leylî aldı
Ma‘lûmdürür sana ne kaldı
Ey merd-i rehem deyüp uran lâf
İnsâf mıdur bu hanı insâf
Dut kim has ü hâr-ı reh-güzârem
Toprağ kimi yolunda hârem
Hurşîd-i cemâlün ey meh-i nev
Toprağa nola bırahsa pertev
Bârân-ı visâlün ey dür-i nâb
Kılsa has ü hârı nola sîr-âb
Olma mey-i gaflet ile medhûş
Hem-sohbetün eyleme ferâmûş
Ey yâr-ı muvâfık ü vefâ-dâr
Ey men kimi vü mana sezâ-vâr
Gel yanuma kesme âşinâlığ
Yahşi mi olur bu bî-vefâlığ
Derler seni âşık ey nîkû-rûy
Âşıklara beyle mi olur hûy
Her kim gerek öz işinde kâmil
Âşık ne revâ ki ola âkil
Âşık gerek olmayup karârı
Tavf ede müdâm kûy-ı yârı
Düşmez bu yana senün güzârun
Ver ola meğer bir özge yârun
Yârun men isem mana nazar kıl
Gâhî bu yanaya bir güzer kıl
Ger sende olan ferâgat-i dil
Bir dem mana olsa idi hâsıl
Gîsû-yı müselsel-i girih-gîr
Boynumda ger olmasaydı zencîr
V’er bağlamasaydı bend-i halhâl
Kayd ile ayağumı meh ü sâl
Ayb ile çekilmeseydi adum
Bi’llâh bu idi hemîn murâdum
Kim sâye-misâl senden ey nûr
Oldukça vücûdum olmayam dûr
Ammâ n’edeyüm esîr-i kaydem
Bir boynı ayağı bağlu saydem
Bildürmeğe mihnet ü melâlüm
Bu şi‘r yeter beyân-ı hâlüm
Bu gazel Leylî dilindendür
Aşk dâmına giriftâr olalı zâr olubem
Ne belâdur ki ana beyle giriftâr olubem
Dil demekden kesilüp hareketden veh kim
Künc-i gam-hâneye bir sûret-i dîvâr olubem
Kudretüm yoh ki kılam kimseye şerh-i gam-ı dil
Eyle kim ârıza-i hecr ile bîmâr olubem
Şerh-i gam ü derdüm ola düşvâr
Men ahter-i burc-i iştiyâkem
Men şem‘-i serâçe-i firâkem
Gündüz habsüm gece necâtum
Gündüz mevtüm gece hayâtum
Bu Leylînün sabâya peyâm-ı ahvâlidür ve Bu ümmîd ile def-i melâlidür
Olmış dünüme günüm mutâbık
Gün görmez imiş belâlu âşık
Eylerdi sabâya derdin izhâr
K’ey bâd-ı sabâ dur imdi zinhâr
El gâfil iken bu mâcerâdan
Sultâna senâ yetür gedâdan
Gör mûnis ü gam-güsârı kimdür
Bizden ki usandı yârı kimdür
Gönli kimün iledür tesellî
Yâdına gelür mi hîç Leylî
Arz eyle ki ey güzel şehenşâh
Hakdur sana bendeden bu ikrâh
Evvel ki men-i figârı gördün
Bir tâze vü ter bahârı gördün
Hâlâ ki esîr-i dâm-ı derdem
Mânend-i hazân zâif ü zerdem
Meyl eylemesen men-i nizâra
Döndiyse irâdetün ne çâre
Men berg-i hazânem olmışam hâr
Sen tâze bahâresen taleb-kâr
Her niçe ki hâr ü hâk-sârem
Hem şefkatüne ümîd-vârem
Terk etme avâtıf-ı amîmi
Yâd eyle meveddet-i kadîmi
Şeb-tâ-seher ol büt-i semen-ber
Bîdâr kalup misâl-i ahter
Eylerdi bu sûziş ile şîven
Ol dem ki olurdı rûz rûşen
Nağme kimi perde-dâr olurdı
Bir perde içinde zâr olurdı
Dâim geçürürdi ol ciger-sûz
Evkâtı bu resm ile şeb ü rûz
Peyveste çekerdi ol gül-endâm
Endîşe-i subh u mihnet-i şâm
Bu Leylînün eyyâm-ı bahârda seyr-i gül-zâr etdüğidür ve Gül-zârda murâdına yetdüğidür
Bir gün ki bahâr-ı âlem-ârây
Zevk ehline oldı râhat-efzây
Âyîne-i devrden gedüp jeng
Devr etdi zemîni âsmân-reng
Feyz-i şeb-i kimyâ-eserden
Te’sîr-i şemâme-i seherden
Açıldı ham-ı benefşeden tâb
Şeb-nem güle saçdı lû’lû-i nâb
Gül-zâra havâ abîr tökdi
Sahrâya gubâr-ı müşg çökdi
Yağdurdı sehâb jâle daşın
Ol daş ile yardı gonca başın
Zahmine urup şükûfe merhem
Panbuh yeniler ana demâdem
Sebze güle verdi mâli bâcın
Yer sebzeye mülkinün harâcın
Hoş reng ile yığdılar tecemmül
Fîrûze vü la‘li sebze vü gül
Derk eyledi gonca remz ü îmâ
Gül adına açdı yüz muammâ
Mazmûn-ı rubâî-i anâsır
Feyz olduğı oldı halka zâhir
Sûsen varakı uçup semâya
Her sebzeye kim salurdı sâye
Ol sebzeye uğrayup ahan cû
Pûlâde eğer verürdi bir su
Pûlâd deminde cân bulurdı
Şemşîr-sıfat zebân bulurdı
Ârâyiş-i sebzeden zemâne
Benzetdi zemîni âsmâna
Hurşîd-i çerâğ-ı çeşm-i âlem
Gökden yer düşdiğinde her dem
Tahkîk edüben çıhup gümândan
Bilmezdî zemîni âsmandan
Gül-zârlar oldı işret-âbâd
Her yerde olındı bezm bünyâd
Her gûşede her kim aldı bir kâm
Her buk‘ada her kim içdi bir câm
Leylînün anası gördi mutlak
Yoh Leylî-i nâ-tüvânda revnak
Meyl-i gül ü seyr-i sebze kılmaz
Min gonca açıldı ol açılmaz
Sarf etdi şükûfe tek diremler
Cem‘ eyledi nâzenîn sanemler
Sahrâya çıhardı ol nigârı
Kıldı güle arz nevbahârı
Tâ gussa vü gamdan ola âzâd
Bir dem güle oynaya ola şâd
Ol bir niçe bikr-i pâk-dâmân
Hem-râh olup oldılar hırâmân
Yüzden götürüp edeb nikâbın
Ref‘ eylediler hayâ hicâbın
Her kim ne bilürse lu‘b ü ya lehv
İzhâra getürdi etmeyüp sehv
Gâh eyleyüben sürûdlar sâz
Bülbüllere oldılar hem-âvâz
Geh gösterüp oynamakda hâlet
Şimşâda yetürdiler hacâlet
Lîkin heves eylemezdi Leylî
olmazdı bu lu’b ü lehve meyli
Arturmış idi bahâr derdin
Gül zevki ruh-i nigâr derdin
İsterdi ferâgat ile bir dem
Tenhâ duta bir bucakda mâtem
Ayrılmayup ol perî-likâlar
Artardı belâsına belâlar
Çün eyledi kesret anı dil-teng
Nîreng ile verdi anlara reng
K’ey servler eylemen ikâmet
Tâ evde çekilmeye nedâmet
Durman kılalum taraf taraf geşt
Seyr eyleyelüm havâlî-i deşt
Sancup bele nâzenîn etekler
Cem‘ eyleyeyüm güzel çiçekler
Çoh dermeğe her kim olsa kâdir
Oldur bu sanemler içre mâhir
Bir yanaya getdi her perî-veş
Dağıldı şerer dutuşdı âteş
Tenhâ kalup etdi nâle-i zâr
Kıldı gözin ebr-veş güher-bâr
Bu Leylînün ebr ile izhâr-ı niyâzıdır ve Aşk bâbında keşf-i râzıdur
Ebr ile tekellüm etdi âğâz
K’ey âhum ile hemîşe hem-râz
Ger başun ile göğe yetersen
Sanma men-i zârdan betersen
Arz eyleme ra‘d ü berk u bârân
Bahs etme menümle rûz-ı hicrân
Feryâd kılup dem-i seher-gâh
Eflâke çekende şu‘le-i âh
Seylâb-ı sirişk edende cârî
Gel gör men-i zâr ü bî-karârı
Ey ebr her eksilende suyun
Deryâlara tökme âb-ı rûyun
Al suyı bu çeşm-i hûn-feşândan
Deryâlara hem bağışla andan
Ey ebr demî mana vefâ kıl
Düşdi sana hâcetüm revâ kıl
Var ol yüzi gül nigâra menden
Zâr ağla vü söyle yâra menden
K’ey turfe nigâr-ı nâzenînüm
V’ey ârzu-yı dil-i hazînüm
Gel gör ki gamunda niçe zârem
Sensüz niçe zâr ü bî-karârem
Gel gör ki nedür gamunda hâlüm
Reng-i ruh-i zerd ü eşk-i âlüm
Cân bâr-ı beden götürmez oldı
Göz reng-i vücûd görmez oldı
Cânum cânı gözüm çerâğı
Rahm eyle ki geldi rahm çağı
Men bilmez idüm belâ imiş aşk
Bir derdlü mâcerâ imiş aşk
Derdün ki belâ yolında merdem
Aşk içre sana şerîk-i derdem
Saldun men-i hasteni bu hâle
Derde meni eyledün havâle
Her derd ki var Leylî aldı
Ma‘lûmdürür sana ne kaldı
Ey merd-i rehem deyüp uran lâf
İnsâf mıdur bu hanı insâf
Dut kim has ü hâr-ı reh-güzârem
Toprağ kimi yolunda hârem
Hurşîd-i cemâlün ey meh-i nev
Toprağa nola bırahsa pertev
Bârân-ı visâlün ey dür-i nâb
Kılsa has ü hârı nola sîr-âb
Olma mey-i gaflet ile medhûş
Hem-sohbetün eyleme ferâmûş
Ey yâr-ı muvâfık ü vefâ-dâr
Ey men kimi vü mana sezâ-vâr
Gel yanuma kesme âşinâlığ
Yahşi mi olur bu bî-vefâlığ
Derler seni âşık ey nîkû-rûy
Âşıklara beyle mi olur hûy
Her kim gerek öz işinde kâmil
Âşık ne revâ ki ola âkil
Âşık gerek olmayup karârı
Tavf ede müdâm kûy-ı yârı
Düşmez bu yana senün güzârun
Ver ola meğer bir özge yârun
Yârun men isem mana nazar kıl
Gâhî bu yanaya bir güzer kıl
Ger sende olan ferâgat-i dil
Bir dem mana olsa idi hâsıl
Gîsû-yı müselsel-i girih-gîr
Boynumda ger olmasaydı zencîr
V’er bağlamasaydı bend-i halhâl
Kayd ile ayağumı meh ü sâl
Ayb ile çekilmeseydi adum
Bi’llâh bu idi hemîn murâdum
Kim sâye-misâl senden ey nûr
Oldukça vücûdum olmayam dûr
Ammâ n’edeyüm esîr-i kaydem
Bir boynı ayağı bağlu saydem
Bildürmeğe mihnet ü melâlüm
Bu şi‘r yeter beyân-ı hâlüm
Bu gazel Leylî dilindendür
Aşk dâmına giriftâr olalı zâr olubem
Ne belâdur ki ana beyle giriftâr olubem
Dil demekden kesilüp hareketden veh kim
Künc-i gam-hâneye bir sûret-i dîvâr olubem
Kudretüm yoh ki kılam kimseye şerh-i gam-ı dil
Eyle kim ârıza-i hecr ile bîmâr olubem
Hazerüm ta‘neden ol gâyete yetmişdür kim
Yâra ağyâr olup ağyârum ile yâr olubem
Demezem dahi sana âşıkem ey gül zîrâ
Sana âşıklığum izhâr edeli hâr olubem
Akl u sabr u dil ü dîn getdi bi-hamdi’llâh kim
Sefer-i sâhil-i sevdâya sebük-bâr olubem
Yoh Fuzûlî haberüm mutlak özümden bes kim
Vâlih-i nakş-ı hayâl-i ruh-i dildâr olubem
Bu Leylînün künc-i gamda giryânlığıdur ve Mecnûnun vâdî-i aşkda ser-gerdânlığıdur
Zâr ağlar iken bu resme ol mâh
Bir turfe sadâ eşitdi nâgâh
Bir kimse ohurdı şi‘r-i Mecnûn
Bu nükte ibâretinde mazmûn
K’ey neş’e-i aşkdan uran dem
Mecnûnı sağınma Leylîden kem
Mecnûn ile Leylîni berâber
Ger kimse der ise kılma bâver
Leylîde eğerçi derd çohdur
Mecnûn-ı hazînce derdi yohdur
Leylî eli iğnedendür efgâr
Mecnûna kılıçlar eylemez kâr
Leylîni eder harîr dil-gîr
Mecnûna verür neşât zencîr
Leylî ister ki eksile gam
Mecnûn gamın arturur demâdem
Mecnûndur ola gama girftâr
Leylî kime olmış ola gam-hâr
Mecnûna yeter şikence-i teb
Leylî kimedür tabîb yâ Rab
Mecnûndur esîr-i dâm-ı Leylî
Leylî kime salmış ola meyli
Leylî dutup ol terâneye gûş
Öz nağmesin eyledi ferâmûş
Tahkîk ile bildi bu hisâbı
Kim yoh şererinde şu‘le tâbı
Elbette belâ vü derdi gerdûn
Mecnûna verüpdür andan efzûn
Bu Leylînün İbni Selâma giriftâr olduğıdur ve Yârdan mahrûm ü mukayyed-i ağyâr olduğıdur
Mi‘mâr-ı serâçe-i ibâret
Beyle bu evi kılur imâret
Kim seyrden olmayup tesellî
Öz menziline dönende Leylî
Vermişdi özine dürlü zîver
Her zîvere bir netîce muzmer
Tâ mahv ola gözden ahıdan hûn
Hem gönleği hem donıydı gül-gûn
Tâ kim ola dûd-i âha mânend
Bağlanmış idi benefşe ser-bend
Tâ kim ola savt-ı nâle pâ-mâl
Kollanmış idi sadâlu halhâl
Tâ olmaya eşki yüzde ma‘lûm
Ruhsârına lû’lû’ idi manzûm
Ra‘nâ başa serpüben leçekler
Nazük bele sancuben etekler
Pervânesüz eylemezdi şem‘in
Eylerdi dür-i sirişk cem‘in
Ra‘nâ ra‘nâ yürürdi mâh
Bir şekl ile kim tebâreka’llâh
Ol asrda var idi Arabda
Bir mu‘teber aslda nesebde
Manzûr-ı eâzım u eâli
Makbûl-ekâbir ü ehâli
İdrâki bülend ü hüsni dil-keş
Etvârı huceste sîreti hâş
Vermiş Hak anun olan murâdın
Baht İbni Selâm kılmış adın
Ol turfe hümâ-yı evc-i ikbâl
Asûde-zamîr ü fâriğu’l-bâl
Av kasdına eylemişdi pervâz
Altında ukâb elinde şehbâz
Bir râh-güzerde ol nigâra
Uğraşdı vü kıldı bir nezâre
Cân ü ciğerinde kalmadı tâb
Mahv oldı nite ki odda sîm-âb
Terk etdi azîmet-i şikârı
Geldi eve getdi ihtiyârı
Tarh etdi binâ-yı resm-i peyvend
Tedbir ile buldı bir hıred-mend
Kim lutf ile söz kılanda takrîr
Takrîri verürdi daşa tağyîr
İn‘âm edüben ana besî mâl
Leylî talebine kıldı irsâl
Şart eyledi ol bülend-ahter
Kim olsa bu kâm-ı dil müyesser
Sarf eyleye genc ü mâl-i âlem
Cânâne yolında belki cân hem
Çün geldi bu râz-ı dil beyâna
Oldı ana râzı ata ane
Ol müşterîye verildi zühre
Şâyeste görildi mâra mühre
Çün İbni Selâma yetdi peygâm
Tenbîh-i neşât ü müjde-i kâm
Deryâ-yı neşâtı geldi mevce
Baş çekdi nihâl-i bahtı evce
Mahzen mahzen cevâhir açdı
Hırmen hırmen nisâr saçdı
Açdı der-i genc-i gevher ü zer
Fakr ehlini eyledi tevân-ger
Ol servün ayağı bağlu oldı
Âzâde iken adağlu oldı
Bu Nevfelün Mecnûn ile mukaddime-i ihtilâtıdur ve Ol cevher-i pâkden tezyîn-i bisâtıdur
Sâkî yine kasd-ı cân eder gam
Ver câm-ı lebâleb ü demâdem
Bî-kes kalubem men-i sebük-rây
Sen eylemesen mana maded vây
Men şîftenün penâhı olgıl
Bî-kesler ümîd-gâhı olgıl
Cehd eyle vü kılma bir işe ahd
V’er ahd etsen vefâya kıl cehd
Şemşîr-i mübâriz-i fesâne
Bu rezmde beyle batdı kana
Kim var idi bir huceste-fercâm
Ol asrda âdil ü nîkû-nâm
Tîğiyle mesaff müşkili hall
Ma‘rûf-ı zemâne adı Nevfel
Hem aşk yolunda çoh yöğürmiş
Hem çoh sitem-i zemâne görmiş
Bezminde misâl-i dürr-i meknûn
Bir gün ohunurdı şi‘r-i Mecnûn
Gâyetde beğendi tarz-ı pâkin
Mazmûn-ı kelâm ü sûz-nâkin
Sordı sıfatın dediler ey şâh
Âşüfte kılupdur anı bir mâh
Rüsvâlığı edüp özine pîşe
Dâm ü ded ile gezer hemîşe
Nevfel kılup ârzû-yı Mecnûn
Ashâb ile kıldı azm-i hâmûn
Bir gûşede gördi hâr ü mehcûr
Hâli nesak-ı salâhdan dûr
Etrâfını tayr ü vahş almış
Vahşet anı bir hisâra salmış
Çün dâire-i sübâ‘-ı hâil
Kat‘etdi sipeh görüp selâsil
Mecnûna yetişdi ol vefâ-dâr
Âsâr-ı telattuf etdi izhâr
K’ey haste nedür bu çekdüğün renc
Vîrânede zâyî etdüğün genc
Vahşî ne bilür senün makâmun
Hem-cinsleründen iste kâmun
Hâl ehlisen iste ehl-i hâli
Sahrâlara düşme lâübâlî
Devlet dilesen hümâdan iste
Genc isetesen ejdehâdan iste
Gam çekme ki men olınca gam-hâr
Yârun sana an-karîb olur yâr
Ger olsa zer ile iş ser-encâm
Yük yük tökelüm zer alalum kâm
V’er olsa garaz mesaffa muhtâc
Biz kan tökelüm sen eyle târâc
Ancak olagör menümle hem-dem
Men kim senünem senündür ol hem
Bu Mecnûnun Nevfel ile derd-i dil edâsıdur ve Şerh ü tafsîl-i mâcerâsıdur
Mecnûn dedi ey yegâne-i ahd
Tedbîrüme çohlar etdiler cehd
Çoh ehl-i azâyim etdi tedbîr
Olmadı perî bu dîve teshîr
Toprağlara tökildi çoh zer
Olmadı bu kimyâ müyesser
Sende bilürem ki lutf çohdur
Ne sûd çü mende baht yohdur
Sürme bilürem ki arturur nûr
Ne fâide göz eğer ola kûr
İkbâlüme yohdur i‘timâdum
Müşkil görinür menüm murâdum
Ah er kılasen bu şuğle ikdâm
Râyunca iş olmaya ser-encâm
Hem dûstum olmaya mana yâr
Hem düşmen ola ne dûst kim var
Bahtum bilürem menüm yamandur
Sûd istedüğün mana ziyandur
Bahtum sıfatında bir gazel var
Dâim kılurem men anı tekrâr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Vefâ her kimseden kim istedüm andan cefâ gördüm
Kimi kim bî-vefâ dünyâda gördüm bî-vefâ gördüm
Kime kim derdümi izhâr kıldum isteyüp dermân
Özümden min beter derd ü belâya mübtelâ gördüm
Mükedder hâtırumdan kılmadı bir kimse def‘-i gam
Safâdan dem uran hem-demleri ehl-i riyâ gördüm
Eğer su dâmenin dutdum revân dönderdi yüz menden
Ve ger gözgüden umdum sıdk aks-i müddeâ gördüm
Ayak basdum reh-i ümmîde ser-gerdânlığ elverdi
Emel ser-riştesin dutdum elümde ejdehâ gördüm
Mana gösterdi gerdun tîre bahtum gözgüsin yüz kez
Men-i bed-baht ana her gâh kim bahdum kara gördüm
Fuzûlî ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden
Neden kim her kime yüz dutdum andan yüz belâ gördüm
Bu Nevfelün Mecnûna ümmîd-vârlığ verdüğidür ve Hüsn-i musâhabetiyle rızâsın ele getürdüğidür
Nevfel dedi ey edîb-i kâmil
Feyz-i nazarumdan olma gâfil
Li’llâhi’l-hamd gayretüm var
Gayret kadarınca kudretüm var
Sen cehd eyle ki yâr ola ehl
Çün yâr ola ehl kârdur sehl
Mecnûn hem ümîd ile olup şâd
Terk etdi tarîk-i tab‘-ı mu‘tâd
Hem sildi gubâr-ı fark u gîsû
Hem eyledi kat‘-ı nâhun ü mû
Hem cismine verdi zîb-i câme
Hem başına zîver-i imâme
Bezm-i tarabı makâm dutdı
Meyl–i tarab etdi câm dutdı
Nevfel hem olup mülâzim-i ahd
İmdâdına kıldı cân ile cehd
Aldı ele müşg-bâr hâme
Leylî haşemine yazdı nâme
Yâra ağyâr olup ağyârum ile yâr olubem
Demezem dahi sana âşıkem ey gül zîrâ
Sana âşıklığum izhâr edeli hâr olubem
Akl u sabr u dil ü dîn getdi bi-hamdi’llâh kim
Sefer-i sâhil-i sevdâya sebük-bâr olubem
Yoh Fuzûlî haberüm mutlak özümden bes kim
Vâlih-i nakş-ı hayâl-i ruh-i dildâr olubem
Bu Leylînün künc-i gamda giryânlığıdur ve Mecnûnun vâdî-i aşkda ser-gerdânlığıdur
Zâr ağlar iken bu resme ol mâh
Bir turfe sadâ eşitdi nâgâh
Bir kimse ohurdı şi‘r-i Mecnûn
Bu nükte ibâretinde mazmûn
K’ey neş’e-i aşkdan uran dem
Mecnûnı sağınma Leylîden kem
Mecnûn ile Leylîni berâber
Ger kimse der ise kılma bâver
Leylîde eğerçi derd çohdur
Mecnûn-ı hazînce derdi yohdur
Leylî eli iğnedendür efgâr
Mecnûna kılıçlar eylemez kâr
Leylîni eder harîr dil-gîr
Mecnûna verür neşât zencîr
Leylî ister ki eksile gam
Mecnûn gamın arturur demâdem
Mecnûndur ola gama girftâr
Leylî kime olmış ola gam-hâr
Mecnûna yeter şikence-i teb
Leylî kimedür tabîb yâ Rab
Mecnûndur esîr-i dâm-ı Leylî
Leylî kime salmış ola meyli
Leylî dutup ol terâneye gûş
Öz nağmesin eyledi ferâmûş
Tahkîk ile bildi bu hisâbı
Kim yoh şererinde şu‘le tâbı
Elbette belâ vü derdi gerdûn
Mecnûna verüpdür andan efzûn
Bu Leylînün İbni Selâma giriftâr olduğıdur ve Yârdan mahrûm ü mukayyed-i ağyâr olduğıdur
Mi‘mâr-ı serâçe-i ibâret
Beyle bu evi kılur imâret
Kim seyrden olmayup tesellî
Öz menziline dönende Leylî
Vermişdi özine dürlü zîver
Her zîvere bir netîce muzmer
Tâ mahv ola gözden ahıdan hûn
Hem gönleği hem donıydı gül-gûn
Tâ kim ola dûd-i âha mânend
Bağlanmış idi benefşe ser-bend
Tâ kim ola savt-ı nâle pâ-mâl
Kollanmış idi sadâlu halhâl
Tâ olmaya eşki yüzde ma‘lûm
Ruhsârına lû’lû’ idi manzûm
Ra‘nâ başa serpüben leçekler
Nazük bele sancuben etekler
Pervânesüz eylemezdi şem‘in
Eylerdi dür-i sirişk cem‘in
Ra‘nâ ra‘nâ yürürdi mâh
Bir şekl ile kim tebâreka’llâh
Ol asrda var idi Arabda
Bir mu‘teber aslda nesebde
Manzûr-ı eâzım u eâli
Makbûl-ekâbir ü ehâli
İdrâki bülend ü hüsni dil-keş
Etvârı huceste sîreti hâş
Vermiş Hak anun olan murâdın
Baht İbni Selâm kılmış adın
Ol turfe hümâ-yı evc-i ikbâl
Asûde-zamîr ü fâriğu’l-bâl
Av kasdına eylemişdi pervâz
Altında ukâb elinde şehbâz
Bir râh-güzerde ol nigâra
Uğraşdı vü kıldı bir nezâre
Cân ü ciğerinde kalmadı tâb
Mahv oldı nite ki odda sîm-âb
Terk etdi azîmet-i şikârı
Geldi eve getdi ihtiyârı
Tarh etdi binâ-yı resm-i peyvend
Tedbir ile buldı bir hıred-mend
Kim lutf ile söz kılanda takrîr
Takrîri verürdi daşa tağyîr
İn‘âm edüben ana besî mâl
Leylî talebine kıldı irsâl
Şart eyledi ol bülend-ahter
Kim olsa bu kâm-ı dil müyesser
Sarf eyleye genc ü mâl-i âlem
Cânâne yolında belki cân hem
Çün geldi bu râz-ı dil beyâna
Oldı ana râzı ata ane
Ol müşterîye verildi zühre
Şâyeste görildi mâra mühre
Çün İbni Selâma yetdi peygâm
Tenbîh-i neşât ü müjde-i kâm
Deryâ-yı neşâtı geldi mevce
Baş çekdi nihâl-i bahtı evce
Mahzen mahzen cevâhir açdı
Hırmen hırmen nisâr saçdı
Açdı der-i genc-i gevher ü zer
Fakr ehlini eyledi tevân-ger
Ol servün ayağı bağlu oldı
Âzâde iken adağlu oldı
Bu Nevfelün Mecnûn ile mukaddime-i ihtilâtıdur ve Ol cevher-i pâkden tezyîn-i bisâtıdur
Sâkî yine kasd-ı cân eder gam
Ver câm-ı lebâleb ü demâdem
Bî-kes kalubem men-i sebük-rây
Sen eylemesen mana maded vây
Men şîftenün penâhı olgıl
Bî-kesler ümîd-gâhı olgıl
Cehd eyle vü kılma bir işe ahd
V’er ahd etsen vefâya kıl cehd
Şemşîr-i mübâriz-i fesâne
Bu rezmde beyle batdı kana
Kim var idi bir huceste-fercâm
Ol asrda âdil ü nîkû-nâm
Tîğiyle mesaff müşkili hall
Ma‘rûf-ı zemâne adı Nevfel
Hem aşk yolunda çoh yöğürmiş
Hem çoh sitem-i zemâne görmiş
Bezminde misâl-i dürr-i meknûn
Bir gün ohunurdı şi‘r-i Mecnûn
Gâyetde beğendi tarz-ı pâkin
Mazmûn-ı kelâm ü sûz-nâkin
Sordı sıfatın dediler ey şâh
Âşüfte kılupdur anı bir mâh
Rüsvâlığı edüp özine pîşe
Dâm ü ded ile gezer hemîşe
Nevfel kılup ârzû-yı Mecnûn
Ashâb ile kıldı azm-i hâmûn
Bir gûşede gördi hâr ü mehcûr
Hâli nesak-ı salâhdan dûr
Etrâfını tayr ü vahş almış
Vahşet anı bir hisâra salmış
Çün dâire-i sübâ‘-ı hâil
Kat‘etdi sipeh görüp selâsil
Mecnûna yetişdi ol vefâ-dâr
Âsâr-ı telattuf etdi izhâr
K’ey haste nedür bu çekdüğün renc
Vîrânede zâyî etdüğün genc
Vahşî ne bilür senün makâmun
Hem-cinsleründen iste kâmun
Hâl ehlisen iste ehl-i hâli
Sahrâlara düşme lâübâlî
Devlet dilesen hümâdan iste
Genc isetesen ejdehâdan iste
Gam çekme ki men olınca gam-hâr
Yârun sana an-karîb olur yâr
Ger olsa zer ile iş ser-encâm
Yük yük tökelüm zer alalum kâm
V’er olsa garaz mesaffa muhtâc
Biz kan tökelüm sen eyle târâc
Ancak olagör menümle hem-dem
Men kim senünem senündür ol hem
Bu Mecnûnun Nevfel ile derd-i dil edâsıdur ve Şerh ü tafsîl-i mâcerâsıdur
Mecnûn dedi ey yegâne-i ahd
Tedbîrüme çohlar etdiler cehd
Çoh ehl-i azâyim etdi tedbîr
Olmadı perî bu dîve teshîr
Toprağlara tökildi çoh zer
Olmadı bu kimyâ müyesser
Sende bilürem ki lutf çohdur
Ne sûd çü mende baht yohdur
Sürme bilürem ki arturur nûr
Ne fâide göz eğer ola kûr
İkbâlüme yohdur i‘timâdum
Müşkil görinür menüm murâdum
Ah er kılasen bu şuğle ikdâm
Râyunca iş olmaya ser-encâm
Hem dûstum olmaya mana yâr
Hem düşmen ola ne dûst kim var
Bahtum bilürem menüm yamandur
Sûd istedüğün mana ziyandur
Bahtum sıfatında bir gazel var
Dâim kılurem men anı tekrâr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Vefâ her kimseden kim istedüm andan cefâ gördüm
Kimi kim bî-vefâ dünyâda gördüm bî-vefâ gördüm
Kime kim derdümi izhâr kıldum isteyüp dermân
Özümden min beter derd ü belâya mübtelâ gördüm
Mükedder hâtırumdan kılmadı bir kimse def‘-i gam
Safâdan dem uran hem-demleri ehl-i riyâ gördüm
Eğer su dâmenin dutdum revân dönderdi yüz menden
Ve ger gözgüden umdum sıdk aks-i müddeâ gördüm
Ayak basdum reh-i ümmîde ser-gerdânlığ elverdi
Emel ser-riştesin dutdum elümde ejdehâ gördüm
Mana gösterdi gerdun tîre bahtum gözgüsin yüz kez
Men-i bed-baht ana her gâh kim bahdum kara gördüm
Fuzûlî ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden
Neden kim her kime yüz dutdum andan yüz belâ gördüm
Bu Nevfelün Mecnûna ümmîd-vârlığ verdüğidür ve Hüsn-i musâhabetiyle rızâsın ele getürdüğidür
Nevfel dedi ey edîb-i kâmil
Feyz-i nazarumdan olma gâfil
Li’llâhi’l-hamd gayretüm var
Gayret kadarınca kudretüm var
Sen cehd eyle ki yâr ola ehl
Çün yâr ola ehl kârdur sehl
Mecnûn hem ümîd ile olup şâd
Terk etdi tarîk-i tab‘-ı mu‘tâd
Hem sildi gubâr-ı fark u gîsû
Hem eyledi kat‘-ı nâhun ü mû
Hem cismine verdi zîb-i câme
Hem başına zîver-i imâme
Bezm-i tarabı makâm dutdı
Meyl–i tarab etdi câm dutdı
Nevfel hem olup mülâzim-i ahd
İmdâdına kıldı cân ile cehd
Aldı ele müşg-bâr hâme
Leylî haşemine yazdı nâme
K’ey tâife-i bülend-pâye
Bî-gâneliğ etmen âşinâya
Edüp meni iltifâta memnûn
Leylîni edün refîk-i Mecnûn
Ol lâle ise bu nesterendür
Şimşâd ise ol bu nârvendür
Ol muna bu anadur sezâ-vâr
Ey ehl-i garaz nedür bu âzâr
Kâm olsa nizâsuz müyesser
Ha genc-i dür ü hizâne-i zer
V’er olsa bu hayr işde te’hîr
Ha ta‘n-ı sinân ü darb-ı şemşîr
Ol kavme çü rûşen oldı ahvâl
Oldı bu cevâb olardan irsâl
Kim bizde cünûn ilâcı yohdur
Divâneler ihtiyâcı yohdur
Genc ü zere eyleme tefâhur
Besdür bize gencümüzdeki dür
Lâf ile kılıçdan urmagıl dem
Kim var kılıcumuz bizüm hem
Bu Nevfel’ün Leylî haşemiyle rezm etdüğidür ve Rezmde mağlûb olup sulha azm etdüğidür
Nevfel ki eşitdi ol cevâbı
Terk eyledi şâhed ü şarâbı
Cem‘ etdi sipâh-ı bî-nihâyet
Çaldurdı nefîr ü çekdi râyet
Ol kavm hem oldılar haberdâr
Cem‘ eylediler sipâh-ı hûn-hâr
Ref‘ oldı iki tarafdan âzerm
Hengâme-i rezmi etdiler germ
Bir subh ki kıldı husrev-i Rûm
Şâm ehline Hind fethini şûm
Seyyâreden aldı mihr meydân
Saldı kılıç u getürdi kalhan
Gün hançeri oldı âşikâre
Gerdûn zırıhını etdi pâre
Satranc-sıfat ol iki leşker
Birbirine durdılar berâber
Geh nîze kılurdı cân-sitânlığ
Geh nâvek ederdi hûn-feşânlığ
Ol benzer idi kad-i nigâra
Bu gamze-i dil-firîb-i yâra
Eylerdi zebân-ı ta‘n-ı şemşîr
Ahvâl-i adem vücûda takrîr
Ahvâline halkun ağlayup zâr
Çeşm-i zırıh olmış idi hûn-bâr
Gürz ile olurdı hurd her sû
Cevşenlere üstühân-ı pehlû
Rezm oldı belâ yağışlu bir mîğ
Ra‘d ü berki tüfeng ile tîğ
Gösterdi güzâr-ı gürz ü peykân
Kalhanda zırıh zırıhda kalhan
Mecnûn olara kılup nezâre
Çekmişdi özini bir kenâra
Durmışdı alem-misâl bî-bâk
Bir arsada şerm-sâr ü gam-nâk
Çekmişdi bu leşker içre râyet
Ol leşker içün dilerdi nusret
Munlar ile hây ü hûy ederdi
Feth anlara cüst ü cûy ederdi
Bu leşker ana muîn ü gam-hâr
Ol tâlib-i feth-i leşker-i yâr
Ger öz sipehinde görse maktûl
Şükr eylemeğe olurdı meşgûl
V’er görse katîl-i kavm-î dildâr
Derd ile kılurdı nâle vü zâr
Sebze kimi olsa ger müyesser
Öz leşkerine ururdı hançer
Bir kimse dedi ki ey siyeh-rûz
Hasmını diler mi kimse fîrûz
Biz cân kıluruz yolunda pâ-mâl
Sen düşmen içün dilersen ikbâl
Akla bu iş eylemez delâlet
Ger âkil isen nedür bu hâlet
Mecnûn dedi men fedâ-yı yârem
Vaslına anun ümîd-vârem
Çün leşker-i yârdur kılan rezm
Ol rezme ne lâyık eylemek azm
Çün dûst sipâhıdur eden ceng
Düşmenliğe hem-râz değüldür âheng
Hem-râzdur ki bulam visâle fursat
Yârum tarafından ola nusret
Cânum ola dûst dil-pezîri
Yâ küştesi ola yâ esîri
Bu ma‘rekede neşât-mendem
Ol silsilede esîr-i bendem
Müşkil işe olmışem giriftâr
Ağyârum yâr u yârum ağyâr
Ger katlüme dûst çekse şemşîr
Yoh mende rızâdan özge tedbîr
Hoşnûd değül miyem bu hâle
Kim cân verem ü yetem visâle
Çün beyle cevâb eşitdi sâil
Ol fazl ü kemâle oldı kâil
Geldükçe olup ziyâde âşûb
Az kaldı ki Nevfel ola mağlûb
El-kıssa müyesser olmayup kâm
Ol gün cedel oldı subh-tâ-şâm
Çün oldı ıyân talîa-i şeb
Meydân-ı sipihri dutdı kevkeb
Âsâyişe hâsıl oldu fursat
Cân almağa merg verdi mühlet
Her saf bir arada dutdı menzil
Birbirine kondılar mukâbil
Hem-demlere râzın açdı Nevfel
Kim müşkil-i hâlümi kılun hall
Men eşca‘-ı ehl-i rûzgârem
Hurşîd-i sipihr-i kâr-zârem
Yoh kimsede tâb-ı tîğ-i tîzüm
Endîşe-i tâkat-ı sitîzüm
Bu rezmde bilmezem nedür hâl
Kim fethüme nusret eyler ihmâl
Elbette ki Hak rızâsıdur bu
Bir ehl-i Hakun duâsıdur bu
Arz eylediler ki ey cihân-dâr
Mecnûndan olup mısen haberdâr
Biz cân kıluruz anun fedâsı
A‘dâmuzadur anun duâsı
Biz kasd ederüz anun murâdın
Ol düşmene bağlar i‘tikâdın
Nevfel ki eşitdi ol kelâmı
Kalmadı ol emre ihtimâmı
Bilmişdi ki sâhib-i nazardur
Elbette dûası mu‘teberdür
Bildi ki müyesser olmaz ol kâm
Te’sîr kılur duâ ser-encâm
Çün vasl değüldi hükm-i takdîr
Müşkil ki eser vereydi tedbîr
Vehm etdi ki mün‘akis ola hâl
Rezminde mubârek olmaya fâl
Kirdârını görmedi münâsib
Nezr etdi ki ger olursa gâlib
Zikr etmeye dahi Leylî adın
Terk ede bu emr içün inâdın
Bu Nevfelün ikinci nevbet rezm edüp gâlip olduğıdur ve Vefâ-yı ahdde kâzib olduğıdur
Çün tîğ çeküp mübâriz-i Rûm
Şâm ehlini etdi emre mahkûm
Feth oldı sipâh-ı Türke mensûb
Oldı Arabın sipâhı mağlûb
Âdetçe yine ol iki leşker
Rezm etmeği etdiler mukarrer
Tığ aldı eline pehlevânlar
Başlar kesilüp tökildi kanlar
Cân eyledi terk-i hâne-i ten
Ol çıhmağa açdı tîr revzen
Başlarda belânı çoh görüp akl
Bir özge makâma eyledi nakl
Peykân sünük içre oldı peyvend
Gül şâhlarında gonca mânend
El-kıssa hilâf-ı resm-i evvel
A‘daya muzaffer oldı Nevfel
Hasm etdi kabül-i hükm-i tâat
Başlandı tazarru‘-ı şefâat
Leylînün atası açdı başın
Doldurdu gözine kanlu yaşın
Acz ile dedi ki ey hudâvend
Şâhenşeh-i âdil ü hıred-mend
Ger Leylî içündür ıztırâbun
İkrâh ile vermezem cevâbun
Ammâ reh ü resmdür mukarrer
Bir avrete aybdür iki er
Leylî bu haşemde nâm-zeddür
Akd ile mukayyed-i ebeddür
Çün hükmün eder bu resmi pâ-mâl
Bârî anı gayre verme sen al
Gül bergümüzi hevâya verme
Nâmûsumuzı fenâya verme
Nevfel dedi ey güzîn-i eşrâf
Yoh mende hilâf-ı adl ü insâf
Men mahz-ı mürüvvet ü vefâyem
Gencîne-i gevher-i atâyem
Bî-dâd ü sitem değül şiârum
Adl içre tamâmdur ıyârum
Men hem hacîlem bu mâcerâdan
Âcizlere kılduğum cefâdan
Hakkâ bu değüldi i‘tikâdum
Kim hâsıl edem men öz murâdum
Bir sınmışa mûmyâ dilerdüm
Bir haste içün şifâ dilerdüm
Gördüm görinür bu emr müşkil
Bîmâr değül ilâca kâbil
Bî-dâddan olmışem peşîmân
Afv ede meğer bu sehvi Sübhân
Gelmez gözüme iyâl ü mâlün
Mâlün senün olsun ü iyâlün
Var imdi sen eymen ol hatardan
Min-ba‘d tevehhüm etme şerden
Munı dedi açdı âlet-i rezm
Öz memleketine eyledi azm
Mecnûn der-i i‘tirâz edüp bâz
Ol servere ta‘ne etdi âğâz
K’ey bîhûde kavlün ü karârun
Ahdünde bu mıdur i‘tibârun
Ne fâide sikkesüz diremden
Ne sûd netîcesüz keremden
Sâyen uludur velî ne hâsıl
Kim feyz değende oldı zâil
Her niçe ki etdiler mürâât
Kim eyleyelüm muna mükâfât
Andan yeğin edelüm sana yâr
Âsân işüni gel etme düşvâr
Mutlak eser etmedi ana pend
Zencir-i hevâ kaçan dutar bend
Bî-gâneliğ etmen âşinâya
Edüp meni iltifâta memnûn
Leylîni edün refîk-i Mecnûn
Ol lâle ise bu nesterendür
Şimşâd ise ol bu nârvendür
Ol muna bu anadur sezâ-vâr
Ey ehl-i garaz nedür bu âzâr
Kâm olsa nizâsuz müyesser
Ha genc-i dür ü hizâne-i zer
V’er olsa bu hayr işde te’hîr
Ha ta‘n-ı sinân ü darb-ı şemşîr
Ol kavme çü rûşen oldı ahvâl
Oldı bu cevâb olardan irsâl
Kim bizde cünûn ilâcı yohdur
Divâneler ihtiyâcı yohdur
Genc ü zere eyleme tefâhur
Besdür bize gencümüzdeki dür
Lâf ile kılıçdan urmagıl dem
Kim var kılıcumuz bizüm hem
Bu Nevfel’ün Leylî haşemiyle rezm etdüğidür ve Rezmde mağlûb olup sulha azm etdüğidür
Nevfel ki eşitdi ol cevâbı
Terk eyledi şâhed ü şarâbı
Cem‘ etdi sipâh-ı bî-nihâyet
Çaldurdı nefîr ü çekdi râyet
Ol kavm hem oldılar haberdâr
Cem‘ eylediler sipâh-ı hûn-hâr
Ref‘ oldı iki tarafdan âzerm
Hengâme-i rezmi etdiler germ
Bir subh ki kıldı husrev-i Rûm
Şâm ehline Hind fethini şûm
Seyyâreden aldı mihr meydân
Saldı kılıç u getürdi kalhan
Gün hançeri oldı âşikâre
Gerdûn zırıhını etdi pâre
Satranc-sıfat ol iki leşker
Birbirine durdılar berâber
Geh nîze kılurdı cân-sitânlığ
Geh nâvek ederdi hûn-feşânlığ
Ol benzer idi kad-i nigâra
Bu gamze-i dil-firîb-i yâra
Eylerdi zebân-ı ta‘n-ı şemşîr
Ahvâl-i adem vücûda takrîr
Ahvâline halkun ağlayup zâr
Çeşm-i zırıh olmış idi hûn-bâr
Gürz ile olurdı hurd her sû
Cevşenlere üstühân-ı pehlû
Rezm oldı belâ yağışlu bir mîğ
Ra‘d ü berki tüfeng ile tîğ
Gösterdi güzâr-ı gürz ü peykân
Kalhanda zırıh zırıhda kalhan
Mecnûn olara kılup nezâre
Çekmişdi özini bir kenâra
Durmışdı alem-misâl bî-bâk
Bir arsada şerm-sâr ü gam-nâk
Çekmişdi bu leşker içre râyet
Ol leşker içün dilerdi nusret
Munlar ile hây ü hûy ederdi
Feth anlara cüst ü cûy ederdi
Bu leşker ana muîn ü gam-hâr
Ol tâlib-i feth-i leşker-i yâr
Ger öz sipehinde görse maktûl
Şükr eylemeğe olurdı meşgûl
V’er görse katîl-i kavm-î dildâr
Derd ile kılurdı nâle vü zâr
Sebze kimi olsa ger müyesser
Öz leşkerine ururdı hançer
Bir kimse dedi ki ey siyeh-rûz
Hasmını diler mi kimse fîrûz
Biz cân kıluruz yolunda pâ-mâl
Sen düşmen içün dilersen ikbâl
Akla bu iş eylemez delâlet
Ger âkil isen nedür bu hâlet
Mecnûn dedi men fedâ-yı yârem
Vaslına anun ümîd-vârem
Çün leşker-i yârdur kılan rezm
Ol rezme ne lâyık eylemek azm
Çün dûst sipâhıdur eden ceng
Düşmenliğe hem-râz değüldür âheng
Hem-râzdur ki bulam visâle fursat
Yârum tarafından ola nusret
Cânum ola dûst dil-pezîri
Yâ küştesi ola yâ esîri
Bu ma‘rekede neşât-mendem
Ol silsilede esîr-i bendem
Müşkil işe olmışem giriftâr
Ağyârum yâr u yârum ağyâr
Ger katlüme dûst çekse şemşîr
Yoh mende rızâdan özge tedbîr
Hoşnûd değül miyem bu hâle
Kim cân verem ü yetem visâle
Çün beyle cevâb eşitdi sâil
Ol fazl ü kemâle oldı kâil
Geldükçe olup ziyâde âşûb
Az kaldı ki Nevfel ola mağlûb
El-kıssa müyesser olmayup kâm
Ol gün cedel oldı subh-tâ-şâm
Çün oldı ıyân talîa-i şeb
Meydân-ı sipihri dutdı kevkeb
Âsâyişe hâsıl oldu fursat
Cân almağa merg verdi mühlet
Her saf bir arada dutdı menzil
Birbirine kondılar mukâbil
Hem-demlere râzın açdı Nevfel
Kim müşkil-i hâlümi kılun hall
Men eşca‘-ı ehl-i rûzgârem
Hurşîd-i sipihr-i kâr-zârem
Yoh kimsede tâb-ı tîğ-i tîzüm
Endîşe-i tâkat-ı sitîzüm
Bu rezmde bilmezem nedür hâl
Kim fethüme nusret eyler ihmâl
Elbette ki Hak rızâsıdur bu
Bir ehl-i Hakun duâsıdur bu
Arz eylediler ki ey cihân-dâr
Mecnûndan olup mısen haberdâr
Biz cân kıluruz anun fedâsı
A‘dâmuzadur anun duâsı
Biz kasd ederüz anun murâdın
Ol düşmene bağlar i‘tikâdın
Nevfel ki eşitdi ol kelâmı
Kalmadı ol emre ihtimâmı
Bilmişdi ki sâhib-i nazardur
Elbette dûası mu‘teberdür
Bildi ki müyesser olmaz ol kâm
Te’sîr kılur duâ ser-encâm
Çün vasl değüldi hükm-i takdîr
Müşkil ki eser vereydi tedbîr
Vehm etdi ki mün‘akis ola hâl
Rezminde mubârek olmaya fâl
Kirdârını görmedi münâsib
Nezr etdi ki ger olursa gâlib
Zikr etmeye dahi Leylî adın
Terk ede bu emr içün inâdın
Bu Nevfelün ikinci nevbet rezm edüp gâlip olduğıdur ve Vefâ-yı ahdde kâzib olduğıdur
Çün tîğ çeküp mübâriz-i Rûm
Şâm ehlini etdi emre mahkûm
Feth oldı sipâh-ı Türke mensûb
Oldı Arabın sipâhı mağlûb
Âdetçe yine ol iki leşker
Rezm etmeği etdiler mukarrer
Tığ aldı eline pehlevânlar
Başlar kesilüp tökildi kanlar
Cân eyledi terk-i hâne-i ten
Ol çıhmağa açdı tîr revzen
Başlarda belânı çoh görüp akl
Bir özge makâma eyledi nakl
Peykân sünük içre oldı peyvend
Gül şâhlarında gonca mânend
El-kıssa hilâf-ı resm-i evvel
A‘daya muzaffer oldı Nevfel
Hasm etdi kabül-i hükm-i tâat
Başlandı tazarru‘-ı şefâat
Leylînün atası açdı başın
Doldurdu gözine kanlu yaşın
Acz ile dedi ki ey hudâvend
Şâhenşeh-i âdil ü hıred-mend
Ger Leylî içündür ıztırâbun
İkrâh ile vermezem cevâbun
Ammâ reh ü resmdür mukarrer
Bir avrete aybdür iki er
Leylî bu haşemde nâm-zeddür
Akd ile mukayyed-i ebeddür
Çün hükmün eder bu resmi pâ-mâl
Bârî anı gayre verme sen al
Gül bergümüzi hevâya verme
Nâmûsumuzı fenâya verme
Nevfel dedi ey güzîn-i eşrâf
Yoh mende hilâf-ı adl ü insâf
Men mahz-ı mürüvvet ü vefâyem
Gencîne-i gevher-i atâyem
Bî-dâd ü sitem değül şiârum
Adl içre tamâmdur ıyârum
Men hem hacîlem bu mâcerâdan
Âcizlere kılduğum cefâdan
Hakkâ bu değüldi i‘tikâdum
Kim hâsıl edem men öz murâdum
Bir sınmışa mûmyâ dilerdüm
Bir haste içün şifâ dilerdüm
Gördüm görinür bu emr müşkil
Bîmâr değül ilâca kâbil
Bî-dâddan olmışem peşîmân
Afv ede meğer bu sehvi Sübhân
Gelmez gözüme iyâl ü mâlün
Mâlün senün olsun ü iyâlün
Var imdi sen eymen ol hatardan
Min-ba‘d tevehhüm etme şerden
Munı dedi açdı âlet-i rezm
Öz memleketine eyledi azm
Mecnûn der-i i‘tirâz edüp bâz
Ol servere ta‘ne etdi âğâz
K’ey bîhûde kavlün ü karârun
Ahdünde bu mıdur i‘tibârun
Ne fâide sikkesüz diremden
Ne sûd netîcesüz keremden
Sâyen uludur velî ne hâsıl
Kim feyz değende oldı zâil
Her niçe ki etdiler mürâât
Kim eyleyelüm muna mükâfât
Andan yeğin edelüm sana yâr
Âsân işüni gel etme düşvâr
Mutlak eser etmedi ana pend
Zencir-i hevâ kaçan dutar bend
Efgân edüp etdi hırkasın çâk
Sahrâlara düşdi zâr ü gam-nâk
Bu Mecnûnun zencîre özin bend etdüğidür ve Behâne ile Leylî tarafına getdüğidür
Bir gün seher ol mücâvir-i deşt
Eylerdi gürüh-ı vâhş ile geşt
Bir pîr-i hazîn görindi nâgâh
Zencirlü bir esîri hem-râh
Mecnûnun esîre yandı cânı
Ol pîr-i hazîne sordı anı
Kim bu ne esîrdür beyân et
Cürmin men-i mücrime ıyân et
Sırr-ı dilin etdi pîr rûşen
Kim dûstdürür değül bu düşmen
Men haste-i beste-i iyâlem
Fakr ile iğen şikeste-hâlem
Bu hem men-i zârdan beterdür
Âvâre vü hâr ü derbederdür
Bir rûzî içün olup füsûn-sâz
Her dem kıluruz füsûnlar âğâz
Tâ hâsıl ola maâş-ı etfâl
Bir şu‘bededür bu gördüğün hâl
Bu kanlulığa kılupdur ikrâr
Men iylemişem munı giriftâr
Sâhib-diyetem men ü bu hûnî
Gör vech-i maâş içün füsûnı
Tâ kim gezüp eyleye gedâlığ
Bendeni kıla girih-küşâlığ
Her ne kazanur gezende ev ev
Taksîm ederüz arada cev cev
Kısmetde hem etmişüz karârı
Men yarıyem ü bu şahs yarı
Mecnûn dedi sehv edüpsen ey pîr
Dîvânelere gerek bu zencîr
Gel hâcetümi menüm revâ kıl
Bend eyle meni munı rehâ kıl
Sâyen tek olup senünle hem-seyr
Men ehl-i keremden isteyem hayr
Her ne yığılursa bîş ü ya kem
Varın sana eyleyem müsellem
Kasdum bu iki eyleyem men-i zâr
Evden eve seyr müşterî-vâr
Şâyed ki bir evde ola mümkin
Ol zühreye olmağum mukârin
Pîr oldı ümîd-i nef‘ ile şâd
Evvelki esîrin etdi âzâd
Zencîre girüp remîde Mecnûn
Erbâb-ı cünûna düzdi kânûn
Bu Mecnûnun zencîre şerh-i gamıdur ve Beyân-ı silsile-i elemidür
Ol silsileye olup hem-âvâz
Ağlardı ki ey menümle hem-râz
Sen genc-i belâya ejdehâsen
Ser-rişte-i mihnet ü belâsen
Şerh-i gama var min dehânun
Deprendükçe çıkar figânun
Başdan ayağa delük delük ten
Gönlündeki râzun etdi rûşen
Ey muntazır-ı nezâre-i yâr
Nezzâre-i yâra min gözün var
Gezmek hevesiyle hâne hâne
Ol pîr ile oldılar revâne
Tevfîk olup anlarunla hem-râh
Leylî haşemi gezerdi bir bir
Mecnûn reseni elinde ol pîr
Ev ev haşemi gezerdi bir bir
Leylî evine erişdi nevbet
Ol hasteye gâlip oldı hayret
Ser-geşte-i âlem oldı pâ-best
Meyhâne öninde düşdi ser-mest
Çün çekdi bir ihtiyârsuz âh
Leylî ev içinde oldı âgâh
Bir âh ile kıldı haymesin çâk
Mazlûmına açdı çeşm-i nem-nâk
Gördi ki görinmez olmuş ol zâr
Olmış gam ile zaîf ü bîmâr
Kaşı kimi kâmeti bükilmiş
Yaşı kimi peykeri tökilmiş
Cismi gam içinde cân şebîhi
Derk-i nazarı gam-ı bedîhî
Dîdâr ile ol şeh-i letâfet
Mihmânına eyledi ziyâfet
Râz-ı dil-i zârın etdi ifşâ
Bu şi‘ri bedîhî kıldı inşâ
Bu gazel Leylî dilindendür
Yâr rahm etdi meğer nâle vü efgânumuza
Ki kadem basdı bugün külbe-i ahzânumuza
Eşk bârânı meğer kıldı meded kim nâgeh
Bitdi bu şâh-ı gül-i tâze gülistânumuza
Bize âh ateşinün yanduğı andan bilinür
Ki çerâğ eyledi rûşen şeb-i hicrânumuza
Bu visâle yuhu ahvâli demek mümkin idi
Eğer olsaydı yuhu dîde-i giryânumuza
Bir hayâl ola meğer gördüğümüz yohsa nigâr
Mutlakâ hâtıra gelmez ki gele yanumuza
Yâr mihmânumuz oldı gelün ey cân ü gönül
Kılalum sarf nemüz var ise mihmânumuza
Dilberün câna imiş kasdı Fuzûlî gel ki
Cân verüp dilbere minnet koyalum cânumuza
Bu Mecnûnun Leylîye mukâbil olup
Ahvâlin beyân etdüğidür ve
Fursatla râz-ı pinhânın ıyân etdüğidür
Mecnûn ki ana nezâre kıldı
Râz-ı dilin âşikâre kıldı
Çekdi feleğe figân ü âhı
Sultânınun oldı dâd-hâhı
K’ey kadri bülend pâdişahum
Bildür mana kim nedür günâhum
Fermâna muhâlefet mi kıldum
A‘dâya muvâfakat mi kıldum
Bed-hâhlarun mıdur bu tedbîr
Gammâzlarun mıdur bu tezvîr
Men mu‘tekidem bu âsitâna
Yâ Rab n’ola reddüme behâne
Kimdendür ola mana bu hîle
Kim oldı ola muna vesîle
Tâ hâk-i deründen olmışem dûr
Âşüfte vü haste-hâl ü rencûr
Gâhî çekerem şikence-i gam
Gâhî olurem belâya hem-dem
Tenhâ geçer oldı rûzgârum
Sahrâda ne mûnis ü ne yârum
Sen hod güzelüm gamum yemezsen
Ol şîfte handadur demezsen
Menden bu tegâfülün acebdür
Gûyâ ki nişâne-i gazabdur
Men beyle niçün zebûn ü hârem
Ha geldüm eğer günâhkârem
Çökdüm yere gerdenümde zencîr
Bismillâh eğer olursa ta‘zîr
Fermân senden kabûl menden
Olma güzelüm melûl menden
Zülf ü müje hançer ü resen bes
Hükmüni yürüt hem as hem kes
Gel arada bir gubâr koyma
Öldür meni şerm-sâr koyma
Ta‘zîrüme eylesen teallül
Lâzım meni öldürür tegâfül
Ey lâle-izâr ü anberîn-mû
Gencîne-cemâl ü mâr-gîsû
Tâ zülfüne olmışem giriftâr
Zencîr-i cünûna rağbetüm var
Gam silsilesine pây-bendem
Dîvâneler içre ser-bülendem
Sevdâda dönüp ziyâna sûdum
Peyveste bu şi‘rdür sürûdum
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Küfr-i zülfün salalı rahneler imânumuza
Kâfir ağlar bizüm ahvâl-i perîşânumuza
Seni görmek müteazzir görinür beyle ki eşk
Sana bahdukda dolar dîde-i giryânumuza
Cevri çoh eyleme kim olmaya nâgeh dükene
Az edüp cevr ü cefâlar kılasen cânumuza
Eksük olmaz gamumuz munca ki bizden gam alup
Her gelen gamlu geder şâd gelüp yanumuza
Var her halka-i zencîrümüzün bir ağzı
Muttasıl vermeğe ifşâ gam-ı pinhânumuza
Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bî-dâd etdi
Gelmişüz acz ile dâd etmeğe sultânumuza
Tamâmî-i sühan
Bir lahza kılup bu resme feryâd
Sultânına zulm-i aşkdan dâd
Zencîrini etdi pâre pâre
Dutdı yine halkdan kenâre
Endâmı şikeste çeşmi nemnâk
Rüsvâ vü harâb ü mest ü bî-bâk
Ardınca koşun koşun uşağlar
Ahvâline kim güler kim ağlar
Bu Mecnûnun kûrlığ behânesiyle dildârı Cemâlin gördüğidür ve Dîde-i ümmîdin tûtiyâ-yı maksûda yetürdüğidür
Bir gün dahi ol behâne-perdâz
Bir özge behâne kıldı âğâz
Bağladı iki gözin ki kûrem
Ahvâl-i cihâna bî-şuûrem
Arz eyledi za‘f ü bî-nevâlığ
Ev ev gezüp eyledi gedâlığ
Takrîb ile azm-i yâr kıldı
Leylî evine güzâr kıldı
Ol dûsta zâhir eyleyüp râz
Yâ dûst deyüp yetürdi âvâz
Leylî ki eşitdi ol sadânı
Bildi eşiğindeki gedânı
Evden çıhup etdi arz-ı dîdâr
Kıldı sadaka zekât-ı ruhsâr
Pinhân bahuben ol âftâba
Mecnûn yine geldi bu hitâba
K’ey hâl-i siyâhı göz sevâdı
Cân ârzûsı gönül murâdı
Ger bağlu ise gözüm revâdur
Ser-çeşme-i lücce-i belâdur
Bend eylemesem önin demâdem
Seylâba geder tamâm-ı âlem
Göz kimi seni eyleyüp nezâre
Rüsvâ kılur ehl-i rûzgâra
Tahkîk edübem ki düşmenündür
Men kıydım ana rızâ senündür
Dergâhuna bağladum getürdüm
Baş üzre ayağuna yetürdüm
Ey gamze vü la‘li şehd ü şemşîr
Hâhî afv eyle hâh ta‘zîr
Dergâhuna geldüğümde ey hûr
Sermâyem idi gözümdeki nûr
Öğretdi gamun mana ticâret
Yüz şükr ki kılmadum hasâret
Göz nûrını hâk-i pâya verdüm
Az cinsümi çoh behâya verdüm
Şâhum nazar et men-i gedâya
Bîgâneliğ etme âşinâya
Cân bâğına gam nihâli tikdün
Ten mülkine derd tohmı ekdün
Ol tohm ü nihâle nef‘-i hâsıl
Oldı nem-i eşk ü sûziş-i dil
Sahrâlara düşdi zâr ü gam-nâk
Bu Mecnûnun zencîre özin bend etdüğidür ve Behâne ile Leylî tarafına getdüğidür
Bir gün seher ol mücâvir-i deşt
Eylerdi gürüh-ı vâhş ile geşt
Bir pîr-i hazîn görindi nâgâh
Zencirlü bir esîri hem-râh
Mecnûnun esîre yandı cânı
Ol pîr-i hazîne sordı anı
Kim bu ne esîrdür beyân et
Cürmin men-i mücrime ıyân et
Sırr-ı dilin etdi pîr rûşen
Kim dûstdürür değül bu düşmen
Men haste-i beste-i iyâlem
Fakr ile iğen şikeste-hâlem
Bu hem men-i zârdan beterdür
Âvâre vü hâr ü derbederdür
Bir rûzî içün olup füsûn-sâz
Her dem kıluruz füsûnlar âğâz
Tâ hâsıl ola maâş-ı etfâl
Bir şu‘bededür bu gördüğün hâl
Bu kanlulığa kılupdur ikrâr
Men iylemişem munı giriftâr
Sâhib-diyetem men ü bu hûnî
Gör vech-i maâş içün füsûnı
Tâ kim gezüp eyleye gedâlığ
Bendeni kıla girih-küşâlığ
Her ne kazanur gezende ev ev
Taksîm ederüz arada cev cev
Kısmetde hem etmişüz karârı
Men yarıyem ü bu şahs yarı
Mecnûn dedi sehv edüpsen ey pîr
Dîvânelere gerek bu zencîr
Gel hâcetümi menüm revâ kıl
Bend eyle meni munı rehâ kıl
Sâyen tek olup senünle hem-seyr
Men ehl-i keremden isteyem hayr
Her ne yığılursa bîş ü ya kem
Varın sana eyleyem müsellem
Kasdum bu iki eyleyem men-i zâr
Evden eve seyr müşterî-vâr
Şâyed ki bir evde ola mümkin
Ol zühreye olmağum mukârin
Pîr oldı ümîd-i nef‘ ile şâd
Evvelki esîrin etdi âzâd
Zencîre girüp remîde Mecnûn
Erbâb-ı cünûna düzdi kânûn
Bu Mecnûnun zencîre şerh-i gamıdur ve Beyân-ı silsile-i elemidür
Ol silsileye olup hem-âvâz
Ağlardı ki ey menümle hem-râz
Sen genc-i belâya ejdehâsen
Ser-rişte-i mihnet ü belâsen
Şerh-i gama var min dehânun
Deprendükçe çıkar figânun
Başdan ayağa delük delük ten
Gönlündeki râzun etdi rûşen
Ey muntazır-ı nezâre-i yâr
Nezzâre-i yâra min gözün var
Gezmek hevesiyle hâne hâne
Ol pîr ile oldılar revâne
Tevfîk olup anlarunla hem-râh
Leylî haşemi gezerdi bir bir
Mecnûn reseni elinde ol pîr
Ev ev haşemi gezerdi bir bir
Leylî evine erişdi nevbet
Ol hasteye gâlip oldı hayret
Ser-geşte-i âlem oldı pâ-best
Meyhâne öninde düşdi ser-mest
Çün çekdi bir ihtiyârsuz âh
Leylî ev içinde oldı âgâh
Bir âh ile kıldı haymesin çâk
Mazlûmına açdı çeşm-i nem-nâk
Gördi ki görinmez olmuş ol zâr
Olmış gam ile zaîf ü bîmâr
Kaşı kimi kâmeti bükilmiş
Yaşı kimi peykeri tökilmiş
Cismi gam içinde cân şebîhi
Derk-i nazarı gam-ı bedîhî
Dîdâr ile ol şeh-i letâfet
Mihmânına eyledi ziyâfet
Râz-ı dil-i zârın etdi ifşâ
Bu şi‘ri bedîhî kıldı inşâ
Bu gazel Leylî dilindendür
Yâr rahm etdi meğer nâle vü efgânumuza
Ki kadem basdı bugün külbe-i ahzânumuza
Eşk bârânı meğer kıldı meded kim nâgeh
Bitdi bu şâh-ı gül-i tâze gülistânumuza
Bize âh ateşinün yanduğı andan bilinür
Ki çerâğ eyledi rûşen şeb-i hicrânumuza
Bu visâle yuhu ahvâli demek mümkin idi
Eğer olsaydı yuhu dîde-i giryânumuza
Bir hayâl ola meğer gördüğümüz yohsa nigâr
Mutlakâ hâtıra gelmez ki gele yanumuza
Yâr mihmânumuz oldı gelün ey cân ü gönül
Kılalum sarf nemüz var ise mihmânumuza
Dilberün câna imiş kasdı Fuzûlî gel ki
Cân verüp dilbere minnet koyalum cânumuza
Bu Mecnûnun Leylîye mukâbil olup
Ahvâlin beyân etdüğidür ve
Fursatla râz-ı pinhânın ıyân etdüğidür
Mecnûn ki ana nezâre kıldı
Râz-ı dilin âşikâre kıldı
Çekdi feleğe figân ü âhı
Sultânınun oldı dâd-hâhı
K’ey kadri bülend pâdişahum
Bildür mana kim nedür günâhum
Fermâna muhâlefet mi kıldum
A‘dâya muvâfakat mi kıldum
Bed-hâhlarun mıdur bu tedbîr
Gammâzlarun mıdur bu tezvîr
Men mu‘tekidem bu âsitâna
Yâ Rab n’ola reddüme behâne
Kimdendür ola mana bu hîle
Kim oldı ola muna vesîle
Tâ hâk-i deründen olmışem dûr
Âşüfte vü haste-hâl ü rencûr
Gâhî çekerem şikence-i gam
Gâhî olurem belâya hem-dem
Tenhâ geçer oldı rûzgârum
Sahrâda ne mûnis ü ne yârum
Sen hod güzelüm gamum yemezsen
Ol şîfte handadur demezsen
Menden bu tegâfülün acebdür
Gûyâ ki nişâne-i gazabdur
Men beyle niçün zebûn ü hârem
Ha geldüm eğer günâhkârem
Çökdüm yere gerdenümde zencîr
Bismillâh eğer olursa ta‘zîr
Fermân senden kabûl menden
Olma güzelüm melûl menden
Zülf ü müje hançer ü resen bes
Hükmüni yürüt hem as hem kes
Gel arada bir gubâr koyma
Öldür meni şerm-sâr koyma
Ta‘zîrüme eylesen teallül
Lâzım meni öldürür tegâfül
Ey lâle-izâr ü anberîn-mû
Gencîne-cemâl ü mâr-gîsû
Tâ zülfüne olmışem giriftâr
Zencîr-i cünûna rağbetüm var
Gam silsilesine pây-bendem
Dîvâneler içre ser-bülendem
Sevdâda dönüp ziyâna sûdum
Peyveste bu şi‘rdür sürûdum
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Küfr-i zülfün salalı rahneler imânumuza
Kâfir ağlar bizüm ahvâl-i perîşânumuza
Seni görmek müteazzir görinür beyle ki eşk
Sana bahdukda dolar dîde-i giryânumuza
Cevri çoh eyleme kim olmaya nâgeh dükene
Az edüp cevr ü cefâlar kılasen cânumuza
Eksük olmaz gamumuz munca ki bizden gam alup
Her gelen gamlu geder şâd gelüp yanumuza
Var her halka-i zencîrümüzün bir ağzı
Muttasıl vermeğe ifşâ gam-ı pinhânumuza
Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bî-dâd etdi
Gelmişüz acz ile dâd etmeğe sultânumuza
Tamâmî-i sühan
Bir lahza kılup bu resme feryâd
Sultânına zulm-i aşkdan dâd
Zencîrini etdi pâre pâre
Dutdı yine halkdan kenâre
Endâmı şikeste çeşmi nemnâk
Rüsvâ vü harâb ü mest ü bî-bâk
Ardınca koşun koşun uşağlar
Ahvâline kim güler kim ağlar
Bu Mecnûnun kûrlığ behânesiyle dildârı Cemâlin gördüğidür ve Dîde-i ümmîdin tûtiyâ-yı maksûda yetürdüğidür
Bir gün dahi ol behâne-perdâz
Bir özge behâne kıldı âğâz
Bağladı iki gözin ki kûrem
Ahvâl-i cihâna bî-şuûrem
Arz eyledi za‘f ü bî-nevâlığ
Ev ev gezüp eyledi gedâlığ
Takrîb ile azm-i yâr kıldı
Leylî evine güzâr kıldı
Ol dûsta zâhir eyleyüp râz
Yâ dûst deyüp yetürdi âvâz
Leylî ki eşitdi ol sadânı
Bildi eşiğindeki gedânı
Evden çıhup etdi arz-ı dîdâr
Kıldı sadaka zekât-ı ruhsâr
Pinhân bahuben ol âftâba
Mecnûn yine geldi bu hitâba
K’ey hâl-i siyâhı göz sevâdı
Cân ârzûsı gönül murâdı
Ger bağlu ise gözüm revâdur
Ser-çeşme-i lücce-i belâdur
Bend eylemesem önin demâdem
Seylâba geder tamâm-ı âlem
Göz kimi seni eyleyüp nezâre
Rüsvâ kılur ehl-i rûzgâra
Tahkîk edübem ki düşmenündür
Men kıydım ana rızâ senündür
Dergâhuna bağladum getürdüm
Baş üzre ayağuna yetürdüm
Ey gamze vü la‘li şehd ü şemşîr
Hâhî afv eyle hâh ta‘zîr
Dergâhuna geldüğümde ey hûr
Sermâyem idi gözümdeki nûr
Öğretdi gamun mana ticâret
Yüz şükr ki kılmadum hasâret
