Koklamak, kokmak
V1: smell, V2: smelled/smelt, V3: smelled/smelt. Okunuşu: /smel/. Hem düzenli hem düzensiz kullanılabilir. Burnun bir kokuyu algılaması (koklamak) veya bir nesnenin koku yayması (kokmak) demektir. Nuans: Kötü koku anlamına gelmek zorunda değildir (It smells good – Güzel kokuyor). Şimdiki zamanla (-ing) kullanılmaz. Yaygın Kullanım: ‘smell a rat’ (bir bit yeniği sezmek / şüphelenmek), ‘stop and smell the roses’ (durup anın tadını çıkarmak / hayatı ıskalamamak).
❝V1: You can smell the exotic spices from the market entrance. (Egzotik baharatları pazarın girişinden itibaren koklayabilirsiniz/duyabilirsiniz.) | V2: The hungry traveler smelled the roasted meat from far away. (Aç gezgin kızarmış etin kokusunu çok uzaklardan aldı/kokladı.) | V3: The entire palace has smelled of roses for the festival. (Tüm saray festival için gül koktu.)
Ilgili: Düzenli/Düzensiz Fiil scent sniff stink
