Affetmek, bağışlamak

V1: forgive, V2: forgave, V3: forgiven. Okunuşu: /fəˈɡɪv/. Düzensiz bir fiildir. Yapılan bir hataya, haksızlığa veya borca karşı öfkeyi bırakıp hoşgörü göstermek demektir. Nuans: ‘Apologize’ (özür dilemek) eylemini yapan kişiye karşılık olarak ‘forgive’ (affetmek) eylemi yapılır. Yaygın Kullanım: ‘forgive me for asking’ (sorduğum için bağışlayın / kusuruma bakmayın).

V1: A wise king knows when to punish and when to forgive. (Bilge bir kral ne zaman cezalandıracağını ve ne zaman affedeceğini bilir.) | V2: He forgave his brother for the old betrayal. (Eski ihanetinden dolayı kardeşini affetti.) | V3: All your debts to the innkeeper have been forgiven. (Hancıya olan tüm borçların bağışlandı/silindi.)
Ilgili: Düzensiz Fiil pardon excuse