Göz nûrını hâk-i pâya verdüm
Az cinsümi çoh behâya verdüm
Şâhum nazar et men-i gedâya
Bîgâneliğ etme âşinâya
Cân bâğına gam nihâli tikdün
Ten mülkine derd tohmı ekdün
Ol tohm ü nihâle nef‘-i hâsıl
Oldı nem-i eşk ü sûziş-i dil
Gel mülküne bâğuna güzer kıl
Mahsûl ü menâfi‘e nazar kıl
Munı deyüp ol garîb ü hayrân
Dutdı reh-i bâdiye kemâ-kân
Bu İbni Selâmun Leylî visâline râğıb olduğıdur ve Bu da‘vâda subh-ı ümmîdi kâzib olduğıdur
Sâkî bize râhat-ı revân ver
Cânsuzlara himmet eyle cân ver
Kıl mest bizi mey-i mugândan
Evvel hoş ü hurrem eyle andan
Sor kim nişedür sebât-ı âlem
Encâm-ı ferah nihâyet-i gam
Dünyâ işi i‘tibârsuzdur
Çerhün revişi karârsuzdur
Çoh kimsene genc içün çeker renc
Gayrine nasîb olur anun genc
Gör anı ki her nihâl-i ser-keş
Sudandur ü sarfın eyler âteş
Takdîredür asl-ı emr mensûb
Hoşdur bu ki tâlib ola Matlûb
Çün İbni Selâm bildi hâli
Meydân-ı murâdı gördi hâlî
Cem‘ etdi ekâbirin diyârun
A‘yânını ehl-i rûzgârun
Gönderdi nikâh içün besî mâl
Şart etdügin etdi cümle irsâl
Min zerrîn-na‘l rahş-ı tâzî
Mısrî vü Irâkî vü Hicâzî
Min câriye vü gulâm-ı zîbâ
Pîrâyeleri harîr ü dîbâ
Min nâka nebât-ı kand yüklü
Nesrîn derilü benefşe tüglü
Min tabla abîr ü anber ü müşg
Yüz yük güher-i ter ü zer-i huşg
Esbâb-ı nikâh olup revâne
Kâbîni kesildi nakd-i câna
Leylî bu cefâdan oldı âgâh
Kim buldı bahârına hazân râh
Ümmidi gözine doldı toprağ
Maksûd nihâli tökdi yaprağ
Aks-i garaz oldı sûret-i hâl
İdbâra mübeddel oldı ikbâl
Gül ister iken sataşdı hâra
Nûr ister iken dutuşdı nâra
Efgân ile mâtem etdi sûrı
Mâtem-kede mahfil-i sürûrı
Meşşâta silerdi zülf ü hâlin
Arturmağa zîb ile cemâlin
Ol âh u sirişk ile demâdem
Hâli güm ederdi zülfi derhem
Eğmezdi hilâli vesmeye baş
Gözden giderürdi sürmesin yaş
Gîsûsı çekerdi şâneden ser
Bir bâr idi gerdeninde gevher
Gözgüye keder verürdi âhı
Zulmât-ı hat istemezdi mâhı
Pâ-bûsına bulmayup hınâ dest
Kılmışdı nekâreni üni pest
İklîle ruhı ururdı âteş
Buy-i hoş ana gelürdi nâhoş
Ta‘ne tikeninden etmeyüp bâk
Gül kimi kılurdı geydüğin çâk
Her lahza kılurdı âh ü feryâd
Derdi ki elünden ey felek dâd
Senden bu midi menüm murâdum
Devrânuna bağlu i‘tikâdum
Vaslını tevakku‘ etdüğüm yâr
Bi’llâh bu değül yanılma zinhâr
Ol nakş-ı sahîfe-i vefâdur
Bu tarz-ı cerîde-i fenâdur
Ol garka-i bahr-ı zevk-i cândur
Bu mahv-ı tena‘‘um-ı cihândur
Ol hayr yolına râh-berdür
Bu başladuğı tarîk şerdür
Cânânesi içün ol diler cân
Öz cânı içün diler bu cânân
Men anunem ol menüm ezelden
Sahla bu alâkanı halelden
Ey çerh bu akd olanda muhkem
Belkim yoh idün arada sen hem
Gel terk-i tegallüb ü sitem kıl
Tanrını arada gör kerem kıl
Verme kavîye zaîf mâlin
Düşmenlere dûstlar halâlin
Mecnûnumı sanma kimseden kem
Bir merd-i reh-i belâdur ol hem
Ey İbni Selâm-ı bî-ser-encâm
Bilsen sana mekr edüpdür eyyâm
Mecnûna koyupdur ad Leylî
Eyler seni ola kim tesellî
Sen kâm-ı dil iste men belâyem
Sen genc dile men ejdehâyem
Ammâ demezem işün hatâdur
Nisbet mana gâyet-i atâdur
Kurtar meni atadan anadan
Bir gam yeğ olur iki belâdan
Derd ile kılurdu nâle vü âh
Esbâb-ı tecümmülinden ikrâh
Devrândan edüp figân ü feryâd
Bu şi‘ri ohurdı ol perî-zâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Hilâf-ı re’yüm ile ey felek medâr etdün
Meni gül ister iken mübtelâ-yı hâr etdün
Mürûr-ı ömrde bir dönmedün murâdum ile
Döne döne mana zulm etmeği şiâr etdün
İhânetümde nedür bilmezem murâdun kim
Azîz-i âlem iken hâr ü hâk-sâr etdün
Ümîd-vâr idüm evvel ki bir neşât görem
Binâ-yı mihnetümi şimdi üstüvâr etdün
Cefâ eliyle kılup çâk perde-i sabrum
Nihân olan gamumı halka âşikâr etdün
Vefâda vermeğe cân vermedün mana mühlet
Meni bu ahd vefâsında şerm-sâr etdün
Bir özgeni mana yâr eylemekdesen gûyâ
Menümle yâr olanı özge ile yâr etdün
Meğer bilindi Fuzûlî sana felek hâli
Ki varını bu cihânun yoh i‘tîbar etdün
Tamâmî-i sühan
Ol nev‘ görenler ıztırâbın
Tezyîn ü cilâdan ictinâbın
Eylerler idi gümân ki ol zâr
Bir özge belâyadur giriftâr
Kılmışdı ol âftâbı muztar
Hecr-i peder ü firâk-ı mâder
Derlerdi hakundur ey semen-bûy
Dutmışdun atan anan ile hûy
Hâlâ ki bulardan ayrılursen
Gurbet sitem olduğın bilürsen
Efgânuna hiç men‘ yohdur
Sen kimi yanan firâka çohdur
Ammâ bu imiş çü halka âdet
Sen hem cezâ eyleme ziyâdet
Kız dâim ata evinde kalmaz
Peyveste anaya mihr salmaz
Lâzım mey-i gaflet eyleyüp nûş
Eylersen atan anan ferâmûş
Leylî bu söze kılurdı ikrâr
Demezdi bir özge mihnetüm var
Görmezdi özine anı lâyık
Kim ta‘ne ede ana halâyık
Kız her niçe olsa yâra tâlib
Elbette gerek hayâsı gâlib
El ta‘nesi ile hâh ü nâ-hâh
Teklîfe düşüp bezendi ol mâh
Bir ehl-i hayâ min ehl-i ibrâm
İsyân ile olmaz iş ser-encâm
Ol zîver ü zeyne zib ü zînet
Bir şekl ile verdi zîb-i sûret
Kim anı görende derdi gerdûn
İnsâf kemâl-i sabr-ı Mecnûn
Pîrâyesüz idi ol meh âfet
Pîrâyeden arturup letâfet
Bir hadde erişdi âftâbı
Kim oldı nikâbı hüsni tâbı
Çün dutdı arûs-ı halvet-i şâm
Temkîn ile halvetinde ârâm
Zulmât ziyâya oldı gâlib
Yandurdı meşâilin kevâkib
Encüm güheri olup şeb-efrûz
Kıldı şeb-i târı gayret-i rûz
Gül-çehre sanemler oldılar cem‘
Her bir sanemün elinde bir şem‘
Resm-i tarab etdiler müretteb
Beş yüz büt-i gül-ruh ü şeker-leb
Yüz gonca dehenlü mâh-pâre
Gül suyı seperdi reh-güzâra
Yüz gül-ruh elinde micmer-i ûd
Eylerdi havânı anber-âlûd
Yüz mâh-likâ olup gınâ- saz
Koşmışdı sadâ-yı sâza âvâz
Yüz nergis-i mest gezdürüp câm
Ahbâba verürdi câm-ı gül-fâm
Yüz gül başı üzre yüz tabak zer
Olmışdı nisâr içün mukarrer
Bir taht-ı revân içinde Leylî
Ne şevket ü ne şükûha meyli
Her lahza figân ü âh ederdi
Ser-geşte vü muztarib gederdi
Endîşe-i zevk u ayşden pâk
Seyl içre sağın gederdi hâşâk
Çün yetdi harem-serâya ol mâh
Dağıldı olan refîk ü hem-râh
Gül halveti oldı sahn-ı gül-zâr
Dûr oldı bisâtdan has ü hâr
Baht İbni Selâmı etdi âgâh
Kim oldı sana müsellem ol mâh
Ol tâlib-i gevher-i yegâne
Gevher hevesiyle girdi kâna
Ne gördi nikâb içinde bir nûr
Gözden ruh-i dil-fürûzı mestûr
Germ oldı mahabbetün merâkı
Deprendi visâle iştiyâkı
El urdı ki aça ol nikâbı
Ref‘ eyleye ortadan hicâbı
Leylî dedi ey harîf-i kâbil
Sensen ser ü server-i kabâil
Evsâfun eşitmişem ziyâde
Kâmilsen edebde vü hayâda
Mâ‘lûm edübem ki Kâf-tâ-Kâf
İnsâfuna el verüpdür insâf
Men kim değülem ganî fakîrem
Mihmân demeyem sana esîrem
Zulm eylemek etme bir esîre
İzhâr-ı terahhum et fakîre
Mahsûl ü menâfi‘e nazar kıl
Munı deyüp ol garîb ü hayrân
Dutdı reh-i bâdiye kemâ-kân
Bu İbni Selâmun Leylî visâline râğıb olduğıdur ve Bu da‘vâda subh-ı ümmîdi kâzib olduğıdur
Sâkî bize râhat-ı revân ver
Cânsuzlara himmet eyle cân ver
Kıl mest bizi mey-i mugândan
Evvel hoş ü hurrem eyle andan
Sor kim nişedür sebât-ı âlem
Encâm-ı ferah nihâyet-i gam
Dünyâ işi i‘tibârsuzdur
Çerhün revişi karârsuzdur
Çoh kimsene genc içün çeker renc
Gayrine nasîb olur anun genc
Gör anı ki her nihâl-i ser-keş
Sudandur ü sarfın eyler âteş
Takdîredür asl-ı emr mensûb
Hoşdur bu ki tâlib ola Matlûb
Çün İbni Selâm bildi hâli
Meydân-ı murâdı gördi hâlî
Cem‘ etdi ekâbirin diyârun
A‘yânını ehl-i rûzgârun
Gönderdi nikâh içün besî mâl
Şart etdügin etdi cümle irsâl
Min zerrîn-na‘l rahş-ı tâzî
Mısrî vü Irâkî vü Hicâzî
Min câriye vü gulâm-ı zîbâ
Pîrâyeleri harîr ü dîbâ
Min nâka nebât-ı kand yüklü
Nesrîn derilü benefşe tüglü
Min tabla abîr ü anber ü müşg
Yüz yük güher-i ter ü zer-i huşg
Esbâb-ı nikâh olup revâne
Kâbîni kesildi nakd-i câna
Leylî bu cefâdan oldı âgâh
Kim buldı bahârına hazân râh
Ümmidi gözine doldı toprağ
Maksûd nihâli tökdi yaprağ
Aks-i garaz oldı sûret-i hâl
İdbâra mübeddel oldı ikbâl
Gül ister iken sataşdı hâra
Nûr ister iken dutuşdı nâra
Efgân ile mâtem etdi sûrı
Mâtem-kede mahfil-i sürûrı
Meşşâta silerdi zülf ü hâlin
Arturmağa zîb ile cemâlin
Ol âh u sirişk ile demâdem
Hâli güm ederdi zülfi derhem
Eğmezdi hilâli vesmeye baş
Gözden giderürdi sürmesin yaş
Gîsûsı çekerdi şâneden ser
Bir bâr idi gerdeninde gevher
Gözgüye keder verürdi âhı
Zulmât-ı hat istemezdi mâhı
Pâ-bûsına bulmayup hınâ dest
Kılmışdı nekâreni üni pest
İklîle ruhı ururdı âteş
Buy-i hoş ana gelürdi nâhoş
Ta‘ne tikeninden etmeyüp bâk
Gül kimi kılurdı geydüğin çâk
Her lahza kılurdı âh ü feryâd
Derdi ki elünden ey felek dâd
Senden bu midi menüm murâdum
Devrânuna bağlu i‘tikâdum
Vaslını tevakku‘ etdüğüm yâr
Bi’llâh bu değül yanılma zinhâr
Ol nakş-ı sahîfe-i vefâdur
Bu tarz-ı cerîde-i fenâdur
Ol garka-i bahr-ı zevk-i cândur
Bu mahv-ı tena‘‘um-ı cihândur
Ol hayr yolına râh-berdür
Bu başladuğı tarîk şerdür
Cânânesi içün ol diler cân
Öz cânı içün diler bu cânân
Men anunem ol menüm ezelden
Sahla bu alâkanı halelden
Ey çerh bu akd olanda muhkem
Belkim yoh idün arada sen hem
Gel terk-i tegallüb ü sitem kıl
Tanrını arada gör kerem kıl
Verme kavîye zaîf mâlin
Düşmenlere dûstlar halâlin
Mecnûnumı sanma kimseden kem
Bir merd-i reh-i belâdur ol hem
Ey İbni Selâm-ı bî-ser-encâm
Bilsen sana mekr edüpdür eyyâm
Mecnûna koyupdur ad Leylî
Eyler seni ola kim tesellî
Sen kâm-ı dil iste men belâyem
Sen genc dile men ejdehâyem
Ammâ demezem işün hatâdur
Nisbet mana gâyet-i atâdur
Kurtar meni atadan anadan
Bir gam yeğ olur iki belâdan
Derd ile kılurdu nâle vü âh
Esbâb-ı tecümmülinden ikrâh
Devrândan edüp figân ü feryâd
Bu şi‘ri ohurdı ol perî-zâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Hilâf-ı re’yüm ile ey felek medâr etdün
Meni gül ister iken mübtelâ-yı hâr etdün
Mürûr-ı ömrde bir dönmedün murâdum ile
Döne döne mana zulm etmeği şiâr etdün
İhânetümde nedür bilmezem murâdun kim
Azîz-i âlem iken hâr ü hâk-sâr etdün
Ümîd-vâr idüm evvel ki bir neşât görem
Binâ-yı mihnetümi şimdi üstüvâr etdün
Cefâ eliyle kılup çâk perde-i sabrum
Nihân olan gamumı halka âşikâr etdün
Vefâda vermeğe cân vermedün mana mühlet
Meni bu ahd vefâsında şerm-sâr etdün
Bir özgeni mana yâr eylemekdesen gûyâ
Menümle yâr olanı özge ile yâr etdün
Meğer bilindi Fuzûlî sana felek hâli
Ki varını bu cihânun yoh i‘tîbar etdün
Tamâmî-i sühan
Ol nev‘ görenler ıztırâbın
Tezyîn ü cilâdan ictinâbın
Eylerler idi gümân ki ol zâr
Bir özge belâyadur giriftâr
Kılmışdı ol âftâbı muztar
Hecr-i peder ü firâk-ı mâder
Derlerdi hakundur ey semen-bûy
Dutmışdun atan anan ile hûy
Hâlâ ki bulardan ayrılursen
Gurbet sitem olduğın bilürsen
Efgânuna hiç men‘ yohdur
Sen kimi yanan firâka çohdur
Ammâ bu imiş çü halka âdet
Sen hem cezâ eyleme ziyâdet
Kız dâim ata evinde kalmaz
Peyveste anaya mihr salmaz
Lâzım mey-i gaflet eyleyüp nûş
Eylersen atan anan ferâmûş
Leylî bu söze kılurdı ikrâr
Demezdi bir özge mihnetüm var
Görmezdi özine anı lâyık
Kim ta‘ne ede ana halâyık
Kız her niçe olsa yâra tâlib
Elbette gerek hayâsı gâlib
El ta‘nesi ile hâh ü nâ-hâh
Teklîfe düşüp bezendi ol mâh
Bir ehl-i hayâ min ehl-i ibrâm
İsyân ile olmaz iş ser-encâm
Ol zîver ü zeyne zib ü zînet
Bir şekl ile verdi zîb-i sûret
Kim anı görende derdi gerdûn
İnsâf kemâl-i sabr-ı Mecnûn
Pîrâyesüz idi ol meh âfet
Pîrâyeden arturup letâfet
Bir hadde erişdi âftâbı
Kim oldı nikâbı hüsni tâbı
Çün dutdı arûs-ı halvet-i şâm
Temkîn ile halvetinde ârâm
Zulmât ziyâya oldı gâlib
Yandurdı meşâilin kevâkib
Encüm güheri olup şeb-efrûz
Kıldı şeb-i târı gayret-i rûz
Gül-çehre sanemler oldılar cem‘
Her bir sanemün elinde bir şem‘
Resm-i tarab etdiler müretteb
Beş yüz büt-i gül-ruh ü şeker-leb
Yüz gonca dehenlü mâh-pâre
Gül suyı seperdi reh-güzâra
Yüz gül-ruh elinde micmer-i ûd
Eylerdi havânı anber-âlûd
Yüz mâh-likâ olup gınâ- saz
Koşmışdı sadâ-yı sâza âvâz
Yüz nergis-i mest gezdürüp câm
Ahbâba verürdi câm-ı gül-fâm
Yüz gül başı üzre yüz tabak zer
Olmışdı nisâr içün mukarrer
Bir taht-ı revân içinde Leylî
Ne şevket ü ne şükûha meyli
Her lahza figân ü âh ederdi
Ser-geşte vü muztarib gederdi
Endîşe-i zevk u ayşden pâk
Seyl içre sağın gederdi hâşâk
Çün yetdi harem-serâya ol mâh
Dağıldı olan refîk ü hem-râh
Gül halveti oldı sahn-ı gül-zâr
Dûr oldı bisâtdan has ü hâr
Baht İbni Selâmı etdi âgâh
Kim oldı sana müsellem ol mâh
Ol tâlib-i gevher-i yegâne
Gevher hevesiyle girdi kâna
Ne gördi nikâb içinde bir nûr
Gözden ruh-i dil-fürûzı mestûr
Germ oldı mahabbetün merâkı
Deprendi visâle iştiyâkı
El urdı ki aça ol nikâbı
Ref‘ eyleye ortadan hicâbı
Leylî dedi ey harîf-i kâbil
Sensen ser ü server-i kabâil
Evsâfun eşitmişem ziyâde
Kâmilsen edebde vü hayâda
Mâ‘lûm edübem ki Kâf-tâ-Kâf
İnsâfuna el verüpdür insâf
Men kim değülem ganî fakîrem
Mihmân demeyem sana esîrem
Zulm eylemek etme bir esîre
İzhâr-ı terahhum et fakîre
Gör cân ü tenümde ıztırâbum
Sor hâl-i dilüm eşit cevâbum
Men mektebe getdüğüm zamânlar
Hıfz-ı sebak etdüğüm zamânlar
Bir şahs mana görindi nâgâh
Oldum perî olduğından âgâh
Cinnîler içinde ol perî-zâd
Ülfet menüm ile kıldı bünyâd
Her lahza durur mana berâber
Der kim benî Âdem etme hem-ser
Yohsa kılurem deminde fânî
Bir darb ile hem seni hem anı
Çok mekr kılındı oldı tedbîr
Boynumdan alınmadı bu zencîr
Def‘ olmadı bu beliyye hergiz
Hem ata hem ana oldı âciz
Çün bulmadı kimse çâre-i kâr
Menden ata ana oldı bîzâr
Şeydâlığum oldı âleme fâş
Nefret kılur oldı yâr u yoldaş
Sen hem ki bizüm diyâra yetdün
Elbette bu kıssanı eşitdün
Hâlâ ki senünle düşdi bâzâr
Oldun dür-i akdüme hırîdar
Karşumda hem ol perî durupdur
Gayret kılıcına el urupdur
Terk et ki bu vasl bîm-i cândur
Hem özüne hem mana ziyândır
Bir niçe zaman tahammül eyle
Dermân iste tevekkül eyle
Ola ki müyesser ola maksûd
Senden açıla bu bâb-ı mesdûd
Kat‘ ola zebân-ı ta‘n-ı düşmen
Hem sen yetesen murâda hem men
Ol sâde-zamîr ona inandı
Cinnî haberin sahîh sandı
Vehm etdi ki olsa yâra vâsıl
Noksân ola ömr ü câha hâsıl
Cânâne yolında ömr ü câhı
Ol nâkısun oldı sedd-i râhı
Bir resm-i kadîmdür cihânda
Sûd isteyen istemek ziyân da
Cânân dileyen cefâya dözmek
Genc isteyen ejdehâya dözmek
Aşk ehli mahabbet etse izhâr
Evvel anı imtihân eder yâr
Ger görse anun cefâya sabrın
Kesrinün eder tamâm cebrin
V’er görmese cevre ihtimâlin
Salmaz ana sâye-i visâlin
Çün İbni Selâma bîm-i noksân
Ol vaslda rûzî etdi hicrân
Meyl etmedi mutlak ol nigâra
Hergiz ana kılmadı nezâre
Tedbîr-i ilâca durdı kâim
Derdine devâ sorardı dâim
Her handa görürdü ehl-i teshîr
Dîvânesine dilerdi zencîr
Bu Zeyd-i vefâ-dârun Mecnûna haber getürdüğidür ve İbn-i Selâm ile Leylînün peyvendi müjdesinin yetürdüğidür
Sâhib-haber-i efsâne-perdâz
Bu tarz ile kıldı kıssa âğâz
Kim var idi bir nedîm-i nâdir
Zeyd adlu vefâ-yı ahde kâdir
Meşhûr idi fazlı vü kemâli
Ma‘rûf idi hüsni vü cemâli
Olmışdı esîr bir nigâra
Büt zîblü Zeynep adlu yâra
Çekmişdi mahabbetün cefâsın
Görmişdi melâmetün belâsın
Ol âşık-ı müst-mend ü mahzûn
Eylerdi hemîşe meyl-i Mecnûn
Söylerdi ana kemâl-i aşkın
Üstâdına gösterürdi meşkın
Leylî ere getdüğinden ol zâr
Tahkîk ile oldı çün haberdâr
Mecnûna özin yetürdi fi’l-hâl
Reng-i ruh-i zerdi eşkden âl
Dolmış gözi peykeri bozılmış
Nutkında tekellümi dutılmış
Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Gam merhalesinde gam-güsârum
Âdetçe görinmez ihtilâtun
Her günkiye benzemez neşâtun
N’oldı sana beyle zâr olupsen
Bî-tâkat ü bî-karâr olupsen
Akrebde idi meğer bugün mâh
K’etdün bu yana azîmet-i râh
Handan bu küdûret oldı hâsıl
N’oldı sebeb-i melâmet-i dil
Zeyd ol has-i huşke urdı âteş
Sûz ile dedi ki ey belâ-keş
Dün ahter-i bahtun oldı tîre
Devrân sitem etdi sen fakîre
Yâr İbni Selâma rûzî oldı
Rûzî sana derd ü sûzî oldı
Yâr özgeye oldı şem‘-i mahfil
Kaldı sana tâb-ı âteş-i dil
Ağyâr ile yâr oldı Leylî
Var imdi sen andan ol tesellî
Zâyi‘ senün ol figân ü âhun
Sûz-i şeb ü âh-ı subh-gâhun
Mecnûn ki haberden oldı âgâh
Gerdûna yetürdi şu‘le-i âh
Vahşîler içinde ol giriftâr
Bir derd ile kıldı nâle-i zâr
K’efgâna getürdi mâr ü mûrı
Ağlatdı vuhûşı vü tuyûrı
Hâme kimi yaş töküp demâdem
Nâme kimi kâmetini kılup ham
Yazdı aluben eline hâme
Dildârına bir itâb-nâme
Bu Mecnûnun Leylîye nâme-i itâb-âmîzidür ve Peygâm-ı şikâyet-engîzidür
Dibâce-i nâme nâm-ı Ma‘bûd
Kayyûm ü Kadîm ü Hayy ü Mevcûd
Ol perde-keş-i hicâb-ı esrâr
Kim âlemi yohdan eyledi var
Gün gözgüsin eyleyen mücellâ
Dün turrasın eyleyen mutarrâ
Çün bir niçe hamd tohmın ekdi
Derd-i dilini beyâna çekdi
Kim bu mütehammil-i belâdan
Ser-geşte vü zâr ü mübtelâdan
Bir nâme ki mahz-ı derd ü gamdur
İzhâr-ı şikâyet-i sitemdür
Ol dilbere kim vefâsı yohdur
Âşıklarına cefâsı çohdur
Ey ahde vefâsı olmayan yâr
Ağyâruma gül olan mana hâr
N’oldı sana nakz-ı ahd kıldun
Sındurmağa ahdi cehd kıldun
Tenhâlığa mı getürmedün tâb
Kim eyledün ârzû-yı hem-hâb
Târ oldı mı olduğun nişîmen
Kim eyledün anda şem‘ rûşen
İncitdi mi derd-i dil mizâcun
Kim oldı tabîbe ihtiyâcun
Pejmürde mi oldı serv-i dil-cû
Kim cehd ile vermek istedün su
Bed-hâh mı etdi kasd-ı gül-zâr
Kim beyle urıldı rahneye hâr
Ne bîm ile hıfz-ı gevher etdün
Kim beste-i akd-i şevher etdün
Mûcib ne idi meni unutdun
Terküm kılup özge yâr dutdun
Her lahza olup güvâh-ı hâlüm
Hâk-i derüne sirişk-i âlüm
Mutlak güzer eylemez mi oldı
Menden haber eylemez mi oldı
Âyâ ne idi bu bî-vefâlığ
Bigâneler ile âşinâlığ
Çekdün yeni yârunı kenâra
Ruhsat mıdur imdi eski yâra
Menden idi mihmet ü melâlün
Hoş oldı ola anunla hâlün
Men ahd-i vefâya aldanurdum
Ahdünde vefâ ola sanurdım
Bilmezdüm ola zaîf râyun
Noksânı ola tamâm ayun
Güftârun ola menümle dâim
Gönlün ola özge ile kâim
Zâhirde menümle olasen yâr
Bâtında dutasen özge dildâr
Senden men olam cihânda bed-nâm
Bir nâm ü nişânı yoh ala kâm
Ma‘zûrsen ey nigâr ma‘zûr
Bu devr iledür zemâne meşhûr
Gül goncalığında hâr ilendür
Açılsa bir özge yâr ilendür
Aslında tiken çeker azâbın
Faslında hakîm alur gül-âbın
Ey ârzu-yi dil-i figârum
Kahrı çoh ü mihri az nigârum
Ey adı olan vefâda mezkûr
Cismümdeki cân gözümdeki nûr
Sevdâ-yı dimâğumun ilâcı
Bâzâr-ı cünûnumun revâcı
Sen mihr-cemâl ü meh-cebînsen
Gâyetde latîf ü nâzenînsen
Men hâr-mizâc ü hâk-hûyem
Bes tünd-zebân ü tîre-rûyem
Sen hâl diliyle eyleyüp âr
Dersen ki sana ne nisbetüm var
Men hem sana söylerem muvafık
Kim men sana sen mana ne lâyık
Men hod olubem hayâle kâni‘
Sen lâyıkun istesen ne mâni‘
Ammâ men ü senden özge çohdur
Kim sözleri bizden özge yohdur
Gördükde men eyleyen vefânı
Bildikde sen eyleyen cefânı
Âyâ kime bî-vefâ diyerler
Kimün işini hatâ deyerler
Yahşi midür eylemek yaman ad
Kim kılmaya kimse hayr ile yâd
Sen gerçi dutup hilâf-ı âdet
Bir özgeye bağladun irâdet
Çohdur sana men kimi ciğer-hûn
Her kime ki bahdun oldı mecnûn
Men kim keseyüm derin selâmı
Senden çekeyüm bu intikâmı
Dutmak dilerem senün kimi yâr
Ammâ aceb er senün kimi var
Sor hâl-i dilüm eşit cevâbum
Men mektebe getdüğüm zamânlar
Hıfz-ı sebak etdüğüm zamânlar
Bir şahs mana görindi nâgâh
Oldum perî olduğından âgâh
Cinnîler içinde ol perî-zâd
Ülfet menüm ile kıldı bünyâd
Her lahza durur mana berâber
Der kim benî Âdem etme hem-ser
Yohsa kılurem deminde fânî
Bir darb ile hem seni hem anı
Çok mekr kılındı oldı tedbîr
Boynumdan alınmadı bu zencîr
Def‘ olmadı bu beliyye hergiz
Hem ata hem ana oldı âciz
Çün bulmadı kimse çâre-i kâr
Menden ata ana oldı bîzâr
Şeydâlığum oldı âleme fâş
Nefret kılur oldı yâr u yoldaş
Sen hem ki bizüm diyâra yetdün
Elbette bu kıssanı eşitdün
Hâlâ ki senünle düşdi bâzâr
Oldun dür-i akdüme hırîdar
Karşumda hem ol perî durupdur
Gayret kılıcına el urupdur
Terk et ki bu vasl bîm-i cândur
Hem özüne hem mana ziyândır
Bir niçe zaman tahammül eyle
Dermân iste tevekkül eyle
Ola ki müyesser ola maksûd
Senden açıla bu bâb-ı mesdûd
Kat‘ ola zebân-ı ta‘n-ı düşmen
Hem sen yetesen murâda hem men
Ol sâde-zamîr ona inandı
Cinnî haberin sahîh sandı
Vehm etdi ki olsa yâra vâsıl
Noksân ola ömr ü câha hâsıl
Cânâne yolında ömr ü câhı
Ol nâkısun oldı sedd-i râhı
Bir resm-i kadîmdür cihânda
Sûd isteyen istemek ziyân da
Cânân dileyen cefâya dözmek
Genc isteyen ejdehâya dözmek
Aşk ehli mahabbet etse izhâr
Evvel anı imtihân eder yâr
Ger görse anun cefâya sabrın
Kesrinün eder tamâm cebrin
V’er görmese cevre ihtimâlin
Salmaz ana sâye-i visâlin
Çün İbni Selâma bîm-i noksân
Ol vaslda rûzî etdi hicrân
Meyl etmedi mutlak ol nigâra
Hergiz ana kılmadı nezâre
Tedbîr-i ilâca durdı kâim
Derdine devâ sorardı dâim
Her handa görürdü ehl-i teshîr
Dîvânesine dilerdi zencîr
Bu Zeyd-i vefâ-dârun Mecnûna haber getürdüğidür ve İbn-i Selâm ile Leylînün peyvendi müjdesinin yetürdüğidür
Sâhib-haber-i efsâne-perdâz
Bu tarz ile kıldı kıssa âğâz
Kim var idi bir nedîm-i nâdir
Zeyd adlu vefâ-yı ahde kâdir
Meşhûr idi fazlı vü kemâli
Ma‘rûf idi hüsni vü cemâli
Olmışdı esîr bir nigâra
Büt zîblü Zeynep adlu yâra
Çekmişdi mahabbetün cefâsın
Görmişdi melâmetün belâsın
Ol âşık-ı müst-mend ü mahzûn
Eylerdi hemîşe meyl-i Mecnûn
Söylerdi ana kemâl-i aşkın
Üstâdına gösterürdi meşkın
Leylî ere getdüğinden ol zâr
Tahkîk ile oldı çün haberdâr
Mecnûna özin yetürdi fi’l-hâl
Reng-i ruh-i zerdi eşkden âl
Dolmış gözi peykeri bozılmış
Nutkında tekellümi dutılmış
Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Gam merhalesinde gam-güsârum
Âdetçe görinmez ihtilâtun
Her günkiye benzemez neşâtun
N’oldı sana beyle zâr olupsen
Bî-tâkat ü bî-karâr olupsen
Akrebde idi meğer bugün mâh
K’etdün bu yana azîmet-i râh
Handan bu küdûret oldı hâsıl
N’oldı sebeb-i melâmet-i dil
Zeyd ol has-i huşke urdı âteş
Sûz ile dedi ki ey belâ-keş
Dün ahter-i bahtun oldı tîre
Devrân sitem etdi sen fakîre
Yâr İbni Selâma rûzî oldı
Rûzî sana derd ü sûzî oldı
Yâr özgeye oldı şem‘-i mahfil
Kaldı sana tâb-ı âteş-i dil
Ağyâr ile yâr oldı Leylî
Var imdi sen andan ol tesellî
Zâyi‘ senün ol figân ü âhun
Sûz-i şeb ü âh-ı subh-gâhun
Mecnûn ki haberden oldı âgâh
Gerdûna yetürdi şu‘le-i âh
Vahşîler içinde ol giriftâr
Bir derd ile kıldı nâle-i zâr
K’efgâna getürdi mâr ü mûrı
Ağlatdı vuhûşı vü tuyûrı
Hâme kimi yaş töküp demâdem
Nâme kimi kâmetini kılup ham
Yazdı aluben eline hâme
Dildârına bir itâb-nâme
Bu Mecnûnun Leylîye nâme-i itâb-âmîzidür ve Peygâm-ı şikâyet-engîzidür
Dibâce-i nâme nâm-ı Ma‘bûd
Kayyûm ü Kadîm ü Hayy ü Mevcûd
Ol perde-keş-i hicâb-ı esrâr
Kim âlemi yohdan eyledi var
Gün gözgüsin eyleyen mücellâ
Dün turrasın eyleyen mutarrâ
Çün bir niçe hamd tohmın ekdi
Derd-i dilini beyâna çekdi
Kim bu mütehammil-i belâdan
Ser-geşte vü zâr ü mübtelâdan
Bir nâme ki mahz-ı derd ü gamdur
İzhâr-ı şikâyet-i sitemdür
Ol dilbere kim vefâsı yohdur
Âşıklarına cefâsı çohdur
Ey ahde vefâsı olmayan yâr
Ağyâruma gül olan mana hâr
N’oldı sana nakz-ı ahd kıldun
Sındurmağa ahdi cehd kıldun
Tenhâlığa mı getürmedün tâb
Kim eyledün ârzû-yı hem-hâb
Târ oldı mı olduğun nişîmen
Kim eyledün anda şem‘ rûşen
İncitdi mi derd-i dil mizâcun
Kim oldı tabîbe ihtiyâcun
Pejmürde mi oldı serv-i dil-cû
Kim cehd ile vermek istedün su
Bed-hâh mı etdi kasd-ı gül-zâr
Kim beyle urıldı rahneye hâr
Ne bîm ile hıfz-ı gevher etdün
Kim beste-i akd-i şevher etdün
Mûcib ne idi meni unutdun
Terküm kılup özge yâr dutdun
Her lahza olup güvâh-ı hâlüm
Hâk-i derüne sirişk-i âlüm
Mutlak güzer eylemez mi oldı
Menden haber eylemez mi oldı
Âyâ ne idi bu bî-vefâlığ
Bigâneler ile âşinâlığ
Çekdün yeni yârunı kenâra
Ruhsat mıdur imdi eski yâra
Menden idi mihmet ü melâlün
Hoş oldı ola anunla hâlün
Men ahd-i vefâya aldanurdum
Ahdünde vefâ ola sanurdım
Bilmezdüm ola zaîf râyun
Noksânı ola tamâm ayun
Güftârun ola menümle dâim
Gönlün ola özge ile kâim
Zâhirde menümle olasen yâr
Bâtında dutasen özge dildâr
Senden men olam cihânda bed-nâm
Bir nâm ü nişânı yoh ala kâm
Ma‘zûrsen ey nigâr ma‘zûr
Bu devr iledür zemâne meşhûr
Gül goncalığında hâr ilendür
Açılsa bir özge yâr ilendür
Aslında tiken çeker azâbın
Faslında hakîm alur gül-âbın
Ey ârzu-yi dil-i figârum
Kahrı çoh ü mihri az nigârum
Ey adı olan vefâda mezkûr
Cismümdeki cân gözümdeki nûr
Sevdâ-yı dimâğumun ilâcı
Bâzâr-ı cünûnumun revâcı
Sen mihr-cemâl ü meh-cebînsen
Gâyetde latîf ü nâzenînsen
Men hâr-mizâc ü hâk-hûyem
Bes tünd-zebân ü tîre-rûyem
Sen hâl diliyle eyleyüp âr
Dersen ki sana ne nisbetüm var
Men hem sana söylerem muvafık
Kim men sana sen mana ne lâyık
Men hod olubem hayâle kâni‘
Sen lâyıkun istesen ne mâni‘
Ammâ men ü senden özge çohdur
Kim sözleri bizden özge yohdur
Gördükde men eyleyen vefânı
Bildikde sen eyleyen cefânı
Âyâ kime bî-vefâ diyerler
Kimün işini hatâ deyerler
Yahşi midür eylemek yaman ad
Kim kılmaya kimse hayr ile yâd
Sen gerçi dutup hilâf-ı âdet
Bir özgeye bağladun irâdet
Çohdur sana men kimi ciğer-hûn
Her kime ki bahdun oldı mecnûn
Men kim keseyüm derin selâmı
Senden çekeyüm bu intikâmı
Dutmak dilerem senün kimi yâr
Ammâ aceb er senün kimi var
Peyvendüni gayr ile eşitdüm
Bi’llâh ki besî teaccüb etdüm
Ey çeşme-i âb-ı zindegânî
Sen cânum içindesen nihânî
Bir lahza gözümden olmadun dûr
Vaslun niçe oldı gayre makdûr
Ger İbni Selâma nûr-ı Leylî
Bir vech ile eylemiş tecellî
Leylîden olan hayâli görmiş
Öz vâhimesiyle ayş sürmiş
Leylî demesün mana karîndür
Kim ana hayâli hem-nişîndür
Mecnûndan eder mi ol cüdâlığ
Kim gayr ile ede âşinâlığ
Ey gevher-i tâc ü tâc-ı târek
Maksûduna yetdüğün mübârek
Ashâb yığup tarab kılup şâd
Bu hayr işi eyeleyende bünyâd
Çoh zevk ile çekdüm intizârı
Kim yâd edesen men-i figârı
Sen hod demedün ki bir kulum var
Boynında tarîk ile yolum var
Ger sandun ise ki pür-huzûrem
Şâyeste-i servet-i sürûrem
Şart idi mana hem etmek i‘lâm
Tâ men hem alam bu bezmden kâm
Li’llâhi’l-hamd elüm değül dar
Cân kimi nukûda kudretüm var
V’er sandun ise ki nâ-tüvânem
Âzürde-i mihnet-i cihânem
Hem şart idi özr kılmak irsâl
Etmek meni bir söz ile hoş-hâl
Ne beyle edüp ne eyle ey gül
Yahşi midür eylemek tegâfül
Ey cânum içinde câna düşmen
Her niçe ki düşmenem sana men
Âyîn-i kadîmüni unutma
Min yâr dut özge hûy dutma
Gayr ile olanda şâd ü hurrem
Takrîb ile yâd kıl bizi hem
Nakş et bu murabbaı harîre
Gör anı getür bizi zamîre
Bu murâbba‘ Mecnûn dilindendür
Gayr ile her dem nedür seyr-i gülistân etdüğün
Bezm edüp halvet kılup yüz lutf u ihsân etdüğün
Ahd bünyadın mürüvvetdür mi vîrân etdüğün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Lahza lahza müddeî pendin dür-i gûş eyledün
Kana kana gayr câm-ı şevkini nûş eyledün
Vara vara ahd ü peymânı ferâmûş eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Gayre salup mihrüni bizden savutdun âkıbet
Terk-i mihr etdün tarîk-i zulm dutdun âkıbet
Ahdler peymânlar etmişdün unuttun âkıbet
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Cürmümüz n’oldı ki bizden eyledün bîzârlığ
Biz gamun çekdük sen etdün özgeye gam-hârlığ
Sizde âdet bu mıdur beyle olur mı yârlığ
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdügün
Çerh tek bed-mihrliğ resmini bünyâd eyledün
Yahşi adun var iken döndün yaman ad eyledün
Döne döne bizi gam-nâk özgeni şâd eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gönlümüz min-ba‘d zülfünçün perîşân olmasun
Bağrumuz la‘lün hevâsiyle dahi kan olmasun
Bî-vefâsen çeşmümüz yâdunla giryân olmasun
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Va‘de-i vasl ile aldun sabrumuz ârâmumuz
Olmadı her gün visâlünden müyesser kâmumuz
Geçdi hecr ile Fuzûlîden beter eyyâmumuz
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Tamâmî-i sühan
Pâyâna çü yetdi sa‘y-i hâme
Teslîm olındı Zeyde nâme
Mektûb ile Zeyd olup sebük-per
Azm eyledi eyle kim kebûter
Çün yetdi nigâr olan diyâra
Mekr ile visâle kıldı çâre
Efsûn ile urdı sihrden dem
Tâ İbni Selâma oldı hem-dem
Leylînün eşitdi vasf-ı hâlin
Keyfiyyet-i mihnet ü melâlin
Dedi bilürem nedür devâsı
Uş yazılu mendedür duâsı
Bağlandı anun sözine ihlâs
Halvet-geh-i kurbe kıldılar hâs
Çün Leylîye zeyd oldı vâsıl
Maksûdını etdi baht hâsıl
Bir dem oturup gelüp kıyâma
El urdı revân çıhardı nâme
Ta‘vîz dedi vü kıldı ta‘zîm
Evvel öpüp andan etdi teslîm
Çün nâmeni aldı Leylî-i zâr
Ol nâmeden aldı bûy-ı dildâr
Bildi ki bir özge kayddür bu
Ne nüsha-i Amr ü Zeyddür bu
Ol feyzi bilüp özine ikbâl
Göz merdümine yetürdi fi’l-hâl
Çün nâmeye kıldı bir nezâre
Cân kisvetin etdi pâre pâre
Kim dür ala bahr-ı çeşm-i terden
Lâ‘l ala hizâne-i ciğerden
Ol nâmenün eyleye nisârın
Efzûn ohıdı bildi mazmûn
Fehm etdi maâni vü ibâret
Bildi neyedür olan işâret
Cânına kılup itâb te’sîr
Ol nâme cevâbın etdi tahrîr
Bu Leylînün Mecnûna peygâm-ı cevâbıdur Ve özr ü itâbıdur
Bu tarz ile oldı kilki cârî
Kim evvel-i nâme nâm-ı Bârî
Mi‘mâr-ı binâ-yı akd ü peyvend
Vehhâb-ı atâ-yı mâl ü ferzend
İzhâr-ı vücûd eden ademden
İcâd-ı hudûs eden kıdemden
Meşşâta-i şâhed-i zemâne
Sultân-ı bülend-âsitâne
Bu nâme ki bir figârdandur
Ya‘nî men-i bî-karârdandur
Bir sâhib-i izz ü i‘tibâra
Ya‘nî Mecnûn-i dil-figâra
Ey hâk-bisât ü hâr-bister
Kâm-ı dil-i teng ü dîde-i ter
Her ta‘ne ki eylesen revâdur
Senden hacîlem yüzüm karadur
Besdür mana çekdüğüm hacâlet
Şermendeliğümdeki melâlet
Çün mu‘terifem ki var günâhum
Öz lutfun eyle özr-hâhum
Men gevherem özgeler hırîdâr
Mende değül ihityâr-ı bâzâr
Devrân ki meni mezâda saldı
Bilmem kim idi satan kim aldı
Olsaydı menüm bir ihtiyârum
Olmaz idi senden özge yârum
Ger töhmete olmışem giriftâr
İkrâh ile menden olma bîzâr
Bir dür değülem ki ola hakkâk
Aldukda tasarrufumda çâlâk
Ger İbni Selâma dil-fürûzem
Şem‘-i şeb ü âftâb-ı rûzem
Kâni‘dür ırağdan ala bir nûr
Men andan ü menden ola ol dûr
Dûr olsa görür fürûg ü tâbum
Oldukda yahın çeker azâbum
Fikr etme ki men neşât-mendem
Bir dâm-ı gam içre pây-bendem
Ne zehre-i seyr-i kûçe vü kûy
Ne tâb-ı tapance-i ser ü rûy
Gâhî heves eylesem figâna
Evvel ana isterem behâne
Ya ata vü ane eylerem yâd
Ya sohbet-i hem-nişîn ü hem-zâd
Ger rahtımı etmek eylesem çâk
Hayyâtına olurem gazab-nâk
Kim aybludur bu dâmen ü ceyb
Cehd eyle ki zâhir olmaya ayb
Gâhî taleb eylesem visâlün
Bilmek dilesem ki n’oldı hâlün
Bir çeşme yana olup revâne
Gasl-i beden eylerem behâne
Tenhâ olurem orada üryân
Mûy-ı serüm eylerem perîşân
Âyîneye eylerem nigâhı
Hâlün görürem senün ke-mâhî
Boynunda yoh özge tavkdan bâr
La‘lümde bulınmaz özge güftâr
Boynum kolunı diler havâdan
La‘lüm lebüni sorar sabâdan
Cândan gamun içre nâ-ümîdem
Şemşîr-i cefâ ile şehîdem
Kanlu kefenümdür al perde
Men gûrdaem sağınma erde
Gel şem‘-i mezârum eyle âhun
Zîb-i lahd et gubâr-ı râhun
Men bülbül-i bâğ-ı firkatem zâr
Ammâ kafes içreem giriftâr
Bilmem bu kafesde n’ola hâlüm
Sındurdı belâ per ile bâlüm
Bir vahşî ile ger etmişem hû
Müstevcib-i serzeniş değül bu
Vâhşîler imiş senünle hem-dem
Hem-reng olubem senünle men hem
Ey âşık-ı müst-mend ü mehcûr
Dutgıl men-i müst-mendi ma‘zûr
Sabr et niçe gün ki ola gerdûn
Bu günleri eyleye diğer-gûn
Ancak özüni nizâr sanma
Ser-geşte-i rûzgâr sanma
Bu şi‘ri ger ohısan demâdem
Ma‘lûmun olur menüm gamum hem
Bu murabba‘ Leylî dilindendür
Girîbân oldı rüsvâlığ eliyle çâk dâmen hem
Mana rüsvâlığunda dûst hem ta‘n etdi düşmen hem
Reh-i aşk içre cân kıldum giriftâr-ı belâ ten hem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Eğer dutsam gamum elden nihân sabr u karârum yoh
Ve ger şerh-i gam-ı pinhânum etsem gam-güsârum yoh
Esîr-i bend ü zindânem elümde ihtiyârum yoh
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Olupdur eşk-i hûn-âb ile gül-gûn çehre-i zerdüm
Yanupdur âteş-i hicrâna cân-ı derd-perverdüm
Bi’llâh ki besî teaccüb etdüm
Ey çeşme-i âb-ı zindegânî
Sen cânum içindesen nihânî
Bir lahza gözümden olmadun dûr
Vaslun niçe oldı gayre makdûr
Ger İbni Selâma nûr-ı Leylî
Bir vech ile eylemiş tecellî
Leylîden olan hayâli görmiş
Öz vâhimesiyle ayş sürmiş
Leylî demesün mana karîndür
Kim ana hayâli hem-nişîndür
Mecnûndan eder mi ol cüdâlığ
Kim gayr ile ede âşinâlığ
Ey gevher-i tâc ü tâc-ı târek
Maksûduna yetdüğün mübârek
Ashâb yığup tarab kılup şâd
Bu hayr işi eyeleyende bünyâd
Çoh zevk ile çekdüm intizârı
Kim yâd edesen men-i figârı
Sen hod demedün ki bir kulum var
Boynında tarîk ile yolum var
Ger sandun ise ki pür-huzûrem
Şâyeste-i servet-i sürûrem
Şart idi mana hem etmek i‘lâm
Tâ men hem alam bu bezmden kâm
Li’llâhi’l-hamd elüm değül dar
Cân kimi nukûda kudretüm var
V’er sandun ise ki nâ-tüvânem
Âzürde-i mihnet-i cihânem
Hem şart idi özr kılmak irsâl
Etmek meni bir söz ile hoş-hâl
Ne beyle edüp ne eyle ey gül
Yahşi midür eylemek tegâfül
Ey cânum içinde câna düşmen
Her niçe ki düşmenem sana men
Âyîn-i kadîmüni unutma
Min yâr dut özge hûy dutma
Gayr ile olanda şâd ü hurrem
Takrîb ile yâd kıl bizi hem
Nakş et bu murabbaı harîre
Gör anı getür bizi zamîre
Bu murâbba‘ Mecnûn dilindendür
Gayr ile her dem nedür seyr-i gülistân etdüğün
Bezm edüp halvet kılup yüz lutf u ihsân etdüğün
Ahd bünyadın mürüvvetdür mi vîrân etdüğün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Lahza lahza müddeî pendin dür-i gûş eyledün
Kana kana gayr câm-ı şevkini nûş eyledün
Vara vara ahd ü peymânı ferâmûş eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Gayre salup mihrüni bizden savutdun âkıbet
Terk-i mihr etdün tarîk-i zulm dutdun âkıbet
Ahdler peymânlar etmişdün unuttun âkıbet
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğüm
Cürmümüz n’oldı ki bizden eyledün bîzârlığ
Biz gamun çekdük sen etdün özgeye gam-hârlığ
Sizde âdet bu mıdur beyle olur mı yârlığ
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdügün
Çerh tek bed-mihrliğ resmini bünyâd eyledün
Yahşi adun var iken döndün yaman ad eyledün
Döne döne bizi gam-nâk özgeni şâd eyledün
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Gönlümüz min-ba‘d zülfünçün perîşân olmasun
Bağrumuz la‘lün hevâsiyle dahi kan olmasun
Bî-vefâsen çeşmümüz yâdunla giryân olmasun
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Va‘de-i vasl ile aldun sabrumuz ârâmumuz
Olmadı her gün visâlünden müyesser kâmumuz
Geçdi hecr ile Fuzûlîden beter eyyâmumuz
Hanı ey zâlim bizümle ahd ü peymân etdüğün
Tamâmî-i sühan
Pâyâna çü yetdi sa‘y-i hâme
Teslîm olındı Zeyde nâme
Mektûb ile Zeyd olup sebük-per
Azm eyledi eyle kim kebûter
Çün yetdi nigâr olan diyâra
Mekr ile visâle kıldı çâre
Efsûn ile urdı sihrden dem
Tâ İbni Selâma oldı hem-dem
Leylînün eşitdi vasf-ı hâlin
Keyfiyyet-i mihnet ü melâlin
Dedi bilürem nedür devâsı
Uş yazılu mendedür duâsı
Bağlandı anun sözine ihlâs
Halvet-geh-i kurbe kıldılar hâs
Çün Leylîye zeyd oldı vâsıl
Maksûdını etdi baht hâsıl
Bir dem oturup gelüp kıyâma
El urdı revân çıhardı nâme
Ta‘vîz dedi vü kıldı ta‘zîm
Evvel öpüp andan etdi teslîm
Çün nâmeni aldı Leylî-i zâr
Ol nâmeden aldı bûy-ı dildâr
Bildi ki bir özge kayddür bu
Ne nüsha-i Amr ü Zeyddür bu
Ol feyzi bilüp özine ikbâl
Göz merdümine yetürdi fi’l-hâl
Çün nâmeye kıldı bir nezâre
Cân kisvetin etdi pâre pâre
Kim dür ala bahr-ı çeşm-i terden
Lâ‘l ala hizâne-i ciğerden
Ol nâmenün eyleye nisârın
Efzûn ohıdı bildi mazmûn
Fehm etdi maâni vü ibâret
Bildi neyedür olan işâret
Cânına kılup itâb te’sîr
Ol nâme cevâbın etdi tahrîr
Bu Leylînün Mecnûna peygâm-ı cevâbıdur Ve özr ü itâbıdur
Bu tarz ile oldı kilki cârî
Kim evvel-i nâme nâm-ı Bârî
Mi‘mâr-ı binâ-yı akd ü peyvend
Vehhâb-ı atâ-yı mâl ü ferzend
İzhâr-ı vücûd eden ademden
İcâd-ı hudûs eden kıdemden
Meşşâta-i şâhed-i zemâne
Sultân-ı bülend-âsitâne
Bu nâme ki bir figârdandur
Ya‘nî men-i bî-karârdandur
Bir sâhib-i izz ü i‘tibâra
Ya‘nî Mecnûn-i dil-figâra
Ey hâk-bisât ü hâr-bister
Kâm-ı dil-i teng ü dîde-i ter
Her ta‘ne ki eylesen revâdur
Senden hacîlem yüzüm karadur
Besdür mana çekdüğüm hacâlet
Şermendeliğümdeki melâlet
Çün mu‘terifem ki var günâhum
Öz lutfun eyle özr-hâhum
Men gevherem özgeler hırîdâr
Mende değül ihityâr-ı bâzâr
Devrân ki meni mezâda saldı
Bilmem kim idi satan kim aldı
Olsaydı menüm bir ihtiyârum
Olmaz idi senden özge yârum
Ger töhmete olmışem giriftâr
İkrâh ile menden olma bîzâr
Bir dür değülem ki ola hakkâk
Aldukda tasarrufumda çâlâk
Ger İbni Selâma dil-fürûzem
Şem‘-i şeb ü âftâb-ı rûzem
Kâni‘dür ırağdan ala bir nûr
Men andan ü menden ola ol dûr
Dûr olsa görür fürûg ü tâbum
Oldukda yahın çeker azâbum
Fikr etme ki men neşât-mendem
Bir dâm-ı gam içre pây-bendem
Ne zehre-i seyr-i kûçe vü kûy
Ne tâb-ı tapance-i ser ü rûy
Gâhî heves eylesem figâna
Evvel ana isterem behâne
Ya ata vü ane eylerem yâd
Ya sohbet-i hem-nişîn ü hem-zâd
Ger rahtımı etmek eylesem çâk
Hayyâtına olurem gazab-nâk
Kim aybludur bu dâmen ü ceyb
Cehd eyle ki zâhir olmaya ayb
Gâhî taleb eylesem visâlün
Bilmek dilesem ki n’oldı hâlün
Bir çeşme yana olup revâne
Gasl-i beden eylerem behâne
Tenhâ olurem orada üryân
Mûy-ı serüm eylerem perîşân
Âyîneye eylerem nigâhı
Hâlün görürem senün ke-mâhî
Boynunda yoh özge tavkdan bâr
La‘lümde bulınmaz özge güftâr
Boynum kolunı diler havâdan
La‘lüm lebüni sorar sabâdan
Cândan gamun içre nâ-ümîdem
Şemşîr-i cefâ ile şehîdem
Kanlu kefenümdür al perde
Men gûrdaem sağınma erde
Gel şem‘-i mezârum eyle âhun
Zîb-i lahd et gubâr-ı râhun
Men bülbül-i bâğ-ı firkatem zâr
Ammâ kafes içreem giriftâr
Bilmem bu kafesde n’ola hâlüm
Sındurdı belâ per ile bâlüm
Bir vahşî ile ger etmişem hû
Müstevcib-i serzeniş değül bu
Vâhşîler imiş senünle hem-dem
Hem-reng olubem senünle men hem
Ey âşık-ı müst-mend ü mehcûr
Dutgıl men-i müst-mendi ma‘zûr
Sabr et niçe gün ki ola gerdûn
Bu günleri eyleye diğer-gûn
Ancak özüni nizâr sanma
Ser-geşte-i rûzgâr sanma
Bu şi‘ri ger ohısan demâdem
Ma‘lûmun olur menüm gamum hem
Bu murabba‘ Leylî dilindendür
Girîbân oldı rüsvâlığ eliyle çâk dâmen hem
Mana rüsvâlığunda dûst hem ta‘n etdi düşmen hem
Reh-i aşk içre cân kıldum giriftâr-ı belâ ten hem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Eğer dutsam gamum elden nihân sabr u karârum yoh
Ve ger şerh-i gam-ı pinhânum etsem gam-güsârum yoh
Esîr-i bend ü zindânem elümde ihtiyârum yoh
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Olupdur eşk-i hûn-âb ile gül-gûn çehre-i zerdüm
Yanupdur âteş-i hicrâna cân-ı derd-perverdüm
Cefâ-yı çerh-i kec-reftâr elinden var min derdüm
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Gehî şevk-i visâl ü geh belâ-yı hecr ile zârem
Özüm hem bilmezem derdüm nedür men niçe bîmârem
Gam-ı aşk içre min dermân yoh derde giriftârem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Cüdâ senden belâ vü derd-i hicrân ile dutdum hû
Kılur her dem mana bî-dâd derd ayru belâ ayru
Belâ vü derde düşdüm rûzgârum beyle hâlüm bu
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Tabîb-i akla çoh izhâr kıldum derd-i pinhânı
Men-i bîmâra kat‘â olmadı bir sıhhat imkânı
Ezelden var min derdüm yohdur hîç dermânı
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Fuzûlî her zaman bir ta‘n ile bağrum kılursen kan
Aceb bilmez misen aşkdan geçmek değül âsân
Bilürsen düşmişem bir derde kim yohdur ana dermân
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Tamâmî-i sühan
Yazıldı çü nâmeye gam-ı dil
Zeyde dedi ey hakîm-i kâmil
Ta‘vîzün ile hoş oldı hâlüm
Zâil oluben gam ü melâlüm
Hattun mana nüsha-i şifâdur
Ta‘vîzün eser kılur duâdur
Her gün gel yaz beyle ta‘vîz
Tâ sıhhate bulmak ola ümmîz
Bir yazılu nüsha var mende
Bi’llâh bile al anı gedende
Gerçi bilürem anı ki hatdur
Bilmen ki sahîh ya galatdur
Ağlâtına ver kemâl-i îzâh
Ger var ise sehvi eyle ıslâh
Takrîb ile verdi Zeyde mektûb
Beyle gerek ehl-i akla üslûp
Mecnûna çü nâme oldı vâsıl
Dür gördi akîkine mukâbil
Mefhûmdan etdi kesb-i maksûd
Leylî tarafından oldı hoşnûd
Bu Mecnûnı atâsı sahrâda bulduğıdur ve Nasîhatle ıslâhından âciz olduğıdur
Tahrîr kılanda ehl-i inşâ
Beyle bu misâle çekdi tuğrâ
Kim gussa-i dehr mübtelâsı
Mecnûn-ı şikestenün atası
Kalmışdı melâlet içre dün gün
Ne güni gün idi ne düni dün
Getmişdi elinden ihtiyârı
Gündüz sabrı gece karârı
Kılmazdı tereddüdinde taksîr
Bulmazdı bu derde hîç tedbîr
Bir gün anı etdiler haberdâr
K’ey pîr-i şikeste-i dil-efgâr
Dün Leylî atası ol siyeh-dil
Ol mün‘im-i sifle pîr-i câhil
Ser-hayli yanında dâd ederdi
Mecnûn-ı hazîni yâd ederdi
Kim bu delü hükme olmayıp râm
Halka bizi eyler oldı bed-nâm
Peyveste yeter bize belâsı
Nevfel gazabından et kıyâsı
Çün mahz-ı şer oldı zât-ı ef‘î
Vâcib görinür müdâm def‘i
Her niçe ki tende cânı vardur
Nâmûsumuza ziyânı vardur
Nâmûs bizüm değül senündür
Def‘ eyleye gör ki düşmenündür
Çünkim zararında gördiler nef‘
Azm eylediler ki edeler def‘
Yâdun değül eyle oğlunı yâd
Kıl çâre ki düşmen olmaya şâd
Ol pîr düşüp min ıztırâba
Nâ-çâr özin verüp azâba
Sahrâlara dutdı seyl tek rû
Cehd ile yöğürdi gezdi her sû
Menzil menzil sirişki kanın
Rehber kılup istedi nişânın
Çün geceye gündüz oldı tağyîr
Oldı gece zulmeti cihân-gîr
Ref‘ oldı alâme-i menâzil
Ol pîre tereddüd oldı müşkil
Ser-geşte gezerken isteyüp râh
Bir şu‘le ana görindi nâgâh
Ol pîrün olup delîl-i râhı
Rûz etdi ol od şeb-i siyâhı
Sandı odı yanduran Arâbdur
Hayl ü haşem ol oda sebebdür
Pervâne kimi yüz urdı nâra
Çün yetdi ve eyledi nezâre
Gördi ki bu şu‘le bir nefesdür
Ne şu‘le-i cirm-i hâr ü hasdür
Mecnûndur bu ki âh-ı ser-keş
Çekmiş urmış cihâna âteş
Kat‘-ı nazar eylemiş cihândan
Geçmiş ser ü çeşm ü cism ü cândan
Ne mülk ne mâl cüst ü cûsı
Ne ata ne ana ârzûsı
Getmiş yele berg-i i‘tibârı
Ol kalmış ü merg intizârı
Ol pîr çü gördi oğlı hâlin
Tökdi ruh-i zerde eşk-i âlin
Yanında oturdı zâr ü gam-nâk
El urdı ki çehresin ede pâk
Ol şîfte açdı çeşm-i pür-nem
Kimsen dedi ey menümle hem-dem
Ger elçi isen yetür peyâmun
Ver müjdesin ol meh-i tamâmun
V’er yolcu isen oturma gâfil
Azm eyle gözet bir özge menzil
Ol pîr tazarru‘ etdi âğâz
K’ey nakd-i hayâta kîse-perdâz
Men dürcem ü sen dür-i şeb-efrûz
Ya‘nî atanem men-i seyeh-rûz
Ey hâsıl-ı mezra‘-ı vücûdum
V’ey ömr ticâretinde sûdum
Ey cevher-i cânumun behâsı
V’ey dîde-i bahtumun ziyâsı
Derdüm olasen menüm penâhum
Fahrum şerefüm ümîd-gâhum
Menden bu serîr olanda hâlî
Sen olasen ehl-i mülke vâlî
Halk ede seni görende yâdum
Bâkî senün ile ola adum
Ger tıflığunda mest bî-bâk
Sahrâya düşüp yahan kılup çâk
Oldun reh-i aşk içinde meşhûr
Ma‘zûr idün ol zamanda ma‘zûr
Her vaktdedür bir emr gâlib
Her ahddedür bir iş münâsib
Nev-reslere aşk bir hünerdür
Ser-hadd-i kemâle râh-berdür
Hâlâ ki makâm-ı akl buldun
Tahsîl-i kemâle kâbil oldun
Senden ne revâ bu mâcerâlar
Sermâye-i ayb olan sadâlar
Ger gâfil idün ol imdi âkil
Sahrâlara düşme gezme gâfil
Vahşîler ile nedür bu birliğ
İnsân ile hoş değül mi dirliğ
Gör vahş ile vahş tayr ile tayr
Hem-cins ile hoşdur eylemek seyr
Rahm et men-i zâr ü nâ-murâda
Koyma bu meşakkat ü belâda
Kâfûr veş oldı müşg-i nâbum
Bu subhda sensen âftâbum
Olmak elifüm karîne-i dâl
Meylüm sana olmağınadur dâl
Devrân sitemiyle câna yetdüm
Men özge diyâr azmin etdüm
Gel tapşurayum sana makâmum
Zabt eyle bisât-ı ihtirâmum
Ne sûd hemîşe mestliğden
Ne fâide büt-perestliğden
Ey mest kemâl-i hiddetünden
Yohdur haberün kabâhatünden
Ol lahza ki hûşyâr olursen
Elbette ki şerm-sâr olursen
Ey bütkedeler sanem-peresti
Çün ref‘ ola bu hicâb-ı mestî
Mezmûm olup etdüğüm bu hâlet
Elbette sana verür hacâlet
Bir dilbere ver gönül ki dâim
Bünyâd-ı sebâtı ola kâim
Ger olsa yolında bu cihân hâk
Dâmânı ola gubârdan pâk
Sen saydı olan huceste şehbâz
Her lahza kılur bir elde pervâz
Geh Nevfeledür mutî‘-i fermân
Geh İbni Selâma mûnis-i cân
Sen beyle belâlara giriftâr
Ol eyle çerâğ-ı bezm-i ağyâr
Şerm eyle bu aşk-bâzlığdan
Bî-fâide cân-güdâzlığdan
Yohdur çü bekâsı rûzgârun
Farz eyle ki oldı yâr yârun
Vasl etme anunla kim bilürsen
Bir gün olur ondan ayrılursen
Terk eyle bu herze herze seyri
Yâd eyle İlâhı anma gayri
Kim nefse meâd ü merca‘ oldur
Kat‘ et ana söz ki makta‘ oldur
Hak sun‘ına dehr kâr-gehdür
Munda amel etmemek günehdür
Her kime gerek gelen mahalde
Bu kâr-geh içre bir amelde
Her kim ne amel kılursa bünyâd
Müzdini verür amelce Üstâd
Ey kâr-geh-i cihâna dâhil
Sen hem amel eyle olma kâhil
Vakt oldı sefer kılam cihândan
Âvâre olam bu hâk-dândan
Vakt oldı verem fenâya tahtum
Kadr ile çekem bekâya rahtum
Gel yanuma eyle fikr hâlüm
Bîgâneye verme mülk ü mâlüm
Çoh genc yığınca çekmişem renc
Koyma ki nasîb-i gayr ola genc
Aşkun bilürem ki beyle kalmaz
Dâim seni gam bu hâle salmaz
Bahtun uyananda bu yuhudan
Hırsun yorulanda cüst ü cûdan
Korhum bu ki özge ola hâlüm
Dünyâda ne men kalam ne mâlüm
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Gehî şevk-i visâl ü geh belâ-yı hecr ile zârem
Özüm hem bilmezem derdüm nedür men niçe bîmârem
Gam-ı aşk içre min dermân yoh derde giriftârem
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Cüdâ senden belâ vü derd-i hicrân ile dutdum hû
Kılur her dem mana bî-dâd derd ayru belâ ayru
Belâ vü derde düşdüm rûzgârum beyle hâlüm bu
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Tabîb-i akla çoh izhâr kıldum derd-i pinhânı
Men-i bîmâra kat‘â olmadı bir sıhhat imkânı
Ezelden var min derdüm yohdur hîç dermânı
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Fuzûlî her zaman bir ta‘n ile bağrum kılursen kan
Aceb bilmez misen aşkdan geçmek değül âsân
Bilürsen düşmişem bir derde kim yohdur ana dermân
Bu yetmez mi ki bir derd arturursen derdüme sen hem
Tamâmî-i sühan
Yazıldı çü nâmeye gam-ı dil
Zeyde dedi ey hakîm-i kâmil
Ta‘vîzün ile hoş oldı hâlüm
Zâil oluben gam ü melâlüm
Hattun mana nüsha-i şifâdur
Ta‘vîzün eser kılur duâdur
Her gün gel yaz beyle ta‘vîz
Tâ sıhhate bulmak ola ümmîz
Bir yazılu nüsha var mende
Bi’llâh bile al anı gedende
Gerçi bilürem anı ki hatdur
Bilmen ki sahîh ya galatdur
Ağlâtına ver kemâl-i îzâh
Ger var ise sehvi eyle ıslâh
Takrîb ile verdi Zeyde mektûb
Beyle gerek ehl-i akla üslûp
Mecnûna çü nâme oldı vâsıl
Dür gördi akîkine mukâbil
Mefhûmdan etdi kesb-i maksûd
Leylî tarafından oldı hoşnûd
Bu Mecnûnı atâsı sahrâda bulduğıdur ve Nasîhatle ıslâhından âciz olduğıdur
Tahrîr kılanda ehl-i inşâ
Beyle bu misâle çekdi tuğrâ
Kim gussa-i dehr mübtelâsı
Mecnûn-ı şikestenün atası
Kalmışdı melâlet içre dün gün
Ne güni gün idi ne düni dün
Getmişdi elinden ihtiyârı
Gündüz sabrı gece karârı
Kılmazdı tereddüdinde taksîr
Bulmazdı bu derde hîç tedbîr
Bir gün anı etdiler haberdâr
K’ey pîr-i şikeste-i dil-efgâr
Dün Leylî atası ol siyeh-dil
Ol mün‘im-i sifle pîr-i câhil
