Uyarmak, ikaz etmek
V1: warn, V2: warned, V3: warned. Okunuşu: /wɔːn/. Düzenli bir fiildir. Birine yaklaşan bir tehlikeyi veya kötü bir durumu önceden haber vermek demektir. Nuans: Birini bir tehlikeye karşı uyarırken genellikle ‘about’ veya ‘against’ edatları kullanılır. Yaygın Kullanım: ‘you have been warned’ (uyarılmadın deme / günah benden gitti), ‘warn off’ (korkutup uzaklaştırmak).
❝V1: The local guides always warn strangers about the fierce desert storms. (Yerel rehberler yabancıları daima şiddetli çöl fırtınalarına karşı uyarırlar.) | V2: The old hermit warned the king against his greedy advisors. (Yaşlı keşiş kralı açgözlü danışmanlarına karşı uyardı.) | V3: I have warned you not to open that forbidden chest! (O yasaklı sandığı açmaman konusunda seni uyarmıştım!)
