Sürmek, zorlamak, itmek
V1: drive, V2: drove, V3: driven. Okunuşu: /draɪv/. Düzensiz bir fiildir. Motorlu bir aracı (veya at arabasını) kullanmak/yönlendirmek temel anlamıdır. Nuans: Hayvanlara binmek için ‘ride’ kullanılır (ride a horse). Psikolojik olarak birini bir şeye mecbur bırakmak veya delirtmek anlamı da çok yaygındır. Yaygın Kullanım: ‘drive a hard bargain’ (sıkı pazarlık yapmak), ‘drive someone up the wall’ (birini çıldırtmak / deli etmek).
❝V1: Greed can drive a man to make terrible mistakes. (Açgözlülük, bir insanı korkunç hatalar yapmaya itebilir/sürükleyebilir.) | V2: The merchant drove his carriage safely through the raging storm. (Tüccar arabasını şiddetli fırtınanın içinden güvenle sürdü.) | V3: He has always been driven by a strong desire to explore. (Her zaman güçlü bir keşfetme arzusu tarafından yönlendirilmiştir.)