Ser-hayli yanında dâd ederdi
Mecnûn-ı hazîni yâd ederdi
Kim bu delü hükme olmayıp râm
Halka bizi eyler oldı bed-nâm
Peyveste yeter bize belâsı
Nevfel gazabından et kıyâsı
Çün mahz-ı şer oldı zât-ı ef‘î
Vâcib görinür müdâm def‘i
Her niçe ki tende cânı vardur
Nâmûsumuza ziyânı vardur
Nâmûs bizüm değül senündür
Def‘ eyleye gör ki düşmenündür
Çünkim zararında gördiler nef‘
Azm eylediler ki edeler def‘
Yâdun değül eyle oğlunı yâd
Kıl çâre ki düşmen olmaya şâd
Ol pîr düşüp min ıztırâba
Nâ-çâr özin verüp azâba
Sahrâlara dutdı seyl tek rû
Cehd ile yöğürdi gezdi her sû
Menzil menzil sirişki kanın
Rehber kılup istedi nişânın
Çün geceye gündüz oldı tağyîr
Oldı gece zulmeti cihân-gîr
Ref‘ oldı alâme-i menâzil
Ol pîre tereddüd oldı müşkil
Ser-geşte gezerken isteyüp râh
Bir şu‘le ana görindi nâgâh
Ol pîrün olup delîl-i râhı
Rûz etdi ol od şeb-i siyâhı
Sandı odı yanduran Arâbdur
Hayl ü haşem ol oda sebebdür
Pervâne kimi yüz urdı nâra
Çün yetdi ve eyledi nezâre
Gördi ki bu şu‘le bir nefesdür
Ne şu‘le-i cirm-i hâr ü hasdür
Mecnûndur bu ki âh-ı ser-keş
Çekmiş urmış cihâna âteş
Kat‘-ı nazar eylemiş cihândan
Geçmiş ser ü çeşm ü cism ü cândan
Ne mülk ne mâl cüst ü cûsı
Ne ata ne ana ârzûsı
Getmiş yele berg-i i‘tibârı
Ol kalmış ü merg intizârı
Ol pîr çü gördi oğlı hâlin
Tökdi ruh-i zerde eşk-i âlin
Yanında oturdı zâr ü gam-nâk
El urdı ki çehresin ede pâk
Ol şîfte açdı çeşm-i pür-nem
Kimsen dedi ey menümle hem-dem
Ger elçi isen yetür peyâmun
Ver müjdesin ol meh-i tamâmun
V’er yolcu isen oturma gâfil
Azm eyle gözet bir özge menzil
Ol pîr tazarru‘ etdi âğâz
K’ey nakd-i hayâta kîse-perdâz
Men dürcem ü sen dür-i şeb-efrûz
Ya‘nî atanem men-i seyeh-rûz
Ey hâsıl-ı mezra‘-ı vücûdum
V’ey ömr ticâretinde sûdum
Ey cevher-i cânumun behâsı
V’ey dîde-i bahtumun ziyâsı
Derdüm olasen menüm penâhum
Fahrum şerefüm ümîd-gâhum
Menden bu serîr olanda hâlî
Sen olasen ehl-i mülke vâlî
Halk ede seni görende yâdum
Bâkî senün ile ola adum
Ger tıflığunda mest bî-bâk
Sahrâya düşüp yahan kılup çâk
Oldun reh-i aşk içinde meşhûr
Ma‘zûr idün ol zamanda ma‘zûr
Her vaktdedür bir emr gâlib
Her ahddedür bir iş münâsib
Nev-reslere aşk bir hünerdür
Ser-hadd-i kemâle râh-berdür
Hâlâ ki makâm-ı akl buldun
Tahsîl-i kemâle kâbil oldun
Senden ne revâ bu mâcerâlar
Sermâye-i ayb olan sadâlar
Ger gâfil idün ol imdi âkil
Sahrâlara düşme gezme gâfil
Vahşîler ile nedür bu birliğ
İnsân ile hoş değül mi dirliğ
Gör vahş ile vahş tayr ile tayr
Hem-cins ile hoşdur eylemek seyr
Rahm et men-i zâr ü nâ-murâda
Koyma bu meşakkat ü belâda
Kâfûr veş oldı müşg-i nâbum
Bu subhda sensen âftâbum
Olmak elifüm karîne-i dâl
Meylüm sana olmağınadur dâl
Devrân sitemiyle câna yetdüm
Men özge diyâr azmin etdüm
Gel tapşurayum sana makâmum
Zabt eyle bisât-ı ihtirâmum
Ne sûd hemîşe mestliğden
Ne fâide büt-perestliğden
Ey mest kemâl-i hiddetünden
Yohdur haberün kabâhatünden
Ol lahza ki hûşyâr olursen
Elbette ki şerm-sâr olursen
Ey bütkedeler sanem-peresti
Çün ref‘ ola bu hicâb-ı mestî
Mezmûm olup etdüğüm bu hâlet
Elbette sana verür hacâlet
Bir dilbere ver gönül ki dâim
Bünyâd-ı sebâtı ola kâim
Ger olsa yolında bu cihân hâk
Dâmânı ola gubârdan pâk
Sen saydı olan huceste şehbâz
Her lahza kılur bir elde pervâz
Geh Nevfeledür mutî‘-i fermân
Geh İbni Selâma mûnis-i cân
Sen beyle belâlara giriftâr
Ol eyle çerâğ-ı bezm-i ağyâr
Şerm eyle bu aşk-bâzlığdan
Bî-fâide cân-güdâzlığdan
Yohdur çü bekâsı rûzgârun
Farz eyle ki oldı yâr yârun
Vasl etme anunla kim bilürsen
Bir gün olur ondan ayrılursen
Terk eyle bu herze herze seyri
Yâd eyle İlâhı anma gayri
Kim nefse meâd ü merca‘ oldur
Kat‘ et ana söz ki makta‘ oldur
Hak sun‘ına dehr kâr-gehdür
Munda amel etmemek günehdür
Her kime gerek gelen mahalde
Bu kâr-geh içre bir amelde
Her kim ne amel kılursa bünyâd
Müzdini verür amelce Üstâd
Ey kâr-geh-i cihâna dâhil
Sen hem amel eyle olma kâhil
Vakt oldı sefer kılam cihândan
Âvâre olam bu hâk-dândan
Vakt oldı verem fenâya tahtum
Kadr ile çekem bekâya rahtum
Gel yanuma eyle fikr hâlüm
Bîgâneye verme mülk ü mâlüm
Çoh genc yığınca çekmişem renc
Koyma ki nasîb-i gayr ola genc
Aşkun bilürem ki beyle kalmaz
Dâim seni gam bu hâle salmaz
Bahtun uyananda bu yuhudan
Hırsun yorulanda cüst ü cûdan
Korhum bu ki özge ola hâlüm
Dünyâda ne men kalam ne mâlüm
Âsîlerün olasen penâhı
Nevmîdlerün ümîd-gâhı
Sensen çü şefî‘-i her meâsî
Ne gam eğer olsa kimse âsî
Ger bende ola tamâm-ı tâat
İzhâr neden bulur şefâ‘at
Sensen bu serîr pâdişâhı
Bu mülkde olanun penâhı
Her asrda bir nebî zuhûrı
Her devrede bir resûl nûrı
Fıtrat yolını müzeyyen etdi
Yüz min şem‘ ile rûşen etdi
Tâ gelmeğe rûşen ola râhun
Budur reh ü resmi pâdişâhun
Hâb-ı adem içre şah-ı âlem
Görmişdi vücûdını mukaddem
Kim lem‘a-i nûrdan bir efser
Geymiş vermiş özine zîver
Bîdâr olanda ol yuhudan
Getmişdi karârı ârzûdan
Çün istedi ol menâma ta‘bîr
Senden ana müjde verdi takdîr
Dünyâya peyâm-ı feyz-i nûrun
Tenbîh-i saâdet-i zuhûrun
Halka verüp intizâr-ı makdem
Ol dem geldi ki geldi Âdem
Dünyâ talebünde oldı kâim
Devr ile seni dilerdi dâim
Bir bir yetüp özge enbiyâya
Mi‘râca çıhardı pâye pâye
Gezmezdi senünle sâye hem-râh
Gûyâ ki nihâl-i kaddün ey mâh
Bu âleme vermiş idi vâye
Ol âleme salmış idi sâye
Bu şeb-i mi‘râc şânıdur ve Tulû‘-i âfitâb-ı âsmânî dâstanıdur
Çün feyz-i vücûdun ile ey pâk
Reşk-i felek oldı arsa-i hâk
Dîdârunı görmeği melekler
Pâ-bûsuna yetmeği felekler
Çoh eyleyüp ıztırâb peydâ
Allâh’dan etdiler temennâ
Bir yahşı zaman şereflü sâat
Ref‘oldı duâlara icâbet
Cibrîl yetüp yetürdi fermân
K’ey serv-i riyâz-ı ilm ü irfân
Ey kadri bülend pâdişeh dur
Lutf et şem‘-i Kadr kadrin artur
Hurşîdüni arşa sâye kılgıl
Mi‘râcı bülend-pâye kılgıl
Ref‘ eyle hicâb-ı mâsivânı
Seyr eyle mekân-ı lâmekânı
Müştâk-ı cemâldür melekler
Muhtâc-ı visâldür felekler
Eyvân-ı sipihrde sitâre
Min min göz açupdur intizâra
Hoş ol ki minüp Burâka hoş-hâl
Buldun derecât-ı izz ü ikbâl
Bastun ayağun bu çâr-tâka
Çıhtun derecât-ı nüh-revâka
Na‘leynüne sürdi yüz meh-i nev
Hurşîd ruhünden aldı pertev
Gösterdi Utârid ihtirâmun
Hat verdi ki men senün gulâmun
Nahîdün edüp füzûn neşâtın
Bezm-i tarab eyledün bisâtın
İkbâlün olup karîn-i hurşîd
Öğretdi Mesîh’e resm-i tecrîd
Tîğunda bulup nizâm eyyâm
Ta‘lîm-i şecâat aldı Behrâm
Bircîs’e müsâid oldı ikbâl
Feyz-i kademünden oldı hoş-hâl
Keyvân şeb-i Kadrin eyledün rûz
Oldun ana şem‘-i meclis-efrûz
Râyet sâf-ı sâbitâta çekdün
Ol mezraa mihr tohmın ekdün
Kıldun felek atlasını rengîn
Ol mahfile verdün özge âyîn
Levh u kalemi müzeyyen etdün
Kürsî ile arşı rûşen etdün
Cibrîl’i koyup Burâk’ı saldun
Tevhîd yolında ferd kaldun
Ref‘ oldı sana hicâb-ı mâbeyn
Nüzhet-gehün oldı kâbe kavseyn
Getdün oraya ki getmek olmaz
Yetdün oraya ki yetmek olmaz
Bizden Hak’a arzlar yetürdün
Hak’dan bize müjdeler getürdün
Lutf etdi sana inâyet-i Hak
Tevfîk-ı nefâz-ı emr-i mutlak
Hem mahzen-i ma‘rifet kilîdi
Hem ni‘met-i merhamet ümîdi
Deryâda olup ganî güherden
Zevk ile dönende ol seferden
Germ idi henüz hâb-gâhun
Cünbişde gubâr-ı hâk-i râhun
İnsâf hemîn ola siyâhat
Beyle sefer ile istirâhat
Oldı sana munca feyz hâsıl
Bu vâkıadan zemâne gâfil
Gâfilleri eyledün haberdâr
Esrâr-ı nihânı etdün izhâr
Açdun der-i iltifât u in‘âm
Verdün gereğince her kime kâm
Çün şefkat-i âmun oldı maksûm
Lutf eyle meni hem etme mahrûm
Bî-çâre Fuzûlîyem ki zârem
Züll-i güneh ile hâk-sârem
Tedbîrde süstem ü sebük-rây
Sen bir meded etmesen mana vay
Ey meş‘ale-i tarîk-ı târîk
V’ey râh-nümâ-yı râh-ı bârîk
İhsânunı hâdî-i tarîk et
Bir feyz-i nazar mana refîk et
K’âlâyiş-i ihtilâfdan pâk
Pey-revligün eyleyem tarab-nâk
Gül-zâr-ı vücûdum ede sîr-âb
Bârân-ı rızâ-yı âl ü ashâb
Bu Kasîde Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm Şânındadır
Yâ menba‘a’l-mekârim u yâ ma‘dine’l-vefâ
Yâ mecma‘a’l-mahâsin u yâ mazhara’l-atâ
Ente’llezî bui‘ste ileynâ mubeşşiran
V’ahtâreke’l-ilâhu ani’l-halki v’astafâ
Ente’llezî tafaddalahu’l-kurbu ve’l-kabûl
V’ente’llezî tefarradahü’l-izz ü ve’l-ulâ
Men irtecâ bi-lutfike mâhâbe v’entefa
Men iktedâ bi-şer‘ike mâdâa v’ehtedâ
Yâ avne men tefakkadehû inde şiddetin
Yâ kehfe men tehassene fi’d-darri v’eltecâ
Îsî ne-mîresed be to der kadr u menzilet
Ber çerh eger nihed zi ser-i iktidâr pâ
Mi‘râc yâftî to vü ber Tûr şod Kelîm
Fark ez to tâ Kelîm zi arzest tâ semâ
Âb-ı to bûd k’âteş-i Nemrûd-râ nişând
Rûzî ki kerde bûd der âteş Halîl câ
İkrâr-ı kâfirîst zi şer‘-i to inhirâf
Burhân-ı güm-rehîst be gayr-i to iktidâ
Tâ munkatı‘ ne-gerded ez âsîb-i ihtilâf
Şod beste ber to silsile-i silk-i enbiyâ
Bâ enbiyâst nisbet-i zât-ı to çun elif
Hem ibtidâ toî be hakîkat hem intihâ
Takdîr cuz rizâ-yı to kârî ne-mîkoned
Peyveste tâat-i to edâ mîkoned kazâ
Ey âftâb-ı zâtuna her zerre bir nebî
Min şer‘ ü dîn diyârına her zerreden ziyâ
Sen gâyet-i vücûdsen ü özgeler tufeyl
Sen pâdişâh-ı mülksen ü özgeler gedâ
Cârûb-i gerd-i reh-güzerün bâl-i Cebreîl
Tâk-ı revâk-ı dergehün eyvân-ı Kibriyâ
Dârü’ş-şifâ-yı haşrde bîmâr-ı ma‘siyet
Şehd-i şefâatünden umar şerbet-i şifâ
Ey çâr-yâr-ı kâmilün a‘yân-ı mülk-i dîn
Erbâb-ı sıdk u ma‘dilet ü re’fet ü hayâ
Devrün bu dört fasıl ile bir mu‘tedil zamân
Şer‘ün bu dört rükün ile bir mu‘teber binâ
Yâ Mustafâ Fuzûlî-i muhtâca rahm edüp
İzhâr-ı iltifât ile kıl hâcetin revâ
Bu arz-ı adem-i kudretdür ve Özr-i fakd-i kuvvetdür
Ârâyiş-i sohbet eyle sâkî
Ver bâde mürüvvet eyle sâkî
Bir câm ile kıl dimâğumı ter
Lutf eyle bir iltifât göster
Gam merhalesinde kalmışam ferd
Ne yâr u ne hem-nişîn ne hem-derd
Hem-cinslerüm tamâm getmiş
Söz mülkinden nizâm getmiş
Bir bezmde sen kalupsen ü men
Bu bezmi gel edelüm müzeyyen
Sen ver bâde men eyleyem nûş
Men nazm ohuyam sen ana dut gûş
Bir devrdeem ki nazm olup hâr
Eş‘âr bulup kesâd-ı bâzâr
Ol rütbede kadr-i nazmdur dûn
Kim küfr ohunur kelâm-ı mevzûn
Bir mülkdeem ki ger yudup kan
Mazmûn-i ibârete çeküp cân
Min rişteye turfe la‘l çeksem
Min ravzaya nâzenîn gül eksem
Kılmaz ana hîç kimse nezâre
Derler güle hâr ü la‘le hâre
Ancak demezem ki hâk-i Bağdâd
Alâyiş-i nazmdandır âzâd
Yohdur bir mülk bu zamanda
Kim nazm revâcı ola anda
Ne Hind ü ne Fürs ü Horâsân
Ne Rûm ü Acem ne Şâm ü Şirvân
Olsaydı birinde bir sühan-senc
Elbette ıyân olurdı ol genc
Gencîne-i nazm gizlü kalmaz
Sanman güneş olsa nûr salmaz
Kânı niçe kim nihan dutar daş
Eyler anı la‘l âleme fâş
Hâlâ meğer iktizâ-yı devrân
Oldur ki ola bu genc pinhân
Devrân ile men nakîz-seyrem
Devr ehlinden meğer ki gayrem
Devrân ister ki hâr ola nazm
Bî-izzet ü i‘tibâr ola nazm
Men muntazıram verem revâcın
Bîmâr ise eyleyem ilâcın
Ol nefy-i kemâl-i hikmet eyler
Lâzım bilürem hasâret eyler
Ta‘mîr-i harâba tâlibem men
İnşâallâh gâlibem men
Nevmîdlerün ümîd-gâhı
Sensen çü şefî‘-i her meâsî
Ne gam eğer olsa kimse âsî
Ger bende ola tamâm-ı tâat
İzhâr neden bulur şefâ‘at
Sensen bu serîr pâdişâhı
Bu mülkde olanun penâhı
Her asrda bir nebî zuhûrı
Her devrede bir resûl nûrı
Fıtrat yolını müzeyyen etdi
Yüz min şem‘ ile rûşen etdi
Tâ gelmeğe rûşen ola râhun
Budur reh ü resmi pâdişâhun
Hâb-ı adem içre şah-ı âlem
Görmişdi vücûdını mukaddem
Kim lem‘a-i nûrdan bir efser
Geymiş vermiş özine zîver
Bîdâr olanda ol yuhudan
Getmişdi karârı ârzûdan
Çün istedi ol menâma ta‘bîr
Senden ana müjde verdi takdîr
Dünyâya peyâm-ı feyz-i nûrun
Tenbîh-i saâdet-i zuhûrun
Halka verüp intizâr-ı makdem
Ol dem geldi ki geldi Âdem
Dünyâ talebünde oldı kâim
Devr ile seni dilerdi dâim
Bir bir yetüp özge enbiyâya
Mi‘râca çıhardı pâye pâye
Gezmezdi senünle sâye hem-râh
Gûyâ ki nihâl-i kaddün ey mâh
Bu âleme vermiş idi vâye
Ol âleme salmış idi sâye
Bu şeb-i mi‘râc şânıdur ve Tulû‘-i âfitâb-ı âsmânî dâstanıdur
Çün feyz-i vücûdun ile ey pâk
Reşk-i felek oldı arsa-i hâk
Dîdârunı görmeği melekler
Pâ-bûsuna yetmeği felekler
Çoh eyleyüp ıztırâb peydâ
Allâh’dan etdiler temennâ
Bir yahşı zaman şereflü sâat
Ref‘oldı duâlara icâbet
Cibrîl yetüp yetürdi fermân
K’ey serv-i riyâz-ı ilm ü irfân
Ey kadri bülend pâdişeh dur
Lutf et şem‘-i Kadr kadrin artur
Hurşîdüni arşa sâye kılgıl
Mi‘râcı bülend-pâye kılgıl
Ref‘ eyle hicâb-ı mâsivânı
Seyr eyle mekân-ı lâmekânı
Müştâk-ı cemâldür melekler
Muhtâc-ı visâldür felekler
Eyvân-ı sipihrde sitâre
Min min göz açupdur intizâra
Hoş ol ki minüp Burâka hoş-hâl
Buldun derecât-ı izz ü ikbâl
Bastun ayağun bu çâr-tâka
Çıhtun derecât-ı nüh-revâka
Na‘leynüne sürdi yüz meh-i nev
Hurşîd ruhünden aldı pertev
Gösterdi Utârid ihtirâmun
Hat verdi ki men senün gulâmun
Nahîdün edüp füzûn neşâtın
Bezm-i tarab eyledün bisâtın
İkbâlün olup karîn-i hurşîd
Öğretdi Mesîh’e resm-i tecrîd
Tîğunda bulup nizâm eyyâm
Ta‘lîm-i şecâat aldı Behrâm
Bircîs’e müsâid oldı ikbâl
Feyz-i kademünden oldı hoş-hâl
Keyvân şeb-i Kadrin eyledün rûz
Oldun ana şem‘-i meclis-efrûz
Râyet sâf-ı sâbitâta çekdün
Ol mezraa mihr tohmın ekdün
Kıldun felek atlasını rengîn
Ol mahfile verdün özge âyîn
Levh u kalemi müzeyyen etdün
Kürsî ile arşı rûşen etdün
Cibrîl’i koyup Burâk’ı saldun
Tevhîd yolında ferd kaldun
Ref‘ oldı sana hicâb-ı mâbeyn
Nüzhet-gehün oldı kâbe kavseyn
Getdün oraya ki getmek olmaz
Yetdün oraya ki yetmek olmaz
Bizden Hak’a arzlar yetürdün
Hak’dan bize müjdeler getürdün
Lutf etdi sana inâyet-i Hak
Tevfîk-ı nefâz-ı emr-i mutlak
Hem mahzen-i ma‘rifet kilîdi
Hem ni‘met-i merhamet ümîdi
Deryâda olup ganî güherden
Zevk ile dönende ol seferden
Germ idi henüz hâb-gâhun
Cünbişde gubâr-ı hâk-i râhun
İnsâf hemîn ola siyâhat
Beyle sefer ile istirâhat
Oldı sana munca feyz hâsıl
Bu vâkıadan zemâne gâfil
Gâfilleri eyledün haberdâr
Esrâr-ı nihânı etdün izhâr
Açdun der-i iltifât u in‘âm
Verdün gereğince her kime kâm
Çün şefkat-i âmun oldı maksûm
Lutf eyle meni hem etme mahrûm
Bî-çâre Fuzûlîyem ki zârem
Züll-i güneh ile hâk-sârem
Tedbîrde süstem ü sebük-rây
Sen bir meded etmesen mana vay
Ey meş‘ale-i tarîk-ı târîk
V’ey râh-nümâ-yı râh-ı bârîk
İhsânunı hâdî-i tarîk et
Bir feyz-i nazar mana refîk et
K’âlâyiş-i ihtilâfdan pâk
Pey-revligün eyleyem tarab-nâk
Gül-zâr-ı vücûdum ede sîr-âb
Bârân-ı rızâ-yı âl ü ashâb
Bu Kasîde Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm Şânındadır
Yâ menba‘a’l-mekârim u yâ ma‘dine’l-vefâ
Yâ mecma‘a’l-mahâsin u yâ mazhara’l-atâ
Ente’llezî bui‘ste ileynâ mubeşşiran
V’ahtâreke’l-ilâhu ani’l-halki v’astafâ
Ente’llezî tafaddalahu’l-kurbu ve’l-kabûl
V’ente’llezî tefarradahü’l-izz ü ve’l-ulâ
Men irtecâ bi-lutfike mâhâbe v’entefa
Men iktedâ bi-şer‘ike mâdâa v’ehtedâ
Yâ avne men tefakkadehû inde şiddetin
Yâ kehfe men tehassene fi’d-darri v’eltecâ
Îsî ne-mîresed be to der kadr u menzilet
Ber çerh eger nihed zi ser-i iktidâr pâ
Mi‘râc yâftî to vü ber Tûr şod Kelîm
Fark ez to tâ Kelîm zi arzest tâ semâ
Âb-ı to bûd k’âteş-i Nemrûd-râ nişând
Rûzî ki kerde bûd der âteş Halîl câ
İkrâr-ı kâfirîst zi şer‘-i to inhirâf
Burhân-ı güm-rehîst be gayr-i to iktidâ
Tâ munkatı‘ ne-gerded ez âsîb-i ihtilâf
Şod beste ber to silsile-i silk-i enbiyâ
Bâ enbiyâst nisbet-i zât-ı to çun elif
Hem ibtidâ toî be hakîkat hem intihâ
Takdîr cuz rizâ-yı to kârî ne-mîkoned
Peyveste tâat-i to edâ mîkoned kazâ
Ey âftâb-ı zâtuna her zerre bir nebî
Min şer‘ ü dîn diyârına her zerreden ziyâ
Sen gâyet-i vücûdsen ü özgeler tufeyl
Sen pâdişâh-ı mülksen ü özgeler gedâ
Cârûb-i gerd-i reh-güzerün bâl-i Cebreîl
Tâk-ı revâk-ı dergehün eyvân-ı Kibriyâ
Dârü’ş-şifâ-yı haşrde bîmâr-ı ma‘siyet
Şehd-i şefâatünden umar şerbet-i şifâ
Ey çâr-yâr-ı kâmilün a‘yân-ı mülk-i dîn
Erbâb-ı sıdk u ma‘dilet ü re’fet ü hayâ
Devrün bu dört fasıl ile bir mu‘tedil zamân
Şer‘ün bu dört rükün ile bir mu‘teber binâ
Yâ Mustafâ Fuzûlî-i muhtâca rahm edüp
İzhâr-ı iltifât ile kıl hâcetin revâ
Bu arz-ı adem-i kudretdür ve Özr-i fakd-i kuvvetdür
Ârâyiş-i sohbet eyle sâkî
Ver bâde mürüvvet eyle sâkî
Bir câm ile kıl dimâğumı ter
Lutf eyle bir iltifât göster
Gam merhalesinde kalmışam ferd
Ne yâr u ne hem-nişîn ne hem-derd
Hem-cinslerüm tamâm getmiş
Söz mülkinden nizâm getmiş
Bir bezmde sen kalupsen ü men
Bu bezmi gel edelüm müzeyyen
Sen ver bâde men eyleyem nûş
Men nazm ohuyam sen ana dut gûş
Bir devrdeem ki nazm olup hâr
Eş‘âr bulup kesâd-ı bâzâr
Ol rütbede kadr-i nazmdur dûn
Kim küfr ohunur kelâm-ı mevzûn
Bir mülkdeem ki ger yudup kan
Mazmûn-i ibârete çeküp cân
Min rişteye turfe la‘l çeksem
Min ravzaya nâzenîn gül eksem
Kılmaz ana hîç kimse nezâre
Derler güle hâr ü la‘le hâre
Ancak demezem ki hâk-i Bağdâd
Alâyiş-i nazmdandır âzâd
Yohdur bir mülk bu zamanda
Kim nazm revâcı ola anda
Ne Hind ü ne Fürs ü Horâsân
Ne Rûm ü Acem ne Şâm ü Şirvân
Olsaydı birinde bir sühan-senc
Elbette ıyân olurdı ol genc
Gencîne-i nazm gizlü kalmaz
Sanman güneş olsa nûr salmaz
Kânı niçe kim nihan dutar daş
Eyler anı la‘l âleme fâş
Hâlâ meğer iktizâ-yı devrân
Oldur ki ola bu genc pinhân
Devrân ile men nakîz-seyrem
Devr ehlinden meğer ki gayrem
Devrân ister ki hâr ola nazm
Bî-izzet ü i‘tibâr ola nazm
Men muntazıram verem revâcın
Bîmâr ise eyleyem ilâcın
Ol nefy-i kemâl-i hikmet eyler
Lâzım bilürem hasâret eyler
Ta‘mîr-i harâba tâlibem men
İnşâallâh gâlibem men
Bî-kesliğ olup sana mukarrer
Bî-kes olasan müdâm ü bî-zer
Âkil kişi dûr-bîn gerekdür
Dünyâya ümîd bir direkdür
Çün pendi düketdi ol hıred-mend
Mecnûna tefâvüt etdi ol pend
Devletlü sözine oldı mâil
Bir fikr etdi ki ola âkil
Kat‘ ede selâsil-i cünûnı
Sevdâsınun olmaya zebûnı
Terk eyleye ârzû-yı dildâr
Aşka dahi olmaya giriftâr
Ammâ yine aşk şehriyârı
Fermânına çekdi ol figârı
K’ey varı menüm olan cihânda
Nen var senün bu cism ü cânda
Câna tama‘ etme kim menümdür
Terk eyle teni ki meskenümdür
Menden geç ü cân ü tenden ayrıl
Koy varlığunı özünle sen bil
Gül-bün kimi kanı cûşa geldi
Bülbül sıfatı hurûşa geldi
K’ey ayn-ı salâh olan beyânı
Va‘zı mana âfiyet nişânı
Men hem muna kâilem ki pendün
Mazmûn-ı kelâm-ı sûd-mendün
Nisbet mana hayrdür değül şer
Ger olsa eşitmeği müyesser
Gerçi sözüne kulağ dutdum
Ne sûd eşitdüm ü unutdum
Sen deme ki dut haber sözümden
Kim yoh haberüm menüm özümden
Aşk aldı derûnum ü bîrûnum
Getdi yele sabrum ü sükûnum
Men akla teveccüh eylerem çoh
Sevdâ yolumı duta ki yoh yoh
Sen handan ü terk-i aşk handan
Aşk-ı ezelî çıhar mı cândan
Halkun sitemiyle câna yetdüm
Terk eyle meni ki terkün etdüm
Lutf eyle zaman zaman verüp pend
Islâhuma olma ârzû-mend
Artar elemüm bu mâcerâdan
Âteş kimi cünbiş-i hevâdan
Bir şîşe ki oldı pâre pâre
Peyvendine hîç var mı çâre
Teklîfümi kılma hânümâna
Gör sür‘at-i gerdiş-i zemâne
Çün sen hem anı koyup gedersen
Anda meni iledüp n’edersen
Ancak mana arz-ı mülk ü mâl et
Oğlunı özün kimi hayâl et
Farz eyle ki mâle oldı vâlî
Getdi yine gayre koydı mâli
Ol kişver-i aşk pâdişâhı
Ol evc-i belâ vü derd mâhı
Özr ile kılurdı eyleyüp âh
Babasına şerh-i gam ki nâgâh
Lerzân oluben ten-i hazîni
Kan doldı kolından âstîni
Elverdi atasına tehayyür
Mecnûn dedi eyleme tefekkür
Fasd eyledi ol büt-i perî-zâd
Nîş urdı anun kolına fessâd
Ol zahm eseri görindi mende
Biz bir rûhuz iki bedende
Bizde ikilik nişânı yohdur
Her bir tenün özge cânı yohdur
Sağınma ki oldur menem men
Bir cân ile zindedür iki ten
Hurrem olurem ol olsa hurrem
Gam yetse ana mana yeter gam
Ol pîr çü vâkıf oldı hâle
İnsâf getirdü ol kemâle
Bildi ki değül bu nakş bâtıl
Olmaz hiyel ile aşk zâil
Min-ba‘d nasîhat etmez oldı
Ta‘n ile fazîhat etmez oldı
Terk etdi tarîka-i nizâın
Nevmîd olup eyledi vedâın
Bu Mecnûn atasınun terk-i nizâ‘ etdüğidür ve Nâ-çâr hasretle vedâ‘ etdüğidür
K’ey rişte-i gevher-i murâdum
Âyîne-i hüsn-i i‘tikâdum
Bir lahza bana terahhum eyle
Güftârum eşit tekellüm eyle
Pervâ-yı men-i şikeste-hâl et
Azm-i sefer eyledüm halâl et
Nâ-hoş sana menden idi ahvâl
Men getmelü oldum imdi hoş kal
Zinhâr şikâyet etme menden
İnciklü hikâyet etme menden
Dirlikde çün senden almadum kâm
Tevsenliğe düşdün olmadun râm
Budur keremünden iltimâsum
Kim dutasen öldüğümde yasum
Her lahza edüp figân ü zârî
Toprağuma edesen güzârı
Teklîf-i neşât ü ayş kılman
Kim sen deyesen bu resmi bilmen
Feryâd ü figândur asl-ı mâtem
Sen hod bu revişdesen müsellem
Öz âdetün ile nâle eyle
Ecrini mana havâle eyle
Budur garazum ki dûst düşmen
Üstümde durup kılanda şîven
Bî-kesliğüm olmaya mana âr
Ma‘lûm edeler ki vârisüm var
Çün kıldı vasiyyet ol perîşân
Döndi eve geldi zâr ü giryân
Derd ü elem etdi anı rencûr
Kalmadı hayâtı şem‘ine nûr
Derdine bulınmaz oldı dermân
Mecnûn dedi verdi âkıbet cân
Dünyâya ümîd dutmak olmaz
Hergiz ölümi unutmak olmaz
Hoş hâne-i ayşdür bu âlem
Derdâ ki değül esâsı muhkem
Bu Mecnûnun atasınun vefâtından haberdâr olduğıdur ve Mezârına yol bulduğıdur
Sâkî mey-i lâle-fâm yoh mı
Dözmen bu humâra câm yoh mı
Öldürdi meni gam-ı nihânî
Yohdur mı şarâb-ı ergavânî
Gam def‘ine durma eyle tedbîr
Elden geleni gel etme taksîr
Dünyâ ki nigâr-ı dil-rübâdur
Zinhâr sağınma bî-vefâdur
Sen gerçi olupsen ana meftûn
Oldur talebünde senden efzûn
Sensen ana cehl ile taleb-kâr
Oldur sana ilm ile hevâ-dâr
Her niçe ki ana mihmânsen
Ayş ü tarab ile kâm-rânsen
Andan sefer ihtiyâr edende
Kurb-i Haka yüz dutup gedende
Göz sürmesi eyleyüp gubârun
Tâ mahşer ola nigâh-dârun
Yolunda özin verür fenâya
Sahlar seni tapşurur bekâya
Her kim ki bu nüktedendür âgâh
Devrân-ı felekden etmez ikrâh
Hem dirlikde azâbı olmaz
Hem mevtden ictinâbı olmaz
Bir gün ahıdup sirişk-i gül-gûn
Necd üzre oturmış idi Mecnûn
Min ta‘n ile bir cefâcı sayyâd
Ol zâra yetişdi kıldı feryâd
K’ey ârdan el içinde ârî
V’ey nâkıs olan ıyâr-ı ârı
Yoh sende nişân-ı nâm ü nâmûs
Efsûs ki ârsuzsen efsûs
İnsâf değül sitemde isrâf
İnsâfsuz olduğuna insâf
Dirlikde atanı etmedün şâd
Bâri kıl anı ölende bir yâd
Cân verdi mahabbetünde ol pîr
Yâd eylemedün nedür bu taksîr
Yohdur mı cibilletünde âzerm
Allâhdan eylemez misen şerm
Mecnûna bırahdı ol sadâ sûz
Arturdı figânın ol siyeh-rûz
Bârân kimi daşa urdı başın
Mey kimi ayağa tökdi yaşın
Kabrin sorup istedi nişâne
Oldı gözi yaşı tek revâne
Çün gördi atasınun mezârun
Şem‘ eyledi ana cism-i zârın
Târ-ı tene derdi tâb verdi
Dil âteş ü dîde âb verdi
Levh eyledi göğsini mezâra
Dırnağ ile kıldı pâre pâre
Bağrına basup mezâr-ı pâkin
Gül yaprağı etdi levh-i hâkin
Efgân ile tâze kıldı mâtem
Efgânı içinde derdi her dem
K’ey bânî-i bünye-i vücûdum
İsyânı ziyân rızâsı sûdum
İrşâdunı bilmedüm ganîmet
Yüz vây ki fevt olındı fursat
Yüz hayf ki dutmadum tarîkun
Bir niçe gün olmadum refîkun
Feyzün bana olmadı müyesser
Sen hayr dedün mey eyledüm şer
Cevr ile sana cefâlar etdüm
Yanlış vardum hatâlar etdüm
Ey devletüm olma dûr menden
V’ey şem‘ götürme nûr menden
Olsam gam-ı âleme giriftâr
Ancak sen idün enîs ü gam-hâr
Hem-râzum idün şikâyetümde
Dem-sâzum idün hikâyetümde
N’oldı gamuma getürmedün tâb
Korhutdı seni meğer bu girdâb
N’oldı sebep eyledün azîmet
Menden mi idi sana hezîmet
Ey menşe’-i cevher-i hayâtum
Hoşnûdlığundadur necâtum
Bildüm işümi günâhkârem
Geldüm sana hâr ü şerm-sârem
Dünyâda seni men eyledüm zâr
Ukbâda meni sen eyleme hâr
Yahdun meni âteş-i cefâya
Saldun gam u mihnet ü belâya
Bî-kes olasan müdâm ü bî-zer
Âkil kişi dûr-bîn gerekdür
Dünyâya ümîd bir direkdür
Çün pendi düketdi ol hıred-mend
Mecnûna tefâvüt etdi ol pend
Devletlü sözine oldı mâil
Bir fikr etdi ki ola âkil
Kat‘ ede selâsil-i cünûnı
Sevdâsınun olmaya zebûnı
Terk eyleye ârzû-yı dildâr
Aşka dahi olmaya giriftâr
Ammâ yine aşk şehriyârı
Fermânına çekdi ol figârı
K’ey varı menüm olan cihânda
Nen var senün bu cism ü cânda
Câna tama‘ etme kim menümdür
Terk eyle teni ki meskenümdür
Menden geç ü cân ü tenden ayrıl
Koy varlığunı özünle sen bil
Gül-bün kimi kanı cûşa geldi
Bülbül sıfatı hurûşa geldi
K’ey ayn-ı salâh olan beyânı
Va‘zı mana âfiyet nişânı
Men hem muna kâilem ki pendün
Mazmûn-ı kelâm-ı sûd-mendün
Nisbet mana hayrdür değül şer
Ger olsa eşitmeği müyesser
Gerçi sözüne kulağ dutdum
Ne sûd eşitdüm ü unutdum
Sen deme ki dut haber sözümden
Kim yoh haberüm menüm özümden
Aşk aldı derûnum ü bîrûnum
Getdi yele sabrum ü sükûnum
Men akla teveccüh eylerem çoh
Sevdâ yolumı duta ki yoh yoh
Sen handan ü terk-i aşk handan
Aşk-ı ezelî çıhar mı cândan
Halkun sitemiyle câna yetdüm
Terk eyle meni ki terkün etdüm
Lutf eyle zaman zaman verüp pend
Islâhuma olma ârzû-mend
Artar elemüm bu mâcerâdan
Âteş kimi cünbiş-i hevâdan
Bir şîşe ki oldı pâre pâre
Peyvendine hîç var mı çâre
Teklîfümi kılma hânümâna
Gör sür‘at-i gerdiş-i zemâne
Çün sen hem anı koyup gedersen
Anda meni iledüp n’edersen
Ancak mana arz-ı mülk ü mâl et
Oğlunı özün kimi hayâl et
Farz eyle ki mâle oldı vâlî
Getdi yine gayre koydı mâli
Ol kişver-i aşk pâdişâhı
Ol evc-i belâ vü derd mâhı
Özr ile kılurdı eyleyüp âh
Babasına şerh-i gam ki nâgâh
Lerzân oluben ten-i hazîni
Kan doldı kolından âstîni
Elverdi atasına tehayyür
Mecnûn dedi eyleme tefekkür
Fasd eyledi ol büt-i perî-zâd
Nîş urdı anun kolına fessâd
Ol zahm eseri görindi mende
Biz bir rûhuz iki bedende
Bizde ikilik nişânı yohdur
Her bir tenün özge cânı yohdur
Sağınma ki oldur menem men
Bir cân ile zindedür iki ten
Hurrem olurem ol olsa hurrem
Gam yetse ana mana yeter gam
Ol pîr çü vâkıf oldı hâle
İnsâf getirdü ol kemâle
Bildi ki değül bu nakş bâtıl
Olmaz hiyel ile aşk zâil
Min-ba‘d nasîhat etmez oldı
Ta‘n ile fazîhat etmez oldı
Terk etdi tarîka-i nizâın
Nevmîd olup eyledi vedâın
Bu Mecnûn atasınun terk-i nizâ‘ etdüğidür ve Nâ-çâr hasretle vedâ‘ etdüğidür
K’ey rişte-i gevher-i murâdum
Âyîne-i hüsn-i i‘tikâdum
Bir lahza bana terahhum eyle
Güftârum eşit tekellüm eyle
Pervâ-yı men-i şikeste-hâl et
Azm-i sefer eyledüm halâl et
Nâ-hoş sana menden idi ahvâl
Men getmelü oldum imdi hoş kal
Zinhâr şikâyet etme menden
İnciklü hikâyet etme menden
Dirlikde çün senden almadum kâm
Tevsenliğe düşdün olmadun râm
Budur keremünden iltimâsum
Kim dutasen öldüğümde yasum
Her lahza edüp figân ü zârî
Toprağuma edesen güzârı
Teklîf-i neşât ü ayş kılman
Kim sen deyesen bu resmi bilmen
Feryâd ü figândur asl-ı mâtem
Sen hod bu revişdesen müsellem
Öz âdetün ile nâle eyle
Ecrini mana havâle eyle
Budur garazum ki dûst düşmen
Üstümde durup kılanda şîven
Bî-kesliğüm olmaya mana âr
Ma‘lûm edeler ki vârisüm var
Çün kıldı vasiyyet ol perîşân
Döndi eve geldi zâr ü giryân
Derd ü elem etdi anı rencûr
Kalmadı hayâtı şem‘ine nûr
Derdine bulınmaz oldı dermân
Mecnûn dedi verdi âkıbet cân
Dünyâya ümîd dutmak olmaz
Hergiz ölümi unutmak olmaz
Hoş hâne-i ayşdür bu âlem
Derdâ ki değül esâsı muhkem
Bu Mecnûnun atasınun vefâtından haberdâr olduğıdur ve Mezârına yol bulduğıdur
Sâkî mey-i lâle-fâm yoh mı
Dözmen bu humâra câm yoh mı
Öldürdi meni gam-ı nihânî
Yohdur mı şarâb-ı ergavânî
Gam def‘ine durma eyle tedbîr
Elden geleni gel etme taksîr
Dünyâ ki nigâr-ı dil-rübâdur
Zinhâr sağınma bî-vefâdur
Sen gerçi olupsen ana meftûn
Oldur talebünde senden efzûn
Sensen ana cehl ile taleb-kâr
Oldur sana ilm ile hevâ-dâr
Her niçe ki ana mihmânsen
Ayş ü tarab ile kâm-rânsen
Andan sefer ihtiyâr edende
Kurb-i Haka yüz dutup gedende
Göz sürmesi eyleyüp gubârun
Tâ mahşer ola nigâh-dârun
Yolunda özin verür fenâya
Sahlar seni tapşurur bekâya
Her kim ki bu nüktedendür âgâh
Devrân-ı felekden etmez ikrâh
Hem dirlikde azâbı olmaz
Hem mevtden ictinâbı olmaz
Bir gün ahıdup sirişk-i gül-gûn
Necd üzre oturmış idi Mecnûn
Min ta‘n ile bir cefâcı sayyâd
Ol zâra yetişdi kıldı feryâd
K’ey ârdan el içinde ârî
V’ey nâkıs olan ıyâr-ı ârı
Yoh sende nişân-ı nâm ü nâmûs
Efsûs ki ârsuzsen efsûs
İnsâf değül sitemde isrâf
İnsâfsuz olduğuna insâf
Dirlikde atanı etmedün şâd
Bâri kıl anı ölende bir yâd
Cân verdi mahabbetünde ol pîr
Yâd eylemedün nedür bu taksîr
Yohdur mı cibilletünde âzerm
Allâhdan eylemez misen şerm
Mecnûna bırahdı ol sadâ sûz
Arturdı figânın ol siyeh-rûz
Bârân kimi daşa urdı başın
Mey kimi ayağa tökdi yaşın
Kabrin sorup istedi nişâne
Oldı gözi yaşı tek revâne
Çün gördi atasınun mezârun
Şem‘ eyledi ana cism-i zârın
Târ-ı tene derdi tâb verdi
Dil âteş ü dîde âb verdi
Levh eyledi göğsini mezâra
Dırnağ ile kıldı pâre pâre
Bağrına basup mezâr-ı pâkin
Gül yaprağı etdi levh-i hâkin
Efgân ile tâze kıldı mâtem
Efgânı içinde derdi her dem
K’ey bânî-i bünye-i vücûdum
İsyânı ziyân rızâsı sûdum
İrşâdunı bilmedüm ganîmet
Yüz vây ki fevt olındı fursat
Yüz hayf ki dutmadum tarîkun
Bir niçe gün olmadum refîkun
Feyzün bana olmadı müyesser
Sen hayr dedün mey eyledüm şer
Cevr ile sana cefâlar etdüm
Yanlış vardum hatâlar etdüm
Ey devletüm olma dûr menden
V’ey şem‘ götürme nûr menden
Olsam gam-ı âleme giriftâr
Ancak sen idün enîs ü gam-hâr
Hem-râzum idün şikâyetümde
Dem-sâzum idün hikâyetümde
N’oldı gamuma getürmedün tâb
Korhutdı seni meğer bu girdâb
N’oldı sebep eyledün azîmet
Menden mi idi sana hezîmet
Ey menşe’-i cevher-i hayâtum
Hoşnûdlığundadur necâtum
Bildüm işümi günâhkârem
Geldüm sana hâr ü şerm-sârem
Dünyâda seni men eyledüm zâr
Ukbâda meni sen eyleme hâr
Yahdun meni âteş-i cefâya
Saldun gam u mihnet ü belâya
Sen meyl-i ferâğ u râhat etdün
Bir künc dutup ferâğat etdün
Göster mana hem tarîk-i râhat
Kim sen nişe eyledün ferâğat
Kim eyledi hall müşkilâtun
Kim verdi bu gussadan necâtun
Şeb-tâ-seher ol esîr-i hicrân
Mâtem dutup etdi âh u efgân
Çün müşge tökildi gerd-i kâfûr
Zulmâta bırahdı pertevin nûr
İhyâ kıluben merâsim-i vecd
Dutdı reh-i gûr-hâne-i necd
Tamâmî-i sühan
Erbâb-ı kemâle ol ıyândur
Kim hüsn ile aşk tev’emândur
Aşk âyîne-i cihân-nümâdur
Keyfiyyet-i hüsn ana cilâdur
Hüsn olmasa aşk zâhir olmaz
Aşk olmasa hüsn bâhir olmaz
Hüsn olmasa aşkdan ne hâsıl
Ma‘şûk eder ehl-i aşkı kâmil
Aşk olmaz olursa hüsn olur hâr
Aşk iledür ehl-i hüsne bâzâr
Ne ansuz olur munun sürûrı
Ne munsuz olur anun zuhûrı
Mecnûn idi şem‘-i meclis-efrûz
Leylî ana âteş-i ciğer-sûz
Mecnûn idi câm-ı râhat-efzâ
Leylî ana bâde-i musaffâ
Leylîden idi kemâl-i Mecnûn
Hüsn ile olurdı aşkı efzûn
Mecnûndan idi cemâl-i Leylî
Aşk idi eden cemâle meyli
Bir gün Mecnûn-ı dil-şikeste
Sahrâda gezerdi zâr ü haste
Bir safhada gördi iki peyker
Leylî Mecnûn ile musavver
Mahv eyledi nakş-ı dil-sitânın
Koydı özinün hemîn nişânın
Sordılar ana hakîkat-i hâl
Kim nişe bir oldı iki timsâl
Dedi bize birdürür hakîkat
Birlikde yaraşmaz iki sûret
Olmak gerek ehl-i dâniş âgeh
Kim biz ikilikdenüz münezzeh
Sâil dedi bu değül midür âr
Kim yâr ola yoh sen olasen var
Sen nişe kalursen ol olur hâk
Bâri anı koy sana kalem çek
Dedi reh-i aşkda ne lâyık
Ma‘şûk ola nikâb-ı âşık
Uşşâk ten ü habîb cândur
Ten zâhir ü tende cân nihândur
Ma‘şûka ne bâk olursa mestûr
Âşık gerek el içinde meşhûr
Kim âleme âşık ahıdan yaş
Ma‘şûk kim olduğın kılur fâş
Bu Mecnûnun şemme-i keyfiyyet-i hâlidür ve Ba‘zı sıfât-ı kemâlidür
Mecnûn idi mülk-i derd şâhı
Hayl-i ded ü dâm anun sipâhi
Âhûnun alurdı müşgi bâcın
Rûbâh semûrınun harâcın
Bir server idi kerîm ü âdil
Cümle ded ü dâma adli şâmil
Hûn-i ciğerinden ol vefâ-dâr
Hûn-hârları kılurdı hûn–hâr
Hûn-âb-ı ciğer töküp demâdem
Kılmazdı sibâ‘ rızkını kem
Devrinde derendeler olup râm
Dutmışdı biri biriyle ârâm
Gûr olmış idi perenge hem-râz
Gürg olmış idi gevezne dem-sâz
Şîr olmış idi enîs-i nahçîr
Nahçîr emerdi şîrden şîr
Yanında dutardı mûr hâne
Göz yaşından yığardı dâne
Gâhî olup eşki seyli kâim
Seylâba gederdi min behâyim
Geh odını tende tâb ederdi
Min cân-veri kebâb ederdi
Bel olmış idi elinde dırnağ
Yerden savururdı başa toprağ
Mûyında gubâr olup ferâhem
Eşkiyle çeküp zaman zaman nem
Âhû-bere sebze-zârı oldı
Gül-zâr-ı cünûn bahârı oldı
Ger dutsa idi gevezn ile hû
Ahardı gözinden ol kadar su
K’ol sudan olurdı tâze vü ter
Hem berg verürdi şâhı hem ber
Her lahza alup eline bir mâr
Hursend oluben der idi ol zâr
K’ol sünbül-i müşg-bûnı dutdum
Ser-rişte-i ârzûnı dutdum
Kaplan kimi cân urdı min dâğ
Aslan sıfatı uzatdı dırnağ
Arslanlarun oldı pîşvâsı
Kaplanların oldu muktedâsı
Bu Mecnûnun sıdk ile münâcât etdüğidür ve Nâvek-i duâsı hedef-i icâbete yetdüğidür
Bir gece ki zulmet-i ziyâ-sûz
Zülf-i şebi etdi bürka‘-i rûz
Bir la‘li edüp sipihr nâ-yâb
Gösterdi yerine min dür-i nâb
Bir sancağı eyleyüp nigûn-sâr
Min mehçe-i râyet etdi izhâr
Katra katra hakîm-i eflâk
Haşhâşlarında dutdı tiryâk
Dâne dâne arûs-ı gerdûn
Kaftânına tikdi dürr-i meknûn
Girdâbâ düşüp sefîne-i Mâh
Kıldı özine mecerreden râh
Saçıldı Utâridün midâdı
Arturdı bu safhaya sevâdı
Zühre dağıdup siyâh gîsû
Gîsûsı içinde gizledi rû
Hurşîd nihân olup sitâre
Göz açdı târik-i intizâra
Deprendi ser-i sinân-ı Behrâm
Feth oldı ana vilâyet-i şâm
Bircîs girüp siyeh libâsa
Hurşîd gamında batdı yasa
Âyîne olup sipihr-i gerdân
Bahdı ana aks saldı Keyvân
Gerdûna sevâbit oldı mismâr
Tâ tökmeye dün bisâtı perkâr
Gökde Hamel oldı âşikâre
Âhû-bere çıhdı sebze-zâre
Gâv-ı felek oldı gâv-ı anber
Doldurdı cihâna anber-i ter
Cevzâ kemeri murassa‘ oldı
Gerdûn bedeni mülemma‘ oldı
Harçenk kılup seher yelin def‘
Hâsıyyeti verdi zulmete nef‘
Oldı Esed âftâbdan dûr
Pür-dûd misâl-i şem‘-i bî-nûr
Gîsûsına verdi Sünbüle tâb
Müşg üstine tökdi anber-i nâb
Mîzânı edüp felek terâzû
Sarrâf-ı zemîne çekdi lû’lû
Akreb bırahup kemend-i pür-ham
Dîv-i şebe kıldı kayd-i muhkem
Kavsini kurup sipihr-i lâib
Atıldı hadeng-i necm-i sâkib
Büzgâle-i âsman töküp mû
Gök safhasın eyledi siyeh-rû
Delvi delüp âfet-i zemâne
Min katra saçıldı âsmâna
Hût eyledi habs-i Yûnis-i rûz
Berk-ı şafak oldı âsmân-sûz
Arz eyledi Ahbiye hibâsın
Cebhe dahi cebhesin ziyâsın
Hek’a verdi cemâle zîver
Hem Hen’a mükellel etdi efser
Şarteyn ü Butin Simâk ü İklîl
Nûr etdiler âsmâna tahvîl
Tâ sâdır ü vâride Neâyim
Sarf eyleye Sarfe ile dâim
Tezyîn içün etdiler müheyyâ
La‘lin Deberân dürin Süreyyâ
Verdi reviş-i sipihr-i ahdar
Tertîb-i mukaddem ü muahhar
Mecnûn mütehayyir ü perîşân
Kalmışdı sipihr işinde hayrân
Gerdûna açardı dîde-i ter
Yer yüzine doldururdı ahter
Her ahtere arz-ı hâl ederdi
Min ârzû-yı muhâl ederdi
Evvel olup âsmâna mâil
Şerh etdi Utâride gam-ı dil
K’ey ehl-i hisâba kâr-fermây
Müstevfî-i akl ü müşrif-i rây
Ey nâsih-i nüsha-i meânî
Fihrist-i rümûz-ı âsmânî
Kassâm-ı mekâsıd ü metâlib
Ressâm-ı menâsıb u merâtib
Derd-i dilümün hisâbı çohdur
Sende özge debîr yohdur
Bir nâmeye derdümi rakam kıl
Sultânuma arz et kerem kıl
Şâyed eser ede feyz-i hâmen
Ta‘vîz-i cünûnum ola nâmen
Gördi ki Utârid anlamaz râz
Bir özge terennüm etdi âğâz
Dönderdi yüz andan ağlayup zâr
Merrîhe niyâzın etdi izhâr
K’ey vâlî-i mesned-i şecâat
Şemşîrüne âlem ehl-i tâat
Sen sâhib-i nuset ü zafersen
Erbâb-ı silâha tâc-ı sersen
Men âcizem ü kavîdür ağyâr
Men bî-kes ü hasmdur sitem-kâr
Âcizlere lutf edüp meded kıl
Bî-keslerden belânı red kıl
Çek tîğunı eyle def‘-i düşmen
Tâ dûsta hem-nişîn olam men
Çün gördi bülend yerdedür kâm
Ne Tîr yeter ana ne Behrâm
Tiğ ile kalemden oldı nevmîd
Dutdı reh-i bârgâh-ı tevhîd
Dergâha dutup ruh-i niyâzın
Ma‘bûdına arz kıldı râzın
K’ey tîğe muîn ü kilke rehber
Behrâm-gulâm ü Tîr-çâker
Bir künc dutup ferâğat etdün
Göster mana hem tarîk-i râhat
Kim sen nişe eyledün ferâğat
Kim eyledi hall müşkilâtun
Kim verdi bu gussadan necâtun
Şeb-tâ-seher ol esîr-i hicrân
Mâtem dutup etdi âh u efgân
Çün müşge tökildi gerd-i kâfûr
Zulmâta bırahdı pertevin nûr
İhyâ kıluben merâsim-i vecd
Dutdı reh-i gûr-hâne-i necd
Tamâmî-i sühan
Erbâb-ı kemâle ol ıyândur
Kim hüsn ile aşk tev’emândur
Aşk âyîne-i cihân-nümâdur
Keyfiyyet-i hüsn ana cilâdur
Hüsn olmasa aşk zâhir olmaz
Aşk olmasa hüsn bâhir olmaz
Hüsn olmasa aşkdan ne hâsıl
Ma‘şûk eder ehl-i aşkı kâmil
Aşk olmaz olursa hüsn olur hâr
Aşk iledür ehl-i hüsne bâzâr
Ne ansuz olur munun sürûrı
Ne munsuz olur anun zuhûrı
Mecnûn idi şem‘-i meclis-efrûz
Leylî ana âteş-i ciğer-sûz
Mecnûn idi câm-ı râhat-efzâ
Leylî ana bâde-i musaffâ
Leylîden idi kemâl-i Mecnûn
Hüsn ile olurdı aşkı efzûn
Mecnûndan idi cemâl-i Leylî
Aşk idi eden cemâle meyli
Bir gün Mecnûn-ı dil-şikeste
Sahrâda gezerdi zâr ü haste
Bir safhada gördi iki peyker
Leylî Mecnûn ile musavver
Mahv eyledi nakş-ı dil-sitânın
Koydı özinün hemîn nişânın
Sordılar ana hakîkat-i hâl
Kim nişe bir oldı iki timsâl
Dedi bize birdürür hakîkat
Birlikde yaraşmaz iki sûret
Olmak gerek ehl-i dâniş âgeh
Kim biz ikilikdenüz münezzeh
Sâil dedi bu değül midür âr
Kim yâr ola yoh sen olasen var
Sen nişe kalursen ol olur hâk
Bâri anı koy sana kalem çek
Dedi reh-i aşkda ne lâyık
Ma‘şûk ola nikâb-ı âşık
Uşşâk ten ü habîb cândur
Ten zâhir ü tende cân nihândur
Ma‘şûka ne bâk olursa mestûr
Âşık gerek el içinde meşhûr
Kim âleme âşık ahıdan yaş
Ma‘şûk kim olduğın kılur fâş
Bu Mecnûnun şemme-i keyfiyyet-i hâlidür ve Ba‘zı sıfât-ı kemâlidür
Mecnûn idi mülk-i derd şâhı
Hayl-i ded ü dâm anun sipâhi
Âhûnun alurdı müşgi bâcın
Rûbâh semûrınun harâcın
Bir server idi kerîm ü âdil
Cümle ded ü dâma adli şâmil
Hûn-i ciğerinden ol vefâ-dâr
Hûn-hârları kılurdı hûn–hâr
Hûn-âb-ı ciğer töküp demâdem
Kılmazdı sibâ‘ rızkını kem
Devrinde derendeler olup râm
Dutmışdı biri biriyle ârâm
Gûr olmış idi perenge hem-râz
Gürg olmış idi gevezne dem-sâz
Şîr olmış idi enîs-i nahçîr
Nahçîr emerdi şîrden şîr
Yanında dutardı mûr hâne
Göz yaşından yığardı dâne
Gâhî olup eşki seyli kâim
Seylâba gederdi min behâyim
Geh odını tende tâb ederdi
Min cân-veri kebâb ederdi
Bel olmış idi elinde dırnağ
Yerden savururdı başa toprağ
Mûyında gubâr olup ferâhem
Eşkiyle çeküp zaman zaman nem
Âhû-bere sebze-zârı oldı
Gül-zâr-ı cünûn bahârı oldı
Ger dutsa idi gevezn ile hû
Ahardı gözinden ol kadar su
K’ol sudan olurdı tâze vü ter
Hem berg verürdi şâhı hem ber
Her lahza alup eline bir mâr
Hursend oluben der idi ol zâr
K’ol sünbül-i müşg-bûnı dutdum
Ser-rişte-i ârzûnı dutdum
Kaplan kimi cân urdı min dâğ
Aslan sıfatı uzatdı dırnağ
Arslanlarun oldı pîşvâsı
Kaplanların oldu muktedâsı
Bu Mecnûnun sıdk ile münâcât etdüğidür ve Nâvek-i duâsı hedef-i icâbete yetdüğidür
Bir gece ki zulmet-i ziyâ-sûz
Zülf-i şebi etdi bürka‘-i rûz
Bir la‘li edüp sipihr nâ-yâb
Gösterdi yerine min dür-i nâb
Bir sancağı eyleyüp nigûn-sâr
Min mehçe-i râyet etdi izhâr
Katra katra hakîm-i eflâk
Haşhâşlarında dutdı tiryâk
Dâne dâne arûs-ı gerdûn
Kaftânına tikdi dürr-i meknûn
Girdâbâ düşüp sefîne-i Mâh
Kıldı özine mecerreden râh
Saçıldı Utâridün midâdı
Arturdı bu safhaya sevâdı
Zühre dağıdup siyâh gîsû
Gîsûsı içinde gizledi rû
Hurşîd nihân olup sitâre
Göz açdı târik-i intizâra
Deprendi ser-i sinân-ı Behrâm
Feth oldı ana vilâyet-i şâm
Bircîs girüp siyeh libâsa
Hurşîd gamında batdı yasa
Âyîne olup sipihr-i gerdân
Bahdı ana aks saldı Keyvân
Gerdûna sevâbit oldı mismâr
Tâ tökmeye dün bisâtı perkâr
Gökde Hamel oldı âşikâre
Âhû-bere çıhdı sebze-zâre
Gâv-ı felek oldı gâv-ı anber
Doldurdı cihâna anber-i ter
Cevzâ kemeri murassa‘ oldı
Gerdûn bedeni mülemma‘ oldı
Harçenk kılup seher yelin def‘
Hâsıyyeti verdi zulmete nef‘
Oldı Esed âftâbdan dûr
Pür-dûd misâl-i şem‘-i bî-nûr
Gîsûsına verdi Sünbüle tâb
Müşg üstine tökdi anber-i nâb
Mîzânı edüp felek terâzû
Sarrâf-ı zemîne çekdi lû’lû
Akreb bırahup kemend-i pür-ham
Dîv-i şebe kıldı kayd-i muhkem
Kavsini kurup sipihr-i lâib
Atıldı hadeng-i necm-i sâkib
Büzgâle-i âsman töküp mû
Gök safhasın eyledi siyeh-rû
Delvi delüp âfet-i zemâne
Min katra saçıldı âsmâna
Hût eyledi habs-i Yûnis-i rûz
Berk-ı şafak oldı âsmân-sûz
Arz eyledi Ahbiye hibâsın
Cebhe dahi cebhesin ziyâsın
Hek’a verdi cemâle zîver
Hem Hen’a mükellel etdi efser
Şarteyn ü Butin Simâk ü İklîl
Nûr etdiler âsmâna tahvîl
Tâ sâdır ü vâride Neâyim
Sarf eyleye Sarfe ile dâim
Tezyîn içün etdiler müheyyâ
La‘lin Deberân dürin Süreyyâ
Verdi reviş-i sipihr-i ahdar
Tertîb-i mukaddem ü muahhar
Mecnûn mütehayyir ü perîşân
Kalmışdı sipihr işinde hayrân
Gerdûna açardı dîde-i ter
Yer yüzine doldururdı ahter
Her ahtere arz-ı hâl ederdi
Min ârzû-yı muhâl ederdi
Evvel olup âsmâna mâil
Şerh etdi Utâride gam-ı dil
K’ey ehl-i hisâba kâr-fermây
Müstevfî-i akl ü müşrif-i rây
Ey nâsih-i nüsha-i meânî
Fihrist-i rümûz-ı âsmânî
Kassâm-ı mekâsıd ü metâlib
Ressâm-ı menâsıb u merâtib
Derd-i dilümün hisâbı çohdur
Sende özge debîr yohdur
Bir nâmeye derdümi rakam kıl
Sultânuma arz et kerem kıl
Şâyed eser ede feyz-i hâmen
Ta‘vîz-i cünûnum ola nâmen
Gördi ki Utârid anlamaz râz
Bir özge terennüm etdi âğâz
Dönderdi yüz andan ağlayup zâr
Merrîhe niyâzın etdi izhâr
K’ey vâlî-i mesned-i şecâat
Şemşîrüne âlem ehl-i tâat
Sen sâhib-i nuset ü zafersen
Erbâb-ı silâha tâc-ı sersen
Men âcizem ü kavîdür ağyâr
Men bî-kes ü hasmdur sitem-kâr
Âcizlere lutf edüp meded kıl
Bî-keslerden belânı red kıl
Çek tîğunı eyle def‘-i düşmen
Tâ dûsta hem-nişîn olam men
Çün gördi bülend yerdedür kâm
Ne Tîr yeter ana ne Behrâm
Tiğ ile kalemden oldı nevmîd
Dutdı reh-i bârgâh-ı tevhîd
Dergâha dutup ruh-i niyâzın
Ma‘bûdına arz kıldı râzın
K’ey tîğe muîn ü kilke rehber
Behrâm-gulâm ü Tîr-çâker
Ey fark-ı emel külâh-dûzı
Sâhib-rakam-ı berât-ı rûzî
Rahm et men-i zâr ü bî-nevâya
Derd-i dilümi yetür devâya
Leylîni sen eyledün perî-veş
Kim câna cemâli urdı âteş
Sen kıldun anı belâ-yı âlem
Ol etdi meni şikeste-i gam
Verdün ana hüsn-i âlem-efrûz
Saldı mana âteş-i cihân-sûz
Derd ile meni sen eyledün zâr
Men handan u Leylî-i cefâ-kâr
Leylî ki meni belâya saldı
Bir görmek ile karârum aldı
Yohdur revişinde ihtiyârı
Kim döndüre alduğı karârı
Bî-çâredür öz işinde ol hem
Senden bulunur bu zahma merhem
Hem sen keremünden et ilâcum
Kes gayrı kişiden ihtiyâcum
Çoh çoh hükemâya söyledüm hâl
Teşhîs-i marazda oldılar lâl
Bildüm ki hakîm-i ferd sensen
Dânâ-yı cemî‘-i derd sensen
Ger derd ü eğer devâ senündür
Hâkim sensen rızâ senündür
Rahm eyle vü kıl devâ-yı derdüm
Bî-dâd yeline verme gerdüm
Ya‘nî ki yetür kemâle zevküm
Günden güne kıl ziyâde şevküm
Sal çeşmüme la‘linün hayâlin
Ver tab‘uma hüsninün kemâlin
Dâim anı mende zâhir eyle
Lutf et iki sûreti bir eyle
Kadrüm gamı içre mu‘teber kıl
Derdin mana rûzî ol kadar kıl
Kim kimseye ol olup müyesser
Kimse mana olmaya berâber
Görmek ruhın olmaz olsa makdûr
Hûn-bâr gözümde olmasun nûr
Zevk-i elemi olursa nâ-yâb
Mecrûh tenümde olmasun tâb
Münâcât
Yâ Rab kemâl-i mertebe-i Mustafâ hakı
Sıdk u safâ-yı silsile-i enbiyâ hakı
Senden yeter velîlere te’yîd-i iktidâ
Sen muktedâ-yı âlem eden evliyâ hakı
Düşmez harîm-i kurbüne bî-gâneler yoh
Ol bârgâha mahrem olan âşinâ hakı
Kahrundaki siyâset ü asîb havfı-çün
Lutfundaki letâfet-i feyz ü recâ hakı
Uşşâka yâr kılduğı cevr ü cefâ içün
Ma‘şûka âşık etdüği mihr ü vefâ hakı
Leylîde eyledüğün feyz-i hüsn içün
Mecnûna verdüğün gam ü derd ü belâ hakı
Fakr u fenâ saâdeti verdün Fuzûlîye
Anda olan saâdet-i fakr u fenâ hakı
Tamâmî-i sühan
Eylerdi bu sûz ile münâcât
Mihnetlere isteyüp mükâfât
K’açıldı gül-i hadîka-i rûz
Gösterdi güneş cemâl-i fîrûz
Mürg-i dem-i subh çekdi âvâz
Zâğ-ı şeb-i tîre kıldı pervâz
Hem safha-i âlem oldı rûşen
Hem dâne-i encüm oldı hırmen
Gün âyîne-dârı oldı gerdûn
Tökdi kademine dürr-i meknûn
Subh urdı safâ vü sıdkdan dem
Açıldı gül-i neşât-ı âlem
Te’sîr-ı safâ-yı câm-ı hurşîd
Gök gülşenin etdi bezm- i Cemşîd
Lâle kimi dağa çıhdı Mecnûn
Nezzâreye açdı çeşm-i pür-hûn
Gördi ki gelür nedîm-i kâmil
Hem-râz-ı kadîm Zeyd-i kâbil
Ruhsârında neşâtdan nûr
Behcet gözine cemâli manzûr
Yoh zerrece gussa vü melâli
Mecnûna aceb görindi hâli
Sordı ki nedendür inbisâtun
Âdetçe görinmeyen neşâtun
Maksûduna dest-res mi buldun
Dildâruna hem-nefes mi oldun
Ne kadr ile ser-bülend olupsen
N’oldı ki neşât-mend olupsen
Zeyd açdı der-i hizâne-i râz
K’ey turfe hümâ-yı evc-i i‘zâz
Dün tavf-ı diyâr-ı yâr kıldum
Ol serv yana güzâr kıldum
Ta‘vîz vesîlesiyle bir dem
Oldum harem-i visâle mahrem
Gördüm meh-i ârızın ziyâsuz
Âyîne-i tal‘atın cilâsuz
Ne la‘l-i lebinde katraî âb
Ne mâh-ı ruhında zerreî tâb
La‘l-i tere eşki gevher-engîz
Berg-i güle nergisi güher-rîz
Gördü meni etdi nâle-i zâr
Râz açdı mana ki ey vefâ-dâr
Düşdi ola necde reh-güzârun
Gördün ola hâlin ol figârun
Mecnûnımı gördün ise bi’llâh
Eyle men-i zâr-ı andan âgâh
Nişe geçer ola mâh ü sâli
Kim ola refîki n’ola hâli
Bi’llâh güzer etsen ol yanaya
Rahm et men-i zâr ü mübtelâya
Menden ana şerh-i za‘f-ı hâl et
Hâlin men-i hasteden suâl et
Söyle nişesen hücûm-ı gamdan
Tuğyân-ı meşakkat ü sitemden
Matem-zede olduğun eşitdüm
Kıldum yaha çâk ü şîven etdüm
Ol serv ki çıhdı bu çemenden
Menden geldi değül ki senden
Ancak bir ol idi kim çeküp gam
İsterdi meni senünle hem-dem
Çoh gördi bize sipihr-i gaddâr
Yüz min ağyâr içinde bir yâr
Bir zulmdürür bu âşikâre
Elden ne gelür muna ne çâre
Bu ded ki az değül yöküşdür
Hem sabr edeyüm ki sabr hoşdur
Men dut ki mukayyed-i hisârem
Mahbûs-ı hicâb-ı neng ü ârem
Ger şem‘e açılsa şerh-i râzum
Sâyemden olur min ihtirâzum
V’er sâyeme söylesem gam-ı dil
Şem‘ün hasedi gelür mukâbil
Ne yazmağa nâme ihtiyârum
Ne etmeğe arz râz-dârum
Gonca kimiyem men-i perîşân
Ağzum dutulu içüm dolu kan
Sen kim şeh-i kişver-i rızâsen
Her kime dilersen âşinâsen
Yoh hükmi sana çü hâme gayrün
Öz başunadur hemîşe seyrün
Âyâ ne içün kılursen ihmâl
Hâl-i dilün eylemezsen irsâl
Öz nazm-ı latîf ü dil-keşünden
Mazmûn-ı ibâret-i hoşundan
Lutf ile kılup hemîşe tahrîr
Göndermedüğün değül mi taksîr
Senden değülem bu işde râzî
Hâlâ kerem et hilâf-ı mâzî
Nazm eyleyüben beyân-ı hâlün
Şerh-i ruh- i zerd ü eşk-i âlün
İrsâl ede gör men-i hâzîne
K’ol cevhere cân edem hazîne
Elfâzı olup hemîşe zikrüm
Bu kâr-geh içre bikr-i fikrüm
Tarz-ı gam edende câna tasvîr
Ol nakşdan ola çâşnî-gîr
Hem hâl-i dilin kılurdı izhâr
Hem bu gazeli ederdi tekrâr
Bu gazel Leylî dilindendür
Niçün ol safha-i kâfûra kilkin müşg-bâr etmez
Yazup bir ruk’a lutf ile bizi ümmîd-vâr etmez
Menümle dûst lutfın az bilüp çoh ta‘n eder düşmen
Niçün lutf eyleyüp düşmenleri bir şerm-sâr etmez
Gel ey göz yâr hattın nâmede görmek heves kılma
Ki hatt-ı nâme def‘-i derd-i hecr-i hatt-ı yâr etmez
Kebûterden umârdum nâmesin gör za‘f-ı tâli‘ kim
Görüp âhum odın menden yanâ ol hem güzâr etmez
Fuzûlî nâme-i dildâr bir ta‘vîzdür gûyâ
