Asude bir hayat dendiğinde aklıma Cihangir Camiinin avlusundaki çınar ağaçları gölgesindeki bankından çamlıcadan adalara, Topkapı’dan Galataya uzanan boğaz manzarası ve orada sukunet içerisinde geçirdiğim, tefekkür ettiğim anlar hatırıma geliyor. Bir ibadethaneden, bir yaşam alanından beklentimiz daha ne olsun.
Yahya Kemal'in Hayal Şehir şiirinde de geçer:
Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir'den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rü'yâya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilâh isteyip eğlence hayalhânesine,
Çevirir camları birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından erken yaşta hastalıktan vefat eden oğlu Şehzade Cihangir adına Mimar Sinan’a inşa ettirilen caminin son hali mimari olarak boğazdan rahat göründüğü üzere dolmabahçe camiine oldukça benziyor bunun sebebi yıllar içerisinde yangın gibi sebeplerle iki kere yıkılıp baştan inşa edilmiş olması. Haziresinde halveti hulefasından Hasan Burhaneddin Cihangiri medfun olup, Şehzade ise Şehzadebaşı Camii haziresinde medfun bulunuyor.

İstanbul sokaklarında flanör turları yaparken rastlamıştım buraya. Evvelinde hakkında hiçbir malumatım yoktu. Daha sonra, manevi sebebini henüz bilmediğim bir şey ayaklarımın yönünü devamlı oraya çevirdi. İstanbul’da yaşadığım dönem her hafta ziyaret ederdim. Şehirden çıkıp döndüğüm zaman da birkaç gün içerisinde kendimi mutlaka bu avluda bulurdum. Değer verdiğim arkadaşlarım ziyaretime geldiğinde İstanbul turumuzun ilk duraklarından birisi burası olurdu.
Yanında yöresinde ikamet etmeyip bu kadar ziyaret ettiğim bir mekanla, orada yaşayan insanlarla daha yakından bir muhabbet kurmayı umardım. İlk seferden itibaren görevlilerle ilgili bazı olumsuzluklar yaşadım ne yazık ki. Ancak durumu üstelemeyip üzerine çok düşünmeden Cihangir Camiini bir merkez üssü kabul ederek çevreyle olan irtibatımızı, tanışıklığımızı artırmaya devam ettik. Yine bir tevafuk eseri Tophane’de bulunan kadirihane ile yolumuz kesişti, Beyoğlu rotamızın vazgeçilmezlerinden oldu mesela.
Dün sosyal medyada bir hesabın cihangir camiinin vapurdan çekilmiş bir fotoğrafını görünce son gidişlerimde kapı duvar olup bir fatiha okumakla yetindiğim, benim için önem ihtiva eden bu güzide mekanın özlemi ve burukluğu içimi kapladı ve birkaç cümle yazmış bulundum. Birçok insanla aynı duyguları paylaşıyor, aynı durumdan muzdarip bulunuyormuşuz ki bu paylaşımım zannettiğimden oldukça fazla karşılık buldu.


Paylaşımım sonrası birçok yorum aldığım için hepsini takip etmem, cevap vermem mümkün değildi tabi ki, böyle bir konumda da değildim. Bugün sabah saatlerinde kendisini birebir olarak tanımadığım önceden bir sefer denk geldiğimi düşündüğüm biri tarafından bir mesaj aldım. Caminin görevlisi olduğunu, benden gönderilerimi silmem gibi bir talebinin kesinlikle olmadığını ancak yanlış anlaşılmanın giderilmesi için elinden geleni yapmak istediğini söyledi. Kendisinin samimiyetine inanarak istemeden incittiysem özür dilerim diyerek ilk fırsatta davetine icabet edeceğimi söyledim. Kendisi de uzun zamandır güvenlik talep ettiklerini ancak henüz gerçekleşmediği için muzdarip olduklarını, paylaşımlarımızı da dayanak göstererek taleplelerini tekrardan gündeme getireceklerini söyledi. Durumu şahsileştirmek niyetinde değildim tabi ki, gönlümde bu denli yeri olan bir ibadethanenin de polemik unsuru halini alması beni bir miktar huzursuz etmişti.
Elbette yanlış anlaşılmalar olabilir. İyi niyetlerin fiiliyata, esere dönüşmesi bazen de böyle tartışmalara, kamuoyu baskısına gebedir. Önemli olan samimiyetle ve ihlasla hareket edilmesi, muhabbet yolunun gözetilmesidir. Umulur ki bu hareketimizden hasıl olan, gündeme gelen mevzu hayra vesile olur.


Yorum Yaz