Girmek, içeri girmek, katılmak
V1: enter, V2: entered, V3: entered. Okunuşu: /ˈen.tər/. Düzenli bir fiildir. Bir odaya, binaya veya yeni bir döneme giriş yapmak demektir. Bir yarışmaya katılmak anlamı da vardır. Nuans: İngilizcede fiziksel bir yere girerken KESİNLİKLE ‘into’ veya ‘to’ edatı kullanılmaz (enter the room). Ancak soyut bir anlaşmaya girerken ‘enter into an agreement’ kullanılabilir. Yaygın Kullanım: ‘enter one’s mind’ (aklına gelmek).
❝V1: Only the chosen ones may enter the inner courtyard. (Sadece seçilmiş olanlar iç avluya girebilir.) | V2: The tired caravan entered the city just before sunset. (Yorgun kervan gün batımından hemen önce şehre girdi.) | V3: He has never entered a sword fighting tournament. (O hiçbir zaman bir kılıç dövüşü turnuvasına katılmadı.)