Ki ansuz haste-diller hâtırı bir dem karâr etmez
Tamâmî-i sühan
Mecnûn ki eşitdi ol peyâmı
Baht-ı mütemerrid oldı râmı
İkbâline i‘tikâdı oldı
Dildârına i‘timâdı oldı
Hûn-âb-ı sirişkden çeküp nem
Gül-zâr-ı zamîri oldı hurrem
Hem güldi yüzi çerâğlar tek
Hem gönli ucaldı dağlar tek
Zeyde dedi ey refîk-ı sâdık
Men vahşîye hem-dem-i muvâfık
Çün müjde-i merhamet yetürdün
Yârum haberin mana getürdün
Menden hem ana yetür senâlar
Râz eyle dürûdlar duâlar
Hâk-i derine yetür niyâzum
Dergâhına arza eyle râzum
K’ey cânuma datlu derd dâğı
Gönlüm ferâhı gözüm çerâğı
Li’llâhi’l-hamd yâr imişsen
Men istedüğümce var imişsen
Ahdünde vefâ bulındı âhir
Şehdünde şifâ bulındı âhir
Bildüm ki meni seversen ey mâh
Ahsent ahsent bâreka’llâh
Lutfun haberi karârum aldı
Şîrîn sözün ihtiyârum aldı
Lutfun eşidüp ciğer olur âb
Şîrîn sözüne getürmezem tâb
Âh er kılup özge resm bünyâd
Nâgeh dutasen tarîk-i bî-dâd
Telh ola sözün misâl-i bâde
Lutf olmaya kahr ola arada
Hûblar işi cevr ile cefâdur
Senden görinen mana vefâdur
Sâhib-rakam-ı berât-ı rûzî
Rahm et men-i zâr ü bî-nevâya
Derd-i dilümi yetür devâya
Leylîni sen eyledün perî-veş
Kim câna cemâli urdı âteş
Sen kıldun anı belâ-yı âlem
Ol etdi meni şikeste-i gam
Verdün ana hüsn-i âlem-efrûz
Saldı mana âteş-i cihân-sûz
Derd ile meni sen eyledün zâr
Men handan u Leylî-i cefâ-kâr
Leylî ki meni belâya saldı
Bir görmek ile karârum aldı
Yohdur revişinde ihtiyârı
Kim döndüre alduğı karârı
Bî-çâredür öz işinde ol hem
Senden bulunur bu zahma merhem
Hem sen keremünden et ilâcum
Kes gayrı kişiden ihtiyâcum
Çoh çoh hükemâya söyledüm hâl
Teşhîs-i marazda oldılar lâl
Bildüm ki hakîm-i ferd sensen
Dânâ-yı cemî‘-i derd sensen
Ger derd ü eğer devâ senündür
Hâkim sensen rızâ senündür
Rahm eyle vü kıl devâ-yı derdüm
Bî-dâd yeline verme gerdüm
Ya‘nî ki yetür kemâle zevküm
Günden güne kıl ziyâde şevküm
Sal çeşmüme la‘linün hayâlin
Ver tab‘uma hüsninün kemâlin
Dâim anı mende zâhir eyle
Lutf et iki sûreti bir eyle
Kadrüm gamı içre mu‘teber kıl
Derdin mana rûzî ol kadar kıl
Kim kimseye ol olup müyesser
Kimse mana olmaya berâber
Görmek ruhın olmaz olsa makdûr
Hûn-bâr gözümde olmasun nûr
Zevk-i elemi olursa nâ-yâb
Mecrûh tenümde olmasun tâb
Münâcât
Yâ Rab kemâl-i mertebe-i Mustafâ hakı
Sıdk u safâ-yı silsile-i enbiyâ hakı
Senden yeter velîlere te’yîd-i iktidâ
Sen muktedâ-yı âlem eden evliyâ hakı
Düşmez harîm-i kurbüne bî-gâneler yoh
Ol bârgâha mahrem olan âşinâ hakı
Kahrundaki siyâset ü asîb havfı-çün
Lutfundaki letâfet-i feyz ü recâ hakı
Uşşâka yâr kılduğı cevr ü cefâ içün
Ma‘şûka âşık etdüği mihr ü vefâ hakı
Leylîde eyledüğün feyz-i hüsn içün
Mecnûna verdüğün gam ü derd ü belâ hakı
Fakr u fenâ saâdeti verdün Fuzûlîye
Anda olan saâdet-i fakr u fenâ hakı
Tamâmî-i sühan
Eylerdi bu sûz ile münâcât
Mihnetlere isteyüp mükâfât
K’açıldı gül-i hadîka-i rûz
Gösterdi güneş cemâl-i fîrûz
Mürg-i dem-i subh çekdi âvâz
Zâğ-ı şeb-i tîre kıldı pervâz
Hem safha-i âlem oldı rûşen
Hem dâne-i encüm oldı hırmen
Gün âyîne-dârı oldı gerdûn
Tökdi kademine dürr-i meknûn
Subh urdı safâ vü sıdkdan dem
Açıldı gül-i neşât-ı âlem
Te’sîr-ı safâ-yı câm-ı hurşîd
Gök gülşenin etdi bezm- i Cemşîd
Lâle kimi dağa çıhdı Mecnûn
Nezzâreye açdı çeşm-i pür-hûn
Gördi ki gelür nedîm-i kâmil
Hem-râz-ı kadîm Zeyd-i kâbil
Ruhsârında neşâtdan nûr
Behcet gözine cemâli manzûr
Yoh zerrece gussa vü melâli
Mecnûna aceb görindi hâli
Sordı ki nedendür inbisâtun
Âdetçe görinmeyen neşâtun
Maksûduna dest-res mi buldun
Dildâruna hem-nefes mi oldun
Ne kadr ile ser-bülend olupsen
N’oldı ki neşât-mend olupsen
Zeyd açdı der-i hizâne-i râz
K’ey turfe hümâ-yı evc-i i‘zâz
Dün tavf-ı diyâr-ı yâr kıldum
Ol serv yana güzâr kıldum
Ta‘vîz vesîlesiyle bir dem
Oldum harem-i visâle mahrem
Gördüm meh-i ârızın ziyâsuz
Âyîne-i tal‘atın cilâsuz
Ne la‘l-i lebinde katraî âb
Ne mâh-ı ruhında zerreî tâb
La‘l-i tere eşki gevher-engîz
Berg-i güle nergisi güher-rîz
Gördü meni etdi nâle-i zâr
Râz açdı mana ki ey vefâ-dâr
Düşdi ola necde reh-güzârun
Gördün ola hâlin ol figârun
Mecnûnımı gördün ise bi’llâh
Eyle men-i zâr-ı andan âgâh
Nişe geçer ola mâh ü sâli
Kim ola refîki n’ola hâli
Bi’llâh güzer etsen ol yanaya
Rahm et men-i zâr ü mübtelâya
Menden ana şerh-i za‘f-ı hâl et
Hâlin men-i hasteden suâl et
Söyle nişesen hücûm-ı gamdan
Tuğyân-ı meşakkat ü sitemden
Matem-zede olduğun eşitdüm
Kıldum yaha çâk ü şîven etdüm
Ol serv ki çıhdı bu çemenden
Menden geldi değül ki senden
Ancak bir ol idi kim çeküp gam
İsterdi meni senünle hem-dem
Çoh gördi bize sipihr-i gaddâr
Yüz min ağyâr içinde bir yâr
Bir zulmdürür bu âşikâre
Elden ne gelür muna ne çâre
Bu ded ki az değül yöküşdür
Hem sabr edeyüm ki sabr hoşdur
Men dut ki mukayyed-i hisârem
Mahbûs-ı hicâb-ı neng ü ârem
Ger şem‘e açılsa şerh-i râzum
Sâyemden olur min ihtirâzum
V’er sâyeme söylesem gam-ı dil
Şem‘ün hasedi gelür mukâbil
Ne yazmağa nâme ihtiyârum
Ne etmeğe arz râz-dârum
Gonca kimiyem men-i perîşân
Ağzum dutulu içüm dolu kan
Sen kim şeh-i kişver-i rızâsen
Her kime dilersen âşinâsen
Yoh hükmi sana çü hâme gayrün
Öz başunadur hemîşe seyrün
Âyâ ne içün kılursen ihmâl
Hâl-i dilün eylemezsen irsâl
Öz nazm-ı latîf ü dil-keşünden
Mazmûn-ı ibâret-i hoşundan
Lutf ile kılup hemîşe tahrîr
Göndermedüğün değül mi taksîr
Senden değülem bu işde râzî
Hâlâ kerem et hilâf-ı mâzî
Nazm eyleyüben beyân-ı hâlün
Şerh-i ruh- i zerd ü eşk-i âlün
İrsâl ede gör men-i hâzîne
K’ol cevhere cân edem hazîne
Elfâzı olup hemîşe zikrüm
Bu kâr-geh içre bikr-i fikrüm
Tarz-ı gam edende câna tasvîr
Ol nakşdan ola çâşnî-gîr
Hem hâl-i dilin kılurdı izhâr
Hem bu gazeli ederdi tekrâr
Bu gazel Leylî dilindendür
Niçün ol safha-i kâfûra kilkin müşg-bâr etmez
Yazup bir ruk’a lutf ile bizi ümmîd-vâr etmez
Menümle dûst lutfın az bilüp çoh ta‘n eder düşmen
Niçün lutf eyleyüp düşmenleri bir şerm-sâr etmez
Gel ey göz yâr hattın nâmede görmek heves kılma
Ki hatt-ı nâme def‘-i derd-i hecr-i hatt-ı yâr etmez
Kebûterden umârdum nâmesin gör za‘f-ı tâli‘ kim
Görüp âhum odın menden yanâ ol hem güzâr etmez
Fuzûlî nâme-i dildâr bir ta‘vîzdür gûyâ
Ki ansuz haste-diller hâtırı bir dem karâr etmez
Tamâmî-i sühan
Mecnûn ki eşitdi ol peyâmı
Baht-ı mütemerrid oldı râmı
İkbâline i‘tikâdı oldı
Dildârına i‘timâdı oldı
Hûn-âb-ı sirişkden çeküp nem
Gül-zâr-ı zamîri oldı hurrem
Hem güldi yüzi çerâğlar tek
Hem gönli ucaldı dağlar tek
Zeyde dedi ey refîk-ı sâdık
Men vahşîye hem-dem-i muvâfık
Çün müjde-i merhamet yetürdün
Yârum haberin mana getürdün
Menden hem ana yetür senâlar
Râz eyle dürûdlar duâlar
Hâk-i derine yetür niyâzum
Dergâhına arza eyle râzum
K’ey cânuma datlu derd dâğı
Gönlüm ferâhı gözüm çerâğı
Li’llâhi’l-hamd yâr imişsen
Men istedüğümce var imişsen
Ahdünde vefâ bulındı âhir
Şehdünde şifâ bulındı âhir
Bildüm ki meni seversen ey mâh
Ahsent ahsent bâreka’llâh
Lutfun haberi karârum aldı
Şîrîn sözün ihtiyârum aldı
Lutfun eşidüp ciğer olur âb
Şîrîn sözüne getürmezem tâb
Âh er kılup özge resm bünyâd
Nâgeh dutasen tarîk-i bî-dâd
Telh ola sözün misâl-i bâde
Lutf olmaya kahr ola arada
Hûblar işi cevr ile cefâdur
Senden görinen mana vefâdur
Kurban sana özge nâzenînler
İdrâküne yüz min âferînler
Kimse çü sana vefâda yetmez
Cânın sana kimse verse yetmez
Ma‘şûk idün ey büt-i vefâ-dâr
Âşıklığunı hem etdün izhâr
Âşık der imiş mana halâyık
Görmen muna hem özümi lâyık
Men nâkısem ey harîf-i kâbil
Sensen reh-i aşk içinde kâmil
Tahsîn ki yegâne-i zamânsen
Cân vermek olur sana ki cânsen
Her şûhda ger olaydı bu tavr
Sen olmaz idün yegâne-i devr
Ger gayre bu hâl olaydı makdûr
Sen olmaz idün cihâna meşhûr
Yâd eylemeğünden olmışem şâd
Sen şâd olasen hemîşe men yâd
Ha beyle men-i hazîni şâd et
Geh gâh terahhum eyle yâd et
Ey serv-i semen-ber ü gül-endâm
Târâc-ı metâ-‘ı sabr u ârâm
Ey husrev-i kişver-i melâhat
Mehtâb-ı şeb-i neşât ü râhat
Çün bendeye rahmet eyler oldun
İzhâr-ı mahabbet eyler oldun
Min-ba‘d tarîk-ı mihr dutgıl
Evvelki tarîkunı unutgıl
Koyma çıha hasret ile cânum
Hadden üte nâle vü figânum
Meyl-i men-i zâr ü bî-karâr et
Gâhî bu yanaya bir güzâr et
Hem-derdüm isen menümle yâr ol
Hem-derdliğün yoh ise var ol
Sen eyle mukîm-i mesned-i nâz
Men beyle belâ vü derde dem-sâz
Sen mahfil-i ayş kâm-kârı
Men gûşe-i derd dil-figârı
Aşk içre beğüm revâ mıdur bu
Râh u reviş-i vefâ mıdur bu
Ger doğrı ise vefâda lâfun
Menden ne içündür inhirâfun
Gel ref‘ edelüm gam-ı fırâkı
Yanduralum oda iştiyâkı
Olsun dün ü gün menümle seyrün
Çün men senünem sen olma gayrün
V’er İbni Selâm mâni‘ olsa
Sedd-i reh-i vasl vâki‘ olsa
Bildür kılayın siyâh bahtın
Bir âh ile târümâr tahtın
Çün râz-ı dilin düketdi ol zâr
Zeyd eyledi azm-i kûy-ı dildâr
Pervâne sözin deyüp çerâğa
Bülbül haberin yetürdi bâğa
Bu İbn-i Selâmün keyfiyyet-i vefâtıdur ve Leylînün ol belâdan necâtıdur
Sâkî feleğün gör inkılâbın
Göster kadeh içre mey habâbın
Mey âyîne-i cihân-nümâdur
Haki zer eden bu kimyâdur
Bu fâide bes değül mi andan
Kim fârig eder gam-ı cihândan
Bir hâb ü hayâl imiş bu âlem
Bu hâb ü hayâle olma hurrem
Ahvâl-i zemâne münkalibdür
Andan hıred ehli müctenibdür
Gam mâtemin eyleyende bünyâd
Neyyâha bu nev‘ çekdi feryâd
Kim İbni Selâmı etdi gerdûn
Âmâc-ı hadeng-i âh-ı Mecnûn
Ol seddi götürmeğe aradan
Eşk oldı revân iki yanadan
Ol nev-res-i nâ-tüvân demâdem
Şevk ile çekerdi mihnet ü gâm
Hasret elemi yaman elemdür
Gam bedraka-i reh-i ademdür
Derd ü gam-ı hasret-i nihânî
Serv-i kadin etdi hîzrânî
Yüz urdı bozılmağa tılısmı
Bir gâyete yetdi za‘f-ı cismi
Kim peykeri nakş-ı bister oldı
Ra‘na kadi bister ister oldı
Gün günden olup harâb hâli
Kalmadı sağalmak ihtimâli
Derdine devâ bulınmaz oldı
Rencine şifâ bulınmaz oldı
Endîşe-i ömri oldı bâtıl
Cân verdi vü oldı Hakka vâsıl
Kimdür ki gelüp cihâna getmez
Kim kâmil olur zevâle yetmez
Budur reh ü resmi rûzgârun
Kim ola hazânı her bahârun
Leylîni getürmeğe figâna
Ol vâkıa oldı bir behâne
Mâtem dutup etdi ol giriftâr
Dırnağı ile yüzini efgâr
Çâk etdi ferâğat ile câme
Fâş etdi figânı hâs ü âma
Yandurdı evin kopardı tahtın
Târâc-ı fenâya verdi rahtın
Gîsû-yı muanber etdi ber-bâd
Eflâke yetürdi âh u feryâd
Gerdûn kimi rahtı nîle urdı
Âteş kimi başa kül savurdı
Derler bu idi Arabda âdet
Kim er eğer ölse kalsa avret
Bir yıl iki yıl dutardı mâtem
Feryâd ü figân edüp demâdem
Hoş geldi bu âdet ol nigâra
Feryâd ü figâna buldı çâre
Mâtem-kede eyledi makâmın
Matemde geçürdi subh u şâmın
Bir niçe gün anda ağlayup zâr
Hem ata evine döndi nâ-çâr
Ammâ dün ü gün figân ederdi
Hûn-âb-ı ciğer revân ederdi
Feryâda gelende gâh u bî-gâh
Öz gönlinde der idi ol mâh
Kim İbn-i Selâma rahmet-i Hak
Aşkum revişine verdi revnak
Ref‘ eyledi perde-i müdârâ
Pinhân gamum etdi âşikârâ
Ol vâkıadan olup haberdâr
Dutdı reh-i deşt Zeyd-i gam-hâr
Gördi ki şikeste-hâl Mecnûn
Durmış ded ü dâm içinde mahzûn
Çün verdi selâm ü kıldı i‘lâm
Kim İbni Selâma n’etdi eyyâm
Verdi bu kaziyyeden bişâret
Kim kıldı muârızun hasâret
Dehr İbni Selâmı kıldı pâ-mâl
Leylî öz evine döndi hoş-hâl
Mecnûn çeküp âh kıldı nâle
Efgân edüp ağladı bu hâle
Hayretlere düşdi Zeyd-i gâfil
Bu hâlet ana görindi müşkil
Kim fevt-i rakîb eşitse âşık
Gülmek gerek ağlamak ne lâyık
Tahkîk-i beyân-ı hâl kıldı
Ol vâkıadan suâl kıldı
Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Yohdur mı bu yolda neng ü ârum
Cânâneye cân veren yetüpdür
Cân vermeyen arada itüpdür
Ol dûstuma değüldi düşmen
Hem ol ana âşık idi hem men
Ol cânını verdi vâsıl oldı
Öz mertebesinde kâmil oldı
Naksum menüm ermedi kemâle
Ayb eyleme ağlasam bu hâle
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân etmesün her kim ki kıymaz cânına
Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkun
Vermeyen cân i‘tirâf etmek gerek noksânına
Vasl eyyâmı verüp cânâna cân râhat bulan
Yeğdür andan kim salur cânın gam-ı hicrânına
Aşk resmin âşık öğrenmek gerek pervâneden
Kim köyer gördükde şem‘ün âteş-i sûzânına
Fânî ol aşk içre kim benzer fenâsı âşıkun
Feyz-i câvîd ile Hızrun çeşme-i hayvânına
Aşk derdinün devâsı terk-i cân etmekdedür
Terk-i cân derler bu derdün mu‘teber dermânına
Hîç kim cânân içün cân vermeğe lâf etmesün
Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî şânına
Bu Leylînün İbn-i Selâmdan sonra mâcerâsıdur ve Zâviye-i mihnetde vâki‘ olan belâsıdur
Çün ata evine döndü Leylî
Efgâna olup hemîşe meyli
Dutmışdı tarîk-i ehl-i mâtem
Tecdîd-i azâ kılup demâdem
Her handa bilürdi var bir zâr
Endûh-i musîbete giriftâr
Cem‘ edüp olurdı encümen-sâz
Eylerdi sürûd-ı nevha âğâz
Ger İbni Selâm idi behâne
Mecnûn idi bâis ol figâna
Ağzında idi bir özge zikri
Gönlinde idi bir özge fikri
İzhâr kılurdı özge adın
Pinhânî ederdi özge yâdın
Bu reng ile dâim ol perî-zâd
Eylerdi ferâğat ile feryâd
Sûz-i diline getürmeyüp tâb
Bir gece dağıldı yâr u ashâb
Ancak ana şem‘ kaldı hem-dem
Söndürdi bir âh ile anı hem
Ya‘ni ne revâ şeb-i siyâhum
Şem‘ isteye gayr-ı berk-i âhum
Tenhâ kalup etdi nâle vü zâr
Derd ü gama kıldı aczin izhâr
K’ey derd ü gam-ı zemâne bi’llâh
Olman bu gece menümle hem-râh
Tenhâlığ ile men eyledüm hû
Siz özge musâhibe dutun rû
Gördi gam u derde yoh nihâyet
Kıldı şeb-i tîreden şikâyet
K’ey baht-ı siyâhumun nazîri
Âşüfte kılan men-i esîri
Evvel yoh idi senün karârun
Seyr ile geçerdi rûzgârun
Hâlâ ne içün karâr edüpsen
Terk-i reviş ihtiyâr edüpsen
Bir menzile mi özün yetürdün
Yâ zulmet içinde yol itürdün
İdrâküne yüz min âferînler
Kimse çü sana vefâda yetmez
Cânın sana kimse verse yetmez
Ma‘şûk idün ey büt-i vefâ-dâr
Âşıklığunı hem etdün izhâr
Âşık der imiş mana halâyık
Görmen muna hem özümi lâyık
Men nâkısem ey harîf-i kâbil
Sensen reh-i aşk içinde kâmil
Tahsîn ki yegâne-i zamânsen
Cân vermek olur sana ki cânsen
Her şûhda ger olaydı bu tavr
Sen olmaz idün yegâne-i devr
Ger gayre bu hâl olaydı makdûr
Sen olmaz idün cihâna meşhûr
Yâd eylemeğünden olmışem şâd
Sen şâd olasen hemîşe men yâd
Ha beyle men-i hazîni şâd et
Geh gâh terahhum eyle yâd et
Ey serv-i semen-ber ü gül-endâm
Târâc-ı metâ-‘ı sabr u ârâm
Ey husrev-i kişver-i melâhat
Mehtâb-ı şeb-i neşât ü râhat
Çün bendeye rahmet eyler oldun
İzhâr-ı mahabbet eyler oldun
Min-ba‘d tarîk-ı mihr dutgıl
Evvelki tarîkunı unutgıl
Koyma çıha hasret ile cânum
Hadden üte nâle vü figânum
Meyl-i men-i zâr ü bî-karâr et
Gâhî bu yanaya bir güzâr et
Hem-derdüm isen menümle yâr ol
Hem-derdliğün yoh ise var ol
Sen eyle mukîm-i mesned-i nâz
Men beyle belâ vü derde dem-sâz
Sen mahfil-i ayş kâm-kârı
Men gûşe-i derd dil-figârı
Aşk içre beğüm revâ mıdur bu
Râh u reviş-i vefâ mıdur bu
Ger doğrı ise vefâda lâfun
Menden ne içündür inhirâfun
Gel ref‘ edelüm gam-ı fırâkı
Yanduralum oda iştiyâkı
Olsun dün ü gün menümle seyrün
Çün men senünem sen olma gayrün
V’er İbni Selâm mâni‘ olsa
Sedd-i reh-i vasl vâki‘ olsa
Bildür kılayın siyâh bahtın
Bir âh ile târümâr tahtın
Çün râz-ı dilin düketdi ol zâr
Zeyd eyledi azm-i kûy-ı dildâr
Pervâne sözin deyüp çerâğa
Bülbül haberin yetürdi bâğa
Bu İbn-i Selâmün keyfiyyet-i vefâtıdur ve Leylînün ol belâdan necâtıdur
Sâkî feleğün gör inkılâbın
Göster kadeh içre mey habâbın
Mey âyîne-i cihân-nümâdur
Haki zer eden bu kimyâdur
Bu fâide bes değül mi andan
Kim fârig eder gam-ı cihândan
Bir hâb ü hayâl imiş bu âlem
Bu hâb ü hayâle olma hurrem
Ahvâl-i zemâne münkalibdür
Andan hıred ehli müctenibdür
Gam mâtemin eyleyende bünyâd
Neyyâha bu nev‘ çekdi feryâd
Kim İbni Selâmı etdi gerdûn
Âmâc-ı hadeng-i âh-ı Mecnûn
Ol seddi götürmeğe aradan
Eşk oldı revân iki yanadan
Ol nev-res-i nâ-tüvân demâdem
Şevk ile çekerdi mihnet ü gâm
Hasret elemi yaman elemdür
Gam bedraka-i reh-i ademdür
Derd ü gam-ı hasret-i nihânî
Serv-i kadin etdi hîzrânî
Yüz urdı bozılmağa tılısmı
Bir gâyete yetdi za‘f-ı cismi
Kim peykeri nakş-ı bister oldı
Ra‘na kadi bister ister oldı
Gün günden olup harâb hâli
Kalmadı sağalmak ihtimâli
Derdine devâ bulınmaz oldı
Rencine şifâ bulınmaz oldı
Endîşe-i ömri oldı bâtıl
Cân verdi vü oldı Hakka vâsıl
Kimdür ki gelüp cihâna getmez
Kim kâmil olur zevâle yetmez
Budur reh ü resmi rûzgârun
Kim ola hazânı her bahârun
Leylîni getürmeğe figâna
Ol vâkıa oldı bir behâne
Mâtem dutup etdi ol giriftâr
Dırnağı ile yüzini efgâr
Çâk etdi ferâğat ile câme
Fâş etdi figânı hâs ü âma
Yandurdı evin kopardı tahtın
Târâc-ı fenâya verdi rahtın
Gîsû-yı muanber etdi ber-bâd
Eflâke yetürdi âh u feryâd
Gerdûn kimi rahtı nîle urdı
Âteş kimi başa kül savurdı
Derler bu idi Arabda âdet
Kim er eğer ölse kalsa avret
Bir yıl iki yıl dutardı mâtem
Feryâd ü figân edüp demâdem
Hoş geldi bu âdet ol nigâra
Feryâd ü figâna buldı çâre
Mâtem-kede eyledi makâmın
Matemde geçürdi subh u şâmın
Bir niçe gün anda ağlayup zâr
Hem ata evine döndi nâ-çâr
Ammâ dün ü gün figân ederdi
Hûn-âb-ı ciğer revân ederdi
Feryâda gelende gâh u bî-gâh
Öz gönlinde der idi ol mâh
Kim İbn-i Selâma rahmet-i Hak
Aşkum revişine verdi revnak
Ref‘ eyledi perde-i müdârâ
Pinhân gamum etdi âşikârâ
Ol vâkıadan olup haberdâr
Dutdı reh-i deşt Zeyd-i gam-hâr
Gördi ki şikeste-hâl Mecnûn
Durmış ded ü dâm içinde mahzûn
Çün verdi selâm ü kıldı i‘lâm
Kim İbni Selâma n’etdi eyyâm
Verdi bu kaziyyeden bişâret
Kim kıldı muârızun hasâret
Dehr İbni Selâmı kıldı pâ-mâl
Leylî öz evine döndi hoş-hâl
Mecnûn çeküp âh kıldı nâle
Efgân edüp ağladı bu hâle
Hayretlere düşdi Zeyd-i gâfil
Bu hâlet ana görindi müşkil
Kim fevt-i rakîb eşitse âşık
Gülmek gerek ağlamak ne lâyık
Tahkîk-i beyân-ı hâl kıldı
Ol vâkıadan suâl kıldı
Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Yohdur mı bu yolda neng ü ârum
Cânâneye cân veren yetüpdür
Cân vermeyen arada itüpdür
Ol dûstuma değüldi düşmen
Hem ol ana âşık idi hem men
Ol cânını verdi vâsıl oldı
Öz mertebesinde kâmil oldı
Naksum menüm ermedi kemâle
Ayb eyleme ağlasam bu hâle
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân etmesün her kim ki kıymaz cânına
Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkun
Vermeyen cân i‘tirâf etmek gerek noksânına
Vasl eyyâmı verüp cânâna cân râhat bulan
Yeğdür andan kim salur cânın gam-ı hicrânına
Aşk resmin âşık öğrenmek gerek pervâneden
Kim köyer gördükde şem‘ün âteş-i sûzânına
Fânî ol aşk içre kim benzer fenâsı âşıkun
Feyz-i câvîd ile Hızrun çeşme-i hayvânına
Aşk derdinün devâsı terk-i cân etmekdedür
Terk-i cân derler bu derdün mu‘teber dermânına
Hîç kim cânân içün cân vermeğe lâf etmesün
Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî şânına
Bu Leylînün İbn-i Selâmdan sonra mâcerâsıdur ve Zâviye-i mihnetde vâki‘ olan belâsıdur
Çün ata evine döndü Leylî
Efgâna olup hemîşe meyli
Dutmışdı tarîk-i ehl-i mâtem
Tecdîd-i azâ kılup demâdem
Her handa bilürdi var bir zâr
Endûh-i musîbete giriftâr
Cem‘ edüp olurdı encümen-sâz
Eylerdi sürûd-ı nevha âğâz
Ger İbni Selâm idi behâne
Mecnûn idi bâis ol figâna
Ağzında idi bir özge zikri
Gönlinde idi bir özge fikri
İzhâr kılurdı özge adın
Pinhânî ederdi özge yâdın
Bu reng ile dâim ol perî-zâd
Eylerdi ferâğat ile feryâd
Sûz-i diline getürmeyüp tâb
Bir gece dağıldı yâr u ashâb
Ancak ana şem‘ kaldı hem-dem
Söndürdi bir âh ile anı hem
Ya‘ni ne revâ şeb-i siyâhum
Şem‘ isteye gayr-ı berk-i âhum
Tenhâ kalup etdi nâle vü zâr
Derd ü gama kıldı aczin izhâr
K’ey derd ü gam-ı zemâne bi’llâh
Olman bu gece menümle hem-râh
Tenhâlığ ile men eyledüm hû
Siz özge musâhibe dutun rû
Gördi gam u derde yoh nihâyet
Kıldı şeb-i tîreden şikâyet
K’ey baht-ı siyâhumun nazîri
Âşüfte kılan men-i esîri
Evvel yoh idi senün karârun
Seyr ile geçerdi rûzgârun
Hâlâ ne içün karâr edüpsen
Terk-i reviş ihtiyâr edüpsen
Bir menzile mi özün yetürdün
Yâ zulmet içinde yol itürdün
Mâtem-zedesen siyeh libâsun
Kimdür ol nişedür bu yasun
Derd ü elemün denizi daşdı
Seylâb-ı belâ başumdan aşdı
Tîr-i feleğe nişâne oldum
Tâhûne-i çerhe dâne oldum
Mâtem-kededür bu gece âlem
Men bahtı kara bir ehl-i mâtem
Ne sabr kalupdurur ne ârâm
Bilmem ki n’olur mana serencâm
Olmış bu gece tamâm-ı kevkeb
Âzârum için felekde akreb
Subh âyînesini reng dutmış
Feyz-i seheri felek unutmış
Ey subh senün ne oldı hâlün
Dem urmağa kalmamış mecâlün
Gönlün hoş ise tebessüm eyle
Mihrün var ise terahhum eyle
Feryâduma hem-dem et horûsı
Âvâzuma koş sadâ-yı kûsı
Mürg-i seheri getür zebâna
Göster dem-i subhdan nişâne
Çoh ağladı etdi nâle-i zâr
Derd-i dil-i zârın etdi tekrâr
Gördi mededine subh yetmez
Şeb derd-i diline çâre etmez
Yüz dutdı ana ki feyz-i âmı
Çekmiş bu medâra subh u şâmı
Râz-ı dil-i zârın etdi izhâr
K’ey vâkıf-ı hâl ü ârif-i zâr
Yohdur gam ü derdüme nihâyet
Gamdan kime eyleyem şikâyet
Gam bî-had ü men besî zaîfem
Men beyle gama haçan harîfem
Ya ver mana mihnetümce tâkat
Ya tâkatum olduğınca mihnet
Ger câme-i sabrum eylesem çâk
Hükmün yolu görinür hatar-nâk
V’er gönlüme versem istimâlet
Tâkatçe değül gam ü melâlet
Nâmûsdan eylesem cüdâlığ
Mecnûn ile kılsam âşinâlığ
Korhum bu ki ismet ola pâ-mâl
Fermâna muvâfık olmaya hâl
Kılsam bu havâda hıfz-ı nâmûs
Ma‘mûre-i vaslum ola mahrûs
Korhum bu ki dûd-ı âh-ı Mecnûn
Ahvâlümi eyleye diğer-gûn
Sâdıklarun âhı mu‘teberdür
Andan hazer etmemek hatardur
Ol eyle bu beyle n’eyleyem vây
Bilmen men-i âcize nedür rây
Yâ Rab mütehayyirem men-i zâr
Mihnetlere olmışem giriftâr
Ser-menzil-i emne râh bilmen
Senden özge penâh bilmen
Gör bâde-i gaflet ile medhûş
Kıl perde-i lutfunı hatâ-pûş
Derler ki sitem-resîde Mecnûn
Olmış men-i mübtelâya meftûn
Men bî-ser ü pâ ana ne lâyık
Kim hüsnüme kimse ola âşık
Bir zerre-i hâr ü hâk-sârem
Gerd-i reh ü hâk-i reh-güzârem
Rûhum ki bedendedür senündür
Her neş’e ki mendedür senündür
Gencîne-i hüsnüne emînem
Sensen sebebüm ki nâzenînem
Yâ Rab meded et ki bu emânet
Mahfûz ola tâ dem-i kıyâmet
Tâ kurbe teveccüh etdüğüm çağ
Alnum açuğ ola vü yüzüm ağ
Münâcaat
Yâ Rab kemâl-i bâr-geh-i Kibriyâ hakı
Ya‘nî fürûğ-ı nûr-ı ruh-ı Mustafâ hakı
Kıl garka bahr-ı aşka vücûdum sefînesin
Fermân-ı Hızra Mûsî eden iktidâ hakı
Subh-i visâle eyle bedel şâm-ı hecrümi
Subhun demindeki nefes-i dil-küşâ hakı
Derd ü belâmı râh-ı mahabbetde kılma kem
Râh-ı mahabbetündeki derd ü belâ hakı
Ehl-i dalâletem mana göster hidâyetün
İhdâ-yı râh-ı râst kılan reh-nümâ hakı
Endûh ü derde gönlümi sâhib- tahammül et
Derde tahammül eyleyen ehl-i rızâ hakı
İhlâsum et duâya Fuzûlî kimi dürüst
Dergâhda icâbete lâyık duâ hakı
Tamâmî-i sühan
Acz ile duâ kılurdı ol mâh
İzhâr-ı niyâz edüp ki nâgâh
Çekdi ceresü’r-rahîl âvâz
Resm-i hudi etdi sârban sâz
Göç oldı açıldı bâr-gehler
Buhtîlere mehd çekdi mehler
Bir mahmile bindi Leylî-i zâr
Kûh-ı gamın etdi nâkayâ bâr
Efgânı edüp ceres ünin pest
Aşkı meyi etdi nâkanı mest
Bu Leylînün nâkaya arz-ı râzıdur ve Zebân-ı hâl ile izhâr-ı niyâzıdur
Çün nâkada gördi neş’e-i hâl
Kıldı ana hem beyân-ı ahvâl
K’ey gâliye-mûy ü anberîn-bûy
Gül-çehre vü hâr-hâr ü hoş-hûy
Ey başı açuğ ayağı yalın
Bulmış niçe kez Harem visâlin
Sevdâ-zede nişedür dimâğun
Göğsünde nedür bu eski dâğun
Kimden sana yetdi zulm ü bî-dâd
Her lahza nedür figân ü feryâd
Uşşâk tarîkıdur tarîkun
Ger âşık isen menem refîkun
Nâlân gam-ı aşk-ı yârdansen
Sen dahi bizüm katârdansen
Men kimi yoh elde ihtiyârun
Bir özge elindedür mehârun
Çün düşdi senünle ittifâkum
Rahm eyle mana gör iştiyâkum
Lutf eyle binâ-yı kâr-ı hayr et
Mecnûnum olan diyâra seyr et
Bu şîfteni yetür ol aya
Bu derdi yetişdür ol devâya
Nâgâh ederken oldı bî-hûş
Mutlak özin eyledi ferâmûş
Bî-hûşlığında düşdi ol nûr
Hem-râhı olan gürûhdan dûr
Ol nev’ idi zulmet-i şeb-i târ
Kim olmadı sârbân haberdâr
Çün geldi özine ol perî-veş
Oldı bu kaziyyeden müşevveş
Göz açdı özini gördi itmiş
Hem-râhı bırahmış anı getmiş
Derd üzre muzâaf oldı derdi
Depretdi heyûn-ı reh-neverdi
Çoh cehd ile eyledi tek u pû
Çoh yol arayup yöğürdi her sû
Ne râh ne râh-ber bulındı
Ne kâfileden eser bulındı
Tenhâ yürür oldı ol semen-ber
Zulmetde misâl-i mâh-ı enver
Çün seyr-i felekde leylî-i mâh
Şeb kâfilesin itürdi nâgâh
Leylî sıfatında gün çıhup ferd
Cemmâzeye çekdi mahmil- i zerd
Düşdi güzer ol semen-izâra
Mecnûn-ı hazîn olan diyâra
Her yan nigerân gezerdi ol mâh
Bir şahs-ı hazîn görindi nâgâh
Sormağa alâme-i menâzil
Ol şahs-ı hazîne oldı mâil
Lutf ile tekellüm etdi âğâz
Kimsen deyüben yetürdi âvâz
Baş kaldırup ol esîr-i mahzûn
Dönderdi cevab ana ki Mecnûn
Leylî dedi ey özine mağrûr
Hâşâ deye ejdehâ sözin mûr
Hâşâ deye zâğ bülbülem men
Yâ lâf ura hâr kim gülem men
Mecnûn dedi ey dür-i yegâne
Mecnûna bilür misen nişâne
Ol şîftenün nedür nişânı
Gördükde neden bilürsen anı
Leylî dedi ol perî-likâdur
Ruhsâr ile kaddi dil-rübâdur
Sen şîftesen esîr-i mâtem
Ruhsârı şikeste kâmeti ham
Sen hârsen ol azîz-i âlem
Sen bî-ser ü pâsen ol muazzam
Mecnûn dedi ehl-i aşk olur hâr
Hüsn ehlinedür safâ sezâ-vâr
Leylî dedi ey behâne-perdâz
Kayd-i dil-i zâruma füsûn-sâz
Peyker dutalum tökildi gamdan
Yâ kâmetün oldı ham sitemden
Mecnûnı deyerler ehl-i idrâk
Eş‘ârı latîf ü lehcesi pâk
Sende hanı ol edâ-yı dil-sûz
Eş‘âr ü hikâyet-i dil-efrûz
Mecnûn dedi ehl-i hâl olur lâl
Besdür nem-i eşk şâhid-i hâl
Tertîb-i ibâret ü fesâhat
Aşk ehlinedür delîl-i râhat
Râhatden olan menüm kimi dûr
Ger sâmit ola değül mi ma‘zûr
Leylî dedi çün sana şeküm var
Mecnûn isen eyle hâlün izhâr
Leylîni seversen eyle bünyâd
Bir şi‘r ü geçen zamânum et yâd
Mecnûn-ı hazîn eşitdi sevgend
Gördi anı şi‘re ârzû-mend
Tafsîl-i gamına verdi icmâl
Kıldı ana arz-ı sûret-i hâl
K’ey sebze-i derdüme veren âb
Ser-rişte-i râzdan açan tâb
Sorma nişe geçdi rûzgârun
Aşk içre ne oldı hâl-i zârun
Dildâr gamın mı söyleyem âh
Ya pend-i muhibb ü ta‘n-ı bed-hâh
Çekdüm niçe gün cefâ-yı mekteb
Her rûz meşakkat ile tâ şeb
Âhir ki çoh oldı ta‘n-ı ağyâr
Ayrıldı men-i şikesteden yâr
Fâş oldı çü âleme fesânem
Tedbîrüme düşdi atam anem
Kimdür ol nişedür bu yasun
Derd ü elemün denizi daşdı
Seylâb-ı belâ başumdan aşdı
Tîr-i feleğe nişâne oldum
Tâhûne-i çerhe dâne oldum
Mâtem-kededür bu gece âlem
Men bahtı kara bir ehl-i mâtem
Ne sabr kalupdurur ne ârâm
Bilmem ki n’olur mana serencâm
Olmış bu gece tamâm-ı kevkeb
Âzârum için felekde akreb
Subh âyînesini reng dutmış
Feyz-i seheri felek unutmış
Ey subh senün ne oldı hâlün
Dem urmağa kalmamış mecâlün
Gönlün hoş ise tebessüm eyle
Mihrün var ise terahhum eyle
Feryâduma hem-dem et horûsı
Âvâzuma koş sadâ-yı kûsı
Mürg-i seheri getür zebâna
Göster dem-i subhdan nişâne
Çoh ağladı etdi nâle-i zâr
Derd-i dil-i zârın etdi tekrâr
Gördi mededine subh yetmez
Şeb derd-i diline çâre etmez
Yüz dutdı ana ki feyz-i âmı
Çekmiş bu medâra subh u şâmı
Râz-ı dil-i zârın etdi izhâr
K’ey vâkıf-ı hâl ü ârif-i zâr
Yohdur gam ü derdüme nihâyet
Gamdan kime eyleyem şikâyet
Gam bî-had ü men besî zaîfem
Men beyle gama haçan harîfem
Ya ver mana mihnetümce tâkat
Ya tâkatum olduğınca mihnet
Ger câme-i sabrum eylesem çâk
Hükmün yolu görinür hatar-nâk
V’er gönlüme versem istimâlet
Tâkatçe değül gam ü melâlet
Nâmûsdan eylesem cüdâlığ
Mecnûn ile kılsam âşinâlığ
Korhum bu ki ismet ola pâ-mâl
Fermâna muvâfık olmaya hâl
Kılsam bu havâda hıfz-ı nâmûs
Ma‘mûre-i vaslum ola mahrûs
Korhum bu ki dûd-ı âh-ı Mecnûn
Ahvâlümi eyleye diğer-gûn
Sâdıklarun âhı mu‘teberdür
Andan hazer etmemek hatardur
Ol eyle bu beyle n’eyleyem vây
Bilmen men-i âcize nedür rây
Yâ Rab mütehayyirem men-i zâr
Mihnetlere olmışem giriftâr
Ser-menzil-i emne râh bilmen
Senden özge penâh bilmen
Gör bâde-i gaflet ile medhûş
Kıl perde-i lutfunı hatâ-pûş
Derler ki sitem-resîde Mecnûn
Olmış men-i mübtelâya meftûn
Men bî-ser ü pâ ana ne lâyık
Kim hüsnüme kimse ola âşık
Bir zerre-i hâr ü hâk-sârem
Gerd-i reh ü hâk-i reh-güzârem
Rûhum ki bedendedür senündür
Her neş’e ki mendedür senündür
Gencîne-i hüsnüne emînem
Sensen sebebüm ki nâzenînem
Yâ Rab meded et ki bu emânet
Mahfûz ola tâ dem-i kıyâmet
Tâ kurbe teveccüh etdüğüm çağ
Alnum açuğ ola vü yüzüm ağ
Münâcaat
Yâ Rab kemâl-i bâr-geh-i Kibriyâ hakı
Ya‘nî fürûğ-ı nûr-ı ruh-ı Mustafâ hakı
Kıl garka bahr-ı aşka vücûdum sefînesin
Fermân-ı Hızra Mûsî eden iktidâ hakı
Subh-i visâle eyle bedel şâm-ı hecrümi
Subhun demindeki nefes-i dil-küşâ hakı
Derd ü belâmı râh-ı mahabbetde kılma kem
Râh-ı mahabbetündeki derd ü belâ hakı
Ehl-i dalâletem mana göster hidâyetün
İhdâ-yı râh-ı râst kılan reh-nümâ hakı
Endûh ü derde gönlümi sâhib- tahammül et
Derde tahammül eyleyen ehl-i rızâ hakı
İhlâsum et duâya Fuzûlî kimi dürüst
Dergâhda icâbete lâyık duâ hakı
Tamâmî-i sühan
Acz ile duâ kılurdı ol mâh
İzhâr-ı niyâz edüp ki nâgâh
Çekdi ceresü’r-rahîl âvâz
Resm-i hudi etdi sârban sâz
Göç oldı açıldı bâr-gehler
Buhtîlere mehd çekdi mehler
Bir mahmile bindi Leylî-i zâr
Kûh-ı gamın etdi nâkayâ bâr
Efgânı edüp ceres ünin pest
Aşkı meyi etdi nâkanı mest
Bu Leylînün nâkaya arz-ı râzıdur ve Zebân-ı hâl ile izhâr-ı niyâzıdur
Çün nâkada gördi neş’e-i hâl
Kıldı ana hem beyân-ı ahvâl
K’ey gâliye-mûy ü anberîn-bûy
Gül-çehre vü hâr-hâr ü hoş-hûy
Ey başı açuğ ayağı yalın
Bulmış niçe kez Harem visâlin
Sevdâ-zede nişedür dimâğun
Göğsünde nedür bu eski dâğun
Kimden sana yetdi zulm ü bî-dâd
Her lahza nedür figân ü feryâd
Uşşâk tarîkıdur tarîkun
Ger âşık isen menem refîkun
Nâlân gam-ı aşk-ı yârdansen
Sen dahi bizüm katârdansen
Men kimi yoh elde ihtiyârun
Bir özge elindedür mehârun
Çün düşdi senünle ittifâkum
Rahm eyle mana gör iştiyâkum
Lutf eyle binâ-yı kâr-ı hayr et
Mecnûnum olan diyâra seyr et
Bu şîfteni yetür ol aya
Bu derdi yetişdür ol devâya
Nâgâh ederken oldı bî-hûş
Mutlak özin eyledi ferâmûş
Bî-hûşlığında düşdi ol nûr
Hem-râhı olan gürûhdan dûr
Ol nev’ idi zulmet-i şeb-i târ
Kim olmadı sârbân haberdâr
Çün geldi özine ol perî-veş
Oldı bu kaziyyeden müşevveş
Göz açdı özini gördi itmiş
Hem-râhı bırahmış anı getmiş
Derd üzre muzâaf oldı derdi
Depretdi heyûn-ı reh-neverdi
Çoh cehd ile eyledi tek u pû
Çoh yol arayup yöğürdi her sû
Ne râh ne râh-ber bulındı
Ne kâfileden eser bulındı
Tenhâ yürür oldı ol semen-ber
Zulmetde misâl-i mâh-ı enver
Çün seyr-i felekde leylî-i mâh
Şeb kâfilesin itürdi nâgâh
Leylî sıfatında gün çıhup ferd
Cemmâzeye çekdi mahmil- i zerd
Düşdi güzer ol semen-izâra
Mecnûn-ı hazîn olan diyâra
Her yan nigerân gezerdi ol mâh
Bir şahs-ı hazîn görindi nâgâh
Sormağa alâme-i menâzil
Ol şahs-ı hazîne oldı mâil
Lutf ile tekellüm etdi âğâz
Kimsen deyüben yetürdi âvâz
Baş kaldırup ol esîr-i mahzûn
Dönderdi cevab ana ki Mecnûn
Leylî dedi ey özine mağrûr
Hâşâ deye ejdehâ sözin mûr
Hâşâ deye zâğ bülbülem men
Yâ lâf ura hâr kim gülem men
Mecnûn dedi ey dür-i yegâne
Mecnûna bilür misen nişâne
Ol şîftenün nedür nişânı
Gördükde neden bilürsen anı
Leylî dedi ol perî-likâdur
Ruhsâr ile kaddi dil-rübâdur
Sen şîftesen esîr-i mâtem
Ruhsârı şikeste kâmeti ham
Sen hârsen ol azîz-i âlem
Sen bî-ser ü pâsen ol muazzam
Mecnûn dedi ehl-i aşk olur hâr
Hüsn ehlinedür safâ sezâ-vâr
Leylî dedi ey behâne-perdâz
Kayd-i dil-i zâruma füsûn-sâz
Peyker dutalum tökildi gamdan
Yâ kâmetün oldı ham sitemden
Mecnûnı deyerler ehl-i idrâk
Eş‘ârı latîf ü lehcesi pâk
Sende hanı ol edâ-yı dil-sûz
Eş‘âr ü hikâyet-i dil-efrûz
Mecnûn dedi ehl-i hâl olur lâl
Besdür nem-i eşk şâhid-i hâl
Tertîb-i ibâret ü fesâhat
Aşk ehlinedür delîl-i râhat
Râhatden olan menüm kimi dûr
Ger sâmit ola değül mi ma‘zûr
Leylî dedi çün sana şeküm var
Mecnûn isen eyle hâlün izhâr
Leylîni seversen eyle bünyâd
Bir şi‘r ü geçen zamânum et yâd
Mecnûn-ı hazîn eşitdi sevgend
Gördi anı şi‘re ârzû-mend
Tafsîl-i gamına verdi icmâl
Kıldı ana arz-ı sûret-i hâl
K’ey sebze-i derdüme veren âb
Ser-rişte-i râzdan açan tâb
Sorma nişe geçdi rûzgârun
Aşk içre ne oldı hâl-i zârun
Dildâr gamın mı söyleyem âh
Ya pend-i muhibb ü ta‘n-ı bed-hâh
Çekdüm niçe gün cefâ-yı mekteb
Her rûz meşakkat ile tâ şeb
Âhir ki çoh oldı ta‘n-ı ağyâr
Ayrıldı men-i şikesteden yâr
Fâş oldı çü âleme fesânem
Tedbîrüme düşdi atam anem
Geh dağdağa-i tabîb gördüm
Geh sa‘y ile Ka‘beye yöğürdüm
Açılmadı hîç bâbdan bâb
Tedbîrüme âciz oldı ahbâb
Geh Nevfele eyledüm tazarru‘
Feyzinde bulınmadı temettu‘
Geh İbni Selâma yâr olup yâr
Verdi men-i mübtelâya âzâr
Geh Zeyd peyâmına inandum
Her va‘de ki verdi doğru sandum
Ümmîd ile ömrüm oldı zâyi‘
Hâlüm tebeh etdi zaf-ı tâli‘
El-kıssa vücûdum oldı berbâd
Bir lahza felekten olmadum şâd
Gönline kılup firâk te’sîr
Bir turfe gazel hem etdi takrîr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi
Vasl dermâniyle def’-i derd-i hicrân etmedi
Yârdan min derd-i dil çekdüm bu hem bir derd kim
Bildi min derd-i dilüm bir derde dermân etmedi
Vâdi-i gurbetde cân verdüm meni ol şâh-ı hüsn
Bir gece hân-ı visâli üzre mihmân etmedi
Dûstlar çâk-i girîbânum görüp ayb eylemen
Ol güli kim gördi kim çâk-i girîban etmedi
Fakr mülkin dut ger istersen kemâl-i saltanat
Kim bu mülkün fethini fağfûr ü hâkân etmedi
Tîğ-i bî-dâd ile her dem kanumı tökmek nedür
Ey felek her kim dem urdı aşkdan kan etmedi
Ahd ü peymân etdi yârum kim sana yârem velî
Yârlığ vakti sanursen ahd ü peymân etmedi
Akl meydânını zindân-ı belâ bilmez henüz
Kim ki bir müddet cünûn mülkini seyrân etmedi
Sırr-ı aşkın etmedi ancak Fuzûlî âşikâr
Bu mubârek işi her kim etdi pinhân etmedi
Bu Leylînün Mecnûndan haberdâr olduğıdur ve Metâ'-ı vaslına nakd-i cân ile hırîdâr olduğıdur
Çün bildi kim olduğını Leylî
Ruhsârına ahdı eşk seyli
Giryân dedi ey gözüm çerâğı
Vahşîlere el menümle yağı
Sen men dedüğüm habîb imişsen
Derd-i dilüme tabîb imişsen
Sensen dün ü gün dilümde zikrüm
Gönlümde olan hayâl ü fikrüm
Ger tanıyabilmedüm revâdur
Mestem men ü mest işi hatâdur
Kimse ki özinden ola gâfil
Bir özgeni bilmeğe ne kâbil
Ol dem ki dimağa yetdi bûyun
Göz gördi şu‘â’-ı mâh-ı rûyun
Cân bî-haber oldı akl şeydâ
Ten kıldı min ıztırâb peydâ
Deryâ-yı tehayyüre olup gark
Ağyârdan etmedüm seni fark
Ma‘zûr dut ey sanem bu hâlüm
Ta‘n eyleme verme infiâlüm
Sensüz men idüm şikeste-hâtır
Yüz şükr sana yetişdüm âhir
Gül-zâr-ı ümîdüm oldı sîr-âb
Yâ Rab bu hayâldür mi yâ hâb
Ayş ü tarabum çerâğı yandı
Bahtum yuhudan meğer uyandı
Ey dil ki ederdün âh ü nâle
Dâim nigerân olup visâle
Ha devlet-i vasl u zevk-i dildâr
Bi’llâh dahi etme nâle-i zâr
Ey dîde töküp sirişk-i gül-gûn
Her dem der idün ki hanı Mecnûn
Manzûrûn olupdur ol semen-ber
Kıl makdemine nisâr gevher
Ey cân ki çekerdün intizârı
Görmek dileyüp hemîşe yârı
Yetdün ana gel çıh imdi tenden
Get yâra kes ihtilâtı menden
Derdini der iken ol perî-zâd
Sûz ile bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi
Kalmadı hurrem meni tâ zâr ü giryân etmedi
Kılmadın yüz pâre bî-dâd ile pür-hûn gönlümi
Bu çemende gül kimi bir lahza handân etmedi
Şükr kim verdi felek kâmum menüm nevmîd edüp
Şîve-i mihr ü mahabbetden peşîmân etmedi
Derd yohdur kimsede yohsa tabîb-i feyz-i aşk
Kimde gördi derd kim ol derde dermân etmedi
Sabr yohdur merdüm-i âlemde yohsa rûzgâr
Hansı müşkil işi tedric ile âsân etmedi
Dutdı seyl-i âb-ı çeşmüm yer yüzin ammâ hoşem
Kim binâsın sabrumun ol seyl vîrân etmedi
Aşk sevdâsında sûd ettüm metâ‘-ı vasl-ı dûst
Ey Fuzûlî cân veren cânâna noksân etmedi
Bu Mecnûnun nihâyet-i hayretidür ve Leylîden istiğna vü gafletidür
Mecnûn dedi ay mana açan râz
Lutf ile kılan meni ser-efrâz
Kimsen mana zâhir eyle adun
Bu bâdiyede nedür murâdun
Cân tâzelenür fesâhatünden
Bu lehce-i pür-melâhatünden
Hulkı hoş ü lafzı cân-fezâsen
Beyle görinür ki âşinâsen
Bi’llâh ne diyârdan gelürsen
Ne râh-güzârdan gelürsen
Ger lâle isen ne dağdansen
V’er sûsen isen ne bağdansen
Şîrin şîrin tekellümün var
Hâl-i dilüme terahhumun var
Bîgâneden ummazem bu hâli
Bir ülfetden değül bu hâlî
Bîhûde değül bu gönlüm almak
Gelmek başum üzre sâye salmak
Akl olsa idi menümle hem-râh
Ahvâlünden olurdum âgâh
Gam gönlümi etmeseydi bî-tâb
Göz perdesi olmasaydı hûn-âb
Gaflet halelinden ayrılurdım
Elbette kim olduğun bilürdüm
Çün mende yoh ihtimâl-i idrâk
Sen söyle özün ki kimsen ey pâk
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey-i sahbâ nedür
Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür
Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visâl
Âşıka ma‘şûkdan her dem bu istiğnâ nedür
Hikmet-i dünyâ vü mâ-fîhâ bilen ârif değül
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâ-fîhâ nedür
Âh u feryâdun Fuzûlî incidüpdür âlemi
Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedür
Tamâmî-i sühan
Leylî dedi ey karîne-i rûh
Kâm-ı dil-i mübtelâ-yı mecrûh
Müjde ki zemâne verdi kâmun
Doldı mey-i işret il câmun
Müjde ki müyesser oldı maksûd
Sevdâ ile âhir eyledün sûd
Müjde ki murâdun oldı hâsıl
Maksûda seni Hak etdi vâsıl
Leylî menem ârzû-yı cânun
Kâm-ı dil-i zâr-ı nâ-tüvânun
Müştâk-ı cemâl idün hemîşe
Muhtâc-ı visâl idün hemîşe
Hâlâ ki müyesser oldı dîdâr
Taksîr ü teallül etme zinhâr
Gör devlet-i vaslumı ganîmet
Gel yanuma kılma fevt-i fursat
Dil nezr-i visâl-i kâmetündür
V’er cânum ise emânetündür
Çün düşdi mecâlün etme ihmâl
Gel nezrüni dut emânetün al
Ger haste isen menem tabîbün
V’er âşık isen menem habîbün
Gel bezm-i visâle mahrem olgıl
Bir lahza menümle hem-dem olgıl
Ver nergise lâle ile revnak
Reyhân-ı ter ile zîb-i zanbak
Fîrûzeni et karîn-i yâkût
Kıl tûtiye kand-i nâbdan kût
Peyvend-i gül eyle ergavânı
Hızra yetür âb-ı zindegânî
V’er âşık-ı mübtelâ değülsen
Mecrûh-ı gam u belâ değülsen
Taklîd ile gösterüp alâmet
Kılma özüni meni melâmet
Bir akl ü firâset eyle peydâ
Ancak bizi etme halka rüsvâ
Ey gül bu ana değül midür neng
Kim olmayasen menümle hem-reng
Men arz edem âftâb-ı ruhsâr
Sen kılmayasen harâret izhâr
Men câm dutam deyem ki gel al
Sen durmayasen ayağa fi’l-hâl
Çoh tecribe kılmışem olur az
Ma‘şûkına âşık eylemek nâz
İzhâr cemâlin eylemek gül
Bülbül görüp eylemek tegâfül
Takrîb ile ol büt-i dil-ârâ
Bir turfe gazel hem etdi inşâ
Bu gazel Leylî dilindendür
Ey kılan şeydâ meni menden bu istiğnâ nedür
Nişe sormazsen ki ahvâl-i dil-i şeydâ nedür
Ger mana halk içre pervâ kılmasan ma‘zûrsen
Bu ki tenhâlığda kılmazsen mana pervâ nedür
Sehldür gel bilmeyüp hâlüm terahhum kılmasam
Hâlümi bilmek tegâfül eylemek amdâ nedür
Gül temennâsında derler bülbülün gavgâların
Çün güli gördükde kılmaz meyl bu gavgâ nedür
Ol perî mutlak men-i rüsvâya kılmaz iltifât
Ey Fuzûlî bilmezem cürm-i men-i rüsvâ nedür
Bu Leylîye Mecnûnun istiğnâsıdur ve İsbât-ı safâ-yı imlâsıdur
Mecnûn dedi ey büt-i perî-veş
Hâşâk-i zaîfe urma âteş
Yandurmağuma yeter hayâlün
Yohdur mana tâkat-i visâlün
Zinhâr getürme ey semen-ber
Âyîne-i ârızun berâber
Bir zerreye kim vücûd yohdur
Âyîneden ana sûd yohdur
Ol gün ki gözümde var idi nûr
Gözden yüzini yaşurdun ey hûr
Hâlâ ki nezâren oldı müşkil
Durmak ne içün mana mukâbil
Aşk etdi binâ-yı vaslı muhkem
Ma‘nîde meni senünle hem-dem
Ref‘ oldı bu i‘tibâr-ı sûret
Hâşâ ki olam şikâr-ı sûret
Lezzet ruh-i yâr-ı dil-sitândan
Cândur bulan ey dirîğ cândan
Geh sa‘y ile Ka‘beye yöğürdüm
Açılmadı hîç bâbdan bâb
Tedbîrüme âciz oldı ahbâb
Geh Nevfele eyledüm tazarru‘
Feyzinde bulınmadı temettu‘
Geh İbni Selâma yâr olup yâr
Verdi men-i mübtelâya âzâr
Geh Zeyd peyâmına inandum
Her va‘de ki verdi doğru sandum
Ümmîd ile ömrüm oldı zâyi‘
Hâlüm tebeh etdi zaf-ı tâli‘
El-kıssa vücûdum oldı berbâd
Bir lahza felekten olmadum şâd
Gönline kılup firâk te’sîr
Bir turfe gazel hem etdi takrîr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi
Vasl dermâniyle def’-i derd-i hicrân etmedi
Yârdan min derd-i dil çekdüm bu hem bir derd kim
Bildi min derd-i dilüm bir derde dermân etmedi
Vâdi-i gurbetde cân verdüm meni ol şâh-ı hüsn
Bir gece hân-ı visâli üzre mihmân etmedi
Dûstlar çâk-i girîbânum görüp ayb eylemen
Ol güli kim gördi kim çâk-i girîban etmedi
Fakr mülkin dut ger istersen kemâl-i saltanat
Kim bu mülkün fethini fağfûr ü hâkân etmedi
Tîğ-i bî-dâd ile her dem kanumı tökmek nedür
Ey felek her kim dem urdı aşkdan kan etmedi
Ahd ü peymân etdi yârum kim sana yârem velî
Yârlığ vakti sanursen ahd ü peymân etmedi
Akl meydânını zindân-ı belâ bilmez henüz
Kim ki bir müddet cünûn mülkini seyrân etmedi
Sırr-ı aşkın etmedi ancak Fuzûlî âşikâr
Bu mubârek işi her kim etdi pinhân etmedi
Bu Leylînün Mecnûndan haberdâr olduğıdur ve Metâ'-ı vaslına nakd-i cân ile hırîdâr olduğıdur
Çün bildi kim olduğını Leylî
Ruhsârına ahdı eşk seyli
Giryân dedi ey gözüm çerâğı
Vahşîlere el menümle yağı
Sen men dedüğüm habîb imişsen
Derd-i dilüme tabîb imişsen
Sensen dün ü gün dilümde zikrüm
Gönlümde olan hayâl ü fikrüm
Ger tanıyabilmedüm revâdur
Mestem men ü mest işi hatâdur
Kimse ki özinden ola gâfil
Bir özgeni bilmeğe ne kâbil
Ol dem ki dimağa yetdi bûyun
Göz gördi şu‘â’-ı mâh-ı rûyun
Cân bî-haber oldı akl şeydâ
Ten kıldı min ıztırâb peydâ
Deryâ-yı tehayyüre olup gark
Ağyârdan etmedüm seni fark
Ma‘zûr dut ey sanem bu hâlüm
Ta‘n eyleme verme infiâlüm
Sensüz men idüm şikeste-hâtır
Yüz şükr sana yetişdüm âhir
Gül-zâr-ı ümîdüm oldı sîr-âb
Yâ Rab bu hayâldür mi yâ hâb
Ayş ü tarabum çerâğı yandı
Bahtum yuhudan meğer uyandı
Ey dil ki ederdün âh ü nâle
Dâim nigerân olup visâle
Ha devlet-i vasl u zevk-i dildâr
Bi’llâh dahi etme nâle-i zâr
Ey dîde töküp sirişk-i gül-gûn
Her dem der idün ki hanı Mecnûn
Manzûrûn olupdur ol semen-ber
Kıl makdemine nisâr gevher
Ey cân ki çekerdün intizârı
Görmek dileyüp hemîşe yârı
Yetdün ana gel çıh imdi tenden
Get yâra kes ihtilâtı menden
Derdini der iken ol perî-zâd
Sûz ile bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi
Kalmadı hurrem meni tâ zâr ü giryân etmedi
Kılmadın yüz pâre bî-dâd ile pür-hûn gönlümi
Bu çemende gül kimi bir lahza handân etmedi
Şükr kim verdi felek kâmum menüm nevmîd edüp
Şîve-i mihr ü mahabbetden peşîmân etmedi
Derd yohdur kimsede yohsa tabîb-i feyz-i aşk
Kimde gördi derd kim ol derde dermân etmedi
Sabr yohdur merdüm-i âlemde yohsa rûzgâr
Hansı müşkil işi tedric ile âsân etmedi
Dutdı seyl-i âb-ı çeşmüm yer yüzin ammâ hoşem
Kim binâsın sabrumun ol seyl vîrân etmedi
Aşk sevdâsında sûd ettüm metâ‘-ı vasl-ı dûst
Ey Fuzûlî cân veren cânâna noksân etmedi
Bu Mecnûnun nihâyet-i hayretidür ve Leylîden istiğna vü gafletidür
Mecnûn dedi ay mana açan râz
Lutf ile kılan meni ser-efrâz
Kimsen mana zâhir eyle adun
Bu bâdiyede nedür murâdun
Cân tâzelenür fesâhatünden
Bu lehce-i pür-melâhatünden
Hulkı hoş ü lafzı cân-fezâsen
Beyle görinür ki âşinâsen
Bi’llâh ne diyârdan gelürsen
Ne râh-güzârdan gelürsen
Ger lâle isen ne dağdansen
V’er sûsen isen ne bağdansen
Şîrin şîrin tekellümün var
Hâl-i dilüme terahhumun var
Bîgâneden ummazem bu hâli
Bir ülfetden değül bu hâlî
Bîhûde değül bu gönlüm almak
Gelmek başum üzre sâye salmak
Akl olsa idi menümle hem-râh
Ahvâlünden olurdum âgâh
Gam gönlümi etmeseydi bî-tâb
Göz perdesi olmasaydı hûn-âb
Gaflet halelinden ayrılurdım
Elbette kim olduğun bilürdüm
Çün mende yoh ihtimâl-i idrâk
Sen söyle özün ki kimsen ey pâk
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey-i sahbâ nedür
Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür
Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visâl
Âşıka ma‘şûkdan her dem bu istiğnâ nedür
Hikmet-i dünyâ vü mâ-fîhâ bilen ârif değül
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâ-fîhâ nedür
Âh u feryâdun Fuzûlî incidüpdür âlemi
Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedür
Tamâmî-i sühan
Leylî dedi ey karîne-i rûh
Kâm-ı dil-i mübtelâ-yı mecrûh
Müjde ki zemâne verdi kâmun
Doldı mey-i işret il câmun
Müjde ki müyesser oldı maksûd
Sevdâ ile âhir eyledün sûd
Müjde ki murâdun oldı hâsıl
Maksûda seni Hak etdi vâsıl
Leylî menem ârzû-yı cânun
Kâm-ı dil-i zâr-ı nâ-tüvânun
Müştâk-ı cemâl idün hemîşe
Muhtâc-ı visâl idün hemîşe
Hâlâ ki müyesser oldı dîdâr
Taksîr ü teallül etme zinhâr
Gör devlet-i vaslumı ganîmet
Gel yanuma kılma fevt-i fursat
Dil nezr-i visâl-i kâmetündür
V’er cânum ise emânetündür
Çün düşdi mecâlün etme ihmâl
Gel nezrüni dut emânetün al
Ger haste isen menem tabîbün
V’er âşık isen menem habîbün
Gel bezm-i visâle mahrem olgıl
Bir lahza menümle hem-dem olgıl
Ver nergise lâle ile revnak
Reyhân-ı ter ile zîb-i zanbak
Fîrûzeni et karîn-i yâkût
Kıl tûtiye kand-i nâbdan kût
Peyvend-i gül eyle ergavânı
Hızra yetür âb-ı zindegânî
V’er âşık-ı mübtelâ değülsen
Mecrûh-ı gam u belâ değülsen
Taklîd ile gösterüp alâmet
Kılma özüni meni melâmet
Bir akl ü firâset eyle peydâ
Ancak bizi etme halka rüsvâ
Ey gül bu ana değül midür neng
Kim olmayasen menümle hem-reng
Men arz edem âftâb-ı ruhsâr
Sen kılmayasen harâret izhâr
Men câm dutam deyem ki gel al
Sen durmayasen ayağa fi’l-hâl
Çoh tecribe kılmışem olur az
Ma‘şûkına âşık eylemek nâz
İzhâr cemâlin eylemek gül
Bülbül görüp eylemek tegâfül
Takrîb ile ol büt-i dil-ârâ
Bir turfe gazel hem etdi inşâ
Bu gazel Leylî dilindendür
Ey kılan şeydâ meni menden bu istiğnâ nedür
Nişe sormazsen ki ahvâl-i dil-i şeydâ nedür
Ger mana halk içre pervâ kılmasan ma‘zûrsen
Bu ki tenhâlığda kılmazsen mana pervâ nedür
Sehldür gel bilmeyüp hâlüm terahhum kılmasam
Hâlümi bilmek tegâfül eylemek amdâ nedür
Gül temennâsında derler bülbülün gavgâların
Çün güli gördükde kılmaz meyl bu gavgâ nedür
Ol perî mutlak men-i rüsvâya kılmaz iltifât
Ey Fuzûlî bilmezem cürm-i men-i rüsvâ nedür
Bu Leylîye Mecnûnun istiğnâsıdur ve İsbât-ı safâ-yı imlâsıdur
Mecnûn dedi ey büt-i perî-veş
Hâşâk-i zaîfe urma âteş
Yandurmağuma yeter hayâlün
Yohdur mana tâkat-i visâlün
Zinhâr getürme ey semen-ber
Âyîne-i ârızun berâber
Bir zerreye kim vücûd yohdur
Âyîneden ana sûd yohdur
Ol gün ki gözümde var idi nûr
Gözden yüzini yaşurdun ey hûr
Hâlâ ki nezâren oldı müşkil
Durmak ne içün mana mukâbil
Aşk etdi binâ-yı vaslı muhkem
Ma‘nîde meni senünle hem-dem
Ref‘ oldı bu i‘tibâr-ı sûret
Hâşâ ki olam şikâr-ı sûret
Lezzet ruh-i yâr-ı dil-sitândan
Cândur bulan ey dirîğ cândan
Cânum gedeli besî zamandur
Cismümdeki şimdi özge cândur
Sensen hâlâ tenümde cânum
Gözde nûrum ciğerde kanum
Menden berî eyledün meni sen
Arza kime eyleyem seni men
Mende olan aşikâr sensen
Men hod yohem ol ki var sensen
