Tabelalar Değişiyor, Vizyon Gelişmiyor: Kastamonu Atabey Konağı

Muhammed Yasir Asrak 23 Ağu 2026 3 dk okuma
PAYLAŞ

Evliyalar şehri Kastamonu’nun tarih kokan sokaklarında sadece bir turizm sirkülasyonu değil; ilmin, maneviyatın ve muhabbetin neşesini yansıtan yaşam emareleri görmeyi arzu ederiz. Kaldı ki mevcut gidişat, turizm açısından bile hiçbir şey vadetmiyor.

Bir Konağın Üç Farklı Dönemi

Kastamonu’nun fetih camisi olan, geleneği yaşatmak adına hâlen kılıçla hutbe okunan ve halk arasında “Kırkdirekli” olarak bilinen Atabeygazi Camii’nin hemen yanındaki türbeye çıkan merdivenlerin başındaki göz alıcı Atabey Konağı, bir sabah namazı sonrası yanından geçerken dikkatimi çekti. Kastamonu Belediyesi son üç dönemdir sırasıyla AK Parti, MHP ve CHP olmak üzere üç farklı parti tarafından yönetildi ve yönetiliyor. Eski hâlini hatırlamasam da dönemin gazete haberlerinden anladığım kadarıyla, AK Parti döneminde harabe hâldeyken belediye tarafından satın alınarak hizmete açılan Atabey Konağı her dönem sadece tabela değiştiriyor.

İlk olarak millet kıraathanesi adıyla, tüm vatandaşların rahatlıkla ulaşabileceği bir formatta hizmete açılan konağı o dönem ziyaret etme ve gözlemleme imkânı bulmuştum. Ders çalışan birkaç genç arkadaş vardı. Bahçesi, kütüphanesi, çalışma salonu mevcuttu ve günün her saati kıraathane formatı gereği ikramlar erişilebilir durumdaydı.

Daha sonra MHP belediyeyi devraldı. O dönem de tabelanın değiştiğini fark etmiştim; konak, geleneksel sanatlar ürünlerinin üretiminin teşvik edilmesi amacıyla bir kadın kooperatifine tahsis edilmişti. Kıraathane olarak kalsaydı aktif olarak yararlanmayı arzu ederdim ancak yine de bir fayda meydana gelmişse ne mutlu.

Kopyala-Yapıştır Belediyecilik

Günümüz itibarıyla CHP yönetimi konağı kreş olarak faaliyete açmış. “İBB ne yapıyorsa aynısını yapalım” gibi bir anlayışın hâkim olduğu belli. İstanbul ile Kastamonu’yu mukayese etmeme gerek yok sanırım. Böyle bir konumda, birçok açıdan fayda sağlanabilecek tarihî ve kullanışlı bir yapıyı kreş olarak hizmete açmak, mahalle insanı ve muhitin potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda ihtiyaçlar listesinde kaçıncı sırada yer alır acaba?

Yerel yönetimler ve merkezi idarelerin taşra teşkilatlarındaki bürokrasisinde bu hataya çok sık rastlıyorum. Şehrin insanı, ihtiyaçları, tarihi, kültürü ve potansiyeli hiçe sayılarak bir değer üretmek yerine; vizyonsuz, kopyala-yapıştır usul ve projelerle bilerek ya da bilmeyerek var olanı değersizleştirme durumu hâkim.

Defineye Malik Virane: Kastamonu

Bir şehrin potansiyelini ortaya çıkarmak konusunda en büyük vazife belediyelere düşer. Bu sayede şehrin pazarlamasına uygun bir yapı ortaya çıkacağı gibi, oluşacak rağbet sonucunda özel sektörün de bu konudaki girişimlerine vesile olunacaktır. Birçok şehirde belediyelerin restorasyon projeleriyle tarihî muhitleri aslına uygun bir şekilde hayata kazandırdığını; gastronomi, geleneksel sanatlar gibi alanlarda girişimlerde bulunarak her hâliyle marka şehirler oluşturduklarını görüyoruz. Maalesef ki Kastamonu bu konuda defineye malik virane durumunda.

Anlatmak istediğim meselenin sadece bir konaktan ibaret olmadığını; hiçbir plan ve program olmadan, şehrin menfaati gözetilmeden, sırf “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla sürekli tabela değiştirerek hiçbir mesafe katedilemeyeceğinin anlaşılmış olmasını umuyorum.

Yorum Yaz