Yol göstermek, önderlik etmek, (bir yere) çıkmak/varmak
V1: lead, V2: led, V3: led. Okunuşu: /liːd/. Düzensiz bir fiildir. Bir gruba liderlik etmek veya bir yolun/izlerin belirli bir yöne gitmesi demektir. Nuans: İsim hali ‘lider’ (leader) buradan gelir. ‘Lead to’ kalıbı (bir şeye sebep olmak / yol açmak) çok yaygındır. Telaffuzunda metal olan ‘kurşun’ (lead) /led/ diye okunurken, bu fiil /liːd/ (liid) diye okunur. Yaygın Kullanım: ‘all roads lead to Rome’ (bütün yollar Roma’ya çıkar), ‘lead the way’ (önden gitmek / yol göstermek).
❝V1: A true king must lead his people with justice and wisdom. (Gerçek bir kral halkına adalet ve bilgelikle önderlik etmelidir.) | V2: The local guide led the caravan safely through the mountains. (Yerel rehber, kervana dağların arasından güvenle yol gösterdi.) | V3: This narrow path has always led to the hidden waterfall. (Bu dar yol her zaman gizli şelaleye çıkmıştır/götürmüştür.)