Dâim sana mendedür tecellî
Men gayrden olmuşam tesellî
Ger men men isem nesen sen ey yâr
V’er sen sen isen neyem men-i zâr
Çün men olubem senünle memlû
Vahdet revişinde hoş değül bu
Kim daşrada isteyem nişânun
Bir özge mekân bilem mekânun
Evvel bu işi edende bünyâd
Men tıfl idüm ü zemâne üstâd
Etmişdi sana beni mukayyed
Gûyâ ohudurdı ders-i ebced
Hâlâ kılubem kemâl hâsıl
Ebced sebakın ohur mı kâmil
Çün yetdi kemâle ser-hat-ı aşk
Ser-hat görüp ancak eylerem meşk
Rüsvâlığa çün men etmişem ad
Sen hem bu sülûki etme bünyâd
Dut perde-i ismet içre ârâm
Rûsvây menem sen ol nîkû-nâm
Mecnûn mana derler ehl-i âlem
Ancak manadur cünûn müsellem
Sen olma fesâne-i halâyık
Mecnûn işi Leylîye ne lâyık
Mecnûn menem ey vefâlu dildâr
Dîvâneliğe menem sezâ-vâr
Sen eyleme hâlüni diğer-gûn
Leylî ne revâ ki ola Mecnûn
Gam-hâr isen ey büt-i perî-rû
Gam-hârlığun hemîn yeter bu
Kim perde-nişîn olup hemîşe
Dâim kılasen hicâb pîşe
Gün kimi çıhup müdâm seyre
Göstermeyesen cemâl gayre
Kim sende ne olsa resm ü âdet
Etvârumadur menüm şehâdet
Men aşk güzer-gehinde hâkem
El cümle bilür meni ki pâkem
Rahm et mana ey büt-i vefâ-dâr
Ta‘n ehlinün ağzın açma zinhâr
Çün men reh ü resm-i aşk dutdum
Nâmûs tarîkini unutdum
Sen akl eteğini koyma elden
Nâmûsını sahla her halelden
Takrîb ile ol esîr-i mehcûr
Bu nâdire şi‘ri etdi mezkûr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Hayâl ile tesellîdür gönül meyl-i visâl etmez
Gönülden daşra bir yâr olduğın âşık hayâl etmez
Hakîki aşk çün müstevcib-i noksân değül mutlak
Özin ehl-i hakîkat vâlih-i hüsn ü cemâl etmez
Kemâl-i aşka tâlib muhterizdür hüsn-i sûretden
Ki kayd-i hüsn-i sûret âşıkı sâhib-kemâl etmez
Delîl-i cehldür aşk ehline sûret-perest olmak
Ki âkil iftirâkı mümkin ile ittisâl etmez
Gönülde dûst temkin bulsa olmaz gözde cevlânı
Mahabbet sâbit olsa öz yerinden intikal etmez
Sevâd-ı mâsivâdan levh-i dil hâlî gerek dâim
Muvahhid safha-i idrâke nakş-ı hatt u hâl etmez
İrâdet zâyi‘ etmez ehl-i ma‘nî sûrete hergiz
Hakîkat cevherin cehl-i mecâza pây-mâl etmez
Mukayyed olmaz ehl-i sûretün rengine hâl ehli
Fuzûlî kim mukayyeddür meğer idrâk-i hâl etmez
Bu Leylîden Mecnûn etvârına tahsîndür ve Hüsn-i i‘tikâdına kemâl-i yakîndür
Leylî dedi ey vücûd-ı kâmil
Kurb-i Haka ismet ile kâbil
Mi‘râc-ı kemâlüni sınardum
Keyfiyyet-i hâlüni sınardum
Oldum nişe olduğundan âgâh
Hoş mertebedür bu bâreka’llâh
Ahsent ki zât-ı pâk imişsen
Pâkîze-vücûd hâk imişsen
İnsâf hemîn ola kanâat
Teskîn-i hevâya istitâat
Aşkunda riyâ gümân ederdüm
Etvârunı imtihân ederdüm
El minnetü li’llâh oldı ma‘lûm
Vasl olduğı meşrebünde mezmûm
Gam-nâk idüm eyledün meni şâd
Bir kayd teallukından âzâd
Bir gâfil-i hod-perest idüm men
Cehl ile müdâm mest idüm men
Ârâyiş-i zülf ü hâl ederdüm
Peyveste munı hâyâl ederdüm
Kim sen taleb-i visâl edersen
Nezzâre-i zülf ü hâl edersen
Hâlâ mana rûşen oldı hâlün
Mi‘râc-ı hakîkat-i kemâlün
Men besledüğüm bu zülf ü hâli
Çeşm-i siyeh ü izâr-ı âli
Öz cânum içün değül şeb ü rûz
Nezr-i nazarundur ey dil-efrûz
Tâ eylesen demî nezâre
Teskîn veresen dil-i figâra
Hem sen olasen murâda vâsıl
Hem ola mana sevâb hâsıl
Yohdur çü nezâre meyli sende
N’eyler bu cemâl-i hûb mende
Ten dürcinde dür-i revânum
Genc-i bedenümde nakd-i cânum
Derdüm ola sarf-ı reh-güzârun
Gördükde kılam revân nisârun
Tevfîk-ı visâlün edem idrâk
Endîşe-i hecrden olam pâk
Hâlâ ki müyesser olmaz ol kâm
Olmak ne revâ arada bed-nâm
Nesh-i hat-ı i‘tibâr kıldum
Râh-ı adem ihtiyâr kıldum
Tâ niçe vere gubâr-ı sûret
Âyîne-i zâtuma küdûret
Vakt oldı ki rûşen ola mir’ât
Müstağnî ola sıfâtdan zât
Hûn-âb-ı gam ile doldı gönlüm
Gonca sıfatı dutuldı gönlüm
Vakt oldı bu gonca ola handân
Te’sîr ede feyz-i vasl-ı cânân
Farz oldı ki tayy kılam bisâtum
Kat‘edem özümden ihtilâtum
Setr-i ten edem adem hicâbın
Ruhsâra çekem fenâ nikâbın
Tâ hüsn-i ruhum ki istemez yâr
Olmaya nasîb-i çeşm-i ağyâr
Zîrâ ki nişân-ı hüsn-i kâbil
Oldur k’ana âşık ola mâil
Hüsnümde çü yoh kabûl-i âşık
Noksân ile olmağum ne lâyık
Bu hâle münâsip ol perî-zâd
Fi’l-hâl bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Ne dilber kim demâdem âşıka arz-ı cemâl etmez
Kalur nâkıs bulup feyz-i nazar kesb-i kemâl etmez
Değül cezb etmeyen uşşâkı ma‘şûk olmağa kâbil
Ne hâsıl hüsn-i sûretden ki cezb-i ehl-i hâl etmez
Gerek ruhsâre-i ma‘şûk mahfî gayr-ı ârifden
Ki ârif olmayan idrâk-i sun‘-i Zülcelâl etmez
Hevâ-yı nefsdür kim hûblar vaslına tâlibdür
Ve ger ne aşk-ı kâmil fark-ı hicrân ü visâl etmez
Olan nakd-i hayâtın âşıkun ma‘şûk sarf eyler
Bu zulmi âh eğer ma‘şûkına âşık helâl etmez
Mecâz ehline hublar cilve-i nâz eylesünler kim
Özin ehl-i hakîkat mübtelâ-yı zülf ü hâl etmez
Fuzûlî âlem-i sûretde ser-gerdân gezer gâfil
Zehi gâfil bu sevdânun ser-encâmın hayâl etmez
Tamâmî-i sühan
Hatm eylemedin sözini ol mâh
Bir nâka-nişîn görindi nâgâh
Nâka eseriyle bir sebük-hîz
Gördi ki gelür nesîm tek tîz
Bildi büt-i gül-ruh u semen-bûy
Kim özi içündür ol tek ü pûy
Bildi ki rakîb-i bed-gümândur
Endûh-i dil ü belâ-yı cândur
Ol mâh-veş olduğında gâlib
Olmış ana sür‘at ile tâlib
Gül-zâra henüz yetmedin hâr
Gül kıldı vedâ‘-ı sahn-ı gül-zâr
Ol hâlete vâkıf olmadan gayr
Depretdi cemâze-i sebük-seyr
Cûyende görüp ol âftâbı
Terk etdi şitâb ü ıztırâbı
Tevfîk-i murâda oldı hoş-dil
Düşdi öne kıldı azm-i menzil
Şehbâzı yetürdi âşiyâna
Tapşurdı nihâli bâğ-bâna
Mecnûn yine kaldı zâr ü mehcûr
Hem-sohbeti mâr ü hem-demi mûr
Ne durmağa tâkat ü karârı
Ne gezmeğe elde ihtiyârı
Bu Mecnûnun mi‘râc-ı fezâilidür ve Beyân-ı mertebe-i hüsn-i hasâilidür
Şâhenşeh-i mülk-i mihnet ü derd
Ya‘nî Mecnûn-ı derd-perverd
Bir pâk idi kim bu arsa-i hâk
Anun kimi görmemişdi bir pâk
Ma‘mûre-i kurb-i Hak makâmı
Ervâha farîza ihtirâmı
Çün nefret-i şerr-i nesl-i Âdem
Kıldı ana vahşeti müsellem
Her vahş donunda bir firişte
Yâr oldı ol âdemî-sirişte
Zâhirde refîki vahş ile tayr
Bâtında melâik ile hem-seyr
Kılmışdı kemâl-i i‘tidâli
Kisvet eleminden anı hâlî
Çekmezdi cihânda ol cihân-gerd
Endîşe-i germ ü gussa-i serd
Bilmişdi cihânun i‘tibârın
Yoh yerine saymış idi varın
Dutmışdı tarîk-i ehl-i tevhîd
Bulmışdı kemâl-i terk ü tecrîd
Olmışdı vücûd-ı pâki bir nûr
Âlâyiş-i ekl ü şürbden dûr
Tahsîl kılup safâ-yı sîret
Görmişdi mecâzdan hakîkat
A‘yâna yoh idi i‘tibârı
Nakkâş idi nakşdan murâdı
Mevzûn idi tab‘-ı nükte-dânı
Her nüktede vâkıf-ı meânî
Cismümdeki şimdi özge cândur
Sensen hâlâ tenümde cânum
Gözde nûrum ciğerde kanum
Menden berî eyledün meni sen
Arza kime eyleyem seni men
Mende olan aşikâr sensen
Men hod yohem ol ki var sensen
Dâim sana mendedür tecellî
Men gayrden olmuşam tesellî
Ger men men isem nesen sen ey yâr
V’er sen sen isen neyem men-i zâr
Çün men olubem senünle memlû
Vahdet revişinde hoş değül bu
Kim daşrada isteyem nişânun
Bir özge mekân bilem mekânun
Evvel bu işi edende bünyâd
Men tıfl idüm ü zemâne üstâd
Etmişdi sana beni mukayyed
Gûyâ ohudurdı ders-i ebced
Hâlâ kılubem kemâl hâsıl
Ebced sebakın ohur mı kâmil
Çün yetdi kemâle ser-hat-ı aşk
Ser-hat görüp ancak eylerem meşk
Rüsvâlığa çün men etmişem ad
Sen hem bu sülûki etme bünyâd
Dut perde-i ismet içre ârâm
Rûsvây menem sen ol nîkû-nâm
Mecnûn mana derler ehl-i âlem
Ancak manadur cünûn müsellem
Sen olma fesâne-i halâyık
Mecnûn işi Leylîye ne lâyık
Mecnûn menem ey vefâlu dildâr
Dîvâneliğe menem sezâ-vâr
Sen eyleme hâlüni diğer-gûn
Leylî ne revâ ki ola Mecnûn
Gam-hâr isen ey büt-i perî-rû
Gam-hârlığun hemîn yeter bu
Kim perde-nişîn olup hemîşe
Dâim kılasen hicâb pîşe
Gün kimi çıhup müdâm seyre
Göstermeyesen cemâl gayre
Kim sende ne olsa resm ü âdet
Etvârumadur menüm şehâdet
Men aşk güzer-gehinde hâkem
El cümle bilür meni ki pâkem
Rahm et mana ey büt-i vefâ-dâr
Ta‘n ehlinün ağzın açma zinhâr
Çün men reh ü resm-i aşk dutdum
Nâmûs tarîkini unutdum
Sen akl eteğini koyma elden
Nâmûsını sahla her halelden
Takrîb ile ol esîr-i mehcûr
Bu nâdire şi‘ri etdi mezkûr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Hayâl ile tesellîdür gönül meyl-i visâl etmez
Gönülden daşra bir yâr olduğın âşık hayâl etmez
Hakîki aşk çün müstevcib-i noksân değül mutlak
Özin ehl-i hakîkat vâlih-i hüsn ü cemâl etmez
Kemâl-i aşka tâlib muhterizdür hüsn-i sûretden
Ki kayd-i hüsn-i sûret âşıkı sâhib-kemâl etmez
Delîl-i cehldür aşk ehline sûret-perest olmak
Ki âkil iftirâkı mümkin ile ittisâl etmez
Gönülde dûst temkin bulsa olmaz gözde cevlânı
Mahabbet sâbit olsa öz yerinden intikal etmez
Sevâd-ı mâsivâdan levh-i dil hâlî gerek dâim
Muvahhid safha-i idrâke nakş-ı hatt u hâl etmez
İrâdet zâyi‘ etmez ehl-i ma‘nî sûrete hergiz
Hakîkat cevherin cehl-i mecâza pây-mâl etmez
Mukayyed olmaz ehl-i sûretün rengine hâl ehli
Fuzûlî kim mukayyeddür meğer idrâk-i hâl etmez
Bu Leylîden Mecnûn etvârına tahsîndür ve Hüsn-i i‘tikâdına kemâl-i yakîndür
Leylî dedi ey vücûd-ı kâmil
Kurb-i Haka ismet ile kâbil
Mi‘râc-ı kemâlüni sınardum
Keyfiyyet-i hâlüni sınardum
Oldum nişe olduğundan âgâh
Hoş mertebedür bu bâreka’llâh
Ahsent ki zât-ı pâk imişsen
Pâkîze-vücûd hâk imişsen
İnsâf hemîn ola kanâat
Teskîn-i hevâya istitâat
Aşkunda riyâ gümân ederdüm
Etvârunı imtihân ederdüm
El minnetü li’llâh oldı ma‘lûm
Vasl olduğı meşrebünde mezmûm
Gam-nâk idüm eyledün meni şâd
Bir kayd teallukından âzâd
Bir gâfil-i hod-perest idüm men
Cehl ile müdâm mest idüm men
Ârâyiş-i zülf ü hâl ederdüm
Peyveste munı hâyâl ederdüm
Kim sen taleb-i visâl edersen
Nezzâre-i zülf ü hâl edersen
Hâlâ mana rûşen oldı hâlün
Mi‘râc-ı hakîkat-i kemâlün
Men besledüğüm bu zülf ü hâli
Çeşm-i siyeh ü izâr-ı âli
Öz cânum içün değül şeb ü rûz
Nezr-i nazarundur ey dil-efrûz
Tâ eylesen demî nezâre
Teskîn veresen dil-i figâra
Hem sen olasen murâda vâsıl
Hem ola mana sevâb hâsıl
Yohdur çü nezâre meyli sende
N’eyler bu cemâl-i hûb mende
Ten dürcinde dür-i revânum
Genc-i bedenümde nakd-i cânum
Derdüm ola sarf-ı reh-güzârun
Gördükde kılam revân nisârun
Tevfîk-ı visâlün edem idrâk
Endîşe-i hecrden olam pâk
Hâlâ ki müyesser olmaz ol kâm
Olmak ne revâ arada bed-nâm
Nesh-i hat-ı i‘tibâr kıldum
Râh-ı adem ihtiyâr kıldum
Tâ niçe vere gubâr-ı sûret
Âyîne-i zâtuma küdûret
Vakt oldı ki rûşen ola mir’ât
Müstağnî ola sıfâtdan zât
Hûn-âb-ı gam ile doldı gönlüm
Gonca sıfatı dutuldı gönlüm
Vakt oldı bu gonca ola handân
Te’sîr ede feyz-i vasl-ı cânân
Farz oldı ki tayy kılam bisâtum
Kat‘edem özümden ihtilâtum
Setr-i ten edem adem hicâbın
Ruhsâra çekem fenâ nikâbın
Tâ hüsn-i ruhum ki istemez yâr
Olmaya nasîb-i çeşm-i ağyâr
Zîrâ ki nişân-ı hüsn-i kâbil
Oldur k’ana âşık ola mâil
Hüsnümde çü yoh kabûl-i âşık
Noksân ile olmağum ne lâyık
Bu hâle münâsip ol perî-zâd
Fi’l-hâl bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Leylî dilindendür
Ne dilber kim demâdem âşıka arz-ı cemâl etmez
Kalur nâkıs bulup feyz-i nazar kesb-i kemâl etmez
Değül cezb etmeyen uşşâkı ma‘şûk olmağa kâbil
Ne hâsıl hüsn-i sûretden ki cezb-i ehl-i hâl etmez
Gerek ruhsâre-i ma‘şûk mahfî gayr-ı ârifden
Ki ârif olmayan idrâk-i sun‘-i Zülcelâl etmez
Hevâ-yı nefsdür kim hûblar vaslına tâlibdür
Ve ger ne aşk-ı kâmil fark-ı hicrân ü visâl etmez
Olan nakd-i hayâtın âşıkun ma‘şûk sarf eyler
Bu zulmi âh eğer ma‘şûkına âşık helâl etmez
Mecâz ehline hublar cilve-i nâz eylesünler kim
Özin ehl-i hakîkat mübtelâ-yı zülf ü hâl etmez
Fuzûlî âlem-i sûretde ser-gerdân gezer gâfil
Zehi gâfil bu sevdânun ser-encâmın hayâl etmez
Tamâmî-i sühan
Hatm eylemedin sözini ol mâh
Bir nâka-nişîn görindi nâgâh
Nâka eseriyle bir sebük-hîz
Gördi ki gelür nesîm tek tîz
Bildi büt-i gül-ruh u semen-bûy
Kim özi içündür ol tek ü pûy
Bildi ki rakîb-i bed-gümândur
Endûh-i dil ü belâ-yı cândur
Ol mâh-veş olduğında gâlib
Olmış ana sür‘at ile tâlib
Gül-zâra henüz yetmedin hâr
Gül kıldı vedâ‘-ı sahn-ı gül-zâr
Ol hâlete vâkıf olmadan gayr
Depretdi cemâze-i sebük-seyr
Cûyende görüp ol âftâbı
Terk etdi şitâb ü ıztırâbı
Tevfîk-i murâda oldı hoş-dil
Düşdi öne kıldı azm-i menzil
Şehbâzı yetürdi âşiyâna
Tapşurdı nihâli bâğ-bâna
Mecnûn yine kaldı zâr ü mehcûr
Hem-sohbeti mâr ü hem-demi mûr
Ne durmağa tâkat ü karârı
Ne gezmeğe elde ihtiyârı
Bu Mecnûnun mi‘râc-ı fezâilidür ve Beyân-ı mertebe-i hüsn-i hasâilidür
Şâhenşeh-i mülk-i mihnet ü derd
Ya‘nî Mecnûn-ı derd-perverd
Bir pâk idi kim bu arsa-i hâk
Anun kimi görmemişdi bir pâk
Ma‘mûre-i kurb-i Hak makâmı
Ervâha farîza ihtirâmı
Çün nefret-i şerr-i nesl-i Âdem
Kıldı ana vahşeti müsellem
Her vahş donunda bir firişte
Yâr oldı ol âdemî-sirişte
Zâhirde refîki vahş ile tayr
Bâtında melâik ile hem-seyr
Kılmışdı kemâl-i i‘tidâli
Kisvet eleminden anı hâlî
Çekmezdi cihânda ol cihân-gerd
Endîşe-i germ ü gussa-i serd
Bilmişdi cihânun i‘tibârın
Yoh yerine saymış idi varın
Dutmışdı tarîk-i ehl-i tevhîd
Bulmışdı kemâl-i terk ü tecrîd
Olmışdı vücûd-ı pâki bir nûr
Âlâyiş-i ekl ü şürbden dûr
Tahsîl kılup safâ-yı sîret
Görmişdi mecâzdan hakîkat
A‘yâna yoh idi i‘tibârı
Nakkâş idi nakşdan murâdı
Mevzûn idi tab‘-ı nükte-dânı
Her nüktede vâkıf-ı meânî
Âvâzı idi besî mülâyim
Üslûbı dürüst usûli kâim
Tahrîr ile her çekende âvâz
Kuşlara dutardı râh-ı pervâz
Gâhî gazel ü gehî kasîde
İnşâ kılup ol sitem-resîde
Sûz ile ohurdı gâh ü bî-gâh
Bir niçe azîz anunla hem-râh
Yazarlar idi tamâm şi‘rin
Ohurlar idi müdâm şi‘rin
Âlemlere ol garîb ü mehcûr
Ekser bu sebebden oldı meşhûr
Âvâzı vü zihni vü cemâli
Kılmışdı mukayyed ehl-i hâli
Kim olsa bu üç kemâle kâbil
Demek olur ana zât-ı kâmil
Peyveste kılup kemâlin izhâr
Bu beytleri kılurdı tekrâr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Biz cihân ma‘mûresin ma‘nîde vîrân bilmişüz
Âfiyet gencin bu vîrân içre pinhân bilmişüz
Ger özin dânâ bilür taklîd ile sûret-perest
Âlem-i tahkîkde biz anı nâ-dân bilmüşüz
Bî-haberler şerbet-i râhat bilürler bâdeni
Biz hakîm-i vaktüz anı tökmişüz kan bilmişüz
Bilmüşüz kim mülk-i âlem kimseye kılmaz vefâ
Ol zamandan kim anı mülk-i Süleyman bilmişüz
Ayru bilmişsen Fuzûlî mescidi meyhâneden
Sehv imiş ol kim seni biz ehl-i irfân bilmişüz
Bu Leylînün bahâr-ı ömrine hazân erdüğidür ve Gül-bün-i hayâtına sarsar-ı noksân yetdüğidür
Sâkî göze geldi neş’e-i mey
Bir niçe kadeh yürüt peyâpey
Azm-i tarab etdük ihtimâm et
Zevkin tarab ehlinün tamâm et
Bezm ehline câm-ı lâle-gûn dut
Ammâ mana cümleden füzûn dut
Zîrâ ki henûz nîm-mestem
Gam silsilesine pây-bestem
Hoşdur tarab ehlinün bu bezmi
Dağılmağa olmasaydı azmi
Hoşdur ferah ehlinün bisâtı
Olsaydı sebât-ı inbisâtı
Târîh-nüvîs-i hâl-i eyyâm
Bu kıssaya beyle verdi itmâm
Kim vasldan olmayup tesellî
Mecnûndan olanda dûr Leylî
Kesmişdi teallukın cihândan
Kat‘-ı nazar eylemişdi cândan
Bir fasl ki dest-i gâret-i dey
Gül-zâr bisâtın eyledi tayy
Mâtem-kede oldı arsa-i bâğ
Mâtemde sürûd nâle-i zâğ
Leylâ kimi oldı lâle mestûr
Mecnûn kimi şâh-ı ergavân ‘ûr
Renc-i yerekandan oldı eşcâr
Lerzân ü zaîf ü zerd-ruhsâr
Söndi gül ü lâlenün çerâğı
Sarsar yeli zulmet etdi bâğı
Gül bîm-i taarruz-ı havâdan
Lâle sitem-i dem-i sabâdan
Rahtını yaşurdı bağlarda
La‘lini itürdi dağlarda
Bir mâr misâli oldı her nehr
Her nehrde su mesâbe-i zehr
Yel âb-ı hayâtı âteş oldı
Âteş yel içinde dil-keş oldı
Gökden yere yetdüğinde bârân
Her katra olup misâl-i peykân
Gûyâ ki yetürdi bâğa bî-dâd
Kim şu‘bede-i taharrük-i bâd
Bir sihr ile âbı âhen etdi
Andan ten-i bâğa cevşen etdi
Bir gün bu havâda Leylî-i zâr
Gam def‘ine etdi meyl-i gül-zâr
Gördi gül ü lâleden eser yoh
Envâ‘-ı şecerde berg ü ber yoh
Sahn-ı çemenün safâsı getmiş
Noksân-ı safâ kemâle yetmiş
Ne sebze teninde tâb kalmış
Ne berg yüzinde âb kalmış
Mâtemkede gördi bûstânı
Rikkat odına dutuşdı cânı
Sûz-ı ciğer ile yana yana
Şerh etdi gamını bûstâna
K’ey bâğ nedür bu âh-ı serdün
Men hasteye zâhir eyle derdün
Men dahi senün kimi nizârem
Bir gülden ırağ zerd ü zârem
Ne devlet-i kurbine kabûlüm
Ne ravza-i kûyşına vusûlüm
Sen gerçi hazânasen giriftâr
Elbette bahâra yetmeğün var
Ümmîd-i visâl mende yohdur
Senden gam ü gussa mende çohdur
Arturdı gam ağladukça derdin
Giryân göğe dutdı rûy-ı zerdin
Bu Leylînün anasına vasiyyet etdüğidür ve Dûst yâdiyle dünyâdan getdüğidür
Ma‘bûdına arza kıldı râzın
Bildürdi gönüldeki niyâzın
K’ey hâkim-i arsa-i kıyâmet
Sultân-ı serîr-i istidâmet
Nevmîdliğ âteşine yandum
Bi’llâh bu vücûddan usandum
Çün dûst yanında nâ-kabûlem
Bi’llâh bu hayatdan melûlem
Men şem‘-i şeb-i firâk-ı yârem
Sûzân ü siyâh-rûzgârem
Yandurdı meni cefâ-yı âlem
Dinlemezem ölmeyince bir dem
Derdüm ki vücûdum olsa bâkî
Şâyed düşe vasl ittifâkı
Pertev bırahanda âftâbum
Bildüm ki vücûd imiş hicâbum
Yâ Rab meni et fenâya mülhak
Kim râh-ı fenâ imiş reh-i Hak
Pâk idi duası etdi te’sîr
Fi’l-hâl mizâcı buldı tağyîr
Te’sîr-i havâ-yı nâ-münâsib
Terkîbine za‘f kıldı gâlip
Geldükçe ziyâde oldı derdi
Teb-lerze ferâgatin giderdi
Mahv oldı teb içre ol perî-veş
Bir şem‘ kimi ki göre âteş
Eksildi arakda hüsni tâbı
Bir gül kimi kim geder gül-âbı
Za‘f-ı teni ol makâma yetdi
Kim bister içinde cismi itdi
Bisterde taleb kılan nişânın
Görmezdi vücûd-ı nâ-tüvânın
Ref‘ oldı nişâne-i selâmet
Mevtine görindi min alâmet
Azm eyledi olmağa müsâfir
Rihlet eseri çü oldı zâhir
Ref‘ etdi hicâb-ı ihtirâzın
Fâş etdi anaya gizlü râzın
K’ey derd-i dilüm devâsı ane
Şem‘-i emelüm ziyâsı ane
Gam gizlemek ile câna yetdüm
Tâ mümkin idi tahammül etdüm
Hâlâ ki mukarrer oldı getmek
Farz oldı bu sırrı zâhir etmek
Olsun sana ey zaîfe rûşen
Kim tîğ-i hevâ helâkiyem men
Cismümde yoh özge derd tâbı
İllâ gam-ı aşk ıztırâbı
Men âşık-ı zâr ü bî-nevâyem
Bir mâh-likâya mübtelâyem
Sevdâsı ile yoh oldı varum
Geçdi hevesiyle rûzgârum
Çoh ârzû eyledüm cemâlin
Bir gün görebilmedüm visâlin
Hâlâ gederek gönülde sûzı
Elden ne gelür bu idi rûzî
Ancak değülem men-i perişân
Ol yâr gamında zâr ü giryân
Ol hem men-i zâra mübtelâdur
Ser-geşte-i vâdî-i belâdur
Mendendür anun cünûnı efzûn
Kays iken olupdur adı Mecnûn
Dâim geçürür gamumda eyyâm
Bir gün ana hâsıl olmayup kâm
Rüsvâ-yı zemâne oldı menden
Âfâka fesâne oldı menden
Bîhûde değül figân ü âhı
Yahmaz mı meni anun günâhı
Men kim gederem bu hâk-dândan
Derdüm bu ki şerm-sârem andan
Ey mûnis-i rûzgârum ane
Gam-hârum ü gam-güsârum ane
Men dâr-ı bekâya azm edende
Dünyâya vedâ edüp gedende
Mensüz çeküp âhlar figânlar
Sahrâlara düşdüğün zamanlar
Düşse yolun ol olan diyâra
Arz-ı gamum eyle ol figâra
Zinhâr ana olanda vâsıl
Hoş kimsedür andan olma gafil
Düş ayağına rızâsın iste
Men mücrim içün duâsın iste
Arz eyle ki ey vefâlu dildâr
Cân verdi yolunda Leylî-i zâr
Aşkunda yerine yetdi lâfı
Da‘vâsınun olmadı hilâfı
Söyle men-i zâr ü mübtelâdan
K’ey aşkda lâf eden belâdan
Halvet-geh-i ünse mahrem oldum
Âzâde vü şâd ü hurrem oldum
Sen hem gelegör teallül etme
Men muntazırem tegâfül etme
Ger sâdık isen bu yolda sen hem
Sabr eyleme eyle terk-i âlem
Gel kâm-ı dil ile olalum yâr
Bir yerde ki yohdur anda ağyâr
Dâim olalum bir evde hem-râz
Kim çıhmaya daşra andan âvâz
Hoş menzil-i emne bulmışem râh
Bî-ta‘ne-i dûst ü cevr-i bed-hâh
Menden seni eylemek haber-dâr
Bismillâh eğer irâdetün var
Çün kıldı vasiyyetini âhir
Azm-i sefer etdi ol müsâfir
Yâd eyledi yâr-ı mihr-bânın
Vasl ârzûsiyle verdi cânın
Üslûbı dürüst usûli kâim
Tahrîr ile her çekende âvâz
Kuşlara dutardı râh-ı pervâz
Gâhî gazel ü gehî kasîde
İnşâ kılup ol sitem-resîde
Sûz ile ohurdı gâh ü bî-gâh
Bir niçe azîz anunla hem-râh
Yazarlar idi tamâm şi‘rin
Ohurlar idi müdâm şi‘rin
Âlemlere ol garîb ü mehcûr
Ekser bu sebebden oldı meşhûr
Âvâzı vü zihni vü cemâli
Kılmışdı mukayyed ehl-i hâli
Kim olsa bu üç kemâle kâbil
Demek olur ana zât-ı kâmil
Peyveste kılup kemâlin izhâr
Bu beytleri kılurdı tekrâr
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Biz cihân ma‘mûresin ma‘nîde vîrân bilmişüz
Âfiyet gencin bu vîrân içre pinhân bilmişüz
Ger özin dânâ bilür taklîd ile sûret-perest
Âlem-i tahkîkde biz anı nâ-dân bilmüşüz
Bî-haberler şerbet-i râhat bilürler bâdeni
Biz hakîm-i vaktüz anı tökmişüz kan bilmişüz
Bilmüşüz kim mülk-i âlem kimseye kılmaz vefâ
Ol zamandan kim anı mülk-i Süleyman bilmişüz
Ayru bilmişsen Fuzûlî mescidi meyhâneden
Sehv imiş ol kim seni biz ehl-i irfân bilmişüz
Bu Leylînün bahâr-ı ömrine hazân erdüğidür ve Gül-bün-i hayâtına sarsar-ı noksân yetdüğidür
Sâkî göze geldi neş’e-i mey
Bir niçe kadeh yürüt peyâpey
Azm-i tarab etdük ihtimâm et
Zevkin tarab ehlinün tamâm et
Bezm ehline câm-ı lâle-gûn dut
Ammâ mana cümleden füzûn dut
Zîrâ ki henûz nîm-mestem
Gam silsilesine pây-bestem
Hoşdur tarab ehlinün bu bezmi
Dağılmağa olmasaydı azmi
Hoşdur ferah ehlinün bisâtı
Olsaydı sebât-ı inbisâtı
Târîh-nüvîs-i hâl-i eyyâm
Bu kıssaya beyle verdi itmâm
Kim vasldan olmayup tesellî
Mecnûndan olanda dûr Leylî
Kesmişdi teallukın cihândan
Kat‘-ı nazar eylemişdi cândan
Bir fasl ki dest-i gâret-i dey
Gül-zâr bisâtın eyledi tayy
Mâtem-kede oldı arsa-i bâğ
Mâtemde sürûd nâle-i zâğ
Leylâ kimi oldı lâle mestûr
Mecnûn kimi şâh-ı ergavân ‘ûr
Renc-i yerekandan oldı eşcâr
Lerzân ü zaîf ü zerd-ruhsâr
Söndi gül ü lâlenün çerâğı
Sarsar yeli zulmet etdi bâğı
Gül bîm-i taarruz-ı havâdan
Lâle sitem-i dem-i sabâdan
Rahtını yaşurdı bağlarda
La‘lini itürdi dağlarda
Bir mâr misâli oldı her nehr
Her nehrde su mesâbe-i zehr
Yel âb-ı hayâtı âteş oldı
Âteş yel içinde dil-keş oldı
Gökden yere yetdüğinde bârân
Her katra olup misâl-i peykân
Gûyâ ki yetürdi bâğa bî-dâd
Kim şu‘bede-i taharrük-i bâd
Bir sihr ile âbı âhen etdi
Andan ten-i bâğa cevşen etdi
Bir gün bu havâda Leylî-i zâr
Gam def‘ine etdi meyl-i gül-zâr
Gördi gül ü lâleden eser yoh
Envâ‘-ı şecerde berg ü ber yoh
Sahn-ı çemenün safâsı getmiş
Noksân-ı safâ kemâle yetmiş
Ne sebze teninde tâb kalmış
Ne berg yüzinde âb kalmış
Mâtemkede gördi bûstânı
Rikkat odına dutuşdı cânı
Sûz-ı ciğer ile yana yana
Şerh etdi gamını bûstâna
K’ey bâğ nedür bu âh-ı serdün
Men hasteye zâhir eyle derdün
Men dahi senün kimi nizârem
Bir gülden ırağ zerd ü zârem
Ne devlet-i kurbine kabûlüm
Ne ravza-i kûyşına vusûlüm
Sen gerçi hazânasen giriftâr
Elbette bahâra yetmeğün var
Ümmîd-i visâl mende yohdur
Senden gam ü gussa mende çohdur
Arturdı gam ağladukça derdin
Giryân göğe dutdı rûy-ı zerdin
Bu Leylînün anasına vasiyyet etdüğidür ve Dûst yâdiyle dünyâdan getdüğidür
Ma‘bûdına arza kıldı râzın
Bildürdi gönüldeki niyâzın
K’ey hâkim-i arsa-i kıyâmet
Sultân-ı serîr-i istidâmet
Nevmîdliğ âteşine yandum
Bi’llâh bu vücûddan usandum
Çün dûst yanında nâ-kabûlem
Bi’llâh bu hayatdan melûlem
Men şem‘-i şeb-i firâk-ı yârem
Sûzân ü siyâh-rûzgârem
Yandurdı meni cefâ-yı âlem
Dinlemezem ölmeyince bir dem
Derdüm ki vücûdum olsa bâkî
Şâyed düşe vasl ittifâkı
Pertev bırahanda âftâbum
Bildüm ki vücûd imiş hicâbum
Yâ Rab meni et fenâya mülhak
Kim râh-ı fenâ imiş reh-i Hak
Pâk idi duası etdi te’sîr
Fi’l-hâl mizâcı buldı tağyîr
Te’sîr-i havâ-yı nâ-münâsib
Terkîbine za‘f kıldı gâlip
Geldükçe ziyâde oldı derdi
Teb-lerze ferâgatin giderdi
Mahv oldı teb içre ol perî-veş
Bir şem‘ kimi ki göre âteş
Eksildi arakda hüsni tâbı
Bir gül kimi kim geder gül-âbı
Za‘f-ı teni ol makâma yetdi
Kim bister içinde cismi itdi
Bisterde taleb kılan nişânın
Görmezdi vücûd-ı nâ-tüvânın
Ref‘ oldı nişâne-i selâmet
Mevtine görindi min alâmet
Azm eyledi olmağa müsâfir
Rihlet eseri çü oldı zâhir
Ref‘ etdi hicâb-ı ihtirâzın
Fâş etdi anaya gizlü râzın
K’ey derd-i dilüm devâsı ane
Şem‘-i emelüm ziyâsı ane
Gam gizlemek ile câna yetdüm
Tâ mümkin idi tahammül etdüm
Hâlâ ki mukarrer oldı getmek
Farz oldı bu sırrı zâhir etmek
Olsun sana ey zaîfe rûşen
Kim tîğ-i hevâ helâkiyem men
Cismümde yoh özge derd tâbı
İllâ gam-ı aşk ıztırâbı
Men âşık-ı zâr ü bî-nevâyem
Bir mâh-likâya mübtelâyem
Sevdâsı ile yoh oldı varum
Geçdi hevesiyle rûzgârum
Çoh ârzû eyledüm cemâlin
Bir gün görebilmedüm visâlin
Hâlâ gederek gönülde sûzı
Elden ne gelür bu idi rûzî
Ancak değülem men-i perişân
Ol yâr gamında zâr ü giryân
Ol hem men-i zâra mübtelâdur
Ser-geşte-i vâdî-i belâdur
Mendendür anun cünûnı efzûn
Kays iken olupdur adı Mecnûn
Dâim geçürür gamumda eyyâm
Bir gün ana hâsıl olmayup kâm
Rüsvâ-yı zemâne oldı menden
Âfâka fesâne oldı menden
Bîhûde değül figân ü âhı
Yahmaz mı meni anun günâhı
Men kim gederem bu hâk-dândan
Derdüm bu ki şerm-sârem andan
Ey mûnis-i rûzgârum ane
Gam-hârum ü gam-güsârum ane
Men dâr-ı bekâya azm edende
Dünyâya vedâ edüp gedende
Mensüz çeküp âhlar figânlar
Sahrâlara düşdüğün zamanlar
Düşse yolun ol olan diyâra
Arz-ı gamum eyle ol figâra
Zinhâr ana olanda vâsıl
Hoş kimsedür andan olma gafil
Düş ayağına rızâsın iste
Men mücrim içün duâsın iste
Arz eyle ki ey vefâlu dildâr
Cân verdi yolunda Leylî-i zâr
Aşkunda yerine yetdi lâfı
Da‘vâsınun olmadı hilâfı
Söyle men-i zâr ü mübtelâdan
K’ey aşkda lâf eden belâdan
Halvet-geh-i ünse mahrem oldum
Âzâde vü şâd ü hurrem oldum
Sen hem gelegör teallül etme
Men muntazırem tegâfül etme
Ger sâdık isen bu yolda sen hem
Sabr eyleme eyle terk-i âlem
Gel kâm-ı dil ile olalum yâr
Bir yerde ki yohdur anda ağyâr
Dâim olalum bir evde hem-râz
Kim çıhmaya daşra andan âvâz
Hoş menzil-i emne bulmışem râh
Bî-ta‘ne-i dûst ü cevr-i bed-hâh
Menden seni eylemek haber-dâr
Bismillâh eğer irâdetün var
Çün kıldı vasiyyetini âhir
Azm-i sefer etdi ol müsâfir
Yâd eyledi yâr-ı mihr-bânın
Vasl ârzûsiyle verdi cânın
Kimdür ki cihânda fânî olmaz
Devr-i feleğün amânı olmaz
Dünyâ yedi başlu ejdehâdur
Endîşe-i ülfeti hatâdur
Her lutfınadur defîne min kahr
Her şehdinedür karîne min zehr
Devrân üzerindedür zemâne
Elbette gelen geder cihâna
Erbâb-ı zemâneye verüp pend
Bu şi‘ri ne hoş demiş hıred-mend
Gazel
Bu âlem kim gönül kaydın çekersen mihnet ü gamdur
Fenâ ser-menzilin seyr eyle kim bir hoşça âlemdür
Anup tenhâlığı kabr içre nefret kılma ölmekden
Tarîk-i üns dut kim her avuç toprak bir âdemdür
Değül muhkem cihân mülkinde her bünyâd kim kılsan
Fenâ mülkinde dut menzil kim ol bünyâd muhkemdür
Ecel âlâyiş-i havf ü hatâdan kurtarur nefsi
Bu cevher kîmyâ-yı devlete iksîr-i a‘zamdur
Kemâl–i aşk-ı insan mevt ilendür râh-ı hikmetde
Belî mücrâ kılan hükmün misâlin nakş-ı hâtemdür
Bahâr eyyâmı girsen lâle-zâra hâkün cezasın
Muhakkar görme kim her zerre bir câm ile bir Cemdür
Esîr-i nefsdür ehl-i cihân bilmez fenâ kadrin
Fuzûlî terk tevfîki sana ancak müsellemdür
Tamâmî-i sühan
Leylî gül-i gülşen-i letâfet
Çün gördi hazân yeliyle âfet
Pâ-mâl-i hazân olup bahârı
Encâma yetişdi rûzgârı
Bî-çâre anası açdı başın
Başından aşurdı kanlu yaşın
Kâfûrını tökdi zağferâna
Sûz-ı dil ile gelüp figâna
Ahıtdı gözinden eşk-i gül-gûn
Söylerdi ki ey garîb-i mahzûn
Sensüz n’ederem hayâtı bâkî
Min-ba‘d men ölmek iştiyâkı
Çoh ağlayup etdi âh ü nâle
Ağlar kim olursa beyle hâle
El-kıssa dutup tarîk-i mâtem
Ol vâkıaya yığıldı âlem
Ahyâ-ı Arabda kopdı şîven
Yanmışlara evler oldı külhan
Ta‘zîm ile dutdılar azâsın
Kabrin düzüp urdılar binâsın
Ten oldı mukîm-i arsa-i hâk
Rûh oldı karîn-i evc-i eflâk
Şevk ehline kurb hâsıl oldı
Deryâsına katra vâsıl oldı
Bu Mecnûnun Leylî vefâtından haber eşitdüğidür ve Hasretle dünyâdan getdüğidür
Mihnet çemeninde gül derenler
Âlemde yaman haber verenler
Gam nüshasın eyleyende tahrîr
Vermişler ana bu nev‘ teşhîr
Kim Zeyd-i sitem-resîde-i zâr
Ol vâkıadan olup haberdâr
Fi’l-hâl kılup azîmet-i râh
Mecnûn-ı hazîni etdi âgâh
K’ey şîfte-i şikeste-tâli‘
Efsûs ki sa‘yün oldı zâyi‘
İdbâr tılısmun etdi bâtıl
Bu meşgaleden dahi ne hâsıl
Bâzâr bozıldı yığ bisâtun
Bu silsileden kes irtibâtun
Leylî sana verdi zindegânî
Sen ol bâkî ol oldı fânî
Sen sadkası olduğun perî-veş
Oldı sana sadka ey belâ-keş
Azm-i reh-i cennet etdi ol hûr
Firdevs makâmın etdi ma‘mûr
Mecnûn ki haberden oldı âgâh
Sûz-ı ciger ile çekdi bir âh
Kim gulgulesin hem ol zamanda
Cânânı eşitdi ol cihânda
Az kaldı ki nâlesiyle dildâr
Ol hâb-ı ecelden ola bîdâr
Bir lahza bülend olup hurûşı
Düşdi yere getdi akl ü hûşı
Çün geldi özine çekdi nâle
Yağdurdı hazânı üzre jâle
Ta‘ne sözin etdi Zeyde bünyâd
K’ey sâkî-i bezm-i zulm ü bî-dâd
N’etdüm sana kasd-ı cânum etdün
Kasd-ı dil-i nâ-tüvânum etdün
Kıydun men-i zâr ü nâ-tüvâna
Urdun sitem âteşini câna
Zehr idi meğer bu verdüğün câm
Kim merg peyâmın etdi i‘lâm
Bir mûr-çeye nedür bu kîne
Fûlâda dözer mi âb-gîne
Te’sîr-i setemden ictinâb et
Bârî bu günâha bir sevâb et
İlet meni yâr olan diyâra
Şem‘ eyle meni mezâr-ı yâra
Düşdi yola oldı Zeyde hem-râh
Bir hâl ile kim neûzü bi'llâh
Çün gördi mezâr-ı gül-izârın
Düşdi vü kucakladı mezârın
Göğsini kılıp lahid kimi çâk
Merkad kimi saçdı başına hâk
Kabr üzre ahıtdı kanlu yaşın
La‘l eyledi yaşı kabri daşın
Yer yüzin edüp sirişk memlû
Geçdi yere ol sirişkden su
Oldı dür-i eşk-i bî-karârı
Kabr içre nigârınun nisârı
Göz yaşını eyledi muhâtab
K’ey tîre şeb-i firâka kevkeb
Çıhmak sana oldı şimdi vâcib
Kim oldı ol âftâb gâib
Bir burcı makâm dutmış ol mâh
Kim olmaz ana nesîm hem-râh
Sen durma eğer mürüvvetün var
Gir toprağa anı iste zinhâr
Gör handadur ol dür-i yegâne
N’etmiş ana âfet-i zemâne
Pâ-bûsın edüp yetür niyâzum
Bildür bu tazarru‘ ile râzum
Ke’y şem‘ nedür bu ictinâbun
Men bahtı siyâhdan hicâbun
Câm-ı mey-i gam dutanda âlem
Sen içmiş idün bu câmı men hem
Mest etdi meğer seni bu bâde
Kim bezmde durmadun ziyâde
Bir nâdire şem‘ idün şeb-efrûz
Düşdi sana zevk-i aşkdan sûz
Bir niçe zaman eğerçi yandun
Sûz-ı dile durmadun usandun
Bî-dârlığa getürmedün tâb
Şehlâ gözün oldı mâil-i hâb
Hem-râhum idün bu yolda ey mâh
Hem-râhı koyup geder mi hem-râh
Eflâke tefâhur eyle ey hâk
Kim oldı defînün ol dür-i pâk
Zülfine muârız olma ey mâr
Kim anda mukîmdür dil-i zâr
Hâline taarruz etme ey mûr
Kim bağludur anda cân-ı mehcûr
Ey ömr gel imdi başa sen hem
Kim çeşmüme tîre oldı âlem
Âlem hoş idi ki var idi yâr
Çün yâr yoh olmasun ne kim var
Ey cân ten-i hasteye vedâ‘ et
Bir haste ile yeter nizâ‘ et
Müştâkunem ey ecel kerem kıl
Def‘-i elem eyle ref‘-i gam kıl
Kurtar meni ıztırâb-ı gamdan
Ver müjde vücûduma ademden
Âyînemi eyle jengden pâk
Kıl perde-i i‘tibârumı çâk
Ref‘ et ne ise arada hâil
Eyle meni ol nigâra vâsıl
Teklîf-i visâl eder mana yâr
Bir yerde ki yohdur anda ağyâr
Men getmemek eylesem hatâdur
Senden mana bir meded revâdur
Bi'llah mededümde kılma ihmâl
Kim bahtuma yüz verüpdür ikbâl
Yâ Rab mana cism ü cân gerekmez
Cânânumsuz cihân gerekmez
Min-ba‘d zelîl ü hâr kılma
Ser-geşte-i rûzgâr kılma
Efganda iken gedüp karârı
Oldı bu gazel dilinde cârî
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Yandı cânum hecr ile vasl-ı ruh-ı yâr isterem
Derd-mend-i firkatem dermân-ı dîdâr isterem
Bülbül-i zârem değül bîhûde feryâd etdüğüm
Kalmışem nâlân kafes kaydinde gül-zâr isterem
Dehr bâzârında kâsiddür metâ‘-ı himmetüm
Bu metâ‘ı satmağa bir özge bâzâr isterem
Fânî olmak isterem ya‘nî belâ-yı dehrden
Râhat-ı cism-i zaîf ü cân-ı efgâr isterem
N’ola ger kılsam şeb-i hicrân temennâ-yı ecel
N’eyleyem çohdur gamum def‘ine gam-hâr isterem
Çün bekâ bezmindedür dildâr men hem durmazem
Bu fenâ deyrinde bezm-i vasl-ı dildâr isterem
Ey Fuzulî istemez kimse rızasıyle fenâ
Men ki mundan özge bilmen çâre nâçâr isterem
Tamâmî-i sühan
Çün râz-ı derûnın etdi takrîr
Re’yine muvâfık oldı takdîr
İmdâd kılup inâyet-i Hak
Kıldı anı maksadına mülhak
Gül derdi hadîka-i emelden
Mey içdi surâhî-i ecelden
Kabrini kucakladı nigârun
Cân sadkası etdi ol mezârun
Leylî dedi verdi cân-ı şîrîn
Ol âşık-ı bî-karâr ü miskîn
İnsâf hemîn ola mahabbet
Bu dâiredür makâm-ı hayret
Gûyâ ki elinde idi cânı
Dâim gözedürdi ol zamânı
Çün devr ile yetdi ol zemâne
Andan bir icâzet oldı câna
Her niçe ki var idi nigârı
Âlemde idi anun karârı
Çün kıldı nigârı terk-i âlem
Bu âlemi terk kıldı ol hem
Çün gördi bu hâli Zeyd-i gam-nâk
Efgân kılup etdi yahasın çâk
Feryâd ile kıldı nevha bünyâd
Evc-i feleğe yetürdi feryâd
Devr-i feleğün amânı olmaz
Dünyâ yedi başlu ejdehâdur
Endîşe-i ülfeti hatâdur
Her lutfınadur defîne min kahr
Her şehdinedür karîne min zehr
Devrân üzerindedür zemâne
Elbette gelen geder cihâna
Erbâb-ı zemâneye verüp pend
Bu şi‘ri ne hoş demiş hıred-mend
Gazel
Bu âlem kim gönül kaydın çekersen mihnet ü gamdur
Fenâ ser-menzilin seyr eyle kim bir hoşça âlemdür
Anup tenhâlığı kabr içre nefret kılma ölmekden
Tarîk-i üns dut kim her avuç toprak bir âdemdür
Değül muhkem cihân mülkinde her bünyâd kim kılsan
Fenâ mülkinde dut menzil kim ol bünyâd muhkemdür
Ecel âlâyiş-i havf ü hatâdan kurtarur nefsi
Bu cevher kîmyâ-yı devlete iksîr-i a‘zamdur
Kemâl–i aşk-ı insan mevt ilendür râh-ı hikmetde
Belî mücrâ kılan hükmün misâlin nakş-ı hâtemdür
Bahâr eyyâmı girsen lâle-zâra hâkün cezasın
Muhakkar görme kim her zerre bir câm ile bir Cemdür
Esîr-i nefsdür ehl-i cihân bilmez fenâ kadrin
Fuzûlî terk tevfîki sana ancak müsellemdür
Tamâmî-i sühan
Leylî gül-i gülşen-i letâfet
Çün gördi hazân yeliyle âfet
Pâ-mâl-i hazân olup bahârı
Encâma yetişdi rûzgârı
Bî-çâre anası açdı başın
Başından aşurdı kanlu yaşın
Kâfûrını tökdi zağferâna
Sûz-ı dil ile gelüp figâna
Ahıtdı gözinden eşk-i gül-gûn
Söylerdi ki ey garîb-i mahzûn
Sensüz n’ederem hayâtı bâkî
Min-ba‘d men ölmek iştiyâkı
Çoh ağlayup etdi âh ü nâle
Ağlar kim olursa beyle hâle
El-kıssa dutup tarîk-i mâtem
Ol vâkıaya yığıldı âlem
Ahyâ-ı Arabda kopdı şîven
Yanmışlara evler oldı külhan
Ta‘zîm ile dutdılar azâsın
Kabrin düzüp urdılar binâsın
Ten oldı mukîm-i arsa-i hâk
Rûh oldı karîn-i evc-i eflâk
Şevk ehline kurb hâsıl oldı
Deryâsına katra vâsıl oldı
Bu Mecnûnun Leylî vefâtından haber eşitdüğidür ve Hasretle dünyâdan getdüğidür
Mihnet çemeninde gül derenler
Âlemde yaman haber verenler
Gam nüshasın eyleyende tahrîr
Vermişler ana bu nev‘ teşhîr
Kim Zeyd-i sitem-resîde-i zâr
Ol vâkıadan olup haberdâr
Fi’l-hâl kılup azîmet-i râh
Mecnûn-ı hazîni etdi âgâh
K’ey şîfte-i şikeste-tâli‘
Efsûs ki sa‘yün oldı zâyi‘
İdbâr tılısmun etdi bâtıl
Bu meşgaleden dahi ne hâsıl
Bâzâr bozıldı yığ bisâtun
Bu silsileden kes irtibâtun
Leylî sana verdi zindegânî
Sen ol bâkî ol oldı fânî
Sen sadkası olduğun perî-veş
Oldı sana sadka ey belâ-keş
Azm-i reh-i cennet etdi ol hûr
Firdevs makâmın etdi ma‘mûr
Mecnûn ki haberden oldı âgâh
Sûz-ı ciger ile çekdi bir âh
Kim gulgulesin hem ol zamanda
Cânânı eşitdi ol cihânda
Az kaldı ki nâlesiyle dildâr
Ol hâb-ı ecelden ola bîdâr
Bir lahza bülend olup hurûşı
Düşdi yere getdi akl ü hûşı
Çün geldi özine çekdi nâle
Yağdurdı hazânı üzre jâle
Ta‘ne sözin etdi Zeyde bünyâd
K’ey sâkî-i bezm-i zulm ü bî-dâd
N’etdüm sana kasd-ı cânum etdün
Kasd-ı dil-i nâ-tüvânum etdün
Kıydun men-i zâr ü nâ-tüvâna
Urdun sitem âteşini câna
Zehr idi meğer bu verdüğün câm
Kim merg peyâmın etdi i‘lâm
Bir mûr-çeye nedür bu kîne
Fûlâda dözer mi âb-gîne
Te’sîr-i setemden ictinâb et
Bârî bu günâha bir sevâb et
İlet meni yâr olan diyâra
Şem‘ eyle meni mezâr-ı yâra
Düşdi yola oldı Zeyde hem-râh
Bir hâl ile kim neûzü bi'llâh
Çün gördi mezâr-ı gül-izârın
Düşdi vü kucakladı mezârın
Göğsini kılıp lahid kimi çâk
Merkad kimi saçdı başına hâk
Kabr üzre ahıtdı kanlu yaşın
La‘l eyledi yaşı kabri daşın
Yer yüzin edüp sirişk memlû
Geçdi yere ol sirişkden su
Oldı dür-i eşk-i bî-karârı
Kabr içre nigârınun nisârı
Göz yaşını eyledi muhâtab
K’ey tîre şeb-i firâka kevkeb
Çıhmak sana oldı şimdi vâcib
Kim oldı ol âftâb gâib
Bir burcı makâm dutmış ol mâh
Kim olmaz ana nesîm hem-râh
Sen durma eğer mürüvvetün var
Gir toprağa anı iste zinhâr
Gör handadur ol dür-i yegâne
N’etmiş ana âfet-i zemâne
Pâ-bûsın edüp yetür niyâzum
Bildür bu tazarru‘ ile râzum
Ke’y şem‘ nedür bu ictinâbun
Men bahtı siyâhdan hicâbun
Câm-ı mey-i gam dutanda âlem
Sen içmiş idün bu câmı men hem
Mest etdi meğer seni bu bâde
Kim bezmde durmadun ziyâde
Bir nâdire şem‘ idün şeb-efrûz
Düşdi sana zevk-i aşkdan sûz
Bir niçe zaman eğerçi yandun
Sûz-ı dile durmadun usandun
Bî-dârlığa getürmedün tâb
Şehlâ gözün oldı mâil-i hâb
Hem-râhum idün bu yolda ey mâh
Hem-râhı koyup geder mi hem-râh
Eflâke tefâhur eyle ey hâk
Kim oldı defînün ol dür-i pâk
Zülfine muârız olma ey mâr
Kim anda mukîmdür dil-i zâr
Hâline taarruz etme ey mûr
Kim bağludur anda cân-ı mehcûr
Ey ömr gel imdi başa sen hem
Kim çeşmüme tîre oldı âlem
Âlem hoş idi ki var idi yâr
Çün yâr yoh olmasun ne kim var
Ey cân ten-i hasteye vedâ‘ et
Bir haste ile yeter nizâ‘ et
Müştâkunem ey ecel kerem kıl
Def‘-i elem eyle ref‘-i gam kıl
Kurtar meni ıztırâb-ı gamdan
Ver müjde vücûduma ademden
Âyînemi eyle jengden pâk
Kıl perde-i i‘tibârumı çâk
Ref‘ et ne ise arada hâil
Eyle meni ol nigâra vâsıl
Teklîf-i visâl eder mana yâr
Bir yerde ki yohdur anda ağyâr
Men getmemek eylesem hatâdur
Senden mana bir meded revâdur
Bi'llah mededümde kılma ihmâl
Kim bahtuma yüz verüpdür ikbâl
Yâ Rab mana cism ü cân gerekmez
Cânânumsuz cihân gerekmez
Min-ba‘d zelîl ü hâr kılma
Ser-geşte-i rûzgâr kılma
Efganda iken gedüp karârı
Oldı bu gazel dilinde cârî
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Yandı cânum hecr ile vasl-ı ruh-ı yâr isterem
Derd-mend-i firkatem dermân-ı dîdâr isterem
Bülbül-i zârem değül bîhûde feryâd etdüğüm
Kalmışem nâlân kafes kaydinde gül-zâr isterem
Dehr bâzârında kâsiddür metâ‘-ı himmetüm
Bu metâ‘ı satmağa bir özge bâzâr isterem
Fânî olmak isterem ya‘nî belâ-yı dehrden
Râhat-ı cism-i zaîf ü cân-ı efgâr isterem
N’ola ger kılsam şeb-i hicrân temennâ-yı ecel
N’eyleyem çohdur gamum def‘ine gam-hâr isterem
Çün bekâ bezmindedür dildâr men hem durmazem
Bu fenâ deyrinde bezm-i vasl-ı dildâr isterem
Ey Fuzulî istemez kimse rızasıyle fenâ
Men ki mundan özge bilmen çâre nâçâr isterem
Tamâmî-i sühan
Çün râz-ı derûnın etdi takrîr
Re’yine muvâfık oldı takdîr
İmdâd kılup inâyet-i Hak
Kıldı anı maksadına mülhak
Gül derdi hadîka-i emelden
Mey içdi surâhî-i ecelden
Kabrini kucakladı nigârun
Cân sadkası etdi ol mezârun
Leylî dedi verdi cân-ı şîrîn
Ol âşık-ı bî-karâr ü miskîn
İnsâf hemîn ola mahabbet
Bu dâiredür makâm-ı hayret
Gûyâ ki elinde idi cânı
Dâim gözedürdi ol zamânı
Çün devr ile yetdi ol zemâne
Andan bir icâzet oldı câna
Her niçe ki var idi nigârı
Âlemde idi anun karârı
Çün kıldı nigârı terk-i âlem
Bu âlemi terk kıldı ol hem
Çün gördi bu hâli Zeyd-i gam-nâk
Efgân kılup etdi yahasın çâk
Feryâd ile kıldı nevha bünyâd
Evc-i feleğe yetürdi feryâd
Zâr ağladı eyle kim hem ol dem
Âhı ünine yığıldı âlem
El cem‘ olup etdiler nezâre
Mecnûn-ı siyâh-rûzgâra
Kabr üstine gördiler yıhılmış
Cânâneye cân nisâr kılmış
Ahvâline ağlayup serâser
Defn etmeğin etdiler mukarrer
Gasl eyleyüben ten-i nizârın
Dildârıun açdılar mezârın
Koydılar anı hem ol mezâra
Gam-nâk yetişdi gam-güsâra
Rûh oldı felekde rûha hem-râz
Ten oldı ten ile yerde dem-sâz
Ref‘ oldı teallukât-ı hâil
Matlûbına tâlib oldı vâsıl
Bir bezm iki şâha mahfil oldı
Bir burc iki mâha menzil oldı
Kabr üstine koydılar nişâne
Fâş oldı bu mâcerâ cihâna
Tavfında kılup murâd hâsıl
Ol kabre halâyık oldı mâil
Geçdükçe zamân mükerrem oldı
Hâcet-geh-i ehl-i âlem oldı
Budur eser-i mahabbet-i pâk
Hoş mertebedür bu kılsan idrâk
Ol meşhede Zeyd olup mücâvir
Âsâr-ı sadâkat etdi zâhir
Ta‘mîr içün etdi çoh atâlar
Tedrîc ile kıldı çoh binâlar
Peyveste harâret-i cigerden
Kandîl-i mezârın etdi rûşen
Cârûb ile âb olanda matlûb
Müjgân ile eşki âb ü cârûb
Her lahza kılurdı tâze mâtem
Kılmazdı figân ü nâlesin kem
Ol mûnis-i müşfik ü muvâfık
Bir gece karîb-i subh-ı sâdık
Bîmâr teninde kalmayup tâb
Kılmışdı mezâra yasdanup hâb
Hâb içre görindi ol figâra
Bir bâğda iki mâh-pâre
Ruhsârlarında zevkden nûr
Bîm-i gam ü derd-i gussadan dûr
Hoş-vakt ü neşât-mend ü dil-şâd
Ağyâr taaruzından âzâd
Her meh-veşe min ferişte-sûret
İhlâs ile olmış ehl-i hidmet
Sordı ki bular ne mâhlardur
Ne rütbelü pâdişâhlardur
Bu ravza ne ravza-i berîndür
Bu kavm ne kavm-i nâzenîndür
Budur dediler riyâz-ı Rıdvân
Bu kavm-i huceste hûr ü gılmân
Bu iki meh-i huceste-ruhsâr
Mecnûn ile Leylî-i vefâ-dâr
Çün vâdî-i aşka girdiler pâk
Ol pâkliğ ile oldılar hâk
Menzilleri oldı bâğ-ı Rıdvân
Çâkerleri oldı hûr ü gılmân
Çün munda rızâ verüp kazâya
Sabr eylediler gam ü belâya
Getdükde cihân-ı bî-vefâdan
Kurtıldılar ol gam ü belâdan
Çün Zeyd yuhudan oldı bîdâr
Bu nükteni etdi halka izhâr
Halkun olup i‘tikâdı efzûn
Ol kabre ziyâret oldı kânûn
Tamâmî-i sühan
Sâkî mütegayyir oldı hâlüm
Söylemeğe kalmadı mecâlüm
Min-ba‘d ziyâde verme bâde
Rahm eyle ki ser-hoşem ziyâde
Hoş gaflet ile geçürdüm eyyâm
Bilmem ki n’olur işüm ser-encâm
Ser-mâye-i ömr getdi elden
Sûd etmedüm etdüğüm amelden
Feryâd bu cevrden ki gerdûn
Ahvâlümi eyledi dîger-gûn
Dün dîde-i ter kılup güher-bâr
Gerdûna dedüm ki ey cefâ-kâr
Hergiz revişünden olmadum şâd
Dâm-ı gam ü mihnetünden âzâd
Ahbâba nakîz devr edersen
Erbâb-ı kemâle cevr edersen
Mecnûn eğer olsa idi câhil
Olmazdun itâatinde kâhil
Fermânına inkıyâd ederdün
Gönlini müdâm şâd ederdün
Ehl-i hüner olduğı sebebden
Sâhib-nazar olduğu sebepden
Akrânı içinde hâr kıldun
Bî-izzet ü i‘tibâr kıldun
Leylî ger olaydı bir hayâsuz
Ya sen kimi mihrsüz vefâsuz
Olmazdı ana hemîşe cevrün
Kâmınca müdâm olurdı devrün
Fazl ehline mâil olduğından
İdrâk ile kâmil olduğından
Dâim gam elinde zâr edüpsen
Âşüfte-i rûzgâr edüpsen
Men hem ger olaydum ehl-i tezvîr
Etmezdün i‘ânetümde taksîr
Senden garazum olup ser-encâm
Devründe mana olurdı ârâm
Çün ehl-i vekâr ü neng ü ârem
Cevrünle hemîşe hâr ü zârem
Bu yüzden imiş senün medârun
Var imdi ki yohdur i‘tibârun
Gerdûn eşidüp menüm itâbum
Verdi bu edâ ile cevâbum
K’ey sûret-i hâlden habersüz
Her hikmete ayb eden hünersüz
Men emre muvâfık eylerem devr
Hikmetde vefâdur etdüğüm cevr
Ammâ sen eden amel hatâdur
Kim pîr-i tarîkatün hevâdur
Şâirliğe iftihâr edüpsen
Kizbi özüne şiâr edüpsen
Mecnûn dedüğün vücûd-ı kâmil
Her dânişe menden oldı kâbil
Dîvâne ana sen eyledün ad
Senden ana yetdi zulm ü bî-dâd
Leylî dedüğün meh-i tamâmı
Men perdede sahladum girâmî
Rüsvâ-yı halâyık eyledün sen
Min ta‘neye lâyık eyledün sen
Geh Nevfele özr kıldun ıtlâk
Geh İbni Selâma zulm ilhâk
Şerm et bu ne herzedür ne mühmel
Ne İbni Selâm hansı Nevfel
Şerh eylemek eyledün fesâne
Kıldun olarun sözin behâne
Gördi çürümiş sünükler âzâr
Töhmetlerüne olup giriftâr
Emvât mezâlimine girdün
Âsûdelere azâb verdün
Cürmine olanda halk mülzem
Lâzım sorılur bu iftirâ hem
Yetmez mi bu bâis-i azâbun
Bu mes’elede nedür cevâbun
Ey tûtî-i bûstân-ı güftâr
Sarrâf-ı sühan Fuzûlî-i zâr
Aldanma eğer sipihr-i lâib
Ta‘n ile sana dediyse kâzib
Eş‘âra abes deyüp usanma
Ser-mâye-i nazmı sehl sanma
Sözdür güher-i hizâne-i dil
İzhâr-ı sıfât ü zâta kâbil
Cân sözdür eğer bilürse insân
Sözdür ki deyerler özgedür cân
Bi’llah bu yaman mıdur ki hâlâ
Emvâta söz ile verdün ihyâ
Mecnûn ile Leylîni kılub yâd
Ervâhlarını eyledün şâd
Bu beyân-ı özr-i te’lîf-i kitâbdur ve Tarîh-i zamân-ı feth-i bâbdur
Ey kilk-i revende bâreka’llâh
Oldun men-i reh-neverde hem-râh
Min sa‘y ile hâcetüm bitürdün
Bir menzile âkibet yetürdün
Rahmet sana kim sen etdün imdâd
Bu eski binâyı etdüm âbâd
Eşk ile derûnı sîm-endûd
Âh ile bîrûnı anber-âlûd
Mahzenleri genc-i gevher-i derd
Revzenleri menfez-i dem-i serd
El-kıssa müretteb oldı bir bâğ
Her lâlesi bağrı üzre bin dâğ
Hûn-ı ciger âb-ı cûy-bârı
Nevk-i müje ebr-i nevbahârı
Ol dem ki bu nüsha oldı merkûm
Leylî Mecnûn adına mersûm
İzhâra gelüp rümûz-ı vahdet
Vahdetde tamâm olup hikâyet
Târîhine düşdiler muvâfık
Bir olmağ ile ol iki âşık
Bu erbâb-ı vefâdan tevakku‘-i kabûl-i ma‘zeretdür ve Ashâb-ı zekâdan temennâ-yı duâ-yı mağfiretdür
İnsâf ver ey hasûd insâf
Ta‘n etme ki cevherün değül sâf
Ahvâlümi gör harâb ü muztarr
Endûh-ı zemâneden mükedder
Söz dâiresi değül bu ahvâl
İnsâf mana ki olmazem lâl
Menden tama‘ etme fikr-i sâib
Ahvâlümedür sözüm münâsib
Azdur deme cevherüm safâsın
Bir sor ki ne verdiler bahâsın
Bi’llah ger olaydı bir hırîdâr
Min genc-i nihân kılurdum izhâr
Fi’lcümle bu hem ki oldı mastûr
Bir şevk ile zevkden değül dûr
Ayb-ı hüner ihtiyâr kılma
Şi‘rüm hasedin şiâr kılma
Bîhûde yeter taarruz eyle
Ger kâdir isen cevâb söyle
Terk eyle taarruz u inâdı
Kim vâdî-i cehldür bu vâdî
Dem hayr sözinden ur demâdem
V’er hayr demezsen ebsem ebsem
Âhı ünine yığıldı âlem
El cem‘ olup etdiler nezâre
Mecnûn-ı siyâh-rûzgâra
Kabr üstine gördiler yıhılmış
Cânâneye cân nisâr kılmış
Ahvâline ağlayup serâser
Defn etmeğin etdiler mukarrer
Gasl eyleyüben ten-i nizârın
Dildârıun açdılar mezârın
Koydılar anı hem ol mezâra
Gam-nâk yetişdi gam-güsâra
Rûh oldı felekde rûha hem-râz
Ten oldı ten ile yerde dem-sâz
Ref‘ oldı teallukât-ı hâil
Matlûbına tâlib oldı vâsıl
Bir bezm iki şâha mahfil oldı
Bir burc iki mâha menzil oldı
Kabr üstine koydılar nişâne
Fâş oldı bu mâcerâ cihâna
Tavfında kılup murâd hâsıl
Ol kabre halâyık oldı mâil
Geçdükçe zamân mükerrem oldı
Hâcet-geh-i ehl-i âlem oldı
Budur eser-i mahabbet-i pâk
Hoş mertebedür bu kılsan idrâk
Ol meşhede Zeyd olup mücâvir
Âsâr-ı sadâkat etdi zâhir
Ta‘mîr içün etdi çoh atâlar
Tedrîc ile kıldı çoh binâlar
Peyveste harâret-i cigerden
Kandîl-i mezârın etdi rûşen
Cârûb ile âb olanda matlûb
Müjgân ile eşki âb ü cârûb
Her lahza kılurdı tâze mâtem
Kılmazdı figân ü nâlesin kem
Ol mûnis-i müşfik ü muvâfık
Bir gece karîb-i subh-ı sâdık
Bîmâr teninde kalmayup tâb
Kılmışdı mezâra yasdanup hâb
Hâb içre görindi ol figâra
Bir bâğda iki mâh-pâre
Ruhsârlarında zevkden nûr
Bîm-i gam ü derd-i gussadan dûr
Hoş-vakt ü neşât-mend ü dil-şâd
Ağyâr taaruzından âzâd
Her meh-veşe min ferişte-sûret
İhlâs ile olmış ehl-i hidmet
Sordı ki bular ne mâhlardur
Ne rütbelü pâdişâhlardur
Bu ravza ne ravza-i berîndür
Bu kavm ne kavm-i nâzenîndür
Budur dediler riyâz-ı Rıdvân
Bu kavm-i huceste hûr ü gılmân
Bu iki meh-i huceste-ruhsâr
Mecnûn ile Leylî-i vefâ-dâr
Çün vâdî-i aşka girdiler pâk
Ol pâkliğ ile oldılar hâk
Menzilleri oldı bâğ-ı Rıdvân
Çâkerleri oldı hûr ü gılmân
Çün munda rızâ verüp kazâya
Sabr eylediler gam ü belâya
Getdükde cihân-ı bî-vefâdan
Kurtıldılar ol gam ü belâdan
Çün Zeyd yuhudan oldı bîdâr
Bu nükteni etdi halka izhâr
Halkun olup i‘tikâdı efzûn
Ol kabre ziyâret oldı kânûn
Tamâmî-i sühan
Sâkî mütegayyir oldı hâlüm
Söylemeğe kalmadı mecâlüm
Min-ba‘d ziyâde verme bâde
Rahm eyle ki ser-hoşem ziyâde
Hoş gaflet ile geçürdüm eyyâm
Bilmem ki n’olur işüm ser-encâm
Ser-mâye-i ömr getdi elden
Sûd etmedüm etdüğüm amelden
Feryâd bu cevrden ki gerdûn
Ahvâlümi eyledi dîger-gûn
Dün dîde-i ter kılup güher-bâr
Gerdûna dedüm ki ey cefâ-kâr
Hergiz revişünden olmadum şâd
Dâm-ı gam ü mihnetünden âzâd
Ahbâba nakîz devr edersen
Erbâb-ı kemâle cevr edersen
Mecnûn eğer olsa idi câhil
Olmazdun itâatinde kâhil
Fermânına inkıyâd ederdün
Gönlini müdâm şâd ederdün
Ehl-i hüner olduğı sebebden
Sâhib-nazar olduğu sebepden
Akrânı içinde hâr kıldun
Bî-izzet ü i‘tibâr kıldun
Leylî ger olaydı bir hayâsuz
Ya sen kimi mihrsüz vefâsuz
Olmazdı ana hemîşe cevrün
Kâmınca müdâm olurdı devrün
Fazl ehline mâil olduğından
İdrâk ile kâmil olduğından
Dâim gam elinde zâr edüpsen
Âşüfte-i rûzgâr edüpsen
Men hem ger olaydum ehl-i tezvîr
Etmezdün i‘ânetümde taksîr
Senden garazum olup ser-encâm
Devründe mana olurdı ârâm
Çün ehl-i vekâr ü neng ü ârem
Cevrünle hemîşe hâr ü zârem
Bu yüzden imiş senün medârun
Var imdi ki yohdur i‘tibârun
Gerdûn eşidüp menüm itâbum
Verdi bu edâ ile cevâbum
K’ey sûret-i hâlden habersüz
Her hikmete ayb eden hünersüz
Men emre muvâfık eylerem devr
Hikmetde vefâdur etdüğüm cevr
Ammâ sen eden amel hatâdur
Kim pîr-i tarîkatün hevâdur
Şâirliğe iftihâr edüpsen
Kizbi özüne şiâr edüpsen
Mecnûn dedüğün vücûd-ı kâmil
Her dânişe menden oldı kâbil
Dîvâne ana sen eyledün ad
Senden ana yetdi zulm ü bî-dâd
Leylî dedüğün meh-i tamâmı
Men perdede sahladum girâmî
Rüsvâ-yı halâyık eyledün sen
Min ta‘neye lâyık eyledün sen
Geh Nevfele özr kıldun ıtlâk
Geh İbni Selâma zulm ilhâk
Şerm et bu ne herzedür ne mühmel
Ne İbni Selâm hansı Nevfel
Şerh eylemek eyledün fesâne
Kıldun olarun sözin behâne
Gördi çürümiş sünükler âzâr
Töhmetlerüne olup giriftâr
Emvât mezâlimine girdün
Âsûdelere azâb verdün
Cürmine olanda halk mülzem
Lâzım sorılur bu iftirâ hem
Yetmez mi bu bâis-i azâbun
Bu mes’elede nedür cevâbun
Ey tûtî-i bûstân-ı güftâr
Sarrâf-ı sühan Fuzûlî-i zâr
Aldanma eğer sipihr-i lâib
Ta‘n ile sana dediyse kâzib
Eş‘âra abes deyüp usanma
Ser-mâye-i nazmı sehl sanma
Sözdür güher-i hizâne-i dil
İzhâr-ı sıfât ü zâta kâbil
Cân sözdür eğer bilürse insân
Sözdür ki deyerler özgedür cân
Bi’llah bu yaman mıdur ki hâlâ
Emvâta söz ile verdün ihyâ
Mecnûn ile Leylîni kılub yâd
Ervâhlarını eyledün şâd
Bu beyân-ı özr-i te’lîf-i kitâbdur ve Tarîh-i zamân-ı feth-i bâbdur
Ey kilk-i revende bâreka’llâh
Oldun men-i reh-neverde hem-râh
Min sa‘y ile hâcetüm bitürdün
Bir menzile âkibet yetürdün
Rahmet sana kim sen etdün imdâd
Bu eski binâyı etdüm âbâd
Eşk ile derûnı sîm-endûd
Âh ile bîrûnı anber-âlûd
Mahzenleri genc-i gevher-i derd
Revzenleri menfez-i dem-i serd
El-kıssa müretteb oldı bir bâğ
Her lâlesi bağrı üzre bin dâğ
Hûn-ı ciger âb-ı cûy-bârı
Nevk-i müje ebr-i nevbahârı
Ol dem ki bu nüsha oldı merkûm
Leylî Mecnûn adına mersûm
İzhâra gelüp rümûz-ı vahdet
Vahdetde tamâm olup hikâyet
Târîhine düşdiler muvâfık
Bir olmağ ile ol iki âşık
Bu erbâb-ı vefâdan tevakku‘-i kabûl-i ma‘zeretdür ve Ashâb-ı zekâdan temennâ-yı duâ-yı mağfiretdür
İnsâf ver ey hasûd insâf
Ta‘n etme ki cevherün değül sâf
Ahvâlümi gör harâb ü muztarr
Endûh-ı zemâneden mükedder
Söz dâiresi değül bu ahvâl
İnsâf mana ki olmazem lâl
Menden tama‘ etme fikr-i sâib
Ahvâlümedür sözüm münâsib
Azdur deme cevherüm safâsın
Bir sor ki ne verdiler bahâsın
Bi’llah ger olaydı bir hırîdâr
Min genc-i nihân kılurdum izhâr
Fi’lcümle bu hem ki oldı mastûr
Bir şevk ile zevkden değül dûr
Ayb-ı hüner ihtiyâr kılma
Şi‘rüm hasedin şiâr kılma
Bîhûde yeter taarruz eyle
Ger kâdir isen cevâb söyle
Terk eyle taarruz u inâdı
Kim vâdî-i cehldür bu vâdî
Dem hayr sözinden ur demâdem
V’er hayr demezsen ebsem ebsem
Sâkî meded et ki derd-mendem
Gam silsilesine pây-bendem
Gam def‘ine câm-ı mey devâdur
Tedbîr-i gam eylemek revâdur
Senden ne inâyet olsa vâki‘
Fikr etme ki menden ola zâyi‘
Men bir sadefem sen ebr-i nîsân
Ver katra vü al dürr-i galtân
Sensen hurşîd ü men siyeh hâk
Ver âteş ü al cevher-i pâk
Rahm et et ki garîb ü hâk-sârem
Bî-mûnis ü yâr u gam-güsârem
Ol bir niçe hem-dem-i muvâfık
Ya‘nî şuarâ-yı devr-i sâbık
Tedrîc ile geldiler cihâna
Ta‘zîm ile oldılar revâne
Devrân oları muazzam etdi
Her devr birin mükerrem etdi
Her birine hâmî oldı bir şâh
Zevk-ı sühaninden oldı âgâh
Türk ü Arab ü Acemde eyyâm
Her şâire vermiş idi bir kâm
Şâd etmiş idi Ebî Nuvâsı
Hârûn Halife’nün atâsı
Bulmışdı safâ-yı dil Nizâmî
Şirvan Şâh’a düşüp girâmî
Olmışdı Nevâyî-i sühan-dân
Manzûr-ı şehenşeh-i Horâsân
Söz gevherine nazar salanlar
Gencîne verüp güher alanlar
Çün kalmadı kalmadı fesâhat
Erbâb-ı fesâhat içre râhat
Ol tâife çekdi hırkaya baş
Hâletlerin etmez oldılar fâş
Tâ olmaya resm-i şi‘r mefkûd
Ebvâb-ı fünûn-ı nazm mesdûd
Lâzım mana oldı hıfz-ı kânûn
Zabt-ı nesak-ı kelâm-ı mevzûn
Nâçâr dutup tarîk-i nâmûs
Râhatdan olup müdâm me’yûs
Ahdi söze üstüvâr kıldum
Eş‘âr demek şiâr kıldum
Çün halka hilâf-ı müddeâyem
Anlar zu‘mınca süst-râyem
Her söz ki gelür zuhûra menden
Min ta‘ne bulur her encümenden
Eyler hased ehli bağlayup kîn
Tahsîn ivâzına nefy ü nefrîn
Ümmîd ki ref‘ olup küdûret
Tağyîr-pezîr ola bu sûret
Ol kavm bu gülşene girende
Bu gülşen içinde gül derende
Gül tâze idi vü gonca nev-hîz
Depretdükçe nesîm-i gül-rîz
Anlar güli derdiler men-i zâr
Hâlâ dilerem derem has ü hâr
Bu bezme olar verende tezyîn
Mey sâf idi bezm hem nev-âyin
Mey sâfı olara oldı rûzî
Kaldı mana dâğ-ı derd sûzı
Bu dürde men olmışam hevâ-hâh
Bir neş’e verür mi bilmezem âh
Bu pâdişâh-ı İslâmun duâ-yı devletidür ve Kahramân-ı enâmun senâ-yı şevketidür
Sâkî kerem eyle câm gezdür
Dutma kadehi müdâm gezdür
Devrâna çok i‘tibâr kılma
Gezdür kadehi karâr kılma
Tök alup ele gümüş sürahî
Zer sâgara rûh-bahş râhı
Sarf eyle riâyetümde eltâf
Tenhâlığumı gör eyle insâf
Şuğlüm bu bisât içinde çohdur
Senden özge mededci yohdur
Hem-demliğüm eyle âr kılma
Menden nefret şiâr kılma
Ger bilmez isen ki men ne zâtem
Ne zulmet-i çeşme-i hayâtem
Feyz-i hünerüm şarâbdan sor
Sûz-ı cigerüm kebâbdan sor
Dutsan elini men-i fakîrün
Hak ola hemîşe dest-gîrün
Men şâir-i Mûsevî-kelâmem
Sâhirlere mu‘ciz-i tamâmem
Men sâhir-i Bâbilî-nijâdem
Hârûta bu işde üstâdem
Söz derkine sarf edüp firâset
Emlâkine bulmışam riyâset
Geh tarz-ı kasîde eylerem sâz
Şeh-bâzum olur bülend-pervâz
Geh de’b-i gazel olur şiârum
Ol de’be revân verür karârum
Geh mesnevîye olup heves-nâk
Ol bahrden isterem dür-i pâk
Her dilde ki var ehl–i râzem
Mecmû‘-ı fünûna aşk-bâzem
Bir kâr-gerem hezâr-pîşe
Cânlar çeküp isterem hemîşe
Dükkânum ola revâc-ı bâzâr
Her istedügin bula hırîdâr
Bu bir tarîk ile kesr-i nefsdür ve Mukaddime-i medh-i pâdişâh-ı asrdur
Sâkî ne idi bu câm-ı gül-gûn
Kim eyledi hâlümi diger-gûn
Ser-mest olubem sözüm hebâdur
Her lâf ki eylerem hatâdur
Te’sîr salup dimâğâ teşvîr
Teşvîr mizâcum etdi tağyîr
Men handan ü lâf-ı lutf-ı güftâr
Kim söz demeğe olam sezâ-vâr
Olsaydı menüm sözümde bir hâl
Elbette olurdum ehl-i ikbâl
Müstevcib-i izz ü câh olurdum
Şâyeste-i bârgâh olurdum
Makbûl düşerdüm âstâna
Manzûr-ı şehenşeh-i zamâna
Ol pâdişeh-i bülend-bîniş
Kim hâk-i rehidür âferîniş
Müstahfız-ı dîn penâh-ı İslâm
Mahdûm-ı zaman melâz-ı eyyâm
Ebr-istihsân ü berk-kîne
Şâhenşeh-i Mekke vü Medîne
Müstakdim-i hak muhill-i bâtıl
Sultan-ı murâd-bahş-ı âdil
Erbâb-ı hüner ümîd-gâhı
Türk ü Arab ü Acem penâhı
Deryâ kimi eyleyen demâdem
Endîşe-i kurb ü bu‘d-ı âlem
Lutf ile veren yahına lû’lû
Ebr ile yırağa gönderen su
Lû’lûsını eyleyen cihân-tâb
Leb-teşneleri dür ile sîr-âb
Gerdûn kimi lutf edende zâhir
Dâmen dâmen töken cevâhir
Gün kimi olanda cûdâ mazhar
Hırmen hırmen nisâr eden zer
Tugrâ-yı misâl-i Âl-i Osmân
Sultân-ı sipeh-şiken Süleymân
Yerde düşer olsa feyzi hâke
Ta‘n eyleye hâk ruh-ı pâke
Gökde nazar etse bir hümâya
Hurşîde salur hümây sâye
Ger şarka urur sinân-ı ser-keş
Gün kimi çıhar sipihre âteş
V’er garba çalarsa tîğ-i bürrân
Gerdûna yeter şafak kimi kan
Dün çerh yana nigâh kıldum
Nezzâre-i levh-ı mâh kıldum
Gördüm bu hatı ki hâme-i hûr
Ol levhde eylemişdi mastûr
Bu kasîde Hazret-i Pâdişâh şânındadur
Zihî kâmil ki akl-ı nükte-dân derkinde hayrândur
Vücud-ı bî-misâli intihâb-ı nev‘-i insândur
Felek bir dürc anun zât-ı şerîfi gevher-i yektâ
Cihân bir cism anun hükm-i revânı fi’l-mesel cândur
Tarîk-i tâati hem mezhebe hem millete nâfi‘
Hilâf-ı meşrebi hem devlete hem dîne noksândur
İki kısm eylemiş küfr ile îman yeddi iklîmi
Anun hükmindedür ba‘zı vü ba‘zı kâfiristândur
Esâs-ı hükmidür ma‘nîde bir sedd-i Sikender kim
Anun Ye’cûcdur bir yanı vü bir yanı insândur
Binâ-yı kadridür ma‘nîde bir âlî imâret kim
Mukarnes tâk-i gerdûn ol imâretden bir eyvândur
Muzaffer dâimâ Sultân Süleymân Hân-ı âdil-dil
Ki her kim tâbi‘-i fermânı olmaz nâ-müselmândur
Cihân-gîrî ki gün tek mülk teshîrine azm etse
Muhakkar cilve-gâhı arsa-i Îrân ü Tûrândur
Sâhî-tab‘ u mürüvvet-pîşedür kim bahr-ı eltâfı
Temevvüc kılsa mevci fakr bünyâdına tûfândur
Kemîne kimseye kemter atâsı hâsıl-ı deryâ
Muhakkar meclise bezl-i hakîre behre-i kândur
Vücûd-ı pâki-le Hak rahmetidür âleme nâzil
İtâat ehline gösterdiği adl ile ihsândur
Süleymân bârgâhıdur yakîn heybetlü dergâhı
Kim anda dîvler tâbi‘ perîler bende-fermândur
Muazzam leşkeridür bir bulut kim düşmene andan
Firengîler sadâsı ra‘d toplar daşı bârandur
Semendi seğridende lâmi‘ olmış ahter-i sâkîb
Sipâhı deprenende mevce gelmiş bahr-ı ummândur
Seferde çekmek içün haşmet ü ikbâl esbâbın
Arâbe arş levhi ordusı gerdûn-ı gerdândur
Zamânında yetüp cem‘iyyet-i esbâba ârifler
Olup derhem hemîn mahbûblar zülfi perîşândur
Halâyık subh-tek handân olup mihr-i cemâlinden
Dil-i sûzân ile devrinde ancak şem‘ giryândur
Havâdisden mizâc-ı mülk tağyîrine imkân yoh
Kemâl-i adl ile tâ mülke Osmân oğlu sultândur
Bi-hamdi’llâh bugün havf ü hatâdan şer‘ nâmûsın
Bulup tevfîk-ı nusret sahlayan Sultân Süleymândur
Nişân-ı feyzidür ol nusret ü ikbâl kim hâlâ
Ne yan kim azm kılsa rehberi te’yîd-i Yezdândur
Dil ü cândan Fuzûlî izz ü ikbâline ol şâhun
Rızâ-yı Hakk içün dâim duâ-gûy ü senâ-hândur
Çü oldur hâmî-i İslâm vâcibdür anun medhi
Ne kim medhinden özge söz demiş andan peşîmândur
İlâhî bâkî olsun dâim insan-perver ikbâli
Cihân-ı fânî içre tâ binâ-yı nev‘-i insândur
Yâ Rab ki muzaffer ola dâim
Zâtiyle binâ-yı adl kâim
Şâyeste ana serîr ü efser
Âlemlere adli sâye-güster
Bu sebeb-i nazm-ı kitâbdur ve Bâis-i irtikâb-ı azâbdur
Sâkî dut elüm ki haste-hâlem
Gam reh-güzerinde pây-mâlem
Sensen men-i mübtelâya gam-hâr
Senden özge dahi kimüm var
Gam silsilesine pây-bendem
Gam def‘ine câm-ı mey devâdur
Tedbîr-i gam eylemek revâdur
Senden ne inâyet olsa vâki‘
Fikr etme ki menden ola zâyi‘
Men bir sadefem sen ebr-i nîsân
Ver katra vü al dürr-i galtân
Sensen hurşîd ü men siyeh hâk
Ver âteş ü al cevher-i pâk
Rahm et et ki garîb ü hâk-sârem
Bî-mûnis ü yâr u gam-güsârem
Ol bir niçe hem-dem-i muvâfık
Ya‘nî şuarâ-yı devr-i sâbık
Tedrîc ile geldiler cihâna
Ta‘zîm ile oldılar revâne
Devrân oları muazzam etdi
Her devr birin mükerrem etdi
Her birine hâmî oldı bir şâh
Zevk-ı sühaninden oldı âgâh
Türk ü Arab ü Acemde eyyâm
Her şâire vermiş idi bir kâm
Şâd etmiş idi Ebî Nuvâsı
Hârûn Halife’nün atâsı
Bulmışdı safâ-yı dil Nizâmî
Şirvan Şâh’a düşüp girâmî
Olmışdı Nevâyî-i sühan-dân
Manzûr-ı şehenşeh-i Horâsân
Söz gevherine nazar salanlar
Gencîne verüp güher alanlar
Çün kalmadı kalmadı fesâhat
Erbâb-ı fesâhat içre râhat
Ol tâife çekdi hırkaya baş
Hâletlerin etmez oldılar fâş
Tâ olmaya resm-i şi‘r mefkûd
Ebvâb-ı fünûn-ı nazm mesdûd
Lâzım mana oldı hıfz-ı kânûn
Zabt-ı nesak-ı kelâm-ı mevzûn
Nâçâr dutup tarîk-i nâmûs
Râhatdan olup müdâm me’yûs
Ahdi söze üstüvâr kıldum
Eş‘âr demek şiâr kıldum
Çün halka hilâf-ı müddeâyem
Anlar zu‘mınca süst-râyem
Her söz ki gelür zuhûra menden
Min ta‘ne bulur her encümenden
Eyler hased ehli bağlayup kîn
Tahsîn ivâzına nefy ü nefrîn
Ümmîd ki ref‘ olup küdûret
Tağyîr-pezîr ola bu sûret
Ol kavm bu gülşene girende
Bu gülşen içinde gül derende
Gül tâze idi vü gonca nev-hîz
Depretdükçe nesîm-i gül-rîz
Anlar güli derdiler men-i zâr
Hâlâ dilerem derem has ü hâr
Bu bezme olar verende tezyîn
Mey sâf idi bezm hem nev-âyin
Mey sâfı olara oldı rûzî
Kaldı mana dâğ-ı derd sûzı
Bu dürde men olmışam hevâ-hâh
Bir neş’e verür mi bilmezem âh
Bu pâdişâh-ı İslâmun duâ-yı devletidür ve Kahramân-ı enâmun senâ-yı şevketidür
Sâkî kerem eyle câm gezdür
Dutma kadehi müdâm gezdür
Devrâna çok i‘tibâr kılma
Gezdür kadehi karâr kılma
Tök alup ele gümüş sürahî
Zer sâgara rûh-bahş râhı
Sarf eyle riâyetümde eltâf
Tenhâlığumı gör eyle insâf
Şuğlüm bu bisât içinde çohdur
Senden özge mededci yohdur
Hem-demliğüm eyle âr kılma
Menden nefret şiâr kılma
Ger bilmez isen ki men ne zâtem
Ne zulmet-i çeşme-i hayâtem
Feyz-i hünerüm şarâbdan sor
Sûz-ı cigerüm kebâbdan sor
Dutsan elini men-i fakîrün
Hak ola hemîşe dest-gîrün
Men şâir-i Mûsevî-kelâmem
Sâhirlere mu‘ciz-i tamâmem
Men sâhir-i Bâbilî-nijâdem
Hârûta bu işde üstâdem
Söz derkine sarf edüp firâset
Emlâkine bulmışam riyâset
Geh tarz-ı kasîde eylerem sâz
Şeh-bâzum olur bülend-pervâz
Geh de’b-i gazel olur şiârum
Ol de’be revân verür karârum
Geh mesnevîye olup heves-nâk
Ol bahrden isterem dür-i pâk
Her dilde ki var ehl–i râzem
Mecmû‘-ı fünûna aşk-bâzem
Bir kâr-gerem hezâr-pîşe
Cânlar çeküp isterem hemîşe
Dükkânum ola revâc-ı bâzâr
Her istedügin bula hırîdâr
Bu bir tarîk ile kesr-i nefsdür ve Mukaddime-i medh-i pâdişâh-ı asrdur
Sâkî ne idi bu câm-ı gül-gûn
Kim eyledi hâlümi diger-gûn
Ser-mest olubem sözüm hebâdur
Her lâf ki eylerem hatâdur
Te’sîr salup dimâğâ teşvîr
Teşvîr mizâcum etdi tağyîr
Men handan ü lâf-ı lutf-ı güftâr
Kim söz demeğe olam sezâ-vâr
Olsaydı menüm sözümde bir hâl
Elbette olurdum ehl-i ikbâl
Müstevcib-i izz ü câh olurdum
Şâyeste-i bârgâh olurdum
Makbûl düşerdüm âstâna
Manzûr-ı şehenşeh-i zamâna
Ol pâdişeh-i bülend-bîniş
Kim hâk-i rehidür âferîniş
Müstahfız-ı dîn penâh-ı İslâm
Mahdûm-ı zaman melâz-ı eyyâm
Ebr-istihsân ü berk-kîne
Şâhenşeh-i Mekke vü Medîne
Müstakdim-i hak muhill-i bâtıl
Sultan-ı murâd-bahş-ı âdil
Erbâb-ı hüner ümîd-gâhı
Türk ü Arab ü Acem penâhı
Deryâ kimi eyleyen demâdem
Endîşe-i kurb ü bu‘d-ı âlem
Lutf ile veren yahına lû’lû
Ebr ile yırağa gönderen su
Lû’lûsını eyleyen cihân-tâb
Leb-teşneleri dür ile sîr-âb
Gerdûn kimi lutf edende zâhir
Dâmen dâmen töken cevâhir
Gün kimi olanda cûdâ mazhar
Hırmen hırmen nisâr eden zer
Tugrâ-yı misâl-i Âl-i Osmân
Sultân-ı sipeh-şiken Süleymân
Yerde düşer olsa feyzi hâke
Ta‘n eyleye hâk ruh-ı pâke
Gökde nazar etse bir hümâya
Hurşîde salur hümây sâye
Ger şarka urur sinân-ı ser-keş
Gün kimi çıhar sipihre âteş
V’er garba çalarsa tîğ-i bürrân
Gerdûna yeter şafak kimi kan
Dün çerh yana nigâh kıldum
Nezzâre-i levh-ı mâh kıldum
Gördüm bu hatı ki hâme-i hûr
Ol levhde eylemişdi mastûr
Bu kasîde Hazret-i Pâdişâh şânındadur
Zihî kâmil ki akl-ı nükte-dân derkinde hayrândur
Vücud-ı bî-misâli intihâb-ı nev‘-i insândur
Felek bir dürc anun zât-ı şerîfi gevher-i yektâ
Cihân bir cism anun hükm-i revânı fi’l-mesel cândur
Tarîk-i tâati hem mezhebe hem millete nâfi‘
Hilâf-ı meşrebi hem devlete hem dîne noksândur
İki kısm eylemiş küfr ile îman yeddi iklîmi
Anun hükmindedür ba‘zı vü ba‘zı kâfiristândur
Esâs-ı hükmidür ma‘nîde bir sedd-i Sikender kim
Anun Ye’cûcdur bir yanı vü bir yanı insândur
Binâ-yı kadridür ma‘nîde bir âlî imâret kim
Mukarnes tâk-i gerdûn ol imâretden bir eyvândur
Muzaffer dâimâ Sultân Süleymân Hân-ı âdil-dil
Ki her kim tâbi‘-i fermânı olmaz nâ-müselmândur
Cihân-gîrî ki gün tek mülk teshîrine azm etse
Muhakkar cilve-gâhı arsa-i Îrân ü Tûrândur
Sâhî-tab‘ u mürüvvet-pîşedür kim bahr-ı eltâfı
Temevvüc kılsa mevci fakr bünyâdına tûfândur
Kemîne kimseye kemter atâsı hâsıl-ı deryâ
Muhakkar meclise bezl-i hakîre behre-i kândur
Vücûd-ı pâki-le Hak rahmetidür âleme nâzil
İtâat ehline gösterdiği adl ile ihsândur
Süleymân bârgâhıdur yakîn heybetlü dergâhı
Kim anda dîvler tâbi‘ perîler bende-fermândur
Muazzam leşkeridür bir bulut kim düşmene andan
Firengîler sadâsı ra‘d toplar daşı bârandur
Semendi seğridende lâmi‘ olmış ahter-i sâkîb
Sipâhı deprenende mevce gelmiş bahr-ı ummândur
Seferde çekmek içün haşmet ü ikbâl esbâbın
Arâbe arş levhi ordusı gerdûn-ı gerdândur
Zamânında yetüp cem‘iyyet-i esbâba ârifler
Olup derhem hemîn mahbûblar zülfi perîşândur
Halâyık subh-tek handân olup mihr-i cemâlinden
Dil-i sûzân ile devrinde ancak şem‘ giryândur
Havâdisden mizâc-ı mülk tağyîrine imkân yoh
Kemâl-i adl ile tâ mülke Osmân oğlu sultândur
Bi-hamdi’llâh bugün havf ü hatâdan şer‘ nâmûsın
Bulup tevfîk-ı nusret sahlayan Sultân Süleymândur
Nişân-ı feyzidür ol nusret ü ikbâl kim hâlâ
Ne yan kim azm kılsa rehberi te’yîd-i Yezdândur
Dil ü cândan Fuzûlî izz ü ikbâline ol şâhun
Rızâ-yı Hakk içün dâim duâ-gûy ü senâ-hândur
Çü oldur hâmî-i İslâm vâcibdür anun medhi
Ne kim medhinden özge söz demiş andan peşîmândur
İlâhî bâkî olsun dâim insan-perver ikbâli
Cihân-ı fânî içre tâ binâ-yı nev‘-i insândur
Yâ Rab ki muzaffer ola dâim
Zâtiyle binâ-yı adl kâim
Şâyeste ana serîr ü efser
Âlemlere adli sâye-güster
Bu sebeb-i nazm-ı kitâbdur ve Bâis-i irtikâb-ı azâbdur
Sâkî dut elüm ki haste-hâlem
Gam reh-güzerinde pây-mâlem
Sensen men-i mübtelâya gam-hâr
Senden özge dahi kimüm var
Müşkil işe düşmişem meded kıl
Mey hırziyle belâmı red kıl
Hall eyleye gör bu müşkilâtı
Kemm etme kulundan iltifâtı
Bir gün ki mey-i Süheyl-te’sîr
Vermişdi mizâc-ı pâke tağyîr
Hem-reng-i bahâr olup hazânum
Dönmişdi akîke za‘ferânum
Cem‘ idi yanumda ittifâkî
Sâz ü meze vü şarâb ü sâkî
Peyveste lebâleb ü peyâpey
Nûş eyler idüm kadeh kadeh mey
Zevk üzre mey artururdı zevküm
Şevk üzre ziyâd olurdı şevküm
Ol bezm idi âfiyet bahârı
Men bülbül-i zâr ü bî-karârı
Bir hadde erişdi neş’e-i câm
Kim kalmadı ehl-i bezme ârâm
Esrâr-ı dil oldı âşikârâ
Mesdûd oluben der-i müdârâ
Olmışdı refîk u hem-zebânum
Ayîne-i tûti-i revânum
Bir niçe zarîf-i hıtta-i Rûm
Rûmî ki dedük kaziyye ma‘lûm
Ya‘nî ki kamu dekâyık ehli
Her mes’elede hakâyık ehli
Hem ilm feninde nükte-dânlar
Hem söz revişinde dür-feşânlar
Kim eyler idi dekâyık-i râz
Şeyhîden ü Ahmedîden âğâz
Kim söyler idi öğüp kelâmı
Evsâf-ı Halîlî vü Nizâmî
Bilmişler idi ki hüsn-i güftâr
Kadrüm kaderince mende hem var
Çün var idi mestlikde lâfum
Kim anlana sıdkum ü hilâfum
Men hasteni etdiler nişâne
Bir reng ile tîr-i imtihâna
Lutf ile dediler ey sühan-senc
Fâş eyle cihâna bir nihân genc
Leylî Mecnûn Acemde çohdur
Etrâkde ol fesâne yohdur
Takrîre getür bu dâstânı
Kıl tâze bu eski bûstânı
Bildüm bu kaziyye imtihândur
Zîrâ ki bu bir belâ-yı cândur
Sevdâsı dırâz ü bahrı kûtâh
Mazmûnı figân ü nâle vü âh
Bir bezm-i musîbet ü belâdur
Kim evveli gam sonı fenâdur
Ne bâdesine neşâtdan reng
Ne nağmesine ferahdan âheng
İdrâke verür hayâli âzâr
Efkârı eder melâli efgâr
Olsaydı teveccühi münâsib
Tevcîhine çoh olurdı râğıb
Olsaydı tasarrufında râhat
Çoh kâmil ana kılurdı rağbet
Bi’llâh ki ne hoş demiş Nizâmî
Bu bâbda hatm edüp kelâmı
Esbâb-ı sühan neşât u nâzest
Z’in her dü sühan behâne-sâzest
Meydân-ı sühan ferâh bâyed
Tâ tab‘ süvariî nümâyed
Der-germî-i rîk u sahtî-i kûh
Tâ çend sühan reved be-enbûh
Bir iş ki kılur şikâyet üstâd
Şâgirde olur rücûı bî-dâd
Gerçi bilürem bu bir sitemdür
Teklîfi munun gam üzre gamdur
Ammâ niçe etmek olur ikrâh
Bir vâkıadur ki düşdi nâgâh
Yeğdür yine özrden şürûum
Bu işde tevekküle rücûum
Ey tâb‘-ı latîf ü akl-ı vâlâ
İdrâk-i bülend ü nutk-ı gûyâ
Düşdi seferüm diyâr-ı derde
Kimdür mana yâr bu seferde
Her kimde ki vardur istitâat
Derd ü gam ü mihnete kanâat
Oldur bu müsâferetde yârum
Zevk ehline yohdur i‘tibârum
Merkeb gerek olsa azm-i râha
Besdür bize hâme vü siyâhe
V’er tûşe-i râh olursa matlûb
Mazmûn-ı hoş u ibâret-i hûb
Azm eyleyelüm teallül etmen
Menzil keselüm tegâfül etmen
Ey baht vefâsuz olma sen hem
Hem-râhlığ et bizümle bir dem
Bu saâdetlü Beg hazretlerinün medhidür
Ey hâme-i ser-keş ü sebük-hîz
Vakt oldı ki olasen güher-rîz
Men âcizem ü bu emr müşkil
İmdâd demidür olma gâfil
Âsâr-ı mürüvvet eyle izhâr
Tez depren eğer mürüvvetün var
Sen kıl hüneri men eyleyem ad
Sen çek elemi men olayum şâd
Çün nahl-i hadîka-i hünersen
Miftâh-ı hizâne-i gühersen
Cehd eyle çıhar cevâhir-i pâk
Fikr etme ki yohdur ehl-i idrâk
Deme ki bulup kesâdı bâzâr
Bulmaz bu metâımuz hırîdâr
Yetmez mi sana emîr-i kâmil
Serdâr-ı zemâne Veys-i âdil
Ol bahr-i atâ vü kân-ı eltâf
Kim şânına geldi adl ü insâf
Serdâr-ı muazzam ü mükerrem
Cânâne-i mülk ü cân-ı âlem
Zâtında anun hemîşe mevcûd
Adl ü edeb ü şecâat ü cûd
Adlinden eğer terâne-i çeng
Fâş eylese bezmde bir âheng
Yel şem‘e dahî taarruz etmez
Pervâneye şem‘ zulmi yetmez
Hüsn-i edeb ile eyle mu‘tâd
Kim nûrı yanında kılsalar yâd
Ol söz dilemez ki ola tekrâr
Tâ yetmeye sâyesine âzâr
Üslûb-ı şecâat içre mâhir
Hurşîd-sıfat cihânda zâhir
Hem hâs anı söylemekde hem âm
Hem Rûm dolu adı ile hem Şâm
Ger cûdına kimse olsa tâlib
Mümkin ola kahrı lutfa gâlib
Ya‘ni mana öğredüp sahâvet
Bir hâceti istemek ne hâcet
Olmış ana hâne-i emâret
Bu dört binâ ile imâret
Ey dûst-nevâz ü düşmen-endâz
Şâhin-reviş ü bülend-pervâz
Düzdüm sana turfe âşiyâne
Ya‘ni ebedî neşât-hâne
Ma‘mûr edübem binâ-yi âlî
Cennet sıfatı İrem misâli
Tâ rûz-i ebed munı makâm et
Bî-dağdağa işret-i müdâm et
Bi’llâh ki değül yaman eser bu
Ger ad ise müddeâ yeter bu
Men kim sana olmışam senâ-hân
Sultan Veyis’e niçük ki Selmân
Budur garazum ki câvidânî
Adun duta arsa-i cihânı
Tâ bâkî ola bu sebz gülşen
Hem men olam ehl-i zikr hem sen
Bu tuğrâ-yı misâl-i mahabbetdür ve Dîbâce-i dîvân-ı mihnetdür
Dihkân-ı hadîka-i hikâyet
Sarrâf-ı cevâhir-i rivâyet
Ma‘nî çemenine gül tikende
Söz riştesine güher çekende
Kılmış bu revişde nükte-dânlığ
Gül-rîzliğ ü güher-feşânlığ
Kim hayl-i Arabda bir cevân-merd
Cem‘iyyet-i izz ü câh ile ferd
Müstecmi‘-i cümle-i fezâil
Bulmışdı riyâset-i kabâil
Emrine Arab mutî‘ ü münkâd
Geh Basra makâmı gâh Bağdâd
Bir buk‘ada olmayup karârı
Gezmekde geçerdi rüzgârı
Her lahza ururdı ol yegâne
Ser-çeşmelere siyâh hâne
Seyr eyler idi sürüp tena‘‘um
Gözler üzere misâl-i merdüm
Evzâ‘-ı hıyâm-ı müşg-fâmı
Halka şeb-i Kadr tek girâmî
Her menzile kim güzâr ederdi
Sahrânı benefşe-zâr ederdi
Gül-zârlar içre lâle çağı
Benzerdi evine lâle dâğı
Emvâli cemî‘-i cinsden çoh
Ammâ bu cihânda vârisi yoh
Ger kılsa anı telef havâdis
Yoh bir halefi ki ola vâris
Ferzendsüz âdemî telefdür
Bâkî eden âdemi halefdür
Nesl ile olur bekâ-yı insân
Nazm-ı beşer ü nizâm-ı devrân
Cân cevherine bedeldür evlâd
Evlâd koyan koyar hemîn âd
Hoş ol ki halefden ola hoş-dil
Dünyâda bir oğlı ola kâbil
Pîrâyesi ola dest-gâha
Sermâyesi ola izz ü câha
Ah er ola bir sefîh ü ser-keş
Etvârı kerîh ü hulkı nâ-hoş
Teşnî‘ ohına olup nişâne
Bîzâr ola andan ata ane
El kıssa ol efdal-i kabâil
Ol pîr-i hamîdetü’l-hasâil
Ferzende olup hemîşe tâlib
Tahsîl-i bekâ-yı nesle râgıb
Çoh mâh-likâ sanemler aldı
Çoh turfe zemîne tohm saldı
Çoh nezrler etdi her mezâra
Çoh kıldı niyâz Kirdgâra
Te’sîr kılup figân ü âhı
Avn etdi inâyet-i İlâhî
Bir gece açıldı bâb-ı rahmet
Buldı eser-i duâ icâbet
Mey hırziyle belâmı red kıl
Hall eyleye gör bu müşkilâtı
Kemm etme kulundan iltifâtı
Bir gün ki mey-i Süheyl-te’sîr
Vermişdi mizâc-ı pâke tağyîr
Hem-reng-i bahâr olup hazânum
Dönmişdi akîke za‘ferânum
Cem‘ idi yanumda ittifâkî
Sâz ü meze vü şarâb ü sâkî
Peyveste lebâleb ü peyâpey
Nûş eyler idüm kadeh kadeh mey
Zevk üzre mey artururdı zevküm
Şevk üzre ziyâd olurdı şevküm
Ol bezm idi âfiyet bahârı
Men bülbül-i zâr ü bî-karârı
Bir hadde erişdi neş’e-i câm
Kim kalmadı ehl-i bezme ârâm
Esrâr-ı dil oldı âşikârâ
Mesdûd oluben der-i müdârâ
Olmışdı refîk u hem-zebânum
Ayîne-i tûti-i revânum
Bir niçe zarîf-i hıtta-i Rûm
Rûmî ki dedük kaziyye ma‘lûm
Ya‘nî ki kamu dekâyık ehli
Her mes’elede hakâyık ehli
Hem ilm feninde nükte-dânlar
Hem söz revişinde dür-feşânlar
Kim eyler idi dekâyık-i râz
Şeyhîden ü Ahmedîden âğâz
Kim söyler idi öğüp kelâmı
Evsâf-ı Halîlî vü Nizâmî
Bilmişler idi ki hüsn-i güftâr
Kadrüm kaderince mende hem var
Çün var idi mestlikde lâfum
Kim anlana sıdkum ü hilâfum
Men hasteni etdiler nişâne
Bir reng ile tîr-i imtihâna
Lutf ile dediler ey sühan-senc
Fâş eyle cihâna bir nihân genc
Leylî Mecnûn Acemde çohdur
Etrâkde ol fesâne yohdur
Takrîre getür bu dâstânı
Kıl tâze bu eski bûstânı
Bildüm bu kaziyye imtihândur
Zîrâ ki bu bir belâ-yı cândur
Sevdâsı dırâz ü bahrı kûtâh
Mazmûnı figân ü nâle vü âh
Bir bezm-i musîbet ü belâdur
Kim evveli gam sonı fenâdur
Ne bâdesine neşâtdan reng
Ne nağmesine ferahdan âheng
İdrâke verür hayâli âzâr
Efkârı eder melâli efgâr
Olsaydı teveccühi münâsib
Tevcîhine çoh olurdı râğıb
Olsaydı tasarrufında râhat
Çoh kâmil ana kılurdı rağbet
Bi’llâh ki ne hoş demiş Nizâmî
Bu bâbda hatm edüp kelâmı
Esbâb-ı sühan neşât u nâzest
Z’in her dü sühan behâne-sâzest
Meydân-ı sühan ferâh bâyed
Tâ tab‘ süvariî nümâyed
Der-germî-i rîk u sahtî-i kûh
Tâ çend sühan reved be-enbûh
Bir iş ki kılur şikâyet üstâd
Şâgirde olur rücûı bî-dâd
Gerçi bilürem bu bir sitemdür
Teklîfi munun gam üzre gamdur
Ammâ niçe etmek olur ikrâh
Bir vâkıadur ki düşdi nâgâh
Yeğdür yine özrden şürûum
Bu işde tevekküle rücûum
Ey tâb‘-ı latîf ü akl-ı vâlâ
İdrâk-i bülend ü nutk-ı gûyâ
Düşdi seferüm diyâr-ı derde
Kimdür mana yâr bu seferde
Her kimde ki vardur istitâat
Derd ü gam ü mihnete kanâat
Oldur bu müsâferetde yârum
Zevk ehline yohdur i‘tibârum
Merkeb gerek olsa azm-i râha
Besdür bize hâme vü siyâhe
V’er tûşe-i râh olursa matlûb
Mazmûn-ı hoş u ibâret-i hûb
Azm eyleyelüm teallül etmen
Menzil keselüm tegâfül etmen
Ey baht vefâsuz olma sen hem
Hem-râhlığ et bizümle bir dem
Bu saâdetlü Beg hazretlerinün medhidür
Ey hâme-i ser-keş ü sebük-hîz
Vakt oldı ki olasen güher-rîz
Men âcizem ü bu emr müşkil
İmdâd demidür olma gâfil
Âsâr-ı mürüvvet eyle izhâr
Tez depren eğer mürüvvetün var
Sen kıl hüneri men eyleyem ad
Sen çek elemi men olayum şâd
Çün nahl-i hadîka-i hünersen
Miftâh-ı hizâne-i gühersen
Cehd eyle çıhar cevâhir-i pâk
Fikr etme ki yohdur ehl-i idrâk
Deme ki bulup kesâdı bâzâr
Bulmaz bu metâımuz hırîdâr
Yetmez mi sana emîr-i kâmil
Serdâr-ı zemâne Veys-i âdil
Ol bahr-i atâ vü kân-ı eltâf
Kim şânına geldi adl ü insâf
Serdâr-ı muazzam ü mükerrem
Cânâne-i mülk ü cân-ı âlem
Zâtında anun hemîşe mevcûd
Adl ü edeb ü şecâat ü cûd
Adlinden eğer terâne-i çeng
Fâş eylese bezmde bir âheng
Yel şem‘e dahî taarruz etmez
Pervâneye şem‘ zulmi yetmez
Hüsn-i edeb ile eyle mu‘tâd
Kim nûrı yanında kılsalar yâd
Ol söz dilemez ki ola tekrâr
Tâ yetmeye sâyesine âzâr
Üslûb-ı şecâat içre mâhir
Hurşîd-sıfat cihânda zâhir
Hem hâs anı söylemekde hem âm
Hem Rûm dolu adı ile hem Şâm
Ger cûdına kimse olsa tâlib
Mümkin ola kahrı lutfa gâlib
Ya‘ni mana öğredüp sahâvet
Bir hâceti istemek ne hâcet
Olmış ana hâne-i emâret
Bu dört binâ ile imâret
Ey dûst-nevâz ü düşmen-endâz
Şâhin-reviş ü bülend-pervâz
Düzdüm sana turfe âşiyâne
Ya‘ni ebedî neşât-hâne
Ma‘mûr edübem binâ-yi âlî
Cennet sıfatı İrem misâli
Tâ rûz-i ebed munı makâm et
Bî-dağdağa işret-i müdâm et
Bi’llâh ki değül yaman eser bu
Ger ad ise müddeâ yeter bu
Men kim sana olmışam senâ-hân
Sultan Veyis’e niçük ki Selmân
Budur garazum ki câvidânî
Adun duta arsa-i cihânı
Tâ bâkî ola bu sebz gülşen
Hem men olam ehl-i zikr hem sen
Bu tuğrâ-yı misâl-i mahabbetdür ve Dîbâce-i dîvân-ı mihnetdür
Dihkân-ı hadîka-i hikâyet
Sarrâf-ı cevâhir-i rivâyet
Ma‘nî çemenine gül tikende
Söz riştesine güher çekende
Kılmış bu revişde nükte-dânlığ
Gül-rîzliğ ü güher-feşânlığ
Kim hayl-i Arabda bir cevân-merd
Cem‘iyyet-i izz ü câh ile ferd
Müstecmi‘-i cümle-i fezâil
Bulmışdı riyâset-i kabâil
Emrine Arab mutî‘ ü münkâd
Geh Basra makâmı gâh Bağdâd
Bir buk‘ada olmayup karârı
Gezmekde geçerdi rüzgârı
Her lahza ururdı ol yegâne
Ser-çeşmelere siyâh hâne
Seyr eyler idi sürüp tena‘‘um
Gözler üzere misâl-i merdüm
Evzâ‘-ı hıyâm-ı müşg-fâmı
Halka şeb-i Kadr tek girâmî
Her menzile kim güzâr ederdi
Sahrânı benefşe-zâr ederdi
Gül-zârlar içre lâle çağı
Benzerdi evine lâle dâğı
Emvâli cemî‘-i cinsden çoh
Ammâ bu cihânda vârisi yoh
Ger kılsa anı telef havâdis
Yoh bir halefi ki ola vâris
Ferzendsüz âdemî telefdür
Bâkî eden âdemi halefdür
Nesl ile olur bekâ-yı insân
Nazm-ı beşer ü nizâm-ı devrân
Cân cevherine bedeldür evlâd
Evlâd koyan koyar hemîn âd
Hoş ol ki halefden ola hoş-dil
Dünyâda bir oğlı ola kâbil
Pîrâyesi ola dest-gâha
Sermâyesi ola izz ü câha
Ah er ola bir sefîh ü ser-keş
Etvârı kerîh ü hulkı nâ-hoş
Teşnî‘ ohına olup nişâne
Bîzâr ola andan ata ane
El kıssa ol efdal-i kabâil
Ol pîr-i hamîdetü’l-hasâil
Ferzende olup hemîşe tâlib
Tahsîl-i bekâ-yı nesle râgıb
Çoh mâh-likâ sanemler aldı
Çoh turfe zemîne tohm saldı
Çoh nezrler etdi her mezâra
Çoh kıldı niyâz Kirdgâra
Te’sîr kılup figân ü âhı
Avn etdi inâyet-i İlâhî
Bir gece açıldı bâb-ı rahmet
Buldı eser-i duâ icâbet
Maksad şem‘i münevver oldı
Sandûk-ı emel dür ile doldı
Tedrîc ile kıldı kilk-i takdîr
Nakş-ı garazı rahimde tasvîr
Ber verdi nihâl-i bâğ-ı maksûd
Açıldı gül-i hadîka-i cûd
Çün va‘de erişdi doğdı bir ay
Hurşîd ruhıyla âlem-ârây
Şâd oldılar andan ata ane
Şükrâne verildi çoh hizâne
El kıssa ademden oldı peydâ
Bir tıfl-ı müzekker ü müzekkâ
Hurşîd kimi kemâle kâbil
İsâ kimi tıfllıkda kâmil
Ol dem ki bu hâk-dâna düşdi
Hâlini bilüp figâna düşdi
Âhir günine evvel eyleyüp yâd
Ahıtdı sirişk kıldı feryâd
Ya‘nî ki vücûd dâm-ı gamdur
Âzâdelerün yeri ademdür
Her kim ki esîr olur bu dâma
Sabr etse gerek gam-ı müdâma
Olmışdı zebân-ı hâli gûyâ
Söylerdi ki ey cefâcı dünyâ
Bildüm gamunı senün ki çohdur
Gam çekmeğe bir harîf yohdur
Geldüm ki olam gamun harîfi
Gel tecribe kıl men-i zaîfi
Her handa gam olsa kılma ihmâl
Cem‘ eyle dil-i hazînüme sal
Hem ver mana gam yemek kemâli
Hem âlemi gamdan eyle hâlî
Peyveste meni esîr-i gam kıl
Kem kılma nasîbümi kerem kıl
Zevk ile geçürme rûzgârum
Fânî olana yoh i‘tibârum
Ey aşk garîb-i âlem oldum
Âvâre-i vâdî-i gam oldum
Tedbîr-i gam etmek olmaz oldı
Geldüm gerü getmek olmaz oldı
Senden dilerem meded ki dâim
Temkînüm ola senünle kâim
Bir bezmde kim şarâbı kandur
Sâkî cellâd-ı bî-emândur
Bir mey mana sun ki mest ü medhûş
Dâim özümi kılam ferâmûş
Ne geldüğümi bilem cihâna
Ne anı ki nişedür zemâne
Âlem gözüme görünmeye hîç
Bu riştede bulmayam ham u pîç
Dâye anı pâk kıldı kandan
Kaldurdı bu tîre hâk-dandan
Guslin verüp âb-ı çeşm-i terden
Süt yerine verdi kan ciğerden
Akvâm u kabâili olup şâd
Ol nev-rese Kays koydılar ad
Cân ile kılurdı dâye i‘zâz
Esbâb-ı kemâl-i terbiyet sâz
Lâkin o edüp hemîşe nâle
Hoşnûd değüldi hîç hâle
A‘zâsın edüp eliyle efgâr
Eylerdi müdâm nâle-i zâr
Süt içse sanurdı kim içer kan
Emcek görünürdi ana peykân
Yoh idi firîb ile karârı
Yanında firîbün i‘tibârı
Bir gün anı gezdürürdi dâye
Derdini yetürmeğe devâya
Bir evde meğer ki bir perî-veş
Ol tıflı görüp besî müşevveş
Rahm etdi eline aldı bir dem
Tıfl anı görünce oldı hurrem
Hüsnine bahup karâr dutdı
Feryâd ü figânını unutdı
Oldukça elinde oldı handân
Düşdükde elinden etdi efgân
Mâhiyyetini çü dâye bildi
Ol mâhı ana enîs kıldı
Oldı bu dahi anunla mu‘tâd
Ne dâye ne ane eyledi yâd
Zâtında çü var idi mahabbet
Mahbûb görünce dutdı ülfet
Aşk idi ki oldı hüsne mâil
Hüsni ne bilürdi tıfl-ı gâfil
Ma‘lûm idi ehl-i hâle ol hâl
Kim nüsha-i aşkdur bu timsâl
Elbette bu tıflı zâr eder aşk
Âşüfte-i rûzgâr eder aşk
Elbette kılur bu subh te’sîr
Hurşîd çıhup olur cihân-gîr
Çün terbiyeti edip o dâye
Verdi eser-i tamâm ol aya
Gün günden edüp kemâl hâsıl
Ol mâh-ı nev oldı bedr-i kâmil
Geldükçe mey-i vefâdan eyyâm
Her devrede sundı ana bir câm
Tâ kıldı anı tamâm ser-mest
Tedrîc ile dâm-ı aşka pâ-best
Çün sür’at ile dönüp zemâne
On yaşına yetdi ol yegâne
Babasına muktezâ-yı âdet
Farz oldı ki anı ede sünnet
Cem‘ etdi ehâlî-i diyârı
Her sâhib-i izz ü i‘tibârı
Bezl eyledi ol kadar zer ü sîm
Kim yetdi kıyâsa fakrdan bîm
Halk anda görende kesret-i mâl
Bîm oldı ki mün‘akis ola hâl
Ol sâf-zamîr ü pâk-meşreb
Bir bezm-geh eyledi müretteb
Kim görmedi anı çeşm-i sâgar
Cemşîdden özgeye müyesser
İtmâma yetüp tarîk-i sünnet
Ta’lîm-i ulûma yetdi nevbet
Esbâb ana eyleyüp mürettep
Verdiler anunla zîb-i mektep
Bu bünyâd-ı binâ-yı belâdur ve Mukaddime-i elem-i ibtilâdur
Mektebde anunla oldı hem-dem
Bir niçe melek-misâl kız hem
Bir saf kız oturdı bir saf oğlan
Cem‘ oldı behişte hûr ü gılmân
Oğlanlara kızlar olsalar yâr
Aşka bulunur revâc-ı bâzâr
Kız nergis-i mest edüp füsûn-sâz
Oğlana satanda işve vü nâz
Oğlan niçe sabr pîşe kılsun
Ve sabrı hem olsa nişe kılsun
Ol kızlar içinde bir perî-zâd
Kays ile mahabbet etdi bünyâd
Bir turfe sanem ki akl-ı kâmil
Gördükde anı olurdı zâil
Zülfeyn-i müselseli girih-gîr
Cân boynına bir belâlu zencîr
Ebrû-yı hamı belâ-yı uşşâk
Hem cüft letâfet içre hem tâk
Her kirpüği bir hadeng-i hun-rîz
Peykân-ı hadengi gamze-i tîz
Deryâ-yı belâ cebîn-i pâki
Çîn cünbişi mevc-i sehm-nâki
Çeşm-i siyehine sürmeden âr
Hindûsına sürme hem giriftâr
Ruhsârına reng-i gâzeden neng
Hergiz ana gâze vermemiş reng
Göz merdümeğinden olsa hâlî
Göz merdümeği olurdı hâlî
La‘l ü düri gösterürdi her dem
Evrâk-ı gül içre ıkd-i şeb-nem
Ebvâb-ı tekellüm etse meftûh
Emvâta verürdi müjde-i rûh
Şimşâd-ı latîfine mürekkeb
Sîb-i zenah u türünc-i gabgab
Endâmı latîfe-i ilâhî
Deryâ-yı letâfet içre mâhî
Şehbâz bahışlu âhu gözlü
Şîrîn hareketlü şehd sözlü
Râh u revişi müdâm gamze
Başdan ayağa tamâm gamze
Ayruhsıca-şekl ü hoşça-peyker
Yahşice sanem güzelce dilber
Âlem ser-i mûyınun tufeyli
Mahbûbe-i âlem adı Leylî
Kays anı görüp helâki oldı
Min şevk ile derd-nâki oldı
Ol nâdire hem ki Kaysi gördü
Min zevk bulup özin itürdi
Gördi ki bir âfet-i zemâne
Misli dahi gelmemiş cihâna
Bu sıfat-ı Mecnûndur ve İbtidâ-yı mihnet-i füzûndur
Bir dilber-i serv-kadd ü gül-rûy
Serv-i hoş u gül-ruh u semen-bûy
Şîrîn lebi menşe’-i letâfet
Ra‘nâ kadi durduğiyle âfet
Evsâf-ı letâfetinde söz çoh
Eltâf-ı melâhatinde söz yoh
Şehlâ gözi nergis-pür-efsûn
Zîbâ kaşı nergis üzreki nûn
Hüsni güli lâle-i şafak-fâm
Zülfi hamı lâle üzreki lâm
Ağzı sıfatı hod etmek olmaz
Esrâr-ı nihâna yetmek olmaz
Zülfi sözi zikr-i halka-i râz
La‘l-i lebi âb-ı çeşme-i nâz
Devr-i meh-i rûyi çeşme-i nûr
Hâk-i kef-i pâyı sürme-i hûr
Bir gâyet ile şemâili hûb
Kim Leylî olanda ana matlûb
Bir gözgüye ger açup gözini
Gözgüde göreydi öz yüzini
Öz ârızına olurdı meyli
Kılmazdı hevâ-yı hüsn-i Leylî
Ol iki semen-ber ü sehî-kad
Bir birine oldılar mukayyed
Bir câmdan içdiler mey-i zevk
Ol iki harâb-ı bâde-i şevk
Girdâb-ı belâya oldılar gark
Kalmadı aralarında bir fark
Evzâ-ı muhâlif oldı yek-sân
Gûyâ iki tende idi bir cân
Her kim sorar olsa Kaysa bir râz
Leylîden ana gelürdi âvâz
Kim Leylîye kılsa bir hitâbı
Kays idi ana veren cevâbı
Sandûk-ı emel dür ile doldı
Tedrîc ile kıldı kilk-i takdîr
Nakş-ı garazı rahimde tasvîr
Ber verdi nihâl-i bâğ-ı maksûd
Açıldı gül-i hadîka-i cûd
Çün va‘de erişdi doğdı bir ay
Hurşîd ruhıyla âlem-ârây
Şâd oldılar andan ata ane
Şükrâne verildi çoh hizâne
El kıssa ademden oldı peydâ
Bir tıfl-ı müzekker ü müzekkâ
Hurşîd kimi kemâle kâbil
İsâ kimi tıfllıkda kâmil
Ol dem ki bu hâk-dâna düşdi
Hâlini bilüp figâna düşdi
Âhir günine evvel eyleyüp yâd
Ahıtdı sirişk kıldı feryâd
Ya‘nî ki vücûd dâm-ı gamdur
Âzâdelerün yeri ademdür
Her kim ki esîr olur bu dâma
Sabr etse gerek gam-ı müdâma
Olmışdı zebân-ı hâli gûyâ
Söylerdi ki ey cefâcı dünyâ
Bildüm gamunı senün ki çohdur
Gam çekmeğe bir harîf yohdur
Geldüm ki olam gamun harîfi
Gel tecribe kıl men-i zaîfi
Her handa gam olsa kılma ihmâl
Cem‘ eyle dil-i hazînüme sal
Hem ver mana gam yemek kemâli
Hem âlemi gamdan eyle hâlî
Peyveste meni esîr-i gam kıl
Kem kılma nasîbümi kerem kıl
Zevk ile geçürme rûzgârum
Fânî olana yoh i‘tibârum
Ey aşk garîb-i âlem oldum
Âvâre-i vâdî-i gam oldum
Tedbîr-i gam etmek olmaz oldı
Geldüm gerü getmek olmaz oldı
Senden dilerem meded ki dâim
Temkînüm ola senünle kâim
Bir bezmde kim şarâbı kandur
Sâkî cellâd-ı bî-emândur
Bir mey mana sun ki mest ü medhûş
Dâim özümi kılam ferâmûş
Ne geldüğümi bilem cihâna
Ne anı ki nişedür zemâne
Âlem gözüme görünmeye hîç
Bu riştede bulmayam ham u pîç
Dâye anı pâk kıldı kandan
Kaldurdı bu tîre hâk-dandan
Guslin verüp âb-ı çeşm-i terden
Süt yerine verdi kan ciğerden
Akvâm u kabâili olup şâd
Ol nev-rese Kays koydılar ad
Cân ile kılurdı dâye i‘zâz
Esbâb-ı kemâl-i terbiyet sâz
Lâkin o edüp hemîşe nâle
Hoşnûd değüldi hîç hâle
A‘zâsın edüp eliyle efgâr
Eylerdi müdâm nâle-i zâr
Süt içse sanurdı kim içer kan
Emcek görünürdi ana peykân
Yoh idi firîb ile karârı
Yanında firîbün i‘tibârı
Bir gün anı gezdürürdi dâye
Derdini yetürmeğe devâya
Bir evde meğer ki bir perî-veş
Ol tıflı görüp besî müşevveş
Rahm etdi eline aldı bir dem
Tıfl anı görünce oldı hurrem
Hüsnine bahup karâr dutdı
Feryâd ü figânını unutdı
Oldukça elinde oldı handân
Düşdükde elinden etdi efgân
Mâhiyyetini çü dâye bildi
Ol mâhı ana enîs kıldı
Oldı bu dahi anunla mu‘tâd
Ne dâye ne ane eyledi yâd
Zâtında çü var idi mahabbet
Mahbûb görünce dutdı ülfet
Aşk idi ki oldı hüsne mâil
Hüsni ne bilürdi tıfl-ı gâfil
Ma‘lûm idi ehl-i hâle ol hâl
Kim nüsha-i aşkdur bu timsâl
Elbette bu tıflı zâr eder aşk
Âşüfte-i rûzgâr eder aşk
Elbette kılur bu subh te’sîr
Hurşîd çıhup olur cihân-gîr
Çün terbiyeti edip o dâye
Verdi eser-i tamâm ol aya
Gün günden edüp kemâl hâsıl
Ol mâh-ı nev oldı bedr-i kâmil
Geldükçe mey-i vefâdan eyyâm
Her devrede sundı ana bir câm
Tâ kıldı anı tamâm ser-mest
Tedrîc ile dâm-ı aşka pâ-best
Çün sür’at ile dönüp zemâne
On yaşına yetdi ol yegâne
Babasına muktezâ-yı âdet
Farz oldı ki anı ede sünnet
Cem‘ etdi ehâlî-i diyârı
Her sâhib-i izz ü i‘tibârı
Bezl eyledi ol kadar zer ü sîm
Kim yetdi kıyâsa fakrdan bîm
Halk anda görende kesret-i mâl
Bîm oldı ki mün‘akis ola hâl
Ol sâf-zamîr ü pâk-meşreb
Bir bezm-geh eyledi müretteb
Kim görmedi anı çeşm-i sâgar
Cemşîdden özgeye müyesser
İtmâma yetüp tarîk-i sünnet
Ta’lîm-i ulûma yetdi nevbet
Esbâb ana eyleyüp mürettep
Verdiler anunla zîb-i mektep
Bu bünyâd-ı binâ-yı belâdur ve Mukaddime-i elem-i ibtilâdur
Mektebde anunla oldı hem-dem
Bir niçe melek-misâl kız hem
Bir saf kız oturdı bir saf oğlan
Cem‘ oldı behişte hûr ü gılmân
Oğlanlara kızlar olsalar yâr
Aşka bulunur revâc-ı bâzâr
Kız nergis-i mest edüp füsûn-sâz
Oğlana satanda işve vü nâz
Oğlan niçe sabr pîşe kılsun
Ve sabrı hem olsa nişe kılsun
Ol kızlar içinde bir perî-zâd
Kays ile mahabbet etdi bünyâd
Bir turfe sanem ki akl-ı kâmil
Gördükde anı olurdı zâil
Zülfeyn-i müselseli girih-gîr
Cân boynına bir belâlu zencîr
Ebrû-yı hamı belâ-yı uşşâk
Hem cüft letâfet içre hem tâk
Her kirpüği bir hadeng-i hun-rîz
Peykân-ı hadengi gamze-i tîz
Deryâ-yı belâ cebîn-i pâki
Çîn cünbişi mevc-i sehm-nâki
Çeşm-i siyehine sürmeden âr
Hindûsına sürme hem giriftâr
Ruhsârına reng-i gâzeden neng
Hergiz ana gâze vermemiş reng
Göz merdümeğinden olsa hâlî
Göz merdümeği olurdı hâlî
La‘l ü düri gösterürdi her dem
Evrâk-ı gül içre ıkd-i şeb-nem
Ebvâb-ı tekellüm etse meftûh
Emvâta verürdi müjde-i rûh
Şimşâd-ı latîfine mürekkeb
Sîb-i zenah u türünc-i gabgab
Endâmı latîfe-i ilâhî
Deryâ-yı letâfet içre mâhî
Şehbâz bahışlu âhu gözlü
Şîrîn hareketlü şehd sözlü
Râh u revişi müdâm gamze
Başdan ayağa tamâm gamze
Ayruhsıca-şekl ü hoşça-peyker
Yahşice sanem güzelce dilber
Âlem ser-i mûyınun tufeyli
Mahbûbe-i âlem adı Leylî
Kays anı görüp helâki oldı
Min şevk ile derd-nâki oldı
Ol nâdire hem ki Kaysi gördü
Min zevk bulup özin itürdi
Gördi ki bir âfet-i zemâne
Misli dahi gelmemiş cihâna
Bu sıfat-ı Mecnûndur ve İbtidâ-yı mihnet-i füzûndur
Bir dilber-i serv-kadd ü gül-rûy
Serv-i hoş u gül-ruh u semen-bûy
Şîrîn lebi menşe’-i letâfet
Ra‘nâ kadi durduğiyle âfet
Evsâf-ı letâfetinde söz çoh
Eltâf-ı melâhatinde söz yoh
Şehlâ gözi nergis-pür-efsûn
Zîbâ kaşı nergis üzreki nûn
Hüsni güli lâle-i şafak-fâm
Zülfi hamı lâle üzreki lâm
Ağzı sıfatı hod etmek olmaz
Esrâr-ı nihâna yetmek olmaz
Zülfi sözi zikr-i halka-i râz
La‘l-i lebi âb-ı çeşme-i nâz
Devr-i meh-i rûyi çeşme-i nûr
Hâk-i kef-i pâyı sürme-i hûr
Bir gâyet ile şemâili hûb
Kim Leylî olanda ana matlûb
Bir gözgüye ger açup gözini
Gözgüde göreydi öz yüzini
Öz ârızına olurdı meyli
Kılmazdı hevâ-yı hüsn-i Leylî
Ol iki semen-ber ü sehî-kad
Bir birine oldılar mukayyed
Bir câmdan içdiler mey-i zevk
Ol iki harâb-ı bâde-i şevk
Girdâb-ı belâya oldılar gark
Kalmadı aralarında bir fark
Evzâ-ı muhâlif oldı yek-sân
Gûyâ iki tende idi bir cân
Her kim sorar olsa Kaysa bir râz
Leylîden ana gelürdi âvâz
Kim Leylîye kılsa bir hitâbı
Kays idi ana veren cevâbı
Eylerler idi hat-ı vefâ meşk
Artardı demâdem anlara aşk
Leylîde ohumak ıztırâbı
Olsa ruh-i Kays idi kitâbı
Meşk etmeğe Kays alsa her hat
Leylî kaşı idi ana ser-hat
Hat üzre kılurdı ol güzeller
Min nâz ile bahsler cedeller
Ammâ ne cedel kemâl-i ülfet
Ne bahs nihâyet-i mahabbet
Çün bir niçe müddet ol iki pâk
Evkât geçürdiler tarab-nâk
Aşk olduğu yerde mahfî olmaz
Aşk içre olan karâr bulmaz
Aşk âteşine budur alâmet
Kim baş çeke şu‘le-i melâmet
Hüsn âfet-i aşk olup demâdem
Geldükçe irâdet oldı muhkem
Bir gâyete yetdi neş’e-i hâl
Kim oldı havâs-ı akl pâ-mâl
Kalmadı zebâna tâb-i güftâr
Kim eyleyeler mahabbet izhâr
Keyfiyyet-i hâl kılmağa fâş
Gelmişdi tekellüme göz ü kaş
Eylerdi göziyle bu hitâbı
Kaşiyle verürdi ol cevâbı
Kaş ü göz ilen olan tekellüm
Hem kılmadı def‘-i zann-ı merdüm
Merdümden edem deme kenâre
Merdüm göz içindedür ne çâre
Hem-râz iken ol iki vefâ-dâr
Dem-sâz iken ol iki ciger-hâr
Ref‘ oldı hicâb-ı şâhid-i râz
Aşk oldı melâmet ile dem-sâz
Âşıklara gizlü kalmadı hâl
Ma‘lûm oldı cemî‘-i ahvâl
Gerd âyîne-i neşâta düşdi
Min-ba‘d iş ihtiyâta düşdi
Söyleşmeğe ol iki yegâne
Kalmadı sebep meğer behâne
Tâ olmaya râz âşikârâ
Devrân ile kıldılar müdârâ
Bir nev‘-i behâne ile her dem
Gönlini kılurdu Kays hurrem
Kasden unudurdı dersin ol zâr
Leylîye der idi ey vefâ-dâr
Hıfz-ı sebak etdi bağrumı hûn
Menden bilürem bilürsen efzûn
Men bilmedüğüm mana ohutgıl
Dersüm ohuyam kulağ dutgıl
Çün levhler üzre hat yazardı
Amden hatını galat yazardı
Ya‘nî ki hatâ tevehhüm ede
Ol gül açılup tebessüm ede
Güftâra gele ki bu galatdur
Terk et ki hilâf- ı resm-i hatdur
Ola sebeb-i tekellüm-i yâr
Fehm etmeye müddeânı ağyâr
Etfâl kılanda devr bünyâd
Varı bile eyleyende feryâd
Ol yârına arz-ı hâl ederdi
Özge devrin hayâl ederdi
Kılmazlar idi sözini ma‘lûm
Bilmezler idi sözine mefhûm
Mektebden olan zamanlar âzâd
Vasl içün ederdi hîle bünyâd
Kasd ile nihân edüp kitâbın
Hadden aşururdı ıztırâbın
Leylî yolını dutup dururdı
Sen gördün ola deyüp sorurdı
Ya‘nî bu behâne ile bir dem
Yârın göre ola şâd ü hurrem
İlm-i hata ömrin eyleyüp sarf
Meşk etmiş idi hemîn iki harf
Bir safhada lâm ü yâ mükerrer
Yazardı anı kılurdı ezber
Kim bu iki harfdür murâdum
Rûşen bular iledür sevâdum
Bu Leylîye anası itâb etdüğidür ve Bahâr-ı vasla hazân yetdüğidür
Çün mekr ile Kays-i bî-ser-encâm
Bir niçe zaman geçürdi eyyâm
Tedbîr ile aşk zevk vermez
Tedbîr diyâr-ı aşka girmez
Aşk ile riyâ değül muvâfık
Rüsvây gerek hemîşe âşık
Dilden dile düşdi bu fesâne
Fâş oldı bu mâcerâ cihâna
Kim kays oluben esîr-i Leylî
Leylî dahi salmış ana meyli
Tedrîc-i mesâvî ile nâgâh
Leylînün anası oldı âgâh
Odlara dutuşdı yasa batdı
Ol gonca-dehâna dil uzatdı
K’ey şûh nedür bu güft ü gûlar
Kılmak sana ta‘ne ayb-cûlar
Niçün özüne ziyân edersen
Yahşi adunı yaman edersen
Niçün sana ta‘ne ede bed-gû
Nâmûsa taalluk iş midür bu
Nâzük beden ile berg-i gülsen
Ammâ ne deyem igen yöğülsen
Lâle kimi sende lutf çohdur
Ammâ ne deyem yüzün açuhdur
Temkîni cünûna kılma tebdîl
Kızsen ucuz olma kadrüni bil
Her sûrete aks kimi bahma
Her gördüğüne su kimi ahma
Mey gerçi safâ verür dimâğa
Ahduğı içün düşer ayağa
Gözgü kimi katı yüzlü olma
Nergis kimi hîre gözlü olma
Gözden gerek olasen nihan sen
Tâ demek ola sana ki cânsen
Sen şem‘sen uymagıl hevâya
Kim şem‘i hevâ verür fenâya
Lu‘bet kimi özüni bezetme
Revzen kimi kûçeler gözetme
Sâgar kimi gezmeği harâm et
Nağme kimi perdede makâm et
Sâye kimi her yere yüz urma
Hiç kimse ile oturma durma
Sen sadesen özge ehl-i nîreng
Cehd eyle verilmesün sana reng
Derler seni aşka mübtelâsen
Bîgâneler ile âşinâsen
Sen handan ü aşk zevki handan
Sen handan ü dûst şevki handan
Oğlan aceb olmaz olsa âşık
Âşıklığ işi kıza ne lâyık
Ey iki gözüm yaman olur âr
Nâmûsumuzı itürme zinhâr
Biz âlem içinde nîk-nâmuz
Ma‘rûf-ı tamâm-ı hâs u âmuz
Ne neng ile dahi edelüm lâf
Biz demeyelüm sen eyle insaf
Dut kim sana kızmazem ben zâr
Menden ulu bir müdebbirün var
N’eylersen eğer atan eşitse
Kahr ile sana siyâset etse
Min-ba‘d gel eyle terk-i mekteb
Bil mektebüni hemîn ced ü eb
Etme kalem ile meşkden yâd
Sûzen dut ü nakş eyle bünyâd
Etfâlden eyle kat‘-ı ülfet
Hem-râz yeter yanunda lu‘bet
Büt kimi bir evde eyle menzil
Olma dahi her yanaya mâil
Ankâ kimi uzlet eyle pîşe
Eyle reviş eyle kim hemîşe
Gerçi adun ola dilde mezkûr
Görmek seni ola gayr-i makdûr
Hoş ol ki kızı hemîşe gizler
Hod gizlü gerek hemîşe kızlar
Bu inkâr ile Leylî anasına cevâb verdüğidür ve Fezâ-yı işretden çıhup serây-ı üsrete girdüğidür
Leylî bu itâbı çün eşitdi
Öz gönlinde mukarrer etdi
Kim şu‘bede-i sipihr-i zâlim
Tarh eyledi nakş-ı nâ-mülâyim
Eyyâm-ı visâle yetdi hicrân
Vakt oldı ciğerler ola büryân
Ammâ ne desün ne çâre kılsun
Tedbîr ne olduğın ne bilsün
Naçâr dutup tarîk-i inkâr
Âsâr-ı tecâhül etdi izhâr
Gül-zâr-ı itâba âb verdi
Giryân giryân cevâb verdi
K’ey mûnis-i rûzgârum ane
Dürc-i dür-i şâh-vârum ane
Sözler dersen ki bilmezem men
Mazmûnını fehm kılmazam men
Dersen ma‘şûk u aşk u âşık
Men sâde-zamîr tıfl-ı sâdık
Bilmem nedür ol hadîse mazmûn
Söyle nişe olmayam diğer-gûn
Aşkun kılmazdı kimse yâdın
Ha senden eşitdüm imdi adın
Bi’llâh nedür ane aşka mefhûm
Bu sırr-ı nihânı eyle ma‘lûm
Hâdî-i reh-i murâdum olgıl
Bu şîvede üstâdum olgıl
Men mektebe re’yüm ile getmen
Bir şugl hilâf-ı re’yün etmen
Hem sen dersen ki mektebe var
Hem dersen sen ki getme zinhâr
Hansı söze i‘tikâdum olsun
Sana nişe i‘timâdum olsun
Men hem değülem bu zecre kâil
Kim her dem olup çerâğ-ı mahfil
Nâ-cinsler ile hem-dem olam
Bir yerde mukayyed-i gam olam
Her dîdeden ede ede perhîz
Evkât geçe küdûret-âmîz
Peyveste muallim eyleyüp cevr
Gâhi sebak ohuda gehî devr
Bi’llâh mana hem bu idi maksûd
Mektebden olur mı tıfl hoşnûd
Ayruk bu sözi mükerrer etme
Lutf eyle meni mükedder etme
Çün ane eşitdi ol cevâbı
Terk etdi şikâyet ü itâbı
Şeksüz ana rûşen oldı k’ol meh
Âşıklığından değüldür âgeh
Artardı demâdem anlara aşk
Leylîde ohumak ıztırâbı
Olsa ruh-i Kays idi kitâbı
Meşk etmeğe Kays alsa her hat
Leylî kaşı idi ana ser-hat
Hat üzre kılurdı ol güzeller
Min nâz ile bahsler cedeller
Ammâ ne cedel kemâl-i ülfet
Ne bahs nihâyet-i mahabbet
Çün bir niçe müddet ol iki pâk
Evkât geçürdiler tarab-nâk
Aşk olduğu yerde mahfî olmaz
Aşk içre olan karâr bulmaz
Aşk âteşine budur alâmet
Kim baş çeke şu‘le-i melâmet
Hüsn âfet-i aşk olup demâdem
Geldükçe irâdet oldı muhkem
Bir gâyete yetdi neş’e-i hâl
Kim oldı havâs-ı akl pâ-mâl
Kalmadı zebâna tâb-i güftâr
Kim eyleyeler mahabbet izhâr
Keyfiyyet-i hâl kılmağa fâş
Gelmişdi tekellüme göz ü kaş
Eylerdi göziyle bu hitâbı
Kaşiyle verürdi ol cevâbı
Kaş ü göz ilen olan tekellüm
Hem kılmadı def‘-i zann-ı merdüm
Merdümden edem deme kenâre
Merdüm göz içindedür ne çâre
Hem-râz iken ol iki vefâ-dâr
Dem-sâz iken ol iki ciger-hâr
Ref‘ oldı hicâb-ı şâhid-i râz
Aşk oldı melâmet ile dem-sâz
Âşıklara gizlü kalmadı hâl
Ma‘lûm oldı cemî‘-i ahvâl
Gerd âyîne-i neşâta düşdi
Min-ba‘d iş ihtiyâta düşdi
Söyleşmeğe ol iki yegâne
Kalmadı sebep meğer behâne
Tâ olmaya râz âşikârâ
Devrân ile kıldılar müdârâ
Bir nev‘-i behâne ile her dem
Gönlini kılurdu Kays hurrem
Kasden unudurdı dersin ol zâr
Leylîye der idi ey vefâ-dâr
Hıfz-ı sebak etdi bağrumı hûn
Menden bilürem bilürsen efzûn
Men bilmedüğüm mana ohutgıl
Dersüm ohuyam kulağ dutgıl
Çün levhler üzre hat yazardı
Amden hatını galat yazardı
Ya‘nî ki hatâ tevehhüm ede
Ol gül açılup tebessüm ede
Güftâra gele ki bu galatdur
Terk et ki hilâf- ı resm-i hatdur
Ola sebeb-i tekellüm-i yâr
Fehm etmeye müddeânı ağyâr
Etfâl kılanda devr bünyâd
Varı bile eyleyende feryâd
Ol yârına arz-ı hâl ederdi
Özge devrin hayâl ederdi
Kılmazlar idi sözini ma‘lûm
Bilmezler idi sözine mefhûm
Mektebden olan zamanlar âzâd
Vasl içün ederdi hîle bünyâd
Kasd ile nihân edüp kitâbın
Hadden aşururdı ıztırâbın
Leylî yolını dutup dururdı
Sen gördün ola deyüp sorurdı
Ya‘nî bu behâne ile bir dem
Yârın göre ola şâd ü hurrem
İlm-i hata ömrin eyleyüp sarf
Meşk etmiş idi hemîn iki harf
Bir safhada lâm ü yâ mükerrer
Yazardı anı kılurdı ezber
Kim bu iki harfdür murâdum
Rûşen bular iledür sevâdum
Bu Leylîye anası itâb etdüğidür ve Bahâr-ı vasla hazân yetdüğidür
Çün mekr ile Kays-i bî-ser-encâm
Bir niçe zaman geçürdi eyyâm
Tedbîr ile aşk zevk vermez
Tedbîr diyâr-ı aşka girmez
Aşk ile riyâ değül muvâfık
Rüsvây gerek hemîşe âşık
Dilden dile düşdi bu fesâne
Fâş oldı bu mâcerâ cihâna
Kim kays oluben esîr-i Leylî
Leylî dahi salmış ana meyli
Tedrîc-i mesâvî ile nâgâh
Leylînün anası oldı âgâh
Odlara dutuşdı yasa batdı
Ol gonca-dehâna dil uzatdı
K’ey şûh nedür bu güft ü gûlar
Kılmak sana ta‘ne ayb-cûlar
Niçün özüne ziyân edersen
Yahşi adunı yaman edersen
Niçün sana ta‘ne ede bed-gû
Nâmûsa taalluk iş midür bu
Nâzük beden ile berg-i gülsen
Ammâ ne deyem igen yöğülsen
Lâle kimi sende lutf çohdur
Ammâ ne deyem yüzün açuhdur
Temkîni cünûna kılma tebdîl
Kızsen ucuz olma kadrüni bil
Her sûrete aks kimi bahma
Her gördüğüne su kimi ahma
Mey gerçi safâ verür dimâğa
Ahduğı içün düşer ayağa
Gözgü kimi katı yüzlü olma
Nergis kimi hîre gözlü olma
Gözden gerek olasen nihan sen
Tâ demek ola sana ki cânsen
Sen şem‘sen uymagıl hevâya
Kim şem‘i hevâ verür fenâya
Lu‘bet kimi özüni bezetme
Revzen kimi kûçeler gözetme
Sâgar kimi gezmeği harâm et
Nağme kimi perdede makâm et
Sâye kimi her yere yüz urma
Hiç kimse ile oturma durma
Sen sadesen özge ehl-i nîreng
Cehd eyle verilmesün sana reng
Derler seni aşka mübtelâsen
Bîgâneler ile âşinâsen
Sen handan ü aşk zevki handan
Sen handan ü dûst şevki handan
Oğlan aceb olmaz olsa âşık
Âşıklığ işi kıza ne lâyık
Ey iki gözüm yaman olur âr
Nâmûsumuzı itürme zinhâr
Biz âlem içinde nîk-nâmuz
Ma‘rûf-ı tamâm-ı hâs u âmuz
Ne neng ile dahi edelüm lâf
Biz demeyelüm sen eyle insaf
Dut kim sana kızmazem ben zâr
Menden ulu bir müdebbirün var
N’eylersen eğer atan eşitse
Kahr ile sana siyâset etse
Min-ba‘d gel eyle terk-i mekteb
Bil mektebüni hemîn ced ü eb
Etme kalem ile meşkden yâd
Sûzen dut ü nakş eyle bünyâd
Etfâlden eyle kat‘-ı ülfet
Hem-râz yeter yanunda lu‘bet
Büt kimi bir evde eyle menzil
Olma dahi her yanaya mâil
Ankâ kimi uzlet eyle pîşe
Eyle reviş eyle kim hemîşe
Gerçi adun ola dilde mezkûr
Görmek seni ola gayr-i makdûr
Hoş ol ki kızı hemîşe gizler
Hod gizlü gerek hemîşe kızlar
Bu inkâr ile Leylî anasına cevâb verdüğidür ve Fezâ-yı işretden çıhup serây-ı üsrete girdüğidür
Leylî bu itâbı çün eşitdi
Öz gönlinde mukarrer etdi
Kim şu‘bede-i sipihr-i zâlim
Tarh eyledi nakş-ı nâ-mülâyim
Eyyâm-ı visâle yetdi hicrân
Vakt oldı ciğerler ola büryân
Ammâ ne desün ne çâre kılsun
Tedbîr ne olduğın ne bilsün
Naçâr dutup tarîk-i inkâr
Âsâr-ı tecâhül etdi izhâr
Gül-zâr-ı itâba âb verdi
Giryân giryân cevâb verdi
K’ey mûnis-i rûzgârum ane
Dürc-i dür-i şâh-vârum ane
Sözler dersen ki bilmezem men
Mazmûnını fehm kılmazam men
Dersen ma‘şûk u aşk u âşık
Men sâde-zamîr tıfl-ı sâdık
Bilmem nedür ol hadîse mazmûn
Söyle nişe olmayam diğer-gûn
Aşkun kılmazdı kimse yâdın
Ha senden eşitdüm imdi adın
Bi’llâh nedür ane aşka mefhûm
Bu sırr-ı nihânı eyle ma‘lûm
Hâdî-i reh-i murâdum olgıl
Bu şîvede üstâdum olgıl
Men mektebe re’yüm ile getmen
Bir şugl hilâf-ı re’yün etmen
Hem sen dersen ki mektebe var
Hem dersen sen ki getme zinhâr
Hansı söze i‘tikâdum olsun
Sana nişe i‘timâdum olsun
Men hem değülem bu zecre kâil
Kim her dem olup çerâğ-ı mahfil
Nâ-cinsler ile hem-dem olam
Bir yerde mukayyed-i gam olam
Her dîdeden ede ede perhîz
Evkât geçe küdûret-âmîz
Peyveste muallim eyleyüp cevr
Gâhi sebak ohuda gehî devr
Bi’llâh mana hem bu idi maksûd
Mektebden olur mı tıfl hoşnûd
Ayruk bu sözi mükerrer etme
Lutf eyle meni mükedder etme
Çün ane eşitdi ol cevâbı
Terk etdi şikâyet ü itâbı
Şeksüz ana rûşen oldı k’ol meh
Âşıklığından değüldür âgeh
Bî-hûdedür ol kamu fesâne
Kim âşıkdur fülan fülâna
Çün vâkıa şek mahalli oldı
Ol vâkıadan teselli oldı
Leylî hem oturdı evde nâ-çâr
Döndi sadefine dürr-i şeh-vâr
Bir bürcde sâbit oldı ahter
Mahbûs-i hizâne oldı gevher
La‘l oldı esîr-i sîne-i seng
Habs oldı gül-âba şîşe-i teng
Gamdan tebeh oldı rûzgârı
Nevmîd dil-i ümîd-vârı
Âh eyler idi velî ne hâsıl
Ol yel açamazdı gonca-i dil
Göz yaşı tökerdi lîk ne sûd
Bitmezdi anunla nahl-i maksûd
Zülfi kimi pîç ü tâba düşdi
Hayrân kalup ıztırâba düşdi
Ağzı kimi hulkın etdi gam dar
Çeşmi kimi cismi oldı bî-mâr
Ne derdini sahlasa karârı
Ne şerh-i gam etse gam-güsârı
Fânûs-ı hayâle girdi ol şem‘
Gönlini kılup hayâl ile cem‘
Her dem çeküp ol gam içre min âh
Sabr etdi zarûret ile ol mâh
Derd ile düzüp terâne-i gam
Bu bir gazeli ohurdı her dem
Bu gazel Leylî dilindendür
Felek ayırdı meni cevr ile cânânumdan
Hazer etmez mi aceb nâle vü efgânumdan
Oda yandurmasa bir şu‘le ile nüh feleği
Ne biter âteş-i âh-ı dil-i sûzânumdan
Gam-ı pinhân meni öldürdi bu hem bir gam kim
Gül-ruhum olmadı âgeh gam-ı pinhânumdan
Âh idi hem-nefesüm âh ki ol hem âhir
Çıhdı ikrâh kılup külbe-i ahzânumdan
Men ne hâcet ki kılam dâğ-ı nihânum şerhin
Âkıbet zâhir olur çâk-i girîbânumdan
Hak bilür yâr değül cân ü dilümden gâib
N’ola ger gâib ise dîde-i giryânumdan
Cân eğer çıhsa tenümden eser-i mihri ile
Eser-i mihri sağınman ki çıhar cânumdan
Lutf edüpsen meğer ey bâd bu günden beyle
Veresen bir haber ol serv-i hırâmânumdan
Ey Fuzûlî gam-ı hecr ile perîşândur hâl
Kimse âgâh değül hâl-i perîşânumdan
Tamâmî-i sühan
Sâkî getür ol mey-i mugânı
Kim unudalum gam-ı cihânı
Rahm eyle ki kasd-ı cân eder gam
Bağrum sitem ile kan eder gam
Kıl aklumı bâde ile zâil
Çerhün siteminden eyle gâfil
Feryâd ki çerh bî-vefâdur
Dâim işi cevr ile cefâdur
Bir âdet ile medârı yohdur
Devrânınun i‘tibârı yohdur
Ger hem-nefes etse iki yârı
Bir yere getürse iki zârı
Elbette sebep salup araya
Anları esîr eder belâya
Bi’llâh ne yamandur âşinâlığ
Çün vâki‘ olur yine cüdâlığ
Gül-zâr-ı kelâm bağ-bânı
Beyle bezemiş bu bûstânı
Kim serv-i riyâz-ı mihnet ü derd
Sevdâ-zede Kays-i derd-perverd
Her subh gederdi mektebe şâd
Mektebde olurdı gamdan âzâd
Meşk-i hat-ı hüsn-i yâr ederdi
Def‘-i gam-ı rûzgâr ederdi
Zevk ile dutup tarîk-ı sâbık
Âdet üzerine subh-ı sâdık
Geldi yine mektebe ferah-nâk
Tâ kim kıla zevk-ı vaslı idrâk
Gördi ki behişte hûr gelmez
Gün çıhdı henüz nûr gelmez
Hurşîdsüz oldı rûz tâ şeb
Oldı başına karanu mekteb
Bildi ki sipihr-i şu‘bede-bâz
Bir şu‘bede eyleyüpdür âğâz
Elbette cefâ-yı ta‘n-ı ağyâr
Ol gün yolına bırahdı bir hâr
Nevmîd olup etdi nâle bünyâd
Dedi nedür ey felek bu bî-dâd
N’etdüm sana kasd-ı cânum etdün
Kat‘-ı reh-i dil-sitânum etdün
Kesdün taleb-i garazda râhum
Bildür mana kim nedür günâhum
Evvel meni eyledün mükerrem
Vasl-ı sanem ile şâd ü hurrem
Döndün yine beyle cevr edersen
Ol devre nakîz devr edersen
Vehm eylemedün mi kim çeküp âh
Sûz-ı ciğer ile bir seher-gâh
Yanduram oda tokuz revâkun
Sûzın sana bildürem firâkun
Tedbîr kıl ey muallim-i pîr
Et sihr ile ol perîni teshîr
Ancak mana sanma yetdi bu gam
Kim yetdi mana yeten sana hem
Düş ey elif istikâmetünden
Şerm eyle bu kadd ü kâmetünden
Kaddi hevesiyle dem urursen
Ol getdi aceb ki sen durursen
Ey nûn çü nihândur ebrû-yi yâr
Sen dahi nazarda durma zinhâr
Ey mîm çü ağzı oldı gâib
Oldı sana hem adem münâsib
Olsan nola ey devât dil-teng
Âyîne-i hâtırun dutup jeng
Ol turra-i müşg-bûdan ayru
Hicrân kara bağrun eylemiş su
Ey hâme sirişk-bâr olupsen
Ser-geşte vü bî-karâr olupsen
Gûya bu gün etmemiş müyesser
Devrân sana dest-bûs-i dilber
Ey levh hatınun eyle yâdın
Kıl sînede nakş gam sevâdın
Bir niçe gün ol esîr-i hicrân
Mektebde gezüp kılurdı efgân
Her rûz figânı ile tâ şeb
Ta‘zîb çekerdi ehl-i mekteb
Şeb hem kıluben figân ü zârı
Eylerdi muhâtab ol nigârı
K’ey göz nûrı gönül sürûrı
Sensüz gözümün yoh oldı nûrı
Evvel ne idi bu âşinâlığ
Âhir nişe eyledün cüdâlığ
Evvel nişe eyledün meni mest
İzhâr-ı mahabbet ile pâ-best
Âhir ne içün humâra saldun
Bu mihnet-i intizâra saldun
Saldun dil-i zâra nâr-ı fürkat
Kıldun gözümi pür-âb-ı hasret
Gönlüm odı kıldı yana yana
Âheng şafak tek âsmâna
Yaşum suyı oldı vara vara
Bir bahr ki yoh ana kenâre
Men istemezem bu günde hem-dem
Yanumdan ilet hayâlüni hem
Olmaya düşüp hayâlün ey meh
Oda yana suya bata nâgeh
Ser-mest-i şarâb-ı iştiyâkem
Medhûş-i tehayyür-i firâkem
Koyma gamunı menümle hem-râh
Fâş eylerem anı halka nâgâh
Ser-mestde ihtiyâr olmaz
Medhûşda i‘tibâr olmaz
Cân oldı gamun gelende ber-bâd
Teşvîş-i fenâdan oldum âzâd
Gösterdi mana gamun mezâkı
Ayş-ı ebedî neşât-ı bâkî
Ger gelse ecel menüm nem ala
Cân hod yohdur meğer gam ala
Şem‘-i şeb-i mihnet ü belâyem
Âşüfte-i cünbiş-i hevâyem
Sûz-ı dil ile tökülse yaşum
Tîğ-i gam ile kesilse başum
Cândan çıharıp hevâ-yı aşkı
Terk eylemezem belâ-yı aşkı
Bu günleri kim gam içre zârem
Hicrân elemiyle bî-karârem
Ger nâme-i ömre kilk-i takdîr
Gündür deyüben kılursa tahrîr
Eyler meni ol hisâb mağbûn
Kim sûret-i hâldür diğer-gûn
Gün şartı deyerler âftâbı
Bi’llâh ki bu nüktedür hisâbî
Her gün ki görünmez âftâbum
Men gün demezem budur hisâbum
Yoh kimse bu derd-i dilden âgâh
Bu derd-i dil ile neyleyem âh
Derdüm söze geldüğince artar
Oddur yel ile zebâne dartar
Eyyâm-ı visâli eyleyüp yâd
Ol haste bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Ey hoş ol günler ki men hem-râz idüm cânân ile
Ni‘met-i vaslın görüp nâzın çekerdüm cân ile
Görmemişdi gülşen-i ayşum hazân-ı tefrika
Olmamışdı tîre eyyâmum şeb-i hicrân ile
Meh-veşümden dûstlar devrân cüdâ ister meni
Düşmenümdür hîç bilmen n’etmişem devrân ile
Yetse ger âşıklarun eflâke efgânı ne sûd
Yetmek olmaz mâh-veşler vaslına efgân ile
Yaşurup sahlardum elden dâğ-ı hicrânın eğer
Etmek olsaydı müdârâ dîde-i giryân ile
Zevkden dîbâce bağlandı kitâb-ı ömrüme
Koymadı devrân geçe evkâtum ol unvân ile
Ey Fuzûlî ahter-i bahtum müsâid olmadı
Kim olam bir dem mukârin ol meh-i tâbân ile
Söz muhtasar ol esîr-i sevdâ
Bir nev‘ ile oldı halka rüsvâ
Kim Kays iken adı oldı Mecnûn
Ahvâlini etdi gam diğer-gûn
Bu Leylîye Mecnûn güzerde mukâbil olduğıdur ve Gün mukâbelesinde hilâl-i mihri bedr-i kâmil olduğıdur
Bir gün ki bahâr-ı âlem-efrûz
Vermişdi cihâna feyz-i nevrûz
Salmışdı nikâb çehreden gül
Çekmişdi sürûd-ı nâle bülbül
Şeb-nem mey-i nâbı ile lâle
Doldurmış idi kızıl piyâle
Kim âşıkdur fülan fülâna
Çün vâkıa şek mahalli oldı
Ol vâkıadan teselli oldı
Leylî hem oturdı evde nâ-çâr
Döndi sadefine dürr-i şeh-vâr
Bir bürcde sâbit oldı ahter
Mahbûs-i hizâne oldı gevher
La‘l oldı esîr-i sîne-i seng
Habs oldı gül-âba şîşe-i teng
Gamdan tebeh oldı rûzgârı
Nevmîd dil-i ümîd-vârı
Âh eyler idi velî ne hâsıl
Ol yel açamazdı gonca-i dil
Göz yaşı tökerdi lîk ne sûd
Bitmezdi anunla nahl-i maksûd
Zülfi kimi pîç ü tâba düşdi
Hayrân kalup ıztırâba düşdi
Ağzı kimi hulkın etdi gam dar
Çeşmi kimi cismi oldı bî-mâr
Ne derdini sahlasa karârı
Ne şerh-i gam etse gam-güsârı
Fânûs-ı hayâle girdi ol şem‘
Gönlini kılup hayâl ile cem‘
Her dem çeküp ol gam içre min âh
Sabr etdi zarûret ile ol mâh
Derd ile düzüp terâne-i gam
Bu bir gazeli ohurdı her dem
Bu gazel Leylî dilindendür
Felek ayırdı meni cevr ile cânânumdan
Hazer etmez mi aceb nâle vü efgânumdan
Oda yandurmasa bir şu‘le ile nüh feleği
Ne biter âteş-i âh-ı dil-i sûzânumdan
Gam-ı pinhân meni öldürdi bu hem bir gam kim
Gül-ruhum olmadı âgeh gam-ı pinhânumdan
Âh idi hem-nefesüm âh ki ol hem âhir
Çıhdı ikrâh kılup külbe-i ahzânumdan
Men ne hâcet ki kılam dâğ-ı nihânum şerhin
Âkıbet zâhir olur çâk-i girîbânumdan
Hak bilür yâr değül cân ü dilümden gâib
N’ola ger gâib ise dîde-i giryânumdan
Cân eğer çıhsa tenümden eser-i mihri ile
Eser-i mihri sağınman ki çıhar cânumdan
Lutf edüpsen meğer ey bâd bu günden beyle
Veresen bir haber ol serv-i hırâmânumdan
Ey Fuzûlî gam-ı hecr ile perîşândur hâl
Kimse âgâh değül hâl-i perîşânumdan
Tamâmî-i sühan
Sâkî getür ol mey-i mugânı
Kim unudalum gam-ı cihânı
Rahm eyle ki kasd-ı cân eder gam
Bağrum sitem ile kan eder gam
Kıl aklumı bâde ile zâil
Çerhün siteminden eyle gâfil
Feryâd ki çerh bî-vefâdur
Dâim işi cevr ile cefâdur
Bir âdet ile medârı yohdur
Devrânınun i‘tibârı yohdur
Ger hem-nefes etse iki yârı
Bir yere getürse iki zârı
Elbette sebep salup araya
Anları esîr eder belâya
Bi’llâh ne yamandur âşinâlığ
Çün vâki‘ olur yine cüdâlığ
Gül-zâr-ı kelâm bağ-bânı
Beyle bezemiş bu bûstânı
Kim serv-i riyâz-ı mihnet ü derd
Sevdâ-zede Kays-i derd-perverd
Her subh gederdi mektebe şâd
Mektebde olurdı gamdan âzâd
Meşk-i hat-ı hüsn-i yâr ederdi
Def‘-i gam-ı rûzgâr ederdi
Zevk ile dutup tarîk-ı sâbık
Âdet üzerine subh-ı sâdık
Geldi yine mektebe ferah-nâk
Tâ kim kıla zevk-ı vaslı idrâk
Gördi ki behişte hûr gelmez
Gün çıhdı henüz nûr gelmez
Hurşîdsüz oldı rûz tâ şeb
Oldı başına karanu mekteb
Bildi ki sipihr-i şu‘bede-bâz
Bir şu‘bede eyleyüpdür âğâz
Elbette cefâ-yı ta‘n-ı ağyâr
Ol gün yolına bırahdı bir hâr
Nevmîd olup etdi nâle bünyâd
Dedi nedür ey felek bu bî-dâd
N’etdüm sana kasd-ı cânum etdün
Kat‘-ı reh-i dil-sitânum etdün
Kesdün taleb-i garazda râhum
Bildür mana kim nedür günâhum
Evvel meni eyledün mükerrem
Vasl-ı sanem ile şâd ü hurrem
Döndün yine beyle cevr edersen
Ol devre nakîz devr edersen
Vehm eylemedün mi kim çeküp âh
Sûz-ı ciğer ile bir seher-gâh
Yanduram oda tokuz revâkun
Sûzın sana bildürem firâkun
Tedbîr kıl ey muallim-i pîr
Et sihr ile ol perîni teshîr
Ancak mana sanma yetdi bu gam
Kim yetdi mana yeten sana hem
Düş ey elif istikâmetünden
Şerm eyle bu kadd ü kâmetünden
Kaddi hevesiyle dem urursen
Ol getdi aceb ki sen durursen
Ey nûn çü nihândur ebrû-yi yâr
Sen dahi nazarda durma zinhâr
Ey mîm çü ağzı oldı gâib
Oldı sana hem adem münâsib
Olsan nola ey devât dil-teng
Âyîne-i hâtırun dutup jeng
Ol turra-i müşg-bûdan ayru
Hicrân kara bağrun eylemiş su
Ey hâme sirişk-bâr olupsen
Ser-geşte vü bî-karâr olupsen
Gûya bu gün etmemiş müyesser
Devrân sana dest-bûs-i dilber
Ey levh hatınun eyle yâdın
Kıl sînede nakş gam sevâdın
Bir niçe gün ol esîr-i hicrân
Mektebde gezüp kılurdı efgân
Her rûz figânı ile tâ şeb
Ta‘zîb çekerdi ehl-i mekteb
Şeb hem kıluben figân ü zârı
Eylerdi muhâtab ol nigârı
K’ey göz nûrı gönül sürûrı
Sensüz gözümün yoh oldı nûrı
Evvel ne idi bu âşinâlığ
Âhir nişe eyledün cüdâlığ
Evvel nişe eyledün meni mest
İzhâr-ı mahabbet ile pâ-best
Âhir ne içün humâra saldun
Bu mihnet-i intizâra saldun
Saldun dil-i zâra nâr-ı fürkat
Kıldun gözümi pür-âb-ı hasret
Gönlüm odı kıldı yana yana
Âheng şafak tek âsmâna
Yaşum suyı oldı vara vara
Bir bahr ki yoh ana kenâre
Men istemezem bu günde hem-dem
Yanumdan ilet hayâlüni hem
Olmaya düşüp hayâlün ey meh
Oda yana suya bata nâgeh
Ser-mest-i şarâb-ı iştiyâkem
Medhûş-i tehayyür-i firâkem
Koyma gamunı menümle hem-râh
Fâş eylerem anı halka nâgâh
Ser-mestde ihtiyâr olmaz
Medhûşda i‘tibâr olmaz
Cân oldı gamun gelende ber-bâd
Teşvîş-i fenâdan oldum âzâd
Gösterdi mana gamun mezâkı
Ayş-ı ebedî neşât-ı bâkî
Ger gelse ecel menüm nem ala
Cân hod yohdur meğer gam ala
Şem‘-i şeb-i mihnet ü belâyem
Âşüfte-i cünbiş-i hevâyem
Sûz-ı dil ile tökülse yaşum
Tîğ-i gam ile kesilse başum
Cândan çıharıp hevâ-yı aşkı
Terk eylemezem belâ-yı aşkı
Bu günleri kim gam içre zârem
Hicrân elemiyle bî-karârem
Ger nâme-i ömre kilk-i takdîr
Gündür deyüben kılursa tahrîr
Eyler meni ol hisâb mağbûn
Kim sûret-i hâldür diğer-gûn
Gün şartı deyerler âftâbı
Bi’llâh ki bu nüktedür hisâbî
Her gün ki görünmez âftâbum
Men gün demezem budur hisâbum
Yoh kimse bu derd-i dilden âgâh
Bu derd-i dil ile neyleyem âh
Derdüm söze geldüğince artar
Oddur yel ile zebâne dartar
Eyyâm-ı visâli eyleyüp yâd
Ol haste bu şi‘ri etdi bünyâd
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Ey hoş ol günler ki men hem-râz idüm cânân ile
Ni‘met-i vaslın görüp nâzın çekerdüm cân ile
Görmemişdi gülşen-i ayşum hazân-ı tefrika
Olmamışdı tîre eyyâmum şeb-i hicrân ile
Meh-veşümden dûstlar devrân cüdâ ister meni
Düşmenümdür hîç bilmen n’etmişem devrân ile
Yetse ger âşıklarun eflâke efgânı ne sûd
Yetmek olmaz mâh-veşler vaslına efgân ile
Yaşurup sahlardum elden dâğ-ı hicrânın eğer
Etmek olsaydı müdârâ dîde-i giryân ile
Zevkden dîbâce bağlandı kitâb-ı ömrüme
Koymadı devrân geçe evkâtum ol unvân ile
Ey Fuzûlî ahter-i bahtum müsâid olmadı
Kim olam bir dem mukârin ol meh-i tâbân ile
Söz muhtasar ol esîr-i sevdâ
Bir nev‘ ile oldı halka rüsvâ
Kim Kays iken adı oldı Mecnûn
Ahvâlini etdi gam diğer-gûn
Bu Leylîye Mecnûn güzerde mukâbil olduğıdur ve Gün mukâbelesinde hilâl-i mihri bedr-i kâmil olduğıdur
Bir gün ki bahâr-ı âlem-efrûz
Vermişdi cihâna feyz-i nevrûz
Salmışdı nikâb çehreden gül
Çekmişdi sürûd-ı nâle bülbül
Şeb-nem mey-i nâbı ile lâle
Doldurmış idi kızıl piyâle
Olmışdı gül ile sebze-i ter
Firûze-fürûz ü la‘l-perver
Bir niçe musâhib-i vefâ-dâr
Mecnûn-ı şikesteni görüp zâr
Her yan dediler ki ey belâ-keş
Gül çağıdur olmagıl müşevveş
Bu faslda âdemî gerek şâd
Endûh ü belâ vü gamdan azâd
Çün ebr değülsen olma giryân
Çün seyl değülsen etme efgân
Gül kimi bırahma sîneye çâk
Sebze kimi etme bisterün hâk
Ancak özüni esîr-i gam kıl
Lutf eyle hırâma gel kerem kıl
Sahrâ dutalum mey içelüm şâd
Endûh ile olma beyle mu‘tâd
Ey gonca-dehân ü serv-kâmet
Gül oyna zamânı kıl ferâgat
Pâkize vücûda hayfdur gam
Beyle dahi kalmaya bu âlem
Şâyed açıla gül-i murâdun
Muhkem kıl esâs-ı i‘tikâdun
Seyr üzre bu nevbahâr faslı
Şâyed bulına nigâr vaslı
Mecnûn-ı hazîn ayağa durdı
Sahrâlara seyr içün yüz urdı
Giryân giryân kılurdı seyrân
Hayrân hayrân gezerdi her yan
Geh sezbeye arz-ı râz ederdi
Geh lâleye min niyâz ederdi
Çeşmine sürerdi lâle dâğın
Âşık sağınup öpüp ayağın
Nergis gözine nigâh ederdi
Yârı gözin anup âh ederdi
Söylerdi benefşeye gam-ı dil
Kim söyleye olsa yâra vâsıl
Bülbüllere şerh ederdi hâlin
Kumrîlere mihnet ü melâlin
Her turfe çiçek görüp çeküp âh
Menzil menzil gezerdi nâgâh
Bir menzile düşdi reh-güzârı
Kim seyrde idi anda yârı
Bir niçe perî-ruh ile hem-dem
Mecnûn-ı şikesteden mukaddem
Leylî güzer etmiş ol fezâya
Salmış gül ü lâle üzre sâye
Bir sebzeye sebz har-geh urmış
Meh sahn-ı felekde hâle kurmış
Gonca kimi ol latîf har-gâh
Gül berki kimi içinde ol mâh
Mecnûna mukâbil oldı Leylî
Bahr-ı gama yetdi derd seyli
Leylî deme şem‘-i meclis-efrûz
Mecnûn deme âteş-i ciger-sûz
Leylî deme cennet içre bir hûr
Mecnûn deme zulmet içre bir nûr
Leylî deme evc–i hüsne bir mâh
Mecnûn deme mülk-i aşka bir şâh
Leylî deme bir yegâne-i dehr
Mecnûn deme bir fesâne-i şehr
Leylî çemen-i belâ nihâli
Mecnûn felek-i vefâ hilâli
Leylî meh-i âsmân-ı haşmet
Mecnûn şeh-i kişver-i melâmet
Leylî saf-ı ehl-i hüsn emîri
Mecnûn ser-i kûy-ı gam fakîri
Leylî işi işve vü kirişme
Mecnûn gözi yaşı çeşme çeşme
Leylî vü neşât-ı hüsn kâmı
Mecnûn ü belâ-yı aşk dâmı
Leylî vü letâfet-i dil-ârây
Mecnûn ü melâmet-i gam-efzây
Leylîde kemâl-i hüsn ile zevk
Mecnûnda cemâl-i Leylîye şevk
Leylî sadef-i hayâya bir dür
Mecnûna anunla min tefâhür
Leylîde visâl-i dûst meyli
Mecnûnda hem ârzû-yı Leylî
Ol iki sehî-kad ü semen-ber
Birbirine oldılar berâber
Fûlâda sataşdı seng-i hâre
Od düşdi karâr ü ihtiyâra
Bir sâza düzildi ol iki târ
Germ oldı revâc-ı nâle-i zâr
Ol bahtı muna neşât buldı
Bu gördi anı mukayyed oldı
Mecnûnda karâr dutmayup hûş
Deryâ-yı tehayyür eyledi cûş
Bir dem bahabilmedi ol aya
Düşdi yüzi üzre misl-i sâye
Leylî hem itürdı ihtiyârın
Bir dem görebilmedi nigârın
Hayrânlığı ol makâma yetdi
Kim düşdi ayakdan ussı getdi
Gül suyu sepüp revân yüzine
Leylîni getürdiler özine
Her yan dediler ana ki ey mâh
Nâgeh olur atan anan âgâh
Kim gayr ile âşinâ olupsen
Bir dilbere mübtelâ olupsen
Vermez bu reviş netîce-i hûb
Şâyeste değül sana bu üslûb
Yahşi nazar eylesen yamandur
Hem bize vü hem sana ziyandur
Andan götürüp bisât ü har-gâh
Ol mâh-likânı hâh ü nâ-hâh
Öz bürcine kıldılar revâne
Tâ olmaya vâkıf ata ane
Söz demediler bu mâcerâdan
Ne gencden ü ne ejderhâdan
Mecnûnı hem etdi çeşm-i hûn-bâr
Sular saçuben yüzine bîdâr
Gördi ki nigârdan nişan yoh
Bir cism-i füsürde var cân yoh
Dîvâne kalup perî gedüpdür
Salup anı dil beri gedüpdür
Çâk eyledi câme kıldı nâle
Hâli bedel oldı özge hâle
Terk etdi libâs-ı lâle-gûnı
Raht oldı tenine eşk-i hûnı
Ger mâtem içün misâl-i hâme
Sarmışdı başa siyeh imâme
Çizgindi başına dûd-ı âhı
Yandurdı imâme-i siyâhı
İkrâh ile çıhdı pîrehenden
Âr etdi şehîd-i gam kefenden
Na‘leyni bırahdı ol belâ-cû
Kim âşıka pây-benddür bu
Hem-demlere özr kıldı âğâz
K’ey bir niçe hem-nişîn ü hem-râz
Seylâb-ı hücûm-ı aşk yetdi
Men şîfte-hâli garka etdi
Olman men-i haste ile hem-dem
Tâ batmayasuz bu suya siz hem
Men reng-i melâmete boyandum
Sevdâ-zedeliğ odına yandum
Elbette bir od ki düşdi câna
Âhir dutuşup çeker zebâne
Düşvâr belâmı sehl sanman
Siz dahi menüm oduma yanman
Menden size düşmesün bir ahker
Çün değmedi hayr değmesün şer
Sevdâ siyeh etdi rûzgârum
Aşk aldı inân-ı ihtiyârum
Men bir kuşem uçdum âşiyandan
Men handan ü meyl-i hâne handan
Kılman mana ev hikâyetin çoh
Dahi menüm anda varmağum yoh
Sizden sorar olsa ata hâlüm
Keyfiyyet-i mihnet ü melâlüm
Söylen ki fenâya verdi rahtın
Eyyâm siyâh kıldı bahtın
Ey pîr-i şikeste-hâl ü nâ-şâd
Tanrı’yçün elümden eyleme dâd
Deme ki nedür bu mâcerâlar
Senden mana yetdi bu belâlar
Men bilmez idüm gam-ı cihânı
Teşvîş-i zemîn ü âsmânı
Âsûde serâçe-i ademde
Ne gussada idüm ü ne gamda
Bilmezliğ ile hem-râz idi hâlüm
Ne hüsn ü ne aşk idi hayâlüm
Sen vâsıta-i vücûdum oldun
Sen mâni‘-i feyz-i cûdum oldun
Umdun ki menümle olasen şâd
Derdâ ki ümîdün oldı ber-bâd
Men yoh olubem sen imdi var ol
Özge halefe ümîd-vâr ol
Ma‘zûr dut ey azîz ma‘zûr
Men kasd ile senden olmadum dûr
Çoh sıdk ile eyledüm ana azm
Kim devlet-i vasluna yetem cezm
Su saldı yoluna eşk-i hasret
Dâmânumı dutdı hâr-ı mihnet
Tahrîr kılup münâsib-i hâl
Bu şi‘ri hem etdi ana irsâl
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Fesâd-ı aşkı tâ gördüm salâh-ı akldan dûrem
Meni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma‘zûrem
Eğer çâk-i girîbân eylesem men‘eylemen çün men
Metâ‘-ı nengden ârî libâs-ı ârdan ûrem
Men ü sahrâ-yi vahşet menzil etmen âfiyet küncin
Esir-i dâm-ı zulmet olmazem çün tâlib-i nûrem
Temerrüd akl fermânından etsem dûstlar bi’llâh
Meni re’yümle sanman aşk sultânına me’mûrem
Mana kim ta‘ne eyler kim nasîhat ehl-i âlemden
Hoşem kim i‘tibar-ı aşk ile her dilde mezkûrem
Belâ-yı aşk u derd-i dûst terkin kılmazem zâhid
Ne muştâk-ı behiştem sen kimi ne tâlib-i hûrem
Hayâl-i çîn-i zülf ü tâk-ı ebrûsiyle zevküm gör
Sanasen haşmet ile Kisrîyem kadr ile Fağfûrem
Garaz bir ad imiş âlemde men hem eyledüm bir ad
Bi-hamdi’llâh Fuzûlî rind ü rüsvâlıkda meşhûrem
Bu Mecnûnun cünûnunun sıfatıdur ve Vâdî-i aşk sevdâsının keyfiyyetidür
Ol şîve-i aşk içinde mâhir
Kıldukta vasiyyetini âhir
Kıldı gözedüp tarîk-i vahşet
Eshâbdan inkıtâ‘-ı ülfet
Sahrâya düşüp güneş misâli
Tenhâ yürür oldı lâübâlî
Her daşa ki yetdi tökdi yaşın
La‘l eyledi kûh ü deşt daşın
Firûze-fürûz ü la‘l-perver
Bir niçe musâhib-i vefâ-dâr
Mecnûn-ı şikesteni görüp zâr
Her yan dediler ki ey belâ-keş
Gül çağıdur olmagıl müşevveş
Bu faslda âdemî gerek şâd
Endûh ü belâ vü gamdan azâd
Çün ebr değülsen olma giryân
Çün seyl değülsen etme efgân
Gül kimi bırahma sîneye çâk
Sebze kimi etme bisterün hâk
Ancak özüni esîr-i gam kıl
Lutf eyle hırâma gel kerem kıl
Sahrâ dutalum mey içelüm şâd
Endûh ile olma beyle mu‘tâd
Ey gonca-dehân ü serv-kâmet
Gül oyna zamânı kıl ferâgat
Pâkize vücûda hayfdur gam
Beyle dahi kalmaya bu âlem
Şâyed açıla gül-i murâdun
Muhkem kıl esâs-ı i‘tikâdun
Seyr üzre bu nevbahâr faslı
Şâyed bulına nigâr vaslı
Mecnûn-ı hazîn ayağa durdı
Sahrâlara seyr içün yüz urdı
Giryân giryân kılurdı seyrân
Hayrân hayrân gezerdi her yan
Geh sezbeye arz-ı râz ederdi
Geh lâleye min niyâz ederdi
Çeşmine sürerdi lâle dâğın
Âşık sağınup öpüp ayağın
Nergis gözine nigâh ederdi
Yârı gözin anup âh ederdi
Söylerdi benefşeye gam-ı dil
Kim söyleye olsa yâra vâsıl
Bülbüllere şerh ederdi hâlin
Kumrîlere mihnet ü melâlin
Her turfe çiçek görüp çeküp âh
Menzil menzil gezerdi nâgâh
Bir menzile düşdi reh-güzârı
Kim seyrde idi anda yârı
Bir niçe perî-ruh ile hem-dem
Mecnûn-ı şikesteden mukaddem
Leylî güzer etmiş ol fezâya
Salmış gül ü lâle üzre sâye
Bir sebzeye sebz har-geh urmış
Meh sahn-ı felekde hâle kurmış
Gonca kimi ol latîf har-gâh
Gül berki kimi içinde ol mâh
Mecnûna mukâbil oldı Leylî
Bahr-ı gama yetdi derd seyli
Leylî deme şem‘-i meclis-efrûz
Mecnûn deme âteş-i ciger-sûz
Leylî deme cennet içre bir hûr
Mecnûn deme zulmet içre bir nûr
Leylî deme evc–i hüsne bir mâh
Mecnûn deme mülk-i aşka bir şâh
Leylî deme bir yegâne-i dehr
Mecnûn deme bir fesâne-i şehr
Leylî çemen-i belâ nihâli
Mecnûn felek-i vefâ hilâli
Leylî meh-i âsmân-ı haşmet
Mecnûn şeh-i kişver-i melâmet
Leylî saf-ı ehl-i hüsn emîri
Mecnûn ser-i kûy-ı gam fakîri
Leylî işi işve vü kirişme
Mecnûn gözi yaşı çeşme çeşme
Leylî vü neşât-ı hüsn kâmı
Mecnûn ü belâ-yı aşk dâmı
Leylî vü letâfet-i dil-ârây
Mecnûn ü melâmet-i gam-efzây
Leylîde kemâl-i hüsn ile zevk
Mecnûnda cemâl-i Leylîye şevk
Leylî sadef-i hayâya bir dür
Mecnûna anunla min tefâhür
Leylîde visâl-i dûst meyli
Mecnûnda hem ârzû-yı Leylî
Ol iki sehî-kad ü semen-ber
Birbirine oldılar berâber
Fûlâda sataşdı seng-i hâre
Od düşdi karâr ü ihtiyâra
Bir sâza düzildi ol iki târ
Germ oldı revâc-ı nâle-i zâr
Ol bahtı muna neşât buldı
Bu gördi anı mukayyed oldı
Mecnûnda karâr dutmayup hûş
Deryâ-yı tehayyür eyledi cûş
Bir dem bahabilmedi ol aya
Düşdi yüzi üzre misl-i sâye
Leylî hem itürdı ihtiyârın
Bir dem görebilmedi nigârın
Hayrânlığı ol makâma yetdi
Kim düşdi ayakdan ussı getdi
Gül suyu sepüp revân yüzine
Leylîni getürdiler özine
Her yan dediler ana ki ey mâh
Nâgeh olur atan anan âgâh
Kim gayr ile âşinâ olupsen
Bir dilbere mübtelâ olupsen
Vermez bu reviş netîce-i hûb
Şâyeste değül sana bu üslûb
Yahşi nazar eylesen yamandur
Hem bize vü hem sana ziyandur
Andan götürüp bisât ü har-gâh
Ol mâh-likânı hâh ü nâ-hâh
Öz bürcine kıldılar revâne
Tâ olmaya vâkıf ata ane
Söz demediler bu mâcerâdan
Ne gencden ü ne ejderhâdan
Mecnûnı hem etdi çeşm-i hûn-bâr
Sular saçuben yüzine bîdâr
Gördi ki nigârdan nişan yoh
Bir cism-i füsürde var cân yoh
Dîvâne kalup perî gedüpdür
Salup anı dil beri gedüpdür
Çâk eyledi câme kıldı nâle
Hâli bedel oldı özge hâle
Terk etdi libâs-ı lâle-gûnı
Raht oldı tenine eşk-i hûnı
Ger mâtem içün misâl-i hâme
Sarmışdı başa siyeh imâme
Çizgindi başına dûd-ı âhı
Yandurdı imâme-i siyâhı
İkrâh ile çıhdı pîrehenden
Âr etdi şehîd-i gam kefenden
Na‘leyni bırahdı ol belâ-cû
Kim âşıka pây-benddür bu
Hem-demlere özr kıldı âğâz
K’ey bir niçe hem-nişîn ü hem-râz
Seylâb-ı hücûm-ı aşk yetdi
Men şîfte-hâli garka etdi
Olman men-i haste ile hem-dem
Tâ batmayasuz bu suya siz hem
Men reng-i melâmete boyandum
Sevdâ-zedeliğ odına yandum
Elbette bir od ki düşdi câna
Âhir dutuşup çeker zebâne
Düşvâr belâmı sehl sanman
Siz dahi menüm oduma yanman
Menden size düşmesün bir ahker
Çün değmedi hayr değmesün şer
Sevdâ siyeh etdi rûzgârum
Aşk aldı inân-ı ihtiyârum
Men bir kuşem uçdum âşiyandan
Men handan ü meyl-i hâne handan
Kılman mana ev hikâyetin çoh
Dahi menüm anda varmağum yoh
Sizden sorar olsa ata hâlüm
Keyfiyyet-i mihnet ü melâlüm
Söylen ki fenâya verdi rahtın
Eyyâm siyâh kıldı bahtın
Ey pîr-i şikeste-hâl ü nâ-şâd
Tanrı’yçün elümden eyleme dâd
Deme ki nedür bu mâcerâlar
Senden mana yetdi bu belâlar
Men bilmez idüm gam-ı cihânı
Teşvîş-i zemîn ü âsmânı
Âsûde serâçe-i ademde
Ne gussada idüm ü ne gamda
Bilmezliğ ile hem-râz idi hâlüm
Ne hüsn ü ne aşk idi hayâlüm
Sen vâsıta-i vücûdum oldun
Sen mâni‘-i feyz-i cûdum oldun
Umdun ki menümle olasen şâd
Derdâ ki ümîdün oldı ber-bâd
Men yoh olubem sen imdi var ol
Özge halefe ümîd-vâr ol
Ma‘zûr dut ey azîz ma‘zûr
Men kasd ile senden olmadum dûr
Çoh sıdk ile eyledüm ana azm
Kim devlet-i vasluna yetem cezm
Su saldı yoluna eşk-i hasret
Dâmânumı dutdı hâr-ı mihnet
Tahrîr kılup münâsib-i hâl
Bu şi‘ri hem etdi ana irsâl
Bu gazel Mecnûn dilindendür
Fesâd-ı aşkı tâ gördüm salâh-ı akldan dûrem
Meni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma‘zûrem
Eğer çâk-i girîbân eylesem men‘eylemen çün men
Metâ‘-ı nengden ârî libâs-ı ârdan ûrem
Men ü sahrâ-yi vahşet menzil etmen âfiyet küncin
Esir-i dâm-ı zulmet olmazem çün tâlib-i nûrem
Temerrüd akl fermânından etsem dûstlar bi’llâh
Meni re’yümle sanman aşk sultânına me’mûrem
Mana kim ta‘ne eyler kim nasîhat ehl-i âlemden
Hoşem kim i‘tibar-ı aşk ile her dilde mezkûrem
Belâ-yı aşk u derd-i dûst terkin kılmazem zâhid
Ne muştâk-ı behiştem sen kimi ne tâlib-i hûrem
Hayâl-i çîn-i zülf ü tâk-ı ebrûsiyle zevküm gör
Sanasen haşmet ile Kisrîyem kadr ile Fağfûrem
Garaz bir ad imiş âlemde men hem eyledüm bir ad
Bi-hamdi’llâh Fuzûlî rind ü rüsvâlıkda meşhûrem
Bu Mecnûnun cünûnunun sıfatıdur ve Vâdî-i aşk sevdâsının keyfiyyetidür
Ol şîve-i aşk içinde mâhir
Kıldukta vasiyyetini âhir
Kıldı gözedüp tarîk-i vahşet
Eshâbdan inkıtâ‘-ı ülfet
Sahrâya düşüp güneş misâli
Tenhâ yürür oldı lâübâlî
Her daşa ki yetdi tökdi yaşın
La‘l eyledi kûh ü deşt daşın
Göz yaşını bes ki tökdi her sû
Her merhaleden ahıtdı min cû
Bir ebr-i belâ idi güvâhı
Bârân sirişk ü berk âhı
Bârân ile berki cism ü cândan
Bir mertebede ki mundan andan
Deryâlara yetse lem‘a-i tâb
Sahrâlara düşse katra-i âb
Deryâlar olurdı cümle sahrâ
Sahrâlar olurdı cümle deryâ
Feryâd ile doldurup bu deyri
Feryâda getürdi vahş ü tayrı
Efgânı yetürdi âsmâna
Efgân ile âsmânı câna
Bu Mecnûnun atası vâkıf-ı hâl olduğıdur ve Anı beyâbân-ı mihnetde bulduğıdur
Gencîne-küşâ-yı genc-i güftâr
Olmış bu edâ ile güher-bâr
K’ol bir niçe bî-karâr ü mahzûn
Nâ-çâr kılup vedâ‘-ı Mecnûn
Nevmîd dönüp şikeste vü hâr
Kıldılar atasını haberdar
Ol pîr çü vâkıf oldı hâle
Mecnûn kimi etdi âh ü nâle
Sahrâlara dutdı seyl tek yüz
Vâdîlere açdı çeşme tek göz
Çoh aradı gezdi her mekânı
Bulınmadı oğlınun nişânı
Tâ âkıbet ol şikeste-hâli
Bir gûşede gördi lâubâlî
Düşmiş yere hâk-sâr ü gam-nâk
Ahvâli harâb ü sînesi çâk
Dönmiş gül-i sürhi zağferâna
Şimşâd-ı latîfi hîzrâna
Âyînesini gubâr dutmış
Jeng-i gam-ı rûzgâr dutmış
Etmiş elifin sitem yüki dâl
Kılmış kalemin felek gamı nâl
Hem-sohbeti mûr ü hem-demi mâr
Tekye-gehi hâk ü bisteri hâr
Hâr üzre ana delük delük ten
Açmış gam evine dürlü revzen
Ol pîr çü gördi sûret-i hâl
Sûret kimi kaldı bir zaman lâl
Bir lahza anı tehayyür aldı
Hayret gözi ile bahakaldı
Sonra yaha yırtup etdi feryâd
K’ey bülbül-i bûstân-ı bî-dâd
Hâl-i dilüni mana beyân et
Esrâr-ı nihânunı ıyân et
Kim aldı elünden ihtiyârun
Kim eyledi tîre rûzgârun
Bi’llâh nişe bî-karâr olupsen
Âşüfte-i rûzgâr olupsen
Ne seyrdesen sana taleb ne
Bu nâle vü zâruna sebeb ne
Deryâda ise sana dür-i kâm
Sen söyle men eyleyem ser-encâm
Zulmâtda ise şem‘-i maksûd
Rûşen kıl ü menden iste mevcûd
Mecnûn dedi ey mana veren pend
Dânâ-yı sühan-ver ü hıred-mend
Kimsen nedürür bu güft ü gûlar
Bî-fâide bâtıl ârzûlar
Get derdüme sen devâ değülsen
Bîgânesen âşinâ değülsen
Men beyle kelâma dutmazem gûş
Leylî sözi söyle yohsa hâmûş
Dedi menem atan ey belâ-keş
Men seng-i nedâmetem sen âteş
Dedi nedür ata yohsa ane
Leylî gerek özgedür fesâne
Çün gördi itâatinde ihmâl
Bildi ki fakîre özgedür hâl
Verdi bu firîb ile tesellî
Kim dur gedelüm çağırdı Leylî
Leylî bize geldi mihmândur
La‘li talebünde dür-feşândur
Mecnûn ki eşitdi Leylî adın
Sandı ki felek verür murâdın
Lebbeyk deyüp ayağa durdı
Ol ka‘be-i maksâda yüz urdı
Pîr ile cevân-ı dil-şikeste
Geldi eve dil-figâr ü haste
Başında hevâ-yı vasl-ı Leylî
Ne ata gamı ne ana meyli
Geh ata nasîhat etdi âğâz
Geh anesi oldı pend-perdâz
Bu Mecnûna anası pend verdüğidür ve Bûstân-ı melâmetden hâr-ı nedâmet derdüğidür
K’ey râhat-ı cân ü nûr-ı dîde
Ferzend-i yegâne-i güzîde
Şânunda riyâset-i Arab var
Mîrâs-ı şecâat ü edeb var
Etvâr-ı mülûk dut hemîşe
Âyîn-i şecâat eyle pîşe
Ebrû-yı ham ise ger murâdun
Süst etme kemân-ı i‘tikâdun
Müjgân-ı siyâhdan götür dil
Ol nâveng-i cân-sitâna mâil
Olsan nigerân-ı kadd ü kâmet
Kıl nîze-i hûn-feşâna rağbet
Ger zülf ile görmek istesen hâl
Gör hey’et-i nokta peyker-i dâl
Gönlün göz ü kaşa olsa meftûn
Gör dîde-i ayn ü ebru-yı nûn
Sen servsen olmagıl girân-bâr
Âzâd olagör ne kim giriftâr
Sen la‘lsen olmagıl sebük seng
Döndürme güneş görüp revân reng
Etme özüni habâb-mânend
Başunda olan hevâya hursend
Kim yohdurur ol hevâya bünyâd
Başun olur ol hevâda ber-bâd
Ser-germliğ etme şem‘-nisbet
Sûz-ı gam-ı aşk ile mürüvvet
Gör şem‘i nişe düşer belâya
Başındakiden geder fenâya
Zevk-ı dil ü dîde kılma âdet
Salma mey ü şâhide irâdet
Mahbûb ü mey ile besleyen cân
Sanma olur ehl-i akl ü îmân
Aklı mı olur müdâm mestün
Îmânı olur mı mey-perestün
Şi‘re heves etme kim yamandur
Yahşi deseler ana yalandur
Hâlâ kılagör kemâl hâsıl
Fevt etme kemâli gezme gâfil
Ey bâg-ı ümîdümün nihâli
Kılma bizi neng pâymâli
Mahbûb hem istesen kem olmaz
Biz kim senünüz sana gam olmaz
Vardur bu haşemde min kabîle
Her tâife içre min cemîle
Bir bir kılalum kamu sana arz
Yetsün yerine bize olan farz
Bir serv-i sehî-kad ü semen-ber
Tezvîcüne edelüm mukarrer
Ta‘yîn edelüm sana meh ü sâl
Sarf eyleyebildüğünce emvâl
Sen dutma hemîn tarîk-ı vahşet
Kat‘-ı neseb eyleme emânet
Bizden bu nasîhati kabûl et
Her lahza yeter bizi melûlet
Uşşâk sefâhetin kılup yâd
Bu şi‘ri ne hoş demiş bir üstâd
Gazel-i üstâd
Cân verme gam-ı aşka ki aşk âfet-i cândur
Aşk âfet-i cân olduğı meşhûr-ı cihândur
Sûd isteme sevdâ-yı gam-ı aşkda hergiz
Kim hâsıl-ı sevdâ-yı gam-ı aşk ziyandur
Her ebru-yı ham katlüne bir hancer-i hûn-rîz
Her zülf-i siyeh kasduna bir ef‘î yılandur
Yahşi görinür sûreti meh-veşlerün ammâ
Yahşi nazar etdükde ser-encâmı yamandur
Aşk içre azâb olduğın andan bilürem kim
Her kimse ki âşıkdur işi âh u figândur
Yâd etme kara gözlülerün merdüm-i çeşmin
Merdüm deyüp aldanma ki içdükleri kandur
Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var
Aldanma ki şâir sözi elbette yalandur
Bu Mecnûnun nasîhat kabûl etmedüğidür ve Atasının derdi dermâna yetmedüğidür
Mecnûn ki eşitdi ol hitâbı
Verdi bu tarîk ile cevâbı
K’ey rûh-ı revânum ata ane
Kâm-ı dil ü cânum ata ane
Tahkîk edübem işüm hatâdur
Her ne desenüz mana revâdur
Âlûde-i reng-i dûd-ı âhem
Züll-i güneh ile rû-siyâhem
Men hem olubem bu işden âgâh
Ammâ ne deyem ne söyleyem âh
Yohdur bu işümde ihtiyârum
Zabtumda inân-ı iktidârum
Akl oldı zaîf ü aşk gâlib
Hâtır nigerân nigâr câzib
Dutdı ten ü cânumı gam-ı yâr
Gayri’l-mahbûbi leyse fi’d-dâr
Mende dahi nişe menliğ olsun
Mende meni isteyen ne bulsun
Takdîr çü beyledür ne tedbîr
Takdîri eder mi kimse tağyîr
Olsaydı mana neşât rûzî
İster mi idüm bu derd ü sûzı
Ger sıhhate kâdir olsa bîmâr
Derde özin eylemez giriftâr
Elverse gedâya pâdişâlığ
Sanman ki kılur dahi gedâlığ
Fıtratda ne hâlet olsa maksûm
Ref‘ olmaduğıdur emr-i ma‘lûm
İslâhuma eylemen teemmül
Kim gül tiken olmaz ü tiken gül
Keyfiyyet-i âb ü cevher-i hâk
Demek ola mı kabûl-i idrâk
Su sifleliğinden ayrılur mı
Od yandurabilmeyebilür mi
Ol gün ki rahimde kilk-i kudret
Îcâduma verdi zîb sûret
Doldurdı hevâ ile dimâğum
Sevdâ ile bağladı ayağum
Doldı bedenümdeki rek ü pûst
Başdan ayağa mahabbet-i dûst
Mülk eyledi gönlümi belâya
Vakf eyledi cânumı cefâya
Yoh mende bu hükmden tehallüf
Ol mülk ile vakfa bir tasarruf
Her merhaleden ahıtdı min cû
Bir ebr-i belâ idi güvâhı
Bârân sirişk ü berk âhı
Bârân ile berki cism ü cândan
Bir mertebede ki mundan andan
Deryâlara yetse lem‘a-i tâb
Sahrâlara düşse katra-i âb
Deryâlar olurdı cümle sahrâ
Sahrâlar olurdı cümle deryâ
Feryâd ile doldurup bu deyri
Feryâda getürdi vahş ü tayrı
Efgânı yetürdi âsmâna
Efgân ile âsmânı câna
Bu Mecnûnun atası vâkıf-ı hâl olduğıdur ve Anı beyâbân-ı mihnetde bulduğıdur
Gencîne-küşâ-yı genc-i güftâr
Olmış bu edâ ile güher-bâr
K’ol bir niçe bî-karâr ü mahzûn
Nâ-çâr kılup vedâ‘-ı Mecnûn
Nevmîd dönüp şikeste vü hâr
Kıldılar atasını haberdar
Ol pîr çü vâkıf oldı hâle
Mecnûn kimi etdi âh ü nâle
Sahrâlara dutdı seyl tek yüz
Vâdîlere açdı çeşme tek göz
Çoh aradı gezdi her mekânı
Bulınmadı oğlınun nişânı
Tâ âkıbet ol şikeste-hâli
Bir gûşede gördi lâubâlî
Düşmiş yere hâk-sâr ü gam-nâk
Ahvâli harâb ü sînesi çâk
Dönmiş gül-i sürhi zağferâna
Şimşâd-ı latîfi hîzrâna
Âyînesini gubâr dutmış
Jeng-i gam-ı rûzgâr dutmış
Etmiş elifin sitem yüki dâl
Kılmış kalemin felek gamı nâl
Hem-sohbeti mûr ü hem-demi mâr
Tekye-gehi hâk ü bisteri hâr
Hâr üzre ana delük delük ten
Açmış gam evine dürlü revzen
Ol pîr çü gördi sûret-i hâl
Sûret kimi kaldı bir zaman lâl
Bir lahza anı tehayyür aldı
Hayret gözi ile bahakaldı
Sonra yaha yırtup etdi feryâd
K’ey bülbül-i bûstân-ı bî-dâd
Hâl-i dilüni mana beyân et
Esrâr-ı nihânunı ıyân et
Kim aldı elünden ihtiyârun
Kim eyledi tîre rûzgârun
Bi’llâh nişe bî-karâr olupsen
Âşüfte-i rûzgâr olupsen
Ne seyrdesen sana taleb ne
Bu nâle vü zâruna sebeb ne
Deryâda ise sana dür-i kâm
Sen söyle men eyleyem ser-encâm
Zulmâtda ise şem‘-i maksûd
Rûşen kıl ü menden iste mevcûd
Mecnûn dedi ey mana veren pend
Dânâ-yı sühan-ver ü hıred-mend
Kimsen nedürür bu güft ü gûlar
Bî-fâide bâtıl ârzûlar
Get derdüme sen devâ değülsen
Bîgânesen âşinâ değülsen
Men beyle kelâma dutmazem gûş
Leylî sözi söyle yohsa hâmûş
Dedi menem atan ey belâ-keş
Men seng-i nedâmetem sen âteş
Dedi nedür ata yohsa ane
Leylî gerek özgedür fesâne
Çün gördi itâatinde ihmâl
Bildi ki fakîre özgedür hâl
Verdi bu firîb ile tesellî
Kim dur gedelüm çağırdı Leylî
Leylî bize geldi mihmândur
La‘li talebünde dür-feşândur
Mecnûn ki eşitdi Leylî adın
Sandı ki felek verür murâdın
Lebbeyk deyüp ayağa durdı
Ol ka‘be-i maksâda yüz urdı
Pîr ile cevân-ı dil-şikeste
Geldi eve dil-figâr ü haste
Başında hevâ-yı vasl-ı Leylî
Ne ata gamı ne ana meyli
Geh ata nasîhat etdi âğâz
Geh anesi oldı pend-perdâz
Bu Mecnûna anası pend verdüğidür ve Bûstân-ı melâmetden hâr-ı nedâmet derdüğidür
K’ey râhat-ı cân ü nûr-ı dîde
Ferzend-i yegâne-i güzîde
Şânunda riyâset-i Arab var
Mîrâs-ı şecâat ü edeb var
Etvâr-ı mülûk dut hemîşe
Âyîn-i şecâat eyle pîşe
Ebrû-yı ham ise ger murâdun
Süst etme kemân-ı i‘tikâdun
Müjgân-ı siyâhdan götür dil
Ol nâveng-i cân-sitâna mâil
Olsan nigerân-ı kadd ü kâmet
Kıl nîze-i hûn-feşâna rağbet
Ger zülf ile görmek istesen hâl
Gör hey’et-i nokta peyker-i dâl
Gönlün göz ü kaşa olsa meftûn
Gör dîde-i ayn ü ebru-yı nûn
Sen servsen olmagıl girân-bâr
Âzâd olagör ne kim giriftâr
Sen la‘lsen olmagıl sebük seng
Döndürme güneş görüp revân reng
Etme özüni habâb-mânend
Başunda olan hevâya hursend
Kim yohdurur ol hevâya bünyâd
Başun olur ol hevâda ber-bâd
Ser-germliğ etme şem‘-nisbet
Sûz-ı gam-ı aşk ile mürüvvet
Gör şem‘i nişe düşer belâya
Başındakiden geder fenâya
Zevk-ı dil ü dîde kılma âdet
Salma mey ü şâhide irâdet
Mahbûb ü mey ile besleyen cân
Sanma olur ehl-i akl ü îmân
Aklı mı olur müdâm mestün
Îmânı olur mı mey-perestün
Şi‘re heves etme kim yamandur
Yahşi deseler ana yalandur
Hâlâ kılagör kemâl hâsıl
Fevt etme kemâli gezme gâfil
Ey bâg-ı ümîdümün nihâli
Kılma bizi neng pâymâli
Mahbûb hem istesen kem olmaz
Biz kim senünüz sana gam olmaz
Vardur bu haşemde min kabîle
Her tâife içre min cemîle
Bir bir kılalum kamu sana arz
Yetsün yerine bize olan farz
Bir serv-i sehî-kad ü semen-ber
Tezvîcüne edelüm mukarrer
Ta‘yîn edelüm sana meh ü sâl
Sarf eyleyebildüğünce emvâl
Sen dutma hemîn tarîk-ı vahşet
Kat‘-ı neseb eyleme emânet
Bizden bu nasîhati kabûl et
Her lahza yeter bizi melûlet
Uşşâk sefâhetin kılup yâd
Bu şi‘ri ne hoş demiş bir üstâd
Gazel-i üstâd
Cân verme gam-ı aşka ki aşk âfet-i cândur
Aşk âfet-i cân olduğı meşhûr-ı cihândur
Sûd isteme sevdâ-yı gam-ı aşkda hergiz
Kim hâsıl-ı sevdâ-yı gam-ı aşk ziyandur
Her ebru-yı ham katlüne bir hancer-i hûn-rîz
Her zülf-i siyeh kasduna bir ef‘î yılandur
Yahşi görinür sûreti meh-veşlerün ammâ
Yahşi nazar etdükde ser-encâmı yamandur
Aşk içre azâb olduğın andan bilürem kim
Her kimse ki âşıkdur işi âh u figândur
Yâd etme kara gözlülerün merdüm-i çeşmin
Merdüm deyüp aldanma ki içdükleri kandur
Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var
Aldanma ki şâir sözi elbette yalandur
Bu Mecnûnun nasîhat kabûl etmedüğidür ve Atasının derdi dermâna yetmedüğidür
Mecnûn ki eşitdi ol hitâbı
Verdi bu tarîk ile cevâbı
K’ey rûh-ı revânum ata ane
Kâm-ı dil ü cânum ata ane
Tahkîk edübem işüm hatâdur
Her ne desenüz mana revâdur
Âlûde-i reng-i dûd-ı âhem
Züll-i güneh ile rû-siyâhem
Men hem olubem bu işden âgâh
Ammâ ne deyem ne söyleyem âh
Yohdur bu işümde ihtiyârum
Zabtumda inân-ı iktidârum
Akl oldı zaîf ü aşk gâlib
Hâtır nigerân nigâr câzib
Dutdı ten ü cânumı gam-ı yâr
Gayri’l-mahbûbi leyse fi’d-dâr
Mende dahi nişe menliğ olsun
Mende meni isteyen ne bulsun
Takdîr çü beyledür ne tedbîr
Takdîri eder mi kimse tağyîr
Olsaydı mana neşât rûzî
İster mi idüm bu derd ü sûzı
Ger sıhhate kâdir olsa bîmâr
Derde özin eylemez giriftâr
Elverse gedâya pâdişâlığ
Sanman ki kılur dahi gedâlığ
Fıtratda ne hâlet olsa maksûm
Ref‘ olmaduğıdur emr-i ma‘lûm
İslâhuma eylemen teemmül
Kim gül tiken olmaz ü tiken gül
Keyfiyyet-i âb ü cevher-i hâk
Demek ola mı kabûl-i idrâk
Su sifleliğinden ayrılur mı
Od yandurabilmeyebilür mi
Ol gün ki rahimde kilk-i kudret
Îcâduma verdi zîb sûret
Doldurdı hevâ ile dimâğum
Sevdâ ile bağladı ayağum
Doldı bedenümdeki rek ü pûst
Başdan ayağa mahabbet-i dûst
Mülk eyledi gönlümi belâya
Vakf eyledi cânumı cefâya
Yoh mende bu hükmden tehallüf
Ol mülk ile vakfa bir tasarruf
M
Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var
N'ola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü
Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var
Kıl tefâhur kim senün her var men tek âşıkun
Leylî'nin Mecnûn'u Şîrîn'ün eger Ferhâd'ı var
Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
Derde yoh sabrı anun her lâhza min feryâdı var
Öyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var
Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var
Ey Fuzûlî ışk men'in kılma nâsihden kabûl
Akl tedbîridür ol sanma ki bir bünyâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var
N'ola kan tökmekde mâhir ola çeşmüm merdümü
Nutfe-i kâbildürür gamzen kimi üstâdı var
Kıl tefâhur kim senün her var men tek âşıkun
Leylî'nin Mecnûn'u Şîrîn'ün eger Ferhâd'ı var
Ehl-i temkînem meni benzetme ey gül bülbüle
Derde yoh sabrı anun her lâhza min feryâdı var
Öyle bed-hâlem ki ahvâlüm görende şâd olur
Her kimün kim devr cevrinden dil-i nâ-şâdı var
Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var
Ey Fuzûlî ışk men'in kılma nâsihden kabûl
Akl tedbîridür ol sanma ki bir bünyâdı var
Gazel
Menüm tek hîç kim zâr ü perîşân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i ışk u dâğ-ı hicrân olmasun yâ Rab
Dem-â-dem cevrlerdür çekdügüm bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasun yâ Rab
Görüp endîşe-i katlümde ol mâhı budur derdüm
Ki bu endîşeden ol meh peşîmân olmasun yâ Rab
Çıkarmak etseler tenden çeküp peykânın ol servün
Çıkan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Rab
Demen kim adli yoh yâ zulmü çoh her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Rab
Cefâ vü cevr ile mu'tâdem anlarsuz n'olur hâlüm
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Rab
Fuzûlî buldu genc-i âfiyet meyhâne küncinde
Mubârek mülkdür ol mülk vîrân olmasun yâ Rab
Menüm tek hîç kim zâr ü perîşân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i ışk u dâğ-ı hicrân olmasun yâ Rab
Dem-â-dem cevrlerdür çekdügüm bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasun yâ Rab
Görüp endîşe-i katlümde ol mâhı budur derdüm
Ki bu endîşeden ol meh peşîmân olmasun yâ Rab
Çıkarmak etseler tenden çeküp peykânın ol servün
Çıkan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Rab
Demen kim adli yoh yâ zulmü çoh her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Rab
Cefâ vü cevr ile mu'tâdem anlarsuz n'olur hâlüm
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Rab
Fuzûlî buldu genc-i âfiyet meyhâne küncinde
Mubârek mülkdür ol mülk vîrân olmasun yâ Rab
Gayr ile her dem nedir seyr-i gülistân ettiğin;
Bezm edip halvet kılıp yüz lütf-u ihsân ettiğin?
Ahd bünyadın mürüvvetdir mi virân ettiğin!
Hani ey zalim bizimle ahd-u peymân ettiğin?
Cürmümüz noldu ki bizden eyledin bizârlık
Biz gâmın çektik, sen ettin özgeye gâm-harlık
Sizde adet bu mudur, böyle olur mu yârlık!
Hani ey zalim, bizimle ahd-u peymân ettiğin?
Bezm edip halvet kılıp yüz lütf-u ihsân ettiğin?
Ahd bünyadın mürüvvetdir mi virân ettiğin!
Hani ey zalim bizimle ahd-u peymân ettiğin?
Cürmümüz noldu ki bizden eyledin bizârlık
Biz gâmın çektik, sen ettin özgeye gâm-harlık
Sizde adet bu mudur, böyle olur mu yârlık!
Hani ey zalim, bizimle ahd-u peymân ettiğin?
Gazel
Mürde cânım iltifâtundan bulur her dem hayât
Ölürem ger kılmasan her dem mana bir iltifât
Yaza bilmez leblerün vasfın temâm-ı ömrde
Âb-ı Hayvân verse kilk-i Hızr'a zulmetden devât
Men fakîrem sen ganî vergil zekât-ı hüsn kim
Şer' içinde hem manadur hem sana vâcib zekât
Görmeyince ışkunı îmâna gelmez âşıkun
Yüz peygamber cem' olub gösterseler min mu'cizât
Mazhar-ı âsâr kudretdür vücûd-ı kâmilün
Feyz-i fıtratdan garaz sensen tufeylün kâ'inât
Cevher-i zâtundadur mecmu-ı evsâf-ı kemâl
Bu sıfât ile ki sensen kandadur bir pâk zât
Işka tâ düşdün Fuzûlî çekmedün dünya gamın
Bil ki kayd-ı ışk imiş dâm-ı ta'allûkdan necât
Mürde cânım iltifâtundan bulur her dem hayât
Ölürem ger kılmasan her dem mana bir iltifât
Yaza bilmez leblerün vasfın temâm-ı ömrde
Âb-ı Hayvân verse kilk-i Hızr'a zulmetden devât
Men fakîrem sen ganî vergil zekât-ı hüsn kim
Şer' içinde hem manadur hem sana vâcib zekât
Görmeyince ışkunı îmâna gelmez âşıkun
Yüz peygamber cem' olub gösterseler min mu'cizât
Mazhar-ı âsâr kudretdür vücûd-ı kâmilün
Feyz-i fıtratdan garaz sensen tufeylün kâ'inât
Cevher-i zâtundadur mecmu-ı evsâf-ı kemâl
Bu sıfât ile ki sensen kandadur bir pâk zât
Işka tâ düşdün Fuzûlî çekmedün dünya gamın
Bil ki kayd-ı ışk imiş dâm-ı ta'allûkdan necât
N
Gazel
Ney kimi her dem ki bezm-i vaslunı yâd eylerem
Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem
Rûz-ı hicrândur sevin ey murg-ı rûhum kim bugün
Bu kafesden men seni elbette âzât eylerem
Vehm edüp tâ salmaya sen mâha mihrin hîç kim
Kime yetsem cevr ü zulmünden ana dâd eylerem
Kan yaşum kılmaz vefâ giryân gözüm isrâfına
Munca kim her dem ciger kanından imdâd eylerem
İncimen her nice kim ağyâr bî-dâd eylese
Yâr cevri içün gönül bî-dâda mu'tâd eylerem
Bilmişem bulman visâlin lîk bu ümmîd ile
Gâh gâh öz hâtır-ı nâ-şâdumı şâd eylerem
Levh-i âlemden yudum eşk ile Mecnûn adını
Ey Fuzûlî men dahi âlemde bir ad eylerem
Ney kimi her dem ki bezm-i vaslunı yâd eylerem
Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem
Rûz-ı hicrândur sevin ey murg-ı rûhum kim bugün
Bu kafesden men seni elbette âzât eylerem
Vehm edüp tâ salmaya sen mâha mihrin hîç kim
Kime yetsem cevr ü zulmünden ana dâd eylerem
Kan yaşum kılmaz vefâ giryân gözüm isrâfına
Munca kim her dem ciger kanından imdâd eylerem
İncimen her nice kim ağyâr bî-dâd eylese
Yâr cevri içün gönül bî-dâda mu'tâd eylerem
Bilmişem bulman visâlin lîk bu ümmîd ile
Gâh gâh öz hâtır-ı nâ-şâdumı şâd eylerem
Levh-i âlemden yudum eşk ile Mecnûn adını
Ey Fuzûlî men dahi âlemde bir ad eylerem
O
O dilber ki, devamlı aşığa yüzünü göstermez;
Noksan kalır; bakış feyzi bulup, olgunluk kesbetmez...
Aşıkları kendine çekmeyen, gerçek maşuk sayılmaz;
Ne çıkar o suret güzelliğinden ki, hal ehlini cezp etmez? ...
Maşukun yüzü, bilge olmayandan gizli kalmalı;
Çünkü bilge olmayan, Allah’ın sanatını idrak etmez...
Güzellerin vuslatına talip olan, nefsin arzusudur;
Yoksa gerçek aşk için: ayrılık: ya da vuslat: fark etmez...
Maşuk, aşığın var olan hayat nakdini harcıyor;
Korkulur ki, bu zulmü maşukuna aşık helal etmez!
Güzeller naz cilvelerini mecaz ehline göstersinler;
Hakikat ehli, kendini zülüf ve bene müptela etmez!
Fuzuli, suret aleminde şaşkın ve gafil gezer durur...
Nasıl gafil? Bu sevdanın sonunu hiç hayal etmez...
Noksan kalır; bakış feyzi bulup, olgunluk kesbetmez...
Aşıkları kendine çekmeyen, gerçek maşuk sayılmaz;
Ne çıkar o suret güzelliğinden ki, hal ehlini cezp etmez? ...
Maşukun yüzü, bilge olmayandan gizli kalmalı;
Çünkü bilge olmayan, Allah’ın sanatını idrak etmez...
Güzellerin vuslatına talip olan, nefsin arzusudur;
Yoksa gerçek aşk için: ayrılık: ya da vuslat: fark etmez...
Maşuk, aşığın var olan hayat nakdini harcıyor;
Korkulur ki, bu zulmü maşukuna aşık helal etmez!
Güzeller naz cilvelerini mecaz ehline göstersinler;
Hakikat ehli, kendini zülüf ve bene müptela etmez!
Fuzuli, suret aleminde şaşkın ve gafil gezer durur...
Nasıl gafil? Bu sevdanın sonunu hiç hayal etmez...
P
Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım
Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım
Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hanım
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Esir-i dam-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kanda görsem ehl-i derde aşina görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Değer her dem vefasız çerh yayından bana bin ok
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü enduh u derdim çok
Sana kaldı mürüvvet senden özge hiç kimsem yok
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Gözümden dembedem bağrım ezip yaşım gibi gitme
Seni terk eylemezem çün ben beni sen dahi terk eyleme
İgen hem zalim olma ben gibi mazlumu incitme
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Katı gönlün neden bu zulm ile bidade ragıbtır
Güzeller sen tegi olmaz cefa senden vaciptir
Senin tek nazenine nazenin işler münasiptir
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan seyle
Yamanlıktır işin uşşak ile yahşı mıdır böyle
Gel Allah'ı seversen bendene cevr eyleme lutf eyle
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Fuzuli şive-i ihsanın ister bir gedayındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hak-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün ray rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım
Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hanım
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Esir-i dam-ı aşkın olalı senden vefa görmem
Seni her kanda görsem ehl-i derde aşina görmem
Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Değer her dem vefasız çerh yayından bana bin ok
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü enduh u derdim çok
Sana kaldı mürüvvet senden özge hiç kimsem yok
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Gözümden dembedem bağrım ezip yaşım gibi gitme
Seni terk eylemezem çün ben beni sen dahi terk eyleme
İgen hem zalim olma ben gibi mazlumu incitme
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Katı gönlün neden bu zulm ile bidade ragıbtır
Güzeller sen tegi olmaz cefa senden vaciptir
Senin tek nazenine nazenin işler münasiptir
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan seyle
Yamanlıktır işin uşşak ile yahşı mıdır böyle
Gel Allah'ı seversen bendene cevr eyleme lutf eyle
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
Fuzuli şive-i ihsanın ister bir gedayındır
Dirildikçe seg-i kuyun ölende hak-i payındır
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün ray rayındır
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım
S
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
Suya versin bağban gülzarı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su
Ârızın yâdiyle nemnâk olsa müjgânım n'ola
Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su
Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ
Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su
İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
Susuzum bu sahrede benim içün are su
Ben lebin müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelir huşyâre su
Ravza-yı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâre su
Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su
Destbûsi arzûsiyle ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su
Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağının mîzacına gire kurtâre su
Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su
Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yı durr-i istifâ
Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su
Kılmak için taze gülzâr-ı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su
Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim
Yetmiş andan bin bin âteşhâne-i küffâre su
Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su
Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevchîz
El sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsâre su
Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre hâk-i dergâhına ister salar nûr
Dönmez ol dergâhtan ger olsa pâre su
Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humar için içer meyhâre su
Yâ Habîballah yâ Hayr'el-beşer müştâkınım
Eyle kim lebteşneler yanıb diler hemvâre su
Sensin ol bahr-i kerâmet kim Şeb-i Mi'rac'da
Şeb-nem-i feyzin yitirmiş sâbit ü seyyâre su
Çeşm-i hûrşidden her dem zülâl-ı feyz iner
Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dîl-i sûzânıma
ebr-i ihsanın sepe ol nâre su
Yümn-i na'tınden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şehvâre su
Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-i haşr
Hâb-ı hasretten dökende dîde-i bîdâre su
Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su
Saçma ey göz yaşından gönlümdeki ateşe su
Ki bu denli tutuşan ateşe olmaz çare su
Ya su rengindedir gökyüzü rengini göremiyorum
Ya da gözümden yayılmış hepten gökyüzüne su
Mızrağının zevkiyle tutuşarak yok olsa gönlüm
Ki geçerken yarıklar açar duvarda su
Yaralı gönlüm korkuyla söz eder kirpiğinden
Nitekim çekine çekine içer kimde olsa yara su
Suya versin bahçıvan gülzarı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün gibi verse bin gülzara su
Hattat yazısıyla benzetemez yüzünün tüylerini
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su
Sevgili anısıyla ıslansa kirpik ne olur
Boşa gitmez gül umuduyla vermek dikene su
Gam günü esirgeme hasta kalbe oklarını
Hayırdır vermek karanlık gecede hastaya su
Gönül yalnızlığında kirpiğinle özlemimi gider
Susuzum bu sahrada benim için ara su
Ben dudağı arzularım zahitler kevser ister
Nitekim meste mey içmek hoş gelir ayıka su
Her an yerinde durmayıp senin köyünden geçer
Aşık olmuş galiba o hoş huylu serviye su
Su yolunu o köyden toprak olup tutsam gerek
Rakibimdir diye bırakmam varsın o köye su
El öpme arzusu ile ölecek olsam dostlar
Testi yapın toprağım sunun onunla yara su
Servi dik başlı olur kumrunun yalvarmasına
Karşı, eteğini tutup ayağına düşse yalvarsa su
İçmek ister o bülbülün kanını hile ile
Gül budağının doğasına gire kurtara su
Tertemiz doğasını göstermiş dünyalılara
Uymuş seçilmiş Ahmed peygamberin izine su
İnsan türü efendisi af denizinin incisi
Serpmiş mucizesi kötülerin ateşine su
Peygamberlik bahçesini yeşertmek için
Çıkarmış mermer taşından mucizeleriyle su
Mucizesi dünyada engin bir denizmiş ki
Yetmiş ondan kafirlerin bin bir ateşevine su
Hayret ile parmağını dişler kim dinlese
Parmağından vermesi şiddet günü Ensar'a su
Dostu yılan zehiri içse hayat suyu olur
Düşmanı su içse döner yılan zehirine su
Var etmiş her damlada binlerce dalgalı deniz
Abdest alırken değdiğinde yanaklarına su
Ayağının toprağına varayım der çağlardır
Başını taştan taşa vurup gezer avare su
Zerre zerre dergahın toprağına salsın ister nur
Dönmez o dergahtan lime lime bile olsa su
Natının virdini hata işleyen ilaç bilir
İçkiden kurtulmak için içer ayyaş bile su
Ey peygamber ey en güzel insan seni özlerim
Nasıl ki susuzlar yanıp her an ister kendine su
Sensin keramet denizi ki miraç gecesinde
Feyzin şebnemi yetirmiş durana gezene su
Güneşten her zaman duru ışıklar saçılır ki
Gerekirse kabrini imar eden mimara su
Cehennem korkusu ateşi salmış yanık gönlüme
Rahmetinin bulutu serpsin o ateşe su
Natının kutuyla cevher olmuş Fuzûlî sözleri
Nisan bulutundan inen inci tanesi gibi yere su
Gaflet uykusundan uyandığında kıyamet günü
Hasret uykusundan döküldüğünde uyanık gözlere su
Umudum odur ki kıyamet günü mahrum kalmayayım
Kavuşma pınarın versin susuz dudağıma su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su
Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
Suya versin bağban gülzarı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su
Ârızın yâdiyle nemnâk olsa müjgânım n'ola
Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su
Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ
Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su
İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
Susuzum bu sahrede benim içün are su
Ben lebin müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelir huşyâre su
Ravza-yı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâre su
Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su
Destbûsi arzûsiyle ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su
Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağının mîzacına gire kurtâre su
Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su
Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yı durr-i istifâ
Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su
Kılmak için taze gülzâr-ı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su
Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim
Yetmiş andan bin bin âteşhâne-i küffâre su
Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su
Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevchîz
El sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsâre su
Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre hâk-i dergâhına ister salar nûr
Dönmez ol dergâhtan ger olsa pâre su
Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humar için içer meyhâre su
Yâ Habîballah yâ Hayr'el-beşer müştâkınım
Eyle kim lebteşneler yanıb diler hemvâre su
Sensin ol bahr-i kerâmet kim Şeb-i Mi'rac'da
Şeb-nem-i feyzin yitirmiş sâbit ü seyyâre su
Çeşm-i hûrşidden her dem zülâl-ı feyz iner
Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dîl-i sûzânıma
ebr-i ihsanın sepe ol nâre su
Yümn-i na'tınden güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şehvâre su
Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-i haşr
Hâb-ı hasretten dökende dîde-i bîdâre su
Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su
Saçma ey göz yaşından gönlümdeki ateşe su
Ki bu denli tutuşan ateşe olmaz çare su
Ya su rengindedir gökyüzü rengini göremiyorum
Ya da gözümden yayılmış hepten gökyüzüne su
Mızrağının zevkiyle tutuşarak yok olsa gönlüm
Ki geçerken yarıklar açar duvarda su
Yaralı gönlüm korkuyla söz eder kirpiğinden
Nitekim çekine çekine içer kimde olsa yara su
Suya versin bahçıvan gülzarı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün gibi verse bin gülzara su
Hattat yazısıyla benzetemez yüzünün tüylerini
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su
Sevgili anısıyla ıslansa kirpik ne olur
Boşa gitmez gül umuduyla vermek dikene su
Gam günü esirgeme hasta kalbe oklarını
Hayırdır vermek karanlık gecede hastaya su
Gönül yalnızlığında kirpiğinle özlemimi gider
Susuzum bu sahrada benim için ara su
Ben dudağı arzularım zahitler kevser ister
Nitekim meste mey içmek hoş gelir ayıka su
Her an yerinde durmayıp senin köyünden geçer
Aşık olmuş galiba o hoş huylu serviye su
Su yolunu o köyden toprak olup tutsam gerek
Rakibimdir diye bırakmam varsın o köye su
El öpme arzusu ile ölecek olsam dostlar
Testi yapın toprağım sunun onunla yara su
Servi dik başlı olur kumrunun yalvarmasına
Karşı, eteğini tutup ayağına düşse yalvarsa su
İçmek ister o bülbülün kanını hile ile
Gül budağının doğasına gire kurtara su
Tertemiz doğasını göstermiş dünyalılara
Uymuş seçilmiş Ahmed peygamberin izine su
İnsan türü efendisi af denizinin incisi
Serpmiş mucizesi kötülerin ateşine su
Peygamberlik bahçesini yeşertmek için
Çıkarmış mermer taşından mucizeleriyle su
Mucizesi dünyada engin bir denizmiş ki
Yetmiş ondan kafirlerin bin bir ateşevine su
Hayret ile parmağını dişler kim dinlese
Parmağından vermesi şiddet günü Ensar'a su
Dostu yılan zehiri içse hayat suyu olur
Düşmanı su içse döner yılan zehirine su
Var etmiş her damlada binlerce dalgalı deniz
Abdest alırken değdiğinde yanaklarına su
Ayağının toprağına varayım der çağlardır
Başını taştan taşa vurup gezer avare su
Zerre zerre dergahın toprağına salsın ister nur
Dönmez o dergahtan lime lime bile olsa su
Natının virdini hata işleyen ilaç bilir
İçkiden kurtulmak için içer ayyaş bile su
Ey peygamber ey en güzel insan seni özlerim
Nasıl ki susuzlar yanıp her an ister kendine su
Sensin keramet denizi ki miraç gecesinde
Feyzin şebnemi yetirmiş durana gezene su
Güneşten her zaman duru ışıklar saçılır ki
Gerekirse kabrini imar eden mimara su
Cehennem korkusu ateşi salmış yanık gönlüme
Rahmetinin bulutu serpsin o ateşe su
Natının kutuyla cevher olmuş Fuzûlî sözleri
Nisan bulutundan inen inci tanesi gibi yere su
Gaflet uykusundan uyandığında kıyamet günü
Hasret uykusundan döküldüğünde uyanık gözlere su
Umudum odur ki kıyamet günü mahrum kalmayayım
Kavuşma pınarın versin susuz dudağıma su
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan
su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda
vermez.)
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök
kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)
Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su
(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden
benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim
akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana
getirir.)
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
(Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim
yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen
kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.)
Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
(Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile
mahvetsin) , boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine
su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.)
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi,
gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar
uğraşsa yine de) gubârî (yazı) sını, senin yüzündeki
tüylere benzetemez.)
Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su
(Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim
ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek
dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.)
Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
(Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan
bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su
vermek hayırlı bir iştir.)
İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste
ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır,
söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.)
Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
(Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su
içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum,
sofular da kevser istiyorlar.)
Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su
(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin
bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş
salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.)
Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su
(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden
kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere
bırakamam.)
Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su
(Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,
öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla
sevgiliye su sunun.)
Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
(Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık
ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi
(yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından)
kurtarabilir.)
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağınun mizâcına gire kurtara su
(Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül
efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek
istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını
değiştirmesi gerekir.)
Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su
(Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli
ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça
göstermiştir.)
Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su
(İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz.
Muhammed'in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su
serpmiştir.)
Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su
(Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını
tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su
meydana çıkarmıştır.)
Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su
(Hz. Peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz
bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o
mucizelerden) , ateşe tapan kâfirlerin binlerce
mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)
Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr'a su
(Mihnet günü Ensâr'a parmağından su verdiğini (bir
mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse
hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.)
Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su,
düşmanına) elbette yılan zehrine döner.)
Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
(Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan)
yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su
damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.)
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
(Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan
taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)
Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık
salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da
olsa o eşikten dönmez.)
Zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
(Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek
için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na'tının
zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine)
derman bilirler.)
Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su
(Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı!
Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp
dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)
Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc'da
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su
(Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin
çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)
Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa,
güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel
su iner.)
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
(Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış,
(ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden
ümitliyim.)
Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su
(Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin (alelâde)
sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su
(damlası) gibi birer inci olmuştur.)
Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
(Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan
düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su
(gözyaşı) döktüğü zaman,)
Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su
(O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat
çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını
ummaktayım.)
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan
su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda
vermez.)
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su
(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök
kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)
Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su
(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden
benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim
akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana
getirir.)
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su
(Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim
yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen
kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.)
Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
(Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile
mahvetsin) , boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine
su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.)
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su
(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi,
gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar
uğraşsa yine de) gubârî (yazı) sını, senin yüzündeki
tüylere benzetemez.)
Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su
(Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim
ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek
dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.)
Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su
(Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan
bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su
vermek hayırlı bir iştir.)
İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su
(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste
ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır,
söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.)
Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su
(Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su
içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum,
sofular da kevser istiyorlar.)
Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su
(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin
bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş
salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.)
Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su
(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden
kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere
bırakamam.)
Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su
(Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,
öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla
sevgiliye su sunun.)
Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
(Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık
ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi
(yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından)
kurtarabilir.)
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağınun mizâcına gire kurtara su
(Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül
efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek
istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını
değiştirmesi gerekir.)
Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su
(Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli
ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça
göstermiştir.)
Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su
(İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz.
Muhammed'in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su
serpmiştir.)
Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su
(Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını
tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su
meydana çıkarmıştır.)
Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su
(Hz. Peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz
bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o
mucizelerden) , ateşe tapan kâfirlerin binlerce
mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)
Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr'a su
(Mihnet günü Ensâr'a parmağından su verdiğini (bir
mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse
hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.)
Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su,
düşmanına) elbette yılan zehrine döner.)
Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su
(Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan)
yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su
damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.)
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
(Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan
taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)
Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su
(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık
salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da
olsa o eşikten dönmez.)
Zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su
(Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek
için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na'tının
zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine)
derman bilirler.)
Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam
Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su
(Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı!
Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp
dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)
Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc'da
Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su
(Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin
çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)
Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su
(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa,
güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel
su iner.)
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su
(Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış,
(ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden
ümitliyim.)
Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su
(Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin (alelâde)
sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su
(damlası) gibi birer inci olmuştur.)
Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su
(Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan
düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su
(gözyaşı) döktüğü zaman,)
Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su
(O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat
çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını
ummaktayım.)
Saçma ey göz, gözyaşımdan gönlümdeki ateşe su
Çünki bu denli tutuşan ateşe olmaz çâre su
Bu renk gök kubbenin rengi mi bilemem
Yoksa akan gözyaşlarımın rengi mi bu su
Keskin bakışlarından gönlüm olsa parça parça
Çünki zamanla parçalar yarar taşı bile su
Korkuyla söyler gönül, ok kirpiklerinin sözünü
İhtiyât ile içer her kimde olsa yara su
Bahçıvan sulamak için gülşeni çekmesin zahmet
Bir gül açılmaz yüzün gibi, bin güle verse su
Senin yüzüne benzer bir hat çizemez hattat
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su
Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa ne olur
Boşa değil gül temennisiyle dikene vermek su
Gam günü esirgeme hasta gönlüme bakışlarını
Sevapdır vermek karanlık gecede hastaya su
Gönül! Bir bakışınla, dindir ayrılık hasretimi
Susuzum bir kez bu sahrâda benim için ara su
Zahidler Kevseri arzular, ben senin dudağını
Sarhoşa şarab içmek hoş gelir ayığa su
Senin Ravzana her dem durmadan akmakta
Âşık olmuş galibâ o hoş endamlı dosta su
Toprak olup su yolunu tutsam Ravza’ndan
Çünkü rakîbimdir orası akmasın o yana su
Onun elini öpemeden ölürsem eğer dostlar
Testi yapın toprağımı sunun onunla yâra su
Servi serkeşlik ederse kumrunun niyazına
Gidip ayağına vazgeçirsin yalvararak su
İçmek ister bülbülün kanını meğer bir hile ile
Gül budağının mizacına girip de kurtara su
Pak fıtratını aşikar kılmış ehl-i âleme
Tâbi olmuş Ahmed-i Muhtâr’ın yoluna su
İnsanlığın gerçek efendisi seçkin inci deryası
Onun mucizeleri kötülerin ateşine döker su
Kılmak için tâze o nübüvvet gül bahçesini
Mucizendendir ki akıtılmış sert taştan su
Mucizen bir sonsuz derya imiş bu alemde
Yetmiş ondan binlerce âteşperst hanesine su
Hayret ile parmağın ısırır kim işitse bunu
Parmağından verdiğin şiddet günü Ensâr’a su
Dostu yılan zehiri içse olur ona âb-ı hayât
Düşmanı su içse yılan zehrine döner su
Değince damlası, dalgalanır bin rahmet deryası
Abdest almak için serpilince gül yanağa su
Ayağının tozuna varmak için hiç durmadan
Başını taşdan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre eşiğinin toprağına ister salmak nûr
Dönmez ol dergâhdan olsa bile paramparça su
Zikri na’tının tekrarını dermân bilir günahkâr
Kimi sarhoş ayılmak için yüzüne serper su
Yâ Habîballah yâ Hayru’l beşer âşıkınım
Yanıp dudağı kurumuşlar ister bir damla su
Sensin o Mirac gecesinde keramet deryası
Feyzinin damlası yetermiş sabit ve seyyara su
Güneş çeşmesinden halka halka feyz iner
Lazım olsa kabrini tazeleyen mimâra su
Korku salmış cehennem ateşi yanık gönlüme
Var ümîdim ihsan bulutundan serpe o nâra su
Seni överek inciye dönmüş Fuzûlî sözleri
Nisan yağmurundan olmuş birer inci su
Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp
Gözyaşına hasret uykusuz göz dökünce su
Ümidim odur ki mahrum olmayım mahşerde
Vuslat çeşmesinden vere susamış bana su
Düzenleme: Osman Gerçek
Çünki bu denli tutuşan ateşe olmaz çâre su
Bu renk gök kubbenin rengi mi bilemem
Yoksa akan gözyaşlarımın rengi mi bu su
Keskin bakışlarından gönlüm olsa parça parça
Çünki zamanla parçalar yarar taşı bile su
Korkuyla söyler gönül, ok kirpiklerinin sözünü
İhtiyât ile içer her kimde olsa yara su
Bahçıvan sulamak için gülşeni çekmesin zahmet
Bir gül açılmaz yüzün gibi, bin güle verse su
Senin yüzüne benzer bir hat çizemez hattat
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su
Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa ne olur
Boşa değil gül temennisiyle dikene vermek su
Gam günü esirgeme hasta gönlüme bakışlarını
Sevapdır vermek karanlık gecede hastaya su
Gönül! Bir bakışınla, dindir ayrılık hasretimi
Susuzum bir kez bu sahrâda benim için ara su
Zahidler Kevseri arzular, ben senin dudağını
Sarhoşa şarab içmek hoş gelir ayığa su
Senin Ravzana her dem durmadan akmakta
Âşık olmuş galibâ o hoş endamlı dosta su
Toprak olup su yolunu tutsam Ravza’ndan
Çünkü rakîbimdir orası akmasın o yana su
Onun elini öpemeden ölürsem eğer dostlar
Testi yapın toprağımı sunun onunla yâra su
Servi serkeşlik ederse kumrunun niyazına
Gidip ayağına vazgeçirsin yalvararak su
İçmek ister bülbülün kanını meğer bir hile ile
Gül budağının mizacına girip de kurtara su
Pak fıtratını aşikar kılmış ehl-i âleme
Tâbi olmuş Ahmed-i Muhtâr’ın yoluna su
İnsanlığın gerçek efendisi seçkin inci deryası
Onun mucizeleri kötülerin ateşine döker su
Kılmak için tâze o nübüvvet gül bahçesini
Mucizendendir ki akıtılmış sert taştan su
Mucizen bir sonsuz derya imiş bu alemde
Yetmiş ondan binlerce âteşperst hanesine su
Hayret ile parmağın ısırır kim işitse bunu
Parmağından verdiğin şiddet günü Ensâr’a su
Dostu yılan zehiri içse olur ona âb-ı hayât
Düşmanı su içse yılan zehrine döner su
Değince damlası, dalgalanır bin rahmet deryası
Abdest almak için serpilince gül yanağa su
Ayağının tozuna varmak için hiç durmadan
Başını taşdan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre eşiğinin toprağına ister salmak nûr
Dönmez ol dergâhdan olsa bile paramparça su
Zikri na’tının tekrarını dermân bilir günahkâr
Kimi sarhoş ayılmak için yüzüne serper su
Yâ Habîballah yâ Hayru’l beşer âşıkınım
Yanıp dudağı kurumuşlar ister bir damla su
Sensin o Mirac gecesinde keramet deryası
Feyzinin damlası yetermiş sabit ve seyyara su
Güneş çeşmesinden halka halka feyz iner
Lazım olsa kabrini tazeleyen mimâra su
Korku salmış cehennem ateşi yanık gönlüme
Var ümîdim ihsan bulutundan serpe o nâra su
Seni överek inciye dönmüş Fuzûlî sözleri
Nisan yağmurundan olmuş birer inci su
Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp
Gözyaşına hasret uykusuz göz dökünce su
Ümidim odur ki mahrum olmayım mahşerde
Vuslat çeşmesinden vere susamış bana su
Düzenleme: Osman Gerçek
V
Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm
Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm
Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman
Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm
Mükedder hatırımdan kılmadı bir kimse gam def'in
Safadan dem uran hemdemleri ehl-i riya gördüm
Ayak bastım reh-i ümmide, sergerdanlık el verdi
Emel serriştesin tuttum elimde ejderha gördüm
Fuzuli ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden
Neden kim her kime yüz tuttum andan yüz bela gördüm
Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm
Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman
Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm
Mükedder hatırımdan kılmadı bir kimse gam def'in
Safadan dem uran hemdemleri ehl-i riya gördüm
Ayak bastım reh-i ümmide, sergerdanlık el verdi
Emel serriştesin tuttum elimde ejderha gördüm
Fuzuli ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden
Neden kim her kime yüz tuttum andan yüz bela gördüm
Y
Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni
Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni
Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
Yâ Rab hemîşe lütfunı it reh-nümâ bana
Gösterme ol tarîki ki yetmez sana bana
Kat’ eyle âşinâluğum andan ki gayrdur
Ancak öz âşinâlarun it âşinâ bana
Bir yirde sabit it kadem-i i’tibârumı
Kim rehber-i şerî’at ola muktedâ bana
Yoh bende bir amel sana şâyeste âh eger
A’mâlüme göre vire adlün cezâ bana
Havf-i hatâda muztaribem var ümîd kim
Lütfun vire bişâret-i afv-i hatâ bana
Ben bilmezem bana gereken sen hâkîmsin
Men’ eyle virme her ne gerekmez bana bana
Oldur bana murâd ki oldur sana murâd
Hâşâ ki senden özge ola müdde’â bana
Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr
Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fenâ bana
Gösterme ol tarîki ki yetmez sana bana
Kat’ eyle âşinâluğum andan ki gayrdur
Ancak öz âşinâlarun it âşinâ bana
Bir yirde sabit it kadem-i i’tibârumı
Kim rehber-i şerî’at ola muktedâ bana
Yoh bende bir amel sana şâyeste âh eger
A’mâlüme göre vire adlün cezâ bana
Havf-i hatâda muztaribem var ümîd kim
Lütfun vire bişâret-i afv-i hatâ bana
Ben bilmezem bana gereken sen hâkîmsin
Men’ eyle virme her ne gerekmez bana bana
Oldur bana murâd ki oldur sana murâd
Hâşâ ki senden özge ola müdde’â bana
Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr
Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fenâ bana
Z
Gayr ile her dem nedür seyr-i gülistân etdüğün
Bezm urup halvet kılup yüz lutf u ihsan etdüğün
Ahd bünyâdın mürüvvetdür mi virân etdüğün
Kanı ey zâlim bizümle ahd u peymân etdüğün
Bezm urup halvet kılup yüz lutf u ihsan etdüğün
Ahd bünyâdın mürüvvetdür mi virân etdüğün
Kanı ey zâlim bizümle ahd u peymân etdüğün
Zülfü kimi ayağın koymaz öpem nigârum
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum
Bildi temâm-ı âlem kim derd-mend-i ışkam
Yâ Râb henûz hâlüm bilmez mi ola yârum
Vaslundan ayru n'ola kanun tökelse gül gül
Men gül-bün-i belâyem bu fasldur bahârum
Tasvîr eden vücûdum yazmış elümde sâğar
Ref' olmağa bu sûret yoh elde ihtiyârum
Dûr istemen zemânı mey neş'esin başumdan
Toprağ olanda yâ Râb dürd-i mey et gubârum
Rusvâlarından ol meh saymaz meni Fuzûlî
Dîvâne olmayum mı dünyâda yoh mu ârum
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum
Bildi temâm-ı âlem kim derd-mend-i ışkam
Yâ Râb henûz hâlüm bilmez mi ola yârum
Vaslundan ayru n'ola kanun tökelse gül gül
Men gül-bün-i belâyem bu fasldur bahârum
Tasvîr eden vücûdum yazmış elümde sâğar
Ref' olmağa bu sûret yoh elde ihtiyârum
Dûr istemen zemânı mey neş'esin başumdan
Toprağ olanda yâ Râb dürd-i mey et gubârum
Rusvâlarından ol meh saymaz meni Fuzûlî
Dîvâne olmayum mı dünyâda yoh mu ârum
Ç
Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp
Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp
Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp
Tut gözün ey dûd-i dil çerhin ki devrin terk edip
Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp
Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp
Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp
Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp
Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp
Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp
Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp
Tut gözün ey dûd-i dil çerhin ki devrin terk edip
Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp
Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp
Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp
Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp
Ö
Öyle sarhoşum ki, idrak edemem, dünya nedir;
Ben kimim, saki olan kim, acaba bu şarap nedir? ..
Gerçi, canandan çılgın gönlümün arzusunu istiyorum; ama,
Bilemem çılgın gönül arzusunu ki, canan sorsa, nedir?
Madem bir kez kavuşmak, aşığı vuslata kandırır;
Peki maşuktan aşığa her dem bu istiğna nedir?
Dünya ve alem felsefesinden anlayan, bilge sayılmaz;
Bilge ona derler ki bilmesin hiç, dünyadakiler ve dünya nedir!
Ey Fuzuli! Ah ve feryatların incitmekte alemi;
Eğer aşk belası ile başın hoşsa, o zaman bu dava nedir?
Ben kimim, saki olan kim, acaba bu şarap nedir? ..
Gerçi, canandan çılgın gönlümün arzusunu istiyorum; ama,
Bilemem çılgın gönül arzusunu ki, canan sorsa, nedir?
Madem bir kez kavuşmak, aşığı vuslata kandırır;
Peki maşuktan aşığa her dem bu istiğna nedir?
Dünya ve alem felsefesinden anlayan, bilge sayılmaz;
Bilge ona derler ki bilmesin hiç, dünyadakiler ve dünya nedir!
Ey Fuzuli! Ah ve feryatların incitmekte alemi;
Eğer aşk belası ile başın hoşsa, o zaman bu dava nedir?
Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey û sahbâ nedür
Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür
Vasldan çün aşık-ı müstâğni eyler bir visal
Aşıka maşukdan her dem bu istiğnâ nedür
Hikmet-i dünyâ vü mâfiha bilen arif degül
Arif oldur bilmeye dünyâ vü mâfiha nedür
Ah u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey û sahbâ nedür
Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür
Vasldan çün aşık-ı müstâğni eyler bir visal
Aşıka maşukdan her dem bu istiğnâ nedür
Hikmet-i dünyâ vü mâfiha bilen arif degül
Arif oldur bilmeye dünyâ vü mâfiha nedür
Ah u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
Ş
Şifâ-yı vasl-ı kadrin hecr île bîmâr olandan sor
Zülâl-i zevk-i şevkin teşne-i dîdâr olandan sor
Lebin sırrın gelip güftâre ey meh özgeden sorma
Bu pinhan nükteyi bir vâkıf-ı esrâr olandan sor
Gözü yaşluların hâlin ne bilsin merdüm-i gâfil
Kevâkib seyrini şeb tâ seher bîdâr olandan sor
Gamından şem' tek yandım sabadan sorma ahvalim
Bu ahvali benimle ta seher bidar olandan sor
Habersiz olma fettân gözlerin cevrin çekenlerden
Habersiz mestler bîdâdını hüşyâr olandan sor
Harâb-ı câm-ı aşkım nerkis-i mestin bilir hâlim
Harabât ehlinin ahvâlini hammâr olandan sor
Muhabbet lezzetinden bî-haberdir zâhid-i gâfil
Fuzûlî aşk zevkin zevk-i aşkı var olandan sor
Zülâl-i zevk-i şevkin teşne-i dîdâr olandan sor
Lebin sırrın gelip güftâre ey meh özgeden sorma
Bu pinhan nükteyi bir vâkıf-ı esrâr olandan sor
Gözü yaşluların hâlin ne bilsin merdüm-i gâfil
Kevâkib seyrini şeb tâ seher bîdâr olandan sor
Gamından şem' tek yandım sabadan sorma ahvalim
Bu ahvali benimle ta seher bidar olandan sor
Habersiz olma fettân gözlerin cevrin çekenlerden
Habersiz mestler bîdâdını hüşyâr olandan sor
Harâb-ı câm-ı aşkım nerkis-i mestin bilir hâlim
Harabât ehlinin ahvâlini hammâr olandan sor
Muhabbet lezzetinden bî-haberdir zâhid-i gâfil
Fuzûlî aşk zevkin zevk-i aşkı var olandan sor

